
Selamlar ben geldim yeni bölüm ile .
Bol bol satır arası yorum yapıp beğeni atmayı unutmayın. Hâlâ hesabımı takip etmeyen varsa takibe alırsa sevinirim.
Okurlarım için sohbet grubu kurdum Instagram'da katılmak isteyen aşağıdaki linki tıklayarak bana ulaşa bilirsiniz.
Instagram hesabım
👇👇
https://www.instagram.com/haya.liyazar?igsh=aXB6dDBqeXdnMjlw
İyi okumalar...
_______________________
Hayat bazen hakettiği mizi bize vermese de , bazılarında ettiğini bulmadan öldürmüyor du . Sabahın ilk saatleri, ölüm gibi soğuk ve sessizdi. Gökyüzü puslu, rüzgarlı , keskindi. Barlas, harabe bir fabrikanın duvarına yaslanmış, gözlerini içeriden gelen çığlık seslerine kapatmıştı. Behram Bey’in bağırtıları, beton duvarları aşıyor ama Barlas’ın vicdanını değil, sadece suskunluğunu titretiyor , içindeki ateşi harlı yordu. İçinde, kalbinde insanlığa dair tek bir duygu beslemiyordu.
Barlas’ın zihni, geçmişin karanlık bir köşesine kaydı. Aden’i ilk gördüğü günki gözlerini hatırladı. O gözlerde ilk gördüğü şey bir boşluktu. Soğuk, karanlık, kendini bile unutan bir yalnızlık... Ve o an anlamıştı, kendi içindeki eksikliği. O gözlerin içindeki sessiz çığlıkla tamamlanmıştı hayatı. Sanki Aden onun kayıp parçasıydı. Onu ilk gördüğü an, yıllardır aradığı yuvayı bulmuştu. Ama o yuva, dikenli tellerle çevriliydi. Kanamak ve kanatmak pahasına yürümüştü Aden’e , Barlas.
Ve şimdi, Aden’in ona güvenmesi için söylediği söz vardı: “Bir şey yapmayacağım.” Dün o kabinde bunu dile getirmişti ama içi hiç öyle söylemiyordu.
Barlas'ın içindeki adam, susmakla bağırmak arasındaydı. Behram’ın o morlukları Aden’in tenine taşıma cesareti, Barlas’ın içinde kıyamet koparmıştı. Gözleri görmese de, kalbi o darbeleri Aden’in bedeninde hissetmişti gördüğü ilk saniye.
O an anlamıştı Barlas: Aden için yapmayacağı şey yoktu.
Dünya yansa, küllerin içinden Aden’i çıkarırdı. Kan dökülse, ellerini kirletmekten çekinmezdi. Eğer Aden’in gözlerinde bir daha o korkuyu görmeyeceğini bilseydi, kendi ruhunu bile yakardı şüphesiz.
Yaptığı hiç birşeyde saklanmak gibi bir huyu olmayan adam şimdi saklanıyor du.Behram’a yapılanın kendi ellerinden çıktığını Aden bilmemeliydi. Çünkü Aden’in yüreği daha fazlasını kaldırmazdı. Ve Barlas, onun gözünde bir canavara dönüşmek istemiyor , daha fazla nefretini kazanmak istemiyordu.
“Ben seni korumak için karardım, Aden,” diye geçirdi içinden. “Sen beni sevmemiş olabilirsin. Ama ben seni çok seviyorum. Hemde bu hikayenin kötüsü olmayı dahi göze alacak kadar seviyorum.”
İçeride Behram Bey’in sesi gittikçe güçsüzleşiyordu. Ama Barlas’ın içinde yükselen o karanlık, tam tersine daha da büyüyordu.
Bu intikam değildi sadece.
Bu, bir adamın sevdiği kadının suskun acılarına verdiği sessiz cevaptı.
Behram beyin hâlâ maruz kaldığı işkenceden dolayı sesi harabe fabrikanın dışına taşıyordu bitap düşmüş cılız bir şekilde. Barlas , Behram beyin o çaresizce çırpınışından kendini mahrum etmek istemiyordu. Barlas harabe fabrikadan içeriye girmek için yürüdü. Attığı her adım adeta yeri dövercesiney di her adımda toprağın dili değişti, rüzgarın sesi ağırlaştı.
Fabrikadan içeriye girmiş Behram beyin sesi kulaklarını tırmalıyor , Aden'in sırtındaki izler birer birer gözünde canlanıyordu. İçinde dünden beri sessiz bir kıyamet kopuyordu. 'Kim bilir Aden tenine işleyen o morluklar oluşurken çaresizce nasıl çırpındı ? Behram'ın elinden kurtulmak için nasıl boğazı yırtılırcasına bağırdı? ' Dünden beri bunları düşünmekten kafayı yiyecekti Barlas.
Hele birde dün o morlukları fark ettiği anı hatrlayınca boğazına bir yumru oturdu, Aden’in gözlerini hatırladı. Çaresiz bir kuş gibi titriyordu sevdiği kadın “Sen sustun Aden, ben susmayacağım.” Diye fısıldadı kendi kendine.
Çünkü Aden’in sustuğu yerden Barlas konuşmaya başlardı. Ve Barlas konuştu mu, dağlar yıkılır, yollar yanardı. Bu saatten sonra da konu Aden olunca susmaya niyeti yok , susturmaya ant içmişti Barlas. Saçının her teline , bakışının her zerresine muhtaç olduğu kadına kıymışlar dı ve şimdi bedel ödeme zamanıydı Behram bey için.Kimse onun karısının saçının teline dokunamazdı bu saatten sonra.
Harabe fabrikanın içinde attığı her adım da Behram beyin canını alma arzusu ile yanıp tutuşuyor ama zihninden geçenleri yapmamak adına Aden'in varlığı durduruyordu genç ağayı. Behram beyin çığlıkları ne kadar güçsüz çıksa da, Barlas attığı her adımda onun bulunduğu alana yaklaştığı için iğrenç sesi kulaklarını tırmalıyor bir yandanda içini rahatlatıyor du bir nebzede olsa .
Behram beyin bulunduğu alana yaklaştığında Cihangir'in kendisi için ayarladığı bir kuytu köşeye geçti. Adamlarının bıraktığı sandalyeyi çekip oturdu. Barlas , Behram beyi gayet net görüyordu ama Behram bey , Barlas'ı göremiyordu bulunduğu kör noktadan dolayı. Dışarı ne kadar sabah saatlerini göstermesi ile aydınlık olsada içerisi hafif bir karanlığa bürünmüş bir vaziyetteydi. Adamının hâlâ devam ettiği işkenceyi izlemek için cebinden çıkardığı sigarasını dudaklarına yerleştirip yaktı sigarasının dumanını ağır ağır içine çekti, gözlerini karşısındaki Behram beye dikti .
Behram Bey tam karşısında , kolu arkadan bağlanmış, yüzü kan içinde, sesini kaybetmiş ama kibirini hâlâ kaybetmemişti. Kendini hâlâ dokunulmaz sanıyordu. Hâlâ “bey ” kelimesinin altında korkusuz durabileceğini düşünüyordu.Ama ne o sandığı kadar güçlüydü, ne de Barlas, sustuğu kadar zayıf.
Behram beyin gözlerinde çaresiz bir korku vardı, tıpkı Aden’in , gözlerindeki korkuya benzer bir korku. Ama o korku, Barlas’ın içini parçalayan türden değildi aksine içine bir nebze serinlerten cinstendi. Şimdi o korku, merhametin değil, intikamın kapısını aralıyordu. Çünkü Aden susmuştu ama Barlas biraz sonra yapacağı şey ile icraatını konuşturacak tı Aden'in susmasının karşılığını verecekti yapacakları ile .
"Bu sabah kimse duymayacak çığlıklarını Behram!" Diye sessiz bir şekilde mırıldandı . Cihangir, abisinin sözleri ile gözündeki öfke büyüdü. Barlas olan biteni anlattığında en az o da Barlas kadar öfkelenmişti. Aden'e ne kadar yenge desede onu küçük kız kardeşi olarak benimsemiş ti. Bu yüzden Barlas gelene kadar yüzüne taktığı maske ile Behram beyi ilk ele alan Cihangir olmuştu. Sanki Barlas'ın yerine acısını çıkarırcasına tüm hıncını çıkarmıştı.
Barlas hâlâ Behram beyin yediği dayağı izliyordu. Fabrikanın kör noktasına, gölgeler den bir hayalet gibi bakıyordu karşısında ki manzaraya. Ne ses veriyordu ne nefes. Çünkü bu intikamı gören ama görünmeyen bir el gibi işleyecekti.
Aklında Behram'ın kafasına bir mermi sıkma düşüncesi fink atıyor eli ara ara belindeki silaha gidip geliyordu. Ama Aden'in varlığı bunu yapmasını engellediği kadar öfkelendiriyordu da. Behram'ın, Aden'in tenindeki izleri motif gibi işlediğini bilmesi onun yaşamaması gerektirdiğini düşündürüyor yine Aden'e kabinin içinde söylediği söz geliyordu.
Barlas, Aden’e bir söz söylemişti. “Bir şey yapmayacağım,” demişti. Onu kaybetmemek için... Aden’e biraz olsun huzur verebilmek için... Belki de ilk kez, kendinden değil bir başkasından korkuyordu Barlas. Aden’in ondan daha çok uzaklaşmasından. Aden için sessiz kaldığı her saniye içindeki öfkenin ve nefretin çığ gibi büyümesine neden oluyordu.
Ama bu sessizlik, Behram’a değil, Aden’e verilmiş bir sözdü. Onu korkutmamak içindi. Çünkü Barlas biliyordu, Aden’i bu evliliğe mecbur bırakan kişi amcasının kirli oyunuydu. Ve Aden, hâlâ olanların gerçek yüzünü bilmiyordu. Zannediyordu ki Barlas onu zorla alıyordu. Oysa Barlas, onu bataklıktan çekip çıkarıyordu ,kendi elleriyle inşa ettiği karanlığın içinden.
