21. Bölüm

19. - BÖLÜM - SÖZ-

Fatma Uygun
fatma_uygun

Yeni bölüm ile tekrar geldim. Yanımda olup destek olan herkese teşekkür ederim.

 

Hesabımı hâlâ takibe almayanlar takip etsin . Bol bol yorum yapıp beğeni atmayı unutmayın.

 

Tiktok hesabım takibe alırsanız sevinirim.

 

👇👇👇

 

fatma.uygun.wattp

👇👇👇

Instagram hesabım

 

haya.liyazar

İyi okumalar

 

 

"Dallarımı kırdılar tek tek,

 

Umutlarımı öldürdüler. Gözlerimde baharlar vardı kalbimi kışa çevirdiler

__________________________________

 

Bir yolda yürüyorsun. Yolun yarısı birilerinin seni dağıtmasıyla , diğer yarısı da kendini toparlamak la geçiyor.

 

Aden o gece bahçede ciddi bir sinir krizi geçirmiş bir anda Barlas'ın kollarına yığılıp kalmıştı. Genç kadının o hali herkesi korkutup perişan etmiş Barlas ve Ferman'ın yüreğine büyük bir korku sarmıştı. İkiside Aden'e birşey olmasından deli gibi korkmuş lardı. Bir kadın iki adam için ayrı ayrı değerlere sahipti . Barlas'ın kurak topraklarına düşen cemresi gönlünün sahibi iken Ferman için babalığı öğrendiği küçük kızı, kız kardeşiydi.

 

Aden bayıldık tan sonra Barlas ,genç kadını hemen kucağına alıp arabaya bindirip kendilerine ait olan hastaneye götürmüştü. Hastanede ilk müdahale yapılmıştı. Doktor genç kadının ciddi bir sinir krizi geçirdiğini ve tekrar yaşana bilecek sinir krizinin önünün kesilmesi adına sıkıntı stres ten uzak tutulması gerektiğini söylemiş. Aksi taktirde aynı durum ile karşı karşıya geldiğinde intihara eğilimli ola bileceği veya kendine ciddi anlamda zarar vere bileceğini söylemiş krizlerin şiddetinin arata bileceğinide göz önünde bulundurmuştu. Sinir krizi ile birlikte düzensiz beslenmeden kaynaklı tansiyon düşüklüğü de görülmüş Aden iki gün hastanede gözlem altında kalmıştı.

 

Bu süreçte Ferman ve Barlas kavga gürültü çıkarmadan Aden'in yanında olmuşlardı. İkisi için ne kadar zor olsa da öfkelerine hâkim olmayı başarmış lardı.

 

Barlas hastane sürecinde Aden ile bebek gibi ilgilenmiş bu durum Ferman'ın gözünden kaçmamış tı. Yıllardır dostu olan adamın kardeşine karşı böyle naif böyle sevgi dolu oluşu Ferman'ı şaşırtsada içinde hala bir şüphe vardı. Barlas gibi duygusuz ve gaddar bir adamın böyle güzel seve bileceğine inanamıyordu çünkü Barlas'ı ilk defa böyle Mecnun gibi görüyordu.

 

Deva ise bu süreçte Aden'in tek dayanağı olmuş bütün desteğini geceli gündüzlü Aden'e vermişti. Ferman ve Barlas ,genç kadının kolumdaki morluğu farkettiklerinde durumu kurtarmış Barlas ile Ferman'ın Antep'te kavga ettikleri gece olduğunu o gece Aden'in yanına gittiğinde anlattığı yalanını söylemişti Deva.

 

Ferman'ın vicdanı sızlar ken Barlas bu yalana inanmamıştı. Aden ile buluştukları gece Barlas,genç kadının kolunda birşey olduğunu fark etmişti acı ile kıvranıp durmasından . Bu yüzden inanmamıştı ve en kısa sürede ne olduğunu öğrenecekti.Bu süreçte Deva , Aden'in bu duruma gelmesinden Ferman'ı suçlu ilan etmiş burnundan getirmeden de durmamış didişmelerde yaşamışlardı.

 

Aden'i bir anda öyle Barlas'ın koluna yığılması Ferman'ın gözünün önünden gitmemişti.

Ferman kardeşini ne hâle getirdiğinin farkındaydı hele ki Aden'e o soruyu sormuş ken Aden'in bu hale gelmesinde sürekli kendini sorumlu tutmuş vicdan azabı çekmişti. Aden ve Barlas'ın evlenmelerine engel olmayacağını ama bu evliliğe hâlâ onayının olmadığını da belirtmişti.

 

Aradan geçen bir haftada Ferman ve Aden Antep'e dönerken Barlas ve Deva da Mardin'e dönmüştü . Ağah ağa Behram beyi arayıp artık iki gencin arasındakinin adını koymak istediklerini müsait iseler en yakın zamanda hayırlı bir iş için geleceklerini bildirmişti.

 

Antep

_____

Ferman Antep'e geldiğinden beri içi hiç rahat değildi. Antep'e gelme sebepleri belliydi ve ne kadar Aden ile Barlas'ın evlenmesine engel olmayacağını söylese de bu evliliğin gerçekleşmesini hiç istemiyordu.

 

Aden'e de birşey diyemiyor du . Kardeşinin o gece o hale geldiğini gördükten sonra korkar olmuştu. Heleki doktorun aynı durum tekrarlanır ise Aden'in intihara eğilimli ola bileceğini dile getirdikten sonra genç kadını incitmektek korkar olmuştu. Aden zaten Barlas ile buluşup yakalandıkları gece Ferman arabaya bindirirken açıkça dile getirmesede üstü kapalı bir şekilde ima etmişti intihara eğilimli olduğunu

 

Ferman'ın eli kolu bağlanmıştı. Şimdi ise kafasını dağıtmak adına Barlas ile ortak olan arkadaşı Yıldırım Baykut'un davet ettiği mekana doğru gidiyordu yanındaki Aras ile birlikte. Onlar liseyi ve üniversiteyi beraber okumuşlar idi. Dostlukları o yıllara dayanıyordu ayrıca Ferman Eroğlu'nun babadan kalma lojistik şirketi Baykut ailesinin lojistik ihtiyacını karşılıyor idi. Yıldırım dostunun geldiği haberini alınca akşam buluşmak için haberleşmişlerdi. Yılların birikmişliği bir akşama sığmazdı lakin onlarda görüştükçe dertleşirlerdi.

 

Ferman geldiği mekanın önünde arabasını parkedip Aras ile birlikte indi . Mekana doğru adımlayıp içeriye girdiğinde mekana göz gezdirdi. Görüş açısına Yıldırım Baykut girince yanına doğru adımladı. Yıldırım ve kardeşi, Doğan ve Akif iki genç adamı karşılamış lardı.

Yıldırım , Doğan, Akif ve Eroğlu ailesinin yakışıklı erkekleri Ferman ve kardeşi Aras ile Antep'in en nezih restoranında buluşmuşlar güzel bir yemek yemişlerdi. Biraz Yıldırım, anlatmış biraz Doğan, biraz da Ferman anlatmıştı yaşadıkları zorlu günleri. Eh tabi konular konuşulurken ister istemez Barlas'ın da adı geçiyordu. Ferman ise o ismi duyduğunda öfke bedenini sarsada kardeşine olan aşkını görmüştü. Ama yinede kabullenemiyordu bu durumu. Ferman için oldukça zordu bir tarafta Aden diğer tarafta dostum dediği Barlas vardı ve ikisininde ihaneti ağır gelmişti Ferman'a. Oda bilmiyordu ki Aden hiç bir zaman abisine ihanet etmemiş arkasından iş çevirmişti.

 

Aksine abisi yaşasın diye kendi hayatından vaz geçmişti . Ama Ferman bundan bir haberdi. Eğer öğrenir ise canından olacağını dâhi bilse Aden'i, Barlas'ın yanında bırakmaz ne olursa olsun alır giderdi.

 

Yemek yedikten sonra Yıldırım'ın ,Ferman için hazırlattığı sıra gecesinin yapılacağı yere geçtiler. Biraz kafalarını dağıtmaya ihtiyaçları vardı.

 

" Eee dostum anlat bakalım nedir senin benim kardeşim ile alıp veremediğin? Bak Barlas öfkelidir, delidir, gözü karadır, lakin sevdiği için dünyayı ateşe verir" Ferman az çok Barlas'ı biliyordu onun tek korkusu kardeşini üzmesi idi. Aden naif kırılgan bir yapıya sahipdi ve Ferman kardeşinin üzülmesini, incinmesini istemiyordu. Birde Barlas'ın yaşam şekli çok tehilikeyidi ve göz göre göre kardeşini o tehlikenin içine atmak istemiyordu.

 

" Yıldırım ,Barlas'ı severim ama konu kardeşim olunca sende beni bilirsin, gözüm kimseyi görmez " Yıldırım da biliyordu Ferman'ın kırmızı çizgisi idi Aden ve Dila olduğunu.

 

" Ferman ben ikinizide tanır ikinizide severim ama ben Barlas'ın gözlerinde Aden'e olan aşkını gördüm. Barlas'ın hayatı yaşantısı hiç kolay değil hele ki o yaşadığı acı kayıptan sonra daha da içine kapandı. Aden'e olan sevgisine ben kefilim beni bilirsin ben öyle herkese kefil olacak bir adam değilim. Barlas'ın Aden'i üzeceğine "derken baş parmağı ve işaret parmağının uç kısımlarını birleştirip. " Şu kadarcık inansam Barlas'ı ne yapar eder bu işten vazgeçiririm " dedi. Yıldırım Antep'te Baykut aşiretinin ağasıydı ve o gece Barlas ile Ferman'ın ettiği kavga kulağına gelmişti kendisi İstanbul'da olmasına rağmen. Barlas'ı aramış onunda İstanbul'da olduğunu öğrenince Barlas'ın mekanın da buluşmuş olan biteni konuşmuşlar dı. Yıldırım ve Barlas sık sık aşiret toplantısında bir araya geldikleri için yıllar içinde dostlukları pekişmisti. Araf Zîrvan Vardarlı kadar yakın olmasada Yıldırım Baykut ile de güçlü bir dostlukları vardı. Barlas her önüne gelene herşeyi anlatacak bir adam değildi Yıldırım'ın da gizlisi saklısı yoktu Barlas'tan.Yıldırım dostum dediği Barlas'a güveni sonsuz du ve Aden'i bile isteye üzeceğin den yana şüphesi yoktu . Durum normal değil karışıktı öğrendiği kadarı ile ama yine de Barlas'ın, Aden'i nasıl sevip sahiplendiği ni o gece dert leşir iken gözlerinde ve ettiği sözlerde görmüştü.

 

Ferman ve Aras biraz da olsun düşünmek istediler bu konuyu. Yıldırım'a güveniyordu öyle yalan dolan konuşup dostunu savunacak biri olmadığını bilirdi. Adaleti ile nam salmıştı Antep'te en büyük aşiretin ağasıydı dürüstlüğünden va adaletinden şaşmazdı. Ama işte Ferman'ın kafası ama lar ile doluydu.

 

"Yediremiyorum Yıldırım . Kardeşim ile dostum dediğim adamın bir olup arkamdan iş çevirmelrini. " Bu sözleri dile getirirken bile Barlas'a olan öfkesi kendini belli ediyordu. " Hadi Aden yapmış bir hata . Barlas ile benim aramdaki dostluğu bilmiyor Barlas ile en son babam ölmeden önce aynı ortamda bulundular. Babam öldükten sonra az çok Aden'in halini biliyordun kimse ile fazla konuşmuyor kalabalıktan kaçıp kendini odasına kapatıyordu. Kullandığı ilaçları hiç söylemiyorum bile .Kardeşimin kendini toparlayalı fazla olmadı. Barlas'ı bilmez tanımaz. Sadece Barlas'ı değil diğer arkadaşlarımı da tanımaz. Ama Barlas, Aden'in benim kardeşim olduğunu bildiği halde bana kazık attı." Dedi öfke ile . " Ulan ben kardeşimi ona emanet ettim o naptı benim kardeşime utanmadan göz dikti. " Dedi elindeki kadehten bir yudum alarak .

 

" Haklısın ama gönül bu kardeşim kime düşeceğini hiç bir zaman bilemezsin. " Yıldırım da biliyordu Aden'in, Barlas'ı sevmediğini o gece Barlas anlatmıştı. Ama birşey söylemedi söylemezdi de Aden için en doğrusu buydu Yıldırım ne kadar böyle olmasını istemesede Barlas'ın anlattıklarından sonra başka çözüm olmadığını gördü. " Siz böyle yapmaya devam ederseniz Aden daha çok yıpranır. O gece Barlas ile seni iyi korkutmuş." Dedi bahçede bir anda bayıldığı geceden bahsederek. " İkiniz bir olmuş kızı ordan oraya savuruyor sunuz olmaz böyle ."

 

Ferman hatırladığı o gece ile birşey diyemedi. Yıldırım'ın doğru söylediğinin farkındaydı. Aras ise bu durumu kabullenmesede Aden , Antep'e geldiğinden beri en çok yanında olmuş kardeşinin verdiği karara saygı duymayı seçmişti. Bu yüzden sadece Yıldırım ve Ferman'ı dinlemek ile yetiniyor sessizliğini koruyor du.

 

Yıldırım , Ferman'ın verecek cevabı olmadığını görünce.

 

" Bak yine söylüyorum haklısın haksız değilsin ama Barlas, Aden'in saçının tek bir teli için dünyayı yakar için rahat olsun o konuda. Zamana bırak sende göreceksin Barlas, kardeşini ne kadar mutlu edeceğini." Dedi adı kadar emindi Yıldırım ,Barlas'ın,Aden'e gözü gibi bakıp mutlu edeceğinden. Çünkü dostu ilk defa bir kadının adını duş eder gibi zikrediyordu. Barlas'ın ağzından ilk defa bir kadını sevdiğini duymuştu. Barlas hiç bir kadının adını bu denli adının yanında zikretmemişti Yıldırım buna ilk defa şahit oluyordu ve Barlas'ın adamlığını biliyordu.

 

" Zamana bıraktım zaten yaşayıp göreceğiz kardeşim. " Dedi Ferman. Daha fazla bu konuyu konuşmak istemiyordu. Konuştukça öfkesi bedenini ele geçiriyordu. Dostu ile yıllar sonra bir araya gelmiş iken tatları kaçsın istemedi.

 

O gece Ferman derin düşüncelere dalmış kafasında herşeyi kurup durmuştu.

 

__________

Mardin

__________

 

Bugün oldukça önemli bir gündü . Karahan konağı günün ilk ışıklarında uyanmış hazırlıklara başlamışlardı. Bu gece aileler bir araya gelip görüşüp konuşacak daha söz kesilecek sonra ise nişan için tarih belirlenecekti.

 

Şehnaz xanım ,Deva ve çalışanlar ile birlikte hem kahvaltı hazırlıyor hemde bugün öğleden sonra Antep'e gidecekleri için hazırlık yapıyorlardı.

 

Ev halkını tatlı bir telaş sarmıştı . Memnun olmayan tek bir kişi vardı oda Elzem xanım dı . Kız istemeye gideceklerini duyduğundan beri içinin istememezliğinden çatlayacaktı. Şimdiden Aden'e bileniyor daha konağa adım atmadan düşmanlık ediniyordu.

 

Barlas ise havanın soğukluğunu aldırış etmemiş üst avluda sigarasının zehrini ciğerlerine çekerek ev halkının koşuşturmasını izliyordu memnuniyet ile. Bir haftadır Aden'in o halini aklından çıkaramıyor bir anda kollarına yığılıp kalmasını unutamıyor du. Geçen bir haftadır Aden'i düzenli olarak saat başı arıyor genç kadın pek konuşmasada eskisi gibi bağırıp kavga etmiyordu da. Hem kullandığı ilaçların yan etkisinden hemde kavgadan gürültüden yorulduğu için daha sakin di . Artık pes etmiş kabullenmeye çalışıyordu bu evliliği.

 

Bu süreçte Barlas elinden geldiğince Aden'in üstüne gitmiyordu.

 

Sevdiği kadın ile nişanlanacağı için bir yanı mutlu iken diğer yanı buruktu sevdiği kadına haddinden fazla zarar verdiği için. Ama Barlas herşeyi telafi edecekti hele bir Aden bu konaktan içeri gelinliği ile girsin bebek gibi sevip sarıp sarmalayacak tüm yaralarını birer birer saracak tı hem kendi açtığı yaraları hemde geçmişten gelen yaralarına şifa olacaktı.

 

" Oo damat bey bu sabah pek bir mutkusunuz." Diyerek Miraç abisinin yanına geldi Mirza ile birlikte. Hergün Barlas'ın çatık kaşları ile güne başlamaya alışmışlar bugün Barlas'ın oldukça sakin dudaklarında varla yok arasındaki tebessüm ve gözlerindeki parıltı ile karşılaşınca yadırgasalarda onlarda abilerinin bu hâlinden gayet memnun lardı.

 

" Tabi mutlu olacak aylardır bu günü bekliyor . " Diyerek bu defa lafa Mirza girdi.

 

İki kardeş abisi adına mutlu olmuşlardı Aden'in ne kadar gönlü olmadığını bilseler de gerçekleri duyduktan sonra abisinin verdiği kararın doğru olduğunu görüşündelerdi .Barlas gerçekleri hiç kimseye anlatmayacaktı ama Mirza ve Miraç'ın bu evlilik konusunu çok üstelemelerinden dolayı anlatmış ağızlarını sıkı tutması konusunda da uyarmıştı. Karahan konağında gerçeği bilen sadece Barlas ile birlikte dört kişi vardı . Agâh ağa, Mirza ve Miraç idi .

 

" Sabah sabah gevşemeyin hemen ." Diyerek sahte bir kızgınlık ile kardeşlerini payladı sigarasının zehrini ciğerlerine soluyorak. " Varsa gözünüzde gönlünüzde biri sizide evlendirelim ."

 

" Yok abi valla benim kafam böyle rahat ağrımayan başımı karı dırdırı ile ağrıtmaya hiç niyetim yok . Bence sende yol yakın ken dön derim . " Dedi Miraç.

 

" Abim Aden yengem ile evlene bilmek için kayınço sun dan onay alana kadar alnının damarı çatladı seninki de söylenecek lafımı." Dedi Mirza . Ferman ile aralarında geçen herşeyi az çok biliyorlardı. Barlas'ın Ferman'a karşı o kadar sabırlı davranması nada hayret etmişlerdi .İki kardeşin de bugün Barlas'ın keyfinin yerinde olmasını fırsat bilip uğraşıyorlar dı bu fırsat birdaha ellerine geçmezdi.

 

" Şimdi Mirza bizim yıllardır değiştiremediğimiz abimi yengem değiştirdi harbiden hem de şimdiden muma çevirdi. Evlendikten sonra da Aden yengem dırdırı ile hanım köylü yapar abimi benden demesi. " Göz ucu ile Barlas'a bakıp sırıttarak ." Yada vaz geçme en azından yengem ile uğraşmaktan bize esip gürleyecek fırsat bulamazsın." Dedi yol yakın ken dön dediğinden dolayı.

 

Barlas kardeşine ters bir bakış attı cevap verme gereksinimi dâhi duymadı bugün kimse tadını kaçırmazdı yaklaşık bir aydır verdiği savaşta galip gelmiş evliliğe dair ilk adımı atıyorlardı. Evlilik tarihi de çok yakın görünüyor du çünkü Barlas uzatmak istemiyor nişandan bir kaç hafta sonra düğün olsun istiyordu.

 

Sevdiği kadından daha fazla uzak kalmak istemiyor nereye baksa Aden'i görmek istiyordu. Nefesinde soluklanmak istiyordu.

 

" Bak onu doğru söyledin Miraç." Diyerek gözlerini genç adama çevirdi Mirza . "Bundan sonra abimin öfkesinden kaçacak yer aramayız . Yengemi arkamıza aldık mı yeter bize ." Dedi

 

Barlas çattığı kaşları ile sert bakışlarını yan yana duran iki kardeşine çevirdi. "Yediğiniz haltlara Aden'i alet edeyim demeyin sizi bu avluda baş aşağı sallandırırım ." Dedi şimdiden Aden'i yanlarına çekip suç ortağı etmek isteyen kardeşlerine. Onlar Barlas gibi değiller kanları deli akıyordu bu yüzden çok vukuatları oluyordu.

 

" Onu bunu boş verin de yengem eli öpülesi kadınmış vallaha. Karahan aşiretine kök söktüren Barlas ağayı muma çevirdi . Yengem konağa gelir gelmez seninle nasıl baş ede bildiğini öğrenecem ilerde işime yarar. " Diyerek gülmeye başladı Miraç.

 

Deva üst avluya çıkan merdivenleri arşınlayarak çıkıp üç abisinin yanına geldi.

 

" Hayırdır beyler kim miş o eli öpülesi kadın ." Diyerek Barlas'ın yanına yaklaşıp yamacına doğru sokuldu. "Yoksa bir gelin daha mı geliyor? Eğer öyle ise önce beni tanıştırmanız lazım " Diyerek Miraç ve Mirza ya baktı. Barlas kolunu kaldırıp yamacına doğru sokulan kız kardeşini kolunun altına alıp başına buse kondurdu. " Biliyorsunuz ben herkes ile anlaşamıyorum bu yüzden önce benim görümcelik sınavım dan geçmeli." Diyerek keyifli bir şekilde gülümsedi.

 

Mirza elini hafifçe havaya kaldırarak. "Hohooo sana kaldıysak biz hiç evlenemeyiz . Sana kimseyi beğendiremiyoruz bin bir bahane üretiyor sun. " Dedi daha sonra aklına gelen ile . "Harbi sen Aden'e nasıl ses etmedin ? " Diye sordu . Deva ya birilerini beğendirmek zordu .

 

Deva genişçe gülümseyerek. " Onun yeri bambaşka . Aden'i ilk gördüğüm gün Karahan ların gelini olmalı dedim . Hatta abimin aklına sokmayı planlamıştım ki birşey yapmama gerek kalmadı . Barlas ağa Üsküdarı çoktan geçmiş Aden'i kendine aşık etmişti ."

 

Miraç, Deva'nın söylediklerine gülerek. "Hep biz abimin yüksek voltajına kapılıp çarpılacak değiliz ya bu defa da abim yengemin akımı ile çarpılmış. " Sözünü bitirmesi ile hepsi gülmeye başlamıştı Barlas hariç.

 

Barlas kaşlarını çatmış boş konuşan kardeşini dövecek miş gibi bakıyordu. "Zevzeklik etmeyi bırakın işiniz gücünüz yok mu sizin ?"

 

" Ay ben kahvaltı hazır sizi bekliyoruz demeye gelmiştim." Dedi neden geldiğini hatırlayarak. " Birde Mirza abi , Miraç abim ile birlikte çarşıya gidecekmiş siniz . Nişan için takılacak altınlar hazırmış kuyumcudan onları alcak mışsınız yade dedi ."

 

" Tamam abim kahvaltıdan sonra gideriz." Dedi Mirza.

 

Dört kardeş üst katın büyük avlusunu geçip merdivenlerden aşağıya inmeye başladılar. Deva ve Barlas önde Miraç ve Mirza arkadaydı.

 

Bir anda Miraç aklına gelen ile.

 

" Antebin kalesine

Astılar fermanımi

Aman, aman, aman, aman

Astılar fermanımi." Şarkıyı söylemeye başladı bunu yapmasay dı içine dert olurdu. Mirza da hiç vakit kaybetmeden Miraç'a ayak uydurdu. Ne de olsa bugün Karahan lar için oldukça mutlu bir gündü.

 

"Urfa, Mardin beyleri

Kestiler fermanımi

Aman, aman, aman, aman, aman

Kestiler fermanımi.

Aman, aman, aman, aman, aman

Kestiler fermanımi"

 

Karahan konağında tam bir nişan havası vardı bugün beklenilen büyük gün gelmişti Karahan lar için yıllardır Barlas'ın evlenmesi için kırk takla atmışlardı ama başaramamış lardı. Şimdi ise Barlas evlenme kararı almış Barlas'ın yuva kurma sevinci tüm aileyi sarmıştı.

 

Hem şarkı söylüyor hemde merdivenlerden iniyorlar dı. Dışarıdan gelen Cihangir de ikiliye katılmış onlar ile birlikte şarkı ya eşlik etmişlerdi. Bu fırsatı kaçırmazdı Cihangir oda biliyordu bu fırsat birdaha ele geçmezdi.

 

"Seven ölür yar için

Can verir canan için

Seven ölür yar için

Can verir canan için

Seni sevdiğim için

Kestiler fermanımi

Aman, aman, aman, aman

Kestiler fermanımi" Üç gencin sesi adeta Karahan konağında yankılanıyordu. Barlas'ın bu sakin hali bin yılda bir görülür cinstendi üç genç adam bu fırsatı bulmuş iken geri tepmiyor Barlas ile uğraşıyorlardı.

 

Merdivenlerin sonuna geldiklerinde Barlas daha fazla üç gencin bağırarak söylediği şarkıya dayanamadı. " Biraz daha zevzeklik ederseniz üçünüzü birden asacağım Antep'in kalesine. " Diyerek Miraç , Mirza ve Cihangir'i susturdu.

 

Gençler Barlas'ın uyarısından sonra susmuş lardı çünkü salon kapısının önüne gelmişlerdi. Hepsi tek tek salona girdi kahvaltı masasında oturan aile büyüklerinin oturduğu masaya oturdular.

 

Elzem xanımın yüzünden düşen bin parçaydı. İçindeki kötülük adeta göz bebeklerini peyda olmuştu.Gençlerin bu mutluluklarına dahi tahammül edemiyordu. Onun nazarında Aden Karahan lara yakışır bir gelin değildi. Ablasının emaneti kızı gibi büyüttüğü Erva için bu hayalleri kurmuştu. O bu evin kızıydı ve bu evin gelini olamayı da o hakediyordu. Yeğeni için kurduğu hayalleri suya düşmüş tüm o hayaller Aden için gerçekleşiyordu. Elzem xanım bu durumu kabullenemiyordu ve hiç bir zamanda kabullenmeye cekti. Yıllardır adlarını duymaya tahammül edemediği ailenin kızı bu aşirete gelin diye geliyordu ve bu durum Elzem xanımın içinde yatan şeytanı uyandırıyor du. Aden den şimdiden nefret ediyordu yeğeni için kurmaya çalıştığı tahtı kırdığı için.

 

Aslında Elzem xanımın Aden den nefret etme sebebi sadece bu değildi geçmişten gelen bir şeydi. Geçmişin bedelini de Aden'e ödetecekti hemde hiç birşey den haberi olmadığı halde. Elzem xanımın kuyruk acısı bam başkaydı. Aden'e çok yakın olan birinin acısını genç kadın dan çıkaracaktı. Bunca yıl evlenmedi diye nasıl kendisi namusu ile vurul duysa Aden'i de belden aşağı vuracaktı Elzem xanım.

 

Herkes sofraya oturunca kahvaltı etmeye başlamışlardı. Elzem xanım böylesi bir günde yine huzularını kaçırmak için pervasızca sözlerini dile savurmak için fırsat kolluyor böylesi mutlu bir günü tüm aileye zehir edecekti.

 

Elzem xanım kahvaltı masasında ki aile fertlerinin üzerinde bakışlarını gezindirdi. " Ne meraklıymışsınız o kızı gelin diye almaya." Diyerek dilinin zehrini akıtmaya başladı. Herkesin mutlu ve hevesli bir şekilde akşam için hazırlık yaptıklarını görmeye tahammül edemiyordu.

 

Masadaki herkes bir anda Elzem xanımın söylediği sözle şoka uğradı. Barlas halasının ne dediğini idrak etmeye çalıştı ilk başta çattığı kaşları ile. Yine başlamış lardı tıpkı Aden ile evlenmek istediğini söylediği ilk gün yaptığını yapıyordu Elzem xanım.

 

" Hâlâ o diline mukayyet ol yine başlama." Dedi Barlas bedenini yavaş yavaş ele geçiren öfkesi ile. Oda bilmiyordu ki Elzem xanım bir defa başladımı durmak bilmezdi zehrini akıtana kadar.

 

Elzem xanım hüküm süren bakışlarını Barlas'ın kararan bakışlarına sabitledi. Yeğeninin bakışların daki o öfkeyi görünce doğru yolda olduğuna emin oldu. "Yalan mı Barlas ağa? " Dedi ağır aksanı ile. "Ne yapıp ettin o ne üdüğü belli olmayan kızı bu aileye gelin diye getirmeyi başardın." Elzem xanımın gözlerindeki acımasızlık adeta kendini belli ediyor daha fazla ileri gidebileceğini gösteriyordu.

 

" Hâlâ ! " Dedi dişlerini kırarcasına sıkarak. " Aşiret büyüklerini doldurup üstüme saldın daha yaptığını unutmadım ." Elzem xanım Barlas ve Aden'in evlilik konusunun ciddiyete bindiğini öğrendiği an aşiret büyükleri ile görüşmüş Aden hakkında pervasızca yalan yanlış sözler söyleyerek aşiretin ayaklanmasına sebep olmuştu bu evliliğe engel ola bilmek adına. Yinede istediğine ulaşamamış başarısız olmuştu. Aşiret büyükleri Barlas'ı çağırmış bu evliliği kabul etmediklerini söylemiş Elzem xanımın söylediği yalan yanlış ithamları dile getirmişler Barlas ise sevdiği kadın hakkında söylenilen sözleri duyunca delirmiş ortalığı bir birine katmıştı. Karahan aşiretini karşısına almış Aden hakkında tek bir kişi dâhi usulsüzce yalan yanlış sözleri dile getirme gafletine düşenleri ölüm ile tehdit etmiş bu nedenden dolayı başlayacak bir kan davası olur ise umrunda olmayacağını söylemiş. Aden'in ailesinin kim olduğunu söylemişti .Yalan yanlış bildikleri kızın soylu bir aileden geldiğini belirtmiş. Soyu sopu bilinmeme ihtimali olsa bile vazgeç meyeceğini dile getirmişti.

 

Aden'in soylu bir aileden geldiğini kim olduklarını söyleme sebebi kim olduklarını öğrensinler bir daha diline dolamasınlar diye söylemişti . Bunu söyleme sebebi de ilerki zamanda her hangi biri şuursuzca Aden'e tek bir kelime edip üze bilme ihtimali idi. Öyle birşey olur ise işte o zaman taş üstünde taş kalmaz dı . Yoksa Aden'in ailesinin ne varlığı ne soylu olması umrunda değildi. Aden bir kere gönlüne düşmüştü ne olur ise olsun yine severdi genç kadını. Aşiret büyükleri Barlas'ın bu deli tarafından korkup geri adım atmak zorunda kalmıştı. Onlarda biliyordu Barlas Karahan sözde kalmaz icraatını da gösterirdi.

 

Hırçın dalgaların deniz kıyısına sertçe vurduğu gibi Barlas'ın öfkesi de şaha kalmaya başlamıştı. Kötülüğün peydah ettiği gözlere sabitledi öfkenin fink attığı bakışlarını.

 

" O diline mukayyet ol yoksa - " Barlas daha sözünü bitirmeden Elzem xanım bıçakla keserek gibi kesti genç adamın sözünü.

 

" Yoksa ne Barlas ağa ! " Dedi korkusuz bakışları ile birlikte çenesini dikleştirerek . Oysa Elzem xanım bile Barlas'ın öfkesinden korkardı şuanda kuyruğunu dik tutup korkmuyor muş gibi görünmeye çalışıyordu.

 

Ölümü çağrıştıran bakışları adeta karşısındakinin kim olduğunu unutmasına sebep oluyordu. " Yoksa karşımdakinin kim olduğunu unutmak zorunda kalırım Elzem xanım." Aden için karşısında ki kim olursa olsun ezip geçmekten çekinmeyecekti Barlas ağa . O sevdiği kadına yeni yaralar açmak için evlenmiyordu aksine kendi açtığı yara ile birlikte tüm yaralarını sarıp sarmalamak korumak için evlenmek istiyordu. Gönlüne düşen cemresini kimseye ezdirmeye niyeti yoktu.

 

Elzem xanım öfke ile birlikte yüzünde histerik bir gülümseme belirdi saniyelik. "Edep ,adap bilmeyen namustan bi haber olan bir kız için kim olduğunu unutacaksan eğer elin titremesin Barlas ağa." Sert olan yüz hatları iki kaşının arasındaki deq ile daha da sert bir görünüm sağlıyor hüküm süren bakışları kendinden ödün vermiyordu.

Kalbi katran karasaydı içindeki kötülük yüzüne ve sözlerine yansıyordu. Bakışlarında zerre merhamet yoktu içindeki iyiliği merhameti yıllarca önce yok olmuş yerine kötülük kibir ve fesatlık gelmişti. Elzem xanımın kalbinin çirkinliği bir gün kendi başına dert olacaktı. Vicdanını yok etmiş onun yerine taş gelmişti.

 

Barlas oturduğu yerden hiddetle ayaklandı. " Benim karım olacak kadının namusunu bir kez daha diline doladığını göreyim yada duyayım bu konağı içinde sen varken yakarım Elzem xanım." Dedi çaprazında ki oturan halasına doğru eğildi masanın üzerinden. "Emin ol elim dahi titremez ." Dedi hüküm dolu sözleri ile .

 

Elzem xanımın gözlerinde adeta bir lav yanıyor gibiydi. Öfke ile alıp verdiği nefes göğüs kafesinin sert bir şekilde inip kalkmasına sebep oluyordu. Yeğenin sözleri içindeki kötülüğü harlıyor işittiği sözlerden dolayı Aden'i yakıp yıkmak istiyordu.

 

Hesna xanım torunun, kızına savurduğu tehditler ile ortalığın daha çok karışacağını anladığı için müdahale etme gereksinimi duydu. Yoksa Elzem hanımı haklı bulduğundan değildi bu konuda Barlas'ın arkasındaydı Hesna xanım.

 

" Barlas ." Dedi torununu sakinleştirmek adına.

 

Barlas öfkenin fink attığı bakışlarını bu defa Hesana xanıma çevirdi.

 

" Ne Barlas yade ? " Dedi sert bir şekilde. "Duymuyor musun karım olacak kadın hakkında neler söylediğini? Ulan Aden bu sözleri hakedecek ne yaptı ki bu kadar bileniyor? Aden'i bir kaç defa görmüşken bu kadar kin nefret niye Elzem xanım?" Diye Hesna xanım daki bakışları tekrardan Elzem xanımı buldu.

 

"Masum ulan masum hemde bu konakta ki herkesten daha masum günahsız." Dedi bu defa bakışlarını masada oturan diğer aile bireylerinin çevirdi. " Ya size ne demeli ? Hiç biriniz de ağzınızı açıpta ne diyorsun sen o kız bu ailenin gelini demiyorsunuz." Gelini olacak demiyordu gelini diyordu direk olarak herkes Aden'e saygı göstermek zorundaydı. Barlas karısı olacak kadına saygısızlık etmelerine müsade etmeyecekti.

 

Barlas'ın herkese itahafen ettiği sözler herkesin kendine gelmesini sağladı. Deva halasına saygısızlık etmek istemediği için hemde abisi gereken cevabı verdiği için sessiz kalmıştı ama daha fazla sessiz kalıp abisini yanlız bırakmayacak hemde Aden'i de ezdirmeye hiç niyeti yoktu.

 

" Halamın derdi belli abi ." Diyerek karşısında oturan Erva'yı işaret etti memnuniyetsiz bir yüz ifadesi ile.

 

Elzem xanım abi kardeşin bir olup üstüne daha fazla gelmesine dayanamadı. " Deva haddini bilesin karşında halan var senin! O el kızını bana karşı savunup Erva'yı araya katma." Dedi merhametin kırıntısı olamayan bakışları ile Deva ya ateş püskürüyor du adeta .

 

Deva dudaklarını aralayıp tam Elzem xanıma cevap verecektiki araya Barlas girdi. " Kızın gibi büyüttüğün kendi gözünden sakındığın Erva ya birinin birşey söylemesini kaldıramıyorsun değilmi?"Diye sordu Elzem xanıma.Barlas halasının tek kelime etmesine fırsat vermeden tekrar konuşmasına devam etti." Seninde evlat gibi bakıp büyüttüğün bir kızın bir oğlun var xalte. Biri senin evlatlarına kötü tek kelime söylediğinde için giderken sen bir ananın evladının namusunu nasıl diline dolaya biliyorsun seninde kızın var ne kadar sen doğurma mış olsan da analık duygusunu çok iyi biliyorsun." Barlas'ın niyeti kesinlikle Erva'yı aşağılamak değildi bilakis Erva'nın ,Deva dan bir farkı yoktu tırnağı kırılsa Barlas tırnağını kıranı yakardı.

 

Erva ise Barlas'ın söylediği sözler ile utanç içinde başını yere eğdi annesi gibi gördüğü teyzesi zamanında Barlas'ın aklını çelsin diye Erva ya neler neler yaptırmıştı. O zamanlar cahil aklı ile Elzem hanımın sözüne uymuş Barlas'ın aklını çelmek için neler neler yapmıştı. Ama şimdi herşey çok farklıydı artık Elzem xanımın dediklerini yapmıyor yapıyor gibi görünüyor du . Barlas'ı da kendi abisi Hozan dan ayırt etmiyordu. Aklı başına gelmişti artık.

 

Elzem xanım hüküm süren bakışlarını Barlas'ın sert çehresin de gezindirdi. "Kimse benim evlatlarıma kötü tek bir söz söyleme cüretinde bulunamaz ben ne yapıyorsam şuanda kendi kızımın geleceği için yapıyorum." Dedi gerçekleri gizleme zahmetine girmeden. " Aden değil Erva olacaktı bu evin gelini . Konağın içindeki kıza kör olup bizim örf ve adetlerimizi , oturup kalkmayı dahi bilyen yarı çıplak gezen bir kıza gönül verdin . O kız bizim aileye yakışmaz ne ana var başında ne ata İstanbul'larda tek başına fink atıyor. Baksana şu haline senin bile aklını başından almış gözünü kör etmiş." Dilinin merhametsizliği içler acısıydı Elzem xanımın. Dışarıdan bakıldığı zaman acınacak bir hali vardı merhametten bu kadar yoksun olup Barlas'ın o kadar sözüne karşılık genç bir kadının namusunu diline dolamaktan geri durmadığı için o kadar aciz görünüyordu ki bunun farkında bile değildi.

 

Barlas duyduğu sözlere daha fazla dayanamadı elini sert bir şekilde masaya vurup . " Hâlâ yeter ! " Diye adeta boğazı yırtılırcasına bağırdı.

 

Hesna hanımda bu duruma tepkisiz kalmamış.

 

" Elzem ! " Dedi hiddetle. " Haddini aşı yorsun o diline mukayyet ol yoksa ben o dilini tutmasını öğretirim bu yaştan sonra sana ." Dedi yaşlı aksanı ile birlikte hüküm dolu bakışları oldukça sertti. Hesna xanım ile birlikte diğer aile üyeleri de sessiz kalmamış hepsi ayrı ayrı kınamıştı Elzem xanımı.

 

" Haddini aşan ben değilim yade . Haddini aşana haddini bildir bana değil ." Dedi Elzem xanım. Elzem xanımın nazarında haddini aşan Barlas tı.

 

Barlas kimseyi umursamadan masanın diğer tarafına doğru adımladı. Attığı her adım adeta ölümü çağrıştırıyor yeri titretiyordu . Elzem xanımın yanına vardığında elinin birini Elzem xanımın oturduğu sandalyenin tepesine koyup diğer elini de masaya koyarak Elzem hanımın yüzüne doğru eğildi. Kararan bakışları kibirli bakışlar ile birleştirdi.

 

" Bu seni son uyarışım Elzem xanım bir kez daha Aden'in adını bu şekilde ağzına alma gafletine düşersen yeğenini değil yedi yabancıyı görürsün karşında." Dedi vakur bir ses tonu ile . " İkinci konuya gelecek olursak Erva'nın aklını bulandır maktan vazgeç. Aden olmasa dahi Erva ile de olmazdı . Deva neyse benim için Erva da o dur . " Diyerek duruşunu dikleştirip salonun kapısına doğru adımladı. " Hadi hepinize afiyet olsun. " Diyerek salondan çıktı burnundan soluduğu öfke ile.

 

Barlas'ın arkasından Cihangir, Mirza,Deva ve Miraç ta oturdukları masadan kalkıp salondan çıktılar. Barlas'ın en mutlu gününü Elzem xanım zehir etmeyi başarmıştı. Elzem xanımı Barlas'ın öfkesi korkutmuştu. Bu korku sadece bugün için geçerli değil di yeğenin gözü karalığı öfkelendiği zaman gözünün kimseyi görmemesinden hep korkmuştu zaten. Buna rağmen durmayada niyeti yoktu Elzem xanımın.

 

Barlas'ın salonu terketmesi ile diğerleride arkasından gitmiş Hesna hanım, Agâh ağa ve şehnaz xanım tepkilerini göstermişlerdi Elzem xanıma. Hesna xanım kızını sert bir dille uyarmış altı yıl önce kocasına nasıl sürgün hükmü vermişse aynısını sanada yaparım Babanın yanına gönderirim seni birdaha Mardin'e ayak bastırtmam diyerek tehdit vari sözleri dile getirmekten çekinmemiş akşam Eroğlu konağına gittiklerinde diline hakim olmasını da söylemeyi ihmal etmemişti.

 

Eğer Hesna hanım kızının önünü şimdi kesmez ise ileride bir kan davasına sebebiyet vereceğinden adı kadar emindi. Günler önce kızı aşiret büyükleri ile görüşüp Barlas ve Aden'in evliliğine engel olmak için ortalığı karıştırdığını ve Barlas'ın aşiret büyükleri ile görüşmeye gittiğinde ortalığı bir birine katıp aşiret büyüklerini tehdit edip bu evlilikten dolayı şuursuzca konuşup bu evliliğe engel olmaya kalkışan tek bir kişi dahi olursa canlarını alacağını ve bu nedenden dolayı başlaya bilecek kan davası olur ise umrunda olmayacağını belirttiğini duyduktan sonra Elzem xanımı dizginlemesi lazım dı Hesna xanım. Torunu dediğini yapmaktan çekinmezdi biliyordu.

 

Zaten Barlas bunu duyduğunda günlerce evdekilere kan kusturmuş öfkesinden herkes payına düşeni almıştı. Barlas iki gündür sakin davranıyordu.

 

Elzem xanımın dili durmuyor Aden hakkında olur olmaz dedi koduları milletin kulağına yerleştirip bu evliliğin temelini sarsmak için elinden geleni yapacağını biliyordu Hesna xanım. Aden'in namusu ile ilgili tek bir söz dilden dile dolanır ise Barlas kan döker meydana gele bilecek bir kan davası kaçınılmaz olurdu. Zaten kan davalı oldukları aşiret vardı ve böylesi bir fırsat ellerine geçer ise Karahan ların onurunu sarsmak için kullanırlardı.

 

G.Antep

__________

 

Aradan geçen saatler sonra nişan hazırlıkları için koşuşturmaca sona ermiş Karahan lar Mardin'den, Antep'e doğru yola çıkalı saatler olmuş az bir yolları kalmıştı. Yıldırım Baykut ne kadar ısrar etsede Barlas otelde kalacaklarını belirtmiş Antep'in en lüks otelinde yer ayırmış önce otele daha sonra ise ordan Eroğlu konağına geçilecekti. Barlas'ın isteği üzerine bugün Araf Zîrvan Vardarlı da kız kardeşi ile birlikte aralarına katılmıştı. Araf ve Barlas'ın dostluğu bam başkaydı onlar bir birlerinin mutlu ve mutsuz olduğu günlerde her zaman bir birlerinin yanında olmuş lardı.

 

Yol akıp gittikçe Barlas ağaya uzuyor gibi geliyordu. Günlerdir sevdiği kadının yüzüne hasretti ve sabrı gelmiyordu bu yüzden yol sanki Barlas için uzadıkça uzuyordu. Aden'in sesini duymak bile Barlas'a yeterli gelmiyor du artık sevdiği kadını her türlü yanında yamacında görmek istiyordu.Sabahinki olay ne kadar canını sıkıp gün boyunca öfke ile burnundan soluyarak aile fertlerinin burnundan getirsede bugünün sonunda Aden'i görecek olması sakinleştirmişti genç ağayı.

 

Aden , Barlas ağa'nın gönlüne öyle bir taht kurmuştu ki yedi düvelde gelse yıkmaya ne kimsenin gücü yeterdi nede cesareti genç kadın görse bu sevdanın altında ezilirdi şüphesiz. İçine ilmek ilmek işleyen sevdasını bir başkasında görse güler geçerdi Barlas ağa. Hiç bir zaman bir kadını hayatının tam merkezine yerleştiriceği aklına dahi gelmemiş bir kadını hayatının merkezine koyanların yaptıkları da saçma gelirdi. Ama şimdi Aden hiç ummadığı anda hayatının tam merkezine düşmüş vazgeçmek istese dahi vazgeçemezdi.

 

Yolculuk nihayetinde bitmiş otelin önünde durmuştu dört araba . Arabadan indiklerinde Yıldırım Baykut karşıladı Barlas ve ailesini. Dostunu böyle bir günde yanlız bırakamazdı. Otele giriş yapılmış herkes odasına geçmiş Barlas , Araf ,, Yıldırım, Mirza ve Miraç otelin kafesine geçmiş bir saat kadar oturtup sohbet etmişlerdi. Yıldırım müsade isteyerek kalkmış Barlas'a söz hediyesi olarah hazırlattığı baklava için adresi vererek gitmişti . Aradan geçen saatler sonra diğer aile üyeleri ile keyifli sohbetin ardından yemekler yenilmiş Eroğlu konağına gitmek için herkes odalarına gitmiş hazırlanmaya başlamıştı.

 

Hazırlıklar tamamlanınca herkes arabasına geçti Eroğlu konağına doğru yola çıktılar. Konağa gitmeden önce Yıldırım ağa'nın dostu için özel olarak yaptırdığı baklavalar alınacaktı. Barlas'ın içinde ilk defa hissettiği bir duygu vardı aşk ve içi içine sığmıyordu sevdiği kadına nihayetinde kavuşacağı için.

 

Biran önce nişan takılsın ardından hemen düğün yapıp sonsuza dek Aden'e kavuşmanın sabırsızlığı vardı içinde. Belki tenleri ve ruhları kavuşmayacaktı ama Barlas gönlüne düşen küçük kadının yanı başında olmasıyla kavuşacaktı. Aden'in kendisine yaklaşmayacağını bilse de aynı odayı paylaşacak uyurken aldığı nefes ile soluklanacaktı . Odasının her köşesinde sevdiği kadının eşyaları olacak oda da Aden'in,Barlas ağayı kendinden geçiren güzel kokusu saracaktı bu bile yeterdi Barlas'a.

 

Önce Yıldırım'ın özel olarak yaptırdığı baklavalar alınmış ardından ise Barlas Aden'in çok sevdiği kırmızı güllerden bir buket yaptırmış içine de birtane beyaz gül koydurmuştu. Bir buket kırmızı gülün arasına koydurduğu beyaz gül aşkın ve masumiyetin sembolüydü. Kırmızı Barlas'ın aşkını temsil ederken tek birtane olan beyaz gül Aden'in masumiyetini temsil ediyordu Barlas bunu bilinçli bir şekilde yaptırmıştı. Sevdam dediği kadın Barlas ağa'nın en masum tarafıydı.

 

Barlas'ın sabrının gelmediği yol nihayetinde bitmiş dört araba Eroğlu konağının önünde durmuştu. Hesana xanım, Agâh ağa,Şehnaz xanım ve Elzem xanım bir arabadan inmiş . Mirza, Erva ve Miraç bir arabadan inerken Barlas ile Deva da aynı arabadan inmişlerdi. Araf ağa

ve kız kardeşi ise kendi arabaları ile gelmişlerdi.

 

Eroğlu konağının bahçe kapısı açıldı misafirler içeriye girdi.Önden Hesna xanım ve Karahan ailesinin büyükleri girdi içeriye. Ardından gençler girdiler. Ferman ve ailesi kapıda karşılamışlardı misafirlerini. En son Barlas, Araf ve Dicle kalmıştı. Dicle tekerlekli sandalyeye mahkum genç bir kızdı ve Araf kız kardeşini kucağına almak durumunda kalmıştı evin üst katına çıkmak için. Dicle ne kadar gelmek istemesede Barlas ısrar etmişti gelmesi için. Dicle'nin hikayesi çok acıydı ve tekerlekli sandalyeye mahkum olduğu günden bu yana kendini eve hapsetmiş evden çıkmaz olmuştu.

 

Araf'ı , Dicle'nin bu hali ile günden güne abi olarak kafayı yiyor kardeşinin tekrardan kendine zarar vermesinden korkuyordu ve Barlas bunu biliyordu . Barlas, Dicle'yi tekrar topluma kazansın diye ısrar etmişti. Hiçbir günahı yokken başını önüne eğip kendini eve hapsetme sine gönlü el vermemişti ve şuanda Dicle'nin de mutlu olduğunu görünce doğru bir karar aldığını anladı Barlas.

 

Şu an Aden için olmasada Barlas için unutulmaz bir mutlulukdu. Gözlerinin içi parlıyordu ilk defa siyahı anımsatan koyu kahve gözleri katran karası gözlerinde bir ışık yanmıştı.

 

Barlas elinde çicekler ile girdi Araf ise kucağında taşıdığı Dicle ile girdi konağa.

 

Herkes merdivenlerden evin ikinci katına çıktı.

 

Hep birlikte içeriye girdiler Eroğlu kadınları ve kızları Dicle'nin güzelliğine hayranlık ve beğeni ile baktılar. En çok da Aden beğenmişti karşısında gördüğü Araf'ın kucağındaki güzel kadını. Aden , Araf'ı ilk defa görüyordu daha önce duyduğu gibi heybetli bir adam dı Deva dan duyduğu kadarıyla Araf Zîrvan Vardarlı . Barlas ile saldırıya uğradıkları gece Araf aramıştı ve Aden bir ara Deva ile konuşur iken kim olduğunu sormuştu. Deva ozaman kim olduğunu anlatmış Araf'ın abisinin en yakın dostu olduğunu söylemiş sohbet uzadıkça Dicle den de çok bahsetmişti ve Dicle'nin acı dolu hikâyesini anlatıp sonradan nasıl tekerlekli sandalye ye mahkum olduğunuda dile getirmişti ve Aden'in içi bur kulmuştu duydukları ile . Daha önce Deva dan çok dinlemiş ti Dicle'nin güzelliğini lakin şimdi gözleri ile görmüş hayran kalmıştı Dicle'nin güzelliğine.

 

Sevdiği adam tarafından kan davasının intikamı alınmış tekerlekli sandalyeye mahkûm edilerek güzelliğine gölge düşürülmeye çalışılmış güzel bir genç kızdı.

 

Aynı şekilde Dicle de ,Aden'i görür görmez gözlerini alamadı. Bu nasıl bir güzellikti bedenini saran kırmızı elbise tenine çok yakışmıştı.Elbise içinde pırlanta gibi parlıyor etrafına ışık saçıyordu Aden. Barlas Karahan'ın vurulduğu yandığı kadar vardı. Duruşu, asaleti ve güzelliği bakanların bir daha dönüp dönüp bakacağı bir kadındı Aden Eroğlu.

 

Kapıdan girer girmez iki kadında birbirlerine gülümsedi. İkisi de içten içe bir birlerine sarılmak isteselerde Dicle'nin yürüme engelli olduğu için Araf'ın kucağında olmasından dolayı bu pek mümkün olmamıştı. Aden yüzünde beliren hafif tebessüm ile ." Hoşgeldin ." dedi.

 

Dicle ise en güzel tebessümünü yüzüne yerleştirip" Hoşbuldum güzeller güzeli " deyince Aden utanmıştı. Dicle yi ilk defa görmüştü bu kadar sevecen bir kadın olduğunu bilmiyordu Dicle'nin. Zamanla oluşacak en güzel dostluğun ilk adımı idi bunlar. Aden , Araf Zîrvan Vardarlı yı ilk defa gördüğü için çekingen bir ses ile hoş geldin demiş Araf genç kadının çekingen haline sıcak kanlılık ile hoşbuldum diye karşılık vermişti. Diğer yandan ise Dila da tüm sevecenliği ile karşıladı Dicle'yi . Herkes salona geçerken bir tek Barlas kalmıştı ikinci katın avlusunda. Birde hâlâ bahçeden yukarıya çıkmayan Ferman vardı.

 

Katran karası kadar koyu olan kahveleri Aden'in üzerinde gezindi beğeni ile . Aden'in üzerinde kravuze yaka balon kol detaylı bedenini saran midi boy bir elbise vardı elbisenin altına gümüş renginde stiletto ayakkabı ile kombin etmişti. Hafif dalgalı şekilde yaptığı Uzun kahve saçları omuzlarından aşağı doğru iniyordu. Ve tüm zerafeti ve güzelliği ile şuanda Barlas ağa'nın tam karşısında duruyordu. Barlas , Aden'in ayağındaki gümüş rengi ayakkabısın dan tut saçlarının uçlarına kadar hayranlık ile bakmıştı. Aden'in beyaz tenini saran kırmızı kumaş görsel bir şölen yaratmıştı Barlas'a.

 

Aden ise göz ucu ile kendisini baştan aşağı inceleyen Barlas'a baktı. Siyah takım elbisenin içine siyah bir gömlek giymişti. Tüm heybeti ,sarsılmaz duruşu ve yakışıklılığı ile Aden'in karşın da duruyor du. Her zamanki gibi siyahların içinde asaletini gösteriyordu. Siyaha beyaza yakıştığı gibi en çok kırmızı yada yakışırdı.

Şimdiden bir uyum yakalamış lardı bile .

 

Barlas derin bir nefes aldı iç çekerek. Gözleri saniyelerce sevdiği kadının üzerinde dolandı şuanda Aden'i öpme arzusu ile yanıp tutuşuyor du. Dolgun dudaklarına sürdüğü kırmızı ruj Barlas'ın iradesi ile oynuyor iştahını açıyordu.Karşısında kusursuz bir görüntü ile duran kadının elbisesinin göğüs dekoltesine değindi bakışları. Bir anda kaşları çatılsada içinde beliren kıskançlık duygusu nu bastırmaya çalışıyordu . Aden'in hafif dolgun olan göğüsleri elbisenin dekoltesinden göğüs oluğu beyaz teni ile kırmızı kumaşın içinde oldukça dikkat çekiyordu ve bu Barlas'ın hiç hoşuna gitmedi. Elbisenin göğüs dekoltesi abartı değildi ama Barlas sevdiği kadının teninin zerresini kimse görmesin istiyordu. Bu durum ile Barlas sıkça karşılaşacak kıskançlık ile yanıp tutuşacaktı. İçinde yanan kıskançlık duygusunu bastırmaya çalışarak bakışları bu defa Aden'in gözlerini buldu.

 

Barlas'ın gözleri mutluluk ile ne kadar parlıyor ise Aden'in gözlerindeki ışık sönmüş yerine buz saçakları kadar keskin bir okadar da soğukluk yerleşmişti. Barlas'ın mutluluk ile gözlerinin parlaması Aden'i oldukça rahatsız ediyordu. Kendi hayatı mahvolurken hayatını mahveden adamın mutluluk ile gözlerinin parlamasına tahammülü yoktu.

 

Yine sesini çıkarmadı. Aden'in dudaklarından tek bir kötü kelime dâhi dökülmedi . Kabulleniyordu yavaş yavaş kaderini. Araladığı dudakları ile soğuk bir ses tonu ile. " Hoş geldin ." Dedi . Gözleri dolmaya hazır bir şekilde bekliyor du . Bugün hayatı tamamen ellerinden kayıp gidiyor parmağına takılacak olan yüzük ile özgürlüğünün son bulacağını biliyordu. Gücü kalmamıştı savaşmaya pes etmişti. O gece bahçede bayılıp kaldıktan sonra düzensiz olan tansiyonu oldukça zorlamıştı genç kadını kendini daha yeni toparlamıştı. Bu yüzden herşeyi oluruna bırakmış artık zorluk çıkarmıyordu.

 

Barlas, Aden'in buz kitlesini aratmayacak olan soğuk bakışlarını gördüğünde ayazda kalmış gibi üşüdü. Barlas'ın bakışları ne kadar içten ve sıcak ise Aden'in bakışları tam tersi bir okadar uzak ve soğuktu. Onlar zaten en başından beri zıt kutuplar değiller miydi? Aden beyaz iken Barlas siyahtı. Aden bahar iken Barlas zemheriydi.

 

Barlas böyle karşılanacağını biliyordu buna hazırlamıştı kendini. İçinden ' Bu bakışlarına da razıyım yeterki benim ol yanımda ol seni herkesten koruya bileyim yanımda ol ki tüm yaralarını sarıp sarmalayayım yeterki benim ol .' dedi içinden.

 

Dudaklarına peyda ettiği tebessümü ile . "Hoş buldum güzelim." Diyerek elindeki gül buketini Aden'in eline doğru uzattı. Aden , Barlas'ın uzattığı gülleri aldı.

 

Barlas deli gibi Aden'e nasıl olduğunu sormak istiyordu ama soramıyordu. Zayıflamış bedeni ve gözlerine peyda olan canın acısı alenen ortadaydı dili varmadı bir türlü nasılsın demeye. Bu halinin sebebi kendisiydi ve nasılsın diye sormaya yüzü yoktu.En son Aden'i hastaneden çıkarttıkları gün görmüştü. O güne nazaran bugün daha iyi görünüyor du bedenen zayıfladığı Barlas'ın gözünden kaçmadı. O günden sonra hiç kavga etmeseler de Aden'in soğuk davranışları ile aralarına bir duvar örülmüştü.

 

Barlas özlem ile baktığı gözlerin dolmaya hazır olduğunu görünce aralarındaki mesafeyi kapatıp genç kadının üzerine doğru hafif eğilerek dudaklarını alnına bastırdı. İkili Ferman'ın hâlâ alt katta olduğunu biliyordu. Barlas, Ferman'ın her an göre bileceğini umursamadı Aden ise abisinin göre bilme ihtimalini düşünüp geri çekilmedi olmayan sevdasına inansın diye .

 

Ferman zaten herşeyi şuanda görüyordu ikilinin sesini duymasada Barlas'ın kardeşine dokunduğunu gördükçe bedenini saran öfke ile dişlerini kırarcasına sıkarak izliyordu. Sırf Aden'i üzmemek için ses etmiyordu.

 

Barlas yavaşça alnını Aden'in alnına dayayarak gözlerini kapadı tıpkı genç kadın gibi. İlk defa bağırıp çağırmadan . "Seni seviyorum." Diye fısıldadı elinin biri genç kadının yanağını okşuyordu. Bu güne kadar sevdiğini söylerken hep bir kavganın içinde olmuşlardı. Şimdi ise bağırıp çağırmadan sevdasını dile getirmenin huzuru vardı içinde.Şuanda ne çok isterdi aynı sözlerin Aden'in dudaklarından dökülmesini elbet o zamanda gelecekti. Barlas sabır ile bekleyecekti hiç kimseye göstermediği sabrını Aden'e gösterecekti. Şuanda sevdiği kadının canını yaktığının farkındaydı ama dönüşü yoktu artık herşeyi telafi edecekti Aden hele bir onun olsun .

 

Alnına dayadığı başını usulca başına doğru kaydırıp o çok sevdiği saçlarının kokusunu çekti içine işte bir kez daha yaşadığını hissetti Barlas sevdiği kadının kokusunu ciğerlerine çekerek. Yüzünü biraz daha aşağıya doğru kaydırıp dudaklarını Aden'in sol yanağına bastırarak öptü.

 

Barlas özlemini giderirken Aden'in içinde yanan ateş harlanıyor içten içe yakıyordu ne bir tepki vere biliyor nede sesini çıkara biliyordu. Kendini yavaş yavaş herşeye hazırlıyordu heleki Barlas'ın dokunuşlarına. Annesinin haftalar öncesi söylediği sözler hâlâ aklındaydı evlendikleri gece olacakları dile getirmişti ve şimdi Aden , Barlas'ın ufak dokunuşu ile ola bileceklere hazırlıyordu kendini . Sol gözünden bir damla yaş süzülüp Barlas'ın dudakları ile buluştu göz yaşı.

 

Barlas dudağında hissettiği ıslaklık ile sıkıntılı bir nefes çekti ciğerlerine. Başını genç kadının yüzünden geriye doğru çekip dolan gözlerine baktı. Aden'in gözünde biriken her damla Barlas'ın içinde artçı etkisi yarattı. " Aden ?" Dedi adı bir dua gibi dökülmüştü dudaklarından. "Kurban olurum gözündeki yaşa yapma böyle ." Diyerek elini Aden'in sol yanağına yerleştirip okşarcasına sildi gözünden akan bir damla yaşı.

 

Aden'in dudaklarından hayatı için tek kelime dökülmedi . Ne vaz geç diye bildi nede yüzünde gezinen ele dokunma diye bildi.Barlas'ı sessizliği ile cezalandırıyor du . Daha fazla Barlas ile yanlız kalmaya tahammülü olmadığı için Barlas'ın dahi zor duyacağı bir ses tonu ile. " İçeri geç artık ayıp oluyor." Diyerek Barlas tan gözlerini kaçırarak etrafta gezindirdi. Gözleri alt kattan üst kata çıkan merdivenin olduğu tarafa değindiğin de Ferman ile göz göze geldi.

 

Abisinin Barlas ile kendisini görmüş olma ihtimali Aden'in utanmasına sebep oldu . Ferman ise Barlas'a olan öfkeli bakışı Aden'e geldiğinde şefkat doluydu. Kardeşini incitmeyi birdaha göze alamazdı o gece bir anda yere yığıldığını gördükten sonra. Barlas, Aden'in baktığı tarafa kafasını çevirince Ferman'ı gördü . Tıpkı Ferman'ın bakışları gibi Barlas'ın da bakışlarında ki sertlik ortaya çıktı.

 

Aden , Ferman ile Barlas'ın bir birlerini öldürmek istercesine olan bakışlarını görünce panikle di . Yine bir kavga çıkacak diye ödü kopuyordu hele birde içeri misafir ile doluyken. Mahalliyi hiç söylemeye gerek yoktu Aden Antep'e geldiğinden beri fısır fısır dedi kodular dönüyordu genç kadın her dışarıya çıkmasında.

 

Titreyen eli ile Barlas'ın koluna dokunarak kendisine bakmasını sağladı. "İçeriye geç lütfen tatsızlık çıkmasın . " Dedi titreyen göz bebeklerini Barlas'ın gözlerine çevirdi.

 

Barlas, genç kadının tedirginliğini göz bebeklerinden gördü ve böyle bir günde Ferman kavga etmek istese dahi Barlas ona uymazdı. Ama şimdi Ferman'ın damarına basamaktan da geri durmayacaktı Barlas . Ferman bu evliliğe onay verene kadar Barlas'ın tüm sinir sistemi ile oynamıştı. Barlas'ta bunun altında kalmayacaktı elbette.

 

İki elini Aden'in yanağına yerleştirip üzerine doğru eğilerek alnına bir öpücük bırakıp geri çekildi. Ferman'ın varlığı hiç umrunda değildi o kadar rahattı Barlas. Aden'in gözlerine bakarak. " Bugün Ferman değil kim olursa olsun tatsızlık çıkaramaz merak etme sen . Ben seni alıyorum gerisi boş. " Diyerek Aden deki bakışlarını Ferman'a çevirip dudağında ki beliren histirik gülümseme ile Ferman'ın öfkeden morarmış yüzüne bakıp içeriye geçti.

 

Aden ise Barlas'ın rahat durmayıp Ferman'ın bam teline basıp içeriye girmesine şaşkınlık ile baka kaldı. Ne kadar arsız bir adamdı herşey çok normalmiş gibi çok rahattı. Ferman ise içeriye giden Barlas'ın ardından Aden'in yanına gelip eli ile Barlas'ın öptüğü yeri silmeye başladı. "Piç herif yalayıp yuttu resmen ." Diyerek hâlâ Aden'in alnını siliyordu eli ile .

 

Aden , abisinin derisini aşındırmasına daha fazla dayanamayıp. " Abi ya ." Diyerek başını geriye doğru çekti.

 

" Ne abi yası kızım? Adam resmen alnını yaladı yuttu." Aklına gelen ile kaşları çatıldı Ferman'ın. Çattığı kaşları ile Aden'e ters bir bakış attı. " Hadi o piç utanmıyor sen niye izin veriyorsun ki seni öpmesine." Barlas'ın o hali aklına geldikçe Ferman'ın devreleri yanıyordu. Aden'i bu güne kadar kimse ile paylaşmamışken gözünden sakınıp kıskanır ken Barlas'ın , Aden'i sevip öpmesi Ferman'ı çileden çıkarıyordu.

 

" Abi yine başlama . " Diyerek diline istemeyerek yalanı doladı."Bugün benim için ne kadar özel bir gün olduğunu biliyorsun. Bari bugün yapma ." Diyerek kedi yavrusu gibi masum masum baktı Ferman'a.

 

Ferman derin bir nefes çekti ciğerlerine sabır dileyerek. " Senin için sesimi çıkartıyorum ama o piçi hâlâ sevmiyorum ilk bulduğum fırsatta o mendebur yüzünü dağıtacağım. " Didi Aden'in omzuna elini atıp kendine doğru çekip saçlarına dudaklarını bastırdı. " Hadi içeriye girelim Ayfer sultan kızmasın nerede kaldınız diye." Aden ile birlikte içeriye girdiler. Kapının girişinde evin çalışanı Aden'in elindeki gülleri almıştı.Ayfer hanım yıllar sonra konağa adım atmıştı oğlunun ölümünden sonra. Böylesi bir günde torununu sahipsiz boynu bükük bırakmamıştı.

 

Aden önden Ferman arkadan salona girdiler. Ferman herkese ayak üstü bir selem verirken Aden , Karahan ailesinin büyüklerinin ellerini öpmek için yanlarına gitmişti . En başta Hesna xanımın elini öpüp alnına koydu. Hesna xanım elini öpen genç kadını baştan aşağı süzmüş beğeni ile bakmıştı. Aden'in küçüklüğünü bilirdi. Küçükken de güzeldi ama şimdi büyümüş serpilmiş genç bir kız olmuştu. Duru güzelliğine baktıkça bakası geliyordu insanın. Şimdi Barlas'ın neden Aden diye direttiğini iyi anlamıştı. Karşısındaki kız aklı başında saygılı bir kızdı güzelliğinede diyecek yoktu.

 

Aden diğer aile büyüklerinin ellerini tek tek öpmüş en son Elzem xanımın elini öpmek için yanına geldiğinde Karahan ların bakışı ikiliyi buldu. Hesna xanım hüküm süren bakışlarını Elzem xanıma dikmiş buraya gelmeden önce konuştuklarını hatırlatırca sına bakıyordu.

 

Elzem xanımın bu sabah ettiği sözlerden dolayı Karahan ailesi oldukça gergindi. Her an ağzından kötü bir söz kaçar diye tedirginlerdi.Aden usulca eğilip Elzem xanımın elini öpüp alnına koydu. Bakışlarını yüzüne çevirdiğinde zifiri kara gözler ile karşı karşıya geldi. Alnının ortasındaki deq yüz hatlarının daha sert görünmesini sağladığı yetmezmiş gibi öfkenin ve kibir göz bebeklerinden gayet net görülüyor du.

 

Aden kendisine kibir ile bakan kadının sert bakışlarını görünce sertçe yutkundu. Neden öyle baktığına bir anlam veremedi ama bakışları gecenin karanlığı kadar ürkütücüydü. Elzem xanımın yanından ayrıldıktan sonra Mirza, Miraç ve Cihangir'e de hoş geldiniz diyerek Deva ile sarıldı. Erva da oturduğu yerden kalkmış karşısında duran kadına baktı. Demek Barlas'ın yeri göğü inletecek kadar herkesi karşısına aldığı kadın buydu. Ve Barlas'a hak verdi karşısında melekleri kıskandıracak kadar güzel bir kadın vardı naif ve güzeldi .

 

İster istemez içinde ufakta olsa bir kıskançlık belirdi Aden'in güzelliğini görünce. Geçmişte Barlas kendisini fark etsin diye neler neler yaptırmıştı ama fark etmemişti. Deva gibi aynı şekilde Aden'e sarılarak karşılık verdi hoş geldin demesine karşılık. Elzem xanım ise Erva'nın yaptığı harekete öfke ile baktı.

 

Hesna xanım ve Ayfer hanım evin baş köşesindeki tekli koltuğa oturmuş lardı. Agâh ağa, şehnaz xanım ve Elzem xanım büyük koltuğa oturmuşlar tam karşılarında Beharam bey , Eyşan hanım ve Eslem hanım tam karşılarındaki büyük koltuk ta oturuyorlardı.

 

Oda oldukça büyük gelip giden misafirleri çok olduğu için adada aynı oturma grubundan ikitane vardı . Diğer büyük koltukta Cihangir, Mirza ve Miraç ve Erva oturmuş. Tam karşılarında ise Barlas , Araf ve Dicle oturmuştu kapıya yakın bir şekilde. Diğer ayakta kalanlar ise sandalyeye oturmuş lardı. Ferman ve Aras , Aden'i aralarına almış biri sağında biri solunda oturuyordu Aras'ın yanı başında Dila oturuyordu.

 

Ortamda koyu bir muhabbet dönüyor ortam Ferman ve Aras'ın yüzünden biraz gergindi ister istemez. Herkes farkındaydı Ferman ve Aras'ın gönülsüz olduğunu. Yüzlerinden düşen bin parçaydı.Bu yüzden ortamda dönen muhabbet ile gerginliği dağıtmaya çalışıyor lardı.

 

Barlas gözlerini Aden den alamıyor biran önce isteme olsun istiyordu. Hele şu nişan bir olsun hemen düğün hazırlıklarını başlatacaktı hem Aden den ayrı kalmaya sabrı yetmiyor hemde Savaş'ı daha ne kadar oyalaya bileceklerini bilmiyordu.

 

Barlas için sıkıntı yoktu Savaş'ı oyalama gereksinimi duymayacak kadar rahattı ama sırf Aden için düğün olana kadar ayak altında bulunmasın istiyordu. Yoksa Barlas'ın yapacağı belliydi bir kurşun ile işini bitirir cesedinden tek bir parça eser koymaz dı. Ama arada Aden vardı bu kadar sıkıntının içinde birde Aktan lar ile uğraşın istemiyordu. Uğraşamazdı kimse Aden ile orası ayrı bir konuydu ama Aden kafaya takardı onu biliyordu.

 

Ferman'ın öldürücü bakışlarını umursamadan sevdiği kadında gezindi bakışları Barlas'ın. Birkez daha Aden'in, kendisi için doğru bir kadın olduğunu anladı. Aden'in bakışları ara ara Barlas'a kayıyor yanında oturan abilerinin Barlas'a nasıl baktığını görüyordu. Bu adamın aklı ile zoru neydi kızgın boğa gibi bakan Ferman ve Aras'ı umursamadan Aden'e gözlerini dikmiş dünyanın en güzel manzarasını seyre dalmış gibi bakıyor du. Aden'in ara ara bakışlarının Barlas'a değinme sebebi bakmayı kessin diye gözleri ile anlatmaya çalışıyordu ama Barlas,Aden'in bakışlarından ne istediğini anlamasına rağmen Ferman ve Aras'ın damarına basamak için inat ile bakıyor ara ara Araf ile sohbet ediyordu.

 

Aden ise bu arsızca kendini süzüp abilerine nisbet yapan arsız adama diyecek söz bulamıyordu. Barlas'ın kendisini beğeni ile süzmesi ve arzu ile parlayan bakışları Aden'i oldukça utandırıyordu. Barlas odanın kalabalık olmasını hiç bir şekilde umursamıyor çekinmeden sevdiği kadının günlerdir hasret ile yanıp kavrulduğu güzel yüzüne sık sık bakışlarını değindirerek özlemini gideriyor du.

 

Aradan geçen bir saatin ardından yavaştan gelmelerinin sebebi ile konu açılmaya başlamıştı. Aden'in babaannesi Ayfer hanım, Aden ile göz göze gelmenin fırsatını bulup kahve yapması için küçük bir işaret verdi. Aden oturduğu yerden kalkarak Dila ile birlikte bulundukları kattaki mutfağa gitti.

 

Bir süre sonra arabadan Dicle'nin tekerlekli sandalyesi gelmiş Dicle ve Deva da arkalarından gitmişlerdi Deva'nın yardımı ile .

 

Dila kahveleri yaparken Aden ise fincanları hazırlıyordu. Dicle karşısında ki kadına baktı canı çekilmiş gibiydi. Ama bazen hayat insanı en olmaz denilen ile sınıyor du. Dicle biliyordu Aden'in bu evliliği istemediğini . Barlas ile abisi Araf konuşurken duymuştu onu teselli edecek sözleri süzgecinden geçirdi. Barlas Karahan'ın aşkını, telaşını, gözlerindeki o parıltıyı görmüştü Dicle. Barlas ile Araf çok yakın arkadaş oldukları için Barlas ile sık sık bir araya geliyordu Dicle bir diğer abiside Barlas olmuştu.Aslında birbirlerine çok yakışıyorlar dı Aden ve Barlas , Dicle bunu ilk gördüğü an anlamıştı. Barlas gibi bir adama ancak Aden gibi bir kadın yakışırdı.

 

Deva Dila ile kahveye ne koysak muhabbeti yaparlarken Dicle fırsat dan istifade tekerlekli sandesinin tekerlerini eli ile çevirerek Aden'e yaklaştı.

 

" Zor demi istemeyerek de olsa bunları yaşamak zorunda kalmak zor. Seni çok iyi anlıyorum." Dicle, Aden'i çok iyi anlıyordu. Belki istemediği bir evliliğe sürüklenmemişti ama haketmediği bir hayata intikama kurban olarak gençliğini yakılmış küle çevrilmişti. . Hemde hiç beklemediği biri tarafından.

 

Aden önce Dicle'nin sözleri ile affalladı onun gerçekleri bildiğini bilmiyordu. Dicle ye üzgün gözler ile baktı konuşacak ne takati vardı nede gücü. Dicle konuşmaya devam etti." Bazen olmaz dediğin hiç sevmediğin adam aşık olup gençliğini öldüren adamdan daha hayırlıdır ." Dedi geçmişi hatırlayarak.

 

17 sinde aşık olmuş 17 de sevdiği, kendini sevdiğini düşündüğü adamın kan davası ile aldığı intikamın kurbanı olmuştu Dicle. Gençliği bir intikam uğruna çürütülmüş şimdi ise 27 yaşında tekerlekli sandalye ile ömrünün geri kalanını sürdürüyor du.

 

Dicle'nin de bilmediği birşey vardı abisi Araf Zîrvan Vardarlı on yıldır kardeşinin intikamını almak için yanıp tutuşuyordu. Yıllardır kurduğu planı yavaş yavaş uygulamaya başlamıştı ve kardeşini yakan Azad aşireti gibi Araf Zîrvan Vardarlı, Nevra eflin Azad'ı yakmaya yemin etmişti...

 

Ne acıydı canını verecek , kan davasını umursamayacak kadar aşık olduğun adamın intikamı ile daha açmamış baharında solmuş bir çiçekti . Geçmişi hatırlayınca Dicle'nin yüreğindeki ateş yine kendini belli etmiş genç kadını en derinden yakmış gözlerinin dolmasına sebep olmuştu." Yeri gelir sevdiğin adam sana yara olurken sevmediğin adam sana yar olur Aden ." Dedi gözleri dolu dolu. Dicle herkese yarasını gösteren geçmişin izlerini anlatan bir kadın değildi aman Aden'i kendine yakın gördü. Belkide Aden'in kendisi gibi yaralı olduğunu gördü.

 

" Ben 17 de yar dediğim adam bana yara oldu. Hayatımın baharında güllerimi soldurdu bak ." Dedi oturduğu tekerlekli sandalyeyi gözü ile işaret ederek. " Benim hayallerimi, hayatımı bu tekerlekli sandalyeye mahkum etti ." Dedi gözünden bir damla yaş firar etti." Oysa ben onun sevdasıyla kör olmuş iken o, beni intikamına kurban etti. " Göz yaşlarının birisi akmadan diğeri yerini alıyordu.

 

" Ne çok sevmiştim onu ben , onunda beni tıpkı onu sevdiğim gibi seviyor sanmıştım.Gözlerindeki ateş sevda ateşi sandım" Dedi gözündeki yaşları sildi."Meğerse onun gözlerindeki sevda ateşi değil intikam ateşiymiş." Dedi dudağına peyda ettiği acı gülümseme ile . "Nerden bile bilirdim ki. Benim sevdam hakkımda hayırlısı olacak diye bildim ben . Kan davasını ortadan kaldıracak barışı getirecek kadar güçlüydü gözümde ." Gözleri pür dikkat kendini dinleyen kadının yüzünde gezindirdi bakışlarını. " Demem o ki bazen en kötüsü gibi görünen en iyisidir bizim için. Bazende en iyi görünen en kötüsü dür bizim için."

 

Dicle sessizce anlattı Aden ise hiç bölmeden Dicle'nin acı dolu hikâyesinin bir kısmını dinlemeye devam etti. " Benim sevdam benim için en kötüsü oldu ama Barlas abinin sana olan sevdası senin için en iyisi olacak bana inan. Bakma Barlas'a abi dediğime." Diyerek gülümsedi." Benden bir yaş büyük ama en az Asrın abim kadar abilik etti bana . Ettiği iyilikten şefkatin den, merhametin den dir abi demem. Bizim çocukluğumuz bir arada geçti. Çok iyi tanırım Barlas abiyi ve ben sana olan sevdasını adını diline dua gibi anmasından, gözlerindeki ışıltıda gördüm . Sen çok şanslı bir kadınsın Barlas abi gibi bir adamın gönlüne düştüğün için , beni bu hale getiren adam gibi birinin elinde oyuncak olmadın en azından . Sana hakettiğin değer veren seni sevip bir ömür koruyup kollayacak bir adamın gönlüne düştün Barlas Ağa'nın gönlüne düşmek öyle kolay değildir ha " Diyerek yanı başında duran Aden'e doğru elini uzatıp elinin tersini avuçları arasına aldı gülümseyerek dostane bir şekilde.

 

"Belki bana düşmez ama Aden bu evliliği kendine zorunluluk olarak görürsen sana bu evlilik cehennem olur ama bu evliliği sığına bileceğin liman olarak görürsen sana yuva olur. Ben Barlas abinin gözlerinde sana olan aşkını gördüm sende gözünle değilde gönlün ile bir kez bakabilir sen eğer onun içinde ki güzelliği görürsün" dedi.

 

Aden karşısında ki güçlü duran kadına baktıkça imrendi anlattıkları kadar vardı Dicle. Deva az çok anlatmıştı Aden'e , Dicle'yi. Aynı durum başına gelse Dicle kadar güçlü dura bilirmiydi bilmiyordu. Ama Aden de az şey yaşamamıştı çocukluğundan beri. Hayat ona hiç adil davranmamıştı bir çok şeyle sınanmıştı . Ne kadar güçlü bir kadın olduğunun farkında değildi Aden ama onun yaşadığının binde birini başkası yaşasa Aden gibi güçlü bir şekilde duramaz dı.

 

Dudaklarına yerleştirdiği içten gülümsemesi ile Dicle ile arasındaki mesafeyi kapatıp tekerlekli sandalyede oturan genç kadına eğilip sarılıp içtenlikle teşekkür etti yanında destek olduğu için. Geri çekilip Dicle'ye bakarak. " Bizim hikayemiz seninki kadar acı değil . Ama Barlas ta bende derin yaralar açtı en az seninki gibi . " Diyerek Deva ve Dila yı konturol etti bakışları ile Dila sorun değildi ama Deva duymaması gerekti söylediklerini. İkilinin Barlas'ın kahvesine hangi baharatları koyacağını konuştuklarını gördü. Tekrardan bakışlarını Dicle'ye çevirip konuşmaya devam etti. " İçimde zerre kadar sevgi yok Barlas'a karşı . Heleki onun yüzünden yaşadıklarım aklıma geldikçe ona karşı hiç bir duygu barındıramıyorum içimde. " Dedi Barlas yüzünden yaşadıkları aklına geldikçe genç adamdan nefret ediyordu.

 

Dicle zaten herşeyi biliyordu ve Aden de gerçekleri dile getirmekten çekinmedi. Dicle den zarar gelmeyeceğini az çok biliyordu Deva'nın anlattığı kadarı ile . Dicle sessizce Aden'in sözlerini dinledi. Aden konuşmasına devam etti. "Herşeyi zamana bırakıp sabretseydi belki benimde gönlüm olurdu Barlas'ta .Bizi bu noktaya getirmemeliydi . " Dedi. Barlas ile tanıştıktan bir süre sonra toz tanesi kadar da olsa birşeyler vardı içinde. Ama Barlas'ın bir anda evlenmek istemesi ve abisi ile tehdit etmesi ile içindeki toz tanisi kadar olan duygusunu da kaybetmişti Aden .

 

Barlas, Aden'in saçının teline kıyamayıp bebek gibi seviyorken bu hikayenin kötüsü olmayı dahi kabul etmişti sırf sevdiği kadını koruya bilmek adına Aden'in gözünde kötü bir adam olmaya dahi kabullenmiş ti sevdası uğruna.

 

Dicle üzgün gözler ile baktı Aden'e . "Seni hemde çok iyi anlıyorum ama dediklerimi unutma . Belki söyleyeceğim sana saçma gelir ama sen yinede bir şans ver Barlas'a. Kör olmayan herkes sana olan bakışlarından seni nasıl sevdiğini anlar. " Dedi Dicle.

 

Aden tamam anlamında başını sallayarak Dila ve Deva ya döndü. Ellerine geçirdikleri baharatlardan az az kahvenin içine koyuyorlardı Aden gördüğü manzara ile yüzünü buruşturup kızların yanına doğru ilerledi. Barlas için özel olarak hazırlanan tepsinin yan tarafında duran baharatlığı eline alıp içindeki pul biberden iki tatlı kaşığı kahvenin içine koydu. Belki ağzı yanarda aklı başına gelir diye . Barlas bu kahveyi içtikten sonra hastanelik olmazsa iyiydi.

 

Kızlar Aden'e şaşkın bir şekilde baksalar da Aden umursamadı. Ev oldukça kalabalık olduğu için tepsinin birini Dila diğerini Deva almıştı Aden ise Barlas için özel olarak hazırladıkları tepsiyi almıştı. Deva önce Dicle'ye yardım etmiş tekerlekli sandalyesi ile salona götürmüş Araf'ın yanına oturmasına yardım etmişti. Daha sonra dönüp tepsi almış arkasından gelen Aden ile tekrar salona dönmüştü. Deva ve Dila ,Aden'e yardımcı olmak maksatı ile ellerindeki tepsideki kahveleri dağıtmaya başladılar.

 

Aden ise elindeki tepsi ile Barlas'ın yanına doğru adımlayıp tam karşısında durarak hafifçe dizlerini büküp tepsideki kahveyi Barlas'a doğru uzattı. Ev kalabalık olmasa şuanda elimdeki kahveyi Barlas'ın üzerine döküp yakardı. Aklından da geçmiyor değildi ama ortam müsait değildi. Bunu da aklının bir köşesine not etti en müsait bulduğu ilk an Barlas'ı yakacaktı.

 

Genç kadının hafif eğilmesi ile Barlas Aden'in gözlerine bakarak tepsideki kahveye doğru uzanıp. " Eline sağlık güzelim ." Dedi

 

Aden , Barlas'ın sözüne karşılık yüzüne sahte bir gülümseme takıp. " Zıkkım iç emi ." Dedi Barlas'ın duya bileceği bir şekilde.

 

Ama Araf ve Dicle, Aden'in söylediğini duymuştu birbirlerine bakıp gülmemek için kendilerini zor tutuyorlardı.

 

Barlas,genç kadının sözlerine karşılık yüzünde serseri bir gülümseme belirdi. "Zehir falan katmadın demi ? " Dedi hâlâ tepsideki kahveyi almasını bekleyen Aden'e . "Zehir katsanda bana farketmez doğrusu senin ellerinden zehirde içerim." Diyerek genç kadının yüzüne baktı çapkınca genç kadının yüzünde gezindirdi bakışlarını.

 

Aden , Barlas'ın bu hallerine daha fazla dayanamıyordu. Hiç bir söz tafar etmiyordu bu arsız adama. " Fare zehri vardı keşke katsaydım aklıma niye gelmedi bu benim. " Barlas'ın tepsideki kahveyi alması ile geri çekilip Ferman ve Aras'ın arasındaki yerine tekrar oturdu. Evin çalışanlarından biri odaya girerek boş tepsileri alıp odadan geri çıktı.

 

Gençlerin gözü Barlas'ın üzerindeydi. Deva o kahvenin içindekileri bildiği için abisinin ne tepki vereceğini merak ile izliyordu. Miraç ve Cihangir yine rahat durmuyor Barlas'ı telefon ile kayda alıyor lardı.

 

Barlas kahvesinden önce bir yudum aldı. Boğazından akıp giden zehir zemberek tadı umursamadan Aden'in gözlerine bakarak tek seferde kahveyi içti. Dediği gibi Aden'in elinden zehir olsa içerdi şifa diye . Ceketinin cebinden çıkardığı kadife kutunun içinde pırlanta baget bulunan yüzük kutusunu tepsinin kenarına bıraktı.Aden , Barlas'ın kahvesini tek seferde içmesi ile sanki kendisi içmiş gibi midesi bulandı. Deliydi bu adam hem zır deliydi.

 

Gençlerin hayalleri suya düşmüş Barlas'ın kahveyi içerken yüzünün şekilden şekile girmesini beklemişler di ama Barlas su içer gibi içmişti kahveyi.

 

Kahveler yudumlanır iken Hesna xanımın yıllara meydan okuyan otoriter sesi bozdu ortamda bir anda oluşan sessizliği.

" Ayfer hanım mardin'den buraya geliş sebebimiz her kez için malum eskiden bizler kız bakar çocuklarımızı evlendirirdik şimdi gençler buluyor bize de sadece onay vermek düşüyor. Doğrusunu söylemek gerekirse Barlas'ın , Aden ile evlenmek istemesi beni pek memnun etti." Diyerek kısa bir bakış attı Aden'e memnuniyet ile. Tekrar bakışlarını Ayfer hanıma çevirip. "Bizim sebebi ziyaretimiz belli .Allahın emri peygamber efendimizin sünneti üzeri kızınız Aden'i torunum Barlas'a istiyoruz." Diye geliş sebeplerini söyledi lafı uzatmadan.

 

Ayfer hanım önce yan tarafında ki koltukta oturan oğluna keskin bakışlarını çevirdi Behram bey gözleri ile onay verdi. Ardından bakışlarını Eslem hanıma çevirdi oda sessiz kalınca Hesna hanıma doğru döndü. " Hesna hanım bilirsin yıllar önce oğlumu toprağa verdiğim günden beri içimde evlat hasreti ile yanar dururum." Dedi kederli bir ses tonu ile . Aden babasının adı geçmesi ile içinde bir burukluk oluştu. Ne çok isterdi şimdi babasının burda olmasını ama kader böyle yazılmıştı elden birşey gelmiyordu.

