
Adliyeden çıktığımızda hava kararırken, Ankara’nın üstüne ağır bir sessizlik çökmüştü.
Bu sessizlik, fırtına öncesi olurdu genelde.
Arabaya bindiğimizde Demir kontağı çevirmedi.
Sadece direksiyona baktı.
“Bir şey mi oldu?” dedim.
“Oldu,” dedi.
“Artık zamanla yarışıyoruz.”
Savcılıktan çıkışımızdan yarım saat sonra Demir’in telefonu çaldı.
Bu kez gizli numara değildi.
“Evet,” dedi.
Dinledikçe yüzü gerildi.
“Anlaşıldı.”
Kapattığında bana baktı.
“İki tanık,” dedi.
“Bu akşam ifade verecekti.”
“Ne olmuş?”
“Ortadan kayboldular.”
İçimdeki soğukluk, kemiklerime kadar indi.
Eve döndüğümüzde korumalar arttırılmıştı.
Ama bu, içimi rahatlatmadı.
“Beni başka bir yere götür,” dedim.
“Kaçmak istiyorsun,” dedi Demir.
“Hayır,” dedim.
“Onları buraya getirmek istemiyorum.”
Bir an düşündü.
Sonra başını salladı.
“Hazırlan,” dedi.
“Yarım saat.”
Yeni yer, bu kez Ankara’nın eski semtlerinden birindeydi.
Sessiz, dar sokaklı.
“Burayı kimse bilmez,” dedi Demir.
“Beni bile.”
Gülümsedim.
“Bu iyi mi kötü mü bilmiyorum.”
“Şu an iyi,” dedi.
Gece yarısı telefonum çaldı.
Bu kez tanıdık bir ses vardı.
“Hazel,” dedi fısıltıyla.
“Benim.”
Emir.
“Abi?” dedim.
“Dinle,” dedi hızlıca.
“Annemle konuştum. Bazı şeyleri hatırlıyor.”
“Ne gibi?”
“Yıllar önce Ankara’da bir toplantı,” dedi.
“Korhan soyadı geçti.”
Kalbim hızlandı.
“Demir biliyor mu?”
“Hayır,” dedi.
“Önce seninle konuşmak istedim.”
Telefonu kapattığımda Demir’e döndüm.
“Geri sayım başladı,” dedim.
“Ne demek bu?” diye sordu.
“Geçmiş, adımlarını hızlandırdı.”
O gece uyumadık.
Saat üçte dışarıdan bir araç geçti.
Durmadı.
Ama mesajı vermişti.
Demir pencereye baktı.
“Bizi yokluyorlar,” dedi.
“Ne yapacağız?”
Bana döndü.
“Önce seni güvene alacağım,” dedi.
“Sonra saldırıya geçeceğiz.”
Kalbim sıkıştı.
“Birlikte,” dedim.
Başını salladı.
“Birlikte.”
O an anladım:
Bu artık savunma değildi.
Bu, bir geri sayımdı.
Ve süre…
hızla azalıyordu.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.5k Okunma |
293 Oy |
0 Takip |
45 Bölümlü Kitap |