
Selaam canlarım. Yeni bölüme hoşgeldiniz.
Öncelikle tekrar hatırlatayım!
Kaçak ve Karadeniz'li de küçük gecikmeler yaşanabilir. Zira kısa hikaye hazırlığıdayım.🤗 Aynı anda 3 hikâye yazmak yorucu oluyor haliyle. Bu yüzden hoşgörünüze sığınıyor keyifli okumalar diliyorum.
🌊🌊🌊
" Ya biri farkederse?
Ne deriz, rezil oluruz."
Demiştim ki kapıdan yaşlı bir kadın girdi. Korkuyla yerimde sıçrarken o bize biz ona bakıyor, taş kesilmiştim.
Dilimi eşek arısı sokaydı.
" Uuuyyyyyii...
Ne olayi burda? "
İki adımda içeri girerken gözleri bir bana bir Demir'e gidip geliyordu.
" Ne bu hâl?!
Kim bu kiz uşak?
Hemen bir açıklama bekleirum!"
Ayağa kalktı Demir. Ben korku dolu gözlerle Demir'e o ise bir bana bir kadına baktı. Sonunda beni şok eden o cümleyi kurdu.
" Kız kaçırdım babaanne! "
🌊🌊🌊
" Ne dedun ne dedun? Kiz mi kaçurdun. Uyy başuma gelenlar!"
" He valla babaanne kiz kaçurdum.
Baktim anasi vermei benda omuzuma attuğum gibi buraya geturdum."
" Neeeyy!"
Söylediği yalana mı yoksa şiveli konuşmasınamı şaşırsam bilemeden ağzım açık Demir'e bakıyordum.
Yok yok. Bu kadarı gerçekten fazla gelmişti.
" Ula uşak sen Yalçın'ın yanuna şirkete gitmedinmu? Fabrikayı satmasuna engel olmadun mu? Kiz kaçurmak nerdan çikti.? Ne zaman kaçurdun?"
" Gittim babaanne. Dediğimi de yaptım. Bundan sonra benden habersizdir hiç birşey yapamayacak.
Bir çöp dâhi satamayacak. Büyük ortak benim artık."
" E bu kiz? "
" Onu da dönerken kaçırdım."
Allah'ım sana geliyorum.
Nedir benim bu hâlim yarabbim. Sanki bir bataklığa saplanmış çıkmaya çalıştıkca dibe gidiyordum.
" Aklunu mu kaçurdun sen uşak?
Uyyy! Uy evi polisler basacak! "
Derken bacaklarına vurdu.
" Rize'nun diline duşeceuz.!"
" Sakin ol babaanne.
Herkesten önce sen yayacaksın."
" Sakin mi olayum?
Hem kiz kaçurdum diyi. Hem sakin ol!" "
" Sakin ol biraz Safiye hanum."
Diyen dayı beyi gördüm sonra.
" Çocuklar birbirinu sevmuş."
" Ne?!" Dedim iyice şaşkın.
" Sendami biliyordun İlyas!? "
" Anasi vermeyunca kaçmişlar. Kaçarken de ayağunu burkmuş."
Bir "Ne?! "daha.
" Hem kiz reşut.
Hem de hemşure.
Sevenleru kavuşturmak sevaptur.
Bize da yuvalarunu kurmak düşer da!
En kisa zamanda yaparız düğunu gider operler ellerunu."
Bu son cümle kulaklarımdan beynime bir kurşun gibi girerken sonunda dayanamadım.
" Bana birşeyler oluyor. Ga-galiba..."
Yarım kalan cümlem ve kararan gözlerimle olduğum yere bıraktım kendimi.
Ada diyen Demir'in sesi hatırladığım son şey.
*****
Alnımda hissettiğim soğuk bezle yerine geldi şuurum. Gözlerim kapalı kalmak isterken başımın arkasındaki korkunç ağrı geriye çekiyordu kafamı.
Gözlerimi yavaşça aralamayı başardığımda karşımdaki berjere oturmuş o Karadeniz mavilerin sahibini gördüm.
" Nasılsın? " Dedi durgun sesiyle koltuğun önüne kayarak. Ellerim başımda,
" Başım çatlıyor."
Dedim iniltili.
" Ne oldu?"
" Bayıldın.
Ateşinde yükselmiş."
Elimi başımın tepesinde histerik bir gülümseme bırakıp gözlerimi kapatarak düşündüm. Olanları hatırlayınca birden faltaşı gibi açılan gözlerimle anında doğruldum yerimde. Alnımdaki bez önüme düşerken yanımdaki adama döndüm sinirli.
" Ne yaptığını sanıyorsun sen?
Neden öyle söyledin."
" Kusura bakma, babaannem bir anda içeri dalınca aklıma ilk o geldi."
" Ya o dayın olacak adam.
Düpedüz nikâh diyor aptal.
Ne nikahı ya? Yalan üstüne yalan söylerken beni düşürdüğünüz hâle bak."
Üzerimdeki örtüyü hırsla çektim.
" Bir saniye daha durmak istemiyorum burada! "
Diyerek ayağa kalkmamla acıyan ayağım yüzünden dengem kaybolup düşerken buldum kendimi. Yere yapışmayı beklerken o tuttu kollarımın altından.
" Saçmalama Ada otur yerine."
Diyerek yatağın üzerine oturttu.
" Konuşulanlar babaannemi sakinleştirmek içindi sadece. En başta ne konuştuysak o! O Egemen'i bulana ve iyi olana kadar burada kalacaksın nokta. Sonra istediğin yere götüreceğim seni."
" Sakinleştirmekmiş. Kadına yalanın yalanını söyledin haberin yok."
" O ne demek? "
" Baktim anasi vermei benda omuzuma attuğum gibi buraya geturdum. Dedinya!"
Kıs kıs gülerken,
" Sende de var karadenizlilik."
Dedi. Bıkkın bıkkın baktım yüzüne.
" Sevdiğin kız olmadığım gibi annemde yok. Kimsem yok! Yetimhanede büyüyen biriyim ben."
" Gerçekten mi? "
Gözleri üzgün bakıyordu bu kez.
" Özür dilerim bilmiyordum."
Duruldu birden. Omuzları düştü.
" İyi bilirim annesizliğin zorluğunu."
Dediği cümle içimi burktu. Onun da mı?
" Seninde mi annen yok? "
Başını iki yana salladı.
" Afedersin." Dedim rahatsız şekilde.
" Hatırlatmak istemezdim.
Ama iyi tarafından bak. Dedim güya moral veriyordum.
"En azından dayın ve babaannen var."
" Bir de abim."
Dedi gerisindeki berjere oturarak.
" Abin mi? Oohoo daha ne!? "
" Ama anlaşamıyoruz.
Zaten yaşanan herşey Yalçın yüzünden. "
Gözleri önünde ama başka bir boyuta bakıyordu.
" Neler olduğunu anlatacağını söylemiştin. Simdi anlatmak ister misin? İste bence. "
Gözleri bana döndü.
" Birbirimizi tanıyalım attık diyorsun yani."
" Görünenden başka birisisin sen. Onu anladım zaten."
Yine bir gülümseme bıraktı.
" DEMİRKAYA İsmi her yerde bilinir. Özellikle Karadeniz'de ve Rize'de.
Biz büyük bir aile şirketiyiz çünkü. Çay işi, kum işi, fındık işi... Fabrikalarımız ve kum işletmelerimiz var.
Annemi küçük yaşta babamı beş yıl olacak kaybettik. Bütün işlerin başında babam vardı önceden. Fakat beş yıl önce babamla birlikte bir kaza geçirdim. Geçirdiğimiz o kazada babam ölürken ben sakat kaldım. "
Gözlerim bacaklarına indi.
" Sakat mı? Ama iyisin. Yürüyebiliyorsun. Hep iyiydin. Seni gördüğüm ilk andan beri hemde..."
" Evet iyiyim.
Tedavi gördüm çünkü."
" O hâlde sakat numarası mı yapıyordun? "
" Evet."
" Neden?"
" Üzerimdeki gözlerden kurtulmak istediğim şeyleri şüphe çekmeden yapabilmek için."
" Ve benim tanıdığım Karadenizli'yi gizlemek için."
Diye ekledim.
" Evet."
" Neden?"
" Babamın ölümünün ardından abim geçti şirketin başına. Bu süre içinde ben hastane köşelerinde yatıyordum. Başta herşey yolunda gidiyordu. Yalçın'da babam kadar iyi götürüyordu işleri. Sonra değişik mesajlar almaya başladım. Yalçın ve geçirdiğimiz kaza ile ilgili mesajlar. İşin içinde başka işlerin olduğundan şüphelenip iyileşmeye başladığımı herkesten gizleyerek araştırma yapmaya karar verdim. Bu yüzden gizledim kendimi.
Bu sırada şirkette açıklar oluşmaya başladı. Ardından borçlanma ve zararlar. Ardından Yalçın'ın fabrika satmaya çalıştığını öğrendim. Dahası bizim fabrikalara müşteri çıkan adamların pis işler çeviren pis adamlar olduğunuda. Yalçın'ı uyardım. Ama beni dinlemedi. Bu yüzden yaptığına engel olmak için konuya dahil oldum. Anlaşma yapmak için buluşacakları gece baskın yapıp işlerini bozdum. Lâkin aramızda bir köstebek olduğu için çıkan çatışmada yaralandım. Bizimkiler doktor bulamayınca seni kaçırmışlar."
Yüzüm asılsada o zorunlu tanışma sayesinde şimdi iyiydim. Zira Demir kurtarmıştı beni.
" Bu evde dayımdan ve bir kaç adamımdan başkası Karadenizli'yi bilmiyor. Sende ağzından kaçırma. Son olarak Yalçın fabrikalardan birini illede satacam diye tutturunca kendimi ifşa edip şirketin büyük ortağı yaptım. Tabi dayımın bana devrettiği hisseleri sayesinde. Yalçın hiç memnun olmadı tabi. Artık sakat numarası yaptığımı öğrendiği gibi bana olan kinide arttı. Bundan sonra işim daha zor olacak."
" İşte! " Dedi nefes vererek.
" Durum bu.
Ben anlattım şimdi sen anlat."
Gözlerim önüme indi.
" Anlatacak fazla birşey yok bende.
Annem olacak kadın doğurup caminin önündeki avluya bırakmış beni daha kundakta bebekken. Cami imamı bulup yetkililere haber vermiş. Ambulansta ki doktorun adını koymuşlar adımı. Yetimhane ve yurtta geçen yılların ardından çalışarak okuyan Ada. Bu yüzden geç bitirdim okulu. Bu yüzden geç başladım mesleğe. İzmir'de rahatım yerindeydi. Tâki o pislik huzurumu bozana kadar. Sonrasını biliyorsun zaten. Hepsi bu."
" Peki gerçekten otuz yaşında mısın?"
Sorduğu soruyla başımı kaldırıp yüzüne çevirdim gözlerimi. Ne alakaydı.
" Neden soruyorsun? "
" Hiiiç. Göstermiyorsun sadece."
Gözlerime bakıyordu.
" Eee?"
" Eee ne?"
" Cevap."
Gözlerimi devirerek bakarken,
" Ha yirmi dokuz ha otuz!
Ne farkeder. "
Dedim.
" Bir yıl yani 52 hafta yani 365 gün farkeder."
" Benim için fark etmiyor.
Her türlü aynı."
Derken kapı tıkladı.
Gir! Diyen Demir ile açılan kapıdan dayısı İlyas girdi. Beni görünce,
" Nasulsun uşak? "
Diyince sinirle baktım yüzüne.
" Sen ne gereksiz bir adamsın!
Neden saçma sapan şeyler söylüyorsun kadına. "
Kendi kendine gülmeye başlayınca dahada sinir oldum.
" Baktım ortalık karışacak öyle dedim."
" Aferin iyi yaptın! "
" Ne oldu dayı neden gelmiştin?"
" Hem gelin kızımıza bakayım dedim."
" Hâlâ gelin diyorsun yah! "
Derken aldığım yastığı suratına fırlattım. Yana kayıp kurtukduktan sonra,
" Hemde haberlerim var. " Dedi.
" Neymiş."
" Şu piç. Egemen midir nedir. "
Demir ayağa fırlarken benim gözlerim kocaman açıldı.
" Bulundu mu? "
Cevap evet ise evime gidebilirdim artık.
" Hayir." Dedi sakince.
