
Rize'ye dönen yolda ilerlerken aracın camından dışarıyı izliyordum. İçimde tuhaf hisler vardı. Başımı yanımdaki adama çevirdim. Bir haftadır günümüzü de gecemizi de birlikte geçirdiğim adama. İlk gecemizin sabahında, " döner dönmez evleneceğiz." demiş bende kabul etmiştim. O nasıl bir gündü hâlâ şaşkınım.
Bir haftadır da sürekli bir yerleri arayıp iki gün sonra ki nikah işlemleri için hazırlık yaptırıyordu. Kendi kendime gülmeye başladım arabanın içinde. Demir bir bana bir yola bakarak sürmeye devam ederken,
" Ada." Dedi.
"Neden kendi kendine gülüyorsun."
" Bizden bir tane daha var mı acaba?"
" Neden? "
" Balayı önce nikah sonra."
Gülümseyerek konuştu.
" Bunu sadece biz biliyoruz."
" Babaannen duyduğunda, Uuyyii. Vay başimuza gelenlaar. Uy rezul olacağuz Rize'ya. Diyecek."
Diyince Demirde başladı gülmeye.
" Ben o konuyu hallettim. Dün gece babaannemle herşeyi konuştum. Olan biten herşeyi artık o da biliyor."
" Gerçekten mi?"
" Evet. Hatta Karadenizli'yi seninle nasıl tanıştığımı yaralanmamı, Egemen'i, Alpay Denizer'i... Yani herşeyi."
" Delirdin mi? Ya Yalçın'a söylerse."
" Söylemez biliyorum. Yinede söylememesi için sıkı sıkıya tembihledim. "
" Peki burayı da söyledin mi?"
Dedim şüpheyle bakarak.
Yaşadığımız bir haftadan bahsediyordum. Bana bir bakış daha attı.
" Hayır..
Son bir haftanın dışındaki herşeyi biliyor ama son bir haftayı bilmiyor. Evlilik yalanını da bildiği için Ada'ya yeni evlenme teklif ettim o da kabul etti dedim sadece. O da inandı."
" Yüzünün şeklini görür gibi oldum."
Derken gülerek devam ettik yola.
Geri dönüyorduk ama nereye. Bunu hiç konuşmamıştık.
" Demir." Dedim.
" Söyle sevgilim."
" Biz nereye gidiyoruz?"
Anlamaz şekilde baktı.
" Bir haftadır herşeyi konuştuk ama dönünce ne olacağını, nerede kalacağımızı konuşmadık.."
" Senin için sakıncası yoksa ben bizim eve gideriz diye düşünmüştüm."
Düşündüm. Sakınca...
" Kocaman ev. Üst kattaki büyük olan odama geçeriz diye düşündüm. Hatta babaanneme odayı düzenlemesini söyledim."
Bir odası daha mı vardı. Benimkide soru. O kocaman evde en az beş altı oda olmalıydı.
" Diğer ev de nikâh hediyem olarak senin olsun."
Kaşlarım havada baktım.
Nikâh hediyesi? Yani o ev yarından sonra benim mi olacaktı.
" Dayalı döşeli dursun. Arada bir kaçamak yapmak istersek oraya gideriz. Hatta nikahtan sonra otel yerine senin eve gidebiliriz. Tabi bu eve de gelebiliriz."
Derken göz kırptı.
" Boş ver oteli. Ben evimi, eşyalarımı özledim. Benim eve gidelim."
Dedim o evi çoktan sahiplenerek.
" Tamam karımın evine gideriz."
*****
Araç evin bahçesine girerken bu evden nasıl çıktığımı hatırladım. Demir ile tartışmıştık çünkü benim bu evden gitmemi istemediği için Egemenden kurtulduğunu bana söylememişti.
Araç durduğunda derin bir nefes alıp verdim. Geçmişte kaldı Ada. Geleceğe bak. Diyerek kapıyı açıp indim. De! Yürüyemedim. Ayaklarım eve doğru gitmiyordu.
" Ada..."
Kolunu belime dolayan Demir'e baktım. Elinde valizim yanımdaydı.
" Birden gerildim..."
" Buna gerek yok. Rahatla. İlk kez gelmiyorsun ki."
" Doğru ama. Burada kaldığım hâlimle bugünkü hâlim çok farklı. Psikolojik bir baskı hissediyorum şuan."
" Sakin ol yeter. Hadi girelim. Yoksa üşüyeceksin."
İttire ittire eve doğru getirirken birden evin dış kapısı açıldı. Kapının önünde Safiye hanım göründü. Kaşları çatık bize bakarken ürkmedim desem yalan olur. Kapı önünde durduk.
"İyi akşamlar babaanne. "
Diyen Demir'e çevirdi gözlerini.
" İyi akşamlar."
Derken sesi soğuktu.
" Oo bizim uşaklar gelmiş."
Arkadan gelen Dayı Bey'in yüzü Safiye hanımın aksine gülüyordu.
" Soğukta duracağunuza girsenuze içeri."
Safiye Hanım geri çekilince Demir ile birlikte içeriye girdik. Elindeki valizimi kenara bıraktı. Sonra salon bölümüne doğru yürüdük. Koltuklara oturduk karşılıklı. Her saniye daha da gerildiğimi hissederken Safiye hanımla birbirinize bakıyorduk.
" Ada kizım..."
" Efendim."
" Yeniden hoşgeldun..."
" Hoşbulduk..."
" Demir herşeyi anlattu. Ve duyduklarıma göre.."
Bunu derken bir Demir'e bir Dayı Bey'e bakıyordu.
" Demir ile olan önceki evluluğunuz gerçek deyulmuş. Şimdi ise sağa evlenme tekluf etmuş."
Başımı aşağı yukarı salladım hızlı hızlı.
" Senda kabul etmişsun."
Başımı yeniden aşağı yukarı salladım, yine hızlı hızlı.
Allah'ım ben bu eve kaçak girerken bile bu kadar diken üstünde değildim. Derin bir nefes alıp verdi kadın.
" Eh o zaman hayırli olsun diyelum. Allah mutlu mesud etsun."
" Teşekkür ederim Safiye hanım."
" Safiye hanum değul. Babaanne diyecesun senda."
Gülümseyerek söylediği cümleden sonra bir rahatlama çöktü resmen.
" Sağa gelunce uşak.
Deduklarini yaptum. Gelunluk ve kuaför için bir kaç yer ayarladum. Yarun gelun kizimla gider bakaruz."
" Evdekiler durumu biliyor mu?"
Safiye hanım kaşları çatık sorunun sahibi olan Demir'e baktı.
" Hee. Biliyilar.
Yalçın ne nikahu?
Zaten evlulerdi resman boşamadu ki karusunu dedu. Ben da Demir yeduğu fışkiyi affetturmak içun ikinci nikahu kiyayi dedum."
Dayı Bey kıs kıs gülmeye başladı.
" Aferun babaanne. Öyle olmem.
Arkamdan bir de kurşun sikaydun."
" Nerda olduğunu bilsam gelirdum da, bu dayın olacak demadi yerunu."
Bu kez Dayı Bey'e bakıyordu sinirli. Demir,
" Aslan dayım."
Derken mutfaktan Hatice geldi.
" Akşam yemeği hazır efendim."
" Tamam Hatice geliyoruz."
Diyen Demir ile hepimiz ayağa kalktık. Siz geçin babaanne biz temizlenip gelelim. Safiye hanım ve dayı yemek odasına yürürken bizde valizimi alıp Demir'in alt kattaki odasına geçtik. Banyoya geçip sırayla elimizi yüzümüzü yıkayıp kurulanarak çıktık. Kapıyı kilitleyip üzerimdeki kıyafetleri çıkarmaya başlarken arkamda aç kurtlar gibi bakan Demir'i gördüm. Yüzünde kocaman bir sırıtış yanıma doğru gelirken,
" Yardım edeyim mi?"
Diyince anladım derdini. Yaklaştı yaklaştı... Sonunda kapının yanındaki duvarla arasına aldı bedenimi. Parmak uçları ile tuttuğu çenemi nazikçe yukarıya kaldırıp dudaklarıma bir buğse bıraktı. Sonra bir tane ve bir tane daha. Ardından kollarımı tutup kendi boynuna dolarken kolları bedenimi dudakları yeniden dudaklarımı sardı.
Güzel bir öpücükten sonra, özledim... Dedi.
" Demir sırası mı yemeğe bekliyorlar."
" Doğru.
Neyse.
O zaman yemekten sonra tatlı niyetine yerim seni de."
İkimizde kıkırdarken beni serbest bıraktı. Hızlıca üzerimdekileri çıkarıp daha rahat olan ev kıyafetlerimi giyindim. Birlikte odadan çıkarken Yalçın ve Mercan ile burun buruna gelince aramızdan müthiş bir elektrik dalgası geçti sanki. Bir Yalçın'a bir Demir'e baktım göz ucuyla. İkiside diğerini dövecek gibi bakıyordu. Elimden tutup kendisiyle birlikte yemek odasına doğru götürdü beni.
İçeriye girip önceki yerlerimize oturduk. Hatice servisi yaparken Yalçın ve Mercan da gelip karşı taraftaki sandalyelere oturdular.
*****
Yemek boyunca kimse konuşmadı.
Yemekten sonrada salona geçip oturdu herkes. Hatice bizim için yaptığı kahveleri küçük sehbalarla önümüze bıraktı.
Höpürdeterek içen ilk kişi Dayı Beydi. Ortamdaki gerginlik zerre umru değildi.
" Nikâh ne zaman?"
Duyduğumuz cümle ile herkes Yalçın'a baktı.
" Neden soruyorsun?"
Demir'di cevap veren.
" Nikaha gelmek için soruyorum herhalde."
" Gerçekten mi. Hangi dağda kurt öldü de hastane odalarında sürünürken yanıma gelmeyen abim nikahıma gelme inceliğinde bulunuyor."
" Saçma sapan konuşma.
O zamanki durumla şimdiki durum çok farklı."
" Neresi farklı?"
" Birincisi haber verme zahmetine gitseydin ilk nikahınada gelirdim. İkincisi o zaman babam yeni ölmüştü ve birinin herşeyi yoluna sokması gerekiyordu. "
Salondaki herkes bir Demir'e bir Yalçın'a bakıyor, bu tartışma ne zaman biter diye bekliyorduk.
" Ama evlenecek zamanı bulmuştun."
" Neden bizimle uğraşıyorsunuz?"
" Sizinle uğraşan yok yenge."
" Öyle mi?
Peki bu tavırların ne oluyor? Sadece sen değil! Safiye hanım, dayın..."
Sonra bana döndü. " Karın!"
Ben ne yaptım buna ya.
" Mercan!
Lafunu bil! "
Safiye hanım sinirleri iyi bozulmuştu.
" Mercan! "
Dedi Yalçın babaannesinin arkasından.
Mercan'ın kaşları çatılırken sinirle ayağa fırladı. Yetmedi, yine sinirle yere vurdu ayağını. Sonrada hızlı adımlarla merdivenlere yürüyerek üst kata yöneldi.
" Yalçın. Şu gelune biraz akul ver. Da! Ne büyük tanır oldu ne kuçuk!"
" Bugünlerde psikolojisi iyi değil. Sebebi de sensin babaanne."
" Ben mu? Ben ne dedum ona?"
" Mercan'ı her gördüğünde çocuğu olmadığı için öyle aşağılayıcı şekilde bakıyorsun ki bir şey söylemene gerek kalmıyor. Suçu birazda kendinde ara."
Safiye hanım sessiz kalakaldı. Ortalık iyice gerilmişti.
" Nikâh 25 Şubat Salı günü.
Saat 16 da. "
Diyerek konuyu Demir değiştirdi.
Ayağa kalktı Yalçın.
" Orada olacağız." Dedikten sonra Safiye Hanım'a bir bakış attı. Sonrada karısının yanına üst kata doğru çıktı. Safiye Hanım arkasından,
" Ukala!
Biraz da karuna bul suçu."
Dedikten sonra elindeki kahveyi tepesine dikti.
" Neyse. Bizde odanıza gidelim."
Diyen Demir ayaklandı.
"Yarın yorucu bir gün olacak.
Gel Ada."
Tam ayağa kalkmıştım ki.
"Dur hele uşak! Nereya?"
" Dedimya babaanne.
Odamıza gidip dinleneceğiz."
" Yok oyle yağma uşak.
Nikâh olmadan aynu odada kalunmaz. Günah! Sen odana gideisun. Ada kizimda üst kattaki odada kalacak."
" Buna gerek yok babaanne.
Daha önce de kaldık zaten."
" O senun eşekluğun ula!"
Demir'in yüzü değişirken ben gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırıyordum. Ama Dayı Bey hiç oralı olmadan bastı kahkahayı.
" Gel kizim." diyen Safiye Hanım ellerini belinin arkasında bağlamış önden yürürken bende çaresiz peşine takıldım. Demir'in yanından geçerken durdum. Bu fırsatı kaçıracak değildim. Sıfır sesle ve dudak hareketleri ile konuştum.
" Gitti senin tatlı keyfi."
Tek kaşı havada bıkkın bakarken bizde Safiye Hanımla üst kattaki odaya çıktık. Koridorun sonundaki beyaz kapıya kadar yürüdük. Sonra Safiye Hanım cebinden bir anahtar çıkarıp kapıyı açtı. Geri çekilip eliyle gir işareti yapınca önden ben arkadan Safiye Hanım girdi. Işığı açtığında gördüğüm odayla gözlerim kocaman bakakaldım.
Odadaki herşey yeniydi. Yatak ve üzerindeki yorgan, çarşaf, örtü. Şifonyer, tuvalet aynası.
" Burasu da giyinma odasu.
Senun içun alunan kıyafetlar ve pijama takumlari dolabun içinda."
Diyerek yan taraftaki duvar aynasını yana doğru kaydırınca arkasındaki oda göründü.
" Banyo da ihtiyacın olan herşey var. Duş almak istersen yani."
" Çok teşekkür ederim Safiye Hanım."
Uyarıcı bir bakış attı.
" Safiye Hanum deyul. Babaanne..."
Derin bir nefes alıp verdi.
" Bak kizum. Demir anlattu. Hayatta tek başına olduğunu kimin kimsen olmaduğunu biliyrum."
Gözlerim önüne düştü.
"Oncelikle seni taktur ettiğimu bilmeni isterum. Sen çok guçlu bir kizsun. Ve bundan sonra benida bir anne bir babaanne olarak bilmenu isterum."
" Teşekkür ederim. Sa.."
Dedikten sonra anında düzelttim kelimeyi.
" Teşekkür ederim babaanne. "
" Hadi uyu dinlan.
Demir'un da daduğu gibi yarun yorucu bir gün olacak. Allah rahatluk versin."
Dedikten sonra odadan çıktı ve kapıyı çekti. Onun ardından odanın içini dolaştı gözlerim. Gerçekten çok güzel bir odaydı. Üzerimdekileri değiştirmek için giyinme odasına geçtim. Kocaman bir giyinme odası görmeyi beklemiyordum doğrusu. Askılardaki kıyafetlere baktım. Her biri diğerinden güzeldi. Ama nasıl biliyorlardı bedenimi. Düşündüm. Hatice. Dedim kesin ona aldırdılar. Önceki kıyafetleride ona aldırmıştı Demir. Pijama ve çamaşırların olduğu çekmeceyi açtım. Gördüğüm çamaşırlarla gözlerim yeniden kocaman oldu.
Bu-bunlar da ne?
Yeni gelin alışverişi olduğu çok belliydi. Bunları ha giymişsin ha giymemişsin. Bir sonraki çekmeceyi açtığımda Demir'e ait çekmece olduğunu anlayınca üst çekmeceye geri döndüm. Çoğunluğu mor renkli olan çamaşırlardan birini alıp havaya kaldırarak baktım.
Önü nere arkası nere bunun. Derken,
" Giysene üzerinde görmek istiyorum."
Diyen sesle korkuyla sıçradım yerimde. Demir hemen arkamda beni izliyordu.
" Ne yapıyorsun ya?"
Elimdeki çamaşırı yüzüne fırlattım.
" Ödüm patladı."
Özür dilerim. Derken yanıma gelip kollarının arasına alıp sarılarak bir öpücük bıraktı dudaklarıma.
" Babaannen görürse karışmam."
" Benim canım tatlı çekti bir kere."
Birden kucağına aldı.
" Yemezsem uyuyamam."
Kendi kendime kıkırdarken getirip yatağın üzerine bıraktı beni. Üzerime doğru eğilirken önce yatağı sonra beni inceledi.
" Yeni gelin yatağı ha!"
" Hmm."
Dedim alev alev olan mavilerine bakarak. Yanıma doğru uzanıp büyük elini yanağıma koydu ve bir kez daha öptü. Ardından arsızca aşağılara doğru yol almaya başladı eli. Sonra kıyafetimin altına doğru ilerledi. Tenimde dolaşmaya başlarken,
" Demir..."
Dedim titreyen sesimle. Çünkü elleri hem vücudumun hem sesimin ayarlarıyla oynuyordu.
" Bak babaannen bir gelirse varya! "
" Babaannem odasına girdikten sonra bir daha çıkmaz.
Gelirse de ne yapayım. Bende derimki; Dağ evinde Ada ile beraber kaldım. Ada'yı karım yaptım. Sabahlara kadar koynumda uyuttum. "
Kaçarı yoktu. Bu gecede istediğini alacaktı.
*****
Sabah erkenden kalkıp Demir'i kendi odasına yolladım. Son günde babaannenin diline düşmek yada sabah sabah azar işitmek istemiyordum.
Demir'in ardından hızlıca banyoya geçip hızlı ve sıcak bir duş alıp çıktım. Duvarda asılı kırmızı bornozu giyip küçük havluyu saçlarıma sardım. Banyodan çıkarak hızlı adımlarla giyinme odasına geçtim. Saçlarımı ve bedenimi hızlı hızlı kurulayıp dolapların önüne geldim.
Çekmeceden en çok bir şeye benzeyeninden bir çift temiz çamaşır alıp giydim. En rahat olan kot pantolon ve balıkçı yaka kazaktı bu havalarda benim için. Bende öyle yaptım. Siyah kot pantolon. Kırmızı balıkçı yaka kazak kombini yapıp giydim. Sonrada çorap ve ayakkabı. Ardından saçlarım tarayıp kuruttum. Hafif bir makyaj yapmayı da ihmal etmedim. En azından gelinlikleri denerken aynada güzel görüneyim. Dedim.
Odadan çıkıp merdivenlere doğru gidiyordum ki Yalçın ve Mercan çıktı odalarından. Anında durdum. Önüm sıra yürürken beni görmediler.
Mercan'ın canı hâlâ sıkkın olmalıydı. Zira başı önüne eğik yürüyordu.
" Üzme kendini."
Dedi Yalçın.
" Herşey daha güzel olacak.."
Ne yalan söyleyeyim onun için üzülüyordum. Kısır olmak ve bu yüzden sevilmemek... Safiye Hanım biraz abartıyordu sanki.
Ve Yalçın...
Karısını çok seviyordu. Bu her hâlinden belliydi.
Merdivenlerden aşağı inerken bende arkalarında indim. Bu sırada Demir de dışardan geldi. Ne çabuk duşunu almış giyinmiş ve dışarı çıkmıştı.
Bizi görünce yanıma gelip kolunu belime doladı. Hep birlikte yemek odasına geçtik kahvaltı için. Masaya oturur oturmaz yaklaştım. Sabah sabah nereye gittin. Metin ile konuştum. Sonrada bir arama yaptım.
" Telefonla mı? Kiminle konuştun?"
Dedim kısık sesimle.
" Bugün ikimiz için yer ayırttım.
İşleri hallettikten sonra akşam yemeğini seninle dışarda yiyeceğiz."
Diye fısıldadı. Gülümsedim. Hoşuma gitmişti çünkü. Artık hayatım bir düzene giriyordu.
Kahvaltı sessiz geçiyordu. Çünkü ne Yalçın ve karısı Mercan, ne de Safiye Hanım birbirilerine bakmıyorlardı. Dün akşamki gerginlik devam ediyordu anlaşılan.
Kahvaltı biter bitmez önce Yalçın ve Mercan kalktılar.
" Ben çıkıyorum."
Bunu söylerken Demir'e bakıyordu.
"Bugün ve yarın da gelemezsin sen zaten."
Demir Yalçın'a bir bakış atarken Yalçın arkasını döndü.
" Sen gelmiyormusun dayı?
Ne de olsa vekilsinya!"
İğneli şekilde söylemişti cümleyi. Anlamayan kalmamıştı. Ben bu adamı da anlamıyorum. Hem Demirden hoşlanmıyor. Hem nikaha geliyor. Hem de laf sokuyor. Dengesiz bir adam.
Mercan ayaklandı.
" Beni de çarşıya bırak Yalçın."
Evde kalmamak için herşeyi yapıyordu.
Yalçın," Tamam." Derken araya girdim.
" Mercan."
Bana döndü.
" Bizimle gelmek istemez misin? "
Gözlerinde şaşırma emareleri görünce gülümseyerek cesaret vermek istedim. Tam ağzını açıp konuşacaktı ki gözleri birden Safiye Hanım'a kaydı. Sonra kaşları çatıldı. Anladım ki Safiye hanım olmasa gelecekti.
Yalçın'a döndü. Gidelim! Diyerek yanından geçip kapıya yürüdü. Ardından Yalçın'ın bakışıyla Dayı bey ayağa kalktı.
" Geliyorum."
Diyerek çayın sonunu tepesine dikip arkalarından çıktı. Masada üçümüz kalmıştık.
" Babaanne. " Dedim.
" Efendum kizum."
" Mercan çok üzülüyor. Neden hastaneye iyi bir doktora gitmiyorlar. Tıp çok ilerledi. Belki de tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olabilirler."
" Onlar çocuk sahibi olamaz. Bunun imkanu yok. Mercan anadan doğma kisirdur."
Duyduğum şeye gerçekten üzülmüştüm. Ayağa kalktı.
"Hadi gidelum."
Diyerek çıktı odadan. Bende kalkmak üzereydim ki kolumdan tuttu Demir.
" Neden Mercan'ı da çağırdın?"
" Hâlini görmedin mi. Zavallı çok üzgün. İstenmediğini biliyor. Ama Yalçın'ı, Yalçın da onu seviyor.
Keşke aranız daha iyi olsaydı."
" Olmaz Ada. Yalçın'ın bir türlü anlamadığım bir kini var bana. Küçüklüğümden beri benden hoşlanmıyor. Sevmiyor. Sadece varlığıma katlanıyor ve idare ediyor. Ne babam ne o. Hiç bir zaman beni sevmediler ve beni istemediler. Bu yüzden bende Yalçın'a güvenmedim. Ona karşı hep tetikte oldum. Bu ne kadar kötü bir his biliyor musun? İnsanın kardeşine güvenememesi ne zor bir şey... Dahası Beni hep haklı çıkardı. En son herşeyi satmaya niyetlendi. Ve yine kafa kafaya geldik. Hatta Alpay'a senden bahsedenin o olduğunu düşünüyorum. Demir'in bir karısı var demiş olabilir. Alpay'ın aklına seni kaçırma tohumlarını Yalçın serpmiş olabilir."
" Belkide değildir."
" Çok safsın Ada.
Bundan sonra ne yaparsa yapsın ne kadar iyi biri olursa olsun, melek bile olsa ona güvenemem. Nikahımıza geleceğini de hiç sanmıyorum."
Ayağa kalktı.
" Hadi hazırlanıp çıkalım."
Demişti ki Yalçın geri döndü.
" Telefonum kalmış." diyip masadan aldığı gibi gerisin geri çıktı.
*****
Bir kaç dakika sonra hazırlanıp evden birlikte çıktık.
Bizi bekleyen minibüsün önünde bekleyen Ziya'nın yanına gelirken kolunun alçıda yüzünün yara bere içinde olduğunu gördük.
" Ziya." Dedi Demir.
" Ne bu hâlin?!"
" Önemli birşey değil abi. Trafikteki dallamanın biriyle takıştık. "
" Takıştınız.
Bu takışma mı oluyor?
Oğlum benim yokluğum size yaramıyor ha? Hemen bir vukuat çıkarıyorsunuz."
" Afedersin abi.
Abuk subuk konuşunca kendime hakim olamadım."
" Etrafumda bir tane akullu yok ki."
Diyen Safiye Hanım Metin'in yardımı ile araca bindi.
" Metin ile Hüseyin gelecek sizinle abi."
" Tamam sende git eline yüzüne krem falan sür."
" Tamam abi.
Tekrar hayırlı olsun abi."
" Sağol."
Demir ile bende araca bindikten sonra Metin sürgülü kapıyı kapatıp ön tarafa Hüseyin'in yanına bindi.
" İlk nereye abi."
"Gelunluk magazasuna."
Diyen Safiye Hanımla yola çıktık.
*************************
Evet canlar bölüm sonu.
Görüşmek üzere sağlıcakla kalın 🤗
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 32.11k Okunma |
2.23k Oy |
0 Takip |
45 Bölümlü Kitap |