
“Hoş geldiniz.” dedi Lavin kapıyı açıp bizi görünce.
Yüzü aşırı derecede solgun duruyordu. “Ne oldu? İyi misin?” diye sordu ablam içeri geçerken.
“Biraz midem bulanıyor ve yorgun hissediyorum.” dedi başını kapıya yaslarken. Üzerinde kısa kollu ve şortlu bir pijama takımı vardı.
Lila da benim önümden içeriye geçince kucağımdaki Çınar’a dikkat ederek ayakkabılarımı çıkarttım. Lavin’e gülümsedim ve omzuna elimi koyup okşadım. “Hadi, geç içeri. Ben geliyorum arkandan.” dedim.
İçeri geçince ayakkabıları evin içine aldım ve kapıyı kapattım. Arkalarından ilerlerken mızmızlanan Çınar’ın sırtını okşadım.
Ablam koltukta otururken Lila da yanına oturup benden aldığı telefonuma bakıyordu. Lavin ise az önce kalktığı belli olan koltuğa geri uzandı.
Lila’nın yanına oturdum ve annesine bakıp mızmızlanan Çınar’ı ablama uzattım.
“Annem!” dedi ablam yüksek bir sesle. Koltuk altlarından tutup havaya kaldırdı ve boynuna bir sürü öpücük bıraktı. Acıktığını belli eden bir şekilde ağlamaya başladı.
“Oy benim güzel kuzum, sen acıktın mı?” Bacaklarının üzerine bıraktı oğlunu ve tişörtünü yukarı doğru kaldırdı. Ardından kucağına aldı ve emzirmeye başladı.
“Lavin, sen gerçekten iyi misin? Hap falan içtin mi?” diye sordum. Gözlerini kapatıp başını yastığa yaslamışken kafasını olumlu anlamda salladı.
“Lavin,” diye seslendi ablam
“Hıı,” diye mırıldandı gözünü açmadan.
“Bak bana, aç şu gözlerini. Bir şey söyleyeceğim.”
“Ne?” dedi gözünü açıp yatmaya devam ederken.
Bir anda “Hamile misin?” diye sordu.
Büyük bir sessizlik oldu bu sorusundan sonra. Duyulan tek ses Çınar’ın sütünü içme sesiydi.
“Ne?” dedi Lavin. Ani bir şekilde koltukta oturur pozisyona geldi. Yüzünden bunu hiç beklemediği gayet net bir şekilde anlaşılıyordu
Durdu birkaç saniye. Ardından başını eğdi ve karnına baktı. Bir elini kaldırdı ve sadece işaret parmağıyla dokundu karnına.
“Lavin?” dedim ona bakarken.
Başını kaldırdı ve bana baktı. Başını iki yana salladı. “Hayır,” diye fısıldadı.
“Ne hayır, sen istemez misin bebeğinin olmasını?” diye sordu ablam.
“Ben…” ne diyeceğini bilemedi. “Bilmiyorum ki. Ben…” Derin bir nefes verdi. “Anne olamam ki.”
“Ablam, deme böyle.” Çınar göğsünden ayrılınca Lila’nın yanına bıraktı ve Lavin’in yanına gitti. Ben de yanlarına gittim.
Gözünden bir damla yaş aktı Lavin’in karnına bakmaya devam ederken. “Senin gibi bir anne olamam ki ben. Annelik nedir onu bile bilmem.”
Bir yanına ben, diğer yanına ablam oturdu. Bir elini sırtına koyup başını omzuna yaslamasını sağladı. Sırtını sıvazladı sakince.
“Olur mu hiç öyle şey ablam?”
“Olur,” dedi Lavin de. “Olamam ben anne falan.”
“Lavin yapma böyle.” dedim ben de kolunu okşayıp.
“Kesin değil ama, değil mi?” diye sordu. “Olmaya da bilir.”
Ablamın “Elis, sen git test al gel, kesin sonucunu bir öğrenelim.” demesiyle yerimden kalktım ve çantamı alarak on beş dakikalık mesafede olan bir eczaneye gittim.
