
### BÖLÜM 25: KÜLLER VE MÜHÜRLER
Roma’nın gün batımı, gökyüzünü kana benzer bir kızıla boyarken; terasta zaman, bir pırlantanın ışıltısında asılı kalmıştı. Alessio D’Angelo, o sarsılmaz, heybetli gövdesiyle bir kadının önünde diz çökmüştü. Elindeki bordo kadife kutu, aslında bir tekliften fazlasını; bir teslimiyeti simgeliyordu.
Efsun’un kulakları uğuldamaya başladı. Alessio’nun "Benimle evlenir misin?" sorusu, zihninin derinliklerinde bir yankı odasına düşmüş gibiydi. O an, şimdiki zamanın perdesi aralandı ve Efsun’un anıları, bir sel gibi bilincine boşaldı.
Gözlerinin önüne o ilk gün geldi; babasının mezarı başındaki o nemli, yapışkan çamur... Toprağın kokusu burnuna kadar geldi yeniden. Alessio’nun kolunu bir pranga gibi kavrayışını, kulağına fısıldadığı o ölümcül tehdidi hissetti. Matteo’yu kurtarmak için sistemi bükmek zorunda kaldığı o adliye koridorlarını, korkudan titreyen dizlerini ama Alessio’nun gözlerine bakarken kalbinde yeşeren o tuhaf, karanlık güveni hatırladı. Bir zamanlar canını almakla tehdit eden bu adam, şimdi o canı emanet almak için önünde eğiliyordu.
Efsun’un göz pınarları bu yükü daha fazla taşıyamadı. Sıcak bir damla yanağından süzülüp çenesine, oradan da yerdeki mermere düştü. Ama bu acının değil, bir mucizenin gözyaşıydı. Boğazına bir düğüm oturdu, dudakları titredi ama tek bir kelime bile çıkmadı.
Alessio, Efsun’un bu sessizliğinde boğulur gibi oldu. Genç kadının gözlerindeki o hüzünlü parıltıyı, o uzaklara giden bakışları gördükçe kalbi göğüs kafesine sığmaz oldu. Elini hafifçe ileri uzattı, sesi bir yalvarış değil ama bir liman kadar sığındırıcıydı.
"Efsun..." dedi Alessio, sesi okyanusun en derininden gelen bir uğultu gibiydi. "Nefes al Sarca... Sadece bir cevap. Sadece tek bir kelime."
Efsun derin bir nefes çekti ciğerlerine. Dudakları aralandı, kalbindeki o koca "Evet" tam dilinin ucuna geldiği an, Alessio’nun ceketinin iç cebindeki telsiz, o kutsal sessizliği cam kırığı gibi parçaladı.
Cızırtıların arasından Matteo’nun her zamankinden daha mesafeli ve ciddi sesi duyuldu:
"Efendim... Malikaneye bir kadın geldi. Sizinle acilen görüşmek istiyor. Durum... göründüğünden daha mühim."
Alessio’nun kaşları anında çatıldı. O aşık, yumuşak bakışlar saniyeler içinde yerini korumacı bir liderin keskinliğine bıraktı. Matteo’nun bu teklifi bildiği halde araya girmesi, durumun ne kadar kritik olduğunun kanıtıydı. Alessio, Efsun’un gözlerinden bir saniye bile ayrılmadan, diz çöktüğü yerden bir aslan çevikliğiyle ayağa kalktı. Bordo kutuyu kapatıp cebine yerleştirirken, bakışlarında hala o cevaba aç olan adam vardı.
"İstediğin kadar düşün Sarca," dedi Alessio, sesindeki otorite geri gelmişti ama içi hala titriyordu. "Düşün ki kalbin bu yükten emin olsun. Ama unutma... Benim kararım çoktan belli. Sen benim mühürlü kaderimsin."
Alessio, Efsun’un elini bırakmadı. Onu korumacı bir tavırla yanına çekti ve birlikte terastan çıkıp aşağıda bekleyen siyah zırhlı araca yöneldiler. Yol boyunca Efsun, camdan dışarıdaki Roma ışıklarına bakarken aslında hala o mezarlıktaki yağmuru düşünüyordu. Nereden nereye gelmişlerdi...
***
Malikane Girişi
Araba malikanenin devasa demir kapılarından içeri süzüldüğünde, bahçedeki korumaların her zamankinden daha gergin olduğunu fark ettiler. Alessio kapıyı açıp Efsun’un inmesine yardım etti ve hızla giriş holüne yürüdüler.
Giriş katının tam ortasında, elinde ince bir şampanya kadehiyle duran, 53 yaşındaki o efsanevi kadın duruyordu. Üzerindeki bembeyaz ipek döpiyesi, boynundaki paha biçilemez incileri ve sanki zamanı durdurmuş gibi duran havalı yüzüyle Martina tam bir kraliçe gibiydi. Etrafındaki Matteo ve Adriana’ya, sanki onlar kendi özel uşaklarıymış gibi tepeden bakıyordu.
Alessio, kapının eşiğinde durdu. Gözleri şaşkınlıkla büyüdü. "Anne?"
Martina, yavaşça oğluna döndü. Yüzünde o lüks hayattan ve zaferden beslenen mağrur gülümseme belirdi. "Ah, Alessio. D'Angelo soyadını bir Türk geliniyle birleştirmeye bu kadar kararlı olduğunu duyunca, düğün hazırlıklarını bizzat denetlemem gerektiğini düşündüm."
Efsun, bu kadının yaydığı o devasa, ezici otoriteyi hissetmişti. Ama o, Alessio'nun sevdiği kadındı. Öne çıktı, Alessio'nun elini daha sıkı tutarak Martina'nın o buz gibi ama meraklı gözlerine baktı.
"Hoş geldiniz," dedi Efsun, asaletinden ödün vermeden. "Hoş geldiniz Martina Anne."
Martina, "Anne" hitabını duyunca şampanya kadehini havada durdurup Efsun’u bir mücevheri inceler gibi baştan aşağı süzdü. "Bak sen... Akıllı bir kız. En azından kimin önünde eğilmesi gerektiğini biliyor. Hoş bulduk tatlım."
***
bu bölüm nasıldı?
oy ve yorum bekliyorumm
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.51k Okunma |
4.08k Oy |
0 Takip |
56 Bölümlü Kitap |