15. Bölüm
azimet azimet / KARADENİZLİ ( TAMAMLANDI ✔️) / 🌊K.14 Abi kardeş çatışması

🌊K.14 Abi kardeş çatışması

azimet azimet
azamet_29_2

Selam canlarım.

Yeni bölüme hoşgeldiniz.

Öncelikle hatalarım varsa affola.

Ve! Uğursuz hikayemi yazmaya devam ettiğim, bitirip bütün bölümlerini aynı anda yayınlamak istediğim için Karadenizli de küçük gecikmeler yaşanabilir.

Sabrınız için teşekkür eder keyifli okumalar dilerim 🤗

*****

" Demir yardım et!

Ne olur yardım et! "

O anda duydum Demir'in Ada! Diyen sesini.

" Ada uyan! Ada!"

Gözlerimi korkuyla açtığımda Demir'in endişeli bakışları arasında derin bir nefes çekerken yerimden doğrulduğum gibi kollarımı boynuna dolayarak yüzümü boynuna gömüp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.

" Şiişştt! Tamam sakinleş, geçti.

Sadece kabustu ve bitti. Uyandın ve geçti."

" Demir.

Çok korktum!"

Dedim bir yandan ağlamaya devam ederken.

" Kanlı yüzünü yeniden görünce çok, çok korktum. Bırakmayacak peşimi!"

Derken iyice kopmuş durmak bilmez şekilde ağlıyordum.

" İyi ki buradasın.."

Dedim... İyi ki buradaydı. İyiki...

Ağlamaya devam ederken yüzüme temas eden tenini farkederken ardından şampuan kokusunu duydum. Birde ellerimin altındaki çıplak ve sıcak teni hissedince anında geri çekildim.

Bir karşımdaki ıslak saçların üzerine düştüğü yakışıklı yüz ve şaşırarak bakan mavi gözlere, bir kaslı çıplak bedenine baktım.

İçimden Allah'ım! Derken anında ellerimi gözlerime kapattım.

" Be-ben bakmadım!"

" Bu hareket sende takıntı oldu."

Yataktan kalktığını hissettim.

" Gözlerini açabilirsin eşofmanım var."

Dediğinde parmaklarım arasından bir bakış atarken sandalyesinin üzerindeki tişörtünü alıyordu. Altında eşofmanı vardı gerçekten.

Rahatlamış hissettim. Benim bu adamla aynı odada olmam hiç sağlıklı değildi gerçekten.

Tişörtü kafasından geçirip giydikten sonra tekrar yanıma gelip yatağın kenarına oturdu.

"Daha iyi misin?

Korkun geçti mi? "

Aklım hâlâ az önce olanlarda yüzüne bakmaya çekinerek aşağı yukarı salladım başımı.

" Gerçekten kötü bir rüyaydı."

" Geçti artık.

Uykuna devam edebilirsin."

" Uyuyabileceğimi hiç sanmıyorum."

Başımı kaldırıp duvardaki saate baktım. Akşam olmak üzereydi.

" Tamam.

O zaman sen oturarak dinlenmene devam et bende yarım kalan işimi halledeyim."

Başımı salladım yine. Demir çalışma masasına dönerken arkasından onu izledim. Ardından derin bir nefes çekip bıraktım. Bir süre gözlerim kucağımdaki ellerimde boş boş düşündüm. Sonra sıkıldım tabi. Hiç bu kadar boş kalmamıştım ki ben. Hastanede çalışırken kahve içecek zaman bulamazken şimdi kahvede yüzecek kadar fazla zamana sahiptim. Ama huzurum yoktu.

Başımı kaldırıp odanın içinde gezdirdim gözlerimi. Bir spor aletlerine bir Demir'e gidip geldi gözlerim. Bu vücudu şekillendirmek için bu aletleri kullandığı belliydi. Sonra büyük kitaplığa bakındım. Her rafı kitap doluydu.

" Okuyacak bir kaç kitabın vardır sanırım. "

Yana dönüp omuzu üzerinden bana baktı.

" Sıkıldımda. "

Yerinden sessizce kalkıp kitaplığa yürüdü.

" Ben her yazarın kitabını okumam. Seçiciyimdir. Ama son günlerde yeni bir yazar var. Azamet29 diyor kendine. Her duygudan yazabilen biri. Bütün kitaplarını aldım."

Raftan iki kitap aldı eline. Kapaklarına bakarak konuştu.

" Yılbaşı Elmas-ı en çok tutulan kitabı. Devamı niteliğinde olan Siyah ve Kara var birde.

Acımasız bir mafya babasının bir yılbaşı gecesi karşısına çıkan Elmas isimli kızla değişen hayatını, devamında ise babasının yerine geçen oğullarını ve ilginç bir güce sahip olan Karaca isimli kıza aşık oluşunu konu alıyor. Ama klâsik aşk yada klâsik mafya hikâyesi değiller. Okurken her duyguyu yaşatan kitaplar. Bir başla bırakmazsın elinden. Zaman nasıl geçti anlayamazsın."

" Hmm ilginçmiş!"

Getirip iki kitabıda kucağıma bıraktı.

Bunları bitirince diğer kitaplarını da okumak isteyeceğine eminim. Hele bir de fantastik kitap seviyorsan bayılacaksın."

" O kadar övdün ki. Tanıdığını düşünmeye başladım."

Gülümsedi.

" Belki de tanıyorumdur. "

Gözleri tanıyor gibi bakıyordu. Masasına dönerken devam etti.

" İşe başladığında çalışırken okuyamam diyorsan YouTube kanalında seslendiriliyor aynı zamanda."

" Öyle mi?

Bak iyice merak ettim bu yazarı ve kanalı. Kanalın adı ne? "

" Imm... Neydi adı?"

Eli çenesinde düşündü biraz.

" Hah! Hatırladım!

Kitap tiyatrosu ve Kitap fısıltıları. İnsan dinlerken filmini izliyormus gibi oluyor. Ben çok beğendim dinlerken."

" Hem kitaplarını okuyup hemde dinledin mi?"

" Evet.

Evde boş boş oturup sakat takliti yaparken çalışmanın dışında arada kendime de vakit ayırıyordum."

Kitabı elime alarak kapağını açtım. Giriş kısmını hızlıca geçip ilk sayfaya geldim. Başlamadan önce son bir soru sordum Demir'e.

" Bundan sonra ne yapacaksın? "

Oturup bana çevirdi koltuğunu.

" İlk olarak bu evden ayrılacağım. Sonra da bütün idareyi ben alacağım."

" Abinin buna müsade edeceğini sanmıyorum."

" Etmeyecek biliyorum."

Diyerek önüne döndü. O bilgisayarına ben elimde şu çok övdüğü yazarın kitabına döndüm.

*****

Aradan ne kadar geçti bilmiyorum.

Demir'in sesiyle geldim kendime..

" Ada! "

" Ha! Ne?"

" Bu üç oldu.

Sana sesleniyorum ama duymuyorsun."

" Dalmışım.

Bu kitap süper. Kız karakter çok komik ve harika.

A bir de Ramo."

" Bakıyorum beğendin."

" Beğenmek ne kelime bayıldım."

"Biraz ara ver. Akşam yemeğine çağırıyor babaannem. "

" Tamam."

Diyerek sayfanın ucunu katladım ve kitabı kapattım. Komodinin üzerine bırakıp kendimi yatağın kenarına çektim. Ayaklarımı aşağı sarkıtırak oturduğumda Demir yanıma geldi. Kucağına almak için hamle yaparken engel oldum.

" Koltuk değneğini versen yeter."

" Benim için sorun değil."

" Benim için sorun ama."

Dedim.

" Ada ayağını zorlama."

" Ayağım daha iyi."

Gözlerini devirip tek hamlede kucağına aldığında yine boynuna doladım kollarımı.

" Gerek yok..."

" Susar mısın artık?!"

" Tamam ya. Keyfin bilir taşı o zaman."

Bir kaç adımdan sonra kapıdan çıkıp salona girdiğimizde kapı açılıp giren adamla yerinde durdu Demir.

Gözlerim kapıda sabah gördüğüm adama bakıyordum. Ardından bir Demir'e bir adama çevirdim gözlerimi. İkisinin de gözlerinde nefret okudum. Demir'in bahsettiği abisi Yalçındı bu adam. Baygın bakışları, çatık kaşları, kırmızı yüzü sarhoş olduğunu bağırıyordu.

