
###BÖLÜM 18: İTALYAN ŞARKİ VE DANS
Gece yarısını çoktan geçmişti. Malikanenin koridorlarında sadece gece lambalarının loş ışığı ve nöbetçi korumaların uzaklardan gelen ayak sesleri vardı. Efsun, günlerdir yediği o tatsız hastane yemeklerinden sonra ilk kez gerçek bir şeylerin, belki de çocukluğundaki gibi bir bardak sıcak süt ve ballı bir kurabiyenin özlemini çekiyordu.
Yanında uyuyan Alessio’yu uyandırmamak için sessizce yataktan süzülmeye çalıştı ama daha ayakları yere değmeden, beline dolanan o güçlü kol onu geri çekti.
"Nereye, Sarca?" Alessio’nun sesi uykudan dolayı iyice boğuklaşmış, karanlıkta bir fısıltı gibi yankılanmıştı.
"Açım Alessio... Ve aşağı inmek istiyorum," dedi Efsun, bir çocuk edasıyla.
Alessio, itiraz etmesine fırsat vermeden yorganı üzerinden fırlattı ve Efsun’u kucağına aldı. "Emredersiniz, sinyora," diye takıldı ona. Alt katta, mutfak kapısındaki korumalar Alessio’yu kucağında Efsun’la, üzerinde sadece siyah bir tişört ve eşofmanla görünce ne yapacaklarını şaşırdılar. Alessio, bir el hareketiyle hepsini uzaklaştırdı.
Koca malikanenin devasa, endüstriyel mutfağında sadece ikisi vardı. Alessio, Efsun’u mermer adanın üzerindeki yüksek sandalyeye oturttu. Hayatında belki de hiç ocağın başına geçmemiş olan bu adam, Efsun için süt ısıtmaya çalışırken o kadar ciddiydi ki, sanki bir atom bombasını etkisiz hale getiriyordu.
"Sütü yakarsan klinikteki diplomamı yırtarım," diye takıldı Efsun, gülerek.
Alessio, elinde cezveyle ona döndü ve o nadir görülen, gözlerinin içini güldüren gülümsemesiyle baktı. "Diploman güvende kalsın. Ama bu mutfakta benim otoritem sarsılıyor, bilesin." Efsun, Alessio’nun o devasa elleriyle kurabiyeleri tabağa dizişini izlerken kalbinin ısındığını hissetti. O an ne Mia vardı, ne kan, ne de intikam... Sadece sıcak süt kokusu ve sevdiği adamın huzuru vardı.
---
Sütlerini içip biraz olsun o gergin havayı dağıttıktan sonra, mutfaktaki küçük radyodan kısık sesli, eski bir İtalyan şarkısı yükselmeye başladı. Kemanın hüzünlü ama tutkulu sesi mutfağın geniş tavanında yankılanıyordu.
Alessio, elindeki bardağı bıraktı ve Efsun’a doğru bir adım attı. Bir elini beline, diğerini ise nazikçe Efsun’un eline koydu. "Biliyorum, dikişlerin hala taze... Ama bu anı kaçıramam," diye fısıldadı.
Efsun, itiraz etmek yerine ayaklarını Alessio’nun devasa ayaklarının üzerine koydu, tıpkı babasının ayakları üzerinde dans eden küçük bir kız çocuğu gibi. Alessio, Efsun’un tüm ağırlığını kendi üzerine alarak, onu incitmemek için milim milim hareket ederek yavaşça sallanmaya başladı.
Ay ışığı mutfağın büyük pencerelerinden süzülüp yerdeki damalı mermerleri aydınlatırken, Alessio başını Efsun’un başına yasladı. "Sana söz veriyorum Sarca," dedi, sesi bir yemin gibi titreyerek. "Bu fırtına dindiğinde, seni buradan götüreceğim. Mia’nın adının bile anılmadığı, sadece senin kahkahalarının duyulduğu bir yere. Sicilya’da, denizin kıyısında bir evimiz olacak. Sadece biz..."
Efsun, gözlerini kapattı ve Alessio’nun güçlü göğsünden gelen o düzenli kalp atışlarını dinledi. "O günü bekleyeceğim Alessio. Ama o güne kadar... sakın beni bırakma."
Alessio, Efsun’un saçlarına derin bir öpücük bıraktı. "Ölüm bile bizi ayırmaya cesaret edemez artık. Sen benim canımsın, canımı kimseye vermem."
O gece mutfağın ortasında, yaralı bir kadın ve dünyayı dize getiren bir adam, her şeyden uzakta sadece birbirlerinin nefesiyle dans ettiler. Bu, o büyük finaldeki evlilik teklifine giden yolda, kalplerinin birbirine en çok mühürlendiği andı.
***
Gı, harika bir yere parmak bastın! Alessio ve Efsun’un o ağır, "dünyayı yakarız" modundaki aşkının yanında, Matteo ve Adriana’nın o daha gerçekçi, daha "ateşle barut" tadındaki bağı hikayeye nefes aldıracak. Matteo, Alessio’nun kopyası gibi ama aslında çok daha içten içe yanan bir adam.
Hadi gel, malikanenin o gergin koridorlarında yeşeren bu gizli aşkı iliklerine kadar hissedelim:
---
# BÖLÜM 44: SİLAHIN GÖLGESİNDE BİR NEFES
### 1. Sahne: Mermer Koridorda Sessiz Çatışma
Gecenin körüydü. Malikanenin devasa koridorları, sadece güvenlik kameralarının kırmızı ışıklarıyla aydınlanıyordu. Adriana, mutfaktan aldığı bir fincan sert, şekersiz İtalyan kahvesiyle yavaş adımlarla ana kumanda odasına giden koridora saptı. Orada, elinde telsiziyle dev ekranların başında bir heykel gibi duran Matteo’yu gördü. Matteo, Alessio’nun sağ kolu olmanın ötesinde, bu evin görünmez duvarıydı.
Adriana, sessizce yanına yaklaşıp kahveyi masanın kenarına bıraktı. "Gözlerin kan çanağına dönmüş, Matteo. Kırk sekiz saattir uyumadığını biliyorum. Bir robot değilsin, devrileceksin."
Matteo, bakışlarını ekranlardan ayırmadan hafifçe gülümsedi; bu sadece Adriana’ya gösterdiği, dışarıya asla sızdırmadığı bir ifadeydi. Kahveyi alırken parmakları kasıtlı ya da kaza eseri Adriana’nın parmaklarına değdi. İkisi de bir elektrik çarpması yaşamış gibi irkildi ama ellerini çekmediler.
"Bu aile uyumadan ben uyuyamam, Adriana. Alessio’nun, Efsun Hanım’ın... ve senin güvenliğin benim tek görevim," dedi Matteo, sesi yorgunluktan kısılmış olsa da otoritesini koruyarak.
Adriana ona biraz daha yaklaştı. "Sen herkesi koruyorsun Matteo, peki ya seni kim koruyacak?"
Matteo, kahvesinden bir yudum alıp Adriana’nın gözlerinin içine baktı. O her zaman buz gibi bakan adamın içinde ilk kez bir yangının kıvılcımları göründü. "Ben kendimi korumaya alışığım. Ama senin bu kadar yakınımda olman... İşte o, kurşunlardan daha tehlikeli."
---
### 2. Sahne: Silah ve Şefkat
Ertesi gün öğleden sonra, malikanenin yer altındaki özel atış poligonunda yankılanan silah sesleri, Adriana’nın kararlılığını gösteriyordu. Mia’nın saldırısından sonra Adriana, bir daha asla savunmasız kalmamaya yemin etmişti. Ancak elindeki ağır tabancayı tutarken bilekleri titriyordu.
Matteo, kapı eşiğinde kollarını göğsünde kavuşturmuş onu izliyordu. Dayanamayıp içeri girdi. "Duruşun yanlış. Omuzlarını kilitliyorsun, bu da geri tepmeyi doğrudan kalbine almana neden oluyor."
Matteo, Adriana’nın tam arkasına geçti. O kadar yakındı ki, Adriana onun gömleğinden yayılan o keskin odunsu parfümü ve barut kokusunu içine çekti. Matteo, ellerini Adriana’nın ellerinin üzerine koydu, parmaklarını onunkilerin üzerine kenetledi.
"Nefes al," diye fısıldadı Matteo, nefesi Adriana’nın kulak arkasını yakıp geçerken. "Tetiği ezme, onunla bütünleş."
Adriana’nın kalbi atış hızından daha hızlı çarpıyordu. "Bu kadar yakın durursan hedefi değil, senin kalbini vururum Matteo," dedi Adriana, sesi titreyerek ama yine de o cesur tavrını bozmayarak.
Matteo, silahı tutan ellerini yavaşça indirdi ama Adriana’yı bırakmadı. Onu kendine doğru çevirdi; aralarında sadece milimetreler kalmıştı. Matteo’nun o sert, disiplinli maskesi ilk kez tamamen düştü. "Zaten vurdun Adriana," dedi, sesi bir itiraf gibi dökülerek. "Sen bu poligona girdiğin ilk gün, ben hedefi çoktan kaybettim."
---
### 3. Sahne: Gizli İttifak ve Gelecek Sözü
Akşam saatlerinde mutfağın loş ışığında, herkes odasına çekilmişken Matteo ve Adriana küçük bir masada yan yana oturmuşlardı. Matteo, Alessio’nun babasıyla ilgili arşivden çıkardığı eski, tozlu bir dosyayı inceliyordu; Adriana ise o sırada Matteo’nun siyah ceketindeki küçük bir söküğü, elinde iğne iplikle onarmaya çalışıyordu.
"Sen dünyayı kurtarmaya, suikastleri önlemeye çalışırken kendine bakmayı unutuyorsun," dedi Adriana, iğneyi kumaşa batırırken. "Söküklerle geziyorsun, Matteo."
Matteo, dosyadan başını kaldırıp Adriana’nın o narin hareketlerini izledi. Hayatında ilk kez biri onun için bu kadar küçük ama anlamlı bir şey yapıyordu. "Benim hayatım söküklerle dolu, Adriana. Bir ceket söküğü ne ki?"
Adriana dikişi bitirip ipi dişleriyle kopardı ve elini Matteo’nun yanağına koydu. "Ben o söküklerin hepsini dikerim. Yeter ki sen bana izin ver."
Matteo, Adriana’nın elini tutup avucunun içini öptü. "Bu savaş bittiğinde, Mia denen o gölge üzerimizden çekildiğinde... Seni bu karanlık koridorlardan çıkaracağım. Sadece bizim olduğumuz, telsiz seslerinin gelmediği bir yere gideceğiz. Söz veriyorum."
Bu, malikanenin kan ve barut kokan duvarları arasında verilen en temiz sözdü. Alessio ve Efsun’un fırtınası devam ederken, Matteo ve Adriana o fırtınanın içinde birbirlerine sığınacak bir liman olacaklardı...
---
oy ve yorum bekliyorummm
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.51k Okunma |
4.08k Oy |
0 Takip |
56 Bölümlü Kitap |