
Doğrular ve yanlışlar...
Hatalar ve pişmanlıklar...
Ölüm ve gerçek gibi...
Hayat kısaydı...
Mirza Parezli konağına gitti. Bahar bir kez dahi aramamıştı.
Çalmayan telefon ne kadar moralini bozsa da, elindeki belgeler huzur kokuyordu.
Masanın üzerine evrakları açtı. Her kağıt parçası ihbar niteliğindeydi.
Her dosya bir masumun kurtuluşu ve Mirza'nın esaretten kurtuluşu idi.
Mirza’nın hayatındaki bu keskin dönüş, sadece bir "vazgeçiş" değil, aynı zamanda yıkılan bir yuvayı yeniden inşa etme mücadelesine dönüştü. Aşiret ağalığının verdiği o mutlak güç ve acımasızlık, yerini derin bir sükunete bırakmıştı ancak dağılan bir aileyi toplamak, bir şebekeyi çökertmekten çok daha zordu.
Korkmazlar perişan halde idi. Ölüm kokusu sinmişti her köşeye. İhanet kokusu sinmişti her adıma.
"Gerçek güç, can almakta değil; canı ve yuvayı korumaktadır"
Acımasız olan her adım, yerini sukunete bırakacaktı.
Özgürlüğün resmine baktı. Zafer kazanmış gibi gülümsedi.
Mirza, eline kırmızı bir kalem alarak dosyadaki isimlerin üzerinden geçti. Bu sadece bir kağıt parçası değil, bir av haritasıydı. Listede kimler yoktu ki?
Lojistik Müdürü "Kör" Sait: Silah sevkiyatlarını yöneten adam.
Komiser "Rüşvetçi" Yavuz: Şebekeye polis telsizinden haber uçuran köstebek.
Finansör Selim Bey: Kanlı parayı lüks inşaat projeleriyle aklayan iş adamı.
Mirza, listenin en başına büyük harflerle şunu yazdı: "HİÇBİRİ ŞAFAĞI GÖRMEYECEK."
Kararttıkları hayatlar gibi karanlığa mahkum kalacaklardı.
İlk hesap finansör Selim beydi. Adamlarına talimat verip villasına gitmek için Parezli konağından ayrıldı.
Villanın önündeki korumalar akşamın verdiği sakinlikle çaylarını kahkahalar eşliğinde içiyordu.
Tek kurşun.
Aynı anda sıkılan susturuculu silahlar gecenin çığlığı gibiydi.
Mirza, villanın yüksek güvenlikli duvarlarını bir hayalet gibi aştı. Selim, lüks yatağında huzurla uyurken Mirza başucunda belirdi. Uyandığında gördüğü ilk şey, Mirza’nın soğuk gözleri ve masasına bırakılan Aram Ağa’nın yanmış tesbihiydi.
Mirza: "Hesap defterini kapatmaya geldim Selim. Paranın satın alamayacağı tek şey, benim adaletim." dedi.
Şebekenin parası o gece sıfırlandı. Mirza, Selim’in tüm gizli hesaplarını boşaltıp parayı Aram’ın mağdur ettiği ailelerin hesaplarına anonim olarak aktardı ve Selim’i adalete değil, kendi vicdanının karanlığına bıraktı.
Çalan telefonuna baktı. Bir ihtimal Bahar arıyordur diye düşündü ama arayan adamı Azattı.
Aram ağanın ininde çıkan dosyalarda Rıfat Parezlinin inşa ettiği düzenekler de vardı. Suriye sınırında yapılacak olan eylemlerde.
Rıfat'ın ilikleri kemiğinden ayrılsa da plan aksamadan devam etmişti.
Belgeleri emniyet güçlerine teslim etmelerini söyledi.
Arabasını Zelal teyzenin evine sürdü. Kapıda havanın aydınlanmasını bekledi.
Hava aydınlanmaya başlayınca, arabadan indi. Evin kapısını açtı.
Bahar koltukta kıvrılmış bir vaziyette yatıyordu. Yanına gidip saçlarını okşadı.
Bahar gözlerini aralayıp: Geldin mi?" dedi.
Mirza: Gelmeme sevinmedin her halde? İstersen gideyim." dedi.
