2. Bölüm

1. Bölüm: Bir Tesadüfün Gölgesi

Eifisko
eifisko

Kitap şu anda düzenleme aşamasında lütfen isimsiz olan bölümlerş boşuna okumayınız.

Keyifli okumalar. Sizi ilk bölümle baş başa bırakayım.

...

Yağmurun toprağa çiselediği bir gecede şehrin karanlık sokakları sarı lambalarla aydınlanıyordu. Sessizliği ,uzaktan gelen bir siren sesi bölüyordu. Yüzbaşı çağkan zırhlı askeri aracın direksiyonuna sıkı sıkıya tutunmuştu.direksiyonun her dönüşü ile içerisindeki korku birazcık hafifler gibi oluyor fakat daha fazla belli ediyordu kendini.

Kaybetme korkusu...

Arka koltukta yatan askerin yüzü ve dudakları solgunlaşmış, omuzundaki kumaş parçası sanki vücudundan kerpeten yardımıyla çekilmiş bir güçsüzlükle tutuyordu. Nefes alışları hırıltılıyken zırhlı aracın arkasından da telaşla ilerliyordu arabalar. Beyaz kumaş parçasını delip geçen kan, arabanın zeminine süzülüyordu ağır ağır.

- bırakma kendini diye bağırdı yavuz . Kendini bırakırsan kalktığında sana özel olarak içtima programı hazırlayacağım dedi cümlesini devam ettirerek. Gittikleri operasyonun konumuna daha yakın ve askeriyede kısmen halledilemeyecek bir sorun çıkmasından dolayı hastaneye sürüyordu aracı içindeki korkuyla.

Yaralı askerin solgun dudakları zorlukla iki yana açıldı

- ölürsem hakkınızı helal edin komutanım dediğinde Çağkan resmen sinirle hırıldadı

- senin o dilini kestiğimde bakalım böyle konuşabilecek misin dedi fakat kendiside farkındaydı

Ölümün vakti ve garantisi yoktu

Bunu da en çok gözlerinin önünde ölen insanlardan anlıyordu . Her an her yerde ölebilirdi , ölebilirlerdi. Evet bir komutandı fakat komutanlık onun için emir vermekle sınırlı birşey değildi . Askeriyede ki kişilerden rütbe olarak üstündü fakat çoğunu emri altındaki bir askerden çok bir kardeş olarak görüyordu.

Hastenin kırmızılı beyazlı acil ışığına görüdğünde içinde bulunduğu zırhlı aracı sert bir frenle durdurdu ve beklemeden indi arabadan. Çiseleyen yağmurun altında hızla arka kapıyı açtı ve omuzundan yaralı askerin kolunun altına girerek onu yürürttü.

İçeriden çıkan hemşireler gördüğü görüntülerle arkalarına dönüp bağırırken gelen sedyeye Çağkan hemen arkadaşını yatırdı . Bu sırada diğer askeri araçtaki arkadaşları da çoktan inmişti .

- kurşun girişi dedi net bir sesle. Yaklaşık 10 dakika kadar önce aldı dediğinde karşısındaki kadın hızla başını salladı ve yanındaki arkadaşlarına döndü. Bir yandan da sedyeyi ilerletiyordu .

- Yakup hocayı çağırın dediğinde yanındaki kız ona bakarak tedirgin bir şekilde

- Yakup hoca ortalıkta yok nerede bilmiyoruz. Sadece Elif hoca var dedi. Yavuzun yüz ifadesi gerilirken

- madem Yakup yok Elif gelsin dedi sinirli bir sesle. Yakubun keyfini mi bekleyeceğiz dedi dişlerini sıkarak . Yakubu bulduğunda onunla konuşması gereken konular vardı .

Hemşire olduklarını düşündüğü iki kadın, sedye hasteneye doğru giderken birbirlerine baktılar . Elif hoca işe yeni başlamış sayılırdı. Evet ameliyatlara girmişti fakat bunu yapabilir miydi kimse bilmiyordu. Tam o sırada sedyenin başına dikkat çeken beyaz teniyle mavi başörtülü bir kadın durdu.

- ne yarası dedi omuzundaki bezi çekip yaranın durumuna bakarken.

- kurşun yarası dedi hemşire. Sonrasında mahçup bir şekilde karşısındaki yüksek ihtimalle doktor olan kadına bakıp devam etti . Ama Yakup hoca ortalıkta yok dediğinde genç doktor ne yapacağını bilemez bir şekilde sedyedeki beyi benzi atmış yaralı askere bakıyordu.

Yorgundu ve o sarhoş doktor yüzünden gece mesailerinde gereğinden fazla çalışıyordu . Sonunda aklındaki düşünceleri terk ederek hemşireye bakarak konuştu.

- hemen kan basıncını ölçüp oksijen verin bende hazırlanıp geleceğim derken sedye ameliyathaneye Elif ise hazırlık odasına gidiyordu.

- hocam dedi yavuz kolundan tuttuğu kadını durdurup yorgun yüzüne bakarken. Karşısındaki doktor onu dinlediğini belli edercesine başını salladığında devam etti sözlerine . Kurtulur mu? diye sordu bu sefer gözlerindeki gizlemediği korkuyla

- elimden geleni yapacağım ama hazırlanmam gerekiyor dedi doktor Elif . Yavuz başıyla onu onayladığında genç kızın kolunu rahat bıraktı ve birkaç saniyelik aradan sonra ameliyathaneye daha girmemiş olan sedyeye doğru koşarak askerinin elini tuttu.

- bırakmayacaksın dedi askerine karşı bakarken. Sesi onay almak ister gibi çıkınca sedyedeki asker kafasını saklamakla yetindi sadece. Zira daha fazlasını yapacak gücü yoktu.

- beyefendi siz burada kalıyorsunuz dedi bahçeye koşan kadınlardan biri. Yavuz tuttuğu eli bıraktı ve son kez arkadaşına bakarken gerisinden gelen arkadaşlarının yanına yöneldi. Kendi hatasıydı belki de diye düşündü.

O sırada çabuk hareket etmeye çalışan fakat aynı zamanda yanındaki hemşireyi dinleyen doktor geçti önlerinden. Ameliyathane koridoruna girdiğini anladığında o küçük bir kalabalıklık oluşturmuş asker grubuna baktı ve işlerinden yüzbaşı çağkanı seçti gözleri.

Yorgundu fakat kendi yorgunluğu yüzünden bir başkasının hayatını asla tehlikeye atamayacaktı, atamazdı. Genç doktorun bakışları sedyede oturan askerle birleştiğinde tüm yorgunluğuna rağmen elinden gelen herşeyi yapacağını söylemişti sanki bakışları. Yüzbaşı ise ilk defa birinin gözlerindeki o insanı hayatta tutma çabasını bu kadar net görmüştğ. Belki birgün kendisinide hayatta tutan kadın bu olurdu...

Aradan geçen dakikaların sonucunda herkes hala bekliyor fakat içeriden kimse çıkmıyordu. Sadece bir hemşire kan kaybını gidermek adına askerlere kan grubunu sormuş ve aralarından biri kan bağışı yapıyordu meslektaşına. Çağkan ise hepsinin evli olduğu sadece içlerinden birkaç kişinin evli olmadığı Grubu bir şekilde eve yollamıştı.

Evliler istemeye istemeye uzaklaştıkları hastane korşdorunu sadece Çağkan , Hayri ve merte bırakmıştı. Hemşire elindeki kan dolu torbayla ameliyathaneye girecekken herkesin odağı oydu fakat buna çoktan alışmış gibi bir hali vardı . Fakat koridorun başından gelen sarhoş ses herkesin odağını çoktan kendine çekmeyi başarmıştı .

- oooo Selin naber dedi yamuk adımlarla isminin Selin olduğunu öğrendiği hemşireye doğru yaklaşırken. Selin hemşire tam o sırada oradan geçen temizlik görevlisiyle göz göze geldi . Aslına bakılırsa bu bir işaretti

Sen kanı götür ben Yakup hocayla ilgileneceğim

Temizlik görevlisi olanları anlamış gibi yanındaki sarhoş doktora kısa bir bakış atarak selinin elindeki kanı aldı ve ameliyathaneye giriş yaptı . Zaten üzerindeki kıyafetlerden de asıl iş yerinin hastane koridoru değilde ameliyathane olduğu anlaşılıyordu.

- hocam nerelerdeydin dedi Selin sarhoş adama doğru yaklaşırken. Zira tutmasa yere yapılacaktı . Fakat buna rağmen doktor Yakup elini kaldırarak uzun ve sarsak adımlarla geriye doğru adımladı.

- istemem dedi harfleri uzatarak . Sen benim mesleğime leke sürüyorsun dediğinde bu olaya şahitlik etmek zorunda kalan yüzbaşı çağkanın yüz hatları gerilmişti . Demek doktor Yakup buydu. Elif hocayı tüm yorgunluğuna rağmen çalışmaya mahkum bırakıp kendi hastalarıyla bile ilgilenmeyen bu hocaya sinirliydi açıkçası. Gerçi şu haliyle doktor denmeye bin şahit isterdi.

- ben tutayım sizi dedi ayağa kalkarken. Heybetli ve yapıcı vücudu o otoriter sesle birleşip resmen ben askerim diye bağırıyordu. Yakup hoca ağırca süzdü karşısındaki adamı. Sarsak ve sarhoş adımlarla ilerledi yakup çağkana doğru. Kan çanağına dönmüş gözlerini kısarak önce çağkana sonra ise fazlasıyla ağır bir şekilde seline döndü

- içerideki askerin mi bu dedi bazı harfleri yutarak. Çağkanın çenesi sıkılaşırken dişlerini birbirine bastırdı ve karşısındaki adamı süzdü. İçine giydiği düğmeler düzgün iliklenmemişti. Beyaz önlüğünün bir cebinde duran içki şişesi ve dökülen içki beyaz kumaşta leke yapmıştı. ayakta durmakta zorlandığı belli olan adama baktı.

- doktor yakup sensin anlaşılan dedi buz gibi bir ifadeyle. Selin olacakları sezmiş gibi hemen araya girdi

- beyfendi yanlız... diye söze başlamıştı ki yavuzun buz gibi bakışlarıyla karşılaşında yutkunarak önüne döndü. Belkide yakubun birilerinden dayak yemesimin veya azar işitmesinini sırası çooktan gelmişti.

- hah dedi yakup alayla. bir kaç sarsak adım atıp iyice çağkanın dibine girdi. onu korkutabilirsin ama beni korkutamazsın derken işaret parmağını havaya kaldırmıştı. fakat parmağı bile düz durmuyor kolu hareket edip duruyordu

- neden işinin başında değilsn dedi çağkan

- ne zamandan beri ayılar bana hesap soruyor . Yakubun son söylediği ile çağkan hızla karşısındaki adamın yakasına yapışarak onu sertçe duvara itti. Normal birisi olsa muhtemelen acıdan bağırıdı fakar yakup üzerindeki yoğun sarhoşluktan dolayı o acıyı hissetmemişti bile

- ne yüzle buraya geliyorsun dedi çağkan yakasını tuttuğu adama karşın

- duyduğuma göre ameliyat varmış. Yeni gelen genç ve güzel bir kız vardı o girdi sanırım dedi karşısındaki tüm kasları gerilmiş adama bakarken. bende gidip ameliyatı kontrol edeyim dedim dedi yamuk bir şekilde gülümserken.

- o bahsettiğin kız senin yüzünden tüm yorgunluğuna rağmen ameliyatlara giriyor ve sen cebindeki şişeyle hala hastaneye mi geliyorsun dedi çağkan

- tamam işte elinden neşteri alıp ben devam ederim dedi yüksek sesle gülümserken. Syrıca fena olmazdı değil mi?

- eğer ki derken yavuz resmen tıslıyordu. İçerideki adama ve o kıza bir şey olsun derken tuttuğu yakasından adamı biraz aha çekiştirdi. Senin o yamuk ağzını ortadan kaldırırım . Yakup bu sözleri hiç umursamadan yüksek sesli bir kahkaha attı

- hayat dediğin şey bir şakadan ibret dostum. Belki içerideki arkadaşın bile şuanda ölecek bende haytımı yaşamayayım mı? derken çağkanın ellerini yakasından çekmeye çalıştı.

- senin ecdadını s.... dedi yavuz sertçe. Senin işin insanları kurtarmak hayvan herif . İçip içip hastaneye gelmek değil derken yakubun sırtını tekraradan setçe duvara vurdu

- bana şuanda hiçnir bok yapamazsın canım benim dedi içtiği için neredeyse bayılacak olan yakup. Askersin, sicilin var uslu durmak zorundasın dediğinde çağkan sinirle gülümsedi

- bu vatana verebileceğim en güzel hediye seni ortadan kaldırmak olurdu derken yakubun yakasını bırakıp ondan iki adım kadar uzaklaştı. Zira bu adasmın kokusu bile mide bulandırıyordu.

- fazla abartıyorsun. Anladık içeride askerin var ama hayatıı yaşamaya bak asker dedi yakup önlüğün cebindeki alkol şişesini alıp ağzına götürüken. Çağkan karşısındaki adama bakarak

- ne o içerideki kızzç ne de buradaki hiç kimse senin sorumsuzluğunu kaldıramaz dedi dişlerini sıkarak. Bu adama dalmamak için cidi manada sabır gösteriyordu.

- bak hala çok konuşuyorsun dedi yakup sarhoş haliyle akıl vermeye çalışarak. belki de o savunduğun kız ve arkadaşın çoktan öldü ha ne malum dediğinde yavuz öne doğru atılarak yakubun alkol şişesinin yüksek sesle yerer düşemesini sağladı ve adamın boğazına yapışarak

- seni gebertirim dedi tehditkar bir tonda. Doğru konuş derken dişlerinin arasından konuşuyordu

- bir asker bozuntusu için bunları yapma dedi yakup bulunduğu durumu hiç umursamayarak. Bu sırada çağkanın arkadaşları selini olaya müdahale etmemesi için tutmuş fakat selininn yalvarışları ikilinin kulaklarını dolduuryordu. Yakup seline kısa bir an bakıp onu hiç umursamayarak devam etti karşısındaki damarları bile belirginleşmiş adama bakarken. hadi doktor güzel ona endişe ede- derken daha lafını bitirmeden çağkan kaldırdığı yumruğunu tam yakubun başının yanındaki duvara geçirdi

- seni gebertirim! O kız hakkında doğru konuş dedi içerisindeki öfkeye neden olamadan. Arkadaşları sonunda selini bırakıp hemen çağkanın yanına koştuğu için selinde koşarak ikilinin arasına girdi. Bu sırada arkadaşları ise yavuzu saknleştirmeye çalışıyordu.

- lütfen git artık daha gebermeden dedi selin çağkanın bir hışmla yere attığı sarhoş adamı kaldırmaya çalışırken. Yakup olduğu yerden Zoraki bir biçimde kalkıp yerdeki şişeyi almak için tekrar eğilmişti ki ameliyathanenin kapısı açılıp içeriden Elif çıktı. Genç kız gördüğü manzarayı incelerken çağkan sanki hiçbirşey olmamış gibi elifin yanına ilerledi. Elif ise bu sırada kendisine bakan yakuba bakmakla meşguldu

- işte geldi kahramanımız size başarılar dedi Yakup yamuk bir Türkçeyle. Selin ise elife mahçup bir tebessüm sunup hemen yakubu oradan uzaklaştırmaya başaldı. Zira bugünlük başka bir olaya gerek yoktu.

- arkadaşımız nasıl dedi çağkanın hemen yanında duran bir asker. Elif duyduğu sesle kendisinden bir cevap bekleyen üç adama bakarak konuşmaya başladı.

- gayet iyi. kurşunu çıkardık. ameliyatta güzel geçti sadece tedbir ve arkadaşınızın toplarlanması açısından biraz yoğum bakıma tutacağız o kadar

- gerçekten iyi ,değil mi? diye sordu çağkan

- gerçekten iyi , dediğim gibi sadece tedbir ve dinlenme maksatlı dedi elif yorgunluğun verdiği gülümsemeyle. Çağkanın yanındaki iki arkadaşıda rahatlığın verdiği huzurla koridordaki sandalyelere otururken genç kadının dikkatini duvardaki kan izi çekti. Evet alkol izi falan değildi bildiğiniz kan iziydi bu. ELİF kaşlarını çatarak oraya bakarken çağkanda elifin baktığı yere baktı ve duvarda gördüğü kan iziyle beraber elini hemen arkaya gizledi. Aaslında bunu neden yaptığını bile bilmiyordu.

Elif sırasıyla önce çağkanın gözlerine sonra ise sandalyedeki arkadaşlarının ellerine baktu. İkisininde elinde belirgin bir iz olmadığı için bakışları tekrar karşısındaki adama ve sırtına doğru uzattığı koluna kaydı. Bakışlarını çağkanın kolundan çekip yüzüne çıkartarak kibar bir şekilde sordu

- elinize bakabilir miyim? Çağkan elifin yüzüne bakarken başını onaylamaz anlamda sallayınca elif kaşlarını çattı

- neden?

- önemsiz bir yara bence büyütmeye gerek yok dedi çağkan açıklayarak. Elif derin bir nefes alıp

- isminiz neydi acaba dedi. Çağkan elifin sorduğu soruyu hemen cevaplayarak

- yavuz dedi. Aslında bu ismin onda özel bir anlamı vardı ve iş arkadaşlarından çoğu bile bu anlamı hatta ismi bilmiyordu.

- pekla yavuz bey dedi elif derin nefes alarak. Lütfen elinize bakabilir miyim? Gözlerindeki istekle yavuza baktığında yavuz ne diyeceğini bileemdi

- eğer müdahale etmeyeceksen gösteririm dedi küçük bir çocuğun annesile yaptığı bir anlaşma gibi. Elif bu duruma tebessüm ederken

- siz gösterin ona ben karar vereyim dediğinde ise kaşlarını hayır anlamında kaldırdı. Bunu gören elif ise bıkkın bir nefes vererek konuştu.

- Çocuk musun sen, göster işte dediğinde yavuz kaşlarını çattı

- çok mu yaşlı duruyorum

- durmuyorsun ama biraz daha bana elini göstermezsen bende sana arkadaşını göstermeyeceğim . Yorgun yorgun seninle uğraşıyorum diyerek sitem etti genç kız

- tamam anlaşma yapalım dedi yavuz diğer elini uzatırken . Ben göstereyim ama sen sarma dediğinde elif bir önündeki adamın yüzüne birde eline bakıp havalı bir şekilde konuştu

- erkeklerle el sıkışmıyorum dedikten sonra normal bir ifadeye bürünüp ama sen bana elini göstereceksin yoksa bir daha bu hastaneye adım atamazsın dedi tehditkar bir tonda .

Bunun üzerine yavuz uzatmamayı tercih ederek üzeri, geçen zamanında etkisiyle kanlanmış olan elini gösterdi

- el uzatma için özür dilerim düşünmem lazımdı dedi masumane bir tonda .

- sorun yok derken genç doktor yavuzun elinin aşınmış yüzeyine dokundu. Daha sonrasında ise ona bakıp devam etti konuşmasına

- sadece temizleyelim pansuman istemiyorsan dedikten sonra yavuzun önüne geçerek ona gelmesini işaret etti . Yavuz ise her ne kadar istemesede buna mecbur kalarak yürüdü genç kızın arkasından....

- elini getirdiğin hale bak birde hiçbir şey yapmadan eve gideceksin diye söylendi Elif. Yavuz önce kanlarının temizlendiği eline sonra ise elife baktı

- birşey yok işte dediğinde genç kızın sinirli bakışları onu buldu.

- siz askerlerin birşey olmuş anlayışı herhalde sadece kırıklarda var derken göz devirdi . Gerçi onlarda bile doğru düzgün müdahale ediyor musunuz onu da bilmiyorum diye söylendi . Yavuz gülümseyerek

- gereksiz işte ne gerek var bunlar için sizin o narin ellerinizi yormaya dedi dalga geçercesine. Elif gülmemeye çalışarak ona sinirli olduğunu düşündüğü bir bakış attı

- elimin tersindesin asker dedikten sonra gülerek devam etti işine. Yavuzda gülerek başını kaldırıp karşıya doğru baktı ve gördüğü isimlikle kaşları çatıldı. İsimlikle ilsu Elif aktaş yazıyordu. Sonrasında ise zihninde dönen karmaşıklığı anlamlandırmak için genç kızın yüzüne baktı.

- soy ismin Aktaş mı yoksa o isimlik senin değil mi diye sordu hala çatılı duran kaşlarıyla

- Aktaş soy ismim dedi elif sakince . İlsu Elif Aktaş. Yavuz gözlerindeki şaşakınlık ve karmaşa ile ona bakarken düşüncelerinden ayrılmak için kafasını salladı. Ve normal bir tonda devam etti konuşmasına. Fakat hala kafasına oturmayan yerler vardı

- güzel ismmiş dedi düşünceli sayılabilecek bir sesle.

- teşekkür ederim dedi elif tuttuğu eli bırakıp elindeki kanlı pamuğu çöpe atarken. Sargı istemiyorsun değil mi dedi sakince. Fakat gözleri yavuzun elini sargı yapmak istediğini fazlasıyla belli ediyordu. Yavuz Elif'in gözlerindeki o ifadeyi yakalayınca

- yap istersen dedi melül melül karşısındaki kıza bakarken. Elif ona saf bir tebessüm sunup hemen sargı bezi alıp tekrar yavuzun yanına geldi .

- elini uzat dedi sesindeki istemsiz çıkan mutluluğa karşı . Normalde çoğu asker bu tarz yaraları sarmamak için direnirdi .

- elimi tutan ilk kadın olduğun için gurur duymalısın dedi yavuz gülümseyerek pişkin pişkin. Zira eğer aklındaki kadın bu kadınsa onu rahat bırakma gibi hayalleri yoktu. Elif şaşkınlıkla ona baktı.

- gerçekten mi dedi inanamayarak.

- gerçekten dedi yavuz başını sallayarak. Elime daha öncesinde kimsenin eli değmedi dedi Elif'i utandırmak isteyerek . Sonuç olarak amacınada ulalmıştı. Elif kızaran yanaklarını gizlemek için başını eğdiğinde yavuz istemsizce güldü . Normalde bile sessiz gülen biriydi fakat şuan durumlar farklıydı.

- ya gülmesene be dedi elif kaşlarını çatıp utangaç bir sesle ona kızarak.

- tamam gülmüyorum dedi dudaklarını birbirine bastırıp sırıtırken.

- ya gülüyorsun işte diye isyan etti Elif . Ne gerek vardı bu kadar uyanmasına

- hem sen güldürüyorsun hemde sen mi şikayet ediyorsun? Yavuz çatık kaşları ve otoriter çıkan sesiyle Elif suçlulukla başını eğdi.

- ama ben birşey yapmadım ki derken küçük bir kız çocuğundan farksızdı .

- utanınca çok tatlı oluyorsun dedi yavuz oturduğu sedyeden kalkarken. Elif beklemediği hamleyle ona bakıp

- ama elin diye cümleye başlamıştı ki yavuz sözünü kesti

- önemli bir şeyim yok zaten . Birşey olursa ilk buraya geleceğim merak etme diyerek göz kırptı ve odadan çıktı. Arkasında ise kızaran fakat hastaları tarafından tercih edildiği için

mutlu olan bir doktor bırakmıştı. Kim bilir belki bir gün o hastaların kalbinde kendisini tercih ederdi....

Evettt yeni kitabımızın yeni ilk bölümüyle karşınızdayız efenimmm

Nasıl buldunuz bölümü?

 

Bölüm : 16.11.2024 11:24 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...