 

Barlas, Aden'in gözlerindeki o burukluğu ve gözlerine akın etmeye hazırda bekleyen yaşları gördü çok narindi sevdiği kadın ve Barlas o narin kadın ile nasıl baş edeceğini bilmiyordu. Aden'in canı yandıkça onunda canı yanıyordu içten içe. Aden'in en büyük yarasının babası olduğunu biliyordu.Şimdi Aden'i kollarının arasına alıp yanında olduğunu belli etmek istiyordu.

 

Ayfer hanım konuşmasına devam etti.

" Lakin burda bir söz verilecek ise bu en çok Ferman'ıma yakışır. Babası öldükten sonra kardeşlerine o sahip çıkıp babalık etti Aden'in üzerinde emeği çoktur baba oldu Aden'e. Ve verilecek son karar da onun hakkıdır " dedi. Ayfer hanım torunun hakkını hiç bir zaman inkar etmezdi. Torununa gurur ile baktı Ayfer hanım.

 

Ayfer hanımın söylediği sözler Aden ve Ferman'ı derinden etkiledi . Aden gözlerine akın eden yaşlar ile bakışlarını dizlerinin üzerine koyduğu ellerine çevirdi. Barlas'ın gözleri Aden'e kaydı karşısında göz yaşlarını gizlemeye çalışan kadında gezindi bakışları. Göğüs kafesini açıp Aden'i kendine katmak istedi sarıp sarmalamak istedi yüreğinin en güzel yerinde saklamak istedi sevdiği kadını. O günler geldi Ferman'ın aklına ne zor günler atlatmış lardı. Ağlamamak adına gözlerini kapıya doğru çevirdi .

 

Daha sonra ise Aden'in içli bir nefes çekme sesini duyunca bakışlarını kardeşine çevirdi. Aden'in ellerine gözlerini diktiğini görünce elini uzatarak Aden'in elini avucuna alarak sımsıkı tuttu varlığını hissettirmek adına . Aden eline değen sıcak ve güvenli elle başını kaldırıp Ferman'a baktı. Her defasında yaralarını sarmayı nasıl başarıyor du bu adam . Ferman yine kendi derdini unutmuş kardeşini teselli etmişti ben burdayım dercesine. Boşta kalan elini kaldırıp Aden'in gözünden süzülen yaşı sildi. Diğer yanda ise Aras Aden'in elini tutup oda varlığını belli etti. Aden ve Ferman'a nazaran Aras'ın duruşu daha dikti o duygularını dışa kolay kolay vura bilen biri değildi. Acısını kimseye göstermeden yaşardı.

 

Aden ve Ferman'ın arasındaki güçlü bağ gözle görülecek kadar güçlüydü. Diğer yandan da Aras'ın destek olduğunu görüyordu salondaki herkes Aden'in ne kadar şanslı olduğunu düşündüler. Yanında babası yoktu ama dağ gibi sırtını daya bileceği iki abiye sahipti.

 

Ferman tüm bakışların kendisine çevrildiğini görüyordu. Barlas'ın ise içinde bir korku düştü Ferman'a güvenemiyor du pisliğine olsun diye yine onay vermezdi.Ferman olmaz derse ne Aden'in olmaz demesini nede ailesini gözü görürdü kolundan tuttuğu gibi alır Mardin'e gider sabah ilk iş nikah dairesine götürür ve sevdiği kadına nikahı basardı. Deliy di gözü karay dı yapabileceklerinin sınırı, haddi, hududu yoktu. Araf dostunun bakışlarında ki o karanlığı görünce eli ile bacağına vurup kulağına doğru eğilerek. "Sakin ol kardeşim Aden için " diyerek bir nebzede olsa dostunun öfkesine hakim olmasını dilemişti.

 

Barlas kendisine nefret ile bakan Ferman'a dikmişti gözlerini tıpkı karşısındaki genç adam gibi. Bu günleri hele bir atlasın Ferman'ın sevdiği kadına hasret bıraktığı gibi Aden'e hasret bırakacaktı. Ferman'ın içi hiç rahat değildi bu evlilik olsun istemiyordu zerre kadar .

 

Barlas'ın karşısında oturmasına dahi tahammülü yok iken nasıl kardeşi ile evlenmesine göz yumacaktı. Ferman'ın bakışları bir kaç saniye Barlas'ın üzeride dolandı öfkesi gözle görülür bir şekilde. Hâlâ yediremiyordu kendine dostum dediği adamın kardeşine göz koymasına.Barlas taki bakışlarını yan tarafında olan kardeşine çevirdiğinizde beklenti dolu bakışları ile karşılaştı. Allah biliyordu ya Aden'in içi hiç bir şekilde istemiyordu Barlas ile evlenmeyi.

 

Ama mecburdu beklenti ile bakmakta . Barlas nasıl Aden'i korumak için evlilik konusunda acele ediyorsa Aden de ailesinin selameti abisinin hayatı için bir beklentiye düşmüştü. Antep'te dedi kodular almış başını gidiyordu o gece Barlas ile Aden buluştuktan sonraki olan olaylardan dolayı. Aden ailesinin yüzünü daha fazla yere getirmek istemiyordu. Hiç bir suçu günahı yokken kolu komşunun diline düşmüştü bu oldukça ağır geliyordu genç kadına.

 

Aden kulağına gelen dedi koduları ne kadar takmamaya çalışsa da içten içe takıyordu kafasına. İstanbul'a gitti başını boş bıraktılar, o gece Ferman ile kavga eden adam ile Allah bilir neler neler yapmıştır, Aden den böyle birşey beklemezdik daha neler neler söylüyorlardı.Ve dönen dedi koduları Ferman'ın duyması an meselesiydi . Kimsenin cesareti yoktu Ferman'ın yakınında yöresinde kardeşi ile ilgili atıp tutmaya.

 

Ferman kendisine beklenti dolu bakan Aden'in elinin üzerine elini koyarak avucu arasına alarak Hesna xanım ve babanesine çevirdi bakışlarını. " Onayım vardır lakin ." Diyerek gözlerini tekrardan Barlas'a çevirdi kararlı bir şekilde. "Gözünde tek bir damla yaş görürsem kimseyi gözüm görmez kardeşimi çeker alırım o evden ." Yapardı şüphesiz. Aden'i el bebek gül bebek büyütmüştü kimsenin gözünden bir damla yaş akıtma sına tahammülü olmazdı. Şuanda sırf Aden için kabul etmişti istediğinden değil kardeşi üzülmesin diye onay vermişti.

 

Hesna xanım hüküm süren bakışlarını Ferman'a dikti. Ağır aksanı ile . " Sen hiç merak etmeye sen Ferman . Aden o konağa gelin olarak girmeyecek o evin kızı olarak girecek. Torunlarım nasıl benim canım ciğerim ise Aden de benim bir evladım bundan sonra. Barlas'ın yeri bende çok başkadır. " Barlas'ın neler çektiğini çok iyi biliyordu Hesna xanım heleki altı yıl önce verdiği kayıptan sonra torunun hergün nasıl vicdan azabı ile yanıp kavrulduğunu günden güne eriyip bittiğini görmüştü ya Barlas ile birlikte ciğeri yanmıştı Hesna xanımın.

 

Hele birde kocası ve oğlu Agâh'ın el birliği ile Barlas'ı bataklığa atıp hayatını kararttık larını biliyordu ya torununa bir hayat borçluydu Hesna hanım kocası ve Agâh ağanın, Barlas tan çaldığı hayatı verecekti. Bu yüzden Barlas'a düşkünlüğü bam başkaydı. " Aden'in gözünden bir damla yaş aktığını göreyim senden önce ben müdahale ederim. Kim kızımın gözünden bir damla yaşın akmasına sebep olursa kendini kapının önünde bulur . " Dedi Ferman'a da hak veriyordu genç yaşta hem baba olmuş hem abi olmuştu kardeşlerine. Gençliğini unutmuş ailesinin yükünü sıralanmıştı bunu biliyordu Hesna xanım.

 

Hesana xanımın sözlerinden sonra Ferman oturuşunu dikleştirerek. " Öyle birşey ile karşı karşıya kalırsak muhatap olarak seni bilirim Hesna nene . Benim kardeşim narindir kırılgandır." Dedi Ferman.

 

Hesana xanım kırışan yüzüne içten bir tebessüm yerleştirdi. Karşısındaki deli kanliya helal olsun dercesine baktı. "Gözün arkada kalmasın oğul." Diyerek Ferman'a baktı. Ferman başı ile onaylayın ca. " Her iki tarafta da hayırlı uğurlu olur inşallah." Diyerek çantasındaki yüzük kusunu alarak oturduğu yerden kalktı bastonundan güç alarak. Yıllara meydan okuyan kadın tüm kudreti ile dim dik duruyordu yaşına nazaran. İçten içe bu günlerde gördüm ya diye şükretti Barlas'ın yuvasını dünya gözü ile görmek nasip olmuş bunun gururunu yaşıyordu sarsılmaz duruşunu sergileyerek.

 

Hesana xanım ile birlikte herkes ayağa kalktı. Hesana xanım , elindeki yüzük kutusunu Barlas'a doğru uzatarak." Barlas oğlum al bu yüzüğü güzel kızma tak hele." Diyerek Barlas'a verdi yüzük kutusunu. " O yüzük aile yadigarıdır sadece Karahanların hanım ağası olan taka bilir bu zamana kadar hep öyle oldu . Şimdide senindir o yüzük kızım hakkı ile taşıyacağına eminim." Diyerek Aden'e içten gülümsemesi ile bakıyordu. "inşallah torunlarınıza takmak nasip olur benim gibi ." Bir nevi Karahan aşiretini simgeliyordu paha bicilmeyecek kadar değerli olan yüzük.

 

Herkes bir araya toplanmıştı. Deva bu anları ölümsüzleştirmek adına resimler çekiyordu heves ile . Barlas yüzük kutusunu açarak içindeki yüzüğü çıkarıp Aden'in sağ elini avucunun arasına alarak yüzüğü narin bir şekilde sevdiği kadının parmağına taktı. Barlas nihayetinde istediğini almıştı.

 

Bazen birini sevmek için zaman mühim değildi birini sevmeye bazen bir saniye yeterdi. Barlas'a da o bir saniye Aden'i görmesi yetmişti. Bir ömür yüreğinde taşıyacağı kadına sevdalanmış tı şu kısacık zamanda.

 

Aden ise gözlerine bakan adama canı çekilmiş gibi bakıyordu. O yüzük parmağına takıldığı an Aden'in de aldığı nefes soluk borusuna takılmış kalmıştı. Bitmişti herşey Aden istemeye isteye Barlas Karahan'ın karısı oluyordu.

 

Tam herşey bitti tüm zorlukları geride bıraktım dediğin an yazılırdı yeni bir hikaye . Olmaz dediğin ne varsa hayat sana zorla oldurturdu. Aden asla Barlas ile evlenmem demişti ama şimdi o adama ait bir yüzüğü taşıyordu şuanda parmağında. Yarın ise sadece yüzüğünü taşımak ile kalmayacaktı daha ilerisine gidilecekti.

 

Aden'in bu kısacık hayatta özgürlüğü bu kadardı. Barlas Karahan kanatlarını kırmış altın bir kafese koymuştu Aden'in nefesini kestiğini bilmeden. Aden'in içinde tüm umutlar yok olmuş küle çevrilmişti . İçindeki küller etrafa uçuşmuş etrafa dağılmıştı birdaha bir araya gelmemek üzere. Genç kadının göğüs kafesinin altında cayır cayır bir ateş yanıyordu sönmemek üzere.

 

Bazı yollar güller ile döşenmiş iken bazı yollar cam kırıkları ile doluydu. Aden'in yürüdüğü yol cam kırıkları ile doluydu her adımda ayaklarına batıp kanatıyordu. Ama Aden bu yolda yürümeye mecburdu. Barlas'a karşı gönlü kırılmış bin parçaya ayrılmış gönlünü kanatıyordu. Barlas ve Aden'in hikâyesi yeni başlıyordu.....

 

___________________________

Bölüm sonu...

 

Beğeni atmayanlar beğeni ata bilir mi? Hesabımı hâlâ takip etmiyorsanız takibe alırsanız sevinirim. Boş geçmeyin satır arası yorumlarınızı bekliyorum. Bol bol yorum yapmayı unutmayın öptüm sizi.

Gelecek bölümde görüşmek üzere.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 06.11.2025 21:02 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...