

MERHABA YENİ BÖLÜME HOŞGELDİNİZ
BU KİTABIN GERÇEK HAYATLA BİR İLGİSİ YOKTUR
☕☕☕🚬
Fulya gözyaşlarını silip, derin derin nefesler almaya çalışıyordu ama nafile bir çabaydı onunki .
Ayağa kalkıp spor salonundan çıkarak odasına döndü, yanında getirdiği yedek tişörtü giydi.
odasından çıkarak lavoboya girdi, onu gören Askerler hemen çıkıp gittiler, yüzünü bir kaç kere yıkadı, cam kırıkları batmıştı her yanına, ruhu acı çekiyordu,
Yüzüne son defa su vurdu, saçını açıp tekrar topladı, çıkan minik saçlarını elinin ıslaklığıyla düzeltip beresini takarak odasına döndü ceketini giydi, kapısı çalmıştı "Gel " diye seslendi.
İçeri teğmen girdi "Komutanım albayım timnizle beraber sizi toplantı salonunda bekliyor,
"Tamam sen Time haber ver ben geçiyorum hemen , asker emredersiniz diyerek gidince fulya da hemen odadan çıkıp üst katta bulunan baran'ın gösterdiği toplantı salonuna girdi.
Baran ve timi de içerde masaya oturmuş bekliyorlardı, ortak göreve gideceklerini tahmin etti fulya, baran'ın timi ayağa kalkmaya çalışınca fulya eliyle oturttu,
baran'ın karşısında ki yerine oturdu, rütbeye göre oturmuşlardı, Fulya'nın timi de içeri girip yerlerine yerleşince albay gelmiş herkes ayağa kalkmıştı.
" Oturun çocuklar albay da yerine oturdu Hemen, suratında ki ifade pek hayra alamet görünmüyordu.
"Çocuklar sınır dışında ki göçmen çadırlarına saldırı düzenlendi, durum oldukça kötü, alan çok büyük o yüzden 3 tim olarak sınıra gideceksiniz.
3 gün boyunca orayı güvende tutmanız gerekiyor, devamlı iletişim haline olacağız, 3 günün sonunda orada yaşayan insanların daha güvenli bir yere taşınmasına yardımcı olacağız, şimdi hemen hazırlanıp yola koyulun.
" Emredersin komutanım diyerek odadan çıktık, herkes hızlı hareket ederek mühimmat odasına girdi.
yeleğimi giyip silahımı kurşunlarımı yedek şarjörümü koyduktan sonra, bacağıma yedek silahımı ve kasatura mı da koydum, uzun saçlarımı açıp örmeye başladım acil kestirmem gerekiyordu, 3 dakikam araya gitmişti resmen, kaskımı takıp sniperımı omzuma asarak helikopter pistine geldim, herkes hazır ol da bekliyordu.
Helikoptere karargahtaki askerler malzemeleri yüklemişti CH-47F Chinook ağır nakliye helikopteri eşyaları ve bizi anca alırdı, kalabalık olduğumuz için bununla gidiyorduk, normalde operasyona çıktığımız helikopter daha küçüktü.
Helikoptere binip yola çıktık rabbim bütün türk askerini korusun, ayaklarına taş değidirmesin, camdan dışarıyı izlemeye koyuldum. Dağların ormanların eşsiz manzarası her defasında büyülenmemi sağlıyordu.
Timin meraklısı olduğunu düşündüğüm Zümrüt: komutanım 3.Tim kimler acaba? Diye sordu
Başımı iki yana olumsuz anlamda salladım "Bilmiyorum, siz biliyor musunuz kıdemli yüzbaşım ?. Baran gözlerime baktı bir kaç saniye, birşeyler arıyor gibiydi,
Sonra derince nefes aldı bakışları çok tuhaftı alev alev yanan gözlerine biraz fazla bakınca içinde kayboluyordu insan " Bende bilmiyorum. Dedi sadece .
Herkes önüne dönüp gideceğimiz yere kadar ses çıkartmayarak içine döndü 2 saat sonra helikopter inmiş timlerimizle beraber dikkatle harekete koyulmuştuk.
Koordinatlara uyarak hareket edip, göçmen çadırlarının olduğu yere geldik,
Gördüklerim karşısında tüplerin diken diken oldu, ortalık per perişan haldeydi, çadırlar yakılmış, ölülerin çoğu yanmıştı, yerde yatan gençler yaşlılar, minicik çocukların cansız bedenleri öylece duruyordu ,ağaçlık alana kaçmış insanların ağlamaları feryatları doldu kulaklarıma , işte insanın insana yaptığı zulmün son haliydi bu .
Kalbim acıyla sıkıştı, başıma şiddetli bir ağrı saplandı, elimi anlıma atıp parmaklarımla baskı yaptım. " Bu nasıl bir zalimlik." Dedim kendimi tutamayarak.
Herkesin içi yanmıştı tek kelime edemediler .
Oyalanmak Bizim için tehlikeli olacağından Hemen timlere görevler verdik.
