19. Bölüm

BÖLÜM 17: BUHAR VE GÖRÜNTÜ

a’
adesonuzzz

### BÖLÜM 17: GÜVENİN KÜLLERİ VE ZİHNİN SAVAŞI

Alessio, Efsun’u kucağına aldığı gibi odasına geri götürdü ve kapıya dört silahlı adam dikti. Gözleri artık sadece mavi değil, simsiyah bir nefretle bakıyordu. Malikanenin geniş avlusunda, o sabah görevli olan tüm korumalar, bahçıvanlar ve hizmetliler tek bir sıra halinde dizilmişti. Atmosfer o kadar gergindi ki, havada uçan bir kuşun kanat sesi bile bir mermi patlaması gibi geliyordu.

 

Alessio, elinde Mia’nın o yapay pembe gülünden kalan parçalarla sıranın önünde yürümeye başladı. Her bir adamın gözlerinin içine, ruhlarını söküp alacakmış gibi bakıyordu.

 

"Bu gül..." dedi Alessio, sesi fırtına öncesi sessizlik kadar derindi. "En yüksek güvenlik protokolüyle korunan, benim nefes aldığım terasa kadar geldi. Bu ne demek biliyor musunuz?" Aniden durup en yakındaki korumanın yakasına yapıştı ve onu havaya kaldırdı. "Bu, benim ekmeğimi yiyip benim soframda oturan birinin, düşmanımla iş birliği yapması demek!"

 

"Efendim, yemin ederiz hiçbir yabancı sızmadı!" diye kekeledi adam.

 

"O zaman bir gölgeyle mi savaşıyorum?" diye kükredi Alessio. "Matteo! Bugün burada görevli olan herkesi bodrumdaki sorgu odalarına al. Parmak izlerinden, banka hesaplarına, son on yıldaki telefon kayıtlarına kadar her şeyi istiyorum. Konuşmayan olursa..." Duraksadı, yüzünde korkunç bir gülümseme belirdi. "Onu bana bırakın. Mia’nın gülünü onun boğazına nasıl tıkayacağımı ben iyi biliyorum."

 

Alessio malikaneyi adeta bir açık hava hapishanesine çevirmişti. Kimsenin dışarı çıkmasına, kimsenin telefon kullanmasına izin vermiyordu. O sarsılmaz imparator, en yakınındakilerden bile şüphe eder hale gelmişti; ve bu tam da Mia’nın istediği şeydi: Alessio’yu yalnızlaştırmak.

Bu sırada yukarıda, odasında hapis kalan Efsun, yatağında oturmuş Alessio’nun aşağıdan gelen bağırışlarını dinliyordu. Korkuyordu, evet; ama o bir kurban değildi. O bir psikologdu ve Mia’nın ne yapmaya çalıştığını çok iyi analiz ediyordu. Mia fiziksel olarak değil, psikolojik olarak saldırıyordu.

 

Alessio kapıyı çarpıp içeri girdiğinde, ceketini fırlatıp ellerini saçlarının arasından geçirdi. "Herkesi sorguya alıyorum Efsun. O sızıntıyı bulacağım."

 

"Bulamayacaksın Alessio," dedi Efsun, sesi şaşırtıcı bir şekilde sakin ve kendinden emindi.

 

Alessio duraksayıp ona baktı. "Ne demek bulamayacaksın? Birisi o gülü oraya koydu!"

 

"Evet, birisi koydu ama o kişi muhtemelen hain olduğunu bile bilmiyor," dedi Efsun, yatağından yavaşça doğrulup Alessio’nun yanına yürüyerek. "Alessio, bak bana. Mia bir narsist ve bir manipülasyon ustası. O gülü bir hain aracılığıyla göndermedi. O gülü, senin en sadık adamlarından birine, farkında bile olmadan bir paketle veya bir yardım malzemesiyle sızdırdı. Senin şu an yaptığın şey, yani kendi adamlarına işkence etmen, tam olarak Mia’nın planı. Sen kendi kaleni içeriden yıkıyorsun."

 

Alessio kaşlarını çattı. "Ne yapmamı bekliyorsun? Hiçbir şey olmamış gibi oturmamı mı?"

 

"Hayır," dedi Efsun, Alessio’nun elini tutup parmaklarını gevşetmeye çalışarak. "Onun oyununu bozacağız. Mia bizim korkmamızı, birbirimizden şüphe etmemizi istiyor. Eğer sen bu malikaneyi bir hapishaneye çevirirsen, o zaten içeri girmiş demektir. Ona istediğini vermeyelim. O gülü oraya seni delirtmek için koydu, beni öldürmek için değil. Eğer beni öldürmek isteseydi, o iğneyi güle değil, benim boğazıma saplardı."

 

Efsun, Alessio’nun gözlerinin içine baktı. "Bana izin ver. Mia’nın profilini çıkarayım. Onun bir sonraki adımını tahmin edebilirim. O bir oyun kuruyor ve bu oyunda piyon değil, oyuncu olmamız lazım. Alessio, o gülü yak ve aşağıya in. Adamlarına güven vermediğin sürece, Mia’ya karşı bir ordun olmayacak; sadece korkmuş bir kalabalığın olacak."

 

Alessio, Efsun’un bu zekice ve vakur duruşu karşısında bir kez daha büyülenmişti. Efsun sadece yaralarını saran bir kadın değildi; o, Alessio’nun göremediği o stratejik boşluğu dolduran tek kişiydi.

 

"Tamam," dedi Alessio, Efsun’un alnına bir öpücük kondurarak. "Dediğini yapacağım. Ama sen de bana söz ver... Zihnini o kadına fazla kaptırma. Mia bir zehirdir Sarca, panzehiri ararken o zehri yutmanı istemiyorum."

 

Efsun gülümsedi ama bu seferki gülümsemesi keskin bir bıçak gibiydi. "Ben zehirlerle çalışmaya alışığım Alessio. Unutma, ben bir psikoloğum; deliliğin kitabını yazanlarla her gün tokalaşıyorum.

***

Odanın içine süzülen akşamüstü güneşi, toz zerrelerini altın birer toz gibi havada asılı bırakıyordu. Efsun, günün yorgunluğunu üzerinden atmak ve o "hasta" görüntüsünden kurtulmak için aynanın karşısındaki o ihtişamlı makyaj masasına oturdu. Üzerinde, Alessio’nun onun için özel olarak seçtiği, tenine değdiği anda eriyen gece mavisi ipek bir sabahlık vardı.

 

Efsun, elindeki fildişi tarağı saçlarına götürmek istedi ama karnındaki o keskin sancı, kolunu kaldırmasına engel oldu. Bir iç çekerek tarağı mermer masanın üzerine bıraktı. Tam o anda, odanın kapısı sessizce açıldı. Alessio, ceketini çoktan bir kenara fırlatmış, gömleğinin kollarını dirseklerine kadar katlamış halde içeri girdi. Gözleri anında aynadaki Efsun’un yansımasına kilitlendi.

 

Alessio, hiçbir şey söylemeden arkasından yaklaştı. O devasa gölgesi Efsun’un üzerine düştüğünde, Efsun aynadan ona bakıp hafifçe gülümsedi. Alessio, masanın üzerindeki tarağı büyük bir vakarla aldı.

 

"Bırak, ben yapacağım," dedi, sesi o kadar yumuşaktı ki Efsun bir an onun o dünyayı titreten mafya lideri olduğuna inanamadı.

 

Alessio, Efsun’un uzun, kömür karası saçlarını parmaklarının arasına aldı. Bir mücevher ustasının paha biçilemez bir elmasa dokunuşu gibi, tarağı saçların arasından geçirmeye başladı. O dev adam, dizlerinin üzerine çökerek Efsun’un boyuna indi. Aynada göz göze geldiler.

 

"Bu ellerin sadece silah tuttuğunu, can aldığını sanıyordum," diye fısıldadı Efsun, gözleri Alessio’nun konsantre olmuş yüzünde gezinirken.

 

Alessio duraksadı, bir tutam saçı kulağının arkasına yerleştirdi ve eğilip Efsun’un omzuna derin, sıcak bir öpücük bıraktı. "Bu eller, sen gelene kadar sadece yok etmeyi biliyordu Sarca. Ama şimdi... Şimdi sadece senin için çiçek tutmayı, senin saçlarında kaybolmayı öğreniyorlar. Sen benim vahşetimi evcilleştiren tek şeysin."

Saçlarını taradıktan sonra Alessio, Efsun’u yavaşça ayağa kaldırdı. Pansuman vakti gelmişti ama bu sefer bunu banyonun o loş ve huzurlu ortamında yapmak istiyordu. Geniş, mermer kaplı banyoya geçtiklerinde buharın sıcaklığı odayı kaplamıştı. Alessio, Efsun’u lavabonun yanındaki mermer tezgâha nazikçe oturttu.

 

Islık çalar gibi gelen su sesinin eşliğinde, Alessio nemli, ılık bir havluyla Efsun’un yarasının etrafındaki kan lekelerini ve kuruyan ilaç izlerini temizlemeye başladı. Bakışları o kadar odaklanmıştı ki, sanki o yarayı bakışlarıyla iyileştirmek istiyordu. Efsun, Alessio’nun bu halini izlerken içindeki o koruma güdüsünün ne kadar derin olduğunu bir kez daha anladı.

 

Alessio, kurşunun bıraktığı o sert, pembeleşmiş izi temizlerken parmakları titredi. Gözlerindeki o sarsılmaz ifade bir anlığına kırıldı; bir suçluluk dalgasının yüzünden geçtiğini gördü Efsun.

 

"Benim yüzümden," diye mırıldandı Alessio, bakışlarını yaradan ayırmadan. "Benim geçmişim seni bu hale getirdi."

 

Efsun, Alessio’nun elini kavradı ve zorla kendi kalbinin üzerine koydu. "Bak," dedi kararlı bir sesle. "Hala atıyor. Ve her atışında senin adını sayıklıyor. Mia bizi vurmaya çalıştı Alessio ama o sadece bedenime dokunabildi. Ruhumuz, o gece o klinikten çok daha güçlü çıktı. Bak bana..."

 

Alessio başını kaldırdığında, Efsun’un gözlerindeki o sonsuz güveni gördü. Efsun, Alessio’nun yüzünü avuçlarının arasına aldı. "Bu yara izi bir utanç değil, bir zafer madalyası. Senin yanında durduğumun, seninle her savaşa gireceğimin kanıtı."

 

Alessio, daha fazla dayanamayarak Efsun’un alnını kendi alnına yasladı. Gözlerini kapattı ve sadece Efsun’un nefesini içine çekti. "Seni bu dünyadaki her şeyden, hatta kendi canımdan bile daha çok koruyacağım. Eğer bir gün o kadının eli sana tekrar değerse, o gün kıyametin koptuğu gün olacak."

 

O buharlı banyoda, suyun şırıltısı altında, birbirlerine tek bir kelime etmeden ama binlerce söz vererek öylece kaldılar. Alessio, Efsun’un beline kollarını dolarken, Efsun da başını onun boyun çukuruna sakladı. Orası, dünyanın en tehlikeli adamının kucağıydı ama Efsun için yeryüzündeki tek güvenli limandı.

 

Bölüm : 11.02.2026 21:49 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
a’ / Mafya'M : KÜL SAATİNDE DOĞANLAR          +1& (yarı texting) / BÖLÜM 17: BUHAR VE GÖRÜNTÜ
a’
Mafya'M : KÜL SAATİNDE DOĞANLAR +1& (yarı texting)

8.51k Okunma

4.08k Oy

0 Takip
56
Bölümlü Kitap
GİRİŞ : Kül Saati ve D'AngeloBÖLÜM 1: 27 Numara ve D'AngeloBÖLÜM 2 : SARCA VE D'ANGELOBÖLÜM 3 : İKİ KADIN, TEK HEDEF VE D'ANGELOBÖLÜM 4 : BENJAMİN VE D'ANGELOBÖLÜM 5 : SALDIRI VE D'ANGELOBÖLÜM 6 : NARKOZ ETKİSİ VE MAGAZİN HABERLERİBÖLÜM 7 : AKŞAM YEMEĞİ VE D'ANGELOBÖLÜM 8: DENİZ VE D'ANGELOBÖLÜM 9: GERİ DÖNÜŞ, BENJAMİN VE D'ANGELOBÖLÜM 10 : TEKLİF VE D'ANGELOBÖLÜM 11: ALTIN KAFESTE YASBÖLÜM 12 : BOMBA VE D'ANGELOBÖLÜM 13: KÖR KURŞUN VE SARCABÖLÜM 14 : YERALTI MAFYASI TOPLANTISI VE D'ANGELOBÖLÜM 15 : HİSLERİN KATILIMI VE D'ANGELOBÖLÜM 16: PEMBE GÜL VE D'ANGELOBÖLÜM 17: BUHAR VE GÖRÜNTÜBÖLÜM 18: EMRET VE KAHVEBÖLÜM 19: ÖZEL BÖLÜM (MİA CLARK)BÖLÜM 20: DÜĞÜN KONUSUBÖLÜM 21 : PİKNİK VE KARABORSABÖLÜM 22: TARİHİ GEÇMİŞ ANILAR VE D'ANGELOBÖLÜM 23: ADRİANA VE MATTEO (ÖZEL BÖLÜM)BÖLÜM 24: BENİMLE BİR ÖMÜR/SEZON FİNALİKARAKTER KARTI ✒️⛓️BÖLÜM 25: KÜLLER VE MÜHÜRLERBÖLÜM 26: KRAL VE KRALİÇEBÖLÜM 27: İHANET VE YÜZÜKBÖLÜM 28 : İPEK VE PUDRABÖLÜM 29: KÜL RENGİBÖLÜM 30: ZEHİR VE MATRİNABÖLÜM 31: BİR ASLANIN TÖVBESİBÖLÜM 32: TEST VE SARCABÖLÜM 33: HAMİLEYİM !BÖLÜM 34: CAM BEBEK VE PATİKBÖLÜM 35: TESLİMİYET VE SUÇBÖLÜM 36: KANLI LABİRENT VE SON YEMİNBÖLÜM 37: SARARMIŞ FOTOĞRAF VE KOLYEBÖLÜM 38: GÜNLÜKBÖLÜM 39: DOKTOR'UN SÖZLERİBÖLÜM 40: İLK MÜHÜR VE İSİMBÖLÜM 41: HAYAT VE GÜNAHBÖLÜM 42: SON GÜNLÜK VE HAPBÖLÜM 43: MİRAS VS SAVAŞBÖLÜM 44: TÜRKİYE Mİ?BÖLÜM 45: ESKİ OLANLARBÖLÜM 46: BİLİYOR MUSUN?BÖLÜM 47: GİDİN BURADANBÖLÜM 48: HEDİYEMİ BEĞENDİN Mİ?BÖLÜM 49: SANAT GALERİSİBÖLÜM 50: SİNYOR ROBOT!BÖLÜM 51: KURDUN İNİNDE İNTİHARFİNAL HASAT ZAMANIÖZEL BÖLÜMÖzel bölüm niyetine
Hikayeyi Paylaş
Loading...