
###BÖLÜM 6: NEFES VE MÜHÜR
Malikanenin revir katında ölüm sessizliği vardı. Adriana, başına sarılan beyaz sargıyla yatağında doğrulmuştu. Fiziksel olarak oradaydı ama zihni hala o mağazadaki sis bombaları ve Efsun’un kendini feda edişindeydi. Kapı açıldı, Alessio içeri girdi. Ceketini çıkarmış, gömleğinin kollarını dirseklerine kadar katlamıştı; ellerindeki Efsun’un kurumuş kan izleri hala duruyordu.
"İyi misin?" diye sordu Alessio, sesi bir harabe kadar yorgundu.
"Ben iyiyim abi," dedi Adriana, gözleri dolarak. "Sadece bir darbe... Ama Efsun... Abi, o adam silahı bana doğrultmuştu. Efsun kendini önüme atmasaydı şu an burada senle konuşuyor olmazdım. O sadece bir psikolog değil, o gerçek bir savaşçı."
Alessio, kardeşinin elini sıktı. "Neler oldu o ortamda? Benjamin ne dedi?"
"Alessio'nun zayıf noktasını bulduk dedi... İkimizi de kullanacaktı ama Efsun ona öyle bir baktı ki abi, sanki Benjamin o an ölmüş gibiydi."
Tam o sırada Alessio’nun telefonu titredi. Arayan Matteo’ydu. Alessio hızla açtı: "Söyle!"
"Abi, ameliyat bitti. Kurşunu çıkardılar. Hayati tehlikeyi atlattı ama çok kan kaybetti. Şimdi odaya alıyorlar, hala uyuyor."
### Bir Mafyanın Sessiz İtirafı
Alessio, Adriana’nın yanından ayrılıp koridorun sonundaki odaya daldı. Oda bembeyazdı, sadece Efsun’un yaşam belirtisi olan cihazın biip sesleri duyuluyordu. Alessio yatağın başucuna geldi. Efsun, o siyah elbisesinden kurtulmuş, beyaz hastane önlüğü içinde bir kuğu kadar masum ve savunmasız görünüyordu.
Alessio koltuğu yatağın dibine çekti. Elini Efsun’un solgun yanağına yaklaştırdı ama dokunmaya korktu, sanki dokunursa kırılacakmış gibi. Hafifçe eğildi, sesi sadece Efsun’un duyabileceği, o derin ve boğuk "mafyaca" tonundaydı:
"Seni sarsıcı sanıyordum Sarca... Ama sen beni yerle bir ettin. Benim dünyamda kimse başkası için kurşun yemezdi. Sen... sen bu oyunun bütün kurallarını bozdun." Hafifçe yutkundu, gözlerinde ilk kez bir şefkat parıltısı vardı. "Seni bu dünyadan sağ çıkaracağım demiştim. Şimdi gitmene izin verirsem, kendi nefesimi kesmiş olurum. Sen benim en tehlikeli zaafımsın artık."
### Narkozun Perdesini Aralamak
Birkaç saat sonra Efsun’un parmakları hafifçe kıpırdadı. Göz kapakları ağır ağır aralandı. Zihni bulanıktı, tavan dönüyordu. Başucunda oturan o devasa gölgeyi fark etti.
"Bana... ne oldu?" diye fısıldadı Efsun. Sesi bir rüzgar fısıltısı kadar kısıktı.
"Vuruldun," dedi Alessio, sesi hemen yumuşayarak. "Ama buradasın. Benimlesin. Güvendesin."
Efsun, narkozun etkisiyle savunma mekanizmalarını tamamen kaybetmişti. Normalde olsa Alessio’ya ters ters bakacağı yerde, ona çocuksu bir merakla baktı. "Neden böyle bakıyorsun bana?" diye sordu. Sesi o kadar yumuşaktı ki, sanki aralarındaki o düşmanlık hiç var olmamıştı. "Gözlerin... sanki bir hazineyi kaybetmiş de geri bulmuş gibi bakıyor."
Alessio, hayatında ilk kez ne diyeceğini bilemedi. Efsun’un elini tuttu, parmaklarını onun parmaklarının arasına geçirdi. "Çünkü kaybetmiştim Sarca. Ve o an, hayatımda ilk kez bir boşluktan aşağı düştüğümü hissettim."
Efsun, elinin tutulmasıyla gelen sıcaklıkla hafifçe gülümsedi. "D’Angelo... Sen çok garip bir adamsın. Hem canımı yakıyorsun hem de yaralarımı sarıyorsun." Alessio tam "Dinlenmen lazım" deyip ayağa kalkacakken, Efsun parmaklarını onun eline daha sıkı kenetledi. "Gelsene bi..."
Alessio ne olduğunu anlamadan ona doğru eğildi. Efsun, narkozun verdiği o cesaret ve içtenlikle başını kaldırdı ve dudaklarını Alessio’nun yanağına bastırdı. Yumuşak, uzun ve her şeyi mühürleyen bir öpücüktü bu.
Efsun geri çekildiğinde gözleri kapanmak üzereydi. "Sana kızgınım ama... Gitme," diye mırıldandı ve tekrar derin bir uykuya daldı.
Alessio, yanağındaki o yanma hissiyle donakalmıştı. Bir D'Angelo’yu diz çöktürememişlerdi ama Efsun Sarca bir öpücükle onu esir almıştı.
***
Efsun’un yanağına bıraktığı o narkozlu öpücükten sonra Alessio, sanki nefesi kesilmiş gibi kendini dışarı attı. Kapı kapandığında sırtını ahşap yüzeye yasladı, yanağı hâlâ yanıyordu.
Matteo, koridorda nöbet tutarken Alessio’nun bu halini gördü. Şaşkınlıkla bir adım yaklaştı. "Abi? Ne oldu? Betin benzin atmış, sanki hayalet görmüş gibisin."
Alessio, eliyle yanağına dokunup hafifçe gülümsedi; bu, Matteo’nun on yıldır görmediği türden bir gülümsemeydi. "Sarca... Beklemediğim bir hamle yaptı Matteo. Sadece... uyu artık, her şey kontrol altında," dedi ve hızlı adımlarla oradan uzaklaştı.
---
### Ertesi Akşam: Yüzleşme
Zaman akmış, Efsun’un bilinci tamamen yerine gelmişti. Akşam güneşinin turuncu ışıkları odaya dolarken, Efsun yatağında doğrulmuş, Adriana’nın getirdiği bitki çayını yudumluyordu. Kapı açıldı; Alessio ve başında hâlâ o küçük sargısı olan Adriana içeri girdi.
"Günün kahramanı uyanmış!" dedi Adriana neşeyle. Efsun gülümsedi ama gözleri hemen Alessio’ya kaydı. Alessio’nun bakışlarında anlam veremediği bir derinlik, bir "bilmişlik" vardı. Efsun, dün geceki öpücüğe dair hiçbir şey hatırlamıyordu; zihni o anları narkozun karanlığına gömmüştü.
"Daha iyiyim," dedi Efsun sesi hâlâ biraz kısık olsa da. "Sadece biraz ağrım var."
"Olacak o kadar, kurşun yedin tatlım," dedi Adriana. Alessio bir süre sessizce Efsun'u izledikten sonra Adriana’ya döndü. "Adriana, bizi biraz yalnız bırak. Efsun ile konuşmam gereken... işle ilgili detaylar var."
Adriana gözlerini devirdi. "Of abi, hep iş! Tamam çıkıyorum ama Efsun’u çok yorma!" Adriana odadan çıktığında, oda bir anda o tanıdık, elektrik yüklü sessizliğe büründü.
### Mafyaca Bir İtiraf
Alessio, yatağın kenarına oturdu. Efsun’un eline uzanacak gibi oldu ama sonra geri çekildi. "Dün gece..." diye başladı Alessio. Efsun merakla ona baktı. "Narkozun etkisindeyken çok şey söyledin."
Efsun’un kaşları çatıldı. "Saçmalamışımdır. Genelde insanlar öyle yapar."
Alessio hafifçe gülümsedi, bu kez sesi daha ciddiydi. "Hayır, saçmalamadın. Aslında ilk kez dürüsttün. Bak Sarca... Benim dünyamda sevgi, bir zayıflıktır. Birine 'seni seviyorum' demek, ona seni öldürmesi için silahı kendi elinle vermektir. Ama ben... o silahın senin elinde olmasından artık korkmuyorum."
Efsun, aldığı psikoloji eğitiminin tüm soğukkanlılığıyla ona baktı. "Psikolojide buna 'stokholm sendromu' demezler Alessio. Buna 'ruhsal bütünleşme' denir. Ben de senin o karanlık labirentlerinde kaybolmayı, dışarıdaki sahte ışıltıya tercih ediyorum artık. Yani... senin 'zayıflığın' benim 'gerçeğim' oldu."
İkisi de birbirine o kadar yakınlaşmıştı ki, Alessio tam Efsun’un elini tutacakken telefonu zehirli bir yılan gibi titremeye başladı. Arayan Matteo’ydu. Alessio öfkeyle telefonu açtı. "Ne var?!"
"Patron... Hemen televizyonu açın ya da internete girin! Benjamin’in malikanesindeki o kaçak gazeteciler... Sizin Efsun Hanım'la kol kola girdiğiniz, o bakıştığınız fotoğrafları çekmişler. Magazin yıkılıyor!"
ŞOK HABER : D'ANGELO'NUN GİZEMLİ KADINI KİM? DETAYLAR HABERDE
Alessio şok içinde telefonundan haber sitelerine girdi. Manşetler dev puntolarla yazılmıştı:
> **"D'ANGELO VELİAHTININ GİZEMLİ AŞKI! İTALYAN MAFYASININ YENİ KRALİÇESİ BİR TÜRK MÜ?"
Efsun da Alessio'nun yanına sokulup ekrana baktı. Fotoğraflarda Alessio’nun o sahiplenici bakışları, Efsun’un siyah elbisesi içindeki büyüleyici duruşu kristal netliğindeydi. Sosyal medya çalkalanıyordu. Efsun Sarca, birkaç saat içinde dünyanın en çok konuşulan, en çok merak edilen kadını haline gelmişti.
Alessio küfrederek telefonu yatağa fırlattı. "Benjamin... Bu işi bilerek yaptı. Seni hedef tahtasına oturttu Sarca. Artık sadece benim düşmanlarımın değil, tüm dünyanın gözü senin üzerinde."
Efsun ekrandaki kendi fotoğrafına baktı. "Görünüşe göre ..." dedi Efsun, hafif bir gülümsemeyle. "Artık sadece bir psikolog değilim. Senin o ünlü ve tehlikeli dünyana tam anlamıyla giriş yaptım."
***
Sabahın ilk ışıkları odaya dolarken Efsun, komodinin üzerinde titreyen telefonun sesiyle uyandı. Ekranda "Lavin <3" yazısını görünce kalbi hızla çarptı. Boğazını temizleyip telefonu açtı.
"Lavin? Canım, sabahın bu saatinde..."
"Sabahın bu saati mi?" dedi Lavin, sesi hem alaycı hem de endişeli geliyordu. "Abla, İstanbul’da kıyamet kopuyor, sen hala uyuyor musun? Bakıyorum da iş seyahatin çok... renkli geçiyor. İtalyan markalarıyla anlaşma yapacaksın sanıyorduk, meğer sen direkt 'markanın' sahibiyle anlaşmışsın. Kim bu adam abla? Yoksa iş yerine birilerinin sevgilisi mi oluyorsun artık?"
Efsun yatakta dikleşti, yüzünü ovuşturdu. "Lavin, her şeye inanma. O fotoğraflar... Sadece bir iş yemeği çıkışıydı. Benjamin denen o adamın bir oyunu bu."
"Abla, adam sana 'mücevherim' gibi bakıyor fotoğraflarda!" dedi Lavin. "Annem henüz tam anlamadı, 'arkadaşıdır' deyip geçiştiriyorum ama acilen bir açıklama borçlusun. Magazin sayfalarında senin adli psikolog kimliğin bile deşifre oldu."
Efsun derin bir nefes aldı. "Lavin, dinle beni. Bu aramızda kalsın, anneme sakın bir şey belli etme. Sadece... şu an buradaki işler biraz karışık. En kısa zamanda geleceğim, söz veriyorum."
Telefonu kapattıktan sonra Efsun, üzerindeki yorgunluğu atmaya çalışarak yavaşça yataktan kalktı. Yarası hala sızlıyordu ama odada hapsolmak ona göre değildi. Ağır adımlarla yemek salonuna indiğinde, Alessio ve Adriana devasa mermer masada kahvaltı yapıyorlardı.
Alessio, Efsun’u kapıda görünce kaşlarını çattı ama gözlerinde o engelleyemediği parıltı vardı. "Neden geldin Sarca? Ben odana getirecektim kahvaltını."
Efsun cevap vermeden boş sandalyeye oturdu. Adriana neşeyle elindeki gazetenin magazin ekini salladı. "D'Angelo'nun yeni üyesi hoş geldin! Bak, burada senin için 'İstanbul’dan gelen gizemli fırtına' yazmışlar. Çok havalı!"
Efsun oflayarak tabağına bir dilim peynir aldı. "Bu haberler artık caydırıcı olmaya başladı Adriana. Tüm dünya beni konuşuyor ama kimse neden orada olduğumu bilmiyor." Sonra başını kaldırıp doğrudan Alessio’nun gözlerine baktı. "Ailem haberleri görmüş Alessio. Lavin aradı."
Alessio kadehinden bir yudum kahve alıp arkasına yaslandı. "Herkes gördü Efsun. Bütün dünya şu an senin kim olduğunu ve benimle ne bağın olduğunu sorguluyor."
"Ailemle görüşmeyeli çok uzun zaman oldu," dedi Efsun, sesi ilk kez bu kadar kırılgan çıkmıştı. "Ne zaman gidebiliriz sence? Neyse... Ama nafile. Her yerde senin yüzünden artık bir hasmım var. Benjamin beni Türkiye’de de bulur."
Alessio masanın üzerinden Efsun’a doğru eğildi. Yüzünde o bilmiş, alaycı ama bir o kadar da sahiplenici ifade vardı. "Ben varken kimse seni bulamaz. Hem..." dedi ve sesini biraz alçaltarak o narkozlu geceye gönderme yaptı. "Dün geceki gibi 'yakın' durursak, hasımlarımız yaklaşmaya bile korkar. Bazı anlar vardır Sarca, hani insanın kendini tamamen bıraktığı, uykusunda bile dürüst olduğu... O anlardaki gibi cesur olursan, kimse sana dokunamaz."
Efsun anlamayan gözlerle ona baktı. "Ne saçmalıyorsun sen? Uykumda dürüst olmak ne demek?"
Alessio hafifçe gülümsedi, yanağındaki o öpücüğün izini hala hissediyor gibiydi. "Sadece... bazen sessiz itiraflar, en gürültülü yalanlardan daha gerçektir diyorum."
Efsun "Deli bu adam" der gibi kafasını sallarken Alessio masadan kalktı ve Efsun’un yanına gelip elini sandalyesinin arkasına koydu. "Madem aileni özledin... Hazırlan. Senin için Türkiye’ye giderim. Hem o çok merak ettikleri 'damat adayını' onlarla bizzat ben tanıştırırım. Benjamin’e rağmen, tüm hasımlarına rağmen seni oraya götüreceğim."
Adriana alkış tutarken Efsun donup kalmıştı. Alessio D'Angelo, bir Türk ailesinin evine misafir mi gidecekti? Bu, Benjamin’e savaş açmaktan daha çılgınca bir fikirdi.
---
bu bölüm nasıl dı?
Aşırı sürprizlerle dolu bir bölüm yazdım sizler için 🐥🌷
lütfen oy ve yorum atın, hayalet okuyucu olmayın bana moral veriyor 🥹🫶🫵
karşılıklı olarak oy yorum ve kalıcı olarak gt var 🪻🪼
diğer bölüm de neler bekliyorsunuz?
NOT : ARKADAŞLAR BEN BİR OLAYI 3 BÖLÜNE YAYMAYI SEVMEM, HEM SİZ SEVMİYORSUNUZ HEMDE BEN ZORLANIYORUM. BEN AZ YAZARIM HAFTADA ÇOK BÖLÜM ATARIM
YANİ AZ AMA ÖZ 🐥🌷
beklemede kalın!
Kitap kapağı ; 
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.51k Okunma |
4.08k Oy |
0 Takip |
56 Bölümlü Kitap |