
Sireni ilk duyduğumda, bunun bizim için gelmediğini sandım.
İnsan bazen gerçeği duymamak için kendini kandırır.
Ama bu kez kaçış yoktu.
Merdiven boşluğunda yankılanan ayak sesleri çoğalıyordu.
Demir kolumdan tutmuştu ama bu kez çekmiyordu.
Yanımda duruyordu.
“Hazel,” dedi, sesi ilk kez bu kadar çıplaktı.
“Eğer buradan çıkamazsak…”
“Çıkacağız,” dedim.
“Çünkü yarım kalamayız.”
Arka kapıya ulaştığımızda kadın yerdeydi.
Omzundan vurulmuştu.
Ama bilinci açıktı.
“Elimde…” dedi nefes nefese,
“tek şansınız var.”
Titreyen eliyle küçük bir USB uzattı.
“Bu ne?” diye sordum.
“Temiz kanıt,” dedi.
“İmzalar, ses kayıtları…
Hepsi tek bir isimde birleşiyor.”
Demir eğildi.
“Kim?”
Kadın gözlerini bana dikti.
“Senin dayın,” dedi.
“Hazel.”
Zaman durdu sandım.
Kan beynimden çekildi.
“Yalan,” dedim.
“Benim dayım yıllardır yurt dışında.”
Kadın acı bir tebessümle güldü.
“Kaçmak suçsuzluk değildir.”
Silah sesleri yeniden patladı.
Demir USB’yi aldı, beni kalkan gibi arkasına çekti.
“Artık saklanmıyoruz,” dedi.
“Artık savaş.”
Gece yarısı Ankara başka bir yüzünü gösterdi.
Sokaklar boştu ama tehlike doluydu.
Bir binanın çatısına sığındık.
Demir dizlerinin üzerine çöktü, nefes nefeseydi.
“Babam,” dedi.
“Ben onu kurtardığımı sanıyordum.”
Yanına oturdum.
“Elimizde hâlâ seçim var.”
Telefonum titredi.
ANNEM.
Açtım.
“Hazel,” dedi, sesi titriyordu.
“Evin etrafında adamlar var.
Dayın geldi.”
Gözlerim Demir’le buluştu.
“Geçmiş,” dedim fısıltıyla,
“kapıyı çalıyor.”
Demir ayağa kalktı.
“Bu gece bitiyor.”
“Hayır,” dedim.
“Bu gece başlıyor.”
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.5k Okunma |
293 Oy |
0 Takip |
45 Bölümlü Kitap |