

MERHABA YENİ BÖLÜME HOŞGELDİNİZ
BU KİTABIN GERÇEK HAYATLA BİR İLGİSİ YOKTUR
DİKKAT ŞİDDET VE KÜFÜR İÇERİR
❄️❄️❄️
Fulya ordan oraya koşturup duruyordu, hava soğuktu, karda hafif hafif yağmaya başlamıştı, onlar soğuklara alışkınıdı ama küçük çocuklar ne yapacaktı, ya yaşlılar,bu konuyu Baranla konuştuktan sonra albaya ulaşmayı düşünüyordu.
saçlarını rüzgar yine dağıtmış görüşünü kapatmıştı " yemin ederim gider gitmez kesicem sizi" diyerek öfkeyle kendi kendine söyleniyordu
Baran'ın sesini işitti " Yazık değilmi? O güzelim saçlara nasıl kıyacaksın? Fulya elleriyle zorla zapt ettiği saçlarını yüzünden çekerek barana döndü " askerim ben dikkatimi dağıtıyorlar, yazıksa yazık bıktım bunlardan.
"Haklısın fazla dikkat dağıtıcılar," dedi baran, cebinden çıkarttığı lastik tokyla fulya'nın saçlarınına yönelmiş uzun ve gür saçlarını acıtmamaya özen göstererek Güzelce toplamıştı.
"Yanınızda toka taşıdığınıza göre sevgiliniz var sanırım, bana takmanız yanlış değil mi sizce de. !" Diye sordu fulya
"Sevgilim yok fulya, ! yere düşürmüşsün bulunca kaybolmasın diye cebime attım."
Fulya büyük bir aydınlanma yaşadı, ne zaman nasıl düştüğünü bir türlü anlamıyordu,hatta hissetmiyordu
"sakın arkanı dönme !" Dedi baran
Fulya korkuyla barana baktı, neden dönme demişti ki?
terörist olsa silahına davranırdı, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu, yavaşça arkasını dönen fulya gördüğü kurtla dehşete düşmüştü, köpekleri çok severdi, ama kurt olmayanları.
"Baran baran baran bişey yap bu bu bizi parçalara ayırır, ölmek için çok genciz." Paniklemişti.
"Sakin ol, kıpırdama sakın,"
Köpek bir kaç adım yaklaşınca fulya küfürler ederek korkuyla koşmaya başladı, öyle hızla koşuyordu ki nereye gittiğini bilmiyordu.
korkusu bütün bedenini ele geçirdi, arkasına hafiften baktığında avına yaklaşan sırtlan gibi gelen hayvanla fulya dehşete düştü, son gücüyle koşuyordu ama ne kadar böyle devam edebilirdi orası tam bir muammay'dı.
Nefes nefese ne yapacağını bilemeyerek ağaçlara bakmaya başladı, gözüne kestirdiği bir ağaçta karar kıldı. O ağaca çıkarsam en azından yem olmam diye düşünüyordu.
nefesi korkuyla kesilen fulya alacakaranlık'taki vampirleri aratmayacak bir şekilde ağaca yapışarak tırmandı, aşağıdan havlayan kurtla iyice korkup zirveye kadar tırmanmıştı.
"Bir gün Allah'ım sadece bir gün mutlu ve huzurlu olayım yalvarırım.
Derin derin nefesler almaya devam ediyordu, sonra dağlardan yankılanan uluma sesi yayıldı her yana, eşhedüenla ulan akrabaları da gelirse ne bok yiyecekti, yem olmasa bile bu ağacın tepesinde en iyi ihtimalle açlıktan ve susuzluktan ölürdü.
Kurt önce fulya'ya dikti masmavi bakışlarını, sonra sesin geldiği tarafa dönerek ulumaya başlayıp Koşarak gitti.
Fulya derince nefes bırakıp sırtını ağacın gölgesine yasladı, Allah'ım şükürler olsun gitti.
Baran "Orda ne kadar daha durmayı düşünüyorsun?" Diye sordu yüzünde bir gülümseme vardı.
Fulya "Burada yaşamaya karar verdim" diyince baran güldü
Narinş taklit ederek "Hadi fuşya yüzbaşı atla aşağı gitti artık." Dedi sesi o kadar sevimliydi ki ikna etme olasılığı çok yüksekti.
"Yaa atlayayım' da afiyetle yesin beni dimi ? burada kendime ağaç ev yapıp yaşayacağım, şerefsizler'den de uzak hem."diyince baranın gülüşü daha da arttı.
Fulya baranla konuşurken bütün tim onları izliyordu, savaşın çatık kaşları fulya'nın sinirlerini zıplatıyordu, başını eğip barana baktı, saçları yine bağımsızlık ilan etmiş Rapunzel gibi aşağıya sarkmıştı.
Baran yerdeki tokatı alarak cebine attı bir kaç gündür toka tolayıcısı olmuştu.
Fulya kirpiklerini kırpıştırdı "Rezil oldum değil mi? Diye sordu
Baran" Fazlasıyla "iç çekti,
tam o esnada fulya'nın üzerinde oturduğu daldan çatırdama sesi gelmiş fulya'nın gözleri sonuna kadar açılmıştı.
"Baran son nefesimi burada vereceğim galiba." Dedi korku ile
Baran ne dediğini anlamayarak yüzüne baktı. Dal kırılmış fulya 2 metrelik ağacın tepesinden dallara çarparak düşmeye başlamıştı, çığlıkları bütün alana yayıldı,
korkuyla gözlerini sıkı sıkı yumdu fulya, kaburgalarının yere yapışıp bilmem kaç parçaya bölünmesini beklerken, baranın kucağına düşmüş düşme hızından dolayı ikisi'de yere yapışmış üst üste kalmıştı,
Fulya'nın başı baranın göğsünde, baranın elleri Fulya'nın ince belindey'ken fulya derince inledi, baran doğrularak ne olduğuna bakmaya çalıştı
" iyi misin neresi acıyor ?" Diye sordu panikle kendi bileği de çok acıyordu
Fulya'nın gözleri dolmuş gözlerini baran'ın gözlerine dikmişti.
baran orman gözlü kadının buğulanan gözlerinden canının yandığını anlayınca iyice tedirgin oldu.
"Serçe parmağım kırıldı sanırım çok acıyor! " Dedi fulya Baran hemen serçe parmağına bakmıştı, cidden kötü görünüyordu, fulya'yı kucağına aldı, fulya başını baran'ın omzuna yaslayıp öylece durdu. canı çok acıyordu ama baranın kokusu az da olsa iyi gelmişti .
bordobereli'den çok ilk okul bebesi gibi hissediyordu kendini.
Baran kucağında ki kadını sıkı sıkı tutmuş askerler için yapılan çadıra doğru yürüyordu, onunla beraber bütün tim peşlerinden geliyor, baran'ın hızlı adımlarına yetişmeye çabalıyorlardı.
10 dakikanın sonunda çadıra gelip içeri girdiler,baran fulya'yı dikkatle yere bırakıp askeri postallarını çıkarttı, acıtmamaya dikkat ederek serçe parmağına dokunduğu gibi fulya inledi,
"Haklısın kırılmış, diğer askerler merakla çadıra dolmuştu.
"Zümrüt" komutanım her yeriniz çizilmiş, canınız çok yanıyor mu?
"Barış" güzelin derdi çok olur derlerdi de inanmazdım, doğruymuş komutanım.
"Atilla" ablam parmağın mı acıyor? Ziya abi sen tabibsin, bir baksana ablama, çok kötü görünüyor.
"Ziya" baran yüzbaşı bu işin piridir merak etme oğlum.
"Selin" komutanım ben hemen soğuk buz falan bişeyler bulmaya çalışayım morarmasın.
"Yeter susun " dedi fulya zaten canı yanıyordu bir de bunlar tepesin de vır vır konuşuyordu.
"Savaş"Albaya haber verelim, geri dön sen! Bu adam yemin ederim elimde kalacak, tutmayın'da şunu bir boğayım.
"Fulya haklı ya sesizce durun yada boşaltın burayı, biriniz ilk yardım çantasını getirsin hemen.
