
Mardin'in kadim topraklarında rüzgar bu kez bir karar fısıldıyordu: Kan mı akacaktı, yoksa güller mi açacaktı? Zümra biletini yırtıp Güney’in elini tuttuğunda, aslında bu sorunun cevabını vermişti. Ancak kaderin, özellikle de yaralı bir aslan gibi köşeye sıkışan Baran’ın son bir sözü vardı.Aradan geçen altı ay, Mardin için hem bir yas hem de bir iyileşme süreci olmuştu. Zümra ve Güney’in düğün günü gelip çatmıştı. Mardin’in en büyük konağı ışıklarla donatılmış, sofralar kurulmuştu. Ancak kasabanın üzerinde garip bir sessizlik vardı; sanki fırtınadan önceki o ağır durgunluk...
Zümra, beyaz gelinliği içinde bir kuğu gibiydi. Aynada kendine bakarken kapı çalındı. İçeri giren Bartu’ydu. Artık o sadece bir "sır" değil, Zümra’nın dağ gibi arkasında duran abisiydi.
Bartu: "Çok güzel olmuşsun kardeşim. Babam görseydi... Seninle gurur duyardı."
Zümra: "Umarım bizi bir yerlerden izliyordur abi. Bu düğün sadece bizim değil, bu şehrin barış düğünü olsun."
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.25k Okunma |
273 Oy |
0 Takip |
57 Bölümlü Kitap |