Barlas gözlerini kısıp bir süre daha baktı Behram’ın acı içindeki hâline. İçinde zerre pişmanlık yoktu. Ama içindeki başka bir ses fısıldayıp duruyordu. İçinde fısıldayan ile sesi gözlerini Cihangir'in çevirerek dile getirdi.“Aden bilmeyecek. Asla öğrenmemeli.” Dedi merhametin kırıntısı dahi bulunmayan sesi ile . Aden'i kaybetmekten deli gibi korkuyordu. Geç bulduğu kadınını Behram bey gibi bir şerefsiz için kaybetmek istemiyordu bu yüzden di öfkesini dizginleyip sessiz kalışı.
Cihangir, Behram beyin acı dolu kıvranışlarından gözlerini ayırıp yanındaki sandalyede oturan abisine çevirdi. " Merak etme abi çocukları iyice tembihkedim Behram'ı almaya giderken bizden olduğuna dahil tek bir açık vermemeleri için . Ne bu şerefsiz nede yengem bizim yaptığımızı bilmeyecek. " Dedi emin bir şekilde.
Çünkü bazen, en ağır cezalar, en sessiz kalışların içinden doğardı. Barlas , gözlerini Cihangir den ayırıp Behram beyin arkasındaki varilin içindeki yanan ateşe çevirdi bakışlarını. Tıpkı Aden'in , tenindeki morlukları gördüğü andan bu yana içinde yanan ateş gibi yanıyordu. Barlas'ı , içindeki ateş yakarken biraz sonra Behram beyi,de varilin içinde yanan ateş yakacaktı.Ve Barlas , en ağır cezaların, en sessiz kalışı içinde doğduğunu bir kere daha gösterecek ti.
Aradan bir ,iki saat geçmiş Behram bey vücuduna aldığı darbelerin acısına daha fazla dayanamamış bayılmıştı. Barlas'ın emri ile adamları dinlenmek için bir köşeye çekilmişti. Behram beyi düşündüğü için adamlarını durdurmamış , adamlarının Behram bey gibi bir adam için daha fazla yorulmasını istemediği için bayılan Behram bey ayılana kadar dinlemelerini istemişti. Behram bey baygınken aldığı darbelerden acı dolu bagırışları depoda yankılanmıyor buda Barlas'a bir zevk vermiyordu.
Behram beyin acı dolu sesini duymak istiyor du tıpkı Aden vücudundaki morlukları oluşurken acı dolu sesi Behram beyin kulakları nasıl duymuş ise Barlas ta Behram beyin acı dolu sesini duyarak içindeki öfkeyi katledecekti.
Barlas gözlerini varilin içinde yanan ateşe çevirdi tekrar.Eski fabrikanın bir köşesinde yanmakta olan varilin içindeki alevler, duvarlarda titrek gölgeler dans ettiriyordu. Islak zeminin üzerinde yankılanan ayak sesleri , Behram'ın acı dolu bağırışı ve bedenine inen darbelerin çıkardığı ses yoktu bu kez, sadece metalin yanarken çıkardığı tıslama ve Behram’ın baygın bir şekilde çatlamış nefesleri vardı.
Barlas, hâlâ hafif karanlık olan kör noktada oturuyor bilmem kaçıncı yaktığı sigaranın zehrini ciğerlerine soluyordu. Gözleri hafif karanlığa alışmıştı ama yüreği alev alev yanıyordu. Tıpkı gözlerini diktiği varilin içindeki ateş gibi.Her şey gözünün önünde gerçekleşiyordu. Ama Behram onu görmüyordu. Hiç görmeyecekti de.
Behram bey hafif hafif kıpırdanma ya başlayarak kendine geldi. Barlas kısa bir süre Behram beyin acınası,aciz halinde göz gezdirdi. Bir süre sonra Barlas, yanında duran Cihangir'e başıyla ufak bir işaret verdi. Sadece gözlerinin içi konuşuyordu Barlas’ın. Ve Cihangir anlamıştı abisinin ne demek istediğini. Barlas'ın , hareketini ikiletmeden hızlı bir şekilde siyah bir maskeyi yüzüne taktı. Siyaha bürünmüş siluetiyle Barlas'ın bulunduğu kör noktadan çıkıp sabırsız adımları ile Behram beye doğru ilerleyip yanına ulaştı . Adam lardan birine verdiği baş işareti ile getirilen siyah bez parçasını eline alıp Behram beyin gözlerine siyah bir bez bağladı. Behram bağırmaya çalıştı, ama ne sesi vardı ne de cesareti saatlerdir yediği dayaktan ötürü tükenmiti. Tüm duyuları yok olmuş gibiydi; tek kalan şey, gittikçe içinde büyüyen bir korku vardı.
Cihangir, Behram beyin gözlerini bağlaması ile Barlas , oturduğu sandalyeden kalkıp ağır ama yeri titreten sert adımları ile Behram beyin yanına doğru ilerleyip arkasında duran içi ateş dolu varilin başına geldi Barlas. Ateş odunları yakmak için sabırsızlanır iken Barlas'ta , Behram'ı yakmak için sabırsızlanıyor du. Cihangir, abisinin ne yapacağını iyi bildiği için gelirken yanında getirdiği metal şişleri ve eldiveni Barlas'a uzattı .
Barlas tıpkı ateş gibi yanan gözlerini Cihangir'e çevirip metal şişleri aldı eline. Soğuk çeliği ateşe bıraktı. Tıslayan ses, içeride yankılandı. Barlas sabırla bekledi. İçinde tek bir duygu kalmamıştı artık. Ne acıma, ne merhamet, ne de pişmanlık. Geriye yalnızca intikam kalmıştı. Ve bir türlü gözünün önünden gitmeyen sevdam dediği kadının bedenindeki izler vardı zihninde.
Aden’in sırtı gözlerinin önündeydi. Sol omuz başında bir morluk. Belinin tam ortasında bir diğeri ve sarı ve yeşile dönen kendini gizlemeye çalışan bir kaç iz daha. Sol kolunun bileğinden dört parmak yukarıda başka bir iz. Barlas bu yerleri ezberlemişti. Silinmeyen dövmeler gibi kazınmıştı zihnine.
Barlas ateşin kırmızıya çevirdiği şişlerdeki bakışlarını çevirip Cihangir’e bir işaret daha etti. Cihangir Behram’ın gömleğinin sırt kısmını yırttı. Gömleğin yırtılması ile Behram beyin sırtı açığa çıktı. Barlas, hiçbir şey söylemeden adım adım yaklaştı içinde ateş dolu varile biraz daha . Yanan şişleri eline taktığı eldivenleriyle aldı sabırsız bir şekilde Behram'a doğru yaklaştı. Şimdi Barlas ,için en zevkli kısım gelmişti . Saatlerce Behram bey için zihninde dönen işkencelerden birini gerçekleştirecek ti . Biraz daha Behram beye yaklaştı ve hiçbir tereddüt göstermeden, Aden’in acı çektiği aynı noktalara bastı kızgın demiri.
İlk tıslamayla birlikte Behram’ın çığlığı, deponun soğuk duvarlarına çarpıp yankılandı. Ama duyan olmadı. Gökyüzü bile sessizdi bu gün . Her bastığında, Behram bir kez daha Aden’in acısının sadece gölgesine dokunuyordu. Ama Barlas için bu yetmeyecekti.
Çünkü Barlas'ın kulaklarında dün gece Aden'in sözleri çınlıyordu. Barlas 'Ruhunda açtığım yaraları tek tek iğleştireceğim yeterki bana bir şans ver .' Demişti ve Aden ' Ruhum ve bedenimdeki izlerin telafisi yok.' Demişti acı dolu bir sesle ve bu sözler dün geceden beri Barlas'ın kulağından gitmiyordu.
Barlas insanlığını bir kenara koymuş adeta kana susamış vahşi bir aslana dönüşmüştü. Elindeki kızgın şişi Aden'in morluklarının bulunduğu aynı noktalara ikinci, üçüncü diye basmaya devam ediyordu. Behram'ın sesine adeta sağır olmuş gibiydi genç adam. Aden'in bedenindeki morlukları birgün geçecek ti ama o morlukların olduğu gün ruhundaki yaralar hiç bir zaman geçmeyecek ti ama , diğer yandan da Behram bey bu izleri bir ömür taşıyacak tı . Her iz, her dağlama bir hatıraydı. Ve her birinde Barlas’ın yüzü daha çok sertleşti. O an Barlas artık bir insan değil, Aden’e yapılanları tek tek geri veren, gözlerini merhamete kapamış bir cezalandırıcıydı.
Son dağlamayı bastığında, gözlerini kapadı. Derin bir nefes aldı. İçinde biraz olsun bir sessizlik doğdu. Öfkenin yerini boşluk aldı.
Behram bayılmış tı ve Barlas bunu görmeyecek kadar öfkesine kapılmıştı.
Barlas hiç konuşmadan şişleri yere bıraktı. Bakışlarını Cihangir'e çevirdi. Cihangir ise Barlas'ın ne demek isteğini anlamış başıyla onayladı. Temizlik başlasın diye.
Ve Barlas sessizce gölgelerin içine geri çekildi. Varilin içindeki alev hâlâ yanıyordu. Behram'ın sırtında ömür boyu geçmeyecek izler kalmıştı artık.
Ama kimse kimin yaptığını asla bilmeyecek ti...
Barlas eski fabrikadan çıktığı gibi yine bir sigara yakıp zehrini ciğerine çekti derin bir nefes ile . Arabasına doğru adımlar ile ilerler iken Cihangir de eski fabrikadan çıkıp Barlas'ın yanına gelmiş birlikte arabaya binip fabrikanın bulunduğu ıssız yerden uzaklaştılar. Cihangir arabayı kullanır iken Barlas havanın soluğunu aldırış etmeden arabanın camını aralamış elindeki sigaranın zehrini soluyarak yolu izliyordu yan koltukta. Burdan direk Mardin'e geçecekti ama gitmeden önce Aden'i görmek istiyordu.
Ama şuanda ne Aden'e gel diye bilirdi nede yanına gide bilirdi çünkü Aden bu sabah erkenden Barlas ve ailesini Mardin'e döndü sanıyordu. Evet Karahan lar sabah saatlerinde kaldıkları otelden çıkış yapmış Mardin'e dönmüşlerdi ama Barlas gitmemişti . Gidemezdi Behram beye hakettiğini vermeden . Ama Aden'i sabah aramış Aden ne kadar az konuşsada kendisi ile sesini duymuş Mardin'e dönüyoruz demişti. Bunu söyleme sebebi ise Behram bey o halde eve döndüğünde Aden amcasının o halini görünce Barlas'tan şüphe duymasın diye söylemişti genç adam .
Ama bir yanı şuanda deli gibi Aden'i görme arzusu ile yanıp tutuşuyordu. Yoldan ayırmadığı bakışları ile . " Aden'in evine sür ." Dedi biten sigarasını arabanın camından dışarıya atarak.
Cihangir , Barlas'ın söylediği söz ile yoldaki bakışlarını abisi ne çevirdi. " Abi yenge seni Mardin'e gitti diye biliyor. " Yol ve Barlas arasında bakışları gidip geliyordu. " Şimdi yengenin yanına gidersen senden şüphelenir bir iki saate o piç eve döndüğünde."
Barlas sağ eli ile yüzünü sert bir şekilde ovuşturup kolunun dirseğini açık olan cama dayadı. " Aden beni görmeyecek evin az ilerisinde duracağız. " Dedi yorgun çıkan sesi ile . Barlas'ın kafası karma karışıktı zorda olsa buraya kadar herşey yolundaydı ama ya bundan sonrası ne olacak ? Düşüncesi Barlas'ın zihnini çürütüyor du . Baralas kafaya koymuştu düğünü en fazla bir iki aya yapacaktı . Heleki Aden'in sırtındaki ve kolundaki izi gördükten sonra biran önce yanı başında, gözünün önünde olsun istiyordu birdaha kimse saçının teline dokunmasın diye . Barlas olduğu sürece kimse dokunamazdı ama Aden , Barlas'a karşı kapı duvar olduğu için başına gelen hiç bir şeyi söylemiyordu. Sırf bu yüzden düğün biran önce olsun sevdiği kadın yanı başında olsun istiyordu Barlas. Bu kadar acele etme sebebinin diğeri ise Aden'e duyduğu hasret bitsin istiyordu.
İstiyordu ama düğünden sonra herşey nasıl olurdu Aden nasıl olurdu , psikolojikmen daha ne kadar yıprana bildirdi? İşte bu Barlas'ın kafasını karıştırıyor du.
" Abi evin az ilerisinde durursak yengeyi nasıl göreceksin ayıptır sorması." Diye yoldaki bakışını saniyelik Barlas'a çevirip yola baktı. Bazen söz konusu Aden olduğunda Barlas'ın delirdiğini düşünüyordu Cihangir.
" Odasının balkonu yoldan görünüyor belki ordadır. " Aden'in odası konağın ikinci katında ön bahçeye bakıyordu ve sokağın az ilerisin den balkonu görünüyordu odanın . "Belki camda , bacada biyerdedir ne bileyim oğlum ." Dedi sıkıntılı bir nefes vererek. Şuanda tek istediği dün gece nişandan sonra Aden'in nasıl olduğunu görmek istiyordu.
Cihangir göz ucu ile Barlas'a baktı kesin delirdi gibi bir bakış attı. "Camda yada odasının balkonunda değilse? " Diye yüksek olan ihtimali dile getirdi.
" Bir umut işte oğlum piçlik yapmada yola bak ." Diye Cihangir'e ters bir bakış attı. Barlas'ın ki bir umuttu işte . Bugün Aden'i görme umudu yarın Aden'i sevdiği gibi Aden'in de kendisini sevme umudu vardı içinde. İlk defa Barlas Karahan'ın elinden başka birşey gelmiyor du umuda sığınmak tan başka . Elinden hiç birşey kurtulmayan adam , istediğini öylede böyle koparan attığı her adım ile korku salan kudretli bir adam küçük bir kadına yenilmiş umuda sığınmıştı ilk defa .
Umut olamadan yaşanır mıydı hayat? Yaşanmazdı çünkü umudun olmadığı yol çıkmaz bir sokağa çıkardı. Umut varsa yürünecek yolda vardı ve Barlas, Aden'e karşı hiç bir zaman umudunu yitirmeyecek ti. Çünkü umut olmadan yaşam olmazdı insan umuda tutunarak yaşardı, umudu tükenen insanlar yaşayan bir ölüden farksızdı. Ve Barlas küçük kadınına umut ile tutunup sabır ile sevdiği kadının kendi ayakları ile kendisine gelimesini bekleyecekti. Barlas ilk defa birine karşı bu kadar sabırlı davranıyordu oda aklı ve kalbinden saniyelik dahi çıkmayan küçük kadınına. Aden , Barlas'ın sabrı ile oynayarak sabırlı olmayı öğretmişti genç ağaya. Arabanın içinde sessiz bir yolculuk başlamış Aden'in evine doğru yola koyulmuşlardı.
Diğer yandan Aden ise odasına çekilmişti yatağının üzerinde bağdaş kurmuş oturuyordu saatlerdir. Gözü sürekli parmağında ağırlık yapan yüzüğe kayıyor içinde yanan ateş dahada alevleniyor du. Sıkıntılı bir nefes çekti ciğerlerine ama yaklaşık bir saattir oturduğu yere sığmıyordu. Yataktan kalkıp adımlarını odasının balkonuna doğru yönlendirip balkon kapısını açarak balkona çıktı. Kış artık bastırmıştı. Yağmur yağmıyor ama gökyüzü kara bulutlar ile kaplanmıştı tıpkı Aden'in içini kaplayan kara bulutlar gibi. Aden ilk adımını atması ile soğuk esen rüzgar tenine çarpması ile tenini titretti ama Aden'in içinde yanan ateşi soğutmaya yetmiyordu havanın soğukluğu.
Rüzgâr, konak bahçesindeki çıplak dalları hışırdatırken, Aden balkon demirlerine yaslanmıştı . Başını eğmiş, parmağın daki yüzüğe bakıyordu. İnce, zarif bir halkaydı ama taşıdığı anlam, yüreğini iki elin arasında sıkıyordu sanki. Parmağındaki yüzük Aden için bir kelepçeden farksızdı. Dün gece gülümsediği her saniye, attığı her adım bir oyundu. Herkes onların mutlu olduğunu sandı. Oysa dün gece, sevmekten çok susmayı tercih etmişti. Şimdi ise bir anda gözlerine akın eden göz yaşlarını usulca yüzüğe damlatıyordu.
Yüzük parmağında değil, ruhunda ağırlıktı zincir gibi. Ve Aden o ağırlığın altında eziliyordu. Dün gece alkışlara, kahkahalara gülümsemişti; şimdi ise suskunluğun ortasında sessizce ağlıyordu.
Barlas ise Aden'in evinin sokağına gelmiş Aden'in odasının balkonunu gören bir köşede duruyorlardı. Barlas gözlerini Aden'in odasına çevirdi Aden'i odanın balkonunda görmesi ile dudağında saniyelik bir gülümseme belirdi ve anında yok oldu . Uzaktan bile fark ediliyordu Aden'in ağladığı. Cihangir de eve doğru baktığında Aden'i görmesi ile bakışlarını Barlas'a çevirdi.
" Yuh bu kadarda şanslı olunmaz ki . Sanki arayıp ta balkona çık demiş gibi bu tesadüf fazla şanslı ." Cihangir buraya gelirken boşuna geldiklerini düşünüyordu taki Aden'i görene kadar.
Barlas gözünü adenden ayırmadan. " Allah biliyor içimdeki sevdanın ateşini. İçimdeki ateşe su serpilsin diye Aden'i görmeyi kısmet etti ." Dedi içinde dinmek bilmeyen sevda ateşi Aden'in ağladığını gördükçe dahada yakıyordu.
Cihangir, Barlas'ın sözlerine karşılık birşey söylemedi. Ne diye bilirdi ki aylardır Barlas'ın, Aden'in sevdası ile yanıp kavrulduğunu görüyordu. Hele şu bir, bir buçuk aydır daha fazla yandığını görüyordu abi dediği adamın. Barlas'ın bu haline üzülüyordu ama Allah var Aden'e daha çok üzülüyordu o çaresizliğini görmüştü. Barlas'ı rahatsız etmemek adına telefonunu eline alıp onunla uğraşmaya başladı.
Barlas ise sigara paketinden bir dal çıkarıp yine dudaklarının arasına yerleştirip yaktı. Sigaranın zehrini ciğerlerine derin bir nefes soludu. Dudaklarının arasına yerleştirdiği sigara gibi yanıyordu Barlas'ın içi, o sigara gibi günden güne Aden'i de tüketiyordu genç adam . Gördüğü manzara bunu açıkça göz önüne seriyordu.
Aden , Barlas'ın varlığından bir haber sessiz ama omuzları titreye titreye ağlıyor Barlas ise gözünü bir saniye bile kırpmadan Aden'in acı çekişini acı çekerek izliyordu. Hava soğuktu ve Aden balkonda üzerindeki ince beyaz kazağı ile duruyordu. Barlas Mardin'e dönüyorum yalanını söylemek zorunda kalmasa şimdi Aden'i arayıp kızardı incecik kıyafet ile soğukta neden duruyorsun diye . Aden'in bir tarifi yoktu Barlas'ın kalbinde , gözünde anlatacak kelime yoktu Barlas için . Tüm sözler kifayetsiz kalıyordu Barlas'ın,Aden'e olan sevdası karşısında. Aden , Barlas için öyle bir meseleydi ki ne anlaşılır, ne çözülür, ne yok edilir cinstendi.
Barlas'ın gözleri bir süre daha adende oyaladı daha sonra Aden'in ağlamasına dayanamadı. Cebinden çıkardığı telefon ile
'Sevdam ' diye kaydettiği numaranın üzerine basıp telefonu kulağına götürdü.
Aden ise hala parmağına dün gece takılan nişan yüzüğüne bakıp hayatını sorguluyor du. Aylardır ne yaşıyordu böyle bitmek bilmeyen bir kabus gibi. Kimseye zararı olmayan genç bir kızdı, ne kimseyi incitir ne kırardı . Kendi halinde hayatın ona da yattıkları ile mücadele etmek ile geçmişti yirmi iki yaşına kadar. Kaderi ona hiç nazik davranmamıştı darbe üstüne darbe indirmişti. Şimdi Barlas ile nişanlı,dini nikahlı karısı olmasını sorguluyor kendinde hata arıyordu. İnkar edemediği duygusu vardı bir toz tanesi kadar küçük , ne olduğunu adlandırdığı duyguları vardı aylar önce Barlas'a karşı.
Ozamanlar Barlas ile arasına mesafe kuymamıştı hep bir adım ileride durmuştu ama yeterli değildi şimdiki halini gördükçe bunu anlıyordu. Barlas'ın kendisine yakın olmasına müsade etmişti ama Barlas ve kendisinden olmayacağını anladığında Barlas'ın önünü kesmiş ama Barlas'a bunu kabullendirememişti. Belki dedi içinden . "Belki bana yakın olmana müsade etmeseydim şimdi bu halde olmayacaktım." Dedi gözünden bir damla yaş daha süzülerek. " Bu kadar canım yanmayacaktı ." Dedi acı dolu bir fısıltı ile.
Ama Aden'in bilmediği birşey vardı Barlas onun ateşine çoktan düşmüş yanmaya başlamıştı yüreği. Aden aralarına ne kadar mesafe koyarsa koysun , Barlas yine Aden'i sevmeye devam edecekti. Çünkü Barlas, Aden'in kendisine yakın olduğu için değil ilk gördüğü o kokusunu ilk hissettiği gün teslim olmuştu Aden'i koşulsuz ve karşılıksız sevmeye . Yani Aden ne yaparsa yapsın kaderinde Aden yazmasada , yazdırdı Barlas. İşte Aden ,Barlas için böyle bir meseleydi.
Aden , her saniye dahada derinlere dalıyor çıkışı olmayan bir denizin ortasında boğuluyor du . Gözleri hâlâ parmağında oyalanıyor du sessiz akıttığı gözyaşı ile.
Her damla gözyaşı, o yüzüğün üstüne bir başka anlam bırakıyordu.
Bir yanda suskunluk, bir yanda mecburiyet.
Sessizliği Aden'in pantolonun cebindeki çalan telefon bozdu. Aden siyah kumaş pantolonun cebindeki telefonu çıkarıp kimin aradığına baktı.
Barlas... Arıyor
Gördüğü isim ile ciğerlerine derince soğuk havayı soludu. Soğuk hava içini serinletmek yerine ciğerlerini yakmıştı. Telefon hâlâ ısrar ile çalmaya devam ediyordu. Hiç açmak istemedi ama Ferman ve Barlas'ın kavga ettiği gece: 'Ne zaman arasam o telefonunu açacaksın sana ulasacağım . Açmaz san eğer bu gördüğün manzaranın daha beterini görmek zorunda kalırsın. 'Diyerek Barlas tehdit etmişti yine bildiği en iyi şeyi yapmıştı. Aden sırf olay daha fazla büyümesin diye söz vermişti ne zaman ararsan açacağım diye. Heleki o sözlerdeki tehdidi göz arda edemiyordu genç kadın. Ne Ferman'ın nede Aras'ın tırnağına taş değsin istemiyordu.
İstemeye istete hâlâ ısrar ile çalmaya devam eden telefonu açıp kulağına götürdü.
"Alo ." Dedi titrek bir nefes vererek .
Barlas'ın gözleri hâlâ Aden'in üzerindeydi. Tüm hareketinin en ince ayrıntısına kadar izliyordu. Nasılsın diye sormaya yüzü yoktu Barlas'ın . Aden kendisinin varlığında bir haber olsada Barlas Aden'in ne hâlde olduğunu görüyordu ve bu yüzden nasılsın diye sormaya cesareti yoktu. " Ne yapıyorsun? " Diye sora bildi .
Aden burnunu çekerek " Hiç ." Dedi ağlamaktan çatalanan sesi ile .
" Ağladın mı sen ? Sesin niye boğuk geliyor?" Gözüyle gördüğü manzaranın cevabını Aden'in nasıl vereceğini merak ediyordu.
" Hayır ağlamadım. " Dedi Aden boğazını temizleyerek . Barlas'a bu konuda güveni yoktu ağladım dese ya telefonu kapatmayacak yada altından birşey arayıp biri birşey mi dedi , biri birşey mi yaptı diyerek darlayıp Antep'e gelmesinden korkuyordu "Sayende gözümde akacak yaş kalmadı." Diyerek göz yaşlarını sildi .Barlas'ın yüreğine kıymık batırmak tan da geri durmadı. Canı acıldıkça Barlas'ın canını acıtma ya ant içmiş gibiydi Aden .
Barlas sıkıntılı bir nefes çekti içine. Gözleri hâlâ balkonda duran Aden deydi. "Gözündeki akan yaşa kurban olurum kadın."Dedi içi titreyerek Aden'in gözünden akan her damla Barlas'ın yüreğindeki sevdayı kor gibi yakıp kavuruyordu. Tıpkı açık olan yaraya tuz basılmış gibiydi.
Aden duyduğu söz ile alt dudağını dişlerinin arasında ezdi tekrardan dolan gözleri ile. Ağladığını sesinden anlamış sanıyordu Aden , Barlas'ın kendisini izlediğini ruhu bile duymuyordu.Barlas'ın sevdası urgun olmuş boynuna dolanmış nefesini kesiyordu. Eğer Barlas'a karşı içinde birşeyler olsaydı şuanda bukadar sevilmenin mutluluğunu yaşıyor olurdu. Ama Barlas o gece abileri ile tehdit ettiği an Aden'in içinde olan kırıntı tanesi kadar olan duyguyu da süpür müş çöpe atmıştı. Barlas'ın söylediği sözü kulak ardı ederek konuyu değiştirdi. Çünkü Barlas'a ne söylese boştu Aden bunu çok iyi görmüştü. " Neden aradın ? Birşey mi oldu ? " Diye konuyu farklı yöne çevirdi. Ve biran önce Barlas'ın telefonu kapatmasını istiyordu. Barlas ile konuşmak bile şuanda Aden'e acı veriyordu.
Barlas derin bir iç çekti. " Özledim ..." Dedi kısa bir an duraksadı. " Sesini duymak istedim ." Bu sözler Barlas'a çok yabancıydı tıpkı Aden'e olan hisleri gibi . İlk defa aşık olmuştu ,ilk defa bir kadına kaptırmıştı kendini kaybedecek kadar , ilk defa sevda ile terbiye ediliyordu yüreği. İlk lerini yaşatan küçük kadın ise dikenli tellerin ortasında gibiydi. Barlas küçük kadınına uzandıkça hem kanıyor hemde kanatıyor du. Ve Aden'in bu masumluğu Barlas'ı ona daha çok çekiyordu.
Bu sırada Cihangir ister istemez Barlas'ın konuşmasına kulak misafiri oluyor. Barlas'ın söylediği her sözle tuhaf birşey görmüş gibi yüzü şekilden şekile giriyor du. Barlas'ın dilinden dökülen romantik sözlere alışık değildi . Cihangir'in bünyesine yabancıydı abisinin bu hali. Barlas deyince silah,adam öldürme, türlü işkence metodları, operasyon , şirketteki İşler, çizimler buna benzer bir çok şey geliyordu aklına Barlas'ı böyle görünce kahkaha atmak istesede gülemiyor du Cihangir. Güldüğü dakika Barlas bu arabayı mezar ederdi. Ne kadar Barlas'ın diline yabancı olan sözlere gülmek istesede, Aden'in de elini öpüp alnına koymak istedi. Senelerdir canını sıkan yada sıkmayan herkese aslan olup kök söktüren adam Aden'in yanında kediyi dönüyordu. En çokta buna gülesi geliyordu. Cihangir hiç bozuntuya vermeden elindeki telefonun içine gömüldü tekrar.
Aden'in dudaklarında histerik bir gülümseme belirdi." Antep'ten gidelin kaç saat oldu özledim diyorsun? " Dedi alayvari bir şekilde. Ve bu sesinin tınısın dan açıkca belli ediyordu.
" Özleme nin saatimi olur ? Saatle ölçülen bir şey değil bu. Sen susunca bile eksiliyor muşum gibi hissediyorum.
Eğer özlemin bir saati varsa benim tüm saatlerim seni özlemekle geçiyor demektir. " Dedi özlemini , Aden'e olan hasretini dile getirmeye bir saniye ne tereddüt etti ne de gocundu bunu sözlere dökmeye.
Aden'in dudağında istemsizce bir gülümseme belirdi . Sanki Barlas'ın sözleri hoşuna gitmişte kendince bunu inkar ediyormuş gibi. "Alışık değiliz senin ağzından böyle sözler duymaya. Tehditlerini duymaya alışık olduğumuz için bu süslü laflar ağzına hiç yakışmıyor Barlas bey " Dedi sırf Barlas'ı sinir etmek için iğneleyici sözlerini söylemekten de geri durmuyordu.
