
Demir’in kalp atışları normale döndüğünde odadan çıktım ama içimdeki karmaşa dinmedi.
Hastanenin cam kapısından dışarı baktım. Ankara yağmura hazırlanıyordu. Ben de öyle… ama bu yağmur içimdeydi.
Melis’in bakışları aklımdan çıkmıyordu.
“İkiniz de dikkat edin.”
Sanki bir şeyleri sezmişti.
Ve bu, beni korkutuyordu.
Akşam saatlerinde başhekim çağırttı. Odaya girdiğimde yüzündeki ifade ciddiydi.
“Hazel,” dedi,
“Yüzbaşı Korhan’la ilgili bir durum var.”
Kalbim sıkıştı.
“Ne oldu?” dedim.
“Gizli bir görev söz konusu. Taburcu olur olmaz hastaneden ayrılması isteniyor.”
Bir an durdu.
“Resmî kayıtlarda fazla iz bırakmamamız gerekiyor.”
Bu cümle…
Mesleki değil, politikti.
“Henüz taburcu edilemez,” dedim net bir sesle.
“Hayati riski var.”
Başhekim derin bir nefes aldı.
“Biliyorum. Ama yukarıdan baskı var.”
O an anladım.
Bu adam yalnızca bir asker değildi.
Ve ben, istemeden bir şeyin ortasına düşmüştüm.
“Ben tıbbi kararımı değiştirmem,” dedim.
“Ne olursa olsun.”
Başhekim gözlerimin içine baktı.
“Bunun bedeli olabilir.”
“Her kararın vardır,” dedim.
Odasına döndüğümde Demir yatağın kenarında oturuyordu. Pencereden dışarı bakıyordu ama beni beklediğini hissediyordum.
“Baskı var,” dedim doğrudan.
“Gitmeni istiyorlar.”
Gülümsedi ama gözleri gülmedi.
“Beni seçime zorladıklarını biliyorum.”
“Ben izin vermiyorum,” dedim.
“En azından şimdilik.”
Ayağa kalktı. Aramızdaki mesafe bir adım kaldı.
“Bu senin için tehlikeli,” dedi alçak bir sesle.
“Ben alışığım ama sen değilsin.”
“Ben de yeminliyim,” dedim.
“Ve bu yemini bozmam.”
Bir an sustuk.
Sonra cebinden küçük, metal bir kolye çıkardı. Üzerinde sade bir plaka vardı.
“Bunu sakla,” dedi.
“Eğer bir şey olursa… bana ulaşmanın tek yolu bu.”
Şaşırdım.
“Bunu alamam.”
“Elimde kalırsa dikkat çeker,” dedi.
“Sen güvendesin.”
O an fark ettim:
Bu bir emanet değil… bir bağdı.
Kolyesini avucuma bıraktı. Eli elimde kaldı.
Kalbim hızlandı ama geri çekilmedim.
“Bu bir sözleşme,” dedi.
“Gizli.”
“Ne üzerine?” diye sordum.
“Sen beni bırakmayacaksın,” dedi.
“Ben de seni bu işin dışında tutacağım.”
Gözlerim doldu.
“Buna gücümüz yetmez.”
“Yetmek zorunda,” dedi.
O an bir karar verdim.
Belki yanlış, belki tehlikeliydi.
Ama kolyeyi sakladım.
Kapıdan çıkarken arkamdan seslendi.
“Hazel…”
Döndüm.
“Bu hikâye,” dedi,
“ikimizi de değiştirecek.”
Koridorda yürürken kalbim göğsümden çıkacak gibiydi.
Ben bir doktordum.
O bir askerdi.
Ve aramızda, kimsenin bilmemesi gereken bir sözleşme vardı.
Artık bu aşk sadece yasak değildi…
Gizliydi.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.5k Okunma |
293 Oy |
0 Takip |
45 Bölümlü Kitap |