
Demir gittikten sonra Ankara sessizleşmedi.
Ama benim için bütün sesler tek bir boşlukta toplandı.
Her sabah aynı ritüel.
Kahve, pencere, telefon.
Mesaj yoksa bile ekrana bakıyorum. Sanki bakarsam… mesafe kısalacakmış gibi.
Yüzüğü boynumdan hiç çıkarmadım.
Gizli değildi artık.
Ama herkesin görebileceği bir yerde de değildi.
Tıpkı aşkımız gibi.
Hastanede işler yoğunlaştı.
Beni meşgul tutuyordu ama unutturmuyordu.
Bir gün koridorda yürürken başhekim beni durdurdu.
“Hazel,” dedi,
“merkezden bir talep var.”
“Ne talebi?” dedim.
“Psikolojik destek birimi için gönüllü bir doktor,” dedi.
“Zor bir bölge.”
Kalbim hızlandı.
“Ankara dışı mı?”
“Evet,” dedi.
“Geçici.”
O an Demir’in sesi kulaklarımda yankılandı:
Hayatına devam et.
“Düşüneceğim,” dedim.
Akşam eve döndüğümde telefonum titredi.
D: Bugün nasılsın?
H: Eksik.
D: Ben de.
Uzun bir sessizlik oldu.
D: Bir teklif aldım.
H: Tehlikeli mi?
D: Benim için değil. Senin için zor olabilir.
Ekrana baktım.
H: Mesafe mi?
D: Bir süre daha.
Derin bir nefes aldım.
H: Ben de Ankara dışı bir görev düşünüyorum.
Cevap gecikti.
D: Aynı çizgideyiz.
D: Bu tesadüf değil.
Gülümsedim. İlk kez.
Gün ailesinde de değişim vardı.
Emir Eskişehir’den aradı.
“Annem seni soruyor,” dedi.
“Ve… seni Demir’le birlikte görmek istiyor.”
Kalbim yumuşadı.
“Zaman tanıyorum,” dedim.
“Her şeye.”
Gece annemle balkonda oturduk.
“Bu kadar zor olmak zorunda mıydı?” dedi.
“Bilmiyorum,” dedim.
“Ama doğru hissettiriyor.”
Bana baktı.
“Eskiden kaçardın,” dedi.
“Şimdi duruyorsun.”
“Çünkü artık saklanmıyorum,” dedim.
Yatağa uzandığımda Demir’in mesajı geldi.
D: Biliyor musun, mesafe sadece haritada var.
D: Kalpte değil.
Telefonu göğsüme bastırdım.
Evet, mesafe vardı.
Ama kopuş yoktu.
Ve ben ilk kez şunu hissettim:
Bu aşk,
yan yana olmadan da
büyüyebiliyordu.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.5k Okunma |
293 Oy |
0 Takip |
45 Bölümlü Kitap |