"Asker hep beraber önce meftları gömeceğiz, sonra helikopterle getirdiğimiz çadırları güvenli bir alana kuracağız anlaşıldı mı? Timler yapacakları işleri başları dik büyük bir istekle dinliyorlardı. Hepsinin dilinden aynı anda "Emredersiniz komutanım. Döküldü
Baran"da timi benim gibi yönlendirip yanıma geldi, "diğer tim seninkiler miş!"
Dediğinde beynim'den vuruldum sanki, Böyle işin içine sıçayım ben Onlardan tarafa baktım, Atilla gelip önce selam durdu sonra" ablam" diyerek sıkıca sarıldı.
Bende ona sarıldım, özlemiştim hergeleyi, atilla'dan ayrılıp, eski tim arkadaşlarıma başımla selam verdim, onlarda karşılık verdi, bir şerefsiz hariçti tabi.
Sonra işlere koyulduk, elime aldığım kürekle mezar kazmaya başladım, kaldığım çukura birazdan bir beden yatacaktı. Ömür kısaydı elbet ama bu şekilde ölmeyi hak etmemişlerdi.
Çadırlarında yoksulluk içinde hayat sürmeye çalışırken iki üç çakal onları hayattan kopartıp atmıştı, gözlerimden bir kaç damla toprağa karıştı.
diğerleri de başka mezarları kazıyordu, sağ tarafımda savaş, sol tarafımda baran vardı, bende ortalarınday'dım.
15 dakikanın sonunda baya kazmıştım ama hala yeterli değildi.
Benim durup baktığımı gören baran" yardımcı olayım mı yüzbaşım? Diye sordu ben de cevap verdim"az kaldı sayılır,
Baran çoktan kazmıştı, mezarlar yeterli sayıda açılmıştı o yüzden Baran'ın işi şimdilik bitmişti, toprağı atmam'da yardımcı olursan sevinirim. Dedim
Baran hemen başını sallayarak çukurun içine yanıma zıpladı, hoyy maşallah be adam, bu ne cüssedir çukurda yer bırakmadı resmen , ben kazarken baran da toprağı dışarı atıyordu.
Kazma işi bitince baran çukurdan zıplayarak çıktı, ııııııı şeyyyy ben nasıl çıkacağım uzunum ama bu çok derin, ben tam nasıl çıkarım diye düşünüyorken baran anlamış olacak ki elini uzattı,
uzattığı elini tuttum, kocaman elleri vardı, elim avucunun içinde kaybolmuştu, beni birden çektiğinde dengemi sağlayamayınca baranla burun buruna geldik,
"iyi misin? Diye sordu elleri sıcacıktı o sıcaklığa sığınmak geldi içimden çok yalnız hissettiğimi tam o an anlamıştım.
"İyiyim teşekkür ederim. " Diyerek çektim ellerimi elimin sıcaklığı buz gibi havayla yok olmuştu.
Arkadan gelen sesle başımı oraya çevirmek zorunda kaldım, savaş küreği sertçe yere fırlatmış öfkeyle yumruklarını sıkarak bize bakıyordu, (geber inşallah.)
Onu umursamadan timin yanına geçtim, ölüleri mezarına koyarak üzerine toprak atarak örtüyorduk,
benim örttüğüm 8 yaşlarında bir erkek çocuğuydu, simsiyah saçları, açık kalmış yemyeşil erik rengi gözleri vardı, elimle gözlerini kapatıp saçlarını öptükten sonra mezara koyarak gömmüştüm, bu acı bana ölünceye kadar yeterdi, şehit düşen timim'den sonra kabuslarıma bugün ölenler ve erik gözlü çocuk girecekti emindim.
Yutkuna yutkuna attım üzerine toprağı, nefes almakta çok zorlanıyordum. Mezar tamamen kapandığında kenarda duran kardelen çiçeğini elimle kökünden çıkartıp erik gözlü çocuğun toprağına gömdüm. Elim ile toprağını sevdim " gittiğin yer öyle güzel ki kalk çocuk sen kalk senin yerine ben yatayım."dedim içim taşıyordu.
Omuzuma bir el kondu başımı kaldırıp baktığımda alev gözler karşıladı beni " devam etmeliyiz." Dedi baran usulca salladım başımı ağır ağır kalkıp ellerimi bir birine kavuşturarak son kez baktım mezara "ELVEDA ERİK GÖZLÜM"
*
3 tim ortaklaşa karar alarak güvenli bir alanda çadır kurmaya başladık, çok acıkmıştım, Kahvaltı bile yapmadan çıkmıştım evden Migren ataklarım başlamıştı. kurduğum çadırın içine 3. Timin yanlarında getirdikleri battaniye ve yastıkları yerleştirdim 200 kişiye yakın insan vardı, el birliğiyle çalışıyorduk ancak hava kararmak üzereydi,
Herkes canla başla çalışırken yanıma gelen masmavi gözlü minik bir kız çocuğu elimi tuttu, " şen asker misin?
Hemen yanına çöktüm, çok güzeldi simsiyah saçlarını sevdim " evet türk askeriyim "
"Şen benim abimi gömdün.!!!!
Nefesim kesildi yutkunamadım. abimi gömdün ölüme bu yaşta alışmak zorunda bırakılmış küçük bir çocuk!
" teşekküy ederim , şen onu gömmeşeydin, kötü adamlar ona zayay verecekti."
Gözlerim doldu, başım dönüyordu artık, günlerdir üst üste gelen acılar dermanımı tüketip almıştı, daha ne yapacaklardı ve kızım minicik bedeni düştü aklıma ellerimle tuttuğum zayıf bedeni.
Kız gözlerini bana dikmişti" adı neydi abinin ?" Diye sordum
"Mikail," dedi hayran hayran " yeşil gösleri çok güşeldi onun, benimkiler gibi maviş değildi.
Birazdan dövüne dövüne ağlamaya başlayacaktım son anlarım'dı artık, dayanamıyordum, nefes almaya çalıştım "Benim biraz işim var güzelim sen azıcık bekle birazdan hazır olacak çadır, üşüyor musun ,? Diye sordum.
"Evet çok üşüyorum!
" Karnın acıktı mı ?"
" Biraş" Hemen can yeleğimi çıkartıp içimdeki ceketi çıkartarak minik kızın omuzlarına koyarak önünü sıkı sıkı kapattım. yeleği çıkartmam çok sakıncalıy'dı, vurulup ölme ihtimalim çok yüksekti, ama olsundu kendimi düşünecek değildim.
Çok soğuktu ceketimi çıkarttığım anda bedenim titredi. "Fulyaa" diye seslenen barana çevirdim başımı .
herkes barana bakıyordu."hemen giy yeleğini,! diyerek önüme geçti, bir taraftan da etrafına bakıyordu, bir saldırı olursa diye,
Hemen yeleğimi giyip işime döndüm, sonunda hazır olan çadıra yaşlıları ve küçükleri yönlendirip içeriye soktum 10 yaşlı 10 çocuk anca almıştı, acil hızlanmamız gerekiyordu.
Hemen baran'ın yanına gelip onun yaptığı çadıra yardım etmeye başladım, baran köşelerinden toprağa çakarken bende helikoptere binip yastıklar'dan alarak çadıra doğru yürüdüm, saçlarım gözüme doğru savruldu neden açılıyordu tokam mı düşmüştü?.
Ben gidinceye kadar rüzgar örgülerimi dağıttı bütün saçlarım savruldu. gözlerim bir anlık savaşa değdi, işini bırakıp beni izlemeye dalmıştı,
Hemen başımı çevirip baran'ın yanına döndüm, oda yerden kalkmış benim gelmemi bekliyordu, hızla yanına gelip çadıra postallarımı çıkartıp girdim, elimde ki yastıkları bıraktım, çıkınca tekrar postallarımı giydim hemen baran önümde durdu . Anlamsız bakışlar atıyordum ona.
" Tokanı düşürmüşsün !"
Yüzüme Zoraki bir tebessüm kondurdum tokayı almak için elimi uzattım " teşekkür ederim." baran izin vermedi, arkama geçip saçlarımı elleriyle toparlarlayıp tokamı saçıma dolayarak taktı.
Ben şaşkın şaşkın etrafıma bakarken uzaktan öfkeyle yumruklarını sıkarak gelen savaşı görür görmez baran'ın önüne geçip kaşımın birini öfkeyle kaldırdım.
" DOKUNMA LAN ONA! Diye bsğırmıştı diğerleri de ne olduğuna merakla bakıyordu
"SANANE SAVAŞ ! İSTEDİĞİNİ YAPAR, EVLİ OLAN BEN DEĞİLİM !" Dedim öfkeden ellerim titriyordu. dik dik baktım yüzüne,
Allah'ın cezası kendini ne sanıyorsa . Savaş öfkeyle geldiği yere dönmüştü, barana döndüm gözlerine hüzün değmişti.
" Aklımdan geçenlerin doğru olmamasını çok isterdim fulya!
"nasıl anladın." Diye sordum yüzünde acı bir tebessüm oldu.
"Ömrümü insanları çözmeye adadım, anlamakta geç bile kalmışım.
Öyle canla başla çalışıyorduk ki herkes çok yorulmuştu, zümrüt, selin , derin, atilla , barış yemek hazırlıyorlar'dı, bizde hala çadırları kurmaya devam ediyorduk.
40 çadır kurmuştuk, bütün herkese şimdilik uyuyacak alan hazır olmuştu ama hala bizim çadırı kurmaya uğraşıyorduk, gözlerim kararmış başım topaç gibi dönmeye başlamıştı, ayakta duramıyordum artık, gözlerim kayıyordu.
Bedenim sert bir yere değdi gözlerim kapandı.
Bölüm sonu
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 90.59k Okunma |
7.32k Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |