
Elif'in anlatımıyla
Otobüsten indiğimde adımların hastaneyi buldu. Gördüğüm birkaç tanıdık simaya gülümsedikten sonra devamlı hastam olan Hasan amcayı odamın olduğu koridorda görünce ona seslendim
- Hasan amca dedim köşede duran ve gelmemi bekleyen adama . Hasan amca bana baktığında gördüğü tanıdık simayla gülümsedi. Gel hadi dedim elimle odayı işaret ederek. Benimle birlikte arkamdan odaya girince Seçil odaya giren bize bakıp gülümseyerek- günaydın dedi. Ona aynı şekilde karşılık verdikten sonra çantamı hızlıca askıya astım ve ellerimi yıkayıp önlük ve eldivenlerimi giydim.
- nasıl gidiyor Hasan amca dedim eldivenlerimi elime geçirirken. Hasan amca düzenli olarak her sabah gelip bana iğne yaptırdığı için artık her geldiğimde onu görmeye alışmıştım doğrusu.
- iyi kızım. Kusura bakma senide böyle gelir gelmez rahatsız ediyorum dedi mahçup bir şekilde. Hasan amcaya vuracağım iğneyi çekmecede ararken arkamda kalan adama seslendim.
- ne rahatsızlığı bir daha böyle birşey duymayacağım yoksa vallahi bakmam sana dedim şakadan dargın bir şekilde. Seçil elini karnına götürüp hafifçe geriye yaslandığında bakışlarım istemsizce kısa süreliğine onun üzerinde dolandı. Seçil iki aylık hamileydi ve ben göreve başladığımdan beri benim asistenım olarak çalışıyordu.
Bakışlarımı onun üzerinden çekip Hasan amcanın kolunu temizledim. Hızlıca iğnesini vurup tekrar temizledim kolunu.
- ilaçların nasıl yan etki falan yapıyor mu dedim eldivenlerimi çıkarırken.
- yok kızım çok şükür bir şeyim yok. Sadece arada bir yorgunluk yapıyor o kadar dediğinde
- oda normal zaten dedim. Seçil işimin bittiğinin farkında olmadığı için hala arkasına yaslanmış fakat önünde açtığı bilgisyaarıyla duruyordu. Onun yanına gidip bilgisayara uzandım ve hasta giriş işlemlerinin ilk basamağını yani hasta ismini doldurdum ki hanımefendi şükürler olsun yanında olduğumu farketti.
- ne diye bana söylemiyorsun dedi hızlıca doğrulmaya çalışırken.
- hızlı doğrulma dedikten sonra ayaklanmış Hasan amcaya baktım. İlaçlarını almayı unutma amca. Bir şey olursada gelirsin zaten dedim Güler yüzle. Bana tebessüm edip onaylayan birkaç cümle söyledikten sonra çıktı odadan. O odadan çıkınca bende hasta boşluğunu değerlendirerek sandalyeme oturup başımı geriye doğru attım ve gözlerimi kapattım.
- geçenlerde mesaiye kalmışsın dedi Seçil. Gözlerimi açmadan onu onaylayan mıtıltılar çıkardım. Şu sarhoş doktorla mıydın? diye sorduğunda gözlerimi açarak sıkıntıyla nefes verdim.
- malesef. Hatta onun yüzünden yeterince çalışmamışım gibi birde ameliyata girdim dedim ters bir şekilde. Aslına bakılırsa çalıştığım için sinirli değildim fakat onun yapacağı ve yapması gereken şeyleri ben yaptığım için ekstradan yorulmuştum. Birde o günün sabahıda Şırnak'ta olan bir vaka yüzünden oldukça yoğun geçmişti.
- dediler yoğun diye dedikten sonra muzir bir ifadeyle bana bakıp önüne döndü Seçil. Hatta dedilerki doktor hanım bir askerin hayatını kurtarmış yetmemiş birde o askerin arkadaşının elindeki yarayla ilgilenmiş falan filan dedi son kelimesinin harflerini uzatarak.
Seçilin muzir ifadesiyle söyledikleri yüzünden derin bir nefes aldım. Bahsettiği şey ameliyata girmem ya da gelen askerin elindeki yarayı temizlemem değildi. Büyük ihtimalle hastanedeki dedikoducu grup o askerin elini temizlemek için ısrarlarımı görmüş ve bunu farklı bir şekilde seçile söylemişlerdi.
- sadece elini temizledim ayrıca adam duvara yumruk attı ne yapsaydım dedim seçile bakarken. Canım ben birşey demedim ki dedi masumane bir tonda önüne dönerken. Halbuki şuan suratına bakınca bile benimle oyun oynamak istediği fazlasıyla belliydi.
- dökül bakalım ağzındaki baklayı kim dedi sana bunu dedim tekrar geriye yaslanırken.
- aa olmaz, hayatta söylemem dedi Seçil ona böyle bir şey soeduğuma inanamaz bir tonda.
- iyi o söyleyenlere söyle o askerle aramda hiçbir şey yok dedim bu seferde telefonumu elime alırken.
- ha olmasını isterdin yani. Seçilden imayla çıkan cümleyle birlikte gülmemek için dudaklarını birbrine bastırmış olan kıza baktım.
- Dua et hamilesin yoksa şuan kalkıp seni parçalamıştım dedim tekrar telefona odaklanırken. Tabi bu sırada Seçil hanımda kahkaha atmakla meşguldü. Kahkahası bittiğinde elini karnına koyarak başını eğdi
- görüyor musun birtanem, sayende anne bugün dayak yemiyor dediğinde göz devirdim.
- görende her gün ölesiye dayak yiyor sanar
- of be sanada şaka yapmaya gelmiyor. Ne olur sanki ben doğurmadan bir düğün yapsan dediğinde ters bir ifadeyle ona baktım.
- seçilcim beni oraya getirme git kocanı ara onunla konuş hadi canım dedim video kaydırmaya devam ederken.
- ne o yoksa konuştuğun biri mi var?
- yok
- sevdiğin biri mi var?
- yok
- yoksa niye konuşmuyorsun o çocukla diyerek bana sitem ettiğinde anlamıyormuş gibi yaparak konuştum.
- asker olan mı? diye sordum hiç anlamamışçasına
- hmhm
- Seçil sen hangi kafadasın acaba. Daha geçen gün gördüm ve sadece elindeki yarayı temizledim sana kalsa hemen evlendireceksin bizi be dedim sinirle.
- söylediklerine göre o asker gülmeyen hatta konuşmayan biriymiş. Ama ne hikmetse seninle orada tatlı tartışmalar yapıyor derken kaşlarını çattı. Hayırdır?
- ne bileyim ben be git dedikodu tayfanla birlikte çocuğa sor benim bir şeyle alakam yok dedim bezmiş şekilde.
- abine sorsana belki tanıyordur çocuğu dediğinde yüzümü buruşturdum.
- tanımasa daha iyi gibi dedim aklıma gelen olaylarla.
- sende haklısın dedi Seçil sonunda önüne dönerken. Ama bana kalırsa o adamı bul derim.
- çok fazla kafanda kuruyorsun
- kafamda kurmuyorum. Sadece neden bilmiyorum ama o çocukla aranızda birşeyler olucak gibi hissediyorum. Sanki önceden olan bir geçmiş mesele varda o çocuk seni oradan tanıyor dediğinde kaşlarımı çattım.
- tanıyor musun ki o çocuğu da bu kadar emin konuşuyorsun.
- tanıyor sayılırım. Daha öncede gelmişliği var hastaneye ve ciddi manada otoriter biri normalde.
- iyi ben anormal anına denk gelmişim Seçil hanım. Şimdi izninizle 15 dakika sonraki tandevuma kadar kafa dinlemek istiyorum deyip telefonuma yöneldim. Yoksa bu konu asla burada bitmeyecekti. Hoş şuan kapandığınıda sanmıyordum....
2 gün sonra
Gece mesaisindeyken ameliyat ettiğim hastanın odasından çıkıp karşımda yüzlerine bakınca bile asker olduğu anlaşılan adamlara baktım.
- durumu gayet iyi. Bizim uyandırmamıza gerek kalmadan kendisininde uyanması vücudun hala dinç olduğunu gösteriyor dedim hafif tebessüm ederek.
- çok teşekkür ederiz hocam . Hakkınzız ödenmez vallahi dedi askerlerden dedi.
- estağfurullah. Ama yanlış anlamazsanız birşey sormak istiyorum dedim merakıma yenik düşerek. Normalde askerlerin iki gün bile geçmeden aileleri hastaneye doluşur dedim ne sorduğumu anlamamalarını umarak. Çünkü gereksiz derecede utangaç birisi olduğum için amelaşyat ettiğim askerin bir ailesi vs mı diye soramıyordum.
- haklısınız normalde öyle olur fakat faruğun babası birkaç yıl önce vefat etti . Annesi ise onu terk edip başka bir şehre yerleşti dedikten sonra derin bir nefes aldı karşımdaki asker. Yani anlayacağınız pek bir kimsesi yok. O yüzden arkadaşları olarak bizle buradayız dediğinde bu sefer buruk bir tebessüm belirdi yüzümde.
- peki son birşey sorsam
- sizi dinliyorum. Karşımdaki askerin cevabıyla derin bir nefes aldım.
- ameliyat günü yanınızda bir asker daha vardı dediğimde bu sefer benimle konuşana göre bir tık daha uzun boylu doğal sarı saçlı asker lafa atladı .
- Çağkan komutan dediğinde hafifçe kaşlarımı çattım. Zira o askerin adını yavuz olarak hatırlıyordum.
- uzun boylu yapılı ela gözlü olan asker dediğinde bu sefer diğerine göre daha kısa boylu kahve saçlı olan asker konuştu.
- evet Çağkan komutan dediğinde başımı salladım.
- yanlış anlamayın. İki gündür hastaneye gelmedi normalde eline baktırmak için geleceğini söylemişti o yüzden sordum dedim mahçup bir ifadeyle.
-açıkçası komutanımızın elindeki küçük bir yarayla ilgileneceğim pek sanmıyorum dedi sarı saçlı olan asker.
- neden ki dedim masumane bir tonda.
- askerler o küçük yaralarla vakit kaybetmek istemez çünkü. Onun yerine sevdikleriyle vakit geçirmek daha cazip gelir dediğinde dudaklarımı birbirine bastırarak gülümsedim. Demekki Çağkan beyin sevdikleri belkide bir sevgilisi vardı
- iyi o zaman ben sizi yanlız bırakayım . Hastanın yanına girebilirsiniz fakat çok yormayın diyerek iki askerin yanından geçip hastanenin ana koridoruna girdim. Fakat kafamı kaldırmam ve hemen döndüğüm duvarda bana kaşları çatık bir şekilde bakan Yavuz'u görmek banada süptiz olmuştu.
Söylediklerimi duyduğunu düşünerek ve birazda korktuğum için gözlerim büyürken yutkundum.
- hayırdır ne bu dalgınlık dediğinde söylediklerimi duymadığı için ona çaktırmadan bir nefes verip ellerimi önlüğümin cebinden çıkarmadan ona baktım.
- dalgın değilim. Sadece yürüyordumdşye cevap verdim
- emin misin?
- fazlasıyla dedikten sonra daha iki saniye önce geçtiğim ara koridora baktım. Sanırım arkadaşın için geldinsoru mahiyetinde dedim tekrar Yavuz'a dönerken.
- hem onun için derken elini kaldırıp benimde görebileceğim bir biçimde havada tuttu. Hemde sözümü tutmak için dediğinde yüzümde istemsiz bir biçimde oluşan tebessüme karşı koyamadım fakat fatkettiğim gibi yüzüme tekrar normal haline döndürüp boğazımı temizledim.
Daha yeni tanıdığım hatta tanımadğım insanlara karşı neden bu kadar gülümsüyordum ki
- peki o zaman. Ben odamda olacağım . Askerinle işin bitince uğrarsın diyip genç askerin yanından geçip gitmiş fakat nedendir bilinmez kafamı çevirip arkaya baksam onunla göz göze gelecekmiş gibi hissediyordum....
- ilaçlarınızı düzenli kullanın ayda bir de kontrole gelin dedim odamdan çıkmak için hazırlanan hastaya
- tamamdır doktor hanım tekrar teşekkürler dediğinde hafifçe tebessüm ettim . Koltuğuma oturup çayımı elime aldım.
- e Seçil hanım nasıl gidiyor? dedim seçile bakarak.
- iyi . Zaten duyduğum son söz bu olmuştu çünkü çalan kapıyla birlikte içeriye yavuz girmişti .
- müsait misin? Diye sordu daha tam odaya girmeden.
- gel dediğimde gözlerim sırıtan seçile kaydı ve ona uyarıcı bir bakış attım. Seçil kendini tutmayacaşını anlayınca ayaklanıp
- ben bir tuvalate gideyim dedi ve benim daha birşey dememe kalmadan koşar adımlarla çıktı odadan . Hem ben hemde yavuz seçilin arkasından bakarken önüme döndüm.
- elin nasıl oldu? dedim yavuzun eline bakarken.
- iyi, operasyonlara falan katılmadım. O yüzden birşeyim yok dediğinde tebessüm ettim.
- aferin sana böyle doktor sözü dinle dedikten sonra bu sefer ben elini tutup yaralanmış yüzeyine baktım.
- ayıp ediyorsun bak . Karizmam çiziliyor dediğinde gülümsedim.
- aman sizin karizmanız çizilmesin. Abimde birşey yapınca hemen karizmam diyor dedim alaylı bir sesle
- abinin mesleği ne? Diye kuşkulu sesiyle bana sorduğunda bakmadan cevap verdim.
- oda senin gibi asker dedikten sonra aldığım kremin kapağını açıp bir miktarını parmağıma koydum.
- burada mı görev yapıyor
- hmhm. Buradaki askeriyede . Belki tanırsın oda yüzbaşı . Yüzbaşı Kerem Aktaş dedim yavuzun yüzüne bakmadan kremi eline yediriken. Kremi yeterince eline sürdüğümde geri çekildim .
- yaran iyi görünüyor sargıyada gerek yok diyerek karşımdaki askeri boydan bir şekilde süzdüm. Başka bir yerinde yara var mı?
- yok diyen emin sesiyle arkamı döndüm.
- olursa gelirsin dediğimde oda gitmek için çoktan ayaklanmıştı zaten.
- olursa sana gelirim dediğinde utangaç bir tebessüm belirdi yüzümde ve yine ona bakmadan konuştum
- beklerim . Sonrasında zaten o odadan çıktı bende seçilin kafamı sorularıyla şişirmesine göz yumdum....
3 gün sonra
Hastanedeki mesaimin bitmesine son beş dakikam kalmıştı. Hızlıca çantamı koluma takarak odadaki boy aynasından kendimi süzdüm.
Bej renkli etnik desenleri olan bir etek giymiştim. Altına çok minik hatta neredeyse yok denecek kadar topuklu bir babet giymiş üzerine ise etekle aynı tonda bej rengi bir gömlek geçirmiştim.
- mükemmelsin be işte çok artık şuradan diyerek kalçasıyla beni iten seçile kaşlarımı çatarak baktım.
- aynamda da mı gözün var be diyerek sanki omuzumda toz varmiş gibi gömleğin üzerinden omuzumu silkeledim.
- sen şimdi abinin yanına askeriyeye gideceksin ya diyen seçile baktım eee dercesine. Şu asker çocukla karşılaşıyormuşsun birde dediğinde yüzüm resmen yok artık diye haykırıken bu yeterli değilmiş gibi konuştum.
- yok artık. Ayrıca karşılaşsam ne olacak sanki dedim omuz silkip abime birazdan çıkacağımı yazmak için telefona bakarken.
- bilmem ki . Yani belki böyle güzel güzel şeyler yaşanır aranızda sonra böyle biz oğluşumla pıtı pıtı sizin düğününüze geliriz . Seçilin sözleriyle ona göz devirip hızlıca bana verdiği kozu kullanmaya başladım.
- bir kere kız olacak boşa hayaller kurma bir tanem diyip saate baktım. Sonrasında sanki çok geç olmuş gibi yüzümü hemen bir telaş ifadesiyle kaplayıp hızlıca seçile sarıldım. Benim gitmem lazım çok geç oldu diyip kapıya koştum.
- görüşürüz diyen seçile göz kırpıp kapıyı daha tam kapatmadan
- düğünümde artık diyip bir kere daha göz kırptım ve daha tamamiyle gülümsemesini görmeden kapıyı kapatıp hızlıca arkamı döndüm fakat dönmez olaydım. Arkamı dönmemle başımın sert bir zemine çarpması bir oldu.
Elimi başıma atıp daha kime çarptığıma bile bakmadan kendime söylenirken birinin eli kolumu tutup yüzüme doğru eğildi
- iyi misin? Duyduğum tanıdık sesle içimden o olmaması için şükürler savururken başını kaldırdığım gibi bana bakan beyaz tenli kumral saçlı tanıdık simayla içimden bir küfür savurdum.
- yok. Şey, yani iyiyim dedim zoraki bir gülümsemeyle.
- Elif iyi misin? Birşeyin var mı? Yine duyduğum tanıdık sesle gözlerimi kapatıp bir nefes verdim. Nedendir bilinmez fakat içimden bir ses buranın karışacağını söylüyordu . Doktor buraka dönmeden önce yavuzun buraka kilitlenmiş suratına bakıp hızlıca buraka döndüm.
- iyiyim iyiyim dedim zoraki bir tebessümle.
- bu adam kim? Burağın bana bakarak sorduğu soru karşısında cevabım gecikmedi
- kimse
- kimse kim sanane. Yavuzla aynı anda söylediğimiz cümlelerle ikimizde birbirimize baktık. Yavuz çenesini hafifçe sağ tarafa yatırıp bana hesap soran bakışlar attığında hızlıca onu es geçip çatık kaşlarıyla Yavuz'a kilitlenmiş buraka döndüm.
- dediğim gibi iyiymiş ve birşeyim yok. Şimdi izninizle abimin yanına gitmem gerekiyor diyerek ikisinin arasından hızlıca sızdım.
- askeriyeye mi gideceksin? Arkamdan gelen yavuzun sesiyle olduğum yerde durup ona baktım ve başımı onaylar anlamda salladım. Buraka ters bir bakış atıp tamam ben bırakayım seni bende oraya gideceğim dedi . Duyduğum cümlelerle tam ağzımı açmış gerek olmadığını söyleyecektim ki Burak benden önce atıldı söze
- bende bırakabilirim dedi Burak inatla Yavuz'a bakarken
- ben zaten oraya gideceğim sen boşuna zahmet etme diye cevap verdi yavuz iğneleyici bir tonda
- sen ne diye askeriyeye gidiyorsun tutuklama emrin falan mı var ? Diye dalga geçercesine Buraktan duyduğum cümlelerle kızarcasına ona baktım.
- ay tamam lütfen burada tartışmanızı dinleyemem dedikten sonra Yavuz'a döndüm. Abimin arayıp sormam lazım ona göre gelebilirim dedim. Olası bir yanlış anlaşılmasın önüne geçmek için. Ben bunu der demez daha telefonumu bile açamadan yavuz anında abimi arayıp telefonu kulağına götürdü. Bu sırada bakışları buraktaydı .
- alo. Kerem ne yapıyorsun? dediğinde bakışları bana döndü bu sefer . Burak ise çattık dercesine bir nefes verip elini kısa süreliğine havaya kaldıırp geri indirdi. Bu sırada yavuz konuşmaya devam ediyordu tabi.
- Ben şimdi hastaneye geldim de senin kız kardeşin Elif derken bakışları yine burağa döndü. Oda hastanedeymiş hatta askeriyeye gelecekmiş bende dedimki boşuna dolmuşu falan bekleme derken abimin tepkisini ölçmek için susup abimin konuşmasını bekledi.
- yok yani şöyle zaten ilk dolmuş kalktı . Diğeri yarım saat sonra geliyor yarım saatte yol. Bende dedimki o kadar uğraşma seni bırakayım abime sormam lazım dedi. Abime olayları bu kadar detaylı anlatmasıyla nedenini bilmediğim bir şekilde utandığım için başımı yere doğru eğme gereği duydum.
- iyi o zaman ben elifi alıp geliyorum dedi yavuz. Hemen sonrasında da telefonu kulağından indirip haparlöre verdi.
- tamam gelin siz. Elif'in girişiyle de ilgilenirsin o zaman benim aşağı inmeme gerek yok diyen abimin sesini duyduğumdan emin olduktan sonra telefonu tekrar kulağına koyup birşeyler söyledi ve telefonu kapattı.
- abinden de duydun derken bana baktığında cümlesi soru sorar gibiydi. Başımı onaylar anlamda salladığımda mahçup bir ifadeyle burağa dönüp
- sana kolay gelsin o zaman. Bu gün içinde kusura bakma dedim zoraki bir tebessümle. Yavuz kaşları çatık bir şekilde iki saniyeliğine bana baktıktan sonra burağa dönüp elini uzattı. Böyle birşey beklemediğim için şaşkınlıktan gözlerim büyürken ikili arasındaki diyalogları dinlemeye koyuldum.
- tanıştığıma pek memnun olmadım ama Çağkan AKINER dedi yavuz elini uzatıp otoriter bir tavırla karşısındaki adama bakarken.
- Burak Özkan dedi burakta yavuzun elini tutarken. Sonrasında bana bakıp tekrar Yavuz'a döndü. Siz gidin artık maazallah geç kalırsınız derken yavuz burağın ne yaptığını anlamlandırmaya çalışır gibi bakıyordu burağa.
- hadi gidelim dedim o zaman diyip ikilinin ellerinin ayrılmasını bekledikten sonra arkamı döndüm. Yavaş adımlarla ilerlerken yavuzun yanıma yaklaşmasını bekledim ve onun büyük adımları karşısında bende biraz daha hızlandım.
Arabanın önüne geldiğimizde gördüğüm arabayla gözlerim şok içinde aralandı ve önümdeki bu güzelliği süzmeye başladı. Araba tamamiyle simsiyahtı ve parlak bir rengi vardı. Lüks Bir markanın Arabası olması ve şekil olarakta tam olarak bana hitap etmesi sanırım onu daha da güzel kılıyordu. Ki arabaya bakan sadece ben değildim yoldan geçenlerinde dönüp baktığı bir arabaydı şuan karşımdaki araba
- beğendin mi? Yavuzun sesiyle beğeni dolu gözlerimi arabadan çekip Yavuz'a baktım. Beni bu şekilde yakaladığı için utangaç bir tavırla konuştum.
- güzel araba dedim sadece boğazımı temizleyerek.
- bin o zaman. İçini incele birde dedi gülerek. Onun gülerek bu cümleyi kutçrmasıyla azıcık daha utanıp ön koltuğa oturdum. Arabanın içindeki detaylarda gerçekten bu arabayı şahane yapıyordu fakat minicik bir utandığım için pek fazla incelememiştim doğrusu.
Yavuz şoför koltuğuna oturup arabanın anahtarını takıp motorun biraz kendine gelmesini beklemeye başladı. Bu sırada emniyet kemerini taktı ve eline telefonu alıp birine birşeyler yazdı. Göz ucuyla bana baktığında
- kemerini tak dedi. Sanırım biraz o söyleyene kadar kemerini takmadığımı farketmemiştim. Yavuz en sonunda sağ eliyle direksiyonu tutup sol elininin dirseğini cama yasladı ve park ettiği yerden çıktı. Bakışları bana döndüğünde bu yolculuğun sessiz bir şekilde geçmeyeceğini bildiyordu sanki ela gözleri .....
Selamlarrr
Yeni karakter kilidini burakla açtık ama merak etmeyin bu adamı çok tutmayacağım
Nasıl buldunuz bölümü?
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum. Görüşmek dileğiyle...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 23.77k Okunma |
1.83k Oy |
0 Takip |
54 Bölümlü Kitap |