Eve geri geldiğimde Lavin testi alarak salondan çıktı. Biz ise balık istifi gibi koltuğa oturup onu beklemeye başladık. Bir süre geçtikten sonra elinde testi tutarak yanımıza geldi. Anında oturduğumuz yerden kalkarak onun yanına gittik.
“Ne oldu?” diye sordum dolu gözlerini görünce.
Testi bize doğru çevirdi ve aynı anda dudakları arasından sadece tek bir kelime çıktı.
“Hamileyim,” dedi ufak bir tebessümle.
Ona sıkıca sarıldım. O da bana sarılıp omzuma başını yasladığında hıçkırarak ağlamaya başladı.
“Lavin,” dedi ablam. Bir elini omzuna koyup okşadı. “Sen istemiyor musun bu bebeği?” diye sordu.
“Hayır!” dedi anında başını kaldırıp. Kollarını benden çekti ve tekrar elini karnının üzerine koydu. “Sadece…” dedi az öncekinden daha sakin bir şekilde. “Doruk’la hiç bunu konuşmamıştık. Onun ne düşündüğünü bilmiyorum. Bir bebeği olmasını istiyor mu, bilmiyorum.”
“Doruk’tan bahsediyoruz, Lavin.” dedi ablam. “Konuşup konuşmamanız bunu değiştirmez.”
“Evet,” dedim. Elimi yanağına koyup gözünden akan yaşları sildim. “Bu akşam ikiniz beraber güzelce oturup konuşun. Emin ol Doruk çok mutlu olacak.”
Gülümsedi hafifçe. “Gerçekten mi?” dedi küçük bir çocuğu aratmayan masumluğuyla.
Tam bir şey diyeceğim sırada Lila gelip Lavin’e sarıldı. Çenesini karnına yaslayıp alttan alttan ona baktı. “Lavin ablam,” dedi tatlı tatlı. “Bence sen çok iyi bir anne olursun.” Aynı annesinin hamile olduğunu öğrendiği anda yaptığı gibi dudaklarını karnının üzerine yaslayıp öptü.
Ağlamak için bir bahane bekleyen Lavin ise daha çok ağlamaya başladı. Lila’ya sıkıca sarıldı ve eğilip alnına derin bir öpücük bıraktı.
Bilmiyordu belki ama ben onun çok iyi bir anne olacağını biliyordum. Annelik görmemiş olabilirdi aynı benim gibi fakat bu onu kötü bir anne yapmazdı.
Aksine dünyanın en güzel annesi yapardı.
*****
Kapının yanındaki aynadan kendisine son kez baktı Lavin. Ellerini saçlarına atıp düzeltti. Gülümsedi sakince bakışları aynadan karnıyla kesişince. Elini bebeğinin üzerine koyup okşadı.
Nasıl hissedeceğini bilmiyordu. Daha önce kendisini hiç böyle hissetmemişti, bu kadar karmaşık duyguların içinde olmamıştı.
Hem çok mutluydu hem de korkuyordu. Doruk gibi bir ailede büyümemişti, annelik nedir bilmiyordu. Bebeğine gerektiği gibi davranamamaktan, yetememekten deli gibi korkuyordu.
Derin bir nefes verdi. Elini hareket ettirerek okşadı tekrardan bebeğini. “Merhaba,” dedi gülümseyerek. Gözünden akan bir damla yaşa engel olamadı. Ne diyeceğini bilemedi, bekledi öylece aynaya bakarken.
“Umarım beni seversin.” dedi sonrasında. “Umarım anneni seversin.”
Doruk’un gelmesine çok az süre kaldığı için sofrayı hazırlayınca kapının yanına gelmişti, onu bekliyordu. Tam o sırada kapı anahtarla açılınca yönünü oraya çevirdi. Elini karnının üzerinden çekerek dudaklarına derin bir gülümseme yerleştirdi.
“Hoş geldin,” dedi ona gülümseyrek bakan kişiye.
“Şimdi hoş buldum işte.” dedi Doruk da. Kapıyı kapatıp kollarını açtı. Ait olduğu gövdeye sıkıca sarıldı Lavin. Kulağını kalbinin üzerine yasladı, atan kalple beraber derin bir nefes aldı.
Geri çekilince gülümsediler birbirlerine, Doruk uzanıp dudaklarına minik bir buse bıraktı, sonra da aynı şekilde alnına.
Dolu gözlerini görünce “İyi misin sen?” diye sordu. “Ağladın mı?”
“Doruk,” dedi tatlı tatlı Lavin.
“Efendim,”
“Sana söylemem gereken bir şeyi öğrendim bugün.” Şortunun cebine elini sokup çift çizgi olan testi çıkarttı. Aralarında tuttu, Doruk’un bakışları anında teste döndü.
“Hamileyim.”
İki eli de titriyordu. Gözleri sadece karşısındaki adamdayken vereceği tepkiyi kestirmeye çalışıyordu. Tanık olduğu şey ise Doruk’un yavaşça gözlerinin dolmaya başlamasıydı. O da titreyen ellerini kaldırarak Lavin’in ellerine sardı.
Gözünden bir damla yaş usulca yanağına aktı. “Doruk,” dedi Lavin. Böyle bir tepkiyi beklemiyordu.
Cevap vermek yerine kollarını karşısındaki bedene sıkıca sardı. Başını eğip saçlarına derin öpücükler bıraktı defalarca. Sıkıca sarıldı, göğsünden içeri sokmak ister gibi sardı kollarını.
“Teşekkür ederim.” dedi yanağına derin bir öpücük bırakırken.
“Sevindin mi?” diye sordu Lavin.
“Sevinmez olur muyum hiç güzelim.” Gözünden bir damla yaş daha yanağına doğru aktı karşısındaki gözlere bakarken. Lavin anında elini kaldırıp sildi.
“Düşünsene,” dedi Lavin. “Bizim bir bebeğimiz olacak.” Onun da gözünden bir damla yaş akınca Doruk eliyle nazikçe sildi.
“Sana benzeyen bir bebek,” diye mırıldandı. “Bu dünyadaki en güzel şey.”
“Asıl senin annesi olduğun bir bebek,” Derin bir nefes verdi karşısındaki gözlere bakarken. “Dünyada cenneti yaşamak gibi.”
Aklına gelen şey ile gülümsedi Lavin. “Erkek olursa adı belli.”
“Neymiş?”
“Kalbimin batusu, öyle mi?”
Gülümsedi Doruk da. “Batu,” dedi. “Lavin ve Batu. Kalbimin batuları.”
“Doruk ve Batu,” diye tekrarladı Lavin. “Kalbimin batuları.”
Belki şu an ikisi de bilmiyordu fakat hissediyorlardı. Lavin, yetimhanede her gece uyumadan önce hayalini kurduğu ailesini kuracaktı. Evinde hiç kavga olmayacaktı, hiç kimse gizlice ağlamak zorunda kalmayacaktı.
Annesi gibi olmayacaktı, acımasız değildi o. Doruk babası gibi olmayacaktı, ihanete uğramayacaktı. Bebekleri büyüse bile bebekleri olacaktı, korkmayacak, sinmeyecek ve annesiyle babasını güzel hayal etmek zorunda kalmayacaktı, hayallerinden bile çok daha güzel anne ve babası olacaktı.
Belki çocuk hayalindeki gibi pembelerle süslenen mor koltukları olan bir ev değildi fakat aile sıcak ve içtendi. Aileyi sonuna kadar hissettiriyordu. Kalpte bir ışığın var olmasını sağlıyordu.
Selammmm💞💞 Yeni bölümümüz geldi umarım beğenirsiniz. Oy kullanmayı ve yorumlarla düşüncelerinizi benimle paylaşmayı unutmayın lütfen. Yeni bölümde görüşmek üzere. Allah’a emanet olun💕💕💕🫶🏻🫶🏻
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |