4. Bölüm

3. Bölüm: Küçük Hanım?

Eifisko
eifisko

Elif'in ağzından

- senin için bir sakıncası yoksa o doktor kimdi? Bu konunun açılmasını zaten beklediğim için bakışlarımı yoldan çevirerek cevap verdim Yavuz'a

- iş arkadaşım diye kestirip attım

- iş arkadaşın dedi kaşlarını kaldırıp hayret dolu bir tonda. O pek kendisini arkadaş olarak görmüyor gibi sanki dediğinde bu sefer kaşlarını Çayan taraf ben olmuştum.

- ne demeye çalışıyorsun yavuz? Dedim kaşlarını çatıp bıkmışçasına. Fakat kendisi beni pek umursamış gibi durmuyordu.

- ne demeye çalıştığım belli değil mi? dedi çenesiyle oynarken. Bir yandan yola ve bana bakıp duruyordu. Senin kiminle çıktığından ona ne de o şekil karışıyor

- merak etmiştir belki dedim aynı bıkmış tonda

- belkide seviyordur seni dedi manalı bir tonda bana bakarken. Tamam bu lafı sadece yavuzdan duymamıştım fakat bu soru beni hep tedirgin eden bir soru olmuştu

- seviyor ise bile sevmesini engelleyemem

- ha hoşuna gider seninde yani derken bakışlarını yine yoldan ayırıp bana baktı. Birinin seni sevmesi ve işten çıkarken bile seninle ilgilenmesi...sende haklısın insanın nasıl hoşuna gitmesin dedi sonlara doğru tavırlı bir tonda

- bunları sorgulamanın sana düşmediğini düşünüyorum dedim sinirle . Daha dün tanışmıştı benimle ona neydi benim düşüncelerimden. Söylediğim cümleyi beklemiyormuş gibi birkaç saniye bana bakıp tekrar yola dönerek konuştu.

- haklısın banane ki dedikten sonra kendini tutamamış gibi konuştu tekrar. Ama o adama dikkat et tekin bir tipe benzemiyor dediğinde bunu farklı şekillerde anlamak yerine bir abi tavsiyesi olarak algılayıp sadece ederim dedim. Yolun bir kısmı sessizlikle geçerken askeriyeye yaklaşmamızla Yavuz'a döndüm.

- girişimi sen mi yapacaksın yoksa abim mi gelecek?

- ben yapacağım. Abin toplantıda şuan dediğinde başımı salladım. Askeriyenin önüne geldiğimizde camdan bize bakan askere karşı bir işaret yapıp açılan kapıyla birlikte askeriyenin otoparkına sürdü arabayı . Boş olan bir yere arabasını park edip anahtarını çıkardı ve daha yeni fark ettiğim arka koltuktaki beyaz poşetide alarak indi arabadan.

Onun inmesiyle bende hızlıca indim ve kapattığım kapının hemen ardından kırışan eteğimi düzelttim. Başını kaldırdığımda bana bakan ela gözlerle ne yapacağımı bilemeyerek tabiri caizse biraz donup kaldıktan sonra bana yolu işaret etmesiyle onu takip ettim.

Askeriyede ki gözler bizim üzerimizdeyken yavuzun arkasından yürüyordum. Bir yerden sonra gereksiz utancım tavan yaptığı için askerlere bakmadan yürümeye başlamıştım ki görüş alanına giren ayaklarla başımı kaldırıp karşımda duran Yavuz'a baktım. O bana bakarken başımı ne oldu anlamında salladım.

- çok yavaşsın dediğinde kaşlarım çatıldı hızla

- ben yavaş değilim sen hızlısın

- askeriyede işler bu kadar yavaş dönmüyor hanımefendi diye tatlı bir tonda bana söylenerek tekrar yürümeye başladığında bu sefer daha hızlı bir şekilde onu takip ettim. Ayrıca yüzümde minicik bir sırıtışta olabilirdi az önceki isyanından dolayı

- birşey soracağım dediğimde başını hafifçe bana doğru çevirdi. Abim toplantıdaysa ben nerede bekleyeceğim onu? Kısmen tedirgin bir sesle sorduğum soruya karşı büyük bir

- benim odamda dediğinde tedirgin bir biçimde

- başka yerde beklesem diye sordum

- ne o benden korkuyor musun küçük hanım dediğinde hitap şekli sinirimi bozmuştu. Daha doğrusu utandığım için çatacak bir yerde arıyor olabilirdim.

- ben küçük değilim sen büyüksün dedim sinirle. Bu çıkışımı beklemiyormuş gibi yürümeyi bırakıp şaşkınlıkla bana baktı. Ne bakıyorsun öyle dediğimde önce beni süzdü sonra ise kendisine baktı ve gülümseyerek önüne döndğ

Acaba aklından ne geçirmişti

- özür dilerim küçük hanım dedi manayla gülmemeye çalışarak. Hayır yani şuan işe geldiğine dair imza atacaktı ve dosyaların başında duran kadının bize olan şaşkın bakışları altında bana bunu demişti.

- sorun yok yavuz abi dedim iğneleyen bir tonda. Dosyaların başındaki kadın şaşkınlık içindeki büyük gözleriyle bana ve Yavuz'a bakarken yavuzun yazı yazan eli durmuştu. Omuzumun üzerinden gözlerini kısarak bana baktığında sanırım ona abi dediğim için azıcık pişmandım.

- abi? Dedi sorarcasına. Dudaklarımı öne doğru büzüp başımı salladığımda tekrar önüne döndü ve önündeki dosyaları doldurmaya devam etti. Şuan utançtan kıpkırmızı olduğuma emindim fakat kanıtlayamazdım.

Dosyaları doldurmayı bitirdiğinde kapağını kapattığı dosyayı ve kalemi görevli kadına verdi.

- odamda olacağım. Kerem yüzbaşı sorarsa söylersin ,kardeşide yanımda olacak dedi soğuk bir tonda. Kadın başını sallayarak onu onayladığında bana bir bakış atarak önüne döndü ve yürümeye başladı. Ne olmuştu yani ona abi dediysem. Abim yaşında adamdı yani

Yavuzun adımlarını takip ederek bir odaya girdiğimizde kapıyı tutarak içeri girmemi bekledi ve benim ardından kapıyı kapattı.

- sen otur ben üzerimi değiştireceğim dediğinde sadece onu başımla onayladım. O odanın içindeki banyo olduğunu düşündüğüm yere giderken bende masanın önündeki misafir koltuklarına oturdum. Masasının üzerinde üst üste dizilmiş dosyalar ve bir bilgisayar vardı. Aynı benim masamda olduğu gibi onun masasında da bir isimlik vardı.

Ve yeni öğrendiğim bir şeyde şuydu ki yavuzun soy ismi akınerdi ve Hasan amcanında soy ismi akınerdi. Bu ikilinin bir bağlantısı var mı bilmiyordum fakat yine yeni öğrendiğim birşeyde şuydu ki yavuzda abim gibi yüzbaşıydı. Aslında ismini falan yeni öğrenmemiştim fakat şuan dikkatimi çekmişti.

Ben masasını incelerken açılan kapıyla bakışlarım kapıya döndü. Yavuz yine elinde bir poşetle çıkmıştı banyodan. Üzerindeki askeri gömleğin düğmeleri açıktı ve içerisindeki dar askeri tişörtten tüm kasları resmen ben burdayım diye bağırıyordu. Gömleğin kol kısmındaki düğmeleri bile iliklememişti. Belliki sadece giymek için giymiş ve çıkmıştı. Üzerindeki tek normal duran şey pantolonuydu onunda palaskası yoktu.

- ilk defa mı görüyorsun dedi elindeki poşeti iki kişilik deri koltuğa atarken. Onu izlediğimi farkettiği için önüme döndüm.

- senin gibi askerleri çok görüyorum hastanede dedim. Ama senin kadar kendini belli eden kasları yoktu hiçbirinin.

- benim gibi kasları var mı bari o askerlerin dedi gülmemek için zor dururken. Resmen içimi okumasını es geçerek beni yakaladığı için kendime küçük küfürler savurdum.

- bilmem benim görevim onları iyileştirmek kaslarına bakmak değil dedim omuz silkerek. O ise bu sırada gömleğin kolundaki düğmeleri kapatıyordu daha doğrusu kapatamıyordu.

- şunu kapatabilir misin? diyip kolundaki düğmeyle uğraşarak bana doğru gelmeye başladı. Ayağa kalkarak kapatamadığı düğmeyi kapattım

- ver diğerinde kapatayım dediğimde hiç itiraz etmeden diğer kolunda bana doğru uzattı.

- hastanedeki askerlerle de böyle ilgileniyor musun? dediğinde bu kadar çok soru sorduğu için onu dövebilirdim.

- hmhm dedim azıcık karşımdaki beyefendiyi sinir etmek için.

- ne diye ilgileniyorsun senin görevin değil dediğinde ona kaşlarımı çatarak baktım.

- senin düğmeni iliklemekte benim görevim değil abi dedim iğneleyen bir tonda. Bana gözlerini kısıp çenesini sıkarak baktığında yaramaz bir gülümseme sundum.

- için gücüm beni sinirlendirmek zaten değil mi dedi odadaki aynaya doğru yönelirken.

- sende sinirlenme dedim arkasından ilerlerken. Ki bence ben sinirlendirecek şeyler söylemiyorum dedim kaşlarımı kaldırarak. Aynadan bana bakarken bana doğru döndü

- çok konuşuyorsun . Bari abine yardım et de şu düğmeleri ilikle dediğinde kaşlarımı çattın

- bu benim işim değil abi dedim tekrar o yaramaz gülümseme ve tonla. Gözlerini kısıp bana bakmaya devam ettiğinde ağzının içinde birşeyler geveledi ve düğmelerini iliklemeye devam etti. Sanırım tam olarak şuan canım sıkılmıştı bende bu yüzden odanın içindeki pencerenin önüne geçip odasının manzarasına baktım.

- abimin manzarası daha güzel dediğimde yoğun sayılabilecek parlak gözleriyle gözlerime baktı

- bence benimki diğer tüm manzaralara bedel dedikten sonra kalbimi yeterince hızlandırmamış gibi biraz daha bana o gözlerle baktıktan sonra tekrar önüne döndü fakat aynadan bana baktığını biliyordum. Neyin imasıydı bu şimdi?

Utanmış bir şekilde yutkunarak önümdeki manzaradan bahçedeki insanlara bakmaya devam ettim. Yavuzda bu sırada gömleğini bitirmiş olacak ki az önce koltuğa attığı poşetten palaskasını çıkardı . Palaskasını da takıp kendisini aynadan süzdüğünde masasının başına oturdu.

- oturmayacak mısın dediğinde ona bakmadan hayır anlamında mırıltılar çıkardım. Ben bunu dedikten sonra sandalyesini geriye çekerek oturduğu yerden kalktı ve bana doğru gelmeye başladı. Çatık kaşlarımla ona bakarken bir iki adım geriye doğru adımladım. Adımlarını fark edince bu sefer onun kaşları çatıldı

- korkma, sadece sigara mı alacağım dediğinde az önce üzerinden çıkardığı sivil pantolonunun cebinden sigara kutusunu çıkardı.

- sigara kullanıyor musun?

- kullanmayın mı? dedi soruma karşı soru sorarak

- bence kullanma dedikten sonra sigara içeceğini düşünerek camdan uzaklaşıp koltuğa oturdum. Doktor olarak asla önermiyorum dedikten sonra suratımı buruşturdum. O şeyde ne bulduğunuzu da anlamıyorum

- bu doktorda her şeye karışıyor dedi imalı bir şekilde

- ne dedim sanki ya içiyorsan iç banane dedikten sonra beni sinir ettiği için bu sefer telefonumda oyalanmaya karar verdim fakat telefonda oyalanabileceğim hiçbir şey yoktu.

- sen hep böyle bir utanıp bir sinirlenir misin? dediğinde ona baktım

- sinir etmediğim sürece sinirlenmem yüzbaşı dedim. Ayrıca içeceksen iç sana karışan yok. Sadece cam açıkken içsen yeter dedikten sonra tekrar telefona döndüm. Abimin toplantısı ne zaman bitecekti ?

Yavuz elindeki sigarayı bırakmadan derin bir nefes alarak koltuğa oturduğunda ona baktım

- içmeyecek misin? diye sorduğumda cıkladı. Sebep? Diye sordum bu sefer

- boşver sen dediğinde geri önüne döndüm. Boş boş telefonumu kuncalarken burağın bana mesaj attığını gördüm. Yani daha doğrusu numarası bende kayıtlı değildi ama profilinde o vardı

: Elif askeriyeye gittin mi?

Mesajına kısa bir cevap yazdıktan sonra sıkıldığım için telefonu kapatıp kucağıma koydum ve boş boş beklemeye başladım. Bu sırada bakışlarım Yavuz'a kaydığında onun çoktan önündeki dosyalardan birini açıp büyük bir ciddiyetle dosyayı okuduğunu gördüm.

Dosyayı okurken ki bakışları sert ve kaşları hafif kavisliydi. Masanın üzerine resmen kurulduğu için olsa gerek üzerindeki gömleğin omuz kısımları gerilmişti. Hoş normal pozisyonda bile çok normal durduğu söylenemezdi üzerindeki gömleğin. Kolunu dirseğinden büktüğü için kol kasları sanki normalde belli olmuyormuş gibi ben buradayım diye bağırırken üzerini değiştirdikten sonra düzeltmediği saçları dağınıktı.

- daha ne kadar beni izlemeye devam edeceksin . Duyduğum sesle bulunduğu pozisyonu hiç değiştirmeden bana kısa bir bakış atarak dosyasını dolduran Yavuz'a baktım. Utanmıştım işte yine

- ben sana bakmadım ki dedim utandığım için tatlı bir tonda

- otururken resmen beni taciz ettin ve bakmadın mı? dedikten sonra yaşlı teyzeler gibi ayıplarcasına cıkcıkladı. Bu yeni nesil yalan söylemeyi de bilmiyor diye ekleme yapmayıda ihmal etmedi

- ya bakmadım işte diye çıkıştıktan sonra sakinleşerek baş ve işaret parmağım arasında minik bir boşluk bırakarak belki minicik dedim.

- yani baktın dedikten sonra sırıttı. Hoş bakmadım desen bile yanakların seni ele veriyor dedi gülümseyerek.

Bu adam normalde bu kadar gülüyor mu acaba?

- çok mu kızardılar?

- şuan daha çok kızardılar dedi bu durumdan keyif aldığını belirten bir gülümsemeyle

- hepsi senin yüzünden diyerek küçük bir çocuktan farksızcasına sitem ettim karşımdaki adama

- bana bakan sensin diyerek o küçük kızlar trip atmasın diye uğraşan abi modülüyle söylemişti bu sözü

- beni en başından beri hep utandırıyorsun dedim küsmüş gibi ellerimi göğsümün altında birleştirerek. Ben normalde başkalarının yanında bu kadar utanmıyorum

- böyle şeyler yapıyor musun başkalarının yanında dediğinde soru soran bakışlarım onu buldu tekrar

- nasıl şeyler?

- böyle küsüyor musun mesela birden

- hı ı, yani nadir diyelim dedim ona bakmak yerine önüme bakarken.

- yapma başkalarının yanında diyerek resmen bana kızdığında gözlerim hemen onu buldu

- sebep dediğimde gözlerime öyle değişik bakıyordu ki benide bakmaya itiyordu pislik herif

- cadı çocuklara benziyorsun dedikten sonra tekrar dosyasına baktı. Fakat az önce gözleri ve dudakları kesinlikle çok farklı şeyler söylüyordu

- senin amacın ne? dedim anlık gelen minik bir sinirle

- neymiş benim amacım dedikten sonra elindeki kalemi bırakıp tekerlekli sandalyesini biraz daha masaya yaklaştırdı. Ve ellerini masaya yasladı

- en başından beri benimle uğraşıyorsun ,değişik değişik bakıyorsun falan

- öyle mi yapıyormuşum diyerek hiç haberi yokmuşçasına konuşması insanı delirtiyordu

- yavuz benimle dalga geçme dedim sinirle. Daha dün tanıştığın biriyle nasıl bu kadar samimi olabiliyorsun dedim kaşlarımı kaldırarak

- ne o abiden Yavuz'a mı döndük dedi hafif bir ciddilik kazanarak.

- soruma cevap vermedin

- daha sonra belki dedikten sonra yine dosyasını açıp kalemini eline aldı. Şuan yetişmesi gereken işlerim var

- tam bir gıcıksın dedikten sonra çantamıda alıp ayağa kalktım. Bence abimin odasında da boş boş durabilirim diye söylenmiştim.

- nereye gidiyorsun?

- abimin odasına

- geç otur şuraya dediğinde resmen bana emir veriyordu

- senin emirlerin bana işlemez yüzbaşı dedim az önceki sinirime karşılık sakin bir tonda

- Elif hadi uğraştırma beni güzelim geç otur şuraya. Abin odasında toplantı da dediğinde bana güzelim dediği için sanırım biraz şok içinde ona bakıyordum

- tuvalete gideceğim o zaman

- burada da var dedikten sonra çenesiyle odanın içindeki tuvaleti gösterdi

- maşallah her şeye bir cevabınız var beyefendi dedim tekrar sinirlenşp koltuğa otururken. En azından şuan ona uzaktım

- kaç yaşındasın sen böyle dedikten sonra düşünür gibi bir hal aldı yüzü. Aradan birkaç saniye geçtikten sonra 24 mü? 25 mi? dedi kaşlarını hafif çatarak

- sanane ya . Ayrıca sen nerden biliyorsun 24 yada 25 olduğumu

- büyük ihtimalle 25 sin dediğinde dişlerimi sıktım

- bana bak yüzbaşı bu işin tadı kaçtı. Sen beni bir yerden mi tanıyorsun, hayırdır? dediğimde ela gözleri doğrudan gözlerim deydi.

- tanıyorum ama sen bunu farketmedin dediğinde kaşlarımı çattım. Yüzünü incelerken beni nerden tanıdığını sorguladım birkaç saniye. Hatta birşey demek için ağzını açtım fakat geri kapattım.

- nerden tanıyorsun beni? dediğimde oda tam cevap vermek için ağzını açmıştı ki odaya abim daldı. Cidden tam zamanında dalmıştı odaya abim

- güzelim hoşgeldin diyerek bana doğru gelmeye başladığında öğrenemediğim bir cevap yüzünden suratım minicik asıktı fakat bunun abime sarılınca geçeceğine oldukça emindim. Yanıma geldiğinde açtığı kollarına karşılık vererek bende ona sarıldım

- hoşbuldum dedim gülümseyerek.

- çok mu beklettim sizi? dediğinde bir bana birde Yavuz'a bakıyordu

- yok sohbet ediyorduk kardeşinle dedi yavuz

- evet yavuz abiyle sohbet ediyorduk dediğimde gülmemek için çok büyük efor sarfediyordum.

- iyi bakalım. Öyleyse seni benim odama alalım küçük hanım dedi abim kibar ve centilmen bir şekilde

- hay hay efendim diyerek koltuktaki çantamı aldım.

- üç saattir burada burnumdan getirdi abisine gelince de ne güzel konuşuyor. Yavuzun sinirli mırıltısını duyduğumuzda bu sefer gülümsememi engelleyemedim. Abim bir Yavuz'a birde bana bakarken ne oluyor bakışı atıyordu etrafa

- sanırım onu birazcık sorulsrımla daralttım dedikten sonra aklıma gelenlerle Yavuz'a bakıp sinirle abime döndüm. Abi senin bu askerin beni sinirlendirip durdu dedim şikayetçi bir tonda. Abim bir şeyleri anlamaya çalışır gibi kaşlarını kaldırırarak ikimize baktı. En son ise bana dönerek

- yavuz mu sinir etti seni? dedi şok içinde

- evet bana bulaşıp durdu

- yavuz?

- evet abi yavuz dedim en sonunda. Niye bu normalde yapmıyor mu böyle şeyler

- kızlarla bile zorunlu olmadıkça konuşmayan yavuz seninle uğraşıp seni sinirlendirdi dedikten sonra Yavuz'a döndü

- senin kafanı kırarım lan at kafası diye bağırdıktan sonra gömleğine astığı kalemini çıkarıp ona fırlattı

- olum kardeşin sıkılmasın diye onunla ilgileniyorum yine ben mi suçlu oluyorum? diye cevap verdikten sonra bana dönerek sana da aşk olsun yani hemen satıyorsun beni dediğinde omuz silktim

- kusura bakma yavuz abi dediğimde yine ağzında bir şeyler geveledi fakat ne dediğini bu seferde duymamıştım.

- seninle sonra görüşeceğiz yavuzcuğum dedi abim tehditkar bir tonda. Sende benimle gel küçük hanım dediğinde annesini takip eden Yavru ördek gibi abimin peşine takıldım. En sonra çıkarken kapıyı kapatacaktım ki yavuzun bana baktığını gördüğümde sırf gıcıklık olsun diye ona dil çıkarıp kapıyı kapattım...

3 gün sonra

İşten çıkmış ve fazlasıyla yorgundum. Bugün Şırnak'ta yaşanan bir zincirleme kazadan dolayı acil fazlasıyla yoğundu. Hasta yakınları, acil sevkler , yoğun bakımlar, yara tespiti falan derken ciddi manada hem ruhsal olarak hemde beden olarak fazlasıyla yorulmuştum.

Mesai saatimin bitmesine yakın diğer doktorunda gelmesiyle kendimi otobüs durağına atmıştım. Gözlerimi kapatmış bir şekilde otobüsün yaklaşacağı saati beklerken duyduğum sesle birlikte gözlerimi açarak yanıma baktım hafif korkuyla

- oturabilir miyim? Hiç tanımadığım bir adamdı karşımdaki. Durakta ki oturağa birazcık kurulduğum için kendimi hafifçe kenara ittim

- tabi ki kusuruma bakmayın lütfen dedim kibar bir tonda zoraki bir giülümsemeyle

- yok sorun değil dedikten sonra oda oturmuştu yanıma. Bu sefer uyumak yerine telefonumla ilgilenmeye çalıştım. Çünkü kahrolası otobüsü kaçırdığım için yarım saat bekleme gibi bir zorunluluğum vardı. Oflayarak telefonla oynamaya devam ettim. Ne gerek vardı yani ağır ağır yürümeye

- şey senden birşey isteyebilir miyim? Yanımdaki adamdan gelen sesle ona döndüm

- yapabileceğim bir şey ise eğer lütfen dedim yorgun bir şekilde. Bıraksalar şuraya bayılabilirdim şaun

- instagramın varsa alabilir miyim? Dediğinde üzerimdeki yorgunluk bir anda gitti ve yerini küçük bir yutkunma aldı. Kısa süreliğine önüme döndüğüm için tekrar yanında oturan adama dönerek

- malesef dedim zoraki bir tebessümle

- neden? Kullanmıyor musun?

- yani kullanıyorum ama veremem dediğimde dudaklarını birbirine bastırarak gülümsedi.

- o zaman özür dilerim rahatsız ettiğim için dediğinde keşke her instagramımı isteyen kişi bu kadar kibar olsa diye geçirdim içimden. Aslında verebilirdim ama daha iki ay kadar önce birinden abim sayesinde ayrılmıştım ve şuanlık sevgili istemiyordum hayatımda.

Aslına bakılırsa ayrıldığım kişi bağlandığım birisi değildi . Konuşmanın başlarında iken abim adam bana çiçek alıp yemeğe davet etti diye benden habersiz bir şekilde attığı mesaja cevap vermiş ve benim yerime o adamla buluşmaya gitmişti.

Üstelik bu da yetmiyormuş gibi adamı dövüp dövdüğü videoyu da kayda alarak adamın bana aldığı çiçeğin içine koyup eve kargolatmıştı hiç haberi yokmuşçasına. Hele o sonda çektiği el hareketi ve şuanlık sevgili yapamayacağımı bildiren mesaj herşeyi apaçık ortaya koyuyordu zaten.

- sana iyi günler . Az önce yanımda oturan ama şuan ayaklanmış ve durdurduğu dolmuşa binen adama kısa bir tebessüm bıraktım.

- sanada dedikten hemen sonra tekrar durakta kimsenin olmayışıyla bu sefer çokta yayılmadan arkama yaslanıp gözlerimi kapadım....

Yavuzun ağzından

- e babacım neler yapıyoruz bugün dedim yan koltukta oturan babama. Bugün izin günümdü ve babamla fazlasıyla az vakit geçirebildiğim için bugün onuda alıp biraz gezmek istiyordum açıkçası

- bende bilmiyorum oğlum....

Evettt bu bölümü nasıl buldunuz?

Bu bölüm biraz fazla diyolog oldu farkındayım ama diğer bölümde inşallah kurtaracağız paçayı djsmfnd

Bu arada Ramazan bayramınız mübarek olsunnn. Umarım sevdiklerinizle çok daha güzel bayramlar görürsünüz ✨

Sizleri seviyorum kendinize iyi bakın oy ve yorum atmayı da unutmayınm

 

 

Bölüm : 21.11.2024 20:18 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...