
Sabah, sis dağılmadan uyandım.
Demir hâlâ yanımdaydı. Nefesinin ritmi, geceden kalan tek sesti. Bir an onu izledim. Bu kadar çok şey yaşandıktan sonra, hâlâ burada olması… hâlâ biz olması, gerçek gibiydi ama kırılgandı da.
Telsiz sesi sessizliği böldü.
“Merkezden çağrı var.”
Demir gözlerini açtı. Bakışlarında tek bir soru vardı: Hazır mıyız?
Hazır olmak diye bir şey yoktu.
Ama geri dönmemek vardı.
Ankara’ya dönüş hızlı oldu. Ne vedalaşmalar uzadı ne de içimdeki düğüm çözüldü. Başkent bizi soğuk bir ciddiyetle karşıladı. Binalar tanıdıktı ama ben artık aynı değildim.
Toplantı, Metin Korhan’ın ofisindeydi.
Kapıdan içeri girdiğimizde ayağa kalkmadı. Sadece gözlüğünü çıkardı ve bizi süzdü. Önce Demir’e, sonra bana baktı.
“Yan yana gelmişsiniz,” dedi.
“Demek artık saklanmıyorsunuz.”
“Hayır,” dedim.
“Artık saklanmıyoruz.”
Dosyayı masaya bıraktı. Kalın, ağır ve yılların yükünü taşıyan bir dosya.
“Bu,” dedi,
“ailenle ilgili saklanan her şey.”
Demir kıpırdandı.
“Yıllardır bildiklerinizi şimdi mi söylüyorsunuz?”
Metin Korhan başını salladı.
“Çünkü şimdi bedeli ödemeye hazırsınız.”
Dosyayı açtım.
İsimler, tarihler, imzalar…
Ve en altta, babamın adı.
Kalbim sıkıştı.
“Babam suçlu muydu?” diye sordum.
Bu soru dudaklarımdan çıkarken içimde bir şey kırıldı.
Metin Korhan net konuştu.
“Hayır. Ama sustu. Ve bu ülkede bazen susmak, suç işlemektir.”
Demir elimi sıktı.
Bu kez kaçmadı.
“Peki annem?” dedim.
“Onun sustuğunu da mı söyleyeceksiniz?”
“Annen,” dedi,
“seni korumayı seçti.”
O an anladım. Herkes bir şeyleri seçmişti. Gücü, korkuyu, susmayı…
Ben ilk kez gerçeği seçiyordum.
Toplantıdan çıktığımızda hava kararmıştı.
Demir, binanın önünde durdu.
“Eğer istersen,” dedi,
“buradan sonra geri dönebiliriz. Bu dosyayı kapatabiliriz.”
Başımı salladım.
“Hayır. Bu bir açık hesap.”
Gözlerimin içine baktı.
“Bu yol bizi yakabilir.”
“Zaten yandık,” dedim.
“Sadece küllerimizi saklıyorduk.”
Akşam annemin evine gittim.
Kapıyı açtığında yüzüme baktı ve anladı. Hiçbir şey sormadı. Mutfağa geçti, çay koydu. Eski alışkanlıklar, yeni gerçekleri karşılamak içindi belki de.
“Biliyordun,” dedim.
Başını eğdi.
“Evet.”
“Ve sustun.”
“Çünkü seni hayatta tutmak istedim.”
Bu cevap beni affetmeye zorlamadı.
Ama anlamaya yaklaştırdı.
Demir kapının önünde bekledi. İçeri girmedi. Bu yüzleşme bana aitti.
Gece balkonda tek başıma kaldım. Dosya yanımdaydı. Şehir ışıkları gözlerimi yakıyordu.
Demir yanıma geldi.
“Yarın,” dedi,
“bu dosya savcılığa gidecek.”
Başımı ona yasladım.
“Biliyorum.”
“Bu bizi karşı karşıya da getirebilir.”
Gülümsedim.
“Biz zaten karşı karşıya geldik. Şimdi yan yana durmayı seçiyoruz.”
Elimi tuttu.
Bu bölüm, bir son değildi.
Bir başlangıçtı.
Çünkü bazı hikâyeler mutlu biter…
Bazılarıysa cesaretle başlar.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.5k Okunma |
293 Oy |
0 Takip |
45 Bölümlü Kitap |