
Yorum yapmayı ve vote vermeyi unutmayın iyi okumalar🩸🩺
Arslan yanımdaki tabureye oturup baktığım yere baktı.
"Nevra'nın teklifini Rüzgar'ı izleyebilmek için kabul ettin, değil mi?"
"Nevra'nın teklifini kabul etmeden de Rüzgar'ı takip edebilirim. Unuttuysan bende senin gibi görünmez olabiliyorum. "
"Niye kabul ettin?"
"Rüzgar sen de gelecek misin, diye sordu. Bende evet dedim. O yüzden geldim."
"Yani yine Rüzgar için geldin."
Arslan'a dönüp kaşlarımı çattım.
"Senin ne işin var lan burada? Hastanedekilerle geldim ben buraya."
Omuzlarını silkerek "Nevra çağırdı." dedi. Tabureden kalkmadan yakasından tuttum.
"Lan gevşek herif. Ben sana uzak dur demedim mi Nevra'dan?"
"Merak etme beslenmedim ondan."
"Birde beslen istersen. Öyle bir şey yaparsan seni buraya gömerim."
"Tamam yapmam. "
Bir süre durup "Peki kendi isterse ve yaparsam o zamanda mı gömersin beni?" dedi.
"Evet!"
Ellerini teslim oluyorum şeklinde kaldırıp önüne döndü. İçki dolu bardağı bana uzattıktan sonra kendi bardağını fark ettirmeden boşaltıp cebinden çıkardığı kanı doldurdu.
"Sen böyle Rüzgar'ı uzaktan mı izleyeceksin? Gitsene yanına."
"Ben asistanlarımla yakın olmuyorum ya normalde. Gidersem göze batarım."
Arslan'a laf anlatırken Rüzgar'ın yanına biri geldi. Daha önce Rüzgar'ın yüzünde görmediğim bir ifadeyle çocuğa sarıldı.
"Bu arada Birce gitmemiş hâlâ..."
Arslan'ın dediğini umursamadan Rüzgar'ın yanına gittim.
"Hocam?"
Sırtı bana dönük olan çocuk Rüzgar'ın bana seslenmesiyle döndü. Tanıdık simayla kaşlarımı çattım. Nereden tanıyordum ben bunu?
"Çocukluk arkadaşım. "
Çocuk elini uzatıp " Birkan Güner." dedi. Çocuğun soyadını duyduktan sonra nereden tanıdığımı hatırlamıştım. Birce'nin yattığı avcıydı bu.
Kabalık olmasın diye uzattığı eli sıktım.
"Pars Kara."
Rüzgar'ın bir avcı ile arkadaş olacağını hiç düşünmezdim. Büyük ihtimalle avcı olduğunu bilmiyordur da.
"Birkan, hani biri ile geliyordun nerede?"
"Lavaboya kadar gitti gelir şimdi."
Çaktırmadan Birkan denen çocukla Rüzgar'ın arasına girmiştim. Rüzgar'ın elindeki bardağı alıp kafama diktim. Boş bardağı arkadaki masaya koydum. Rüzgar şaşkın bakışlarla bana bakıyordu.
"O benimdi.
"Yeteri kadar içtin."
"Nereden biliyorsun? Gelmedin ki hiç yanımıza."
Kulağına doğru eğilip "Yanına gelmemiş olmam ne yaptığını bilmediğim anlamına gelmez." dedim. Sesli bir şekilde yutkunduğunda gülümseyerek geri çekildim. O sırada bize doğru gelen kişiyle kaşlarımı çattım.
"Bu geçen gün hastanedeki kadın değil mi? Seni yanağından öpen."
Birce'nin neden burada olduğunu düşünmeye ara verip Rüzgar'a döndüm.
"Sen onu nereden hatırlıyorsun?"
"Şey.. Gördüm ya. Kalmış aklımda. "
"O kadar yani. Kıskanmadın."
"Hayır. Hem sen kendin dedin. Boğulacağını bildiğin sulara girme diye."
"Aferin. "
Aferin oğluma.
O an aklıma gelen şeyle elimi enseme attım. Rüzgar'ın da aklına aynı şey gelmiş olacak ki bakışlarını kaçırmıştı.
"Rüzgar. İşte o çok merak ettiğin kişi."
Gelen sesle bakışlarımı Rüzgar'dan çektim. Birkan elini Birce'nin beline koymuş yüzünde aptal bir sırıtma ile bize bakıyordu.
Bu çocuk bu kızı öldürmek üzere olduğu için ben buna unutturmadım mı bu kız? Ne şimdi bu?
"Birce?"
"Pars. Senin burada ne işin var?"
"Aynı soruyu ben soracaktım."
"Siz tanışıyor musunuz?"
Birkan'ın sorduğu soruyla sahte bir şekilde gülümsedim.
"Evet. Birce'de benim çocukluk arkadaşım."
"Ne?!"
Buna şaşıran Rüzgar olmuştu.
"Bu o kadar şaşırılacak bir şey değildi bence."
"Şey evet."
Rüzgar gömleğimi çekiştirince ona döndüm. Kulağıma doğru yaklaşıp fısıldayarak "O da mı vampir?" diye sordu. Bende onun gibi fısıltıyla cevap verdim.
"Evet."
"Söyle Birkan'dan ayrılsın."
"Neden?"
"Çünkü bir vampir."
"Bende vampirim. Ve sen benim yanımda durmak için can atıyorsun."
"Evet. Ama o senin gibi melez değil. Ya Birkan'ı öldürürse?"
Gülümseyip "Birkan, Birce'yi öldürmezse tabi." dedim.
"Birkan öyle bir şey yapmaz."
"Güzelim, Birkan avcı soyundan geliyor. Öğrendiği ilk an öldürmeye çalışacak."
Bedenini tamamen bana çevirdi.
"Bir cümlede şaşırmam için çok fazla öğe kullandın. Birkan avcı. Eğer sizi öğrenirse öldürür. Ve sen bana güzelim dedin. Bana neden öyle dedin?"
Sorması gereken bin tane soru varken o gidip en alakasızını sormuştu. Nedense buna hiç şaşırmadın.
Artık fısıldamayı kesip "Çünkü güzelsin. Bir insana göre biraz fazla güzelsin." dedim. Rüzgar'ın yanakları git gide kızarmaya başlamıştı.
Cam kırılma sesi duyduğumuzda hemen o yöne döndük. Tarık elindeki bardakları yere düşürmüş ağzı açık bir şekilde bize bakıyordu.
"Biliyordum. Aranızda bir şey olduğunu biliyordum."
"Hayır hayır. Yanlış anladın Tarık."
Rüzgar açıklama yapmaya çalışırken Tarık'ın yanına gittim. Kolundan tutarak onu barın daha boş olan bir kısmına götürdüm. Rüzgar'da benim peşimden gelmişti.
"Hocam gizli tutmak istiyorsanız kimseye söylemem. "
"Söylemeyeceksin. Çünkü unutacaksın."
"Ne?"
Gözlerimi kırmızı yapıp Tarık'ın gözlerinin içine baktım.
"Az önce Rüzgar ve benim konuştuklarımızı ve duyduğunu unutacaksın."
Robot gibi kafasını salladı. Ondan uzaklaşıp gözlerimi eski rengine çevirdim. O kendine gelmeden Rüzgar'ın belinden tutarak gücümü kullanıp barın dışına çıkardım.
Sakinleşmesi adına elimi belinden çektim. Derin ve sık nefeslerin ardından sakinleşmişe benziyordu.
"Bu yaptığın.."
"Sadece bende olan güç buydu. Bunun aynısını geçen haftada Birkan'a yaptım. Birce'yi ve Birce'nin vampir olduğunu unutsun diye."
"İşe mi yaramadı? Çünkü unutmuşa benzemiyordu."
"İşe yaramama ihtimali yok. Birce baştan tanışmıştır."
"Neden?"
"Bilmiyorum."
Kafasını göğsüme koydu. Düşmemesi için kolumu beline doladım.
"Başım dönüyor."
"Doğal olarak. Çok fazla içtin."
Kafasını kaldırıp çenesini göğsüme yasladı. Gülümseyerek elini sakallarıma götürüp okşamaya başladı. Derin bir iç çekti
"Biliyor musun?"
"Neyi?"
Sakallarımdaki eli dudaklarıma doğru kaydı. Baş parmağı alt dudağımda gezinirken yutkundu. Şu an ona engel olmuyordum. Biliyorum çünkü herhangi bir hamlede bulunmayacaktı.
"Boğulmak bazen, bazen değil. Hep. Çok cazip geliyor. "
Bir dahaki bölümde görüşmek üzere minik kaplumbağalarım 🤍🐢
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |