2. Bölüm

2. Bölüm

Aysu Beyde
aysubeyde

Bölüm 2

10 sene önce

Hepimizin için en önemli yaş 18 yaştır ya. Benim içinde en önemli yaş 18'di. On sekizimi doldurduğumda her şeyi yapabilecek güce sahip olacağıma inanıyordum. Ne kadar safmışım. Saf demek az bile kalır bazen kendimi aptal gibi hissetmekteyim. Fakat zaten hepimiz biraz da olsa kendi gençliğimizi aptal olarak görmez miyiz? Çok konuşmayı sevdiğimi söylemiştim değil mi? biliyorum. Çok sevdiğim bir arkadaşımın aile arasındaki sözüne hazırlanıyorum. En güzel halimle aynanın karşısına geçtim apaçık sarı saçlarımı arkadan topladım ve sade bir makyaj yapacağım. Sonuçta kimse gelinden daha fazla dikkat çekmek istemez değil mi? Rimel ve allık sürüp makyajımı bitirdim. Sade siyah düz bir elbise seçmiştim bugün için sade olmak her zaman çok şık gibi geliyordu bana on sene sonra farklı olmanın harika bir his olduğunu tadacağım ama şimdilik bugünü yaşamakta fayda var. Hazırlanırken ne kadar zaman harcadım bilmiyorum ama gitme vaktim gelmiş. Arkadaşımın sevgilisinin bir arkadaşı beni almaya gelecekti. İstemediğimi söyledim, aslında hiçte sevmediğim şeylerin başında gelir tanımadığım insanlarla bir şeyler yapmak ama bugün gelinin en güzel günü olduğu için onu kırmamam gerektiğini biliyorum. Derken telefonum çaldı ve arkadaşım gelen arkadaşın aşağıda beni beklediğini söyledi. Panikledim ne zaman geç kalsam işte böyle panikliyorum. İnsanları bekletmek verilen sözlerde ve saatlerde bulunulacak yerde olmamak bu gibi şeyler beni her zaman çok telaşlandırır ve çok fazla kafaya takarım. Ah kızım keşke birazda hayatta kendini bu kadar düşünen biri olsaydın neyse.. hızlıca ayakkabılarımı giydim, aşağı indim gözümle hangi arabanın gelmiş olabileceğini çözmeye çalışırken gürültülü bir korna beni kendime getirdi. Ben ne kadarda saygısızca bir davranış diye içimden delirirken arabanın kapısını açtım ve yanımdaki kişiye alev gibi gözlerimi çevirmiştim ki durdum. İki çift, tüm dünyanın en güzel yeşilliklerini toplamış gibi bakan iki yemyeşil göz bana bakıp gülümsüyordu. Sessizleştim onca şey düşünürken sadece merhaba diyebildim. Sana da merhaba güzellik dedi birden. Hiç güzel hissetmediğim kadar güzel hissetmeye başladım. Bir dakika bana ne olduğu böyle. Hadi kızım kendine gel toparla kendini ve arkadaşının nişanına yürü diye söyleniyordum. Çok can sıkıcı bir sessizlik hakim oldu arabaya sadece radyonun yakıcı bir sesi tınlıyordu etrafta. Sonra bir anda elimi radyo düğmesine götürme ihtiyacı duydum sanırım o da duymuş olacak ki bir anda elini radyoya uzattı. Dünyanın en klişe anı gibi gözükse de sanki ellerimiz birbirine değince yıldırım çaktı. Elektrik bütün vücuduma yayıldı. Hemen elimi çektim ah pardon ne istiyorsan çevirebilirsin dedi. Önemli değil ben öylesine uzatmıştım elimi dedim. Radyonun bir kaç düğmesine bastı ve rastgele bir kanala geldi. Sessizliğimi korumaya ve az önce olan bitenin ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Radyo kafamın içindeki kavgaya bir son verdi ve bir şarkı çalmaya başladı. Müslüm Gürses'ten bir şarkı çalmaya başladı. sesli bir şekilde oflamamak için kendimi çok zor tutuyordum. Ben böyle şarkılar dinlemezdim ki. Sus kızım dedim kendime burası senin araban mı? hem de seni taşıyan birine saygısızlık ediyorsun. Gözlerimi hafifçe direksiyonu tutan geniş ve damarları epeyce belli kollarına çevirdim. daha önce hiç dikkatli bakmamıştım. Oradan hareketle gözlerimi daha yukarı doğru yüzüne doğru kaldırdım. Suratında tek tük çıkan sakallarını bile almıştı. Yüzü kemikliydi ve hatları oldukça belirgindi. Biraz yüzüne göre burnu uzundu fakat bu da yüzünde hiç sırıtmıyordu. Dudakları büyük ve genişti. O an fark ettim ki şarkıyı radyoyla beraber mırıldanıyordu ve hafif bir biçimde gülümsüyordu. Bakışların diyor sanki keder senin gözlerinde... Bir mana var sözlerinde... bir anda şarkıya kulak kesildim ve gerçekten önyargılı davranmamın ne kadar saçma olduğunu fark ettim. Kulağıma gayet hoş geliyordu. Sadece biraz acıklıydı hatta çok keder doluydu kim bu kadar acı çekebilir ki? bu lafıma on sene sonradan cevap veriyorum evet biri bu kadar acı çekebilir. Kafamı dağıtmak için sigara içebilir miyim diye sordum. sonuçta onun arabasıydı ve müsaade etmeyebilirdi. İçebilirsin sorun değil diye karşılık verdi. İçip içmediğini bilmeden paketi ona da uzattım beni görmezden geldi. Dünyanın en kaba insanı olabilir miydi? teşekkürler demek bu kadar zor olmamalı değil mi? diye çıkıştım ve bir anda yeşil gözleri karardı ve bana dimdik bakmaya başladı ve ağzı yavaşça açıldı...

Bölüm : 05.02.2025 19:50 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Aysu Beyde / SUFRÌ, APRENDÌ, CAMBIE / 2. Bölüm
Aysu Beyde
SUFRÌ, APRENDÌ, CAMBIE

8 Okunma

6 Oy

0 Takip
3
Bölümlü Kitap
Hikayeyi Paylaş
Loading...