Bahar: Ardımdan gelmeyen adam gelse ne olur, gitse ne olur?" dedi kırgın bir şekilde.
Mirza artık alttan almayı düşünmüyordu.
"Her koyun kendi bacağından asılır Bahar. Sen de ne yaptıysan kendine yaptın. Ben sadece senin istediğin gibi davrandım." dedi.
Kalp kırıklığı yaşayan tek adamdı. Pamuk gibi sakladığı kalbi, görünürde taş gibiydi.
Ruhu her adımda yaralanan adam, yaşayan ruhları iyileştirme derdinde idi.
Bahar durgunlaştı.
"Sadece bir hata yaptım diye beni kendinden alı koydun." dedi.
Mirza buz gibi sesi ile: Bir hatan, bir ömre bedel oldu. Ben geldim. Sen yine yoktun. Bu saatten sonra ben de yokum Bahar." dedi ve sessizce Zelal teyzenin evinden ayrıldı.
İntikam hırsı aşkının önüne geçmişti. Dışarıda derin nefes aldı. Aldığı nefes ciğerlerine yetmemişti.
Arabanın kapısını şoför açtı. Adımını attığı anda Bahar bağırdı.
"Ben yeminimi bozdum da seninle birlikte oldum. Ben ailemin acı gününde, dahi seni yalnız bırakmadım. Şimdi bana gelmiş ben geldim, sen yoktun diyemezsin. Kardeşin adımı Mirhan olarak haykırdığında, Bahar Korkmaz'dır diyemedin. İntikam gözünü kör etti. Şimdi de elini kana bulmaya gidersin. Bu yüzden senden uzak durdum Mirza. Ne iş yaptığı belli olmayan adamı istemedim." dedi gözyaşları arasında.
Mirza olduğu yerde mıhlanmış gibi kaldı. Ardına dahi bakmadan arabasına bindi.
Şoför ve adamları son sürat ayrıldılar. Mirza için ailesi her şeyden önemli idi. Tek sorunu başındaki belalardı.
Bahar iyice kendini doldurdu. Arabasına atlayıp Mirza'yı takip etmeye başladı.
Kör Sait kendi silah fabrikasında kaçak silah hazırlığı yapıyordu.
Mirza, Bahar'dan habersiz indi arabasından. Belindeki silahın şarjörünü doldurdu.
Adamları ile korkusuzca önüne gelen engelleri kaldırarak girdi içeri.
Kör Sait: Ne oluyor lan burda." deyip elini beline attı.
Mirza: Elinin körü oluyor." dedi ve içeri de tek tek avlarını yakaladı.
Sıra korkusundan köşesine sinen Kör Sait'e gelmişti.
Yanına gitti ve tebeden Kör Sait'e baktı.
"Kaçan tavuk, tez yakalanırmış kör. Lan senin gözler de görür. Hangi ara Kör sait oldun?" dedi dalga geçerek.
Kör Sait kekelemeye başladı.
Mirza: Korkak tavuklar için elimi kana bulamaya değer mi Azaat?" dedi dalga geçerek.
Azat: Değmez ağammm" dedi gülümseyerek.
Mirza: Tavukları fırına atıp gelelim, o vakit." dedi ve devam etti Azat'a " Kaldır şunu. " dedi.
Azat adamı kaldırdı. Birlikte fabrikadan çıktılar. Dışarıda emniyet mensupları vardı.
Emniyet Amiri Mirza'nın yanına gelip: Mirza yine harika iş çıkardın evlat." dedi.
Mirza: Aramızda kalacak. Benim sizinle çalıştığımı kimse bilmeyecek." dedi.
Bahar köşeye sinmiş olan biteni izliyordu.
Mirza devam etti: İçerde köstebek var. Siz mi halledersiniz, yoksa ben mi fişini çekeyim?" dedi.
Emniyet Amiri: Kimmiş bu hain." dedi.
Mirza: Komiser Yavuz. Rüşvetçi lakabı. Anlaşılan önüne gelenden rüşvet alıp, her türlü ihaneti yapıyor." dedi.
Emniyet Amiri: Yeri belli mi?" dedi öfke içinde.
