42. Bölüm
a’ / Mafya'M : KÜL SAATİNDE DOĞANLAR          +1& (yarı texting) / BÖLÜM 39: DOKTOR'UN SÖZLERİ

BÖLÜM 39: DOKTOR'UN SÖZLERİ

a’
adesonuzzz

 

###BÖLÜM 39: DOKTOR'UN SÖZLERİ VE KÜVÖZ

 

Malikanenin bahçesinde Adriana’nın ısrarıyla kurulan o küçük kutlama alanı, Alessio için dünyanın en gerilimli sınav yerinden farksızdı. Ortada duran siyah büyük balonun içinde hayatlarının rengi gizliydi. Efsun, elini karnına koymuş, hormonların etkisiyle biraz çatık kaşlı ama heyecanlı bir şekilde Alessio’nun yanındaydı.

 

 

"Hadi Alessio, patlat artık! Belim koptu ayakta durmaktan," dedi Efsun, keskin sesiyle.

 

 

Alessio güldü, Efsun’un yanına gidip belini sıkıca kavradı. İğneyi balona değdirdiği an, havaya pembe tozlar ve pembe konfetiler saçıldı.

 

 

Alessio bir an öylece kaldı. Omuzlarına dökülen pembe kağıtlara baktı, sonra Efsun’un dolan gözlerine. "Kız mı?" diye fısıldadı sesi titreyerek. "Benim... bir kızım mı olacak?"

 

 

Efsun başını salladı, yüzünde o nadir görülen yumuşak gülümsemeyle. "Küçük bir kraliçe geliyor Alessio."

 

 

Alessio aniden eğilip yüzünü Efsun’un karnına yasladı. Gözyaşlarını gizlemiyordu artık. "Bir kız... Sarca, ben ne yapacağım? Ben ona nasıl sesimi yükseltirim, ben onu nasıl dünyadan korurum? Eyvah ki ne eyvah, yandık biz... Ben artık ömrüm boyu bu küçük hanımın kölesi olurum."

 

 

Baya bir süre sonra

 

Cinsiyetin o pembe huzuru, yerini hamileliğin en zor günlerine bırakmıştı. 7. ayın sonuna gelindiğinde Efsun’un gerginliği en üst safhadaydı. Şişen ayakları, nefes darlığı ve Alessio’nun bitmek bilmeyen "iyi misin" soruları onu iyice germişti.

 

 

Malikane Yatak Odası / Gece Yarısı

 

 

Efsun yataktan kalkmaya çalışıyor ama karnının ağırlığıyla yastıklara geri gömülüyordu. Alessio hemen uyanıp yanına geldi, yüzünde her zamanki "emrine amadeyim" gülümsemesi vardı.

 

 

"Yardım edeyim mi sevgilim?"

 

 

Efsun, elini sertçe itti. "Etme Alessio, etme! Kendim kalkabilirim! Ayrıca neden her nefes alışımda başımda bitiyorsun? Gardiyan mısın sen, koca mısın belli değil! Rahat bırak beni!"

 

 

Alessio kıkırdayarak geri çekildi, elini havaya kaldırdı. "Tamam, sustum. Sadece çok güzelsin, bakmadan duramıyorum."

 

 

"Güzel mi?" diye gürledi Efsun. "Şu halime bak! Penguen gibi yürüyorum, ayaklarım ekmek somunu gibi oldu! Sen hala gülüyorsun! Dalga mı geçiyorsun benimle?"

 

 

Alessio tam bir şeyler söyleyecekti ki, Efsun aniden olduğu yerde dondu. Elini karnının altına götürdü, yüzü bir anda acıyla buruştu. "Ah... Alessio..."

 

 

Alessio’nun gülümsemesi bir saniyede silindi. "Efsun? Ne oldu?"

 

 

Efsun dişlerini sıktı, alnından bir ter damlası süzüldü. "Sancı... Çok sertti. Ve... ve su geldi sanırım."

 

 

Alessio bir an panikle ne yapacağını şaşırdı. O soğukkanlı adam gitti, yerine korku dolu bir baba adayı geldi. "Nasıl olur? Daha 7. ay bitti, çok erken! Vaktimiz vardı!"

 

 

Efsun acı içinde bağırdı: "Vakti falan kalmadı Alessio! Küçük kraliçen sabredemedi, geliyor! Beni hemen hastaneye götür, çabuk!"

 

 

Alessio, Efsun’u kucağına aldığı gibi merdivenlerden aşağı uçtu. Dışarıdaki Matteo’ya "Arabayı hazırla, hemen!" diye bağırdı. Helikopter falan bekleyecek zamanları yoktu. Efsun’u arka koltuğa yerleştirdi, kendisi de yanına çöktü.

 

 

Araba malikanenin kapısından fırlayıp Roma sokaklarına dalarken, Efsun sancının etkisiyle Alessio’nun elini kemiklerini kırarcasına sıkıyordu. "Hepsi senin suçun! O akşam o kadar dondurmayı yedirmeseydin bunlar olmayacaktı! Canım çok yanıyor Alessio!"

 

 

Alessio, Efsun’un elini öpüp alnına bastırdı. "Tamam sevgilim, dondurma suçlu, dünya suçlu, ben suçluyum... Sadece nefes al, az kaldı. Yanındayım, bir tanem. Korkma, ikiniz de iyi olacaksınız."

 

 

Yol boyunca Efsun hem ağlıyor hem de Alessio’ya söyleniyordu; Alessio ise bir eliyle karısını tutarken diğer eliyle dua ediyordu. Erken doğumun korkusu ve yeni bir hayatın heyecanı o daracık arabada birbirine karışmıştı

 

 

Hastane koridorunda yankılanan sedye sesleri yerini derin, boğucu bir sessizliğe bırakmıştı. Efsun’u acil doğum için içeri alalı on dakika olmuştu ama Alessio için bu on dakika on yıl gibi gelmişti. Kapının üzerindeki "Ameliyathane" yazan kırmızı ışık, sanki Alessio’nun kalbinin üzerindeki bir yara gibi yanıyordu.

 

 

Alessio, koridorda bir sağa bir sola gidiyor, ellerini saçlarının arasından geçirip duruyordu. Üzerindeki gömlek, Efsun’un acıyla onu çekiştirmesinden dolayı kırış kırış olmuştu.

 

 

Tam o sırada asansörün kapısı açıldı; Adriana, Fatma Anne ve Lavin telaşla koridora daldılar.

 

 

"Alessio!" diye seslendi Adriana, sesi koridorda yankılanarak. "Abim! Efsun nasıl?"

 

 

Alessio durdu, onlara döndüğünde gözlerindeki o saf korku Fatma Anne’nin yüreğini sızlattı. "İçeride..." diyebildi Alessio, sesi çatallanarak. "Çok erken Adriana... Daha yedi ayı yeni bitti. Canı çok yanıyordu, bana çok kızdı..."

 

 

Fatma Anne hemen gelip Alessio’nun elini tuttu, o nasırlı elleriyle dev gibi oğlunun titreyen ellerini sardı. "Kızar evladım, canından can kopuyor kolay mı? Sen onun söylediklerine bakma, o şimdi can havliyle konuşur. Dua et, sağ salim çıkacaklar o kapıdan."

 

 

Lavin, eniştesinin bu kadar yıkılmış görünmesine dayanamayıp beline sarıldı. "Enişte, ablam çok güçlüdür biliyorsun. Bebek de senin gibi inatçıdır, bırakmaz bizi."

 

 

Alessio, Lavin’in saçlarını okşadı ama gözleri hala o kırmızı ışıkta takılıydı. "Korkuyorum Fatma Anne," diye fısıldadı koca adam. "Efsun’a bir şey olursa, o küçük kıza bir şey olursa... Ben ne yaparım?"

 

 

Adriana, abisinin omuzlarını tuttu, onu kendine getirmeye çalışırcasına sarstı. "Hiçbir şey olmayacak! D'Angelo kanı taşıyor o bebek, erkenci olması sadece ne kadar sabırsız olduğunu gösterir. Sen dik dur ki Efsun çıktığında seni böyle görmesin."

 

 

Tam o sırada Matteo, elinde kahvelerle koridorun başında göründü ama kimsenin boğazından bir yudum su bile geçecek hali yoktu. Koridordaki o ağır bekleyiş sürerken, içeriden gelen hiçbir ses yoktu.

 

 

Alessio kapıya yaklaştı, alnını soğuk metale yasladı. İçeride Efsun’un haykırışlarını duymaya çalıştı ama kapı geçit vermiyordu. Kalbinden sadece şu cümle geçiyordu: "Lütfen Tanrı'ım... Onları bana bağışla. Onlar benim son şansım."

 

 

Birden ameliyathane kapısı hafifçe aralandı, bir hemşire hızla dışarı çıktı. Alessio hemen kadının önünü kesti.

 

 

"Karım nasıl? Bebek nerede?"

 

 

Hemşire maskesini indirdi, nefes nefeseydi. "Doğum başladı Sinyor D'Angelo, doktorumuz elinden geleni yapıyor ama bebek çok küçük olduğu için kuvöz hazırlanıyor. Lütfen sakin olun ve burada bekleyin."

 

 

Kapı tekrar kapandığında, Alessio yumruğunu duvara vurdu. O kırmızı ışık, sanki bir ömür boyu sönmeyecekmiş gibi parlamaya devam ediyordu.

***

 

Koridorda zaman durmuştu. Fatma Anne tespih çekiyor, Adriana koridorda bir ileri bir geri volta atıyor, Lavin ise abisinin elini bir an bile bırakmıyordu. Alessio’nun gözleri artık kan çanağına dönmüştü, her saniye ameliyathane kapısından gelecek bir feryadı ya da bir haberi bekliyordu.

 

 

Derken... O soğuk, steril sessizliği bir ses böldü.

 

 

"Veeaa... Veeaa..."

 

 

Çok cılız, çok ince ama bir o kadar da inatçı bir ağlama sesi... Bir kuşun kanat çırpışını andıran o minicik ses, ağır metal kapının ardında yankılanıp koridora ulaştı.

 

 

Alessio olduğu yerde donup kaldı. Kalbi bir saniyeliğine durdu, sonra göğüs kafesini parçalamak istercesine çarpmaya başladı. O devasa adamın dizlerinin bağı çözüldü; elini duvara yaslamaya çalıştı ama başaramadı. Alessio D’Angelo, ömründe kimsenin önünde eğilmeyen o dizlerin üzerine, hastanenin soğuk zeminine yığılıp kaldı.

 

 

"Ağlıyor..." diye fısıldadı Alessio, sesi hıçkırıklarla boğulurken. "Duyuyor musunuz? Kızım ağlıyor..."

 

 

Fatma Anne, "Şükürler olsun Rabbim!" diyerek ağlamaya başladı. Adriana ve Lavin birbirlerine sarılırken, Alessio elleriyle yüzünü kapattı. O an ne mafya babasıydı, ne imparatordu; sadece kızının nefes aldığını duyan bir babaydı. O cılız ağlama, Alessio’nun karanlık ruhundaki tüm günahları bir saniyede yıkayıp götürmüştü.

 

 

Birkaç dakika sonra kapı açıldı. Doktor, üzerinde ameliyat önlüğü ve yorgun ama umutlu bir ifadeyle dışarı çıktı. Alessio hemen yerden kalkıp doktorun önüne dikildi.

 

 

"Doktor... Karım? Bebeğim?"

 

 

Doktor maskesini indirdi. "Efsun Hanım çok güçlü bir kadın, doğum başarılı geçti ancak çok yoruldu. Şu an uyutuyoruz, biraz dinlenmesi lazım. Bebeğe gelince..." Doktor hafifçe gülümsedi. "Sinyor, kızınız tam bir savaşçı. 7 aylık doğmasına rağmen akciğerleri beklediğimizden daha iyi durumda. Ama yine de çok küçük, sadece 1 kilo 400 gram. Onu hemen kuvöze almamız ve yakından izlememiz gerekiyor."

 

 

Alessio’nun boğazı düğümlendi. "Görebilir miyim?"

 

 

Doktor onay verince, Alessio camın arkasından minicik bir kutunun içinde, kablolara bağlı duran o küçük mucizeyi gördü. O kadar küçüktü ki, Alessio’nun avucuna bile sığardı. Alessio parmağını cama dayadı, sanki ona dokunabiliyormuş gibi... "Dayan babacığım... Buradayım. Seni kimsenin incitmesine izin vermeyeceğim."

 

 

Aradan birkaç saat geçmiş, Efsun normal odaya alınmıştı. Narkozun ve doğumun yorgunluğu yüzünden bembeyazdı ama nefes alışverişleri düzene girmişti. Alessio, yatağın hemen yanındaki sandalyeye çökmüş, Efsun’un elini iki avucunun arasına almıştı.

 

 

Efsun’un kirpikleri yavaşça titredi, gözlerini araladığında karşısında kendisini yaşlı gözlerle izleyen kocasını buldu. Sesi fısıltıdan da öteydi:

 

 

"Alessio..."

 

 

Alessio hemen yerinden doğrulup Efsun’un alnına uzun, şefkatli bir öpücük bıraktı. "Buradayım Sarca. Buradayım sevgilim. Çok iyisin, her şey bitti."

 

 

Efsun’un gözleri odada dolaştı, sonra boş olan kucağına baktı. Dudakları titredi. "Kızımız... Kızımız nerede Alessio? Neden ağlamıyor? Bir şey mi oldu?"

 

 

Alessio, Efsun’un elini daha sıkı tuttu, ona güven vermek istercesine gülümsedi. "Hayır bir tanem, hiçbir şey olmadı. Kızımız sadece senin gibi biraz inatçı ve aceleci çıktı. Çok güzel Efsun... O kadar küçük ki, görsen inanamazsın. Şu an kuvözde, doktorlar ona çok iyi bakıyor. Dinlenmen lazım ki bir an önce ayağa kalkıp onu kucağına alasın."

 

 

Efsun’un gözlerinden bir damla yaş yastığına süzüldü. "Gördün mü onu? Kime benziyor?"

 

 

Alessio güldü, Efsun’un elini kalbine bastırdı. "Sana benziyor sevgilim... Dünyanın en güzel kızı olacak. Ama şimdiden uyarayım, şimdiden o küçücük haliyle beni parmağında oynatmaya başladı bile."

 

 

Efsun huzurla gözlerini kapattı. Alessio, karısının başucunda sabahlayacak, bir an bile yanından ayrılmayacaktı. Artık onlar üç kişiydi ve Roma’nın tüm fırtınaları gelse, bu odaya girmeye cesaret edemezdi.

 

***

 

bu bölüm nasıl?

 

OY VE YORUM BEKLİYORUM!

 

SEVİYORUM SİZİ

 

ÖPÜLDÜNÜZ 💖🌷👈

Bölüm : 15.02.2026 14:14 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
a’ / Mafya'M : KÜL SAATİNDE DOĞANLAR          +1& (yarı texting) / BÖLÜM 39: DOKTOR'UN SÖZLERİ
a’
Mafya'M : KÜL SAATİNDE DOĞANLAR +1& (yarı texting)

8.51k Okunma

4.08k Oy

0 Takip
56
Bölümlü Kitap
GİRİŞ : Kül Saati ve D'AngeloBÖLÜM 1: 27 Numara ve D'AngeloBÖLÜM 2 : SARCA VE D'ANGELOBÖLÜM 3 : İKİ KADIN, TEK HEDEF VE D'ANGELOBÖLÜM 4 : BENJAMİN VE D'ANGELOBÖLÜM 5 : SALDIRI VE D'ANGELOBÖLÜM 6 : NARKOZ ETKİSİ VE MAGAZİN HABERLERİBÖLÜM 7 : AKŞAM YEMEĞİ VE D'ANGELOBÖLÜM 8: DENİZ VE D'ANGELOBÖLÜM 9: GERİ DÖNÜŞ, BENJAMİN VE D'ANGELOBÖLÜM 10 : TEKLİF VE D'ANGELOBÖLÜM 11: ALTIN KAFESTE YASBÖLÜM 12 : BOMBA VE D'ANGELOBÖLÜM 13: KÖR KURŞUN VE SARCABÖLÜM 14 : YERALTI MAFYASI TOPLANTISI VE D'ANGELOBÖLÜM 15 : HİSLERİN KATILIMI VE D'ANGELOBÖLÜM 16: PEMBE GÜL VE D'ANGELOBÖLÜM 17: BUHAR VE GÖRÜNTÜBÖLÜM 18: EMRET VE KAHVEBÖLÜM 19: ÖZEL BÖLÜM (MİA CLARK)BÖLÜM 20: DÜĞÜN KONUSUBÖLÜM 21 : PİKNİK VE KARABORSABÖLÜM 22: TARİHİ GEÇMİŞ ANILAR VE D'ANGELOBÖLÜM 23: ADRİANA VE MATTEO (ÖZEL BÖLÜM)BÖLÜM 24: BENİMLE BİR ÖMÜR/SEZON FİNALİKARAKTER KARTI ✒️⛓️BÖLÜM 25: KÜLLER VE MÜHÜRLERBÖLÜM 26: KRAL VE KRALİÇEBÖLÜM 27: İHANET VE YÜZÜKBÖLÜM 28 : İPEK VE PUDRABÖLÜM 29: KÜL RENGİBÖLÜM 30: ZEHİR VE MATRİNABÖLÜM 31: BİR ASLANIN TÖVBESİBÖLÜM 32: TEST VE SARCABÖLÜM 33: HAMİLEYİM !BÖLÜM 34: CAM BEBEK VE PATİKBÖLÜM 35: TESLİMİYET VE SUÇBÖLÜM 36: KANLI LABİRENT VE SON YEMİNBÖLÜM 37: SARARMIŞ FOTOĞRAF VE KOLYEBÖLÜM 38: GÜNLÜKBÖLÜM 39: DOKTOR'UN SÖZLERİBÖLÜM 40: İLK MÜHÜR VE İSİMBÖLÜM 41: HAYAT VE GÜNAHBÖLÜM 42: SON GÜNLÜK VE HAPBÖLÜM 43: MİRAS VS SAVAŞBÖLÜM 44: TÜRKİYE Mİ?BÖLÜM 45: ESKİ OLANLARBÖLÜM 46: BİLİYOR MUSUN?BÖLÜM 47: GİDİN BURADANBÖLÜM 48: HEDİYEMİ BEĞENDİN Mİ?BÖLÜM 49: SANAT GALERİSİBÖLÜM 50: SİNYOR ROBOT!BÖLÜM 51: KURDUN İNİNDE İNTİHARFİNAL HASAT ZAMANIÖZEL BÖLÜMÖzel bölüm niyetine
Hikayeyi Paylaş
Loading...