" Kizi bulduğunuz yerun sahibinu bulmuş bizimkuler. Ama adamin oğlu değul kizlaru var. Dahasu oradaki evin sahibu başka biri. Telefon hattu çalintu, numara başkasuna ait. Anlayacağinuz o piç kayip."
Bir umutsuzluk ve korku çöktü bedenimin üstüne.
" Bulamayacaklar."
Dedim başım yine önümde kısık sesle.
" Kimse bulamaz onu. "
Ellerimin titrediğini farkederken engel olmadığımıda farkettim.
" Ne yapacağım ben. Polise haber verelim. Koruma isteyelim. "
" Buna gerek yok."
Diyen Demir'in eli elimin üzerine kapandı. Başımı kaldırıp gözlerine baktım.
" Burada kaldığın sürece kimse yaklaşamaz sana."
" Anlamıyor musunuz?
Kimse bulamaz onu! "
" Hiç kimse sonsuza kadar saklanamaz."
Gözlerine bakmaya devam ederken söylediği şeyin doğru olmasını umdum.
" Korkma.
Seni bulmasına izin vermem. "
Bu sırada kapı tekrar çaldı.
" Evet!" Dedi İlyas.
" İlyas Bey kahvaltı hazır.
Büyük hanım sizi bekliyor. "
Duyduğum sesle zihnimin içinde gördüğün ayakkabılar belirdi birden. İlyas,
" Tamam geliyoruz."
Derken Demir'in gömleğini tutunca gözlerimiz birbirini buldu.
" Demir. " Dedim kısık.
" Ne oldu? "
İşaret parmağımla kapıyı göstererek yine kısık şekilde konuştum.
" Bu kadın ben yatağın altındayken odadaydı. Sen gelmeden önce.
" Evet biliyorum. Uyardım."
" Öyle değil!
Bu kadın senin bilgisayarını karıştırdı."
" Ne? " Derken dayısı ile bakıştılar.
" Emin misin Ada?"
" Evet sesinden tanıdım. Buradayken bir yandan da telefonda biriyle konuşuyordu."
Yerinden fırlayıp bilgisayarın yanına giderken,
" Hatta şifre var diye söylendi.
Sonra babaannen çağırınca apar topar banyodan kirlileri alıp çıktı."
" Demir." Dedi dayı bey.
" Bilmiyorum dayı."
Derken bilgisayarda geziyordu.
" Neden bilgisayarıma girmeye çalıştı. Dahası kim böyle birşey istedi."
" Yalçın olabilir."
Diyen dayısı ile çakmak çakan gözleri dayısına döndü.
" Biz dönene kadar bilgisayarı kontrol et demiş olabilir. Söylediklerinin doğru olup olmadığını anlamak istedi belkide.
Hırsla kapıya yürüdü. Açıp Vildan! diye bağırdı. Saniyeler sonra kapıda belirdi kız.
" Buyurun Demir Bey."
Kızı kolundan tutup içeriye çekti.
" Bugün bu odaya neden geldin? "
Bunu söylerken resmen başka bir Demir gördüm. Beni fark etmeyen kız,
" Ne? A-anlamadım." Dedi.
" Vildan! "
" Te-temizlik ve kirliler için Demir Bey."
Kızı yakasından tutup parmak uçlarına yükselten Demir hırlayarak konuştu.
" Bilgisayarımda ne arıyordun.
Bunu yapmanı kim istedi? "
" Ne?
Y-yok öyle birşey Demir Bey! Yanlışınız var! Neden öyle birşey yapayım ben?"
Kızı aniden bana çevirdi.
Vildan beni görünce gözleri kocaman oldu.
" Seni duydum."
Dedim hemen.
" Sen buradayken bende buradaydım. Telefonda konuşup birine gelemeyeceğini söyledin. Şifre olduğu için açamadın bilgisayarı ve kızdın. Babaanne gelince apar topar banyodan kirlileri alıp çıktın."
" Yalan söylüyorsun.
Ben öyle birşey yapmadım. Hem burada kimse yoktu."
Diyince Demir sinirle yan çevirdi kızı bu kez. Cebinden telefonunu alıp kıza uzattı.
" Aç!"
" Buna hakkınız yok! "
Dedi kız pişkin...
" Aç dedim! "
" Hem bana iftara atıp hem de aşağılayamazsınız!"
Bir anda İlyas girdi araya. Kızın sağ elinin işaret parmağını kırarcasına tutarak kaldırdı.
Kız kıvranırken Demir telefonun arkasındaki yere okuttu parmak izini.
İlyas kızı geriye iterken Demir açık ekranı karıştıyordu.
Bir kaç hareket sonra kaşları çatıldı.
Bir anda kızın çenesini sıkarak kavradı.
" Demek köstebeklik yapıyorsun."
Dedikten sonra geriye savurdu kızı.
Sonra birilerine birşeyler yazıp yolladı ve telefonu dayısına uzattı.
" İçinde ne varsa dökümünü çıkarsınlar."
Ardından kendi telefonunu çıkardığında Vildan denen kızın yüzüne iyice korku çöktü. Demir bir arama yaparken ben sadece olanları izliyordum.
" Alo Metin odama gel! "
Diyip kapattı. Bir süre Demir'in yüzünü izleyen kız yavaş yavaş gerilerken birden kapıya koşsada çarptığı Metin ile geriye sendeleyerek içerde kaldı.
" Emret abi."
" Metin. Al bu köstebeği götür. Bir daha buraya gelemeyeceğinden emin ol."
Metin'in kıza bakışlarını görünce beni kaçırırkenki sözlerini ve aracın içinde bana çevirdiği namnuyla gördüğüm yüzünü hatırlayınca kızı öldüreceğini düşündüm.
İlyas ve Metin yanlarında kızla çıkarken Demir bana doğru gelip yatağın yanında durduğunda geriye doğru gittim gayri ihtiyari.
" Ada?" Dedi kaşları çatık.
" Benden mi korkuyorsun sen?"
Cevap verip vermemekte tereddüt ettim. Az önceki Demir ürkütmüştü. Ne diyecektim. Gözleri bir kapıyı bir de beni buldu.
" Vildan'ı öldüreceğimizi düşündün!
Öyle değil mi? Bir kadını öldürmemde öldürtmemde. Ama yaptığını yanına bırakmamda. Bu yaptığının cezasını çekecek. "
Demir'i dinlerken babaannesinin sesi duyuldu.
Q1" Ula uşaklar nerdesunuz?
Giden gelmai.
Gelsenuza. Kahvaltu sizimu bekleyecek? "
Kapının önünde bir bana bir Demir'e bakıyordu.
" İlyas nerdadur? "
" Dayımın işi vardı babaanne çıktı. Gelir şimdi."
" Vildan nereye kayboldu."
" Vildan gelmeyecek artık babaanne.
Az önce tamamen gönderdim bu evden. Yalçın'a köstebeklik yapıyormuş. Bilgisayarımı kurcalamış."
" Uyy! Daha ne duyacağum ben yarabbium."
Ellerini havaya kaldırdı.
" Allah'um sen sonumuzu hayur eyle."
" Yalçın sınırı iyice aştı babaanne.
Bundan sonra tek bir kelimesine tek bir haretine inanmayın."
" Gelin hele mutfağa, kahvaltuda konuşalım."
Safiye hanım girerken Demir yanıma geldi.
" Gel hadi."
Örtüyü üzerime çekip başımı iki yana salladım hızlı hızlı.
" Bura iyi siz gidin."
" Yine saçmalıyorsun Ada."
" Gelmek istemiyorum.
Lütfen. Aç değilim ben."
Desemde birden kucağına kaldırıp kollarının arasına aldı beni. Düşmemek için kollarımı boynuna doladım.
" Aç kalarak iyileşemezsin."
Diyerek hızlı adımlarla odadan çıktıktan bir kaç adım sonra bir anda durdu. Baktığı yere doğru yana çevirdim gözlerimi. Üst kata çıkan merdivenlerde genç bir kadın bize bakıyordu. Daha doğrusu bana. Ne kadar şaşırmış olduğu kocaman olmuş gözlerinden belliydi.
Gözlerimi Demir'e çevirdim. Yüzünde alaycı bir ifade vardı. Ne oluyordu yine.
" Geldum uşak. Hadi gidelum."
İlyas gelmişti. Demir önüne dönüp yürürken dayı bey arkadan takip etti.
Yemek odası olduğu her halinden belli olan odaya girdik. Beni masanın yanındaki sandalyelerden birine oturttuktan sonra sarılı ayağımı diğer sandalyenin üzerine kaldırdı.
O sırada masada oturan Safiye Hanım'ın gülümseyen gözlerinin üzerimde olduğunu görünce başımı ve gözlerimi önüme indirdim. Kadın gelini olacam sanıyordu. Allah'ım...
Demir diğer yanımdaki sandalyeye, İlyas dayı karşımdaki sandalyeye otururken az önceki genç kadın girdi kapıdan.
" Evin hanumuda teşrif ettuğune göre servisi yapabilirsun Hatice."
Safiye Hanım'ın sözleri ile bakarken arkamda durduğunu yeni farkettiğım genç bir kız çayları doldurmayan başladı.
" Sizeda günaydun Mercan hanum."
Alay ettiği açıkça belliydi. Mercan dediği kadında yerine oturduğunda gözleri hâlâ üzerimdeydi.
" Kim bu hanım?"
Dedi aldırmadan.
" Yeni gelunum. Senunda eltun."
Benim gözler yine büyürken Safiye Hanım'ın yüzü gülüyordu.
Ne meraklıymış bu kadında geline.
Mercan bu kez bir bana bir Demir'e baktı.
" Gelin mi?
Ne gelini?
Ne eltisi? "
" Bu evda Yalçın'dan başka da geç adam var."
Bu adam neden yangına körükle gidiyordu.
Masanın altından uzanıp Demir'in bacağına bir çimdik attım. Yani atmaya çalıştım Zira kasları fazla sertti. Ama anladı sustur şu adamı demeye çalıştığımı.
" Neyse. Kahvaltımızı yapalım. Daha şirketle ilgili dosyaları inceleyeceğim. Malûm büyük ortak olarak toplantıya başkanlık edeceğim."
Mercan'a bakarak söylediği cümleleri bilerek kurduğu gün gibi aşikardı. Bir anda yağa kalktı kadın. Hızlı adımlarla odadan çıkıp gitti.
" Soluğu telefonda alıp Yalçın'ı sorguya çekecek. "
Diyen İlyas kendi kendine gülmeye başlarken Demir bana döndü.
" Kahvaltını yap ilaçlarını al. Ateşin yine çıkmasın."
Sessizce önümdeki çeşitlerden tabağıma biraz alıp yemeye başladım. Bir an önce odaya dönmek istiyordum. Süren sessizliği Safiye Hanım bozdu.
" Hatice sen çıkabilirsun. Ben çağurmadan da gelma."
" Peki efendim."
Hatice çıktıktan bir süre sonra,
" Eee." Dedi Safiye Hanım.
" Nikah ne zaman Demir? "
Yudumladığım çay boğazımda durdu resmen. Ne yutabildim ne çıkarabildim. İçime içime öksürüp durdum. Demir'in gözleri beni bulduğunda elimdeki bardağı bırakıp geriye yaslandım. Hala öksürerek bakarken hadi bunada bi cevap bul bakışı atıyordum.
" Nikâh oldu." Demezmi.
" Neh? " Dedim aniden.
" Ne demak nikâh oldu? "
Dedi ardımdan Safiye Hanım.
Bana döndü.
" Evet hayatım. Dün dayım halletti resmi işlemleri. Sana sürpriz yapmak istedim. Öyle değil mi dayı?"
" Tabiki hallettum yeğenum
. Kaçar mu?"
Hem Safiye hem ben alık alık bakakalmıştık. Nasıl anında uyum sağlıyordu bu adam her yalana.
" Babaanne bu konuda birşey sormada söylemede artık."
Yok yok. Bütün bunlar gerçek olamaz? Benim ateşim falan çıktı kesin ve ben o ateş yüzünden kabus görüyorum. Evet evet! Kesin öyle! Yoksa Egemen yüzünden yaşadıklarımı bile unutturan bu yaşadıklarım gerçek olamaz. Son sözüyle şok etti beni.
" Ada resmen karım olduğuna göre bu evde benimle ve benim odamda kalacak."
*****************************
Evet canlarım bölüm sonu.
Gelecek bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalın 🤗 🌹
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 32.11k Okunma |
2.23k Oy |
0 Takip |
45 Bölümlü Kitap |