Mirza başarmanın zaferi ile Azat'a işaret verdi.
Azat arabanın bagajını açıp dosyaları aldı.
Mirza: Bu iş bu gece bitecek. Aksi takdir de yarın kendi bildiğimi okurum." dedi.
Emniyet Amiri sakin bir tavırla: Bundan sonrası bizde evlat. Senin vazifen bitti."
Mirza'nın omzuna babacan tavırla vurarak: Allah senden ve yoldaşlarından razı olsun. Mardin yer altı çetesini çökerttik. Şimdi sıra Suriye'de ki yapılanmada. Ben belgeleri gerekli yerlere ulaştıracağım. Gerekeni bundan sonra biz hallederiz." dedi.
Mirza memnuniyetle: Son bir işim kaldı. Aram ağanın yeri belli midir?" dedi.
Emniyet Amiri: Bellidir. Yalnız onu sana vermem."
Mirza yüz hatları gerilerek: Bana borçlusunuz. Düşmanıma ne yapacağıma gelince orası beni ilgilendirir." dedi.
Emniyet Amiri: Adalet yerini bulur. Kardeşine yapılan yanına kalmaz evlat. Senin vazifen adaletin tecelli etmesine izin vermek. " dedi.
Mirza: Amirim, aile meseleme karışma. Ben kendi bildiğimi yapacağım ( Kalbini göstererek) Buranın yangını başka sönmez. İçim yanar amirimm. Ciğerim yanar. Bana Aram ağayı vereceksin. Yada ben içeri girer. Gerekeni fazlası ile yaparım." dedi acı çekerek.
Emniyet Amiri: Acını anlarım. Şunu unutma, devletin olduğu yerde, suçlular cezasız kalmaz." dedi.
Mirza kahkaha atarak: Emin misin?" diye sordu.
Bahar ikiliyi uzaktan izledi. Konuşulanları tam anlamıyla anlamasa da, Mirza ile emniyet mensuplarının ne iş yaptıklarına anlam veremedi.
Mirza devam etti: Bir kaç ay önce, bunca suçla beni serbest bırakan da aynı devlet yalnız." dedi.
Emniyet Amiri: Mirza dosyan temiz, bunu sende çok iyi biliyorsun. Avukat dışardan görüneni yansıttı. Sen de denetimli serbestlikle dışarı çıktın. Şimdi temiz olanı kirletmek mi istersin?" dedi.
Mirza kararlıydı: Temiz olanı gerekirse kirletirim. Yaşamadığım çocukluğum için, yaşamadığım duygularım için. Ailem için Aram ağayı bana vereceksin." dedi.
Emniyet Amiri ne dediyse, Mirza kararından vazgeçmedi. Bir süre sonra Mirza'nın telefonu çaldı.
Müsade isteyip Emniyet amirinin yanından ayrıldı. Gelen haber mutluluk sebebi idi.
Emniyet Amirinin yanına gelip: Tamam sen kazandın. Aram ağa senin. Yalnız tek şartım var. İçerde gün yüzü görmeyecek." dedi.
Amir şartı kabul etti. Mirza ile vedalaşıp alandan gittiler.
Mirza amirin ardından: Aram gün yüzü görmeyecek, zaten buna fırsatı da kalmayacak." dedi.
Adamlarına talimat verdikten sonra depo yakıldı ve Mirza Baran ağanın oğlunun konağına gitti. Bahar'da arabasına binip Mirza'yı takip etti.
Baran ağa geçmişte Melek Mirhan'ı kendine kuma almak istedi. 40 yaşında, 18 yaşındaki Melek ile evlenmek için babasına yüklü para verdi.
Kader Demir ağa ile Meleğin yollarını kesiştirdi. Demir ağa, Baran ağaya Melek için verdiği paranın üç katını verdi ve konu kapandı.
Baran ağa duracak adam değildi. Aram ağa yeğeni Demir ağaya üst üstte tuzaklar kurunca, Demir ağa intikam almak için Aram ağanın kızı Meleği Baran ağaya verdi.
O gün çıkan hengame de Baran ağayı Aram ağa vurdu. Demir ağa da Aram ağanın oğlu Bavir ağayı vurdu. Biri mezara, diğeri tekerlekli sandalyeye mahkum edildi.
