
Demir’in yanında yürürken Ankara’nın gecesi ilk kez bana dar gelmedi.
Sanki karanlık, onun omuzlarında duruyordu; bana dokunamıyordu.
Binanın önünde durduk.
“Buradan sonrası yalnız,” dedi Demir.
“Ama ben yakındayım.”
“Ne kadar yakın?” diye sordum.
Bir an durdu.
“Kalbinin attığı kadar,” dedi.
Gülümsedim ama içimde fırtına vardı.
Ertesi sabah hastaneye gitmek zorundaydım. Kaçmak, saklanmak artık seçenek değildi. Beyaz önlüğümü giydiğimde aynaya baktım. Aynı Hazel’di ama gözlerinde başka bir şey vardı:
bilgi.
Koridorda yürürken fısıltıları hissettim. Bakışlar üzerimdeydi. Sanki görünmez bir çizgiyi geçmiş gibiydim.
Asansör kapısı kapanmadan önce bir el araya girdi.
Demir.
Üzerinde sivil kıyafet vardı ama duruşu değişmemişti.
“Burada ne işin var?” dedim.
“Seni almaya geldim,” dedi sakin bir sesle.
“Ve birini uyarmaya.”
“Kim?”
Asansör indi. Kapı açıldı.
“Bizi izleyenleri,” dedi.
Öğle saatlerinde hastane bahçesi hareketlendi. İki takım elbiseli adam başhekimle konuşuyordu. Resmîydiler… ama fazla resmî.
Kalbim hızlandı.
Demir’in sesi kulaklığımda yankılandı.
“Bahçeden çıkma. Sağ tarafın temiz.”
“Beni takip mi ediyorsun?” diye fısıldadım.
“Koruyorum,” dedi.
“Aradaki farkı bil.”
O an anladım:
Demir artık görünmez değildi.
Ama ateş de açığa çıkmıştı.
Aynı saatlerde Korhanların evinde hava gergindi.
Emine Hanım, çay tepsisini masaya sertçe bıraktı.
“Metin,” dedi,
“o kız yine gündeme gelmiş.”
Metin Bey gözlüğünü çıkardı.
“Hazel Gün,” dedi yavaşça.
“Bu isim çok duyuluyor.”
“Demir’le bağlantısı var,” dedi Emine.
“Bunu inkâr edemezsin.”
Metin Bey sustu.
Sonra ilk kez cümlesini yarım bırakmadı.
“Bu evlilik defteri kapanmıştı,” dedi.
“Ama biri sayfayı yeniden açıyor.”
Akşam üzeri Emir beni aradı.
“Hazel,” dedi,
“Eskişehir’den biri Ankara’ya geliyor.”
“Kim?”
“Babam,” dedi.
“Ve anneni de aramış.”
Kalbim duracak gibi oldu.
“Ne istiyorlar?”
“Gerçeği,” dedi.
“Ve artık saklayamayacağımızı.”
Gece Demir’le buluştuk. Sessiz bir sokakta, sarı ışıkların altında durduk.
“Bu iş kontrolden çıkıyor,” dedim.
“İnsanlar zarar görebilir.”
“Zaten çıkmıştı,” dedi.
“Biz sadece fark etmedik.”
“Peki ya biz?” diye sordum.
“Bu sadece bir dosya mı, yoksa—”
Cümlemi tamamlamama izin vermedi.
Bir adım attı.
“Ben dosyalara göre yaşamam,” dedi.
“Sana bakarım.”
Kalbim ateş aldı.
“Ve sana baktığımda,” dedi kısık bir sesle,
“geri dönemem.”
O an uzaktan bir flaş patladı.
Bir fotoğraf.
Bir gölge hızla uzaklaştı.
“Bizi gördüler,” dedim.
Demir’in yüzü sertleşti.
“Bırak görsünler,” dedi.
“Artık saklanmayacağız.”
Telefonu çıkardı. Tek bir mesaj yazdı.
D: Ateş açığa çıktı.
Sonra bana döndü.
“Hazır mısın?” diye sordu.
Derin bir nefes aldım.
Korkuyordum ama geri adım atmadım.
“Hazırım,” dedim.
Çünkü artık biliyordum:
Bu aşk gizli başlayabilirdi…
ama gizli bitmeyecekti.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.5k Okunma |
293 Oy |
0 Takip |
45 Bölümlü Kitap |