49. Bölüm

(43.Bölüm) Kan Bağı, Can Düğümü"

Elisa Türkoğlu
elisa_turkoglu

​Fren sesi... Asfaltı tırmalayan o korkunç, metalik çığlık...

​Saniyenin onda biri kadar kısa bir süre. Akın'ın gözleri arabanın ön camındaki kendi yansımasına takıldı. Şaşkınlık, korku ve... garip bir huzur.

​Ve sert bir darbe.

 

​Zaman normale döndü. Acı, vücudunun her hücresine yayılan o keskin acı... Kulaklık kulağından fırladı. Telefon havada süzülürken ​Asfaltın soğukluğu sırtına vurdu.

 

Gökyüzü dönerken, son gördüğü şey havada uçuşan kulaklığın kablosuydu.

​Dünya karardı.

 

Taner:Hayııır!

 

"Taner, hemen koşarak Akın'ın yanına geldi kanayan başını dizlerine koyarak ağlamaya başladı sanki onun içinde dünya durmuş gibiydi canından çok sevdiği kardeşine gözlerinin önünde araba çarpmıştı"

 

Taner:Kardeşim hayır kardeşim bırakma beni Akın aç gözlerini "elleriyle yüzünü okşayarak uyandırmaya çalışıyordu" kardeşim duy sesimi nolur aç gözlerini ,"sesini dahada yükseltti" aç l×n gözlerini aaaç

 

"Çevrede bulunan bir kaç insan Akın'ın başına üşüştü arabanın sahibi arabadan indi"

 

- Ben özürdilerim özürdilerim görmedim bir anda çıktı karşıma

 

Taner:Ne demek görmedim be adam ne demek görmedim ambulansı arayın hemen ambulansı arayın "tekrar Akın'a eğdi kafasını bu kez başını okşayarak uyandırmaya çalıştı"

 

-Kardeşim hadi hadi be Akınım aç gözlerini

 

"sağ elinin baş parmağıyla patlamış olan dudağının kenarındaki kanı sildi"

 

- Hadi kardeşim

 

"Akın sanki duymuş gibi gözlerini araladı zoraki konuşuyordu"

 

Akın:Ta- Taner burdasın

 

Taner:Burdayım burdayım tabi bırakmam seni

 

Akın:Bırakmazsın Taner

 

"Taner burnunu çektti"

 

Taner:Bırakmam

 

Akın:Taner

 

Taner:Söyle söyle Akınım

 

Akın:Ko- kollarım kollarımı hissetmiyorum

 

Taner:Yeni darbe aldın ya ondan ama iyi olucaksın geçicek kardeşim geçicek

 

Akın:Ta - Taner Ya Yağmur sana emanet, ü - "yutkundu" üzülmesin

 

Taner:Yo yo kimse üzülmiyicek deme öyle şeyler deme iyi olucaksın sen iyi olucaksın

 

"Tekrar gözlerini kapattı"

 

Taner:Kapatma,kapatma gözlerini kapatma "ağlaması şiddetlendi avazı çıktığı kadar bağırdı" nerede kaldı bu ambulans nerede kaldı...Akın,Akın aç gözlerini bırakma bizi kardeşim bırakma Akııın!

 

YARIM SAAT SONRA ALPERENGİLİN EV

 

"Herkes oradaydı Akın'ı bekliyorlardı"

 

Hifa:Niye gelmedi Akın abim

 

Tarık:Bilmiyorum ki kuzum şimdiye çoktan gelmesi lazımdı

 

Yağmur:Bu işte birşey var ben endişelenmeye başladım arıyıcam bi

 

"Yağmur aradı fakat cevap veren olmamıştı"

 

Yağmur:Yok cevap vermiyor

 

Alperen:Allah Allah içime kurt düştü ,birdaha arasana abicim

 

"Tekrar aradı fakat yine cevap veren olmamıştı"

 

Yağmur:Yok ya açmıyor,kesin birşey oldu

 

Nil:Ya kuzen kötüyü çağırma hemen birşey olmamıştır gelir şimdi

 

Selim:Benim içimdede bir sıkıntı var birde ben arıyim

 

Erva:Yağmur'a bile açmadı bizede açmaz

 

"O esnada Tarığın telefonu çaldı"

 

Tarık:Durun durun Taner arıyor

 

"Telefonu açtı"

 

Tarık:Efendim Taner...Dur dur aslanım sakin ol tane tane konuş...

 

-ne nediyorsun oğlum sen ne demek durumu çok ağır

 

Yağmur:Nolmuş nolmuş Akın'a mı birşey olmuş

 

"Tarık aldığı haberle yıkılmıştı dolu göz ve titrek sesle devam etti konuşmaya"

 

Tarık:Ta-tamam geliyoruz

 

"Kapattı"

 

Fatih:Nolmuş abi

 

Tarık:Akın

 

"Herkesin gözleri doldu,hepsi endişelenmişti,Yağmur titreyen ve korku dolu sesiyle cevap verdi"

 

Yağmur:Nolmuş Akın'a

 

Tarık:Araba...araba çarpmış

 

Tahir,Fatih,Asaf ve sekiz köşe aynı anda şöyle dedi:

 

- Nee

 

Yağmur:Yo yo nediyorsun amca sen "korkuyla Tahir'e baktı" baba

 

Tahir:Ta tamam kızım tamam

 

Alperen:Koşun koşun

 

Selim:Hadi hadi

 

Fatih:Siz durun oğlum biz gideriz

 

Selim:Ne diyorsun baba, ne durması Akın orada can çekişirken biz burada duramayız

 

Alperen:Aynen,öleceğimi bilsem yinede yalnız bırakmam o yüzden bize durun demeyin yürüyün arkadaşlar

 

Tahir:İyi tamam ...Mahbub'a döndü annem çocuklar sana emanet

 

Mahbub:Tamam guzum tamam habesiz gomayın beni

 

Fatih:Tamam teyzem tamam

 

"Asaf,Tahir,Fatih,Tarık ve sekiz köşe koşarak çıkmıştı evden"

 

HASTANE

 

"Ambulansla hastaneye getirilen Akın'ı sedye ile içeriye sokuyorlardı sedyeyi sürerken Taner'in ağzında çaresizce beni bırakma kardeşim sesleri yükseliyordu,Onur ile karşılaştıklarında Onur duraksadı donup kaldı"

 

Görevli:15 yaşında araba çarpması iç kanaması var çok kan kaybetti...Onur'un kulağında görevlilerin sesi buğuluydu, neredeyse duymuyordu onları görevlilerden biri nihayet kendine getirdi"

 

-Onur bey Onur bey hastanın durumu çok ağır acil ameliyata almamız lazım kendinize gelin

 

"Onur silkindi"

 

Onur:Ta tamam hemen alalım

 

"Ameliyathaneden içeriye girerken Taner kardeşini bırakmıyordu"

 

Taner:Benide içeri alın,bende geleyim

 

Hemşire:Olmaz delikanlı burada bekle

 

Taner:Hayır hayır lütfen geliyim

 

Hemşire:Burada beklemen gerekiyor arkadaşın iyi olacak merak etme

 

"Taner çaresizce başını salladı gözlerinden yaş akıyordu kanlı pantolu Taner'in endişeli halini özetliyordu aslında, köşeye geçti ve ağlamasına devam etti,çok sürmemişti ki Tahirgil hastaneye geldi"

 

Tarık:Oğlum,oğlum nerede

 

"Taner'i sarstı"

 

-Oğlum nerede Taner,nerede oğlum

 

Taner:İçerde ameliyata aldılar

 

"Burnunu çekti"

 

"Fatih ve Tahir yanına yaklaşıp biri bi omuzundan biride bi omuzundan tutup yerine oturttu"

 

Fatih:Abi gel şöyle oturalım

 

"Bu kez Yağmur yaklaştı Taner'e ağlamaktan kıpkırmızı olan gözlerle sordu,herkesin gözleri kızarmıştı"

 

Yağmur:Noldu,nasıl oldu

 

Taner:Kulaklıkla müzik dinliyordu dalmıştı ben seslendim ama duymadı koştum yetişirim durdururum diye yetişemedim sonra sonrada..."Ağlama sesleri yükseldi titrek ve ağlamaklı bir ses tonuyla Alperen araya girdi"

 

Alperen:Niye bizi buluyor şöyle şeyler ya

 

Selim:İsyan etme amcaoğlu kardeşimiz iyileşicek

 

Alperen:İsyan etmiyorum sadece yoruldum

 

Erva:Yorulmak filan yok Selim'in dediği gibi İyileşicek tabi,güçlüdür o bizi bırakmaz

 

Yağmur:Bırakmaz demi

 

Nil:Bırakmaz evet,hele seni hiç bırakmaz girsem içeri Yağmur burada desem yattığı yerden fırlar

 

"Hepsinin yüzünde acı bi tebessüm oluştu"

 

Eren:Allahım nolur onu bize bağışla,nolur yarabbim

 

~~~~~~

 

ALPERENGİLİN EV

 

(Çocuklar keyifsizce oturuyordu)

 

Mahbub:Guzulam gelin pastadan yiyin gari çok güzel odu

 

Hifa:Ben yemiyicem canım istemiyor

 

Gökçen:Benimde

 

Umut,Ceren:Benimde

 

Oğuzhan:Bende istemiyolum

 

Mahbub:Ama böyle olmaz ki guzula

 

Hifa:Anane bizde gitsek Akın abimin yanına olmaz mı

 

Gökçen:Evet bizde gidelim

 

Mahbub:Olmaz guzum hastaneye çocukla giremiyo biliyonuz

 

Umut:Arayalım o zaman soralım nasılmış diye

 

Mahbub:Tamam ararız bakın ne diyicem dua etseniz ya Akın abinize çocuklan duası kabul olu

 

Gökçen:Aaa evet dua edelim ben yapıyim mi Hifa abla sizde amin diyin

 

Hifa:Olur balım

 

"Çocuklar ellerini açtı"

 

Gökçen:Allahım Akın abimi iyileştir lütfen o çok iyi biri bizi çok sever her zaman oyun oynatırdı bizde onu çok seviyoruz onu bize bağışla! Allahım bize dünyada güzellikler ver,cennettede güzellikler ver bizi birbirimizden ayırma Akın abimle beraber hastanede olan herkese şifa ver,annemede şifa ver Allahım amin

 

Diğerleri:Amin

 

Mahbub:A masumlam benim sizin amin diyen dillerinizi yerim ,siz dua edesinizde gabul olmaz mı olu tabi

 

AMELİYATHANE KAPISI ÖNÜ- SAATLER SONRA

 

​"Koridorun sonundaki o kırmızı ışık nihayet söndü. Kapı yavaşça açıldı. Onur, yüzünde bitkin bir ifadeyle dışarı çıktı. Üzerindeki önlükte Akın’ın kan izleri vardı. Herkes ayağa fırladı, nefesler tutuldu. Tarık, umutla Doktor Onur’un gözlerine baktı."

 

​Tarık: "Oğlum... Akın nasıl?"

 

Onur: (Boğazı düğümlendi, Tarık’ın titreyen ellerine baktı. İçinden 'Baba...' demek geçse de dudaklarından dökülenler farklıydı.) "Zor bir ameliyattı. Çok kan kaybetmiş... Şimdilik yoğun bakıma alıyoruz. önümüzdeki 24 saat çok kritik.

 

​"Yağmur, ameliyathanenin cam kapısına yapışmış, içeriye götürülen sedyeye bakıyordu. Onur yanından geçerken duraksadı. Yağmur’un gözyaşları içinde Akın’ın elini son bir kez tutmaya çalışmasını izledi. Onur, cebindeki o eski bebeklik fotoğrafını sıktı. Kendi canından bir parçayı kurtarmıştı ama kimliğini söyleyememenin ağırlığı omuzlarına çökmüştü."

 

Onur (iç ses):Dayan kardeşim dayan, daha kavuşamadan gitme bırakma beni

 

Yağmur:Onur abi birkerecik yanına gitsem konuşsam olmaz mı

 

Onur:Olmaz canım yoğun bakım orası

 

Yağmur:Lütfen "burnunu çekti" yanında olduğumu hisseder iyi gelir belki

 

Defne:Sadece bir kere Onur abi lütfen

 

Onur:Üzgünüm olmaz

 

"Yağmur sesli bir şekilde ağlamaya başladı,Alperen sırtını duvara yaslayarak yere çömeldi ve onunda ağlaması şiddetlendi,Selim ve Eren Alperen'in yanına geçerken Defne,Erva ve Nil'de Yağmur'un yanına geçti,Selim ve Erva soğukkanlı kalmaya çalışıyordu ama kendilerini zor tutuyorlardı"

 

Selim:Hadi kalk amcaoğlum kalk Akın iyi olacak

 

Yağmur:Önümüzdeki 24 saat çok önemli dedi ya birşey olursa

 

Erva:Olmayacak canım,merak etme sen iyi tarafından bak ameliyat bitti hemde başarılı bir şekilde

 

~~~~

 

"Nihayet verilen süre dolmuştu çocukların hiç biri okula gitmemişti geceyi dahi orada geçirmişlerdi Akın ın sağ kolu kırılmış,başı yarılmıştı ve iki kaburgasındada kırıklar vardı uyanmasını bekliyordu herkes Yağmur ellerini yoğun bakımın camına yapıştırmış içeriye girmenin yollarını arıyordu o esnada Onur geldi"

 

Yağmur:Artık onu görebilir miyiz Onur abi

 

Onur:Peki hâlâ sadece bir kişi

 

"Seray köydeydi , Anıl ise ailesiyle beraber şehir dışındaydı haber verip endişelendirmek istememişlerdi içeri kim girecek konusuna gelirsek herkes birbirine bakıp Tarık veya Yağmur'un girmesini uygun bulmuştular"

 

Yağmur:Sen gir amca

 

Tarık:Yok kızım sen gir uzun zamandır görmüyorsun zaten sesini duyunca ona iyi gelicektir

 

Yağmur:Tamam amca teşekkür ederim

 

"Tam içeri girerken Akın'ın kalbi durdu"

 

Yağmur:Birşey oluyor,birşey oluyor

 

"Herkes endişelenmişti,hepsi cama yapışmıştı Yağmur'un ardından Onur içeriye girdi,o an direk odak noktaları Akın olduğu için Yağmur'un içeride olduklarını unutmuşlardı bile"

 

Yağmur:Hayır hayır beni bırakma Akın beni bırakma,bırakma bizi

 

Selim:Kardeşim kardeşin hayır yapma bunu bizi bırakma

 

Alperen:Sakın amcaoğlum sakın

 

AKIN'IN İÇ SAVAŞI

 

"Akın su dolu bir kuyu nun içindeydi boğulmak üzereydi sudan çıkmış balık gibi çırpınıyordu o an bir kaç ses duymuştu"

 

Tarık:Oğluuum nerdesiiin

 

Nil,Yağmur:Akıın neredesiiin ses ver

 

Defne,Erva:Akııın

 

Alperen:Amcaoğlu duyuyor musun sesimizi nerdesiiiin

 

Tahir:Aslanıım bırakma bizi ses veeer

 

"Akın zoraki ses verdi"

 

Akın:Burdayım yardım ediin

 

Eren:Ses ilerden geldi

 

"Sesin geldiği yöne doğru koştu herkes"

 

Taner:Yetiştik kardeşim bekle

 

Yağmur:Dayan Akın dayaan kurtarıcaz seni

 

"Hepsi elini uzattı ,Akın birinin elini tutmaya çalışıyordu bi eliyle Yağmur'un elini tuttu,bir eliylede Tarığın sonra diğerleride elini uzatıp Akın'ı tuttu yukarı çekmeye çalıştılar"

 

İÇ SAVAŞ BİTTİ

 

Onur:250 jul yükle

 

Yağmur:Akın sakın bırakma beni bırakma nolur birlikte büyüdük,birlikte hayaller kurduk söz vermiştin bırakmıyıcaktın beni

 

Tarık:Oğlum yapma oğlum yapma aslanım

 

Onur :1 - 2 - 3 "defibrilatörü kalbine bastırdı

 

Onur iç sesi:Hadi aslanım hadi daha sarılacağımı, gün gelecek, bırakma beni

 

(Bir kaç kere aynı işlemi yaptıktan sonra Akın ın kalbi normale bindi herkes sevinmişti,hepsinin gözleri dolmuştu sevinçle birbirlerine sarıldılar,Yağmur sevinçten kendini yere bırakıp ağlamaya başladı)

 

Yağmur:Allahım sana şükürler olsun onu bize bağışladın

 

1 HAFTA SONRA

 

"Defne gitmişti,Yağmur ise eğitim hayatına ailesinin yanında devam etmeye karar vermişti zaten giderken içi rahat değildi okul beklediği gibi çıkmamıştı eski okulu daha güzeldi birdaha asla onları bırakmayacaktı özelliklede Akın'ı...Yağmur için Akın demek herşey demekti keza Akın içinde öyleydi Akın evde istirahat ediyordu o gün günlerden Cumartesiydi arkadaşları onu görmeye gelmişti"

 

Alperen:Nasılsın amcaoğlum

 

Selim:Çok korkuttun kardeşim bizi

 

Yağmur:Evet "dokunsalar yine ağlayacakmış gibi çıkmıştı Yağmur'un sesi"

 

Akın:Tamam burdayım iyim korkmayın artık

 

Taner:Demesi kolay tabi öldük öldük dirildik oğlum

 

Yağmur:Hele kalbin durunca seni kaybettim sandım

 

"Akın,Yağmur'un bu haline üzülüyordu destek olmak istedi"

 

Akın:Tamam Yağmur geçti benden kolay kolay kurtulamazsın

 

Yağmur:Kim kurtulmak istedi ki zaten

 

"Alperen boğazını temizledi"

 

Yağmur:Y-yani şey anlamında dedim hiç birimiz kurtulmak istemeyiz babında şey yaptım

 

"Hepsi Yağmur'un utangaç haline güldü"

 

Erva:Sen böyle rahat mısın yastığını düzenleyelim

 

"Hepsi bir yandan yastığı düzenlemeye başladı"

 

Akın:Tamam arkadaşlar rahatım ben

 

Nil:Emin misin bak istediğin birşey varsa söyle çekinme

 

Akın:Eminim eminim

 

Alperen:Su su filan ister misin

 

Akın:Gerek yo...

 

Selim:Açsan yemek getirelim

 

Eren:Evet Tarık amcaya diyelim hazırlasın birşeyler

 

Akın:Yok ya siz gelmeden önce ye...

 

Erva:Ya şu yastık sanki...

 

Akın:Aaaa yeter ama...Alperen su istemiyorum,Selim aç değilim,Erva sende bıraksan mı artık şu yastığı Allah Allah ne yastıkmış arkadaş

 

Erva:Aman sanada iyilik yaramıyor

 

Yağmur:Ama haklı onun yerine ben daraldım ya

 

Alperen:Aman hemende savun zaten cimcime

 

Yağmur:Cimcime mi yok artık abi Hifa mıyım ben ya Allah Allah! ... Her neyse tamam bi açılalım çocuk boğuldu ya nefes alsın azcık

 

Akın:Ay ağzın bal yesin Yağmur ya

 

"Alperen yine uyarırcasına boğazını temizledi"

 

Akın:Yani hepimizin ağzı bal yesin

 

Alperen:Tamam l×n tamam hadi yine iyisin bu gün iyi günümdeyim uğraşmıyıcam sizinle

 

"Akın güldü"

 

Akın:Eyvallah! ...Bu arada Yağmur geri dönmene çok sevindim artık buradasın demi gitmiyiceksin

 

Yağmur:Evet burdayım gitmiyicem birdaha, zaten içime sinmeye sinmeye gitmiştim en azından deniyim olmadı geri dönerim dedim hiç umduğum gibi çıkmadı okul aynı hayali buradada gerçekleştirebilirim

 

Nil:Oh be yeniden bir aradayız

 

Eren:Keşke Lema da olsaydı

 

Erva:Keşke

 

Selim:Üzülme o gittiği yerde çok mutludur şimdi

 

"Selim üzülme diyince Erva kendini bırakacak gibi olmuştu kimseyi üzmemek için hava alıcam bahanesiyle yanlarından ayrıldı

 

Eren:Erva

 

Alperen:Ah be kardeşim keşke açmasaydı konuyu

 

Eren:Napiyim bir anda aklıma geldi

 

Selim:Tamam ben hallederim

 

"Konuşmaları bitince Selim'de Erva'nın arkasından gitti"

 

BAHÇE

 

"Erva bi çam ağacının gölgesinde keyifsizce oturmuş gözlerinden akan yaşları siliyordu çok sürmeden Selim geldi"

 

Selim:İyi misin Erva

 

Erva:Değilim bu son olaydan sonra iyice dolmuştum buda sebep oldu çok özlüyorum Lema yı neden hep sevdiklerimiz gidiyor elimizden niye onları kaybediyoruz

 

"Selim yanına oturdu"

 

Selim:Ağlama Erva... kaybetmiyoruz ki aksine buradan daha güzel bir yere gidiyor onlar , elbet bizde bir gün gidicez

 

Erva:Biliyorum yinede özlememek elde değil

 

Selim:Haklısın bende özlüyorum

 

"Erva'ya döndü elini omuzuna koydu"

 

-Yinede ağlamanı istemiyorum bu dünyada ağlamayı hak edecek en son kişi sensin ama ağlamak sana iyi gelecekse yanındayım

 

Erva:Sağol Selim iyi ki varsın

 

"Tebessüm etti"

 

BÖRÜ

 

"Her zamanki gibi toplantı halindeydiler"

 

Sarp (Buğra):Operasyon başarılı başkanım

 

Ali Batur:Evet Osmaniye şirazilerden temizlendi artık rahatız

 

Barış:Hepsini indirdik başkanım

 

Cahit başkan:Elinize sağlık aslanlarım elinize sağlık ama bu rahat bi nefes alacağımız anlamına gelmiyor yeni kötüler illaki olacaktır

 

Bekir Berk:Olsun başkanım onlarıda temizleriz evelallah

 

Cahit:Sizinle gurur duyuyorum gurur

 

Hanne:Sağolun başkanım

 

......

 

ASAFGİLİN EV

 

"Asaf Gökçen ve Ceren'e ok atmayı öğretiyordu Oğuzhan'da kendi kendine top oynuyordu onun pek okçulukla arası yoktu...Güneş batmak üzereydi, turuncu ışıklar talim alanındaki toz bulutunu altın sarısına boyuyordu. Asaf, elindeki ağır yayı kenara bırakıp öğrencisinin arkasına geçti. Gökçen'in omuzları gergindi, yayı tutuşu ise titriyordu.

 

Asaf : ​"Nefesini tutma," dedi Asaf alçak ama tok bir sesle. "Nefesini tutarsan yayın bir parçası olamazsın, sadece onunla kavga edersin."

 

Asaf, Gökçen'in duruşunu düzeltmek için hafifçe dizine dokundu.

 

Asaf: "Ayakların omuz genişliğinde. Yere bir ağaç gibi kök sal ama gövden rüzgarda esneyen bir söğüt dalı kadar rahat olsun."

 

​Gökçen derin bir nefes alıp verdi, omuzlarını düşürdü.

 

Gökçen:Oluyor mu amca

 

Asaf elini uzatıp Gökçen in yayı kavrayan parmaklarını milimle düzelterek devam etti:

 

Asaf:Şimdi daha iyi oldu

​Kirişi parmak uçlarınla değil, ekleminin hemen altıyla hisset,dirseğini havaya kaldır. Yayın ucuyla gözün arasında görünmez bir çizgi çek , hedefe bakma. Hedefin içindeki o küçücük noktaya bak. Bıraktığında elin geri gitmesin, kuşun kanat çırpışı gibi yana açılsın.

​Karar Anı

(Gökçen kirişi çenesine kadar çekti. Kirişin gerilme sesi sessizlikte yankılandı. Asaf, Gökçen'in kulağına fısıldadı:

 

​-Oku sen fırlatma. Okun gitmek istediği anı bekle. O an geldiğinde sadece parmaklarını gevşet.

 

(Gökçen,Asaf'ın dediklerini harfiyen uyguladî daha sonra yayı çenesine kadar çekti bir sessizlik anı yaşandı. Ardından keskin bir vınlama sesi duyuldu. Ok, havayı yırtarak ilerledi ve tam merkezdeki saman balyasına tok bir sesle saplandı.)

 

Gökçen:Başardım,başardım

 

(Asaf hafifçe gülümsedi ve elini Gökçen'in omzuna koydu. )

 

Asaf : Güzel! Aferim sana,şimdi, Ceren sende sıra

 

Ceren:Yaşasıın

 

Asaf:Oğuzhan sende atmak ister misin?Dene birtane ha belki seversin

 

Oğuzhan:Yok dede ben böyle iyim,okçuluk bana göle değil ben futbolcu olcam

 

Ceren:Oğuzhan Akın abim gibi futbolu daha çok seviyor dede...Akın abi demişken nasıl oldu dede iyi mi

 

Asaf:İyimiş merak etmeyin,hadi bakalım devam edelim...

 

......

 

AKINGİLİN EV

 

Alperen:Amcaoğlu rahatsın demi bi isteğin yok

 

Akın:Yav yok rahatım ya Allah Allah

 

Yağmur:Bu arada birşey sorucam yengem ne zaman gelicek Anıl abiler tatilden ne zaman dönecek

 

Akın:Annem kısa bir süre daha dönücek abimlerde bir iki gün sonra gelicek herhalde tam bilmiyorum

 

Selim:Abimler demişken Cihangir abiden haber var mı

 

Akın:Maalesef abim en son doğum büyüdüğü yetimhaneye kadar ulaştı sonrası yok

 

Nil:Umarım en kısa zamanda bulursunuz

 

Akın:İnşallah!

 

"O esnada odanın kapısı çaldı"

 

Akın:Giiir

 

Tarık:Oğlum ziyaretçin var

 

Akın:Kim?

 

"Gelen ziyaretçi içeriye girdi"

 

Akın:Onur abi

 

Yağmur:Aaa Onur abi

 

Nil:Onur abi hoşgeldin

 

Onur:Hoşbuldum gençler

 

"Akın'ın yanına yaklaştı ve hafifçe saçlarını karıştırdı"

 

Onur:Nasıl oldun bakalım yakışıklı

 

Akın:İyim Akın abi çok sağolda sen niye geldin hayır olsun inşallah

 

Onur:Beni gördüğünüze pek sevinmediniz herhalde

 

Akın:Yok estağfurullah şaşırdık sadece

 

Onur:Gidiyim bi hastamı ziyaret ediyim dedim kötü mü yaptım

 

Akın:Yok yok iyi yaptın hatta çok sevindim gelmene Onur abi eğer işin yoksa akşam yemeğe kalsana arkadaşlarımda kalıcak bu gün hep birlikteyiz

 

Tarık:Aaa iyi dedi kalsana yemeğe,hem tam teşekkür edemedik sana oğlumun hayatını kurtardın vallaha bi güveç yaptım parmaklarını yersin

 

Onur:İşim yokta zahmet vermiyim

 

Tarık:Yok oğlum ne zahmeti sofrayı kızlar hazırlıyıcak zaten sadece birtane fazladan tabak koyucaz o kadar

 

"Tarık oğlum diyince Onur bi duraksadı gözleri dolmuştu içinden baba diyip boynuna sarılmak geliyordu ama yapamaıyordu öylece acı çekiyordu ne zaman söyleyecekti oda bilmiyordu ama eninde sonunda söyleyecekti şimdimi söyleseydi acaba kendince düşünüp durdu"

 

Akın:Onur abii

 

Eren:Onur abi

 

"Onur silkindi"

 

Onur:Madem ısrar ettiniz peki hâlâ olur,çok sağolun

 

"Hepsi tebessüm etti ,Onur un kalacak olmasına çok sevinmişlerdi çünkü onu çok seviyorlardı ..."

 

ALPERENGİLİN EV

 

Hifa:Baba akşam Akın abimlere gidelim mi,ben çok özledim onu

 

Tahir:Gideriz kızımda akşam değil yarın gidelim olur mu

 

Hifa:Niye ya,ablamlarda orada hem

 

Tarık:Onlar genç genç takılsınlar biz başla zaman gidelim

 

Hifa:Ama Tarık amcam genç değil ki

 

Mahbub:Olumu guzum onun ruhu genç

 

"Hifa güldü"

 

Tarık:Bak ne diyicem biz seninle kek mi yapsak prensesim haaa,uzuuun zamandır yapmıyorduk

 

Hifa:Oluuur yaşasııın

 

Tarık:İyi hadi bakalım

 

~~~~

 

Yemek yenmiş, çaylar içilmiş, gençlerin neşeli gürültüsü içerideki odadan derinden geliyordu. Tarık, elinde iki bardak çayla balkona, Onur’un yanına çıktı. Onur, uzaklara, şehrin ışıklarına dalmış; sanki orada kaybettiği geçmişini arıyordu.

 

Tarık: "Gençlerin sesi eve hayat veriyor, değil mi Doktor? Akın’ı öyle görünce dünya başıma yıkıldı sandım ama... Sen onu bize geri verdin."

 

​Tarık, çay bardağını Onur’a uzattı. Parmakları birbirine değdiğinde Onur’un kalbi sanki göğüs kafesini zorlayacakmış gibi hızla çarptı.

 

Onur: "Ben sadece görevimi yaptım Tarık Amca. Akın güçlü bir çocuk, yaşama tutunmayı o seçti."

 

​Tarık derin bir iç çekip yanındaki sandalyeye çöktü. Gözlerini gökyüzüne dikti, yüzünde yılların yorgunluğu ve dinmeyen bir özlem vardı.

 

​Tarık: "Güçlüdür benim aslanım... Ama bazen insan ne kadar güçlü olursa olsun, bir yanı hep eksik kalıyor. Bakma bana böyle güldüğüme, bizim evde bir sandalye hep boş Onur. Yıllar önce... bir oğlum daha vardı benim,Cihangir koymuştuk adını,elimizden kayıp gitti, bir sis bulutu gibi yok oldu."

 

"Onur’un boğazı düğümlendi. Çayından büyük bir yudum aldı ama yutkunmakta zorlandı. Bakışlarını kaçırarak sordu"

 

​Onur: "Nasıl... Yani, hiç haber alamadınız mı ondan?"

 

Tarık: "Yok be evladım. Aramadığım delik, bakmadığım yetimhane kalmadı. Anıl'da sağ olsun hala didiniyor ama... Bazen diyorum ki, acaba o da beni arıyor mu? Acaba bir yerlerde ailem beni bıraktı diye düşünüp kızıyor mu?Halbu ki biz onu bırakmadık bilse ki canımı verirdim onun bir gülüşüne..."

 

(Tarık’ın sesi titredi. Göz pınarlarında biriken yaşı Onur’dan saklamak için başını yana çevirdi. Onur, o an elindeki bardağı bırakıp Tarık’ın boynuna sarılmak, "Baba, ben buradayım! Bak, o kaybettiğin çocuk benim!" diye haykırmak istedi.)

 

"Cebindeki o eski fotoğraf sanki tenini yakıyordu."

 

​Onur: (Kısık ve titrek bir sesle) Belki de... Belki de o sizi hiç suçlamamıştır. Belki de o da her gece sizin hayalinizle uyuyordur. Kader bazen insanları birbirinden koparır ama kökler hep aynı toprakta kalır Tarık Amca.

 

 

​Tarık, şaşkınlıkla Onur’a döndü. Onur’un gözlerindeki o tanıdık hüzne baktı. Bir an için, sadece bir an için zaman durdu. Tarık’ın zihninde bir şimşek çaktı; Onur’un bakışları, gülüşündeki o burukluk...

 

​Tarık: Onur... Sen... Sen neden bu kadar iyi anlıyorsun beni? Sanki... Sanki ruhun ruhuma bir yerden aşina gibi.

 

​Tarık elini yavaşça Onur’un omzuna koydu. Onur tam ağzını açmış, o büyük itirafı yapacakken telefonu çaldı

 

Onur:Afedersiniz bi bakmam lazım

 

Tarık:Tamam evladım ben geçiyim içeriye semde konuş gel

 

Onur:Tamam

 

"İçeri geçti"

 

Onur:Çay var mı kızım

 

Nil:Var amca ama su bitti

 

Tarık:tamam ben yeni su koyarım sizde oturmayın yahu birşeyler yapın ama Akın'ı yormayacak birşeyler olsun

 

Selim:Tamam tonbala oynayalım,eskiden hep oynardık senin vardı tonbalan demi amcaoğlu

 

Akın:Vardı vardı iyi fikir hem kafamız dağılır odamda çekmecede

 

"Tam kalkıp getorecekti ki Yağmur durdurdu"

 

Yağmur:Dur sen dur ben getiririm

 

Akın:Yok canım ben hallederdim

 

Yağmur:Dur işte Akın yaralısın

 

Akın:Birdaha yorulucaksın

 

Erva:Bak bak hiçte kıyamaz

 

Yağmur:Yok ya şurası sanki dağdan taşmı getiriyorum

 

Nil:Taş niye getiresin Yağmur zaten

 

Yağmur:Haklısın saçma oldu neyse ben getireyim oyuna başlayalım

 

"O esnada Onur telefonla konuşup içeri girdi"

 

Eren:Onur abi sende oynamak ister misin

 

Onur:Ne oynuyacaksınız

 

Akın:Tonbala

 

Onur:Çok isterdim ama acil bi hasta gelmiş çıkmam gerekiyor

 

(​Onur, kapıdan üzülerek ayrıldıktan sonra Tarığada telefon gelmişti Asaf çaya bekliyordu Tarık ta çıkınca evde yine o genç ve enerjik hava hakim kalmıştı. Yağmur, Akın’ın odasından tozlu ama anılarla dolu tombala kutusunu kapıp geldiğinde, herkes çoktan halının üzerine bağdaş kurmuştu bile.)

 

​Yağmur: "İşte geldi efsane! Akın, hatırlıyor musun bunu ilkokulda seninle ne heyecanla oynardık?"

 

​Akın: (Gülümseyerek) Hatırlamaz mıyım? Sen her kaybettiğinde 'taşlar bozuk' diye mızıkçılık yapardın

 

​Yağmur: Aaa, iftira! Sadece şansım yaver gitmiyordu o kadar.Hem sende bazen üzülmiyim diye bilerek kaybederdin

 

(​Yağmur torbayı sallayarak taşların birbirine çarpma sesini tüm odaya yaydı. Herkes önüne birer kart seçti. Alperen en çok numarası olan kartı kapmak için Selim’le kısa bir "benim-senin" kavgasına tutuşsa da sonunda Selim galip gelmişti.)

 

​Alperen:Tamam Selim, al o kartı. Ama bak gör, birinci çinkoyu ben yapacağım. Hislerim kuvvetlidir.

 

​Selim:Görücez amcaoğlu, şansın varsa kazanırsın

 

​Yağmur torbaya elini daldırdı ve ilk taşı çekti: 66

 

​Nil: "Bende var! İlk numara benden!"

 

(​Oyun hızla devam ediyordu. Taşlar çekildikçe odadaki heyecan artıyor, her çıkan numarayla birinden bir sevinç çığlığı ya da hayal kırıklığı nidası yükseliyordu. Akın, kolu askıda olmasına rağmen tek eliyle taşları kartına dizmeye çalışıyordu. Yağmur bunu fark edince hemen yanına kaydı.)

 

​Yağmur:Ver ben dizeyim, sen sadece kontrol et.

 

​Akın:Yağmur, alt tarafı taş koyuyorum, inşaat yapmıyorum ya.

 

​Yağmur: Olsun, sen yorulma. Bak, 12 çıktı, sende var mı?

 

​Akın: (Karta bakıp gülerek)

Var... Teşekkür ederim.

 

​Tam o sırada Eren aniden bağırdı:Tonbalaa

 

​Alperen: Hadi canım! Daha demin başladık Eren, torbadan mı çalıyorsun ne yapıyorsun?

 

​Eren: "Helalinden emanetçi bey

nasip işte!

 

(​Oyunun ortalarına doğru rekabet iyice kızıştı. Erva ve Nil, kartlarını bitirmeye en yakın isimlerdi. Torbayı bu sefer Selim devralmıştı.)

 

​Selim: Evet sayın seyirciler, kader anı... Geliyor... 44!

 

​Erva: "Bende! Bende! Sadece bir tane kaldı! Hadi Selim, 7 çek lütfen!"

 

​Nil: "Hayır Selim, 89 çek! Benim de son!"

 

(​Selim, Erva’nın o umutlu gözlerine bakınca duraksadı. Torbanın içinde taşları karıştırırken Erva’ya hafifçe göz kırptı. Bir taşı çekip avucunda sakladı, sonra yüksek sesle bağırdı:)

 

​Selim: Ve kazanan numara... 7!

 

​Erva: TOMBALA! İnanamıyorum, kazandım!

 

(​Erva sevinçle ellerini çırparken, Alperen şüpheyle Selim’e baktı.)

 

​Alperen:Bak bak bak... Selim Bey’e bak sen. Torbada taş mı seçiyorsun yoksa Erva kazansın diye numara mı yapıyorsun?

 

​Selim:Ne alakası var Alperen, tamamen şans.

 

​Akın:Valla Selim, senin şansın nedense hep Erva’nın ihtiyacı olduğunda tutuyor.

 

(​Odadaki herkes gülmeye başlarken Erva’nın yanakları hafifçe kızardı ama yüzündeki o hüzün dağılmış, yerini gerçek bir neşeye bırakmıştı. Akın, sırtını yastığa daha rahat yasladı. Etrafındaki bu dost kalabalığına, Yağmur’un heyecanla taşları anlatışına ve Alperen’in bitmek bilmeyen şakalarına baktı.)

 

​Akın:İyi ki geldiniz çocuklar... Gerçekten, bu tombala ilacımdan daha iyi geldi.

 

​Yağmur:Biz hep buradayız Akın. İyileşene kadar da tombaladan satranca, her gün yeni bir oyunumuz var, kaçışın yok!

 

Akın:Eyvallah

 

Yağmur:Birşey diyicem ya balkonu açalım mı azcık sıcak oldu sanki

 

Erva:Evet evet baya sıcak aç ya

 

"Yağmur Balkonu açtı sonra yerde ters dönmüş bir şekilde duran kağıt dikkattini çekti Onur Tuna yazıyordu ters çevirince gördüğü fotoğraf onu şaşkına uğratmıştı"

 

Yağmur:Nasıl ya!

 

BÖLÜM SONU

 

1​) Sizce Yağmur fotoğrafta ne gördü de bu kadar şaşırdı? (Onur’un bebekliği mi, yoksa başka bir kare mi?)

 

2) ​Onur, Tarık’a "Baba" demek üzereyken telefonun çalması sizce kader mi yoksa Onur henüz hazır değil mi?

 

3) ​Akın'ın "iç savaşı" sırasında herkesin elini uzatıp onu çekmesi sahnesi hakkında ne düşünüyorsunuz? En çok kimin sesi sizi duygulandırdı?

 

4) ​Selim’in tombalada Erva’ya "torpil" yapması hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

5) Akın ve Yağmur sahneleri nasıldı?

 

6) En çok hangi sahneyi beğendiniz?

 

(Gibi sorularınızım cevabı ve daha fazlası çok yakında yeni bölümde olacak takipte kalın ve hoşçakalın)

Bölüm : 28.03.2026 18:51 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
İçindekiler
Elisa Türkoğlu / Herkesin Vardır Bir Hikayesi / (43.Bölüm) Kan Bağı, Can Düğümü'
Elisa Türkoğlu
Herkesin Vardır Bir Hikayesi

1.62k Okunma

350 Oy

0 Takip
47
Bölümlü Kitap
Hikayeyi Paylaş
Loading...