
###BÖLÜM 33: KALBİN İKİNCİ ATIŞI
Adriana, odaya sanki dünyanın en gizli belgesini taşıyormuş gibi girdi. Kapıyı kilitledi ve çantasına sakladığı paketi Efsun’a uzattı. İkisinin de elleri titriyordu. Efsun, paketi alırken Adriana’ya bir "teşekkür" bakışı attı ve kendini banyoya kilitledi.
Banyonun soğuk mermerine sırtını yaslayan Efsun, derin nefesler almaya çalışıyordu. Binlerce hastaya teşhis koymuş, ölüme meydan okumuştu ama şimdi o küçük kutunun içindeki gerçekle yüzleşmekten korkuyordu. Testi yaptı ve mermerin üzerine bıraktı.
Bir dakika... İki dakika...
Zaman sanki bir bataklık gibi yavaşlamıştı. Efsun’un zihninden o mezarlık günü geçti, Alessio’nun sert bakışları, sonra o balkondaki "Evet" dediği an... Eğer sonuç pozitifse, artık sadece iki kişi olmayacaklardı. Alessio D’Angelo’nun bir evladı olacaktı. Bu düşünce bile dizlerinin bağını çözmeye yetiyordu.
Tam o sırada, yatak odasının kapısı gürültüyle açıldı. Alessio’nun o tok sesi odada yankılandı:
"Efsun? Sarca, neredesin?"
Banyonun kapısının önünde bekleyen Adriana, panikle yerinden sıçradı. "Abi? Şey... Efsun banyoda, biraz midesi bulanıyor da..."
Alessio kaşlarını çattı, adımlarını banyoya doğru yöneltti. "Yine mi? Bir aydır geçmedi bu bulantı! Kapıyı aç Efsun, hastaneye gidiyoruz, itiraz kabul etmiyorum!"
İçeride Efsun, Alessio’nun sesini duyunca irkildi. Gözleri mermerin üzerindeki teste kaydı. Kalbi o an duracak gibi oldu.
Çift çizgi. Kırmızı, net ve sarsılmaz iki çizgi.
Efsun’un eli ağzına gitti, gözlerinden bir damla yaş süzüldü. Sevinç miydi bu, yoksa bu karanlık dünyaya bir can getirecek olmanın korkusu mu, bilmiyordu.
"Efsun! Aç şu kapıyı!" Alessio kapıyı yumruklamaya başlamıştı. Adriana araya girmeye çalışsa da Alessio’nun endişeden gözü dönmüştü.
Efsun titreyen elleriyle testi cebine sakladı, yüzüne biraz su çarptı ve kapıyı açtı. Karşısında duran Alessio, karısının o solgun ama ışıldayan yüzünü görünce duraksadı.
"İyiyim Alessio, sakin ol..." dedi Efsun, sesi titriyordu.
Alessio, Efsun’un omuzlarından tutup onu iyice süzdü. "İyi falan değilsin, rengin kireç gibi! Matteo arabayı hazırladı, gidiyoruz."
Efsun, Adriana ile göz göze geldi. Adriana’nın gözleri "Söyleyecek misin?" diye soruyordu. Efsun derin bir nefes aldı ve Alessio’nun tam kalbinin üzerine elini koydu. Okyanus mavisi gözlerine baktı; o sert, her şeyi yakıp yıkan adamın içindeki o şefkatli adama seslendi.
"Hastaneye gitmemize gerek yok Alessio," dedi Efsun, sesi şimdi daha duruydu.
"Ne demek gerek yok? Her gün kusuyorsun Efsun! Martina’nın verdiği o zehir seni—"
"Zehir değil Alessio..." Efsun gülümsedi, gözyaşları yanaklarından süzülürken elini kocasının ensesine çıkardı. "Beni hasta eden şey zehir değil... Beni hasta eden şey, bizim içimizdeki o küçük mucize."
Alessio bir an durdu. Beyni kelimeleri işlemedi. "Ne mucizesi? Ne diyorsun Sarca?"
Efsun, cebindeki testi çıkarıp Alessio’nun titreyen avucuna bıraktı. "Baba oluyorsun Alessio. Bir bebeğimiz olacak."
Odanın içine bir sessizlik çöktü. Alessio, elindeki küçük plastik parçasına, sanki dünyanın en karmaşık şifresini çözmeye çalışır gibi baktı. Okyanus mavisi gözleri doldu, boğazına devasa bir düğüm oturdu. Silah tutan, can alan, dünyayı dize getiren o eller, şimdi o küçük çubuğu tutarken zangır zangır titriyordu.
Alessio yavaşça başını kaldırdı, Efsun’a baktı ve bir hıçkırık kaçtı dudaklarından. Karısını belinden kavrayıp havaya kaldırdı, başını onun karnına yasladı.
"Bir bebek..." diye fısıldadı Alessio, sesi hıçkırıklarla bölünerek. "Benim... Bizim... Bir parçamız."
O an malikanenin tüm karanlığı, o odadaki bu eşsiz ışıkla dağılıp gitti. Ama kapının hemen dışında, koridorun karanlığında duran Martina, bu sevinç çığlıklarını duymuştu. Yüzünde, bu haberi hiç de iyi karşılamadığını gösteren korkunç bir ifade vardı.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.51k Okunma |
4.08k Oy |
0 Takip |
56 Bölümlü Kitap |