31. Bölüm

BÖLÜM 28 : İPEK VE PUDRA

a’
adesonuzzz

 

###BÖLÜM 28: BEYAZ SAVAŞIN İLK GÜNÜ

 

Roma’nın sabah güneşi malikanenin pencerelerinden içeri süzülürken, huzur bu evi çoktan terk etmişti. Efsun, gecenin o büyülü etkisinden henüz çıkamamış, parmağındaki yüzüğün ağırlığına alışmaya çalışarak gözlerini açmıştı ki; aşağıdan gelen topuklu ayakkabı sesleri ve yüksek sesli emirler odanın duvarlarında yankılanmaya başladı.

 

 

Martina, sabahın altısında uyanmış, Milano’dan getirttiği özel tasarımcıları ve organizatörleri çoktan salona dizmişti. Elinde ipek sabahlığı, parmağında devasa zümrüt yüzüğüyle adeta bir orkestra şefini andırıyordu.

 

 

"Hayır, hayır! O güllerin rengi bebek pembesi değil, pudra pembesi olacak! Biz burada bir doğum günü partisi değil, bir D'Angelo düğünü yapıyoruz!" diye bağırıyordu Martina, elindeki devasa kataloğu bir organizatörün göğsüne bastırırken.

 

 

Efsun merdivenlerden indiğinde, gördüğü manzara karşısında küçük bir şok yaşadı. Salonun her yeri kumaş kartelaları, gümüş şamdan örnekleri ve devasa kristal vazolarla doluydu. Fatma Anne, mutfağın kapısında durmuş, Martina’nın "lüks ve şatafat" dolu bu saldırısını şaşkınlıkla izliyordu.

 

 

"Günaydın?" dedi Efsun, sesini duyurmaya çalışarak.

 

 

Martina, bir asker disipliniyle Efsun’a döndü. Gözlerindeki o yorgunluk bilmez parıltı ürkütücüydü. "Ah, işte bizim başrol oyuncumuz! Günaydın tatlım. Geç kaldın, vaktimiz dar. Milano’nun en iyi terzileri şu an yolda, senin için üç farklı gelinlik konsepti hazırladım."

 

 

Efsun kaşlarını çattı. "Martina Hanım, ben henüz nasıl bir gelinlik istediğime karar vermedim. Hatta düğün tarihini bile konuşmadık."

 

 

Martina, Efsun’a sanki çok saçma bir şey söylemiş gibi baktı ve yanına yaklaşıp ellerini tuttu. Ama bu tutuş bir sevgi gösterisi değil, bir kontrol hamlesiydi. "Tatlım, sen bir doktorsun, kemiklerle veya ilaçlarla ilgilen; ama bir D'Angelo kraliçesinin nasıl görünmesi gerektiği benim uzmanlık alanım. Sen sadece sana sunulanlar arasından 'en pahalı' olanı seçeceksin. Geleneksel Türk düğünü hayallerini o küçük kasabana sakla, burası Roma."

 

 

Tam o sırada, Alessio merdivenlerde belirdi. Gömleğinin düğmelerini iliklerken gözleri anında Martina’nın üzerindeki o baskıcı havaya kilitlendi. "Neler oluyor burada?" dedi Alessio, sesi sabahın mahmurluğunu yırtıp atan bir otoriteyle.

 

 

Martina, oğluna dönüp havalı bir öpücük gönderdi. "Düğününü kurtarıyorum canım! Baban kalsaydı muhtemelen seni bir mahzen köşesinde evlendirirdi, ama ben buradayım."

 

 

Efsun, Martina’nın bu "her şeyi ben bilirim" tavrına karşı dik duruşunu bozmadı. Alessio’ya kısa bir bakış fırlattı; bu bakış "Annenle baş etme sırası sende" diyordu.

 

 

Lavin ise o sırada heyecanla bir kumaş parçasına dokunurken, Martina onu uyardı: "Dikkat et küçük kız, o kumaşın bir metresi senin yıllık okul masrafından fazladır."

 

 

Masadaki gerilim, Martina’nın organizatöre dönüp "Ve o şampanya kuleleri! Onlar olmazsa düğün başlamaz!" diye haykırmasıyla zirveye ulaştı. Efsun, bu kadının kendi düğününü bir güç gösterisine dönüştürmesine izin vermeyecekti ama Martina’nın bu enerjisiyle baş etmek, bir mafya babasıyla pazarlık yapmaktan daha zordu.

Malikanenin büyük salonu, bir öğleden sonra güneşinin altında devasa bir terzi atölyesine dönüşmüştü. İtalyan terziler, ellerinde mezuralarla fır dönüyor; yerlerde ipekler, fransız dantelleri ve el işlemesi tüller uçuşuyordu. Martina, salonun ortasındaki kadife koltuğuna kurulmuş, elindeki yelpazeyi ağır ağır sallayarak bir kraliçe edasıyla provayı yönetiyordu.

 

Efsun, salonun ortasındaki podyumda duruyordu. Üzerinde, Martina’nın zorla giydirdiği, her yeri kristal taşlarla kaplı, kabarık ve oldukça ağır bir gelinlik vardı. Efsun aynadaki yansımasına baktığında kendini bir gelin gibi değil, sergilenen pahalı bir biblo gibi hissediyordu.

 

"Harika!" diye bağırdı Martina, elindeki kadehi havaya kaldırarak. "İşte bu! Roma bu ihtişamı konuşacak. O taşların pırıltısı Vatikan’dan bile görülmeli!"

 

Efsun, gelinliğin ağır eteğini zorlukla toplayarak aynaya bir adım daha yaklaştı. Yüzünde tek bir gülümseme bile yoktu. "Martina Hanım," dedi sesi buz gibi bir kararlılıkla. "Bu gelinlik benim değil. Bu sizin hayalinizdeki kadının kostümü. Ben içinde kaybolduğum bir mücevher yığınıyla evlenmek istemiyorum."

 

Martina yelpazesini sertçe kapattı. Salonun içindeki terziler bir anlığına duraksadı. "Tatlım, senin 'sadelik' dediğin şey bu ailenin şanına yakışmaz. Sen artık bir D'Angelo’sun. İnsanlar senin ne kadar zarif olduğunu değil, Alessio’nun sana ne kadar çok para harcadığını görmeli."

 

Efsun, gelinliğin arkasındaki ipleri elleriyle çekiştirmeye başladı. "Ben Alessio ile parası için değil, kalbi için evleniyorum. Ve o kalbin karşısına, kendi ruhumu yansıtan bir şeyle çıkacağım."

 

Efsun, yardımcılara bile fırsat vermeden ağır gelinliği üzerinden çıkarmaya başladı. Martina öfkeyle ayağa fırladı. "Ne yapıyorsun sen? O gelinlik aylar süren bir el emeği!"

 

"Kendi seçimimi yapıyorum," dedi Efsun. Salonun bir köşesinde, Fatma Anne’nin sessizce getirdiği ve kimsenin fark etmediği o beyaz kutuya doğru yürüdü. Kutunun kapağını açtığında, içinden süt beyazı, ipek saten, hiçbir taşı olmayan ama kesimiyle asaleti haykıran, bedeni bir su gibi saracak olan o sade gelinliği çıkardı.

 

Martina kahkaha attı, ama bu kahkaha sinirdendi. "O mu? O bir gecelikten hallice! Alessio seni bununla görse düğün bitti sanır!"

 

Tam o sırada, salonun kapısında Alessio belirdi. Martina’nın çığlıklarını duymuş, ne olduğunu anlamaya gelmişti. Gözleri önce annesinin öfkeden kızarmış yüzüne, sonra da Efsun’un elinde tuttuğu o sade ama büyüleyici elbiseye kaydı.

 

Efsun, Alessio’nun gözlerinin içine bakarak sordu: "Sence nasıl Alessio? Annenin taşları mı, yoksa benim ruhum mu?"

 

Martina hemen atıldı: "Alessio, lütfen ona bir şey söyle! Bu kız bizi rezil edecek, sönük bir mum gibi kalacak o görkemli kilisede!"

 

Alessio yavaşça Efsun’a doğru yürüdü. Herkes nefesini tutmuş, İtalya’nın en güçlü adamının ne diyeceğini bekliyordu. Alessio, Efsun’un elindeki o sade kumaşı parmaklarının ucuyla okşadı. Sonra başını kaldırıp annesine, Martina’nın hayatında hiç görmediği kadar sert ve net bir bakış fırlattı.

 

"Anne," dedi Alessio, sesi odayı titretecek kadar derindi. "Efsun bir mücevher dükkanı değil. O benim karım. Eğer o üzerine bir çarşaf dolanıp gelmek istese bile, o düğünün en parlak ışığı yine o olur. Gelinliği Efsun seçer, sen sadece düğün listesini kontrol edersin."

 

Efsun’un yüzünde zafer kazanmış bir gülümseme belirdi. Martina ise hayal kırıklığı ve öfkeyle koltuğuna geri çöktü. Efsun, elindeki sade gelinliği göğsüne bastırırken Martina’ya döndü ve fısıldadı:

 

"Ben kimsenin önünde eğilmem demiştim Martina Anne. Kendi seçimlerimin önünde bile..."

 

***

BU BÖLÜM NASILDI?

OY VE YORUM BEKLİYORUM

Bölüm : 13.02.2026 14:25 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
a’ / Mafya'M : KÜL SAATİNDE DOĞANLAR          +1& (yarı texting) / BÖLÜM 28 : İPEK VE PUDRA
a’
Mafya'M : KÜL SAATİNDE DOĞANLAR +1& (yarı texting)

8.51k Okunma

4.08k Oy

0 Takip
56
Bölümlü Kitap
GİRİŞ : Kül Saati ve D'AngeloBÖLÜM 1: 27 Numara ve D'AngeloBÖLÜM 2 : SARCA VE D'ANGELOBÖLÜM 3 : İKİ KADIN, TEK HEDEF VE D'ANGELOBÖLÜM 4 : BENJAMİN VE D'ANGELOBÖLÜM 5 : SALDIRI VE D'ANGELOBÖLÜM 6 : NARKOZ ETKİSİ VE MAGAZİN HABERLERİBÖLÜM 7 : AKŞAM YEMEĞİ VE D'ANGELOBÖLÜM 8: DENİZ VE D'ANGELOBÖLÜM 9: GERİ DÖNÜŞ, BENJAMİN VE D'ANGELOBÖLÜM 10 : TEKLİF VE D'ANGELOBÖLÜM 11: ALTIN KAFESTE YASBÖLÜM 12 : BOMBA VE D'ANGELOBÖLÜM 13: KÖR KURŞUN VE SARCABÖLÜM 14 : YERALTI MAFYASI TOPLANTISI VE D'ANGELOBÖLÜM 15 : HİSLERİN KATILIMI VE D'ANGELOBÖLÜM 16: PEMBE GÜL VE D'ANGELOBÖLÜM 17: BUHAR VE GÖRÜNTÜBÖLÜM 18: EMRET VE KAHVEBÖLÜM 19: ÖZEL BÖLÜM (MİA CLARK)BÖLÜM 20: DÜĞÜN KONUSUBÖLÜM 21 : PİKNİK VE KARABORSABÖLÜM 22: TARİHİ GEÇMİŞ ANILAR VE D'ANGELOBÖLÜM 23: ADRİANA VE MATTEO (ÖZEL BÖLÜM)BÖLÜM 24: BENİMLE BİR ÖMÜR/SEZON FİNALİKARAKTER KARTI ✒️⛓️BÖLÜM 25: KÜLLER VE MÜHÜRLERBÖLÜM 26: KRAL VE KRALİÇEBÖLÜM 27: İHANET VE YÜZÜKBÖLÜM 28 : İPEK VE PUDRABÖLÜM 29: KÜL RENGİBÖLÜM 30: ZEHİR VE MATRİNABÖLÜM 31: BİR ASLANIN TÖVBESİBÖLÜM 32: TEST VE SARCABÖLÜM 33: HAMİLEYİM !BÖLÜM 34: CAM BEBEK VE PATİKBÖLÜM 35: TESLİMİYET VE SUÇBÖLÜM 36: KANLI LABİRENT VE SON YEMİNBÖLÜM 37: SARARMIŞ FOTOĞRAF VE KOLYEBÖLÜM 38: GÜNLÜKBÖLÜM 39: DOKTOR'UN SÖZLERİBÖLÜM 40: İLK MÜHÜR VE İSİMBÖLÜM 41: HAYAT VE GÜNAHBÖLÜM 42: SON GÜNLÜK VE HAPBÖLÜM 43: MİRAS VS SAVAŞBÖLÜM 44: TÜRKİYE Mİ?BÖLÜM 45: ESKİ OLANLARBÖLÜM 46: BİLİYOR MUSUN?BÖLÜM 47: GİDİN BURADANBÖLÜM 48: HEDİYEMİ BEĞENDİN Mİ?BÖLÜM 49: SANAT GALERİSİBÖLÜM 50: SİNYOR ROBOT!BÖLÜM 51: KURDUN İNİNDE İNTİHARFİNAL HASAT ZAMANIÖZEL BÖLÜMÖzel bölüm niyetine
Hikayeyi Paylaş
Loading...