Şimdi Baran ağanın oğlu, Aram ağayı koruyordu. Tek düşündükleri Demir ağadan alacakları intikamdı.
Konak kapısı gürültü içinde çaldı. İkili salonda oturmuş sabah kahvelerini içiyordu.
Demir ağa kapıdaki korumaları aldırış etmeden içeri girdi.
" Şehmus nerdesin laannn." diye kükredi.
Şehmus ağa, isminin zikredilmesi ile bir anda neye uğradığını şaşırdı. Aram ağa ise gelen ses üzerine: Demir" dedi korku içinde.
Şehmus ağa sakinliğini koruyarak: Sen burda bekle. Ben bakıp geliyorum." dedi.
Aram ağa başını salladı.
Demir ağa sakinliğini koruyarak bekledi. Şehmus ağa yanına gelince: Emanetim burdaymış. Sen mi verirsin? Yoksa ben mi alayım?" dedi.
Şehmus ağa anlamayarak: Demir ağa hangi emanetten bahsedersin? Benim haberim yoktur." dedi.
Demir ağa sakallarını sıvazladı.
" Şehmus akıllı adamsın. Yalnız yanlış tarafta yer almışsın. Şimdi Aram'ı bana ver. Aile işlerine karışma. Haaa dersen ki ben Aram ağayı tanımam. O vakit, ben de elimden geleni ardıma koymam." dedi.
Şehmus ağa hala Demir ağaya direniyordu. Bu esnada Mirza yanlarına geldi.
Kayınpederini görmeyi beklemiyordu.
Demir ağa, Mirza'yı görünce bir an duraksadı. Aram ağanjn yerini nereden öğrenmişti.
"Mirza senin burada ne işin var?" diye sordu."
Mirza, Demir ağayı umursamadan Şehmus ağanın arkasına geçti.
"Demir ağa, senin ne işin varsa, benim de aynı şeyden dolayı işim var. Değil mi Şehmus." dedi.
Şehmus ağa, Mirza'nın arkasında olmasından hoşnut olmadı. Her an saldırıya uğrayacak şekilde olmanın verdiği ürperti ile nefes alıp verdi.
"Mirza, Demir ağaya söyledim. Sana da söyleyim. Aram ağa burda yoktur." dedi.
Demir ağa sinirlendi. Hala papağan gibi aynı şeyleri sayıklıyordu.
Mirza sakin tavırla: Öncelikle ağam diyeceksin. Sonra bildiğini söyleyeceksin. Ben Demir ağaya benzemem. Çocuklarının gözü önünde yalan söyleyen dilini keserim." dedi.
Demir ağa, Mirza'ya gücenmiş bir şekilde: Mirza benim yapacakları mı bilsen, kendi canından korkardın. Hala kayınpederini tanımamışsın. " dedi.
Şehmus ağa iki manyakla yan yana kalmaktan korktu. Bu sırada Aram ağa konağın arkasını dolandı.
Şehmus ağa: Ehhht gidin içerde oturur. Beni öne attı. Aile meselenize beni karıştırman. Gidin sorunuzu kendi aranızda çözün." dedi.
Yıllar önce babasının basiretsizliği gibi, yıllar sonra oğlu da aynı hataları yapıyordu.
Baran ağa uçkuru için kendinden 22 yaş küçük kızı kuma yapmak istedi. Oğlu intikam alacağım diye onurunu ayaklar altına attı.
Mirza ve Demir ağa koşar adımlarla salona gittiler. Konaktaki kadınlar ağızlarını yazmalarına kapatıp beklediler.
Demir ağanın adamı Aram ağayı yakaladı. Demir ağa bunu öğrenince konaktan çıktı. Mirza hala konakta idi.
Bahar uzaktan izlemeyi tercih etti. Mirza sabahtan beri durmuyordu.
Babası da aynı şekilde. Aram ağayı tanımıyordu. Aklı almadı yaşlı başlı adama yaptıkları muameleye.
Öylece baka kaldı. Elini daralan kalbine götürdü. İçinde kaybetme korkusu vardı. Ruhu huzursuzdu.
