
###BÖLÜM 24: GÜN BATIMINDA BİR YEMİN
Malikanenin o yüksek duvarları, aylardır süren fırtınanın, kanın ve gözyaşının ardından ilk kez bu kadar sessizdi. Alessio, yatak odasının aynasında son kez üstünü düzeltti. Üzerinde kömür karası, jilet gibi bir takım elbise vardı; gömleğinin ilk iki düğmesini açık bırakmıştı, tıpkı Efsun’un sevdiği o serseri ama asil hali gibi.
Efsun, odaya girdiğinde Alessio’nun bu özenli halini görünce duraksadı. Kendisi de Fatma Anne ve Adriana’nın ısrarıyla hafif bir makyaj yapmış, üzerine tenini bir tül gibi saran, uçuk pembe, zarif bir elbise giymişti.
"Alessio? Bu hazırlık ne için?" diye sordu Efsun, sesi merakla titreyerek.
Alessio, Efsun’a doğru yürüdü ve ellerini onun beline doladı. Alnını alnına yaslayıp derin bir nefes aldı. "Çok uzun zamandır bu duvarların arasındayız Sarca. Bugün sadece biz olalım istiyorum. Geçmiş yok, Mia yok, düşmanlar yok... Sadece sen ve ben. Seni bir yere götürmek istiyorum."
Efsun, bu teklifin arkasında yatan huzuru hissetti. "Kabul ediyorum," dedi gülümseyerek. "Dünyanın ucuna bile olsa, seninle gelirim."
Alessio, Efsun’u Roma’nın o kalabalık caddelerinden uzaklaştırıp denize nazır, sarp kayalıkların üzerine tünemiş eski bir taş binaya getirdi. Burası, Alessio’nun yıllardır güvendiği eski bir dostuna ait olan, sadece seçkin ve güvenilir kişilerin bildiği gizli bir restorandı.
İçeri girdiklerinde restoranın sahibi, Alessio’yu saygıyla selamladı. Alessio, Efsun’un elini bırakmadan onu üst kata çıkardı. Burası alt kattan daha sessizdi; sadece birkaç masa doluydu ve garsonlar adeta birer gölge gibi hareket ediyordu. Alessio, Efsun’u tam da Adriyatik Denizi’nin üzerine batan güneşi kucaklayan o en özel masaya oturttu.
Gökyüzü turuncudan kızıla, kızıldan morun en derin tonlarına dönüyordu. Masada en lezzetli İtalyan yemekleri ve hafif bir müzik eşliğinde saatlerce konuştular. Alessio ilk kez bu kadar çok gülüyor, Efsun ise o kahkahaların içinde hayat buluyordu.
"Biliyorum," dedi Alessio, Efsun’un elini masanın üzerinde sıkarken. "Seni korumaya çalışırken seni çok yordum. Ama o gece, seni kucağımda o klinikten çıkarırken kendime bir söz verdim. Eğer o gözleri tekrar açarsan, sana hayatın boyunca görmediğin o huzuru vereceğim dedim."
Efsun’un gözleri doldu. "Sen benim yanımdayken ben zaten huzurluyum Alessio. Başka hiçbir şeye ihtiyacım yok."
Kahvelerini yudumlarken güneşin son kırıntıları denizin üzerinde dans ediyordu. Kahveler bittiğinde, garsonlar sessizce masadan çekildi. Üst katta sanki hayat durmuştu.
Alessio, beklenmedik bir anda sandalyesini geri itip ayağa kalktı. Efsun, son ayların verdiği o tetikte olma içgüdüsüyle irkilerek ayağa fırladı. Gözleri hemen kapıya ve pencerelere kaydı. "Alessio? Bir sorun mu var? Bir saldırı mı?"
Alessio, Efsun’un bu korku dolu haline buruk bir gülümsemeyle baktı ve onun ellerini tuttu. "Sakin ol Sarca... Hiçbir sorun yok. Sadece bak..."
Denizin üzerindeki o devasa güneş, ufuk çizgisinde kaybolmak üzereydi. Alessio, Efsun’un ellerini yavaşça bıraktı. Efsun ne olduğunu anlamaya çalışırken, Alessio elini ceketinin iç cebine attı. O an zaman, Roma’nın o eski taşları gibi donup kaldı.
Alessio, cebinden bordo kadife bir kutu çıkardı. Efsun’un nefesi boğazında düğümlendi, kalbi göğüs kafesini yırtacakmış gibi çarpmaya başladı. Dünyayı dize getiren, tek bir emriyle orduları harekete geçiren o adam; Alessio D'Angelo, bir dizini yere vurdu ve Efsun’un önünde eğildi.
Kutuyu açtığında, gün batımının son ışıkları kutunun içindeki o eşsiz, damla kesim pırlantanın üzerinde kırıldı. Pırlanta, sanki Efsun’un döktüğü o son yaşın donmuş hali gibi parlıyordu.
Alessio, Efsun’un titreyen gözlerinin içine baktı. Sesi hiç olmadığı kadar çıplak, hiç olmadığı kadar sahiciydi:
"Benim dünyamda sevgi bir zayıflıktı Efsun. Ama sen o zayıflığı benim en büyük gücüm yaptın. Karanlığımın içinde parlayan tek ışık sendin. Seninle sadece hayatta kalmak değil, seninle yaşamak istiyorum. Acını acım, sevincini bayramım bilmek istiyorum."
Efsun olduğu yerde kilitlenmişti. Dudakları titriyor ama tek bir kelime bile çıkmıyordu. Gözlerinden süzülen bir damla yaş, elmacık kemiğinden süzülüp elbisesine düştü.
Alessio, kutuyu ona doğru biraz daha uzattı ve o asırlık soruyu sordu:
"Benimle, bu hikayenin sonuna kadar değil; sonsuza kadar yürür müsün? Benimle evlenir misin, Sinyora D'Angelo?"
Efsun, önünde diz çökmüş olan o dev adama, hayatının aşkına bakarken dünya sessizliğe büründü. Gün batımı yerini lacivert bir geceye bırakırken, Roma’nın o saklı terasında sadece tek bir soru ve o sorunun cevabını bekleyen devasa bir aşk asılı kaldı.
BÖLÜMÜN SONU (1. KİTAP FİNALİ)
***
Arkadaşlar sizinle bu serinin ilk kitabını bitirdik 🥹
bana destek veren herkese, teşekkür ederim...
diğer kitabımız en kısa sürede sizinle olacak 🪻🪼
unutmayın D'Angelo, sadece anılarda olmaz...
BİTİŞ : 12 ŞUBAT, PERŞEMBE, 2026
17:33
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.51k Okunma |
4.08k Oy |
0 Takip |
56 Bölümlü Kitap |