
Demir’in sesi kulağımdan gitmiyordu.
“Sen benim zaafımsın.”
Bu cümle, içimde hem sıcak hem de ürkütücü bir iz bıraktı. Bir askerin zaafı olmak… tehlikenin ta kendisiydi. Ama inkâr edemezdim; ben de ona karşı savunmasızdım.
Ertesi gün hastaneye gittiğimde üzerimde garip bir baskı vardı. Sanki izleniyordum. Koridorlarda yürürken bakışların üzerimde daha uzun kaldığını hissediyordum. Normalde dikkatimi çekmeyecek şeyler, şimdi alarm gibiydi.
Öğle arasında Melis geldi.
Beni hastane bahçesinde buldu. Elinde kahve vardı ama yüzü gülmüyordu.
“Abiyle konuştun mu?” diye sordu doğrudan.
Kalbim hızlandı.
“Hayır,” dedim.
“Görevde olduğunu söylediler.”
Bakışlarını yüzümden çekmedi.
“Yalan söylüyorlar,” dedi.
“Abi gittiğinde böyle olmazdı.”
Bir an durdu, sonra alçak sesle ekledi:
“Bir şey saklıyorsun.”
Derin bir nefes aldım.
“Doktorum ben, Melis. Saklamam gereken tek şey hasta mahremiyeti.”
Başını salladı ama ikna olmamıştı.
“Ben de tıp okuyorum,” dedi.
“Kalp ritmini okumayı bilirim.”
Bu kız… tehlikeliydi. Ama düşman değildi.
“Dikkatli ol,” dedi giderken.
“Abi kolay güvenmez. Ama sana güvenmiş.”
Bu cümle beni hem onurlandırdı hem de korkuttu.
Akşamüstü eve dönerken adımlarımı yavaşlattım. Apartmanın kapısına yaklaştığımda içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi. Anahtarımı çıkardım ama kapıyı açmadım.
Bir ses duydum.
“Hazel Gün.”
Donakaldım.
Arkamı döndüğümde siyah montlu bir adam vardı. Yüzü net değildi ama bakışları sertti.
“Kimsiniz?” dedim.
“Arkadaş diyelim,” dedi.
“Yüzbaşı Korhan’la ilgili.”
Kalbim boğazıma çıktı.
“Onunla ilgili konuşacak bir şeyim yok.”
Gülümsedi ama bu gülümseme sıcak değildi.
“Yanılıyorsun. Çok şey biliyorsun.”
Bir adım geri attım.
“Beni rahatsız ediyorsunuz.”
“Bu sadece bir uyarı,” dedi.
“Bazı insanların hayatında doktorların yeri olmaz.”
O an Demir’in kolyesi çekmecede aklıma geldi.
Bunu biliyorlar mıydı?
“Beni tehdit mi ediyorsunuz?” dedim.
Adam omuz silkti.
“Biz tehdit etmeyiz. Hatırlatırız.”
Sonra arkasını dönüp gitti.
Kapıyı kilitlediğimde ellerim titriyordu.
Bu artık sadece duygusal bir mesele değildi.
Telefonum titredi.
Demir.
Açtım.
“Yalnız değilsin,” dedi.
“Beni dinle. Evden çıkma. Kimseyle konuşma.”
“Biri beni buldu,” dedim fısıltıyla.
“Demir, bu iş çok büyüyor.”
Bir an sustu.
Sonra sesi sertleşti.
“Demek o kadar yakındalar…”
“Ne oluyor?” dedim.
“Beni neyin içine çektin?”
“Beni sevmenin bedeli bu,” dedi.
“Ve seni bundan çıkarmak için her şeyi yapacağım.”
Gözlerim doldu.
“Beni korumaya çalışırken daha çok tehlikeye atıyorsun.”
“Biliyorum,” dedi.
“Ve bu, hayatımda verdiğim en zor savaş.”
Telefon kapandı.
O gece ışıkları kapatmadım.
Çünkü anladım ki…
Artık izlenen sadece bir asker değildi.
Onun kalbine dokunan herkes,
sessiz bir takibin içindeydi.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 4.5k Okunma |
293 Oy |
0 Takip |
45 Bölümlü Kitap |