Barlas uzaktanda olsa Aden'in dudaklarındaki o gülümsemeyi görünce dudağının kenarı kıvrıldı. Aden ona böyle böyle alışacak o inadını kıracaktı. Barlas buna inanıyordu birgün Aden de onu sevecek ti tıpkı kendisi gibi. " Halla hallah ." Dedi arsız bir şekilde . " Şimdi birşey söylerdim de ortam müsait değil ." Dedi göz ucu ile şoför koltuğunda oturmuş aptal aptal yüzüne bakarak sırıtan Cihangir'e baktı kaşlarını çatarak.
Cihangir, Barlas'ın ters bakışlarını görünce yüzündeki sırıtışı bastırmaya çalışarak başını diğer tarafa çevirdi. Yeraltı dünyasında Barlas'ın romantik aşk böceğine dönüştüğü bu hali görülse nasıl olur diye düşünmeden edemedi . Cihangir hâlâ sessiz sessiz gülmeye devam ederek.
Barlas , Cihangir de ki ters bakışlarını tekrardan Aden'e çevirdiğinde bakışlarında anında yumuşama oldu.
Aden , Barlas'ın arsız tavrına başını iki yana salladı. Bu adam arsızlıkta sınır tanımıyor du . " Arsız adam. " Diye mırıldandı kısık bir ses ile kendi kendine ama Barlas duymuştu.
Aden'in sözü ile dudağında ki tebessüm daha da büyüdü. " Arsızlığım bir sana ." Dedi iç çekerek. " Bu arada benim karımı özleyip seseni duymaya hakkım yok mu?" Karım kelimesini bastırarak söylemişti. Karım diye hitap etmek bile Barlas'ın içini eritiyor Aden'in kendisine ait olduğunu hissetmek bile genç ağayı başka bir evrene taşıyordu.
"Sesimi duyunca ne geçiyor eline? Vicdanın mı rahatlıyor?" Dedi Aden cevabını geciktirme yerek. " Birde bana karım deyip durma ben senin karın falan değilim. " Dedi Barlas'ın gerçekleri gözüne tekrardan sokması özgürlüğüne vurulan kelepçeyi tekrardan hatırlatıyor du .
"Yok. Sadece özlemim azalıyor biraz. Ama senin sesin de öyle huysuz ki, özlemi bile nazlandırıyor." Dedi Aden'in iğneleyici sözlerini duymamazlıktan gelerek . "Ayrıca karımsın şimdilik resmiyette olmasada Allah katında helalimsin bu gerçeği inkar edemezsin yavrum . " Dedi kaşları çatılmış sinirlenmeye başlayan Aden'e hâlâ bakarak." Yok illede karım olduğun gerçeğini kağıt üzerinde görmek istiyorum diyorsan en fazla bir ay sonra görürsün. Aslında bir ayda beklemezdim ama düğünümüz eksiksiz olsun istiyorum, herşey sana layık olmalı." Düğünün yaklaştığı çağrılarını şimdiden Aden'e veriyordu birde düğün tarihi için Aden ile gerilmek istemiyordu şimdiden alışsın istiyordu.
Aden düğün kelimesini duyunca içinde birşeyler koptu sanki . Bu kadar erken olamazdı daha parmağına dün gece takılan yüzüğün ağırlığını kaldıramaz iken birde düğünün bu kadar erken olma düşüncesi içinde fırtınalar koparıyor du. " Ne düğününden bahsediyorsun sen ben daha dün gece taktığım yüzüğü sindirememişken . Olmaz bir ay çok erken ."
Barlas gürültülü bir nefes verdi genç kadının bu kadar erken düğünü istememesinden dolayı. Az önceki ses tonuna nazaran sesi daha baskın ve otoriter çıkmıştı." Bak Aden yaşım olmuş yirmi sekiz , otuzum'a merdiven dayamı şım ben öyle aylarca yada yıllarca nişanlı kalacak bir adam değilim. Bazı şeylerin uzamasına sabrım yok benim . Bu düğün beş ay sonrada olsa soy adımı alacaksın , bir sene sonra olsada soy adımı alacaksın kaçışın yok . " Dedi Aden'in omuzları nın düştüğüne şahitlik ederek . "Böyle şeyler uzatıldıkca tadı kaçıyor. Biliyorsun beni benim tadım kaçıtığın da etrafımdakilerin de tadını kaçırıyorum." Yine üstü kapalı tehdidini dile getirmekten geri durmamış tı Aden daha fazla direnmesin diye.
Aden'in içinde birşeyler kırılmış ta sanki parçaları yüreğine batıyor gibi canı yanıyordu. Barlas ve yine tehditleri ile boyun eğdirmeye çalışması ağır geliyordu artık . Çöken omuzları ve içinde bitmek bilmeyen bir yangın vardı. " Özüne döndün yine ." Dedi titremeye başlayan sesi ile .
"Yine beni yanıltmadın Barlas . " Dedi kısa bir süre duraksadı daha sonra tekrar konuşmaya devam etti. " Benim ne istediğimin ne düşündüğümün neden bir önemi yok ? Bu hep böylemi olacak benim ne istediğim , ne düşündüğüm hiç bir zaman sorulmayacak mı ? Hayatımın geri kalanı hep senin isteklerine göremi ilerleyecek ? "
Bu soruların cevabını duymayı çok istiyordu Aden . Çünkü hayatının geri kalanını bu şekilde geçirmek istemiyordu. Zaten yeterince yok sayılmıştı heleki bu evlikik kararı verilirken bundan sonrada yok sayılmaktan korkuyordu. Bu kadarı yeterince zordu ve Aden'in kaldıramayacağı kadar fazlaydı. Bu şekilde yaşayamazdı ruhu daha fazlasını kaldıramazdı.
Barlas oturduğu yerde rahatsızca kıpırdandı. Gerçekleri dile getiremiyor , sevdiği kadının gözünde bencil ve zorba biriymiş gibi görünmek yaralıyordu Barlas'ı. Sevdiği kadının sözleri ile açtığı yarayada eyvallah dedi . Bir anda ortama bomba gibi bir sessizlik düştü. İkiside bir birlerinin yorgun bir şekilde alıp verdiği yorgun solukları duyuluyordu sadece .
Ama Barlas ne kadar sessizliğe gömülsede iç sesi susmuyor du ' Varsın benim canım yansın, yara alan ben olayım ama Aden gerçekleri bilmesin . Kurban olduğum dayanamazsın, ürkek bir serçe gibisin öğrenirsen kaldıramaz göz yaşını akıtırsın . Serçenin gözünden bir damla yaş düştüğünde ölürmüş . Sen beni kötü bil , gerekirse nefretine bile dayanırım ama sensizliğe dayanamam sen yeterki nefes al . Ben senin nefretine de razıyım.' içinden geçirdiği sözler ağırdı ama sevdası daha ağırdı.
Sevdanın bir dili yoktu olsaydı eğer en başta Barlas konuşurdu. Aden onun için öyle bir meseleydi ki saçının teline zarar geleceğine Barlas sevdam dediği kadının nefretine boyun eğmeye razı geliyordu.
Kısa süren sessizliği Barlas'ın sözleri bozdu ." Senin ne düşündüğün ve isteklerin benim için herşeyden daha değerli Aden . Sadece kendini bana bırak inadından vaz geç bize bir şans ver . O zaman herşey bam başka olur . " Gözleri Aden'in saniye saniye tükenişini izliyordu. " Eninde sonunda olacak düğünü ileri tarihe atmanın bir anlamı yok ben bunu isteme geceside dile getirdim. Ayrı çatılar altında savaşmayı bırakalım aynı çatının altında gerekirse günlerce susalım ama bize bir şans ver . Sana uzatığım eli tut geri çevirme . " Dedi son sözlerini dile dökerken sessindeki acı açıkça kendini belli ediyordu. En aza Aden kadar Barlas ta acı çekiyordu. Tek fark Aden acısını dışa vururken Barlas acısını içinde yaşıyordu.
Aden duyduğu her sözde biraz daha tükeniyordu. Barlas ,Aden'e umut ile tutunurken ,Aden , Barlas ile bütün umutlarını yitiriyor du ona dayatılmaya çalışan hayat ile .
Gözleri nemlenmişti Aden'in ama dökülmedi. Sadece yutkundu.
“Seninle bir hayat değil, bir mecburiyet konuşuyoruz Barlas.”
dedi. Sesi kırılgan ve oldukça yorgundu. Gücü günden güne tükeniyordu. İçini yakan titrek bir nefes çekip tekrardan konuştu. “Zorla tutulan el, düşmekten beterdir, Barlas. Bazen insan bırakılmak ister. Düşsün, canı yansın ama kendi kararının içinde yansın ister.” Elinden alınan özgürlüğünün tarif ediyordu. Kararlarının sonucu doğru yada yanlış ne olursa olsun en azından bu kararı ben verdim sonuçlarına katlana bilirim demek istiyordu. Ama o hakkı da Barlas elinden almıştı.
Barlas'ın söylemek istedikleri boğazında düğümlendi duyduğu sözlerin ağırlığı ile. Onu koruyordu, evet. Ama korurken canını yakıyordu. Bu dengeyi hiç tutturamamıştı. Ve bu dengeyi sağlayamadıkça Aden , kendisinden daha çok nefret ediyor buda Barlas'ın yüreğine hançer gibi saplanıyordu.
“Sen düşmek istiyorsun diye, ben bırakan olmam. Ben saçının teline kıyamıyorum sen düşmekten bahsediyorsun. " Dedi sigara paketinden çıkarttığı bir dal sigarayı dudaklarının arasına yerleştirip yaktı. Bugün haddinden fazla sigaranın zehrini solumuştu. "Sana uzattığım eli mecburiyet olarak görmeyi bir kenara bırak . Biliyorum zorla tutulan el, incinir ama yaşadıklarımızı mecburiyet olarak görme ki gerçek bir hayat kurmak istediğimi gör." Ciğerlerine soluduğu zehrin dumanını sıkıntılı bir şekilde havaya bıraktı. Ve bir gerçeğe değinmektende geri durmadı.
