
Savcılıktan çıktığımızda gökyüzü ağırdı.
Bulutlar, sanki Ankara’nın üstüne çökmüş gibiydi.
“Elimizdeki dosya,” dedi Demir,
“artık sadece bir kanıt değil.”
“Ne peki?” diye sordum.
“Bir tetik,” dedi.
“Ve bazı insanlar panikledi.”
Bu kelime…
Panik.
Beni korkutması gerekirdi.
Ama içimde başka bir şey vardı: kararlılık.
Eve döndüğümüzde koruma sayısı artmıştı.
Demir’in telefonları susmuyordu.
“Komutanlık seni çağırıyor,” dedim.
“Biliyorum,” dedi.
“Ve bu kez erteleyemem.”
“Gidecek misin?”
Bana baktı.
“Gitmezsem suçlu olurum.”
Akşam saatlerinde Demir üniformasını giydi.
Onu ilk kez bu kadar resmî gördüm.
“Bu görüşme,” dedi,
“benim için bir dönüm noktası.”
“Ya dönemezsen?” diye sordum.
Yaklaştı.
Alnımı alnına dayadı.
“O zaman sen devam edeceksin.”
Bu cümle, içime ağır bir taş gibi oturdu.
Demir gittikten sonra Emir geldi.
Yüzü gergindi.
“Eskişehir’de bir hareketlenme var,” dedi.
“Babamın eski ortaklarından biri Ankara’da.”
“Bu iyi mi kötü mü?”
“Bilmiyorum,” dedi.
“Ama Korhan soyadı soruluyor.”
Kalbim hızlandı.
Gece, evde yalnız kaldım.
Sessizlik boğucuydu.
Saatler sonra kapı çaldı.
Açtığımda Demir karşımdaydı.
Yüzü yorgun ama gözleri canlıydı.
“Ne oldu?” dedim.
“Beni geçici olarak görevden aldılar,” dedi.
Dizlerim titredi.
“Bu… kötü bir şey mi?”
“Hayır,” dedi.
“Bu bir tehdit.”
“Ve?”
“Ve ben kabul etmedim.”
Oturduk.
Sessizce.
“Biliyor musun,” dedi Demir,
“bazı yollar kesiştiğinde geri dönüş olmaz.”
“Bizimki de öyle mi?” diye sordum.
Gözlerime baktı.
“Evet,” dedi.
“Artık bu yol, ikimizin.”
Elimi tuttu.
O an anladım:
Bu hikâye,
artık iki ailenin değil…
İki insanın seçimiyle yazılıyordu.
Ve o seçim,
kesinleşmişti.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.5k Okunma |
293 Oy |
0 Takip |
45 Bölümlü Kitap |