İlyas abi hemen çantayı barana uzattı, baran çantadan çıkarttığı ağrı kesici kremi hemen sürdü, yanındaki sağlam parmağa bandajla sabitledi, çantada ki kulak çubuğuna tentürdiyot döküp yüzünde ki ve ellerinde ki çizikleri dezenfekte etti, çantayı topladıktan sonra bir bardak su isteyip ağrı kesiciyle birlikte fulya'ya uzatıp içirdi.
Herkesi çadırdan kovmuş fulya'ya bakıyordu, " iyi misin? Krem iyi geldi mi biraz?
"İyiyim, biraz acıyor ama geçer, sağol sana'da iş çıkarttım, dedi mahcup olmuştu.
"Saçmalama istersen, başka acıyan bir yerin var mı?
"Hayır iyiyim teşekkür ederim. Dedi fulya bakışları barannın bileğine kaydı, kızarmış ve şişmişti.
"Senin bileğinde de bir sorun var benim yüzümden oldu acıyor mu çağır birini ilgilensinler . Kırık gibi görünmüyor ama şişmiş hasar kalmasın ." Diyerek peş peşe konuşuyordu. Baran bileğini acısını önemsemedi hiç onun için önemli olan şey tam karşısında duruyordu.
"Panik yapma incindi sadece bir krem sürerim geçer."
"Süt o zaman lütfen cüzdan azabı çektirme bana . Baran tebessüm ederek çantaya koyduğu kremi çıkartıp sürdü sonra bandajla sardı." Bakışlarını bileğinden çekip fulya'ya çevirdiğinde dikkatle onu izlediğini görmüştü.
"Bak iyi geçti." Dedi içi rahat etsin diye fulya başını salladı bir şey demedi
"Albay ile sabah iletişime geçtim, 3 saat sonra geri döneceğiz, biz gitmeden başka tim'den askerler gelip insanları güvenli bölgeye götürecekler.
" Emir sorgulanmaz biliyorum ama, neden biz götürmüyoruz "Bilmiyorum, bana bu kadarı söylendi, bende soramadım. Sen şimdi uyumaya çalış, ben başında bekleyeceğim, hemde biraz mola vermiş olurum, yoruldum. Dedi
" Vay be koskoca tim komutanı yorulur mu hiç!" Dedi fulya şakalaşmak istemişti.
Baran durur mu yapıştırdı cevabı "Koskoca tim komutanı ağaçtan düşüp parmak kırar mı hiç!"
"Tamam ya bişey demedim, ben en iyisi biraz uyuyayım." Dedi kaçış yolu bulmuştu.
"Uyu uyu ben buradayım." Dedi baran
*3" saat sonra *
Timler helikoptere binerek geri döndüler, albaya rapor verdikten sonra fulya karargahın çıkışına yürümeye başladı, yanında duran siyah Mercedes G63 le şaşkına dönmüştü, bu arabaya ölüp bitiyordu, kimindi ki.
Yanında duran arabanın camı aşağıya inince baran olduğunu görmüştü, zevkli adammış vesselam, da bu araba çok pahalıydı ailesi mi almıştı acaba.
"Gideceğin yere bırakayım seni?" Diye sordu
"Gerek yok biraz uzak bir yere gidiyorum, bir taksi çeviririm yoldan." Dedi çekimser bir tonda.
Baran derince nefes aldı "Offf yoruyorsun yaralısın." diyerek indi baran ön kapıyı açıp fulya'nın binmesini bekledi, fulya binince kendi tarafına geçip arabayı sürmeye devam etti.
fulya nereyi tarif ettiyse oraya gitti baran. Arabasını lüks bir evin önünde durdu.
Tekrar inip Fulya'nın inmesine de yardımcı oldu, Arabanın sesini duyan Mehmet koşarak dışarı çıkmış, gelen kızıyla büyük bir mutluluk yaşamıştı.
Kızına sıkıca sarıldtan sonra ayrıldı "Benim kızımı nereden tanıyorsun baran yüzbaşı?
Bölüm sonu
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 90.59k Okunma |
7.32k Oy |
0 Takip |
46 Bölümlü Kitap |