Demir ağa arabasına Aram ağayı bindirmeye başladığı esnada polis arabaları yanlarına geldi.
Komiser: Demir ağa, Aram ağayı bize ver." dedi.
Demir ağa şikayet ederek: Benim işime karışmayacağınızı daha öğrenemediniz." dedi.
Mirza, Şehmus'un gözünü korkuttuktan sonra yanlarına geldi.
Komiser: Mirza ağa, Aram ağa bizimle gelecek." dedi.
Mirza: Büyüklerimin işine karışmam. Kayınbabam ile çözün işinizi." dedikten sonra kenara çekildi.
Demir ağa, Mirza'nın tavrına anlam veremedi.
"Amirim, aile meselemiz. Aram ağa ile konuşup bırakacağız. Bırakın gidelim." dedi.
Komiser: Sabah Mirza, akşam Demir ağa. Kardeşim bitmediniz. Bu adamı alıp götürmezsem işimden olacağım." dedi sitem ederek.
Aram ağa, komisere yakın durmaya çalıştı. Nasıl olsa içerden kurtulmanın yolunu bulurdu.
Mirza ıslık çalmaya başladı.
"Damat, kayınbaba toprağına çekti desenize." dedi dalga geçerek.
Demir ağa, Mirza'nın ne dediğini anlamayarak: Gelin kaynana toprağına çeker Mirza. Sen benim tırnağım olamazsın." dedi.
Mirza tebessüm ederek: Benim de aklımdan bu geçti. Yalnız anama Bahar çekmesin. İki deli ile geçinemem." dedi.
Demir ağa sinirle: Şimdi sırası değil." dedi.
Mirza: Emrin olur ağam." dedi.
Aram ağa hala kurtuluş yolu arıyordu. İhsan ağa yanlarına geldi. Emniyet Amiri de.
Ne söylediler ise fayda etmedi. La dediler. Lo demediler.
Aram ağayı almadan gitmeye niyetleri yoktu.
Emniyet amiri etrafındakileri uzaklaştırdı. Demir ağa, İhsan ağa ve Mirza ile yalnız kaldı.
Mirza'ya öfke içinde: Oğlum beni deli mi edeceksin? Sana kırk kere söyledim. Dosyan temiz. Git karınla mutlu mesut yaşa diye. Ne laftan anlamaz çıktın!" dedi sitem ederek.
Demir ağa ve İhsan ağa şaşkınlıkla ikiliye baktı.
Mirza: Aram benim. Bu konu tartışmaya kapalı." dedi.
Emniyet Amiri: Ölüm emrini ben veririm Mirza. Ayağını denk al. Bundan sonra ardında devlet kalmaz. Salaklık yapıp da elindeki imkanları yok etme." deyince Demir ağa şaşkınlıkla;
"Ne devleti. Amirim neler oluyor? Konuyu bize de anlatın." dedi.
Mirza engel olmaya çalışsa da, Emniyet Amiri her şeyi anlattı.
Mirza ne kadar sert ise o kadar masumdu. Mafyalığın ardında vatanına hizmet eden koca yürekli bir adam vardı. Mardin yer altını temizlemeyi başaran, tek başına mücadele veren yiğit delikanlı vardı.
Demir ağa ve İhsan ağa utançla başını öne eğdi.
Demir ağa: Neden bunları bize söylemedin?" dedi üzgün bir şekilde.
Mirza: Kendimi kanıtlamak gibi derdim hiç olmadı. Birileri aferin desinler diye de. Bu yüzden sevdiğim kadın mutlu olsun istedim. Beni her zaman yanlış anladınız. Ben alışkınım. Bundan sonra gölge olman yeter." dedi.
Demir ağa: Beni affet. Kızımı sevdiğini gözlerinde gördüm. Saçma sapanık işlerin ardında bunların olduğunu bilseydim. Her şey farklı olurdu." dedi.
Mirza: Bahar ile arama girmen yeter." dedi ve son vedasını yapar gibi gözlerine baktı.
Kalbinin ardında hissettiği sıcaklık, bu hayata vedası idi.
Bölüm Sonu...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 10.73k Okunma |
728 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |