

###BÖLÜM 38: KANLI ELLER
Efsun, Roma’daki malikanenin bahçesinde Fatma Anne ile birlikte bebeğin zıbınlarını katlayıp huzurla gülümserken, gökyüzündeki beyaz bulutlar kadar masumdu. "Bak Fatma Anne," diyordu karnını okşayarak, "Alessio gelince bu patiği ona göstereceğim, eminim yine 'çok küçük bu' diye şaşıracak."
O sırada binlerce kilometre ötede, İstanbul’un nemli ve karanlık bir köşesinde Alessio, o masumluğun altındaki temeli sarsacak gerçekle yüzleşiyordu.
***
**Türkiye / Eski Depo**
Alessio, Efsun’un babasının yıllarca nefes aldığı o tozlu deponun tam ortasında duruyordu. Matteo, elindeki fenerle deponun kuytu köşelerini tararken, Alessio babasının eski çalışma masasına yaklaştı. Masanın ahşabı nemden kabarmıştı; her çatlağında bir sır saklı gibiydi. Alessio, profesyonel bir gözle masanın gizli bölmelerini aradı. Martina’nın bıraktığı o fotoğraftaki "ihanet" imasının izini sürmeliydi.
Masanın ayağının altındaki bir tahtanın gevşek olduğunu fark ettiğinde kalbi boğazında atmaya başladı. Tahtayı kaldırdı ve altından çıkan paslı çelik kutuyu sessizce açtı.
İçinden çıkan günlük, Alessio için bir zaman tüneli gibiydi. Sayfaları hızla çevirdi. Gözleri satırlarda gezinirken kalbi bir balyoz gibi göğsüne vuruyordu. Günlükte şu satırlar yazılıydı:
"D'Angelo’yu uyarmalıydım. Ama Martina beni köşeye sıkıştırdı. Eğer bu pusuyu o kurduysa ve suçu benim üzerime yıkarsa, kızım Efsun asla güvende olmayacak. Yüzüğü bana o verdi, 'Sadakatinin nişanı' dedi. Ama anlıyorum ki bu yüzük benim idam fermanım... Ben dostuma ihanet etmedim, dostumun karısının ihanetine kurban edildim."
Alessio olduğu yere çöktü. Efsun’un babası bir hain değildi! Aksine, Alessio’nun babasını Martina’nın kurduğu pusudan kurtarmaya çalışırken kumpasa getirilmiş, suçu üzerine yıkılmış bir kurbandı. Martina, yıllar önce kurduğu bu oyunu şimdi Alessio’yu Efsun’dan ve babasının hatırasından soğutmak için yeniden sahneye koymuştu.
"Efendi..." dedi Matteo, dışarıdaki sessizliği bozarak. "Gitmemiz lazım. Burada bulacağımızı bulduk."
Alessio, günlüğü ceketinin iç cebine, kalbinin tam üzerine yerleştirdi. Gözlerindeki okyanus mavisi şimdi bir fırtınaya gebeydi ama bu fırtına Efsun’u değil, Martina’yı yutacaktı.
***
Roma / Malikaneye Dönüş
Üç günün sonunda Alessio malikaneye adımını attığında, Efsun onu kapıda karşıladı. Genç kadının yüzündeki o ışık, Alessio’nun içindeki karanlığı bir anlığına dağıttı. Efsun hemen kocasının boynuna sarıldı.
"Hoş geldin sevgilim! Seni çok özledik," dedi Efsun, elini karnına götürerek.
Alessio, Efsun’u o kadar sıkı sardı ki, sanki onu tüm dünyadan, tüm bu kirli sırlardan koparıp almak istiyordu. Efsun’un babasının masumiyetini bilmek içini rahatlatmıştı ama Martina’nın bu kadar ileri gitmiş olması kanını donduruyordu.
"Ben de sizi özledim Sarca," dedi Alessio, sesi hafifçe titreyerek. Efsun’un saçlarını kokladı. "İyisiniz değil mi? Bir sorun yok?"
Efsun gülümseyerek başını kaldırdı. "Biz çok iyiyiz. Ama sen... Sen çok yorgun görünüyorsun Alessio. Gözlerin... Sanki başka bir dünyadan gelmiş gibisin."
Alessio, Efsun’un yanağını okşadı. "Sadece çok çalıştım sevgilim. Ama bitti. Artık her şey çok daha net."
Alessio o gece, Efsun uyuduktan sonra çalışma odasına geçti. Elindeki günlüğü ve Martina’nın bıraktığı o kutuyu kasasına kilitledi. Efsun bu gerçeği henüz öğrenmeyecekti. Onu bu pisliğin içine çekmeyecekti. Ama Martina’ya öyle bir bedel ödetecekti ki, Roma’nın yedi tepesi bu hesabı konuşacaktı.
Alessio, pencereden dışarı bakarken fısıldadı: "Babanın adını ben temizleyeceğim Efsun. Ama bunu sen öğrenmeden, o kadını kendi yalanlarında boğarak yapacağım."
Aradan bir ay geçmişti. Efsun’un karnı artık iyice ağırlaşmış, hareketleri yavaşlamıştı. Alessio, Efsun’u her zamankinden daha fazla şımartıyor, her anını onunla geçiriyordu. Ancak bir akşam, "Matteo ile acil bir sevkiyat işimiz var" diyerek malikaneden ayrıldı. Gideceği yer bir sevkiyat limanı değil, Martina’nın sürgün edildiği, Roma’nın dışındaki o ıssız taş evdi.
Martina, şöminenin başında elinde kadehiyle otururken kapı büyük bir gürültüyle açıldı. İçeri giren Alessio’nun yüzündeki o ifadeyi gördüğünde, elindeki kadeh titredi.
"Alessio? Bu saatte ne işin var burada? Yoksa o kızdan sıkıldın da annene mi döndün?" dedi Martina, hala o iğneleyici tavrını korumaya çalışarak.
Alessio hiç konuşmadan odanın ortasına geldi. Ceketinin içinden Türkiye’den getirdiği o tozlu, eski günlüğü çıkardı ve Martina’nın önündeki masaya, adeta bir idam fermanı gibi çarptı.
"Sıkılmak mı?" dedi Alessio, sesi odayı donduracak kadar soğuktu. "Hayır Martina. Ben gerçeği bulmaya gittim. Efsun’un babasının mezarına bıraktığın o iftirayı geri almaya gittim."
Martina günlüğü gördüğü an rengi kireç gibi oldu. Elindeki kadeh yere düşüp bin parçaya ayrıldı. "Bu... Bu da ne?"
"Bu, senin celladın!" diye kükredi Alessio. Masaya doğru eğildi, gözleri Martina’nın gözlerinin içine birer hançer gibi saplandı. "Babamı öldürten pusuyu senin kurduğunu, suçu da en yakın dostunun üzerine attığını biliyorum artık. Efsun’un babası bir hain değilmiş... O, senin hırsın yüzünden harcanmış bir kurbanmış. O mühür yüzüğünü ona sen vermişsin, sadakatini kanıtlaması için! Ama aslında onu ölüme göndermek için!"
Martina bir kahkaha atmaya çalıştı ama sesi titriyordu. "O sadece bir kağıt parçası Alessio! Kim inanır buna?"
"Ben inanıyorum!" Alessio günlüğün sayfalarını hırsla çevirdi. "Kendi ellerinle hazırladığın o pusu krokisi de kutudaydı Martina. Kendi kocanı, benim babamı... Nasıl yapabildin bunu? Sırf imparatorluğun başına geçmek, ipleri eline almak için mi?"
Alessio, annesinin kolunu öyle bir sıktı ki Martina acıyla inledi. "Seni öldürmeyeceğim... Çünkü ölüm senin için bir kurtuluş olur. Ama bugünden itibaren senin için dünya durdu. Bu evden bir adım bile dışarı çıkmayacaksın. Efsun bebeğimizi kucağına aldığında, sen burada yalnızlığında boğulacaksın. Kimse adını anmayacak, kimse yüzüne bakmayacak."
Alessio arkasını dönüp kapıya yürürken son kez durdu. "Efsun’un babasının itibarını ben iade edeceğim. Roma’daki her bir aile, o adamın bir kahraman olduğunu öğrenecek. Sen ise... Sen sadece kocasını katleden bir canavar olarak hatırlanacaksın."
Alessio fırtına gibi evden çıkarken, arkasında hıçkırıklara boğulan değil, öfkeyle haykıran bir Martina bıraktı. Ama artık ok yaydan çıkmıştı. Alessio gerçeği biliyordu ve bu gerçek, D'Angelo ailesinin temellerini sonsuza dek değiştirmişti.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.51k Okunma |
4.08k Oy |
0 Takip |
56 Bölümlü Kitap |