
Selam canlarım güzellerim.
Yeni bölüme hoş geldiniz. Umarım keyifle okursunuz.
Bu arada Kör Kütük hikayemiz adım adım finale doğru gidiyor.
Umarım her bölümden keyif alarak okunmuştur.
Hepinizi seviyorum canlarım.
Sizleride hayaletlerim.
*****************************
Kesilen nefesleriyle zorlanan kızın sesiyle uyandı Toprak.
Korkuyla doğruldu yerinde.
" Güzelim iyimisin neyin var? "
Kızın ağlamaya başlamasıyla Toprak panikle kalkıp kızın olduğu yöne geçerek yatağın yanına bir dizinin üzerine çöktü. Elini kızın yanağına koyarak,
" Yeşim.
Neyin var yoksa ağrın mı var."
" Toprak."
Dedi kız iç çekerek.
" Belim ağrıyor, yatamıyorum, oturamıyorum. Uyuyamıyorum. Nefes alamıyorum. Ben iyi bir anne olamayacağım."
" Böyle düşünme güzelim.
Sen çok iyi bir anne olacaksın.
3 bebeği küçücük karnında taşımak kolaymı."
" Onlara birşey olacak diye korkuyorum Toprak."
" Korkun çok yersiz güzelim.
3 gün önce kontrol etti Neslihan. Herşey yolunda. Sende onlarda iyisiniz.
Senin hormonların yine zirve yapmış güzelim. O yüzden böyle hissediyorsun."
Yerinden kalkarak kızın yanına oturdu.
" Gel, yan dön."
Diyerek yardım etti kocaman göbeğini çevirmesine. Bir elini kızın yanağına koyarken diğer elini pijamasının arkasından içeriye doğru sokarak yay gibi eğilmiş beline dayadı.
Hafiften bastırarak bel çukuruna ve omuriliğine masaj yaparken Yeşim yanağındaki sıcak elde gezdirdi yüzünü. Toprak'ın avcunun sıcaklığı huzur veriyordu.
" Sende duydun.
8. aydan gün aldık.
Erken doğuma hazırlıklı olun dedi."
" Evet öyle söyledi.
Ama bunun çoklu gebeliklerde normal olduğunuda söyledi.."
" Ya sezeryan...
Büyük ihtimalle sezeryan olacak dedi."
" Olsun."
" Karnımda kocaman bir yara izi ve göbek yığını olacak. Ya o zaman beni sevmezsen."
Dedi kız dudaklarını büzerek nazlıca.
" Ne?
Bu ne saçmalık.
Sen aylarca bebeklerimizi karnında taşıyacaksın, bu yüzden kilo alacaksın, göbeğin sarkacak, yara izin olacak, bende seni sevmeyeceğim öylemi?
Öyle bir şey yaparsam gençliğimin hayrını görmeyim. Allah beni taştan heykel yapsın."
Kız duyduğu şeylerle şaşkın bakarken,
" Güzelim ben seni her zaman, yaşlandığında, kırış kırış olduğunda bile, ölene kadar, hatta öldükten sonra bile ilk günkü gibi seveceğim.
....
Hem sezeryan senin için daha iyi.
Bir bebeği dünyaya getirmek ne kadar zor gördüm Sırma'da. O acının 3 katını çekmeni nasıl beklerim senden. Varsın sezeryanla doğsun bebeklerimiz.
Yeterki sen iyi ol, bebeklerimiz iyi olsun. "
Kız gülümserken belindeki ağrıda biraz olsun hafiflemişti.
" Daha iyimisin? "
Dedi Toprak devam ederken.
Başını salladı kız.
" Bir daha gece ağrın olduğunda hemen söyleyeceksin tamam mı? "
Derken kızın gözlerinden yanaklarına akan iki damlayı parmaklarıyla silerek yanağından öptü.
" Özür dilerim hazinem.
Daha fazlası gelmiyor elimden."
Yerinden kalktı.
Dolaptan ince bir battaniye alıp kızın üzerine sararak kucağına aldı kızı.
" Gel biraz temiz hava alalım."
Diyerek balkona doğru yürüdü. Kapıyı açıp yavaş adımlarla ilerleyerek kenara kadar gelip durdu. Kucağındaki kıza bakarak alnından öptü.
" İlkbahar havası iyi gelir küçük anneye."
Yeşim kucağında durduğu adamın orman yeşillerine baktı bir süre.
Sonra derin nefesler çekerek balkondan gözünün alabildiği heryeri izledi. Nisan ayıyla birlikte ağaçlar çiçeklerini açmış yapraklar tomurcuk tomurcuk yeşermeye başlamıştı.
Gece yağan yağmur ağaçların çiçeklerinde ve yapraklarında damla damla göz kırpıyordu yeni doğmuş olan güneşe.
Tabiat ana canlanıyordu işte yine.
Karı koca sesizce manzaranın tadını çıkardılar bir süre.
Hem temiz hava hem bu can alıcı manzara iyi hissettirmişti gerçekten kıza kendini..
" Teşekkür ederim Toprak. "
Dedi kız başını sevdiği adamın omuzuna yaslarken.
Toprak'ın ne kadar üzüldüğünün farkındaydı oda. Yeşim'in hâline bakıp üzülüyor ama elinden bir şey gelmiyordu buda onu daha çok üzüyordu. Bunu farkedebiliyordu kız.
Bu kezde o Toprak'ın bu hâline üzülmeden edemiyordu. Ama 3 bebeğin annesinin çekeceği zorluklar ayrı, babalarının çekeceği zorluklar ayrıydı. İkiside kendi paylarına düşen sıkıntıyla beklemek zorundaydılar mutlu sonu.
Toprak kucağındaki kıza çevirdi duygulu bakışlarını.
" Ben teşekkür ederim yeşillim.
Hakkını ödeyemem. 3 hazinemin annesisisin. Canınla, kanınla evlâtlarımızı besliyor, koruyor, karnında taşıyor, büyütüyorsun. Bense sadece izliyorum. "
" Seninde sıran gelecek babacık."
Dedi kız gülümseyerek.
Doğduklarında benimle birlikte uykusuz gecelerin olacak.
" Bir kere bile şikayet eğmeyeceğim.
Yeterki kucağıma ver onları."
Toprak kucağındaki kızı hafifçe kaldırarak dudaklarını bal dudaklara bastırdı. Uzun bir öpüşle öptükten sonra,
" Hadi içeri girelim.
Daha fazla durursak üşüyeceksin."
" Tamam."
Dedi kız gülümseyerek.
Birlikte içeri gidiklerinde daha iyi hissediyordu kendini.
Toprak Yeşim'i yavaşça yatağına bırakacakken,
" Toprak." Dedi kız.
" Söyle güzelim."
" Beni banyoya bıraksan daha iyi olacak. "
" Tamam güzelim , emrin olur."
Toprak kızı banyoya getirip ayaklarının üzerine bırakarak üzerindeki battaniyeyi alırken,
" Yardım edeyim mi? "
Diye sordu.
" Hayır teşekkürler. "
" Tamam burda bekliyorum.
İşin bitince haber ver."
Diyerek çıktı.
" Tamam." Dedi kız kapıyı örterek.
Kısa bir süre sonra kapı yeniden açıldığında Toprak hemen kapı önündeydi.
Kızın koluna girerek,
" Gel güzelim. "
Demiştiki Yeşim dişlerinin arasından inleyerek öne doğru eğildi aniden.
Toprak yine korkuyla,
" Yeşim." Dedi.
Son günlerde daha tedirgin ve korkar olmuştu Toprak. Çünkü zor da olsa son aylara gelmişlerdi.
" Korkma.
Bebekler biribirleriyle kavga ediyorlar sanırım. Ama arada tekmeyi bana atıyorlar. "
Derken acıyla gülümsüyordu.
" Kesin oğlanlar yapıyor."
Toprak'ta Yeşim gibi gülümsedi.
" Nerden biliyorsun belkide yaramaz bir kızımız var. Oğlanları dövüyor."
" Benim kızım uslu bi defa."
Dedi Yeşim yerinde doğrularak..
Derin bir nefes alıp verdi.
Toprak'ın yardımıyla yatağına doğru yürüyerek oturdu ve bir oh çekti.
Toprak kızın yüzünü avuçlarının arasına alarak yumuşacık öptü dudaklarından.
" Bebeklerimiz açıktı.
Bebeklerimizi doyurmak için önce annemizi doyurmamız lazım. Biraz dinlen kahvaltıya inelim gülüm."
" Tamam. Hem sende geç kalma. "
" Ben bugün şirkete gitmiyorum evdeyim ve emrine âmâdeyim güzelim. İstersen buraya getireyim kahvaltıyı."
" Nerdeyse hergün odamda yedim. Bu kez aşağıya inelim lütfen. Hem birazda hareket etmiş olurum. Yoksa yemin ederim çatlayacak gibiyim Toprak. "
" Tamam güzelim nasıl istersen öyle olsun, aşağıda yapalım kahvaltıyı."
" İnerken kızlarıda alalım mı? "
" Olur alalım."
*****
Kucağındaki süt kokulu kızının uyuyarak nasıl emdigini izliyordu kadın yarı açık uykulu gözleriyle.
Uykusuzluğu geceden kalıktı.
Minik kızı saat başı uyanıyor annesini emmek istiyordu. Her ağladığında Sırma yataktan ok gibi fırlıyor bebeğini beşiğinden alıyor, emziriyor gazını çıkarıyor sonrada yatağına bırakıyordu.
Bazı geceler Nazlı da Sırma ile kalıyor Gülce ağladığında Sırma'dan önce kalkıp Gülce'yi alarak yatakta yatan annesine veriyor, karnı doyunca tekrar alıp gazını çıkarırken,
" Sen uyu ben gazını çıkarır, altını değiştiririm."
Diyerek ablasını yarım kalan uykusuna yolluyordu.
Gülce bebek 3 Ay boyunca 20 dakikada 30 dakikada bir kalkarken sonunda uykuları düzene gitmiş, Sırma biraz olsun daha fazla uyuyabilir hale gelmişti.
Allah dağına göre kış verirmiş ya, işte Gülce bebekte Sırma'nın zor hayatını daha zor hale getirmeyen bir bebek olmuştu. Bazen sık sık uyansada artık gaz sancıları uykusu daha rahattı. Öyleki bazen emmek yerine uyumayı tercih eden Gülce'yi annesi Sırma zorla uyandırıyor, sütten dolan göğüslerinin acısını dindirsin diye zorla emziriyordu. Gülce'ye kalsa daha uyanmazdı.
Sırma bu sabahta zorla al yanaklarından dürte dürte uyandırmıştı kızını. Göğsünü zorla vermişti ağzına. Uykucu kızı biraz emdikten sora diğer göğsüne almıştı.
Yanında onu izleyen Nazlı,
" Valla maşallah sana abla. Sende de ne potansiyel varmış ha. Entegre süt tesisi gibisin. Gülce emiyor 1 bardak süt, sen üretiyorsun 10 bardak süt. Boşa gidiyor valla."
" Boşa gitmiyor, sağıp dondurucuya koyuyorum şapşal."
" Haa!
Ciddimisin, öyle oluyor mu ki? "
Sırma Nazlı'nın kafasına yalandan bir fiske vurdu.
" Bilmiyorsun bari konuşma."
Kız eliyle kafası ovalayarak,
" Neyse ilerde çocuğum olunca deneyimli bir ablam ve yengem var derim artık."
İki kardeş konuşurken kapı tıkladı.
Sonrada açılan kapıdan Yeşim ve Toprak girdi içeriye.
" Yeşim.
Neden bu halde kalktın."
" Yatmaktan yatağa yapışacağım Sırma. Bari bir kaç adım yürüyeyim dedim."
Dedi Toprak'a bakarak.
Toprak:
" Kahvaltıya inerken sizide alalım dedik. Gelmiyormusunuz?
" Tamam siz önden inin arkanızdayız."
Dedi Sırma karnı doyan Gülce'yi göğsünden ayırıp omuzuna yatırarak. Toprak ve Yeşim ağır ağır odadan çıkarken Nazlı'da puseti kaptı.
Birlikte merdivenleri inerken Sırma bir yandanda bebeğinin sırtına hafif hafif vururak gazını çıkarmaya çalışıyordu.
Merdivenler bittiğinde mutfaktan Suna kadın çıktı.
" Bende sizi çağırmaya geliyordum.
Kahvaltı hazır buyrun masaya."
Hep birlikte mutfağa geçtiler.
Yeşim ve Toprak yan yana iki sandalyeye otururken Nazlı elindeki puseti sırma ile arasındaki sandalyeye bıraktı.
Sırma rahatlayan bebeğini pusete bırakıp küçük battaniyesini üzerine çektikten sonra önüne dönerek kahvaltıya geçti.
Fadime çayları doldurdu Suna kadın servisi yaptı.
" Yenge sen nasılsın? "
Kız derince bir nefes aldı.
" Zorlanıyorum artık Nazlı'cım. Karnımın içinde altı tane ayak var. Sırayla tekme atıyorlar bugün. "
Dedi gülerek.
Araya giren Sırma
" Toprak...
Yeşim..."
Derken başı önde söylemek istediği şeyde kararsızdı.
Ne tepki vereceklerini bilmiyordu çünkü. Belkide kızabilirlerdi.
" Efendim."
Dedi Yeşim.
Sırma'nın yüzündeki tedirginliği farketmişti.
Toprak:
" Ters bir şey mi var Sırma?
" Ha-hayır yok.
Sadece birşey söyleyecektim."
" E söyle, neden çekiniyorsun? "
Diyen Toprak'a baktı Sırma.
Derin bir nefes aldı.
" Toprak..."
" Hmm.."
" Bebekler doğduğunda Yeşim'in sütü bebeklere yetmeyecek.
Hangi anneni sütü 3 bebeğe yetebilirki."
" Evet bunun farkındayım."
Dedi Yeşim. Üzgündü.
Toprak devam etti.
" Bu yüzden mecburen mamayla takviye yapacağız."
" İsterseniz bebeklere süt annelik yapabilirim."
Dedi Sırma pat diye.
Duydukları cümleyle karı koca şaşkın baka kaldı. Böyle bir şeyi Sırma'dan beklemiyorlardı.
Nazlı hemen atladı.
" Evet çok iyi fikir.
Zaten boşa gidiyor."
Sırma kıza bir fiske daha vurdu.
" Pardon...
Dondurucuya koyuyordun değilmi? "
Dedi ve sustu Nazlı.
Toprak hâlâ şaşkın,
" Bebeklere süt annemi olmak istiyorsun."
" Eğer sizde isterseniz olurum.
Benim sütüm Gülce'nin ihtiyacı olandan fazla."
Bunu derken başı önündeydi. Gereksizce utanmıştı.
Çünkü bu sözleri söylerken hâlâ vicdan azabı duyuyordu Yeşim'e ve Toprak'a yaptıklarından.
Toprak memnun gülümserken, Yeşim masadan destek alarak zorlukla kalktı yerinden. Gözleri dolu dolu olmuş ağlamamak için kendini zor tutuyordu.
Toprak'ın arkasından geçip Sırma'nın yanına gelerek kadının şaşkın bakışları arasında boynuna sarıldı.
" Teşekkür ederim.
Çok teşekkür ederim.
Bebeklerime süt anne olmanı çok isterim. Sırma halaların sütü mamadan çok daha iyidir."
İki kadın gülümserken Toprak ve Nazlı duygulu şekilde bakıyorlardı ikisine. Sadece onlar değil mutfaktaki Suna kadın ve Fadime bile duygulanmışlardı. Hatta Suna kadının gözleri dolmuştu. Kim derdiki Sırma Karakoç bir gün bu kadar yumuşar.
Yeşim yerinde doğrulup sandalyesine geçerken Toprak'a baktı Sırma.
Onay bekliyordu sanki Toprak'tan.
" Bebeklerimize süt anne olman bizi çok memnun eder, teşekkür ederim."
Dedi Toprak en içten şekilde.
Nazlı:
" Benimde yapabileceğim birşey olursa söyle kanka yengem.."
" Sağol canım bugünlük yok.
Abin yardım edecek bugün bana."
Dedi Toprak'a bakarak.
Devamında sırıtarak,
" Bugün bütün gün evde ve emrime amadeymiş öyle dedi."
" Aynen öyle güzelim."
Öyle de yaptı. Kahvaltıdan sonra bütün gününü karısının yanından ayrılmadan geçirdi.
Ne isterse yaptı. Canı ne çekerse elleriyle hazırla yedirdi.
Sık sık sırtına ve şişen bacaklarına masaj yaptı. Duş almak istediğinde elleriyle yıkadı sevdiği kadını ve bebeklerinin annesini. Saçlarını elleriyle kuruladı, taradı, ördü.
Saç örmede çok iyi değildi ama yinede iş görürdü.
Üzerini kendi giydirdi.
Yeşim öğleden sonra şekerleme yapacakken önce bir yastık alıp kızın bacakları arasına koydu. Bu kızı gerçekten rahatlatıyordu.
Sonra arkasına uzandı. Bir kolunu kızın başının altından geçirirken diğerini büyük karnının altından sararak göğsüne yasladı küçük anne dediği karısını.
Yeşim aldığı duş yüzünden mayışıp kalırken Toprak onu izliyordu. Arada anne karnındaki bebeklerini elini Yeşim'in karnında gezdirerek dışardan da olsa sevdi. Onlarda anlar gibi karşılık verdiler.
Bir süre sonra burnunu Yeşim'in saçlarına dayadı. Kokusunu içine çekerek kapattı ağırlaşan gözlerini.
" Uyu güzelim.
Hazinem uyu."
Aradan 1 saat geçti.
ilk uyanan Yeşim oldu. Sessizce yerinden doğrulmaya çalıştı ama olmayınca el mecbur Toprak'a seslendi. Toprak dediği anda,
" Yeşim! " Diyerek uyandı Toprak.
Yine paniklemişti.
" Korkma bir şey yok.
Sadece banyoya gideceğim.
Ama kalkamıyorum. Bi el at ters dönmüş kaplumbağaya benzeyen karına. "
Toprak gülümsedi. Önce kolunu kızın başının altından çekti sonrada hızla kalkıp yatağın ayak ucundan dolaşarak yanına geldi. Omuz ve sırtından destek olarak yavaşça kaldırıp oturttu kızı. Sonrada koktuk altlarından destek olarak ayağa kaldırdı.
Ama Yeşim hissettiği acıyla bir anda kasılıp kalınca korkuyla eli karnına gitti.
" Yeşim? "
" Tamam iyiyim.
Sadece bir tekme daha."
Dedi gülümsemeye çalışarak.
" Geçti." Dedi.
Doğruldu.
Toprak'ın kolunda banyoya girip çıktı.
Yatağa doğru yürürken odanın kapısı tıkladı.
" Gell.."
Nazlı girdi içeri.
Abicim sizin özel yapım üçüz beşiği geldi.
Müsaitseniz kuralım mı diyor ustalar."
Yeşim sevinçle ellerini çırptı.
Geldi nihayet.
Yeşim ve Toprak 1 ay önce üçüzler için oda hazırlamışlardı ama bir süre bebekler kendi odalarında kalacaktı.
Ve 3 bebek için büyük bir beşik gerektiğinden geçen hafta bir beşik beğenmiş üçüzlere uygun şekilde büyük bir tane yaptırmak için sipariş vermişlerdi.
" Gelsinler."
Dedi Toprak. 5 dakika sonra 2 adam mobilya parçaları getirmiş, yarım saat içinde odaya ve yatağa yakın yere kurmuştu. Adamlar bahşişlerini alıp gittikten sonra Nazlı hevesle elinde yine üçüzler için özel dikilmiş beşik takımıyla geldi.
" Yenge hadi içini hazırlayalım."
" Tamam."
Dedi Yeşim. Hevesi Nazlı'dan aşağı kalmazdı.
Yeşim ve Nazlı hevesle beşiği hazırlarken Toprak kendini balkona atarak bir sigara yaktı.
Balkon kapısının camından kızları izleyerek içti sigarasını.
Kızın mutluluğuna baktıkça yüzü güldü adamın.
Gözleri karnına gitti sonra. Küçücük canıyla 3 bebeği taşırken karnı kocaman olmuş çok zorlanıyordu sevdiği karısı. Toprak bu hâline bir kez daha üzülürken, bebeklerinin doğacağı günün bir an önce gelmesini Yeşim'in de bir an önce rahatlamasını istiyordu.
Elindeki sigarası bitince söndürüp tekrar içeriye girerken Yeşim,
" Gel Toprak sende bak."
Toprak kızın yanına kadar gelip beşiğe baktı.
" Çok güzel görünüyor. Hadi biraz uzan bacakların şişecek. "
Kız gülümseyerek yatağın beşiğe bakan tarafına uzanırken bir anda kasığında bir sancı hissetti. Korkulu gözlerle bakarken kasılıp kaldı.
Toprak kızın halini görünce yine korkuyla,
" Yeşim.
İyimisin güzelim? " Dedi.
" Yenge iyimisin? "
" Geçti iyiyim.
Ayakta fazla kaldım ondan oldu sanırım."
Dedi. Ama geçmemişti. Hâlâ hissettiriyordu kendini.
Yeşim geçeceğini düşünüyordu sadece.
" Eminmisin güzelim."
" Eminim Toprak. "
" Tamam hemen uzan dinlen."
Toprak kızın uzanmasına yardım ettikten sonra yedek yastığı alıp ayaklarının altına koyarak yükseltti.
" Şimdi sadece üçüzleri beklemek kaldı."
Dedi Nazlı.
" Evet, şimdi sadece onları bekleyeceğiz. "
Yeşim'in elleri karnında gözleri yan taraftaki beşikteydi.
" Bu kadar ayakta kalmak yeter güzelim. Daha fazla yorulma akşam yemeğini burda yiyeceğiz."
" Tamam."
Toprak odadan çıkarken Nazlı,
" Bende Gülce'ye bakıp derse gidecem yenge. Var mı bir isteğin."
" Yok canım sağol."
Abi kardeş odadan çıkarken Yeşim aynı acıyı yine hissetti.
Neydi bu ağrılar...
Bir kaç saniye bekledi kız, kendini dinledi.
" Olamaz." Dedi.
" Yoksa..
Neslihan erken doğum derken bu kadar erkenimi kastetmişti."
Derken kalbi korkuyla atmaya, gözleri dolmaya başladı.
Zorlukla yana doğru döndü.
Yeni kurulan beşiğin kenarından tutunarak kalkmaya çalışırken bir anda beline bir ağrı saplandı bu kez.
Bu ağrıyla dahada korku sardı bedenini. Beşikten tuttuğu elleri titredi.
" Bunlar ağrı yada tekme değil. Bunlar sancılar."
Dedi kendi kendine.
Elleriyle karnını alttan kavradı. Kapıya doğru yürürken yanılmış olmayı diliyordu, yanılmadığını bile bile. Toprak'ı çağıracaktı.
Şuan ihtiyaç duyduğu sadece kocasıydı.
Kapıya kadar geldiğinde sancılar kademe kademe artmaya başlamış devamında bacakları titremeye başlamıştı. Bebeklere birşey olursa korkusu bütün bedenini sarsmaya yetiyordu.
Sol elinin karnının altında tutarak sağ eliyle kapıyı açıp yürümeye devam ederken duvardan destek alıyordu.
Bir iki adım atmıştıki merdivenlerde elinde yemek tepsisi Toprak'ı gördü. Toprak'ta Yeşim'i.
Ama gördüğü görüntü hiç normal değildi.
" Yeşim? "
" Toprak.
Şimdi korkabilirsin.
Sancım var.
Galiba bebekler yola çıktı."
Derken gelen şiddetli sancıyla dişlerinin arasından inledi."
*****************************
Evet canlarım bölüm sonu.
K.K. finale doğru adım adım gidiyor.
Gelecek bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalın.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 53.52k Okunma |
4.51k Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |