27. Bölüm

27. Bölüm

celikk
celikk9822

 

 

 

Yorum yapmayı ve vote vermeyi unutmayın iyi okumalar🩸🩺

 

 

Rüzgar hastaneden içeriye girince ben de beklemeden girdim. Önlüğümü giymek için adımlarımı merdivene doğru yöneltmiştim ki acilden gelen çığlık sesi ile adımlarımın yönünü değiştirdim. Acile girdiğimde çığlıkların sahibinin hamile bir kadın olduğunu anlamıştım. Tam göremesem de attığı çığlıklara bakılırsa pek kolay bir doğum oluyora benzemiyordu.

 

 

Acilden çıkacakken Nevra'nın hızlı adımlarla bana doğru geldiğini görünce durdum.

 

 

"Pars, hastaya bir bakman lazım."

 

 

"Doğum yapana mı? Benim alanım değil ki."

 

 

"Bir anormallik var gibi."

 

 

Vakit kaybetmeden hastanın yanına gittik. Rüzgar'ın da acilde olduğunu hastanın yanına gelince fark etmiştim. Bakışlarımı Rüzgar'dan çekip hastaya döndürdüm. Neredeyse bir deri bir kemik kalmış, ten rengi bembeyaz olmuştu kadının. Hamile birini geçtim normal bir hastanın bile bu hale gelmesi normal değildi. Aklıma bir şey geliyordu ama bunun olma ihtimali o kadar düşüktü ki.

 

 

Kadın elimi güçsüzce tutarak "Bebeğim.. onu kurtarın.." dedi. Yavaşça kadına eğildim. Kimsenin bizi duymayacağı şekilde "Size yardım etmemiz için bir şeyi öğrenmem lazım." dedim. Kadın yavaşça kafasını sallayarak beni onayladı.

 

 

"Bebeğinizin babasının vampir olma olasılığı var mı?"

 

 

Kadının gözlerinden yaşlar hızla akmaya başladı. Tahminim doğruydu ama pek mutlu bir hikaye değildi sanırım.

 

 

"Evet. Diğerleri kızımızı öğrenince. Yani melez bir bebeğin doğacak olduğunu.. Peşimize düştüler. Eşimi öldürdüler. "

 

 

Elimin arasındaki elini ona güç verircesine sıktım.

 

 

"Ben de kızınız gibiyim. Bu yüzden emin ellerde olduğunuza emin olabilirsiniz."

 

 

"Siz.. eşimin bahsettiği melezsiniz."

 

 

"Evet, büyük ihtimalle oyum."

 

 

Kadın hafif bir tebessüm ederken uzun süredir atmadığı çığlığını yine attı. Rüzgar'a dönüp "Doğumhaneye alalım. Sen, ben ve Nevra dışında da başka kimse gelmesin. " dedim. Rüzgar beni onaylayıp hastayı doğumhaneye götürmek için hazırladı. Ben de o sırada Nevra'nın yanına gittim.

 

 

"Doğumu sen yaptıracaksın."

 

 

"Ne?! O kadar kadın doğum uzmanımız dururken niye ben?"

 

 

"Çünkü senin hem daha önce doğum yaptırmışlığın var hem de vampirlerle içli dışlısın."

 

 

"Kadın sizden mi?!"

 

 

"Hayır. Bebek. Benim gibi melez."

 

 

Şokla aralanan dudaklarını eliyle kapattı.

 

 

"Bu hale vampir bir bebeğe hamile diye mi geldi?"

 

 

"Evet. Bebek annesinden besleniyor."

 

 

Nevra bu sefer şaşırmak yerine korkmuş gözüküyordu.

 

 

"Hadi yukarıya çıkalım."

 

 

Beni kafasını sallayarak onayladı ve beraber doğumhanenin olduğu kata çıktık.

 

 

Biz yukarıya çıktığımızda Rüzgar doğumhaneden her şeyi hazırlamıştı. Kadının çığlıkları doğumhaneyi doldururken Nevra'da doğuma hazırlanmıştı.

 

 

"Bebek doğar doğmaz kadına kan takacağız. Kaybettiği kanı hemen alması için."

 

 

"Tamam hocam."

 

 

Doğum için ben Nevra'ya yardım ederken Rüzgar'da kadının yanında duruyor ona destek oluyordu.

 

 

Bebeğin doğmak üzereydi. Kadın kuvvetli bir çığlık attıktan sonra önce Rüzgar'a sonra da bana bakarak "Kızım, size emanet." dedi. Bebek doğduktan hemen sonra kadın gözlerini kapatmıştı. EKG cihazındaki ses odayı yankılanmaya başlamıştı. Nevra ağlayan bebeği sarıp kadından uzaklaştı.

 

 

"Şimdi ne olacak?"

 

..

 

 

Bebeği hemşireler yeni doğan ünitesine getirmişti. Bizde Rüzgar'la camın arkasından bebeğe bakıyorduk.

 

 

"Artık türünün tek örneği değilsin. "

 

 

"Evet. Sana hava atabileceğim bir şey kalmadı. Çünkü minik bir kız rolümü çaldı."

 

 

Gözlerini devirdi. Dudakları yukarıya doğru kıvrılsa da hemen toparladı kendini.

 

 

"Acaba onun gücü ne olacak? "

 

 

"Bilmem. Uzunca bir sürede öğrenemeyeceğiz. "

 

 

Rüzgar cama dokunup bebeği uzaktan sevmeye çalıştı. Bu haline gülümseyerek "İçeriye girelim mi?" diye sordum.

 

 

"Olur."

 

 

Sol tarafımızdaki kapıya kartımı okuttum. Kapı açılınca içeriye girdik. Rüzgar hemen bebeğin yanına gitti. Boş isimliğinde parmaklarını gezdirdi.

 

 

"Bir isim koymalıyız."

 

 

Rüzgar çoktan bulmuş gibi hemen bana döndü.

 

 

"Parla olsun mu? Baksana gözleri nasıl parlıyor. Kendisi gibi bir ismi olur."

 

 

"Olsun."

 

 

Hemşirelerin masasından kalem aldım. Eğilerek pembe isimliğe 'Parla' yazdım. İşaret parmağımla Parla'nın usulca saçlarını okşadım.

 

 

"Ne olacak şimdi? Sosyal hizmetlere verecek miyiz ?"

 

 

"Verirsek insan gibi beslenmekten ölebilir. "

 

 

"Ama bizden alırlar."

 

 

Doğrulup Rüzgar'a döndüm.

 

 

"Evlat edineceğimizi söyleyebiliriz."

 

 

"Bize verirler mi?"

 

 

"Vermeleri için ne gerekiyorsa yaparız. Sen, yapar mısın? Hâlâ bana kızgınsın ya."

 

 

"Seninle aramda geçenlerde Parla'nın bir suçu yok nasılsa."

 

 

Tam bir şey söylemek üzereydim ki camdan gelen tıklatma sesiyle cama döndüm. Babam camın arkasından eli ile bizi çağırıyordu.

 

 

"Babam gelmiş. Gelmek ister misin yoksa Parla ile mi kalacaksın?"

 

 

"Sen şimdi yarım yamalak anlarsın Korkut amcayı. O yüzden geliyorum."

 

 

Rüzgar odadan benden önce çıkarken haline gülümsedim. Gözüme o kadar tatlı geliyordu ki kızgın olmasa yanaklarını sıkardım doyana kadar.

 

 

Rüzgar'ın ardından odadan çıkıp babamın yanına gittim.

 

 

"Bir melezimiz daha olmuş."

 

 

"Evet. Hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir melezimiz hem de."

 

 

"Ne yapmayı planlıyorsunuz?"

 

 

Rüzgar'la birbirimize bakıp sonra babama döndük.

 

 

"Evlat edinmeyi."

 

 

"İkiniz beraber? En son bıraktığımda Rüzgar senden nefret ediyordu."

 

 

Ben gözlerimi devirirken Rüzgar cevap verdi babama.

 

 

"Hâlâ nefret ediyorum. Ama annesi Parla'yı ikimize emanet etti. Maalesef ki."

 

 

"Annesi sadece sana emanet etmiş olsa Parla'ya tek başına nasıl bakacaktın acaba?"

 

 

"Bakardım."

 

 

Rüzgar kaşlarını çatarak bana bakmaya başladı. Babamın kahkahası saçma atışmamızı bozmuştu.

 

 

"Parla için iki yetişkin gibi davranır mısınız? Yoksa ikinize de bırakmayacağım."

 

 

"Biz bakacağız baba."

 

 

"O zaman bilmeniz gerekenlerden bahsedeceğim. Öncellikle hızlı büyümemesi için sütü açık pembe olacak şekilde kan damlatın. Normalde ilk doğduklarında ailede vampirin kanını içerler ama bizim durumuzda bu mümkün değil. Bu yüzden Pars kendi kanını karıştıracak kana. Sonraki kanlarda vampir ya da insan fark etmez."

 

 

"Başka bir şey var mı?"

 

 

"Gerisini büyüdükçe, güçleri ortaya çıktıkça öğreneceksiniz. Ailesinin gücünü de bilmiyor, kendi melez gücünü de. O yüzden kesin bir şey söyleyemem."

 

 

Kafamı sallayıp bakışlarımı Parla'ya çevirdim. Hayat onu daha başındayken vurmuştu. Ama şanslıydı. Bize, daha doğrusu Rüzgar'a rastladığı için birazda olsa şanslıydı.

 

 

Rüzgar yanıma gelip Parla'ya bakmaya başladı.

 

 

"Sakin seni affettiğimi düşünme."

 

 

"Beni bu kadar kolay affetmeyeceğini bildiğim için düşünmüyorum."

 

 

"İyi en azından biraz akıllısın."

 

 

Gülümsememek için dudaklarımı birbirine bastırdım.

 

 

"Sosyal hizmetlerle görüşelim."

 

 

"Tamam."

 

 

Bir süre daha camekanın arkasından Parla'yı izledik. Bugün üçümüz içinde yeni bir hayatın başlangıcıydı. Belki Parla sayesinde Rüzgar beni daha kolay affederdi.

 

 

Yeni karakter kilidi 🔓 açıldıı👨‍🍼👶🏻

 

 

Bir dahaki bölümde görüşmek üzere minik kaplumbağalarım 🤍🐢

Bölüm : 30.09.2024 15:29 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...