"Ben seni sevmekten bir an olsun vaz geçemem , Aden.Çünkü bu sevda senin bildiğinden çok daha fazla. " Gözleri hâlâ Aden'in derin derin iç çekiş lerini izliyordu. Şimdi yanında olsa nefretle bile baksa onu kollarının arasına almaktan geri durmazdı Barlas. Bu hayatta çektiği en büyük hasretiydi Aden , ihtiyacıydı , aldığı nefes , uyanmak için sebep, tamamlanan eksik yanı , ilk defa yandığı sevdasıydı Barlas'ın.
Barlas'ın zif ile kaplı kalbinin temiz yanı , karanlığına ışıktı Aden ...
Aden duyduğu sözler ile ne cevap vereceğini bilmiyordu. Gerçi vereceği hiç bir cevap Barlas'ı geri adım attırmıyor aksine isteği doğrultusunda yere daha sert basmasını sağlıyordu. Aden'in sessizliğini sevmiyordu Barlas. Aden'in sesine muhtaç hissediyordu kendini tıpkı çölün suya muhtaç olduğu gibi.
" Sustun dikenli gül" dedi Barlas. Biliyordu konuşmaları biraz daha böyle ilerler ise Aden'in telefonu kapatmak isteyeceğini. Sırf biraz daha Aden'in sesini duyup telefonu kırgınlıklar ile değilde küçük tebessümler ile kapatmak için Aden'e 'dikenli gül ' demişti . Aden'in altta kalmayıp laf sokacağını biliyordu o tatlı atışmanın ister istemez ikisinde yüzünde tebessüm belireceğini de biliyordu.
Aden duyduğu söz ile bir an durak sadı ve daha sonra cevabı gecikmedi. " Dikenlerim olsa batardı sana bana bu kadar rahat yaklaşamaz bir taraflarına batan dikenleri çıkarmak ile meşgul olurdun . "
" Bakıyorum da dilin iyice edepsiz olmuş ama merak etme o dilini nasıl terbiye edeceğimi biliyorum. " Dedi arsızlığı sesine yansıyordu. "İnsan kocasına böyle laflar edermi hiç . " Dedi cık cık layarak. " Benim karımın ağzına böyle sözler hiç yakışmıyor." Sanki az önce kendisi arsızca imada bulunmamış gibi sahte bir şekilde Aden'i ayıpladı.
Aden gözlerini kapattı yarı sinir yarı komiğine gittiği için bir anda yüzünde beliren gülümseme ile .
"Beni sinirlendirmek gibi bir yeteneğin var senin." Dedi hâlâ gülümsemeye devam ederek.
Aden'in yüzündeki gülümseme Barlas'ın da yüzüne yer edindi .
"Senin de beni güzelliğinle cezalandırmak gibi bir yeteneğin var onu napıcaz? "
Aden tam Barlas'a cevap verecek iken Ferman'ın sesi ile korkudan olduğu yerde sıçradı. O an telefonun ekran sensörü açılmış Aden'in korku ile yaptığı ani hareketle ve telefonun hoparlörü açıldı ve Aden bunu fark etmedi bile.
" Aden ?"
Aden'in korku ile kalbi adeta dövünüyordu. Baş parmağı ile damağını kaldırarak . "Ödümü kopardın abi ya ." Dedi masum bir çocuk gibi çıkmıştı sesi.
Aden'in korktuğunu gören Barlas içten içe Ferman'a küfür etti.
Ferman ,Aden'i kolundan tutup yanına çekerek sarıldı başına bir buse kondurarak. " Odanın kapısını çaldım , seslendim ama telefonla konuşmaya dalmışsın duymadın beni . " Diyerek geriye çekilerek açıklama yaptı. " Kimle konuşuyorsun kendini kaptırmış ." Diye merak ile sordu. Ama duyacağı cevap merakın yerini öfkeye bırakmasına sebep olacaktı.
Aden söyleyip söylememek arasında tereddüt etti. Çünkü Ferman , Barlas'ın isminin geçmesine dahi sinir oluyor saman alevi gibi bir anda parlıyor du. Ama söyleme kararı verdi Ferman bu duruma alışmak zorundaydı. " Şey Barlas ile konuşuyordum."
Telefonun diğer ucunda Barlas olan biteni duyuyor ama sessizliğini koruyordu.
Ferman ise Barlas'ın adını duyması ile adeta gözlerinde şimşekler çaktı. " Daha sabah konuşmadınız mı siz ? " dedi sesindeki kendini belli eden öfke ile . "Günde kaç defa arıyorsunuz bir birinizi ? Sabah konuştunuz şimdi ne diye konuşuyorsunuz?" Diye ard ardına öfke ve kıskançlık duygusu ile saçma sorularını sıraladı.
Aden tam konuşacak tıki bir anda elindeki telefondan Barlas'ın sesi duyuldu. "Benim karım sana hesap mı verecek kocası ile konuşmak için." Didi öfkesinin arşa çıktığını belli eden sesi ile Ferman'ı tersledi.Barlas'ta bilmiyordu Aden'in telefonun hoparlörü açık olduğunu ve Ferman'ın duyması için sesini biraz yükseltmişti .
Ferman duyduğu sözler ile öfkesi parmak uçlarından saç tellerine doğru yükseldi. "Ne karısı lan ? Kardeşime karım deyip durma Aden senin karın falan değil şerefsiz." Dedi Aden'in elindeki telefona uzanarak.
Ferman'ın telefonu almak için uzanması ile Aden elindeki telefonu arkasına sakladı vermemek için. " Abi bırakır mısın lütfen." Dedi üzerine eğilip arkasındaki telefonu almak isteyen Ferman'ı bir eli ile durdurmaya çalışarak.
" Aden ver şu telefonu." Diyerek Aden'e bir anda sesini yükseltti. Ferman ve Aden telefonu çekişir iken Barlas telefonun ucunda esip gülüyor du .
Ferman , Aden'in elindeki telefonu kısa uğraş sonucu elinden almıştı. Telefonu eline aldığı gibi." Duydun mu lan benim kardeşime karım diye hitap etmeyeceksin! Aden senin karın falan değil. Nişanın olmasına müsade ettim diye bu siktiğimin ilişkisini kabul ettim anlamına gelmiyor!" Adeta öfke ile burnundan soluyordu Ferman. Hâlâ Aden ve Barlas'ın nişanlanmasını kabullenemiyordu.
" Sen kabul etsende etmesende Aden benim imam nikahlı karım! " Sesindeki öfke adeta telefonun hoparlörünü tırmalıyor öfke ile göğsü sert bir şekilde inip kalkıyordu. Aden'e Mardin'e döndüğünü söylemseydi varlığını belli eder Eroğlu konağının önünde yine bir savaş çıkardı. Ama Barlas sırf Aden'i kaybetmemek için varlığını belli etmiyor du." Çok yakında da benim soy adımı taşıyacak Ferman ! " Diye bombayı patlattı.
Aden , yine Barlas ve Ferman'ın arasında kalmış bir kaosun içinde bulmuştu kendini . Resmen nereye gitse belayı çekiyordu bahtsız kadın. " Abi lütfen yapmayın." Diye iki delinin telefondaki tartışmasını sonlandırmaya çalıştı ama boşuna ikiside Aden'i duymuyordu.
" Ne diyorsun lan sen . Ne demek çok yakında soy adımı taşıyacak siz- " demişti ki Aden daha fazla dayanamadı araya girdi budefa sesini yükselterek .
" Yeter artık ! " Diye bağırdı bir anda . "İkinizin arasında kalmaktan yoruldum ! " Dedi ikiliye sesini duyurmuş nihayet . İki adam Aden'in sesini duyması ile susmuştu."Bulduğunuz her fırsatta kavga ediyorsunuz küçük çocuklar gibi. Hiç mi utanmıyor sunuz ya koca kaca adamlar olmuşsunuz bir birinize saldırıp durmaktan. Ben kocam ve abimin arasında kalmak istemiyorum. Yoruldum artık bu çocuksu bencil halinizden. " Aden öfke ile Barlas'a kocam demişti ama farkında bile değildi.
Ferman ise Aden'in, Barlas'a kocam demesi ile öfkesi ikiye katlanır iken Barlas'ın yüzünde zafer gülüşü vardı. Aden'in söylediği tek söz Ferman'a sağlam bir darbe olmuştu.
" Sen o adama kocam mı diyorsun. Hemde aranızda sadece imam nikahı varken ? " Diye alev püsküren bakışlarını Aden'e dikti.
Aden , abisinin sözleri ile az önce ne söylediğini yeni idrak etti sert bir şekilde yutkunarak gözlerini kapatıp derin bir nefes çekti ciğerlerine araladığı gözleri ile Ferman'ın ateş saçan gözlerine baktı korku ile . " Abi " deyip duraksadı daha sonra tekrar konuşmaya başladı. " Evet kocam dedim ." O tek kelimeyi dile getirirken boğazına bir yumruk oturdu sanki. Sevmediği zoraki kocası olacak adamın hayatındaki yerini abisi ne bu üslup ile göstermek zorunda kaldığı için canı yandı.
Bir anlık cesaret ile sağ elini kaldırarak parmağındaki alyansı gösterdi. Sanki deli cesareti gelmiş gibi Ferman'ın ölümcül bakışlarını gördüğü halde bu hareketi yapmıştı. " Bu yüzüğü aksesuar olarak takmadım ben . Bunun bir anlamı var ." Dedi sesinin titrememesine özen göstererek. " Bu yüzük evliliğe giden yolun nişanesi. " Havaya kaldırdığı sağ elini indirip ."Aile büyükleri de konuştu bu konuyu düğünün en kısa zamanda yapacaklarını söylediklerinde sende duydun . Abi lütfen artık ikinizin arasında kalmak istemiyorum." Diye titreyen göz bebekleri ile Ferman'a baktı. Ama içinde öyle bir sızı vardı ki tarifi yoktu hele birde Barlas için abisini bu şekilde karşısına alıp saygısızlık ederek param parça ettiğini bilmek içini parçalıyor du .