Sendeleyerek girip yürümeye başladığında Demir arkasını döndü. Muhatap olmak istemediği belliydi.

Yemek odasına yürümek istediğinde ise Demir! Diyen sesiyle durduk. Demir durmuştu durmasına am geriye dönmedi. Ben ise omuzu üzerinden arkadaki Yalçın'ı görebiliyordum ve bakışları benim üzerindeydi.

" Vaay, vay, vayy! Demek evlendiğin doğru. Beni şaşırtmaya devam ediyorsun Demir Demirkaya. Meğer küçük Demir'in içinde başka bir Demir varmış. Yalancı bir Demir."

Konuştukça sesi yerleşirken imaları artıyordu. Konuşmadı Demir. Ama yandan gördüğüm kaşları çatılmış boşluğa bakıyordu. Daha da sinirleniyordu. Yine cevap vermeden bir adım daha attığında Demir! Diye bağırdı bu kez. O zaman anladım, Yalçın'ın niyeti kavga etmekti.

" Bugün yaptığın herşeyi düzelteceksin. Senin yüzünden milyonluk anlaşma suya düştü. Aylardır uğraşıyordum ben o iş için.

Sen ve hain müdürler yüzünden anlaşma sağlanamadı."

Bağırarak konuşurken merdivenleri inen kadını gördüm. Evin gelini olduğuna göre kocası Yalçındı.

" Adice arkamdan vurdun beni! Dayımla bir olup oyun oynadınız bana! Şerefsizce bir oyun..!"

Demir bir anda geri dönüp koltuğun üzerine bıraktı beni. Öfkesini görünce Demir! diyerek kolundan tutmak istedim ama elimin içinden kayıp giderek bir anda abisinin yanında aldı soluğu. Yakalarından tutup kendine çektiğinde ben öylece bakarken Mercan koşarak yanlarına gelip benim yapamadığımı yapıp Demir'i kolundan tuttu.

" Demir bırak YAPMA!"

" Sen karışma yenge! "

Diyerek kadını kenara iterken yeniden tuttu yakasından Yalçın'ı. Hırlayarak konuştu yine.

" Dua et sarhoşsun!"

Bir Demir'e bir Yalçın'a bakıyorduk. Bunlar abi kardeşten çok düşman gibiydi gerçekten. Demir'i bileklerinden tuttu Yalçın.

" Sarhoş olmasam ne olacak lan!

Senden mi korkacam?"

Geri adım atmadı Demir.

" Sarhoş olmasan dağıtırdım yüzünü!"

" Yapsana lan!

Hadi yap. YAP! "

Geriye iterken bir anda attığı yumruk Demir'in yüzünde patladığında hem ben hem Mercan tiz bir çığlık attık. Şok olmuştum.. Demir olduğu yerde yana dönen yüzüyle kaskatı kaldığında Yalçın dahada sinirli,

" Nankör köpek!

Bu şirket yıllardır benim sayemde ayakta. Yıllardır benim sırtımdan yaşıyorsun boş beleş! Şimdi gelmiş büyük patron benim diyorsun.

Kim olduğunu sanıyorsun lan sen.

Artis velet! "

Ağzından köpükler saçarak bağırıyordu Yalçın.

" Bu şirket benim!

İstediğime bağışlar istediğime satarım. Sen kim oluyorsunda karışıyorsun it oğlu it!"

Söylediği ağır sözlerden sonra bir yumruk daha savurdu Yalçın, ama havada tuttu Demir o yumruğu. Aynı anda Safiye Hanım ve Dayı bey,

" Ne oluyor burada?"

Diyerek gelirken suratında patlayan Demir'in yumruğuyla yerde kaldı Yalçın. Öfkeyle konuşan Demir'di bu kez.

" Yenge al kocanı götür yoksa elimde kalacak."

" Ne biçim kardeşsin sen beh?

Saygısız ne olacak. "

Yalçın'ın hareketlerinin üzerine karısı tüy dikmişti. Demir,

" Yenge!" Diye gürlerken Safiye,

" Mercan!" Diye bağırdı.

Sarhoş olduğu için zorlanan Yalçın'ın kalkmasına yardım eden Mercan,

" Ne oluyor ya? Hepiniz mi kalleş oldunuz? "

Derken,

" Bana bak gelun lafunu bil karışmam."

Dedi Safiye. Evin içi iyice karışacak gibiydi. Yalçın ayağa kalkmayı başardığında düşündüğüm şey oldu. Bir anda Demir'in üzerine atlayıp iki kardeş birbirine vurmaya başladıklarında panikle ayağa kalktım. Ne benim Demir! diyişim ne Mercan ve Safiye'nin bağırışları onları durdurmazken araya girmelerini Dayı Bey engelledi.

" Bırakun. Karışmayun siz!"

Karışsalar ne olacaktı ki. Aralarına girmenin mümkünü yoktu. Öldüresiye vuruyorlardı bir birbirlerine. Sanki uzun zamandır bilenmiş gibiydi hâlleri.

Sonunda Yalçın altta Demir onun üstünde kalıp bir yumruk daha atacakken mudahale etmeye karar verdim. Ayağa kalktığım gibi aksayarak gelip Demir'in arkasından sarılıp havadaki kolunu tuttum.

" Demir kendine gel bırak!"

" Sen karışma Ada.

Kendi kaşındı."

Diyen Demir bir eli Yalçın'ın yakasında kolunu benden kurtarmaya çalışırken nefes nefeseydi.

" Demir bırak!"

" Bırak dedim Ada!

Sen karışma bu işe! "

Bir yandan bağırarak konuşup bir yandan kolunu kurtarmaya çalışırken aniden sertçe ittirince Aah! Dedim kendimi yerde bularak. Başımı sert zemine çarpmış canım yanmıştı. Demir'in Ada! Diyen sesini duyunca hiç kıpırdamadan öylece yerde kaldım gözlerim kapalı. Demir'in,

" Ada! " Safiye'nin,

" Uuuyyyii! "

Sesini duyarken gözlerim hâlâ kapalı olsada yanıma geldiğini farkettim. Ellerini hissettim sonra yüzümde.

" Ada! Ada iyi misin!?

Ada özür dilerim!"

Bayıldığımı sanıyordu. Anlık aklıma gelen oyuna devam ettim. Elleri yüzünde beni sarsmaya başladı.

" Ada uyan! Ada!

Elini kolunu sikeyim Demir.!"

Yerden kaldırıp kucağına aldı. Saniyeler sonra sert koltukta hissettim sırtımı.

" Hatice kolonya getir!"

Başımı kaldırıp arkasında gezdirdi elini. Şişmişmi diye bakıyordu.

" Ne ettun uşak?"

" Bi dur babaanne ya!"

Sesindeki pişmanlığı hissedince önce sol sonra sağ gözümü açtım. Yüzümü avuçlarının arasına aldı.

" İyi misin?"

" İyiyim bir şeyim yok.

Numara yaptım sadece."

Diyerek doğrulup oturdum. Demir'in kaşları çatılırken arkasındaki görüntüye kaydı gözlerim. Mercan ve Dayı Bey Yalçın'ı yukarıya çıkarıyorlardı.

" Ne?" Diyince yüzüne döndüm.

" Baktım abi katili olmak üzeresin, kimsenin de karıştığı yok ben karıştım. "

Yerinden kalktı birden. Sinirli bakışları üzerimde,

" Sana zarar verdim sandım. "

" Bir şeyim yok.

İyiyim."

Elinde kolonya gelen Hatice'ye,

" İlk yardım kutusunu getir bize."

Dediğimde Demir'in bakışları hâlâ gözlerimde gezinc,

" Dudağın patlamış. "

Dedim.

" Gerek yok Hatice. İşine dön!"

Dedikten sonra sinirli adımlarla odasına yürüdü. Safiye hanım gelip karşındaki koltuğa bıraktı kendini yorgun.

Elini alnına dayayıp sessizce beklerken Demir geri döndü.

" Aferun uşak."

" Kime aferun babaanne?"

Yine şiveli konuşması sinirindendi.

" İkinizada."

" Babaanne yaşlanisun gabiba. Olanları ne çabuk unuttun."

Safiye'nin yüzü asılırken Demir hırsla yanımda bitti. Beni yine tek hamlede kucağına aldığında sessiz kaldım. Bir azar daha yemek istemiyordum. Birlikte mutfağa geçtik.

Getirip sandalyeye bıraktı beni. Kendide oturdu. Arkadan gelen Safiye Hanımla birlikte Hatice yemek servisi yaptı. Biz yemeğe başladığımızda Dayı Bey geldi bu kez. Sessiz oturdu yerine. Hiç birşey olmamış gibi keyifle yiyen tek kişi bu adamdı.

Gamsızlar kralı.

*****

Ölüm sessizliği içinde geçti yemek. Kimse konuşmuyor herkes düşünüyor, bense kısa bakışlarla önümdeki insanları izliyordum.

Nihayet biten yemekten sonra herkes kendi odasına geçti. Yani bizde. Demir beni yatağa bırakıp hiç birşey söylemeden masasına yürürken aklıma gelen şey ile,

" Şey...

Demir.." Dedim.

Durdu omuzu üzerinden bana baktı.

" Birşey isteyebilir miyim?"

Bu kez tamamen döndü.

" Tabi. Nedir?"

" Şey yatın hastaneye gideceğim... Ya."

" Evet. Söylemiştin."

Başımı önüme eğip derin bir nefes alıp verdim.

" Duş alabilir miyim?"

" Tabiki.

Banyonun yerini biliyorsun.

Yeni bornoz ve havlu var dolapta."

" Ama..!"

Derken elini çenesine koydu.

" Kıyafet sorunu var."

O an dank etti. Doğru. Kıyafetlerim evimde burada emanet bir pijama ile duruyordum.

" Eee. Ne yapacam?"

" Yapacak birşey yok.

Hatice'yi bizimkilerden biriyle alışverişe yollayacağım. Sana uygun bir kaç kıyafet alır. Yarın dönerken de evine uğrarız kendi kıyafetlerini alırsın. Şimdilik de benim pijamalar dan giyersin yine."

Üzerimdeki büyük pijamaya baktım.

Başka seçeneğim yoktu.

" Tamam." Dedim el mecbur.

Dolaptan bir pijama takımı daha çıkarıp yanıma geldi. Önce ayağımdaki saygıyı sonra sırtımdaki bandajı çıkardı. Yerimden kalkıp aksayarak banyoya yürürken koluma girerek yardım etti. Banyodan içeri girdikten sonra elindeki pijama takımını duvardaki askıya takıp,

" Rahat ol.

Ben odanın dışındayım."

Diyip kapıyı çekti çıktı. Oda kapısının sesini duyduktan sonra banyo kapısını usulca kilitledim. Kabin içindeki musluğu sıcağa ayarlayarak açtım. Isınmasını beklerken geldiğim günden beri üzerimde olan pijamaları çıkardım. Ardından kabinin içine girip suyun altına attım kendimi. Şuan o kadar iyi hissediyordumki. Sıcak su çok iyi gelmişti. Allah'ım dünya varmış.

&

Bir süre sıcak suyun tadını çıkardıktan sonra yanı başımdaki erkek şampuanı ve duş jeline baktım. Başka seçeneğim olmadığı için bu ikisini kullanarak güzelce bir duş aldım. En son suyu dahada ısıtıp ayak bileğime tutarak dahada rahatlattım.

İşim bittikten sonra ayağıma dikkat ederek ve düşmemeye çalışarak kabinden çıktım. Bornozu alıp üzerime giydim ve bağladım. Saçlarımı da güzelce kuruladıktan sonra temiz olan pijamaları giyindim.

Banyodan çıkmadan önce ikinci bir havlu alıp saçlarımı sardım ve çıktım.

Aksayarak yatağa kadar gelip oturdum. Sıcak su ile iyice mayışmış uykum gelmişti.

Yatağın içine girip örtüyü üzerime çektim. Yarım bıraktığım kitabı elime aldım yeniden kaldığım yerden okumaya devam ettim. Lakin bir süre sonra duşunda etkisiyle iyice kapanan gözlerime izin verdim.

*****

DEMİR'DEN

Ada'yı banyoda bırakıp odadan çıktıktan sonra mutfağa yöneldim.

Yardımcı kızlardan Hatice'yi görünce,

" Hatice salona gelir misin?"

Diyerek salona yürüdüm. Peşimden Salona gelip durdu.

" Buyrun Demir Bey."

" Hatice Zeki ile birlikte bayan giyip mağazasına gitmeni istiyorum. Sana bir liste vereceğim. Ada için ve en kaliteli olanlardan almanı istiyorum."

" Tabi ki efendim.

Hemen çıkalım mı?"

" Sen hazırlan ben de Zeki'ye haber vereyim. "

" Peki efendim. "

Hatice arka taraftaki müştemilata giderken bende telefonumu çıkarıp Zeki'yi aradım. Hatice'ye söylediklerimin aynısını söyledim.

" Tamam abi.

Dışarda bekliyorum."

Telefonu kapatıp koltuğa oturdum. Son bir kaç saat içinde olanlar zihnimden tekrar tekrar geçmeye başladığında azalan sinirim yeniden artmaya başladı. Yalçın'ın söylediği şeyler kaldırabileceğim şeyler değildi.

Sonunda ipler kopmuştu işte. Bundan sonra aynı şirkette çalışan iki yabancı olacaktık. Ama evden ayrılma fikrinden vazgeçmiştim. Çünkü korktuğumu sanacaktı. Buna izin vermeyecektim. Beni sevsin yada sevmesin katlanacaktı.

Ayağa kalkıp konsolun üzerindeki not defteri ve kalemi alıp küçük bir liste halinde Ada için alınacak şeyleri yazdım. Hatice hızlı adımlarla gelip,

" Çıkıyorum Demir Bey."

Diyince yanına gelip liseyi uzattım.

Alıp çantasına koyduktan sonra hızlı adımlarla evden çıktı. Tahminim üç saatte ancak gelirdi. O saate kadar biraz daha idare edecekti Ada.

Derin bir nefes bırakıp odamın önüne kadar gelip durdum. Kapıyı tıklayıp bekledim. Ses gelmediğini görünce yeniden tıkladım. Yine ses gelmeyince huylandım. Duştan çıkacak kadar vakit geçmişti. Bir an ayağı yüzünden banyoda düşmüş olabileceği düşüncesiyle içeriye daldım. Kapıdan girdiğimde yatakta elinde okuduğu kitap uyuyakalmış olduğunu görünce rahatladım resmen.

Sessiz adımlarla yanına kadar gelip durdum. Bu sırada ayağındaki ve sırtındaki bandajı hatırladım. Ayağı neyse de sırtındaki bandajı kendi yapamazdı. Örtüyü kenarından tutup kaldırarak baktığımda ayağında sargı olmadığını gördüm. Üzerine doğru eğildim sonra. Kısık sesle, " Ada. " Dedim.

Hiç kıpırdamazken burnuma gelen kendi şampuanımın ve duş jelimin kokusunu aldım. Teninden ve saçlarından geliyordu. O kokuyla aklımın içi dumanlanmaya başlayınca anında kendimi toparlayıp doğruldum.

Komodinin üzerindeki merhemi alıp yatağın ayak ucuna oturdum. Parmak ucumla açıktaki ayağının bileğine hafif hafif sürüp yine parmak ucumla dağıtırken bir yandan gözüm Ada'ya gidip geldi. Kıpırdansada uyanmadı. Duştan sonra sızı

p kalmış oldukçada derin uyuyordu. Merhem ile işim bittiğinde yeniden ve çok yavaş hareketlerle sardım bileğini. Yatağa bırakıp örtüyü üzerine çekerek ayağa kalktım. Sonra yatağın yanına gelip bir dizimin üzerine çöktüm ve kollarımı yatağa dayadım. Başımı kolumun üzerine yatırıp gözlerimi yüzüne çevirdim.

O an yediğim kurşuna şükrettim. Bu kızı bana getirdiği için.

******************************

Evet canlarım bölüm sonu.

Gelecek bölümde görüşmek üzere.

 

Bölüm : 30.12.2024 20:15 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...