
Bir veda vardı.
Gözlerin sonsuz gerçekliğinde.
İnsan görmek ister.
Öylece bakmak.
İnsan yarım kalmadan sevmek ister.
Kaybetmeden.
Sadece sevmek.
Bahar sevdi, çeşitli imtihanlardan geçti.
Babasının prensesi olan çocuktu. Sevdasının anlamadığı tek nokta, Mirza ile aynı şartlara sahip değildi.
Bahar ailesinin sevgisini iliklerine kadar yaşadı. Mirza ağa olmak için küçük yaşta büyüdü.
Demir ağa adil olmayı seçti. Oğlunun ağa olması, çocukluğunu yaşamaya engel değildi.
Kendi yaşamadığı ne varsa, içinde ukte kalan. Ömer yaşasın istedi.
Bahar yaşasın istedi. İstediği gibi oldu. Ömer düşünmeden yaptığı hata, tüm aileyi paramparça etse de; olan da vardır hayır dedi ve destek oldu.
Melek hanım hatalarına rağmen iyi bir anne olmayı başardı. Kızına da saygı duydu, oğluna da. Erkek evlat deyip şımartmadı mesela.
Şimdi duyduğu sesin nereden geldiğini anlamaya çalışıyordu. Etrafına dikkatle baktı.
Ne bir hareket ne de kıpırtı vardı. Sonra yanlış duyduğunu düşünüp kapıya yöneldi.
"Baharrr"
Tekrar aynı sesi duydu. Mirza ve Demir ağanın yanına gitti. Gözleri dolu dolu izlemeye başladı. Demir ağa gözlerinin önünde eriyordu.
Hemşire Melek'i yoğun bakımdan çıkarmak için yanına geldi.
"Bir dakika, bir ses duydum" dedi.
Hemşire: Hastalar için burada durmanız riskli, lütfen dışarı çıkalım" dedi inanmayarak.
Melek: Bir dakika sadece, ondan sonra çıkacağım kızım. Allah rızası için bir dakika izin ver" dedi yalvararak.
Hemşire: Tamam, sadece bir dakika kalabilirsiniz" dedi.
Hemşire işine devam etti. Kolundaki saate arada bakıyordu.
Melek, Demir ağanın yanında diz çöktü.
"Keşke duyduğum ses hayal olmasa. Sesini duymaya ihtiyacım var. Hem biliyor musun Ömer yürür. Oğlumuz ayağa kalktı. Bahar hamiledir. Yakında torunumuz olur bey. Sen yatarsan torununu kim omuzunda taşıyacak. Lütfen uyan sevgilim." dedi.
Demir ağanın ellerinden sıkıca tuttu. Bırakırsa kaybedecek gibi. Süre dolunca ayağa kalktı. Ellerini yavaş hareketlerle çekmeye başladı.
Artık sadece parmakları tutuyordu. Ağlamak çare değildi. Sevdiği adamın alnına buse kondurdu.
Tekrar yüzüne baktı.
"Sensiz ben yarımım. Eksiğim. Lütfen Allah rızası için uyan" dedi. Ellerini çekeceği esnada Demir ağa elini tuttu.
"Hemşire hanım" diyebildi yaşadığı heyecanla.
Hemşire yanına gelince Demir ağanın ellerinin kımırdadığını gördü.
"Ben doktora haber verip geliyorum" dedi ve koşar adımlarla yoğun bakımdan çıktı.
Melek gözleri yaşlı sevdiği adamın ellerini öptü. Doktor ve hemşire yanlarına gelince odadan çıkartıldı.
Dışarıdaki ailesi gözlerinin içine bakıyordu.
"Demir uyandı" dedi ve Bahar'a sarıldı.
Bahar bir umut: Mirza" diye sordu.
"Kızım inşallah Mirza oğlumda uyanacak" dedi.
Bahar gözleri dolu dolu baktı. Sakinleştirici fayda vermiyordu. Karnında bebeği ile yalnız kalmanın korkusunu yaşıyordu.
Melek, Hanzade hanımın dizinin dibine diz çöktü. Hanzade hanım yılların verdiği yorgunluğa artık dayanamıyordu.
"Geçecek annem. Hepsi geride kalacak. Rabbim seni başımızdan eksik etmesin." dedi.
Hanzade hanım başını olumlu anlamda salladı. Gözlerinden akan yaşlar şükür duasıydı.
Dilşad, Melek'in yanına geldi.
"Gözün aydın Melek hanım. Demir ağa uyanmış. Darısı... benim oğluma" dedi gözyaşları arasında.
Melek, Dilşad hanıma sarıldı.
"Kızım için, bebeği için, ailesi için Mirza oğlum uyanacak. Unuttun mu Dilşad, Mirza hırslıdır. Kolay kolay vazgeçmez" dedi.
Dilşad: Vazgeçmez Mirza'm. Bana evlat acısını bir kez daha yaşatmaz değil mi Melek?" dedi.
Melek: Araf melek oldu. Evlatların için toparlan Dilşad. Başka türlü bu aile bir araya gelmeyecek" dedi.
Dilşad: Özür dilerim Melek. Ben çok büyük hatalar yaptım. Beni bu saatten sonra affeder misiniz bilmiyorum? Affedin de diyemem. Melek ben pişmanım. Keşke ben öl"
Melek sözünü kesti.
"Gerçekten pişmansan , gelinin ağlar görmez misin? Git kızıma destek ol. Onu yalnız bırakma. Önce Rabbim'e, sonra sana emanet Dilşad" dedi.
Bahar içini çeke çeke ağlıyordu.
Dilşad: Emanetim benim canımdır Melek. Asiye dayem bana nasıl yol gösterdi ise Bahar'a hayatım boyunca destek olacağım. Rabbim şahidim olsun. Eski Dilşad öldü. Size yaptığım her şeyi affedin diye yaşayacağım" dedi.
Dilşad pişman, Agir yaralı. Melek sevdiğine kavuşmuş bir şekilde günler geçti.
Bahar yoğun bakım kapısında perişan oldu. Dilan pişman olmuş bir şekilde hastane bahçesinde.
Ömer ara ara Dilan'ı izledi. Sevdim dediği kadın hayatını mahvetmişti.
Dualar sessiz fısıltılara, umutlar ise yorgun bekleyişlere karışmıştı.
Günlerdir tek bir kelime duymak için tüm Mardin seferber olmuştu.
Doktor yanlarına geldi.
Gözünüz aydın, Mirza Bey uyandı. Bilinci yerinde, hayati tehlikeyi atlattık."
O an koridorda bir nefes dalgası yayıldı. Kimisi birbirine sarıldı, kimisi şükrederek yere çöktü. Doktor, Bahar'ın elini hafifçe sıkarak ekledi
"Sizi sayıklıyor, yanına sadece sizi alabilirim. Ama lütfen onu yormayın."
Bahar ağlamaktan çatallı çıkan sesi ile: Beni mi sayıklıyor?" dedi.
Doktor olumlu anlamda başını salladı.
Bahar gözyaşları içinde yanına girmek için izin istedi. Kaç gündür perişan halde, Mirza uyansın diye dua ediyordu.
Doktor: Sadece beş dakika." dedi.
Bahar teşekkür edip, hazırlanmak için yoğun bakımın olduğu koridora hemşirenin yardımı ile şifreli kapıdan girdi.
Hemşirenin yardımı ile önlüğü giydi. Sonra eldivenleri giydi.
Yoğun bakım yazan odanın önüne geldi.
Kapıyı yavaşça açtı. İçeride makinelerin düzenli bip sesi ve steril bir koku vardı. Mirza, yatakta bitkin ama gözleri açık bir şekilde yatıyordu. Karısını gördüğünde dudaklarında zayıf bir kıpırtı belirdi.
Bahar gözyaşları içinde elini tuttu.
"Mirza... Sesimi duyuyor musun? Buradayım sevgilim, yanındayım." dedi.
Mirza sesi çok kısık ve pürüzlü bir şekilde: Geldin mi? Rüya görüyorum sandım... Her yer çok karanlıktı."
Bahar :Geçti o karanlık, bitti. Herkes dışarıda, seni bekliyorlar. Beni çok korkuttun ama bırakmadın bizi."
Mirza hafifçe elini sıkarak: Seni bırakıp nereye gideceğim? Sesini duydum... Sanki biri beni sürekli geri çağırıyordu. O sendin, değil mi?"
Bahar: Hiç susmadım ki... Hep seni çağırdım. Şimdi dinlenmen lazım, doktorlar çok iyi olduğunu söyledi. Bir daha sakın bizi böyle korkutma."
Mirza gözlerini yavaşça kapatıp açtı.
"Seni seviyorum... Şimdi gerçekten uyuyabilirim, çünkü buradasın."
Dışarıda bekleyen kalabalık, Mirza’nın uyandığını ve konuştuğunu öğrendiğinde hastane koridoru ilk kez hüzünle değil, huzurla doldu.
Mirza’nın uyanışıyla gelen o huzurlu an, Bahar'ın huzuru idi.
Bahar, Mirza ilaçların etkisi ile uyuduğunda sesizce yanından ayrıldı.
Bahar derin bir nefes aldı. Bu haber, Mirza’nın hayata tutunması için en büyük sebep olacaktı.
Mirza kısa süre sonra odaya alındı. Ailesi gözleri yaşlı yanına girmeyi bekliyordu.
Odada hasta bakıcısı yardımı ile yatağa alındı. Mirza ameliyat yeri ağrısa da sesini sesini çıkartmadı.
Yüzünde günlerin yorgunluğu, sesinde kaybetmenin korkusu vardı.
Hala rüyanın etkisinde, beyaz duvara baktı. Dilşad hanım ve Agir ağa küçük adımlarla yanına geldi.
Mirza ikiliyi umursamaz göründü. İçinde kopan fırtınaları aşamadı.
Dilşad: Elhamdülillah oğlum. Rabbim seni bize bağışladı." dedi.
Mirza "he he" der gibi bakış attı.
Agir ağa: Mirza biz yaptıklarımızdan çok pişmanız. İnan bize sana, Bahar'a yaptıklarımızdan dolayı kendimi affedemiyorum. Oğlum affet bizi. Sen iste Mardin'den gideyim. Sen iste bu saatten sonra öleyim. Yeter ki bizi affet." dedi yalvararak.
Mirza ailesinin bu hale gelmesine anlam veremedi. Yüzlerinde açık bir şekilde pişmanlık vardı.
Dilşad: Benim hatam herkesten büyük. Ana olamadım oğlum. Size sahip çıkamadım." dedi gözyaşları arasında.
Mirza dayanamayıp: Sizi bu hale getiren nedir?" dedi.
Agir ağa ve Dilşad aynı anda: Evlat acısı. Verdiğimiz kayıplar. Kaybettiğimiz canımız bizi bu hale getirdi." dedi.
Mirza: Ben ölseydim üzülürdün anladığım kadarıyla. Beni sevdiğinizi anlamanız için illa ölmem mi gerekiyordu?"
Dilşad: Ağzından yel alsın. Rabbim benim ömrümden alıp sana versin. Bir daha evlat acısı yaşatmasın." dedi.
Mirza ikiliyi inceledi. Samimî görünüyorlardı.
İkiliden Bahar'ı yanına çağırlamalarını istedi. Başları önde ayrıldılar odadan.
Bahar yanına gelince kollarını uzattı.
Bahar, Mirza'nın hareketine hemen koşarak cevap verdi.
Sıkı sıkı sarıldılar. Bahar, Mirza'nın elinden tutup dudağına götürdü. Küçük bir buse kondurdu.
Bahar sesi titreyerek: Mirza... Senin uyanmanı bekleyen sadece biz değiliz. Aslında sana söylemem gereken, senin duymanı beklediğim bir şey daha var."
Mirza merakla ama yorgun bir tebessümle: Nedir o? Herkes dışarıda dedin ya, başka kim var?"
Bahar, Mirza’nın elini yavaşça kendi karnının üzerine koydu. Mirza önce anlam veremeyerek karısının yüzüne baktı, sonra elinin altındaki o sıcaklığı hissettiğinde gözleri fal taşı gibi açıldı.
Bahar: "Burada... Bizimle. Sadece ben değil, o da senin uyanmanı, babasının sesini duymayı bekliyordu. Mirza, ben hamileyim. Bir bebeğimiz olacak."
Mirza bir an nefesini tuttu. Boğazındaki o kuru acı, yerini tarif edilemez bir sevince bıraktı. Gözlerinden bir damla yaş süzüldü ve Bahar’ın elini karnının üzerinde daha sıkı kavradı.
Mirza sesi titreyerek: Bebek mi? Bahar... Gerçek mi bu? Ben... Ben baba mı oluyorum?"
Bahar: "Evet sevgilim. Sen bizi bırakmadın, o da seni bekledi. Artık sadece benim için değil, onun için de çok iyi olman lazım."
Mirza elinin altındaki mucizeye inanmak ister gibi: Demek bu yüzden... Bu yüzden sesin bu kadar güçlü geliyordu bana. İkiniz beni çağırmışsınız. Söz veriyorum Bahar, bir daha asla sizi bırakmayacağım. Onun için ayağa kalkacağım."
Dışarıdaki makinelerin sesi artık Mirza’ya bir gürültü gibi değil, yeni başlayan bir hayatın ritmi gibi geliyordu. Bahar, Mirza’nın alnına uzun bir öpücük kondurdu. Artık o odada sadece iyileşmeye çalışan bir adam değil, geleceğe dair devasa hayalleri olan bir baba vardı.
Bölüm Sonu
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 10.73k Okunma |
728 Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |