
Bölüm 2: "Buzdan Bir Duvar"
Kafedeki sabahlar hep aynıydı. Bir yanda kahve makinelerinin sesi, diğer yanda müşterilerin gürültüsü. Ama her şey bir anda değişti, o sabah. Giovanni, her zamanki gibi saati geldiğinde kafeye geldi, fakat bu kez bir şey farklıydı. Gözleri daha keskin, daha dikkatliydi. Sanki bana bakarken bir şeyleri ölçüyordu, beni değerlendiriyordu. Ve ben, buna neden olduğunu bilmiyordum.
Bir hafta önce bana söylediği o söz hala kulaklarımda yankı yapıyordu: “Beni takip et.” Ne demek istemişti? Neden, her zamanki gibi sessizce kahvesini içen adam, birdenbire bana böyle bir şey söylemişti? İçimde bir şeyler kıpırdamaya başlamıştı, ama ne olduğunu tam olarak çözemedim. O an, içinde bulunduğum durumu sorgulamaya başladım.
Kafede işime devam ederken, bir yandan da gözlerim sürekli Giovanni’yi takip ediyordu. Nedenini bilmiyordum, ama ona bir türlü gözlerimi ayıramıyordum. Her zamanki soğuk, mesafeli tavırlarının içinde bir şeyler değişmişti. Sanki beni görmek için bir sebep bulmuş gibiydi.
“Bugün kahve?” dedim, daha önceki gibi normal bir şekilde, ama gözlerim yine ona kaymıştı. Giovanni, her zamanki gibi sessizce başını sallayarak siparişini verdi. Ama bu sefer, sanki biraz daha uzun baktı. Gözlerindeki derinlik, bu defa bana yabancı değildi. Sanki her şeyi biliyordu.
Onunla her gün karşılaşırken, bu derin bakışlarının altında bir şeyler sakladığını hissettim. O kadar karizmatikti ki, her geçen gün ona biraz daha çekiliyordum. Ama bu çekimin ne olduğunu anlamadım.
Bir süre sonra Giovanni’nin bana bakışlarındaki anlamı çözmeye çalıştım. İçimde bir şeyler değişiyordu. Ama tam ne olduğunu bilmiyordum. Aramızda bir şeyler vardı, ama bunlar sadece gözlerdeki derinlikle sınırlıydı. O an, Giovanni’nin bir sır sakladığını hissettim. Bir şey gizliyordu. Ama ne? Bu soruyu kendime her gün sordum, ama cevabını asla bulamadım.
Bir akşam, kafeyi kapatırken Giovanni’yi tekrar gördüm. O soğuk bakışları, derin gözleri, beni sanki bir parça daha içine çekiyordu. Bu sefer cesaretimi topladım. Adımlarım, onu izlemek için bir adım daha attı.
“Beni takip etmeni istiyorum,” dedi yine, ilk günkü gibi. Ama bu sefer sesi daha ciddi, daha netti. Beni izlediğini, bana yaklaştığını fark ettiğini anladım. Her şey birdenbire değişmişti. Nedenini bilmeden, ona doğru birkaç adım daha attım.
“Sizi takip etmek ne anlama geliyor, Giovanni?” diye sordum. Sesim titreyen bir korkudan mı, yoksa meraktan mı kaynaklanıyordu, bilmiyordum. Ama bir şeyleri fark etmeye başlamıştım. Bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyordum.
“İzle, görmek istediğim şeylere bak. Belki anlayabilirsin.” Giovanni’nin söyledikleri belirsizdi ama bir o kadar da çekiciydi. Gözleri, hiçbir şey söylemeden, her şeyi anlatıyordu. O an her şey aniden durdu. Bir anda yalnızdık.
Giovanni’nin içinde bulunduğu karanlık dünya, bana ne hissettirdiğini anlamaya çalışıyordum. Gözlerindeki sert bakışlar, bana bir uyarı gibi geliyordu. “Beni takip et,” dediğinde, bir şeylerin farkına varmak üzere olduğumu hissettim.
Ama ben, o an tam olarak ne hissettiğimi bilmiyordum. Bir yanda çekiliyordum, diğer yanda korkuyordum. Ama her şüphemin, her endişemin arkasında, bir çekim vardı. Giovanni'nin etrafındaki o karanlık bana bir türlü kaybolacak gibi gelmiyordu. O çekim beni içine çekiyor, adım adım daha fazla yaklaştırıyordu.
Buna rağmen, Giovanni’nin sözlerine, tavırlarına güvenmem gerektiğini biliyordum. Beni içine çekmek istiyordu. Ama onun ne amaçla bunu yaptığını bilmiyordum. O an, içimde bir dürtü vardı. Ona yaklaşmak istiyordum. Ama onun içindeki karanlık, beni korkutuyordu.
---
Bir hafta boyunca, Giovanni her gün kafeye geldi. Her defasında daha yakınlaşıyor gibiydi. O kadar yakın ki, bazen bana bakarken sanki içimdeki tüm sırları okuyabiliyormuş gibi hissediyordum. Ama bir yanda da korkuyordum. Onun bana duyduğu bu ilgiyi anlamaya çalıştım ama hiçbir zaman çözemedim. Ne istediğinden emin olamıyordum.
Bir sabah, Giovanni masama oturdu. "Bunu bilmelisin," dedi, "hayatta her şeyin bir bedeli vardır."
Sözlerinin ne anlama geldiğini anlayamamıştım. Ama bir şey fark ettim; Giovanni'nin gözlerinde bir gizem vardı. Sadece gözleriyle değil, beden diliyle de bir şeyleri anlatıyordu. Ne yapmaya çalıştığını çözemedim, ama ona olan çekimim arttıkça, bir yanda da tedirgin oluyordum.
Giovanni, gizemli bir adamdı. Aramızdaki çekişen duygular, her geçen gün daha da karmaşıklaşıyor gibiydi. Ama bir şey kesin gibiydi: Bu ilişki, basit bir ilişkiden çok daha fazlasıydı. Onunla bir şeyler başlamıştı ve geri dönüş yoktu.
---
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |