29. Bölüm

BÖLÜM 26: KRAL VE KRALİÇE

a’
adesonuzzz

###BÖLÜM 26: İKİ DÜNYANIN ÇARPIŞMASI (DEVAM)

Malikanenin giriş holündeki hava, saniyeler içinde buz kesti. Martina, elindeki şampanya kadehini bir asayı tutar gibi tutuyor, zafer kazanmış bir edayla Efsun’un kendisine boyun eğmesini bekliyordu. Efsun’un az önceki "hoş geldiniz" nezaketi, Martina tarafından bir teslimiyet olarak algılanmıştı. Ancak Martina’nın unuttuğu bir şey vardı: Efsun Sarca, o çamurlu mezarlıktan bu malikaneye gelene kadar hiçbir fırtınada diz çökmemişti.

 

Martina’nın o alaycı, "Kimin önünde eğilmesi gerektiğini biliyor," cümlesi holün yüksek tavanlarında yankılanırken, Efsun’un okyanus mavisi gözlerindeki yumuşaklık yerini keskin bir buz kütlesine bıraktı. Efsun, Alessio’nun elini bıraktı ve Martina’ya doğru bir adım attı. Aralarındaki o birkaç metrelik mesafe, iki farklı dünyanın sınırı gibiydi.

 

"Bir yanlış anlaşılma olmasın Martina Hanım," dedi Efsun, sesi o kadar net ve tavizsizdi ki Matteo bile nefesini tuttu. "Ben size 'anne' diyerek Alessio’nun geçmişine duyduğum saygıyı gösterdim. Ama şunu bilin ki; ben bugüne kadar kimsenin önünde eğilmedim, bundan sonra da eğilmem. Martina Anne olmanız, benim üzerimde bir otorite kurabileceğiniz anlamına gelmez."

 

Martina’nın yüzündeki o mağrur gülümseme dondu. Gözlerini kıstı, ilk defa birinin ona bu kadar doğrudan meydan okumasına şahit oluyordu. Alessio, Efsun’un bu dik duruşu karşısında içten içe bir hayranlık duysa da, annesinin ne kadar tehlikeli olabileceğini bildiği için araya girmek üzereydi.

 

Tam o sırada, mutfak tarafındaki merdivenlerden Fatma Anne’nin yumuşak sesi duyuldu. Üzerinde her zamanki temiz pamuklu elbisesi, başında ise huzur veren beyaz tülbendiyle aşağı iniyordu. Martina’nın pırlantalarla süslü, aşırı lüks ve yapay dünyasının tam zıttıydı Fatma Anne; o, toprağın ve şifanın sesiydi.

 

"Neler oluyor burada? Alessio, oğlum?" dedi Fatma Anne, meraklı ve endişeli gözlerle hole girerken.

 

Martina yavaşça döndü. Karşısındaki bu "sıradan" kadını gördüğünde dudakları aşağılayıcı bir kıvrımla büküldü. Şampanya kadehini yanındaki sehpanın üzerine sertçe bıraktı ve sahte bir neşeyle Fatma Anne’ye doğru yürüdü.

 

"Ah, demek meşhur Fatma sensin," dedi Martina, Fatma Anne’nin elini tutmak yerine onu süzerek. "Oğlumun Türkiye’deki sığınağı... Gel tatlım, gel seninle biraz baş başa konuşalım. Buranın havası biraz... gerginleşti."

 

Martina, Fatma Anne’nin şaşkınlığına fırsat vermeden onun koluna girdi ve onu kütüphane odasına doğru adeta sürükledi. Kapı kapandığında Martina, odanın ortasındaki antika koltuğa bir kraliçe gibi yerleşti. Fatma Anne ise ellerini önünde birleştirmiş, karşısındaki bu yabancı kadının yaydığı o rahatsız edici lüksün içinde huzursuzca bekliyordu.

 

"Bak Fatma," diye başladı Martina, tırnaklarını incelerken. "Alessio sana bir anne gibi davranmış olabilir, sana minnet duyuyor olabilir ama artık ben buradayım. D'Angelo malikanesi, senin o alışık olduğun kasaba evlerine benzemez. Burada her şeyin bir bedeli, bir kuralı vardır. Ben Paris’te, Milano’da en yüksek çevrelerde yaşarken; sen muhtemelen mutfağında un eliyordun. Bu farkı bilerek hareket etmeni öneririm."

 

Fatma Anne, kalbindeki o engin sabırla Martina’ya baktı. Martina’nın kendini öven, lüks hayatını ve dünyadaki yerini yücelten aşağılayıcı cümleleri peşi sıra dökülürken; Fatma Anne’nin tek düşündüğü çocuklarının huzuruydu. Martina’nın sesi, odadaki o sessizliği kirletiyordu.

 

"Martina Hanım," dedi Fatma Anne nazikçe ama kararlı bir şekilde sözünü keserek. "Sizin dünyanız çok parlıyor olabilir ama insanın içindeki ışık sönmüşse, altınlar o karanlığı örtmeye yetmez. Ben bir bahçeye bakayım, çiçeklerin suya ihtiyacı vardır şimdi..."

 

Fatma Anne, Martina’nın şaşkın bakışları altında odadan çıktı. Kapıyı kapattığı an derin bir nefes aldı. Holde Alessio ve Efsun hala ayaktaydı. Fatma Anne onlara hafifçe gülümsedi ve bahçe kapısına doğru yöneldi. O sırada içeriye, annesinin odada olduğunu bilen Alessio girdi.

 

Alessio, annesinin odadan çıktığındaki o zafer kazanmış havasını ve Efsun’un o gergin duruşunu gördüğünde, savaşın asıl şimdi başladığını anladı. Efsun’un yanına gitti, elini beline koydu ve fısıldadı:

 

"Hoş geldin cehenneme Sarca... Ama unutma, bu cehennemin kralı benim, kraliçesi ise sensin."

Kütüphane odasının ağır, masif kapısı Alessio’nun arkasından tok bir sesle kapandı. İçerideki hava, Martina’nın ağır parfümü ve yılların biriktirdiği o soğuk hesaplaşmayla doluydu. Martina, koltuğunda bir kraliçe edasıyla oturmuş, az önce Fatma Anne’yi aşağılamanın verdiği gizli tatminle tırnaklarını inceliyordu.

 

Alessio içeri girdiğinde Martina hemen ayağa kalktı. Hiçbir şey olmamış, aradan o kanlı on beş yıl geçmemiş gibi yüzünde sahte ama büyüleyici bir gülümseme belirdi. "Oğlum... Canım oğlum," diyerek Alessio’ya doğru yürüdü ve kollarını onun o kaskatı kesilmiş, devasa omuzlarına doladı.

 

Alessio, annesinin bu sahte sıcaklığı karşısında bir heykel gibi donup kaldı. Martina’nın dokunuşu ona sevgi değil, sadece terk edilmişliğin o acı tadını hatırlatıyordu. Martina, oğlunun kulağına eğilip "Hala baban gibi kokuyorsun, ama ondan çok daha yakışıklısın," diye fısıldadığında, Alessio’nun sabır zinciri son halkasından koptu.

 

Alessio, annesini sert ama kontrollü bir hareketle kendinden uzaklaştırdı. İlk başta çok sakindi; okyanus mavisi gözleri adeta fırtına öncesi sessizliği yaşıyordu.

 

"Oğlum mu?" dedi Alessio, sesi derin bir uçurumun dibinden geliyormuş gibi boğuktu. "kaç yıl sonra mı aklına geldi senin bir oğlun olduğu Martina?"

 

Martina, hiçbir suçluluk duymadan omuz silkti. "Hayat devam ediyordu Alessio, babanın o boğucu dünyasından kaçmak zorundaydım. Ben kendi huzurumu aradım."

 

İşte o an Alessio’nun içindeki o küçük çocuk patladı. Sesi malikanenin duvarlarını sarsacak kadar gür ve öfkeliydi. "Sen gidip otellerde huzur ararken ben burada ne yaptım anne! Sen orada kadeh kaldırırken, Avrupa’nın en lüks restoranlarında kahkaha atarken ben burada yapayalnız, korku dolu küçük bir çocuktum; hatırlatırım sana!"

 

Alessio bir adım daha attı annesinin üzerine, öfkesi odadaki havayı yakıyordu. "Ben huzur nedir bilemedim. Sevgi nedir, bir kadının şefkati nedir öğrenemedim. Ama artık biliyorum! Artık bir limanım var ve o da müstakbel karım sayesinde... Yani Efsun Sarca sayesinde! Senin o alıştığın, sana itaat eden kadınlardan değil o. Senin o sahte dünyana sığmayacak kadar gerçek biri!"

 

Alessio’nun gözleri, savunmaya geçtiği kadına duyduğu o derin tutku ve şehvetle karardı. Sesi artık bir liderin emri kadar kesindi:

 

"Buranın tek bir kraliçesi var, o da Efsun. Eğer bunu hazmedemiyorsan, yıllar önce yaptığın gibi yine gidebilirsin anne. Kapı orada! Ama unutma, artık kurallar değişti. Babam öldü, devir kapandı. Buraya miras payı kovalamaya geldiysen, yanlış kapıdasın. Benim dünyamda sadece sadakat geçerli, terk edişler değil!"

 

Tüm bu konuşmalar yaşanırken, kapının hemen ardında, elini kalbinin üzerine bastırmış bir kadın duruyordu. Efsun, Alessio’nun her cümlesinde, her bağırışında ruhunun parça parça olduğunu hissediyordu. Alessio’nun o devasa gövdesinin içinde ne kadar yaralı, ne kadar sevgisiz kalmış bir çocuk barındırdığını ilk kez bu kadar net görüyordu.

 

Efsun’un yanaklarından süzülen yaşlar, sessizce yerdeki halıya düşüyordu. Alessio’nun onu annesine karşı böyle savunması, ona "huzurum" demesi kalbinde hem bir çiçek bahçesi açtırıyor hem de o bahçeyi hüzünle suluyordu. Alessio’nun annesine karşı haykırdığı o terk edilmişlik hikayesi, Efsun’un ona olan sevgisini bin kat daha artırmıştı. Artık sadece aşık olduğu adam değil, koruması gereken o yaralı çocuktu Alessio.

 

Efsun, hıçkırığını bastırmak için elini ağzına kapadı. Alessio’nun "Buranın kraliçesi o" deyişi kulaklarında yankılanırken, içinden bir yemin etti: Seni bir daha kimsenin terk etmesine izin vermeyeceğim Alessio D'Angelo. Senin o küçük çocuk kalbini ben iyileştireceğim.

 

***

bu bölüm nasıldı?

oy ve yorum bekliyorummm

Bölüm : 13.02.2026 14:09 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
a’ / Mafya'M : KÜL SAATİNDE DOĞANLAR          +1& (yarı texting) / BÖLÜM 26: KRAL VE KRALİÇE
a’
Mafya'M : KÜL SAATİNDE DOĞANLAR +1& (yarı texting)

8.51k Okunma

4.08k Oy

0 Takip
56
Bölümlü Kitap
GİRİŞ : Kül Saati ve D'AngeloBÖLÜM 1: 27 Numara ve D'AngeloBÖLÜM 2 : SARCA VE D'ANGELOBÖLÜM 3 : İKİ KADIN, TEK HEDEF VE D'ANGELOBÖLÜM 4 : BENJAMİN VE D'ANGELOBÖLÜM 5 : SALDIRI VE D'ANGELOBÖLÜM 6 : NARKOZ ETKİSİ VE MAGAZİN HABERLERİBÖLÜM 7 : AKŞAM YEMEĞİ VE D'ANGELOBÖLÜM 8: DENİZ VE D'ANGELOBÖLÜM 9: GERİ DÖNÜŞ, BENJAMİN VE D'ANGELOBÖLÜM 10 : TEKLİF VE D'ANGELOBÖLÜM 11: ALTIN KAFESTE YASBÖLÜM 12 : BOMBA VE D'ANGELOBÖLÜM 13: KÖR KURŞUN VE SARCABÖLÜM 14 : YERALTI MAFYASI TOPLANTISI VE D'ANGELOBÖLÜM 15 : HİSLERİN KATILIMI VE D'ANGELOBÖLÜM 16: PEMBE GÜL VE D'ANGELOBÖLÜM 17: BUHAR VE GÖRÜNTÜBÖLÜM 18: EMRET VE KAHVEBÖLÜM 19: ÖZEL BÖLÜM (MİA CLARK)BÖLÜM 20: DÜĞÜN KONUSUBÖLÜM 21 : PİKNİK VE KARABORSABÖLÜM 22: TARİHİ GEÇMİŞ ANILAR VE D'ANGELOBÖLÜM 23: ADRİANA VE MATTEO (ÖZEL BÖLÜM)BÖLÜM 24: BENİMLE BİR ÖMÜR/SEZON FİNALİKARAKTER KARTI ✒️⛓️BÖLÜM 25: KÜLLER VE MÜHÜRLERBÖLÜM 26: KRAL VE KRALİÇEBÖLÜM 27: İHANET VE YÜZÜKBÖLÜM 28 : İPEK VE PUDRABÖLÜM 29: KÜL RENGİBÖLÜM 30: ZEHİR VE MATRİNABÖLÜM 31: BİR ASLANIN TÖVBESİBÖLÜM 32: TEST VE SARCABÖLÜM 33: HAMİLEYİM !BÖLÜM 34: CAM BEBEK VE PATİKBÖLÜM 35: TESLİMİYET VE SUÇBÖLÜM 36: KANLI LABİRENT VE SON YEMİNBÖLÜM 37: SARARMIŞ FOTOĞRAF VE KOLYEBÖLÜM 38: GÜNLÜKBÖLÜM 39: DOKTOR'UN SÖZLERİBÖLÜM 40: İLK MÜHÜR VE İSİMBÖLÜM 41: HAYAT VE GÜNAHBÖLÜM 42: SON GÜNLÜK VE HAPBÖLÜM 43: MİRAS VS SAVAŞBÖLÜM 44: TÜRKİYE Mİ?BÖLÜM 45: ESKİ OLANLARBÖLÜM 46: BİLİYOR MUSUN?BÖLÜM 47: GİDİN BURADANBÖLÜM 48: HEDİYEMİ BEĞENDİN Mİ?BÖLÜM 49: SANAT GALERİSİBÖLÜM 50: SİNYOR ROBOT!BÖLÜM 51: KURDUN İNİNDE İNTİHARFİNAL HASAT ZAMANIÖZEL BÖLÜMÖzel bölüm niyetine
Hikayeyi Paylaş
Loading...