
### BÖLÜM 23: ÇELİKTEN BİR KALBİN İLK ATISI
Malikanenin arka tarafında, korumaların dahi pek uğramadığı, antika heykellerle dolu sessiz bir avlu vardı. Gece yarısı olmuş, aile meclisi dağılmıştı. Matteo, her zamanki gibi elinde telsizi, üzerinde siyah operasyon kazağıyla avlunun taş duvarına yaslanmış, karanlığı izliyordu. Ama zihni bu sefer güvenlik protokollerinde değil, az önce mutfakta kendisine gülümseyen o esmer fırtınadaydı.
Adriana, omuzlarına attığı şalla sessizce avluya girdi. Matteo’nun onu fark ettiğini biliyordu; Matteo’nun radarına yakalanmadan kuş uçmazdı bu evde.
"Yine mi nöbet?" dedi Adriana, sesi gece kuşlarının sesine karışarak. "Alessio bile uyudu Matteo.Senin bu mesai aşkın bir gün sonun olacak."
Matteo, başını yavaşça ona çevirdi. Gözlerindeki yorgunluk, Adriana’yı gördüğü anda yerini derin bir dikkatle doldurdu. "Benim hayatım bu, Adriana. Tehlike uyumazsa, ben de uyumam."
Adriana, Matteo’nun tam karşısında durdu. Aralarındaki mesafe azaldıkça, Matteo’nun o mermer gibi duran göğsünün nasıl hızla inip kalktığını fark etti. "Herkesi koruyorsun Matteo... Ama sen yanarken kimse fark etmiyor. Kendini bu kadar gizlemekten yorulmadın mı?"
Matteo bir adım attı, Adriana ile aralarındaki o son savunma hattını da yıktı. "Gizlemiyorum," dedi sesi kısık bir uğultu gibi. "Sadece... nasıl konuşulur bilmiyorum. Ben emir almayı ve vermeyi bilirim. Ama senin karşında, tüm emirler zihnimde siliniyor."
Adriana, elini cesurca Matteo’nun kalbinin üzerine koydu. Matteo’nun o sert kaslarının altındaki kalbin nasıl deli gibi çarptığını hissettiğinde gülümsedi. "Bak," dedi fısıldayarak. "Burada başka bir şey diyor. 'Emret komutanım' demiyor bu kalp."
Matteo, Adriana’nın elini tuttu. Parmaklarını onunkilere geçirdi. O devasa, çatışmalardan nasır tutmuş elleri, Adriana’nın narin tenine değerken titriyordu. "Eğer bu savaştan sağ çıkarsak," dedi Matteo, ilk kez bu kadar net ve korkusuzca. "Eğer Alessio ve Efsun’un o hayal ettiği huzuru kurabilirsek... Ben de bir hayatım olsun istiyorum. Senin içinde olduğun bir hayat."
Adriana, Matteo’nun boynuna kollarını doladı ve parmak uçlarında yükseldi. "Savaş bitti Matteo. Biz kazandık. Sadece kendimize itiraf etmemiz kaldı."
Matteo, Adriana’nın belini öyle bir kavradı ki, sanki onu tüm dünyadan kaçırıp saklamak istiyordu. Başını onun saçlarına gömdü ve derin bir nefes aldı. "Seni korumak benim görevim sanıyordum," dedi boğuk bir sesle. "Ama yanılmışım. Seni sevmek benim kaderimmiş."
Matteo, ceketinin iç cebinden küçük, gümüş bir anahtarlık çıkardı. Üzerinde küçük bir çapa figürü vardı. "Bunu babamdan kalan tek hatıra olarak saklıyordum," dedi Adriana’nın avucuna bırakırken. "Sana verecek pırlantalarım, koca bir imparatorluğum yok. Sadece sadakatim ve bu küçük çapa var. Beni fırtınalarda tutan tek şey buydu... Artık sende kalsın."
Adriana, gözleri dolarak o küçük gümüş parçasına baktı. "Bu benim için dünyanın en pahalı yüzüğünden daha değerli Matteo. Çünkü bu senin ruhun."
Gecenin karanlığında, iki gölge malikanenin o soğuk mermerleri üzerinde birbirine karıştı. Alessio ve Efsun’un o görkemli aşkının yanında, Matteo ve Adriana’nın bu sessiz, fedakar ve bir o kadar da tutkulu bağı, yaklaşan finalin en güzel yan hikayesi olmuştu.
---
özel bölüm olduğu için kısa 🫶🫠🥹
oy yorum bekliyorummm
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.51k Okunma |
4.08k Oy |
0 Takip |
56 Bölümlü Kitap |