
###BÖLÜM 19: PEMBE BEŞİĞİN GÖLGESİNDE
Mia Clark'tan (bölüm sonu sürprizi var)
Dünya, Alessio D’Angelo için sarsılmaz bir kale, Efsun içinse aşkın iyileştirici gücüydü. Ama benim için dünya; sadece camdan bir fanus, içinde piyonların devrildiği bir satranç tahtasıydı.
Malikanenin o şatafatlı terasına bıraktığım o pembe gülün, Alessio’yu nasıl çıldırttığını hayal edebiliyordum. O öfkeyle sağa sola saldırırken, ben Roma’nın dışındaki o sessiz, orman derinliklerine gizlenmiş modern villamın balkonunda şarabımı yudumluyordum. Üzerimde pembe ipek sabahlığım, yüzümde ise o her zamanki kusursuz maskem vardı.
İçeriden gelen o ince ağlama sesiyle irkildim. Şarap kadehimi masaya bırakıp içeri, o loş ışıklı odaya süzüldüm.
Oda, malikanedeki o kanlı sahnelerimin aksine bembeyaz ve huzur doluydu. Bir yanda bir yaşındaki oğlum Luca, diğer yanda henüz altı aylık olan minik kızım Elena uyuyordu. Luca uykusunda mızmızlanırken yanına gidip o altın sarısı saçlarını okşadım. Az önce bir katliam planlayan ellerim, şimdi bir annenin şefkatiyle titriyordu.
"Şşş... Anne burada küçük aslanım," diye fısıldadım.
Onlara baktığımda içimdeki o karanlık boşluk bir anlığına doluyordu. İnsanlar benim kalpsiz olduğumu sanıyordu. Alessio, onu takıntı haline getirdiğimi sanıyordu. Oysa benim yaptığım her şey, bu iki meleğin geleceği içindi. Onların babasının kurduğu o gizli imparatorluğun tacını giyebilmeleri için, yolumuzdaki tüm taşları—başta D’Angelo’ları—temizlemem gerekiyordu.
Efsun... O küçük doktor. Alessio’nun kalbini yumuşattığını sanıyordu. Bilmiyordu ki, Alessio’nun yumuşayan kalbi, benim çocuklarımın ekmeğine sürülen bir yağdı. Alessio zayıfladıkça, benim ailem güçlenecekti.
Tam o sırada odanın kapısı yavaşça aralandı. İçeri giren adamın yüzü karanlıkta kalsa da, heybetli gölgesi duvara vurdu. O, bu dünyada diz çökmediğim tek kişi, çocuklarımın babası ve benim en büyük sırrımdı.
Yanıma yaklaştı, elini belime koyup beni kendine çekti. Kulağıma eğilip o buz gibi, otoriter sesiyle fısıldadı:
"Fazla ileri gidiyorsun Mia. Alessio’nun malikanesine sızmak riskliydi. Eğer seni fark ederse, bu çocuklar yetim kalır."
Hafifçe gülümsedim ve başımı onun sert göğsüne yasladım. "Beni fark edemez. O şu an aşk sarhoşu, o doktorun dizlerinde uyuyor. Senin ismini, senin kim olduğunu ve neden bu savaşı başlattığımızı öğrenene kadar... her şey benim kontrolümde."
"Yine de dikkatli ol," dedi adam, sesi bir emir gibiydi. "2. raunt başladığında, ben bizzat orada olacağım. O zamana kadar gölgelerde kalmaya devam etmeliyiz."
Luca’nın beşiğinin üzerine eğilip minik elini öptüm. "Efsun ve Alessio o malikanede evlilik hayalleri kursunlar bakalım," dedim, sesimdeki şefkat yerini zehirli bir nefrete bırakırken. "Bilmiyorlar ki, onların en mutlu günü, benim çocuklarımın saltanatının başladığı gün olacak. Bizim ailemiz, onların küllerinden doğacak."
Gece sessizdi. Ormanın derinliklerinde, kimsenin bilmediği o evde, dünyanın en tehlikeli kadını pembe bir beşiği sallıyordu. Dışarıda bir canavardı, ama burada bir anneydi. Ve bir anne, yavruları için dünyayı yakmaktan asla çekinmezdi.
---
Mia Clark, özel bölüm çok istendi yaptım lütfen oy yorum yapmayı unutmayın 🫶
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.51k Okunma |
4.08k Oy |
0 Takip |
56 Bölümlü Kitap |