
《––––––🩺––––––》
Bazı çiçekler toprağa ait değildir.
Onlar kök salmaz, büyümez, mevsim beklemez. Daha çok.. bir hatırlayışın içinde açarlar. Birinin eksik kaldığı yerde. Bir başkasının geç kaldığı anda. O yüzden çoğu insan onları hiç görmez. Görenler ise, yapay sanarlar.
Mavi gül de onlardan biridir.
Var olup olmadığı hiçbir zaman kesinleşmemiştir. Çünkü onu arayanlar, genellikle yanlış yerde arar. Toprakta değil, bahçelerde değil; hatta dünyada bile değil. Mavi gül, yalnızca bir şeyin yarım kaldığı yerde görünür. Bir hayat başlamadan bittiğinde. Bir söz söylenemediğinde. Bir ruh, ait olduğu yere ulaşamadığında.
İnsanlar buna tesadüf der.
Ama tesadüfler, bu kadar ısrarcı olmaz.
《––––––🩺––––––》
Çanakkale’de hava soğuktu. Gençler kendi evlerinde oturuyorlardı. Defne, koltuğun köşesinde bacaklarını toplamış oturuyordu. “Bugün hep beraber oyun oynuyoruz.” Mine hemen yanındaki pufa oturdu. “Şimdi şu çiftleri test edelim bakalım. Defin, Doruk’un en sevdiği renk?”
Defin, hemen yanındaki sevgilisine bakıp gülümsedi. “Siyah.” Mine başını hafifçe sallarken kendi kendine konuştu. “Kolay bir soru sordum.” Mine’nin söylediği herkesi güldürmüştü. Elis, çoğu kişiye göre sessizdi. Mine gözüne kestirdiği Denef’e baktı. “Sıra sende Len. Denef’in en sevdiği yemek?” Len göz ucuyla Denef’e baktı. En sevdiği yemeği biliyordu. “Denef sarma sever.”
Defne yanındaki Ayaz’ın omzundan kalkıp Len’lere baktı. “Güzel güzel.” Gediz güldü. Mine’nin yeni hedefi de Gediz, Bulut çiftiydi. Bulut rahat bir şekilde geriye yaslandı. “Sor hadi.” Mine gıcık bir şekilde güldü. “Gediz’in en sevdiği kitap?” Bulut soruyu duyduğunda kahkaha attı. “Ejder kız.”
Bulut’un cevabı birkaç kişinin dikkatini çekmişti. Gediz’in sevdiği kitabı değil, Elis’in sevdiği kitabı söylemişti. Bunu fark eden ilk kişi Elis’ti. Mine hızlıca ortamdaki gerginliği değiştirmek için bu sefer Ayaz’a döndü. “Defne’nin en sevdiği çiçek?”
“Mavi gül..” Defne kulağının yakınında duyduğu fısıltıyla irkildi. Bakışlarını Ayaz’a çevirdi. Ayaz biraz düşünmeye başladı. “Kadife?” O da emin değildi. Defne’nin sevdiği çiçeği kardeşleri biliyordu. Defin gülerek “Elendin!” diye Ayaz’a bağırdı. Ayaz, yanındaki Defne’ye bakmıyordu. Ayaz, Defne’nin en sevdiği çiçeği bilmiyordu. Mine, bu durumun üzerine gitmeye karar verdi. “Defne’nin en sevdiği renk?”
“Bordo?” Defne yutkundu. “Mavi..” Kulağında duyduğu fısıltıyla gözlerini kapattı. Mine sorunun cevabının yanlış olduğunu Defne’nin ifadesinden anlamıştı. Son bir soru sordu. “Defne ne olmak istiyor?”
“Doktor ama bu notlarla doktor olamaz.” Defne yutkundu. Ayaz’ın dediği cümle onun kalbini kırmıştı. Mine, onun dolan gözlerini görmüştü. “Ha bir de kavga etmesi biterse?” Defin uyarı dolu bir ses tonuyla Ayaz’a seslendi. “Sussan mı artık?”
