25. Bölüm
𝐸𝓁𝒶𝓇𝒾𝓃 / ATEŞ VE BARUT (Askeri) / 22.bölüm- İnat

22.bölüm- İnat

𝐸𝓁𝒶𝓇𝒾𝓃
dadaaaa

Merhaba, nasılsınız? Umarım gününüzü iyi geçiyordur. Güzel bir bölümle geldim.

Üç emoji kuralımızı hatırlatarak oy ve yorumlarınızı bekliyorum sevgili okurlarım.💕

(Görsellerdeki kızlar Aslı ve Duygu.)

(sarışın olan Aslı)

düzenlendiii

 

"Gözlerine baktım beni göremedin bile..."

...

Siyah beyaz çizgili bir gömlek ve kot pantolonu ile çok hoş görünüyordu. "Yaman, hoş geldin gel içeri!" Dedim.

"Hoş buldum. Rahatsız ettim kusura bakma ama sana bir dosya getirmem gerekiyordu yani aslında Burcu getirecekti ama acil işi çıkınca ben getirmek zorunda kaldım," dedi ve içeri girdi.

"Bir şey ister misin? Su, kahve, çay, limonata?" Diye sordum. O, koltuğa çekingen bir tavırla koltuğa oturdu

"Bir bardak su alabilir miyim?" Diye sordu.

 

Mutfağa doğru ilerledim. "Hay hay efendim," dediğimde güldü.

Hemen gidip mutfaktan bir bardak su doldurdum daha sonra kenara bırakıp çay demledim.

Çay demlenirken de suyu gidip Yaman'ın eline verdim ve onun su içmesini bekledim. Suyunu bitirdikten sonra söze başladı.

"Teşekkür ederim," dedi. Elinden bardağı aldım.

"Rica ederim. Çay da demledim bu arada."

"Gerek yoktu aslında ama demlediysen de içeriz sıkıntı yok.".

Gülümseyip kafamı salladım ve gidip çayı hazırladım. Yanına da kurabiye, çekirdek falan koydum ve Yaman'ın yanına gittim. Telefona bakıyordu adım sesimden beni fark etti.

 

"Ellerine sağlık. Zahmet oldu ama-"

"Ne kadar kibar insansın ya. Ne olacak kuru kuru mu oturalım?" dedim. Koltuğa oturdum ve çayını eline verdim. Çaylarımızı yudumlarken bir yandan da sohbet ediyorduk.

 

"Yani diyorum ki lisedeyken çok konuşkan bir çocuk değildim. İlk ve orta okuldayken çok fazla konuşurdum. Ama sonra bir şeyler oldu susmak zorunda kaldım. Eskisinden daha az konuştum ilk başta herkes yadırgadı ama neden böyle sustuğumu sormadı acımı, derdimi sormadan beni yargıladılar.

Bende kimseye derdimi anlatmadım bundan sonra tek kendim için yaşamaya karar verdim.."

Dedi bir solukta. Derin bir nefes verdi, bakışları durgundu. Kendimi kötü hissettim. "Peki ailen.. onlarla aran nasıl?"

 

Gözlerinde bir burukluk oluştu.

"Annem erken yaşta vefat edince babam ile ikimiz kaldık. Babam bana iyi davranır herhalde dedim ama öyle olmadı. Annemin vefatı babamı çok yıprattı. Bir anda bütün sorumluluk babamda kalınca hâliyle bocaladı ve acısını benden çıkarttı. Yani beni dövmeye başladı, işe gitmemeye başladı. Ve onda olan sorumluluk küçücük omuzlarıma kaldı. Daha yedi yaşında falandım okula iki sene sonra anca gittim. Ama maalesef ki okuyamadım doğru dürüst. Okula başladıktan beş ay sonra babam eve para gelmediği için beni okuldan zorla aldı. Tamirhanede, fırıncıda veya manavda çalışıyordum. Yani bir günde bir sürü ek iş yapıyordum. Sabahlara kadar çalışıyordum ama babam evden çıkmıyordu. İlk ve orta okula zorla da olsa gittim açıktan da olsa normalden de olsa bitirdim liseyi kazandığım paralarla bitirdim. Yani ben kendi kendimi büyüttüm, bence ben babamı da büyüttüm." Gülümsedi. Bu cümleleri söylerken bile kendini anlatma ihtiyacının ne kadar fazla olduğuna şahit oldum. Babasına kırgın bir çocuk daha..

"Tabii şimdi eskisi kadar yakın olamıyoruz. Babam, amcam ile yaşıyor, arada yanlarına gidip ihtiyaçlarını falan karşılıyorum onun dışında bakıcıları var," dedi yine bir solukta.

Bu çocuk az konuşmuyormuş, meğerse konuşacak insan bulamıyormuş.

Birkaç saniyelik sessizlik oluştu. Gözlerimi çay bardaklarına çevirdim. Tesellinin nasıl edildiğini pek bilmiyordum, bocalayıp onu kırmaktan korkuyordum.

" Zor bir hayatın varmış. Ama hepsi geride kaldı geçmişi düşünüp bugünü mahvetme. Aklıma takıldı peki askerlik mesleği? Onu kendin mi istedin?" Diye sordum.

"Evet, hep hayalimde vardı."

Tam cevap verecekken kapı çaldı. Hep de bu zamanlarda kapı çalıyordu.

"Ben bakayım da geleyim," dediğimde kafa salladı. Hemen koşarak kapıyı açtığımda Duygu ile Aslı gülümseyerek bana bakıyordu. Ay, onların geleceği tamamen aklımdan çıkmıştı​​​​​​!​​​​

 

"Hoş geldiniz kızlar gelin içeri!" Dedim bende gülümseyerek.

 

"İçeride Yaman var sürpriz olmasın," diye fısıldadım. Ayakkabılarını çıkartırken Duygu, "Yaman mı? Yaman bizimle konuşur muydu?" Diye sordu.

 

"Evet, yani spor yaparken bayağı kaynaştık, şimdi de sohbet ediyorduk. Aslında dosyaları bırakmaya gelmişti sonra ben çay demledim falan bayağı oturduk sohbet ettik, zaman nasıl geçti unutmuşum. Sizin geleceğiniz bile aklımdan çıkmış yani," dediğimde ikisi de güldüler.

 

"İyi tamam tamam hadi geçelim artık. Kıvılcım, sen şunları mutfağa koy bizde Yaman ile konuşalım," dedi Aslı. Bugün ayrı bir güzellerdi sanki. Aslı açık tonları taşıyan, fresh bir kombin giymişti. Üzerinde beyaz crop ve açık mavi bol paça jean var. Üstüne ince, krem rengi oversize bir blazer almış. Ayağında beyaz sneaker, kolunda zarif altın bileklikler… Saçları hafif dalgalı, güneşte parlıyor gibiydi.

Duygu daha koyu ve iddialı bir tarzdaydı. Siyah deri ceket, altında koyu gri dar elbise giymiş. Ayağında uzun siyah çizmeler vardı. Gümüş takılarla kombinini tamamlamış. Saçları düz ve omuzlarına dökülüyordu.

Mutfağa getirdiklerini bıraktım sonra yanlarına gittim. Yaman'ın yanımda oturup sohbet ediyorlardı.

"Öyle işte bende şimdi kalkacaktım zaten," dedi Yaman ve ayağa kalktı.

"Otursaydın Yaman ne güzel konuşuyorduk," dedi Duygu. Duygu'nun çok eskiden Yaman'dan hoşlandığını biliyordum ama hâlâ mı seviyor bilmiyorum. Yaman anlık olarak kafasını kaşıdı ve sonra ayaklandı.

"Yok benim zaten önemli işlerim vardı geç kaldım gideyim artık. Hadi görüşürüz kızlar!" Dedi. Kapıya kadar eşlik ettim ona. "Kıvılcım çay ve sohbet için teşekkür ederim. Sonra görüşürüz," dedi.

 

"Ne demek. Hadi görüşürüz!" Dedim ve kapıyı kapattım tabii o gittikten sonra.

 

Bizimkilerin yanına doğru ilerledim. Koltukta oturmuş film arıyorlardı. "Ben abur cubur hazırlayayım o zaman," dediğimde ikisi de bana döndü.

 

"Valla olur bak şu film çok iyi bunu izleyelim." Dedi Duygu. Aksiyon türündeydi. . Ünlü oyuncular vardı. İzlenirdi.

"Tamam, bekleyin hazırlayayım," dedim ve içeri girip gerekli şeyleri kaselere koydum ve ışıkları kapatıp kızların yanına gittim.

 

Filmi seyretmeye başladık filmde aynı benim gibi kızıl saçlı, mavi gözlü bir kızın, dağlarda teröristler tarafından kaçırılıp, ağır işkenceler çektirilmesi ve daha sonra onun gibi esir olan siyah saçlı kahverengi gözlü bir erkekle esir tutuldukları yerden kaçışlarını ve kaçarken ölmelerini anlatıyordu.

 

Benim hikayemin farklı bir boyutu desem yeridir. Ama iyi bir filmdi yani biz bayağı bir eğlendik yeri geldi ağladık. Kız kıza geçirdiğimiz bu gece çok iyiydi. Tam çayları tazelemeye giderken kapı çaldı.

 

"Bu saatte kim bu Allah Allah?" Dedi Aslı. Endişeli adımlarla üçümüz birlikte kapıya gittik. Yanıma ne olur ne olmaz diye silahımı da aldım.

 

"Açmasak mı?" Dedi aynı bizim gibi korku içinde olan Duygu.

 

"Şu deliğe bir bakalım," dedim ve temkinli gözlerle kapının deliğinden baktım. Delikten baktığımda siyah spor kıyafeti olan birini gördüm ama yüzü hiç görünmüyordu demek ki uzun boylu biriydi. İyi de kimdi ki bu gecenin on ikisinde?

 

"Siyah spor kıyafetli biri ama yüzü pek görünmüyor," dedim fısıltıyla Herkes gergindi. Sakin olmaya çalışsam da bende. Çünkü evim güvenli bir konumda değildi. Yılan Mafyası da zaten peşimdeydi... Ama kapıyı çalacak kadar da aptal olamazlardı. Değil mi?

 

"İyi tamam yeter bu kadar bakıyorum kimmiş bu saatte hem niye korkuyoruz ki?" Beni işaret etti mavi gözleriyle. Kaşlarımı çattım. "Yanımızda bir üsteğmen ve bir de teğmen var relax yani," dedi Aslı.

İkimizde göz devirirken o kapıyı açtı ben silahımı çıkartmıştım, Duygu'nun elinde ise bir tava vardı.

Hepimiz soluğumuzu tutmuş bekliyorduk ki Aslı'nın kapıyı açmasıyla karşımızda artık görmeye çok alıştığımız, sevgili gereksiz: Ateş Uras Cantürk'ü gördük. Az önce siyah spor kıyafeti giyen dediğim de demek ki oydu. Zaten başka kim olabilirdi ki? Siyah bir sweatshirt giymiş, bol bir eşofman giymişti. Sırıtıyordu.

"Selamün aleyküm!" Diye heyecanla seslendi, bizi bu şekilde görünce o da şaşırarak bize bakmaya başladı daha sonra arkasından da tanıdık bir ses duyduk. Yanında birini daha mı getirmişti?

"Selam kızlar, naber?" Diyen sesin sahibi de Barlas'tı. Ateş'in arkasından çıkıp yanında durdu. Elleri ceplerinde, gözleri üzerimizdeydi. Ateş'in aksine onun üstünde beyaz keten gömlek ve bol kumaş pantolon vardı. Uykusuzdu.

 

Önce bize baktı sonra da Ateş Uras'a biz elimizdekilerle onlara bakınca Ateş Uras da silahını çekmiş aynı şekilde bize bakıyordu. Barlas ise olayı sorguluyordu ama şuan kimse iyi değildi. Ruh hastaları tipi vardı bizde.

Birkaç dakika geçti ama aramızdaki bu inatlı bekleyiş bitmedi, kimse elindekileri indirmedi.

Beş dakika sonra Aslı ve Duygu elindekileri yere attılar.

Barlas silahını Ateş'e, Ateş Uras bana, ben de Ateş Uras'a tutuyordum namluyu. Üçümüz de fazla inatçıydık ve biri indirmediğinde, kimse indirecek gibi görünmüyordu.

 

"E hadi yeter artık arkadaşlar içeri girin sizde. Kıvılcım o elindekini indir artık haydi ama!" Dedi Duygu.

Hâlâ hiçbirimizden bir ışık yoktu. Bu gidişle de olmayacaktı.

"Hadisenize daha ne kadar devam edecek bu inat?" Dedi Aslı.

"Onlardan biri indirmediği sürece ben de indirmeyeceğim," dedi Ateş Uras ikimize de ters bir bakış atıp. Göz devirdim.

"Bizde!" dedik aynı anda Barlas ile. Bunları söylerken bile bakışlarımızı birbirimizden ayıramıyorduk.

 

Çok komikti belki ama inatçılık konusunda keçiyle yarışır birde onu geçerdik net.

"Eh, yeter ama gerçekten iki saattir! Kıvılcım, bugün dert yok, tasa yok ve bu şeylerden de yok mutlu şeyler yapacaktık hani?" Dediği de haklıydı bugün bizim kız günümüzdü ve benim yüzümden mahvolmasına izin veremezdim.

 

Sonra hepsine, "üç dediğimde indiriyoruz" dediğimde kafa salladılar.

 

Onlarda uzattığımızı anladılarsa demek.

"Üç!" dediğimde cidden hepimiz senkronize bir şekilde indirmiştik. Derin bir nefes aldım. İyice saçmalıyorduk. Çocuk gibi. "Siz niye gelmiştiniz?"

 

"Bunu en başta sorsaydın şimdi iki saat burada beklemezdim. Misafir karşılaman sıfır gerçekten," dedi Ateş Uras alayla.

Göz devirdim. "İçeri geçin haydi ya," dedim. Aslı ve Duygu başta, bizde sırayla arkalarından ilerliyorduk.

Salona geçtiğimizde kendilerini koltuklara bıraktılar bende karşılarına geçtim.

"Evet, niye geldiğinizi ve bizim güzelim gecemizi mahvettiğinizi sorabilir miyim?" Diye sordum kollarımı önümde bağlayarak.

Ateş Uras konuşacakken, Barlas işaret parmağını Ateş Uras'ın ağzına sus işareti yaparak tuttu. Ateş Uras önce Barlas'ın parmağına baktı ve sonra sertçe itti. Barlas göz devirdi ve konuşmaya başladı.

"Sen sus lütfen, ne oluyorsa hep senin başının altından çıkıyor zaten. Ben açıklayayım!"

" Neyi açıklayacaksın?" Diye çıkıştım. Bir nefes aldı.

"Albay bizi bir süreliğine kovdu," dedi.

"Ne yaptı?" Diye sordu Aslı gülerek.

"Kovdu ama bir süreliğine yani," dedi Ateş Uras araya girerek. Şaşırdık mı? Hayır.

"Yine ne yaptınız acaba ki kovdu?"

"Şey... Çok fazla huzursuzluk çıkarıyormuşuz."

"Haklı adam!"

"Hem de çok haklı asla anlaşamıyorlar!"

"Hak ettiniz, okey de... niye buraya geldiniz?" diye sordum. Benim tek derdim buydu. Bir sürü yer vardı, benim evimde işleri neydi?

"Çünkü gideceğiniz başka hiçbir yer yok," dedi Ateş Uras.

"Tamam da bundan bana ne?"

"Hazır siz de izindeyken buraya gelelim dedik," dedi Barlas.

"Barlas, sen kal ama bu arkadaşın kalmasını hiç istemiyorum," dedim Ateş Uras'ı işaret ederek, açık ve net bir şekilde.

 

Ateş Uras göz devirdi Barlas ise güldü.

"Niye onun canı can da benim ki patlıcan mı?" diye sordu Ateş Uras.

"Niye senin sevgilin yok mu? Onun evinde kal!" dediğimde garip bir şekilde yüzüme baktı.

"Senin sevgilin mi var?" Diye Barlas ve Duygu aynı anda sordu.

"Evet vardı aslında ama burada yok." Omuz silkti.

"Nasıl artık yok ayrıldınız mı?" dedi Aslı sesi fazla mutlu çıkınca başını eğdi ve sustu.

Aslı'ya baktım, yüzünde bir umut ışığı vardı bu kadar çok mu seviyordu onu?

"Bir süreliğine Fransa'ya gitti ama ayrılmadık yani."

"Yine de burada kalmanı istemiyorum bir şartla olabilir," dedim gülerek.

"Bu kız şart icat edilmeden önce ne halt ediyordu acaba, yine neymiş şartın?"

"Tamam onu sonra düşünüp söyleyeceğim şimdi aklımda pek bir şey yok."

"Eyvallah," dedi göz kırpıp.

"Bir şey ister misiniz?" Diye sordu Aslı.

"Hayır, sadece uyumak istiyorum," dedi Barlas

"Ben bir kahvenizi alırım," dedi Ateş Uras onun aksine.

"Tamam ben Barlas'ın odasını ayarlayayım. Aslı sen de bize bir kahve yap," dedim. Aslı kafasını salladı ve mutfağa gitti ben de gidip ikisinin de odalarını hazırladım. Yanlarına geldiğimde sohbet koyulaşmış gibiydi.

"Barlas odan hazır!" dediğimde dikkatler bana döndü.

Barlas ayağa kalktı ve ona odasını gösterdim. "İyi geceler!" Diyerek yanından ayrıldım. Hemen oturma odasına yöneldim Aslı kahveleri getirmemişti henüz.

 

Onlara görünmeden hızlıca mutfağa gittim. Üzülmüş olmalıydı bir anda bütün ümitleri bitmişti. Tam da tahmin ettiğim gibi ağlıyordu. Kahveleri bir kenara koymuş ve yere oturup elleri yüzünde ağlıyordu ses çıkartmadan ağlıyordu.

O kadar seviyor muydu yani? Of, ne yapacağımı bilmiyordum ki...

Bu aşk işlerinden pek anlamazdım ki...

Aslı'nın o odun kafalı için ağlamasını istemiyordum adamın zaten sevgilisi vardı...

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 16.02.2025 19:39 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
𝐸𝓁𝒶𝓇𝒾𝓃 / ATEŞ VE BARUT (Askeri) / 22.bölüm- İnat
𝐸𝓁𝒶𝓇𝒾𝓃
ATEŞ VE BARUT (Askeri)

47.34k Okunma

4.68k Oy

0 Takip
75
Bölümlü Kitap
❗Karakterler❗BAŞLAMADAN ÖNCEGİRİŞ- İntikam Ateşinin Başlangıcı2. BÖLÜM- Hadi Başlayalım3.BÖLÜM- İNTİKAM PLANI4.BÖLÜM- SONBAHAR KASVETİ5.BÖLÜM- Burada Neler oluyor?6.BÖLÜM- Burada Neler oluyor?-27.BÖLÜM- Köşeye sıkıştınız!8.BÖLÜM- Acemi Pilot9. BÖLÜM-Farklı hayatlar aynı acılar10.BÖLÜM- Pazar Kahvaltısı11.BÖLÜM- Şafak Vakti12.BÖLÜM- İHANET13.BÖLÜM- Bir Umut Olsa Bile14.BÖLÜM- Yeniden Başlıyorum15.BÖLÜM- Parti Sona Erdi16.BÖLÜM- Bir Yağmur Yağsa17.BÖLÜM- Neden baba?18.BÖLÜM- Geçmişin Kötü Hatırası19.BÖLÜM- Beni unuttu mu?20.BÖLÜM- Geç kalmak21. bölüm- Özür Dilerim-121. Bölüm- Özür dilerim-222.bölüm- İnat23.Bölüm- İşaretlenen Çocuklar24.Bölüm- Baskın25. Bölüm- Yağmuru hissetmek26.Bölüm- Hayata geç kalmakBarlas Kara27.Bölüm- Ateş Uras Nerede?28.bölüm- Görev29. BÖLÜM- Sürpriz30.BÖLÜM- Seni sevmiyorum30.BÖLÜM- Seni sevmiyorum-231.BÖLÜM-Sana Güvenmiyorum32.BÖLÜM- Eğlence günü-Sorularrr-33.BÖLÜM- Tehdit34.BÖLÜM-Köstebek kim?35.BÖLÜM- Çatışma36.BÖLÜM- Ben Güçlüyüm36. BÖLÜM- Ben Güçlüyüm-237.BÖLÜM- Kaçış38.BÖLÜM- Kırgınlık39.BÖLÜM- Uzaklık40. BÖLÜM- İçimizdeki Düşman41. BÖLÜM- Yeni Düşman42.BÖLÜM- Hayaletler ve Gölgeler43.BÖLÜM- Benzer Acılar44.BÖLÜM- Sırlar Açığa Çıkıyor45.BÖLÜM- SEZON FİNALİ46.BÖLÜM- Kartlar Yeniden Dağıtılıyor-ÖZEL BÖLÜM-47.BÖLÜM- Yeniden Bağlanan Hayatlar48.BÖLÜM- Bir Yolculuğun Sessiz Hazırlığı.49.BÖLÜM- Doğum Günü Sürprizi50.BÖLÜM- Bir Bakış Bin Soru51.BÖLÜM- Davet52. BÖLÜM- Kırık Bir Gurur, Suskun Bir Ceket53.BÖLÜM- Kırgınlığın Yankısı54. BÖLÜM- İtiraf55.BÖLÜM- Beklenmeyen Misafir56.BÖLÜM- Hediye57.BÖLÜM- Geri Dönüş58.BÖLÜM- Herkes gider mi?59.BÖLÜM- Son bakış60.BÖLÜM- İçimdeki çocuk61.BÖLÜM- Gerçeklerin Sessizliği62.BÖLÜM- Hastalık63.BÖLÜM- Tükenmek64.BÖLÜM- Gün Batımı65.BÖLÜM- Savaşçı66.BÖLÜM- Eşiğin Ötesi67.Bölüm- Lider
Hikayeyi Paylaş
Loading...