
Hastanenin koridorları her zamankinden daha uzundu.
Floresan ışıkları gözlerimi acıtıyor, kalbimdeki ağırlığı daha da derinleştiriyordu.
Burası benim alanımdı.
Ama bugün…
Ben bir doktordan çok, geçmişiyle yüzleşmeye gelen bir kız çocuğuydum.
Annem yanımda yürüyordu.
Sessizdi.
Demir birkaç adım gerimizdeydi; mesafeli ama tetikte.
Kapının önünde durduk.
Üzerinde küçük bir isimlik vardı:
Dr. Emel Gün – Emekli
Annem nefesini tuttu.
Kapıyı ben açtım.
Emel Gün pencerenin önünde duruyordu.
Saçları toplanmış, yüzü sertti.
Ama gözleri…
O gözlerde yılların yorgunluğu vardı.
“Hazel,” dedi.
“Seni bu şartlarda görmek istemezdim.”
“Ben de,” dedim.
“Ama artık istemek lüks.”
Annem öne çıktı.
“Emel,” dedi.
“Yıllar geçti.”
Emel acı bir gülümsemeyle döndü.
“Geçen yıllar değil,” dedi.
“Gizlenenler.”
Oturduk.
Aramızda ağır bir masa vardı.
Sanki görünmeyen bir sınır çizgisi gibi.
“Beni neden sakladınız?” dedim doğrudan.
“Beni bir dosyanın içine neden hapsettiniz?”
Emel başını eğdi.
“Çünkü seni kurtarmak istedik.”
“Kendinizden mi?” dedim.
Sessizlik cevap oldu.
Annem gözyaşlarını sildi.
“Ben korktum,” dedi.
“Bir gün seni alıp götüreceklerinden.”
Emel başını kaldırdı.
“Ben de korktum,” dedi.
“İki aile birleşirse, herkes yanardı.”
“Peki ya ben?” dedim.
“Ben neydim?”
Emel’in sesi titredi.
“Sen… bedeldin.”
O kelime içime saplandı.
Demir öne çıktı.
“Bu bedelin farkındaydım,” dedi.
“Ve ben bu yüzden buradayım.”
Emel ona baktı.
“Sen asker misin, yoksa damat mı?”
Demir hiç düşünmeden cevap verdi.
“İkisi de değil,” dedi.
“Ben onun kalkanıyım.”
Emel ayağa kalktı.
Çantasından eski bir zarf çıkardı.
Masaya bıraktı.
“Bu,” dedi.
“İptal edilmeyen anlaşma.”
Zarfı açtım.
İki imza…
Ama tarih boştu.
“Seçim senin,” dedi Emel.
“İlk kez gerçekten senin.”
Ellerim titredi ama zarfı kapattım.
“Ben kaderle pazarlık yapmayacağım,” dedim.
“Onu yeniden yazacağım.”
Annem elimi tuttu.
Emel gözlerini kapattı.
Demir bana baktı.
O bakışta söz vardı.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.5k Okunma |
293 Oy |
0 Takip |
45 Bölümlü Kitap |