Defne bakışlarını diğer tarafa çevirdi. Gözünden akan yaşı, kimseye göstermeden sildi. “Olacaksın..” Defne duyduğu sesle gözünden akan yaşı tekrar sildi. Ayaz, onun kalbini kıracak şeyleri söylemekten çekinmiyordu. İki sene önceki sessiz çocuktan eser kalmamıştı.
《––––––🩺––––––》
Çanakkale’de nisan ayında, yağmur sıcağı iyice çökmeye başlamıştı. Genç kız bahçede kendisine verilen görevi yerine getiriyordu. Elindeki sulama kabı ağzına kadar doluydu. “Yağmur yağacak zaten. Neden suluyorum ki bu çiçekleri?” Eve dönüp baktı. Bahçe kapısının önünde teyzesi, ona bakıp güldü. Sorusuna bir cevap alamayınca tekrardan önüne döndü.
Defne içinde hissettiği kıpırtıyla başını çiçeklerden kaldırıp gölete giden çimlerle kaplı yola baktı. Kalp atışının hızlandığının farkında değildi. Yola bakarken birkaç damla gökyüzünden yere düştü. Yağmur damlaları, Defne’nin saçlarındaki rengin akmasını sağlıyordu. Eski, kahverengi saçları beline doğru döküldü. Defne ayak uçlarına baktığında üstündeki şortun yerinde üzerinde başka bir kıyafet varmış gibi hissetti.
“Defne?” Omzunda hissettiği el ile irkilip bakışlarını göletten çevirdi. Yola o kadar dalmıştı ki yanına gelen kardeşini fark etmemişti. “Kahvaltı hazır.” Dikkatli bir şekilde kardeşinin yüzüne baktı. Defne’nin başka bir şeyi olduğunu, kardeşi fark etmişti. Endişeli bir şekilde kardeşine baktı. “İyi misin?” Defne tekrardan bakışlarını gölet yoluna çevirdi. ardından tekrardan şortuna baktı. Beyaz şortu üzerindeydi. Sessizce “İyiyim.” diyerek mırıldandı. Kardeşi gülümseyip onun omzunu sardı. “Hadi gel, yemek yiyelim.”
Defne sessizce onayladı. Kardeşi içeri girerken Defne tekrardan gölete doğru baktı. Yolun bir köşesinde en sevdiği çiçeği gördü. Mavi gül..
《––––––🩺––––––》
Bazı aşklar yaşanmak için doğmaz.
Onlar dokunamaz, konuşamaz, adını bile söyleyemez. Sadece vardırlar. Bir gölge gibi, bir boşluk gibi, varlığı hissedilen ama hiçbir yere ait olmayan bir şey gibi. İnsan, böyle bir aşkla karşılaştığında önce onu inkar eder. Çünkü insan zihni, erişemediği şeylere anlam yüklemek istemez.
Mavi gül de böyledir.
Kimse onu gerçekten görmez. Görenler ise, gördüklerini saklar. Çünkü mavi gül, sahip olunacak bir çiçek değildir. Koparıldığı anda yok olur. Kökünden söküldüğü an, anlamını kaybeder. O yüzden mavi gül yalnızca uzaktan sevilir. Yaklaşılamaz. Dokunulamaz. Sadece bakılır.
Ve bazen… birine benzetilir.
Eski anlatılarda mavi gülün, imkânsız olanı temsil ettiği söylenir. Ulaşılmak istenen ama ulaşılamayan şeyi. Kalbin bildiği ama hayatın izin vermediği ihtimali. O yüzden mavi gül hiçbir zaman bir başlangıç değildir. O, hep geç kalmış bir duygunun simgesidir.
Birinin sevdiği hâlde yanında olamadığı,
Birinin bildiği hâlde söyleyemediği,
Birinin seçtiği hâlde yaşayamadığı…
Mavi gül, tam olarak orada açar.
Bazı varlıklar, dünyaya ait değildir. Ama dünyadan da kopamaz. Onlar arada kalır. Ne tamamen giderler, ne de gerçekten kalırlar. Bir bekleyişin içine hapsolurlar.
Zaman onlar için ilerlemez; yalnızca uzar. Her an, aynı anın tekrarına dönüşür.
Böyle bir varlık için aşk, en ağır sınavdır.
Çünkü sevdiğin kişi senin için her şey olabilir —ama sen onun için hiçbir şey değilsindir. Sesin yoktur. Dokunuşun yoktur. Varlığın, ancak yokluğun kadar fark edilir.
İşte o zaman, insan bir şeyi sever gibi değil…
ulaşamayacağı bir şeyi sever.
Mavi gül, bu sevginin adıdır.
Bir hayalet, sevdiği kişiye bakarken kendini mavi gül gibi hisseder. Oradadır. Görülür. Ama koparılamaz. Sevilir belki, ama sahip olunamaz. Ve en acısı… sevildiğini bile asla bilemez.
Çünkü imkânsız aşk, karşılıksız olmak zorunda değildir.
Bazen sadece karşılaşamaz.
Bekleyiş, burada bir umut değildir. Bekleyiş, bir kaderdir. Gitmenin mümkün olduğu hâlde gitmemektir. Unutmanın daha kolay olduğu hâlde hatırlamaktır. Bir ruhun, sevdiği şeye zarar vermemek için kendini geri çekmesidir.
Mavi gül, bu geri çekilişin çiçeğidir.
O yüzden rengi mavi değildir aslında.
O renk, yas değildir. Umut da değildir.
O renk, arada kalmışlıktır.
Ne beyaz kadar saf,
Ne kırmızı kadar cesur.
Bir hayalet için mavi gül, sevdiği kişidir.
Ve sevdiği kişi, farkında olmadan bir mavi güle dönüşür.
Çünkü ona dokunduğu an, her şey yok olacaktır.
Çünkü yaklaştığı an, sevdiği şey zarar görecektir.
Çünkü varlığı, yalnızca mesafeyle mümkündür.
Bu yüzden bazı aşklar, mesafeyi sever.
Bazı aşklar, imkânsızlığı seçer.
Bazı aşklar, yalnızca bekler.
Mavi gül de bekler.
Ne bir itiraf ister, ne bir karşılık.
Sadece orada durur.
Açık ama ulaşılamaz.
Görünür ama dokunulmaz.
Ve bazen, birinin kalbinde şöyle bir his bırakır:
“Sanki biri beni çok uzun zamandır seviyor…
ama asla bana ait olmayacak.”
İşte o his, mavi güldür.
Bu hikâye, bir aşkın nasıl başladığını anlatmayacak.
Bu hikâye, bir aşkın tekrar başlayabileceğini anlatacak.
Çünkü bazı hikâyelerde kavuşma şansı vardır.
Sabırlı bir bekleyiş vardır.
Ve bazı aşklar, yaşanmadıkları hâlde…
ölmezler. Tekrar başladığı sırada bazı fedakarlıklar yapılır.
Yeni başlangıçlar, anıları da alıp götürebilir. Derler ki, bazı ruhlar dünyaya iki kez doğar, ama kalpleri yalnızca bir kez sever.
《––––––🩺––––––》
Elbruz ile tanışın. Yılların taslağı olarak kalan kurgumu artık son düzenlemeleriyle birlikte, sizlere emanet edeceğim.
Defne, Kerem sizlere emanet. Onları kendinizden bir parça gibi görün.
Bölümler hakkında günlerimizi sizinle paylaşayım.
Pazartesi günleri bölüm fragmanımız, İnstagram üzerinden sizlerle olacak.
Çarşamba günleri Tiktok üzerinden bölüm alıntısı paylaşılacak.
Perşembe günleri ise yeni bölümümüz gelecek. Whatsapp kanalımız üzerinden de bölümlerle ilgili duyurular yayınlanacaktır.
Kitaplarımla ilgili Instagram ve Tiktok hesabımı sizlere bırakıyorum. Sizler buralardan bana ulaşabilirsiniz.
Instagram: elbruz_blackpearln
Tiktok: elbruz.blackpearln
Whatsapp kanalımız da: Gece Mavisi Atölyem
BlackPearlN
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 22.95k Okunma |
1.64k Oy |
0 Takip |
51 Bölümlü Kitap |