Ama bunu yapmak zorundaydı. Ferman ne kadar bilmesede Aden ona zarar gelmesin diye yapmıştı. Bunun pahasına abisinin kalbini param parça etmişti.
Ferman'ın içinde adeta bir artçı olmuş gibi bedeni titredi. Kendi evladı gibi bakıp , gözünden bile sakınarak büyüttüğü kardeşi Barlas için karşısına dikilip param parça etmişti yüreğini. Aden'e öyle bir kırıldı ki ağzını açıp tek kelime etmedi. Eğer bir kez konuşmaya başlar ise ağır konuşurdu. Ve Aden o ağır sözlerin altından kalkamayacağını bildiği için Ferman tek kelime etmedi yine kıyamadı Aden'e sustu.
Sadece kırgın bakışları ile birlikte ağır ağır başını salladı. Aden abisinin kırıldığını anladı ama bunu yapmak zorundaydı. Ferman'ın elindeki telefonu alıp dakikalardır Ferman'a ettiği sözleri sessizce dinleyen Barlas'a seslendi. " Barlas?" Dedi buz gibi çıkan sesi ile .
" Efendim." Aden'i ne hale soktuğunu fark edince içten içe kendine lanet etti Barlas. Aden'in , Ferman'a ne kadar düşkün olduğunu biliyordu. Ferman dan ne kadar nefret etsede Barlas , o da bir abiydi ve Aden'in abisini param parça ettiğini ve Ferman gibi bir adamın bunu hak etmediğini biliyordu ve yaptığı yanlışın altında ezilip kaldı.
"Benim bu hayatta en değer verdiğim adam ile bu şekilde konuşamazsın . Bir an önce kendine gelsen iyi edersin aksi takdirde parmağıma taktığın bu yüzüğün hiç bir anlamı kalmaz benim için bunu bil ve ona göre hareket et. " Barlas'ı sözleri ile paramparça etmekten geri durmayacaktı hele Ferman'ı bu kadar kırmış iken Barlas'ı küle çevirmek istiyordu. " Senin için abimi karşıma aldım diye abime hakaret etme cesaretini kendinde bulma . Aksi taktirde abimi senin için karşıma aldığım için pişman olacağım. Pişman olursam biz diye birşey kalmaz ." Diyerek telefonu Barlas'ın yüzüne kapattı.
Aden'in sözleri Barlas'ı ne kadar parçalara bölsede hakettim ben bunu dedi Barlas. Bu sözleri haketmişti ve bunun bilincindeydi. Ama bir taraftan içinde öyle bir öfke vardı ki volkan gibi patlamaya hazırdı. Öfkesi Aden'in bir adım daha uzaklaşmasına sebep olduğunu içindi . Sessizce hâlâ Aden'i izliyordu arabanın içinde. Gitmedi gidemedi gönlü el vermedi Aden'i bu halde bırakmaya.Cihangir konuşmalara şahit olduğu için Aden'in hem Ferman'a hemde Barlas'a söylediği sözlerin altında o bile ezilmişti. Ve yine arada kalan Aden olduğu için üzülmüştü.
Aden alt dudağını dişlerinin arasına alarak ezdi akmaya hazır olan göz yaşlarını engellemeye çalışarak. Ferman'ın yanına yaklaşıp sarılmak istiyordu ama buna cesaret edemiyordu. Ferman , Aden ve Barlas'ı öğrenip Antep'e geldiği gün Aden sarılmak istemiş Ferman sarılmasına müsade etmemişti ve Aden yine aynı şey ile karşı karşıya gelmekten korkuyordu şuanda. Olduğu yerde gözleri dolu dolu Ferman'ın kırgın bakan gözlerine bakıyordu.
" Gel buraya ." Dedi Ferman az önceki sesindeki kırgınlığı tamamen yok etmişti. Tüm kırgınlığını içine atmış kardeşinden gizlemişti tıpkı o gece Aden abisinin sözlerinin kırgınlığını içinde gizlediği gibi.
Aden abisinin sözü ile aralarındaki üç adımlık mesafeyi kapatıp Ferman'ın yanına ulaşıp sarıldı. Ferman ise kollarını beline dolayan kardeşini kollarının arasına aldı.
Aden gözünden akan yaşları umursamadan başını Ferman'ın göğsüne dahada bastırdı. Boğuk bir sesle " özür dilerim seni kırmak istemedim ." Dedi burnunu çekerek . " Ama yoruldum abi, ikinizin arasında kalmaktan çok yoruldum ." Dedi boğuk çıkan sesi ile.
Aden ne yaparsa yapsın Ferman kıyamıyor du . Aden'in çocukluktan bu yana olan yolculuğu kolay değildi ve Ferman kardeşinin sık sık sinir kırizlerine , bayılmalarına sonu hastanede biten çok geceye tanıklık etmişti . Aden'in şuanda karşısında normal bir şekilde durması bile mucize gibi geliyordu. Kullandığı o ağır ilaçların yan etkisinden sonra Aden'in düzele bileceğini, normal hayatına devam edeceğini hiç düşünmemişti. Kader çemberinden Aden'i küçük yaşta geçirmişti ve Aden ne yaparsa yapsın Ferman kıyamıyor du işte.
Barlas hâlâ sokağın köşesinde birbirine sım sıkı sarılan Aden ve Ferman'ı izliyordu. Aden , Ferman'ın kollarında acı çekerken Barlas ta yine içten içe çekiyordu acısını. Kimseye sığınmadan yanlız , içten içe...
Ferman kollarının arasına aldı kardeşinin saçlarına bir öpücük kondurdu.
" Biliyorum beni kırmak istemediğini ama o adam seni haketmiyor abim . Sende beni anla Aden , o adam birgün seni paramparça edecek bunu biliyorum. Görmüyor musun öfkesini ." Diyerek Aden'in bedenine doladığı kollarını dahada sıkılaştırdı sahiplenerek .
" Sen sanıyorsun ki şimdi sana sesini çıkarmadığı gibi ileriki zamanda çıkarmaz . Öyle değil işte Aden onun öfkesi birgün senide yakacak . İşte ozaman Barlas'ın gerçek yüzü ile tanışacaksın ama çok geç olacak gitmek istesen buna müsade etmeyeceke, aksine ondan gitmek istediğin için öfkesi dahada artıp seni küle çevirecek . Ben sonradan pişman olmanı istemiyorum. " Soluksuzca içini kemiren düşünceleri sıraladı.
" Ne olursa olsun ben her zaman yanındayım abi gel beni al dersen hemen gelirim Mardin'den ölümün çıkacağını bilsem seni alırım mesele bu değil. Mesele ney biliyormusun Aden ? " Dedi şefkat dolu sesi ile . " Mesele senin yaptığın yanlış seçimine gözün kapalı bir şekilde koşmam. Sonradan pişman olacağın yola adım adım yürümüyor sun sen resmen koşuyorsun abim yapma vazgeç Barlas'tan." Ferman , kardeşinin, Barlas'a olan sevdasından gözü kör olmuş sanıyordu. Bilmediği gerçeklerin üzerine kardeşine öğütler veriyor Barlas'tan vaz geçirmeye çalışıyor du.
Bir bilseydi kardeşinin içindeki ateşin sevda olmadığını, mecburiyetten olduğunu işte o zaman büyük bir savaş başlardı.
Aden , abisinin söylediği tüm sözleri sessizlik ile dinledi içi yana yana . Tüm gerçekleri haykırmak istiyordu , abi ben Barlas'ı sevmiyorum amcam ile bir olup sizin ile tehdit etti beni senin canınla tehdit etti . Senin için boyun eğiyorum diye haykırmak istiyordu ama yine Ferman'ın canı için diline zinciri vurmuş kırk kilit ilede kilitleyip yutmak zorunda kalmıştı.
" Çocukluğumdan bu yana seni üzecek kıracak hiç birşey yapmadım yüzünü yere eğecek tek bir harekette bulunmadım abi ." Dedi buraya kadar ettiği tüm sözleri doğruydu ama şimdi dile getirecekleri işte onlar mecburiyetti. " Ben bu zamana kadar hiç birşey için bukadar ısrar edip direnmedim . Sende beni anla vaz geçmiyorum ondan seviyorum abi ." Dedi boğazını düğümlenen sözlerin ağırlığını yutarak dile getirdi . Dile döktüğü her söz benliğine ihanet ediyordu genç kadının. Bu yaşına kadar söylemediği yalanı şu bir kaç haftada söylemişti.
Ferman Aden'in seviyorum sözünü duyunca kollarını doladığı bedenden geri çekilip kardeşinin yüzüne baktı. Aden o kadar masum ve savunmasız bakıyordu ki seviyorum demesine öfkelenemedi bile ." O adamın neyini seviyorsun anlamıyorum seni . Evlat olsa sevilmez. " Dedi yüzünü buruşturdu memnuniyetsizce . " Onu seveceğine git sokaktaki kediyi köpeği sev ondan iyi ."
Aden duyduğu sözle kıkırdadı. "Sen merak etme ben hem Barlas'ı sevrim hemde sokaktaki kediyi , sen yeterki arkamda dur karşımda durma ." Dedi alaya aldığı konuyu dile getirerek abisinin arkasında durmasını istedi . " Hem sen beni söylüyorsun da sana ne demeli ? " Dedi aklına bir anda gelen şeyle konuyu değiştirdi. Ferman'ın huyunu biliyordu biraz daha Barlas'ın adı geçer ise bu sakin tavırlarından eser kalmazdı zaten sakinde değildi öfkesini zorla bastırıyordu.
" Ben ne yaptım şimdi ?" Dedi kardeşinin sözlerine karşılık.
Yüzünde beliren imalı gülümseme ile ."Onuda sen söyleyeceksin Ferman bey . Neydi o dün geceki hallerin ." Dilinin altındaki baklayı çıkarmadan önce ağzında eveleyip , geveliyor Ferman'ı daha çok meraka sürüklüyordu.
"Neyi ima ediyorsun kızım açıkça söylesene adamı hasta ediyorsun." Dedi hafif çattığı kaşları ile.
" Valla ben birşey ima etmiyorum . Gözümle gördüğüm şeyi söylüyorum. Dün gece Deva ya nasıl baktığını gördüm bakışların gözümden kaçmadı halay da erkek kuzenleri Deva'nın elini tutunca kaşlarının nasıl çatıldığını gördüm." Dedi nihayet dilinin altında yatan gerçeği söyleyerek.
Ferman duyduğu sözle bir anda yüzü gerildi kaşları çatıldı. " Ne saçmalıyorsun kızım sen ? Neyine bakacağım o manyağım." Dedi aceleyle. " Ulan ben o manyağı tanıdıktan sonra kadınlardan soğudum. Allah bir çene vermiş piskopata susmak bilmiyor beynimi kemiriyor resmen. Ben onu gördüğüm yerde yolumu değiştiriyorum sen geçmiş karşıma nasıl baktığını gördüm diyorsun." Dedi Deva'nın adı geçince erkekliğine tekme attığı o gün geldi aklına. Aklına gelen ile yüzünü acı ile buruşturdu o gün gibi.
Aden hâlâ gülümsemeye devam ederek. "Ama ben gördüm o bakışlarını. Hiçte öyle kaçacak yer arıyor gibi değil di aksine kıskançlık ve hayranlık dolu bakışlardı ." Dedi merak ile dün gece gördüğü şeyin ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Ne kadar Ferman ve Deva'nın yıldızları barışmasada Aden içten içe ikiliyi bir birine yakıştırıyordu . Ama bunu dile getirdiğini Barlas duysa dilini kopara cağını da biliyordu.
Aden'in söylediği sözleri aklından kovdu Ferman yoksa Aden'in bu konuyu üsteleyeceğini bildiği için umursamaz bir tavır takındı. " Senin gözlerin bozulmuş dünyada tek kız o psikopat kalsa dönüpte bakmam . O manyağı başıma bela edecek kadar delirmedim daha . " Diyerek konuyu kapatmak için Aden'in omzuna elini atıp kolunun altına sıkıştırarak odaya doğru yürüdü. " Buz gibi olmuşsun . Şu haline bak incecik te giyinmişsin hasta olup mızmızlanırsan senin canını ben okurum. " Diyerek odaya girdi Aden'i serbest bırakarak balkon kapısını kapattı.
Aden ve Ferman'ın odaya gitmesinin ardından bir süre sonra Barlas ve Cihangir sokağın köşesinden sessizce ayrılıp Mardin'e doğru yola çıktı. Aden'in son sözlerinden sonra ne Barlas tek kelime etmişti nede Cihangir. İkili sessizliğe gömülerek yollarına devam etti.
••••••••••
Aradan geçen saatler sonra konağın geniş salonunda ağır bir sessizlik hâkimdi, ama görünüşte her şey olması gerektiği gibiydi.
Ayfer Hanım, yılların verdiği yorgunlukla koltuğunda oturuyor, yanında Eslem Hanım ve Eyşan Hanım'la geçmiş günlerin, eski dostların tatlı anılarını fısıltıyla yad ediyordu. Arada bir hafif bir gülüş yükseliyor, hemen ardından yine o kasvetli sessizlik çöküyordu . Bir ara Behram beyin sabah evden erken çıkmasına rağmen bugün galeriye uğramadığını söylemişlerdi Murat ve Alp . Eyşan hanım ise Behram beyin, Savaş meselesini çözmek için ortalıkta görünmediğini düşünerek başka bir işi vardır akşama gelir demişti.
Barlas'ın isteği üzerine Agâh ağa , Savaş'ın babası ile gereken dille konuşmuş Savaş'ı Antep'ten bir iş bahanesi ile yurt dışına göndermesini sağlamıştı. Ama Savaş'ı yurt dışında oyalamak kolay olmamıştı . Hergün Behram beyi arıyor Aden'in, Barlas ile nişanlanmasından bir haber olduğu için döner dönmez Aden ile evlilik hazırlıklarına başlamak istediğini söyleyip darlıyordu Behram beyi . Behram bey önce Savaş'ın babası ile konuşup daha sonra bu konuyu Agâh ağa ile konuşmayı düşünüyordu. Çünkü Savaş'ın Antep'e dönmesi an meselesiydi. Eyşan hanım bu düşünce ile Aktan larla konuşmaya gittiği için ortalıkta görünmediğini düşünüyordu. Bunu dile getiremeyeceği için başka bir işi var diyerek konuyu geçiştirmişti.
Diğer tarafta ise büyük salonun diğer köşesinde Aden , Aras ve Ferman'ın ortasında oturuyor kendisini kolunun altına alan Aras'ın omzuna başını yaslamış sessizce ortamda dönen muhabbeti dinliyor ,Murat,Alp ve Dila yan yana oturuyor ara ara Dila ve Alp bir biri ile didişip ortamın gergin havasını alarak güldürüyordu salondaki gençleri.
Hepsinin içinde ayrı yorgunluklar barınıyor ama kimse kimseye yorgunluğunu göstermiyor aksine üstünü kapatıp yüzlerine yerleştirdikleri sahte gülümsemeler ile kamufle ediyordu. Aden , Aras'ın omzuna yasladığı başı ile gözleri ara ara parmağındaki alyansa kayarak hayatı sorguluyor du. Aras ise kardeşinin bu haline ara ara gözü kayıyor parmağındaki o yüzüğün kardeşi için bir pişmanlık kaynağı olmamasını diliyordu içten içe. Aras , Ferman gibi dışa vura masada her abi gibi Aden'i, Barlas'tan kıskanıyordu .
Ferman'ın ise hala aklında odada Aden'in ettiği sözler dönüyor kardeşinin biran önce aldığı karardan vaz geçmesini istiyordu. Yoksa Aden daha çok Ferman ve Barlas'ın arasında kalmaya devam edecekti. Ortamda biri vardı ki kalbinde kopan kıyameti gizlemek için çok çaba sarf ediyordu.
O kişi Murat'ın ta kendisi idi. Dün gece çocukluğundan yana aşık olduğu amca kızının bir başka adama yar olduğuna şahit olmuş adeta enkazın altında kalmıştı.
Murat, koltukta geriye yaslanmıştı. Yıllardır içinde sakladığı duygular, şimdi yüreğinde ağır bir enkaza dönüşmüştü. Sevdiği kadına, dün gece başka bir adam nişan yüzüğü takmıştı. Üstelik o kişi Barlas, ve Murat’tan çok daha şanslı, çok daha güçlüydü. Dışarıya hiçbir şey belli etmiyordu Murat. Hep yaptığı gibi, güçlü görünüyordu. Ama içinde, Aden'in , Barlas'a ait olması her nefeste onu biraz daha yakıyordu.
Murat'ın sol yanında öyle bir sızı vardı ama tarifi yoktu. Yıllardır Aden ona abi desede Murat, Aden'e kardeş gözüyle bakmamış günden güne gözünün önünde büyüyüp güzelliği ile serpilen Aden'e gönlünü kaptırmıştı. Bunun ne kadar yanlış olduğunu bilse de yüreğine söz geçirememişti . Şimdi ise Aden tam karşısında başını Aras'ın omzuna yaslamış parmağındaki yüzük ile oyalanıyordu bakışları. Aden'in , Barlas'a ait bir yüzüğü taşımasının yükü ağır Aden'in , kendisine değilde bundan sonra Barlas'ın kadını olmasının yükü dahada ağır geliyordu. Aden'e her baktığında göz bebekleri titriyor içindeki şiddetli depremi gizlemek için adeta kendisi ile savaşıyordu Murat.
Murat’ın bakışları Aden’e her kaydığında, yüreğinde sızlayan eski bir yaranın kabuğu yeniden kalkıyordu.
Aden mutluysa, ona ne diyebilirdi ki?
Kendi sevgisi, Aden’in yanında olmasını hak etmiyordu artık.
Öyle sanıyordu.
Herkes Aden’in Barlas’a aşık olduğuna inanmıştı. Ama gerçek öyle değildi.
Belki buna inanmak daha kolaydı.
İnkar etmektense, kabullenmek...
Salonda hâlâ bir muhabbet dönüyor ama herkesin aklını meşgul eden bin bir sorun ile savaşıp ettikleri sohbet ile içsel duygularını bastırıyor lardı. Sohbetin uğultusunun arasına konak bahçesinde evin çalışanın attığı çığlık sesi adeta bomba gibi düştü salona
İnce, tiz, yürek parçalayan bir kadın sesi.
Bir anda herkes irkildi.
Ayfer Hanım bastonuna sarıldı.
Eslem ve Eyşan, birbirlerine korkuyla baktılar.
Ferman refleksle ayağa kalktı.
Aras, korku ile irkilen Aden’i korurcasına kollarının arasına çekti.
Murat yerinden kımıldayamadı; sadece nefesini tuttu. Alp te tıpkı Ferman gibi oturduğu yerden ayağa fırladı Dila da en az diğerleri gibi şoka girmiş korku ile irkilmişti.
Kimse evin yardımcısı Hatice teyzenin attığı çığlıkların sebebini bilmiyordu...
___________________________
Bölüm sonu...
Bölümü nasıl buldunuz?
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 14.38k Okunma |
888 Oy |
0 Takip |
28 Bölümlü Kitap |