

"Bu çok güzelmiş Ada. Dene hadi!" Arkadaşımın belkide onuncu dene dediği elbiseyi üzerime tutmasıyla bıkkınlıkla ofladım artık. Asaf eve mağazadan elbiseler göndermişti, yorulmamam için. Elbiselere karar veremiyorken Esma'ya "Ben bir telefonla konuşacağım sen bak tamam mı canım?" dedim. Cevap vermesini beklemeden odadan çıktım, o da zaten kendini elbiselere kaptırmıştı.
Parmağımdaki diğer yüzüğe de bakıp gülümsedim. Telefon birinci çalışta açılınca gülümsemem büyüdü.
"Efendim güzelim?" Kocamın sesini duymak daha da mutlu ederken "Nasılsın müstakbel tekrar evleneceğim kocam?" diyerek takıldım.
Memnun olmadığı belli olan kıkırtısıyla karşılık verdi "Sesini duyunca daha iyi oldum karıcığım birde sarılabilsem benden iyisi olmayacak."
"Yaa,"
"Ya tabii. Sen nasılsın, nasıl gidiyor elbise seçimlerin?"
"Biz istemeyi Haziran'da yapmayacak mıyız? Şimdiden ne gerek vardı?"
"Haziran'da sen mezun olunca yapacağız ama şimdiden hazırlıkları yapmakta fayda var."
"Çok kontrollü bir adamsın Asaf! O zamana kadar ya ben kilo alırsam ve elbiseye giremezsem? Ne olacak?"
"Büyüğünü alırız sen her halinle güzelsin hem." diyerek beni mest etti "Yaran, okulun, Eda'nın sınavı vesaire olmasa çoktan halletmiştik zaten güzelim ama varlar ve bunlar bitene kadar sen iyileşene kadar bekleyeceğiz." Bunu daha önce de söylediği için biliyordum. Asaf'a kalsa hemen şimdi Antep'e gidip beni teyzemden isterdi. İlk düğüne gelemeyen her şeyden sonra haberdar olan teyzemi de alıp Antep'e dönecektik ve beni ondan isteyeceklerdi.
"Hayatım daha çok zamanımız var işte beni neden yoruyorsun?" Aslında evde olduğumuz için pek yorulmuyordum ama yine de yorucuydu elbise giy çıkar.
"Yorulduysan gönder güzelim sonra tekrar gelirler."
"İnatçıyım diyorsun."
"Sana ne zaman inatçılık yaptığımı gördün? Sen ne dersen o benim için. Ve çok zamanımız dediğin de 1 ay Elif'im. Finallere sakin kafayla çalışabilmen için kolaylık olacak senin içinde." Haklıydı 1 ay su gibi akıp giderdi.
"Haklısın o zaman ben elbise seçmeye döneyim ama sen görmeyeceksin istemeye kadar."
"Ne? Neden?" İtiraz etti hemen.
"Küçük cezan diyelim." Görmeyeceği için gülümsedim.
"Ama olmaz ki! Bekleyemem o güne kadar."
"1 ay neki Asaf'ım su gibi akıp gider." Sesli gülmemek için dudaklarımı ısırdım.
"Göstermeyeceksin değil mi?" diye sordu umutsuzca.
"Cık," dedim "Göstermeyeceğim, sürpriz olsun."
"Rengini sorsam?" Rengine çoktan karar vermiştim ama bilmeyecekti Asaf.
"Maalesef canım, cevap yok."
"Ada," dedi bir umut.
"Efendim?" diye cevap verdim tatlı sesimle.
"Seni seviyorum." demesiyle eridim sanki.
"Bende seni seviyorum." diye karşılık verdim. "Her daim seveceğim."
"Bende seni her daim seveceğim güzelim. Allah'a emanet ol, yorulursan bırak."
"Tamam canım. Allah'a emanet ol." Bir dakika kadar birbirimizin nefes sesini dinledik. Asaf içli bir nefes vererek "Kapatıyorum," deyince "Tamam." dedim ve telefonu kapatmayı başardık. Ben bir süre daha kapanmış telefona bakarak durdum orada sonra da yüzümdeki tebessümle elbiselere döndüm.
Ömer Asaf'ın en sevdiği renk benim gözlerimin yeşili olduğu için bu renkte bir elbise seçecektim. Ona da sürpriz olacaktı. Elbiseleri getiren kadına söylediğimde gözlerimin renginde elbise bulmanın zor olduğunu ama istersem böyle bir kumaşla özel tasarım yapabileceklerini söyledi.
"Tamam siz kumaşı bulabilirseniz tekrar gelin ve model belirleyelim." dedim "Ama Asaf'ın özel tasarımdan haberi olmasın lütfen."
"Tabii efendim siz nasıl isterseniz. O halde görüşmek üzere." Gitmeden durdurdum Esma'nın beğendiği ama bana söylemediği bir elbise vardı. Gözü o elbiseden ayrılmadığı için fark etmiştim.
"Bir dakika bekler misiniz?"
"Tabii ki." Onlar elbiselerle ilgilenirken Esma'ya döndüm.
"Canım senin beğendiğin bir elbise yok mu kendine?" Arkadaşımın gözü yine o toz pembe elbiseyi bulurken gülümsedim haline. Yanılmamıştım tahminimde.
"Yok canım ben mağazadan alırım bir tane."
"Arkadaşının istemesinde alelade bir elbise mi giyeceksin?" Konuşmasına izin vermeden devam ettim "Olmaz öyle," Esma'nın beğendiği elbiseyi alıp üzerine tuttum. "Bu elbise harika ve tam sana göre." Beğendiğini gizlemeye uğraşırken "Benim gibi siyah aşığı bir kıza toz pembe elbise mi yakıştırdın Ada?" dedi gülerek.
Bende güldüm. Ne kadar böyle dese de gözleri tam tersini haykırıyordu.
"Evet tamda öyle! Bu elbiseyle pamuk şeker gibi olacaksın." Hazar'ın ona pamuk şeker almasını ve arkadaşımın onun kalbini kırarak kendini de üzdüğünü bildiğim için o olaya gönderme yaptım. Bu işe el attığıma göre tamamlamakta benim görevimdi evelAllah.
"Hem en yakın arkadaşımın, canımın istememede simsiyah giymesine izin vermem." Eminim o da pamuk şeker gibi olacağını bildiği için istemiyor gibi davranıyordu. Çünkü onu böyle gören Hazar'da bunu düşünecektir.
"Ada bu elbiseyi istemiyorum."
"Yalan söylemek çok günah biliyorsun değil mi canım? Bu elbiseden gözünü ayırmadığını görmediğimi mi sanıyorsun?" Çalışanlara dönüp "Bu elbiseyi alıyoruz 38 beden değil mi?" diye sordum.
"Evet efendim." Esma'nın bedenine tam uyardı.
"Arkadaşım için aldım, teşekkür ederiz."
"Ne demek. Biz hazırlayalım elbiseyi." Gülümseyerek elbiseyi kadına verdim ve Esma'ya döndüm. Onlar elbiseyle ilgilenirken Esma itiraz etmek için ağzını açacağı sırada engel oldum.
Kolundan tutarak "Biraz konuşalım mı?" diyerek misafir odasına yönlendirdim. Odaya girdiğimizde "Ada neden istemediğimi söylediğim halde alıyorsun elbiseyi?"
"Esma seni tanıyorum çünkü. Bana o elbiseyi sevmediğini söyleyemezsin!"
"Sevmiş olabilirim ama istemiyorum. Sen giyersin artık."
"Hayır efendim sen giyeceksin o elbiseyi!"
"İstemiyorum!"
"Neden?" Sustu. "Ben söyleyeyim, rengi pamuk şekere benzediği ve Hazar sana pamuk şeker aldığı için Hazar'a umut vermek istemiyorsun."
"Saçmalama giydiğim elbisenin renginden umutlanacak değil ya!"
"Aşık bir insan her şeyden umutlanır Esma. Bu elbisenin rengide olur başka bir şeyde." dedim "Sende aşıksın arkadaşım." Şaşkınlıkla baktı gözlerime "Ne?!" derken doğruyu söylediğimi biliyordu.
"Esma kendini kandırmaya gerek yok. Hazar'a o konuşmayı yaptıktan sonra ne kadar üzüldüğünü görüyorum. Tüm neşen kayboldu, eski Esma'dan geriye sadece hüzün ve güvensizliğin kaldı. Sen güvenmek istiyorsun, Hazar'ı seviyorsun ama duygularına ket vurmayı da başarıyorsun. Korkma ve kendini bırak, aşkına teslim ol. Hazar'a güven. Ben her zaman yanındayım. Sonunda aşk acısı çekmeyeceğini biliyorum, hissediyorum. Oldu ki sonu hüsran Allah korusun, Hazar'ın canına okuruz sonra da yolumuza bakarız." Son dediğimle azıcık tebessüm etti fakat mutluluktan değildi.
"Ben onun canına okuyorum zaten. Benim gibi kıza aşık olmak kolay mı? Değil. Sonunda yıpranan ikimizde olacağız. Ben yıpranmak, onu üzmek istemiyorum Ada."
"Denemeden bilemezsin Esma! Nereden belli sonunda evlenip mutlu olmayacağınız? Kaderine karşı gelemezsin. Nasibin Hazar'sa mutlu olacaksın değilse imtihan deyip hayatına devam edeceksin. Ama denemeden bilemezsin işte. O adam senin nasbinse her türlü olacaksınız. Sadece düşüncelerinle durduruyorsun kendini. Olmaz böyle, bir kere bırak kendini ve olacakları gör. Yine söylüyorum ben senin her zaman yanındayım." Sıcacık gülümsedim canım arkadaşıma.
"Biliyorum. İyi ki varsın canım."
"Sende iyi ki varsın canım benim." Yanına oturup sarıldım. "Şimdi akşam yemeğine bana kalıyorsun ve Hazar'ı da davet ediyorum. Konuşmak için geç kalmaman gerekiyor."
"Ada," dedi olumsuz bir şey söyleyeceğini anladım sesinden "Şu an hazır değilim bu konuşma için ve burada olmasını istemiyorum."
"Neden burada olmasını istemiyorsun? Oysaki bizim yanımızda çocuğa demediğini bırakmaktan çekinmezsin." diyerek güldüm. Esma'da utanarak bana katıldı.
"Ada ya! Dalga geçme!"
"Yalan mı?"
"Değil ama senin dediklerini düşünmeye ihtiyacım var sonra da Hazar'la konuşurum."
"Düşün ama aklını ön plana koyarak değil," Elimi kalbine yaslayıp "Bir kez de olsa kalbini dinleyerek." Başını salladı "Tamam kalbimin sesini dinleyeceğim, söz." Elimi çektim.
"Anlaştık," dedim coşkuyla "Çocuğunuz olduğunda anne babanızın evliliğinin mimarı benim teyzecim, diyerek anlatacağım her şeyi." Esma şaşkınlıkla beni oturtup "Uçma Ada uçma!" dedi "Çocuğa ne ara geldin sen ya! Önce sen doğur. Evlilik bile yok ortada! Allah'ım ya! Eniştem seninle nasıl uğraşıyor acaba?! Bu kadar uçmak fazla!" Seri olarak saydırdığına göre çok utanmıştı.
Haline gülüp "Enişten memnun canım." dedim "Asıl benim eniştem seninle nasıl uğraşacak?!" Daha büyük bir şokla baktı yüzüme.
"Ya... Sen! Sus Elif Ada sus!"
"Utanma pamuk şekerim! Benimle az mı uğraştın sen şimdi sıra bende."
"Pişman etmesen olmaz zaten!"
"Asla!" Salondan tasarımcı kadın seslenince odadan çıktık. Onları yolcu ettikten sonra Esma da fazla kalmadan ayrıldı evden. Kalbini dinleyerek bir şans vermesi ve arkadaşımın mutlu olması için dua ettim. Eğer birlikte bir yola girerlerse hep destekçileri olurum. Olmasa da olurum tabii ama olacağına dair umutlar var içimde.
Asaf'ın gelmesine daha vakit olduğu için mutfağa girip yemek hazırlamaya koyuldum. Hızlıca bir şeyler yaptıktan sonra Asaf gelmeden üzerimi değiştirdim.
Çok geçmeden kapının zil sesi yankılandı sessiz evde. Kapıyı açtığımda kocaman gül buketiyle karşılaştım önce. Sonra ise buketi indiren kocamı gördüm. Asaf'ın gözlerinin içi parlıyordu. Benimkilerinde ondan farkı yoktur eminim.
"Hoş geldin." dedim uzattığı çiçekleri aldıktan sonra aramızdan çektim ve sarıldık. Asaf ayağıyla kapıyı kapatıp tamamen bana sarılmaya odaklandı bende ona odaklandım sadece.
"Hoş buldum güzelim."
Ayrıldıktan sonra alnımı öptü. O banyoya elini yüzünü yıkamaya giderken bende mutfağa geçip yapalı çok olmadığı için sıcak olan yemekleri tabaklara koydum. Sofrayı hazırlamam bitmeden geldi ve elimden tutup tekrar sarıldı. Yazmamı çekip saçlarımı kokladı. Bende sıkıca sarılıp güzel kokusunu içime çektim.
"Nasılsın bi tanem? Ağrın var mı?" diye sordu. İşten her eve dönmesinde yaptığı gibi.
"İyiyim hayatım, ağrımda yok." Yine aynı cevap "Sen nasılsın?"
"Bende iyiyim güzelim ve çok açım." dedikten sonra yanağımı ısırdı. Acıtmıştı.
"Ya! Ne yapıyorsun acıdı!" diyerek yanağımı okşadım.
"Özür dilerim acıtmak istemedim." Isırdığı yeri öpüp "Geçti mi?" diye sordu gerçekten geçmesini isteyerek.
"Geçti." dedim gülerek. "Şimdi yemeğini yiyebilirsin." Diğer yanağımdan da öpüp benim sandalyemi çekti önce oturmam için.
"Sen otur ben eksikleri getireyim." dedim. Ekmek yoktu mesela masada.
"Ne eksik ben getiririm," dedi. Sandalyeyi gösterip "Otur güzelim." Eksikleri söyledikten sonra getirip oturdu ve yemeğe başladık.
Günümüzün nasıl geçtiğinden bahsettik masada. Doyduktan sonra sofrayı kaldırmama izin vermeden "Sen film seç ben buraları hallederim." dedi. Genelde Cumartesi akşamlarını beraber film izlemeye ayırırdık. Pazar ise tüm gün bizimdi.
"Hayır beraber toplayalım işte." diyerek karşı çıktım "Filmi de birlikte seçeriz." Her gün aynı muhabbet olduğu için yine yenileceğimi biliyordum.
Beni omuzlarımdan tutarak oturttu ve "O zaman kocanı izle yavrum." diyerek göz kırptı. Gülümseyerek isteğine uydum. Yaram tam olarak iyileşmediği için yanımda olduğu vakitlerde asla iş yaptırmıyordu.
Sofrayı topladıktan sonra bulaşık çok çıkmadığı için elinde yıkadı. Çoğu işi yapabilse de bulaşıkta iyi değildi. Köpürttüğü süngerle tabakları temizledi. Fakat yüzünden ne kadar mutsuz olduğu anlaşılıyordu. Sevmiyordu bulaşık yıkamayı sadece benim için yapıyordu.
"Canım," diyerek koluna dokundum "Ben yapayım sevmiyorsun ve pek becerebildiğin söylenemez." Güldüm. Parmağıyla köpük alıp burnuma bulaştırdı.
"Öyle mi küçük hanım? Sen kocana beceriksiz mi demek istiyorsun?" dedi şakayla karışık.
"Kabul edelim çoğu konuda iyisin ama bulaşıkta hayır." dedim "Çokta zor bir şey değil aslında."
"İnsan kocasına beceriksiz der mi hiç?" Başını iki yana salladı.
"Beceriksiz demiyorum hayatım. Sevmiyorsun sen bulaşık yıkamayı bırak bana."
"Olmaz hastasın sen. Ben yaparım."
"Hasta mıyım?" diye sordum şaşkınlıkla.
"Evet yaran hâlâ tam iyileşmedi, hasta sayılırsın."
"Tamam sevmediğin bir şeyi yap o halde!"
"Senin için her şeyi yaparım. Bulaşıkta neymiş?!"
"İyi," dedim "Yap." İşine geri dönüp çok geçmeden bitirdi. Bende o sırada çerezleri hazırladım. Mutfakta işimiz bittiğinde salona geçip film seçtik. Filmin jeneriği geçerken "Ben bir süre sonra uyuyakalıyorum ya!" diyerek yakındım. Gerçekten bu huyumu sevmiyordum. Akşam dizi veya film izlerken sonunu görmeden uyumuş oluyorum.
"Senin suçun yok güzelim. Film kendini izletmiyor demek ki." dedi Asaf ciddi bir suratla.
Gülerek "Yok artık hayatım! Bu kadar hanımcı olma!" dedim. Resmen filme suç buluyordu.
Elimi tutarak üzerini öptü "Sonuna kadar hanımcıyım güzelim." Gözlerime bakarak "Karım ne derse o!" dedi.
Daha çok gülerek başımı göğsüne yasladım.
"Burada uyuyabilirim o zaman." diyerek sarıldım.
"Tabii ki uyuyabilirsin, kulağının altında atan kalp senin zaten." dedi. Gülümseyerek ne kadar olabilirse filme odaklandım. Asaf yine aklımı başımdan almıştı.
(...)
Esma arkadaşının evinden çıktıktan sonra hep gittiği mekana gitti. İstanbul'da Antep'teki kadar olmasa da güzel baklava yapan bir yerdi. Üzgün olduğunda nasıl baklavayla moralini düzeltiyorsa düşünmek içinde güzel bir yöntemdi.
Çantasını yanındaki sandalyeye bırakıp oturdu. Gelen garsona siparişini verip beklemeye başladı. Aynı zamanda aklından bugüne kadar Hazar'la yaşadığı anları geçirmekle meşguldü. Bunun için gelmişti zaten. Sakin kafayla düşünüp karar verebilmek umuduyla. Elif Ada'yı dinleyerek kalbinin sesine de kulak verecekti.
Siparişi gelene kadar not defterini ve kalemini aldı çantasıdan. Düşünürken istemsiz eliyle hareketler yapıp, bazen sesli konuşacağı için kalem kağıtla oyalanması gerekiyordu. Yoksa insanların tuhaf bakışlarına maruz kalacağı belliydi.
Kalemi elinde çevirip Hazar'ı ilk gördüğü güne gitti. Elif Ada'nın dini nikahının olduğu güne. İkisi de arkadaşlarının nikah şahidi olmuştu. Ömer Asaf arkadaşının hayatına nasıl birden dahil olduysa Hazar'da Esma'nın hayatına beklenmedik anda girmişti. Araba'da geçen konuşma geldi gözünün önüne. Asaf'la Ada'ya 'Aile var burada' demişti Hazar bunun üzerine Esma 'evli onlar kıskandın mı' diye sorunca Hazar 'Neden kıskanayım, belki hayatında biri vardır' imasında bulunmuştu. Sonra Esma kendini tamamen geri çekmişti. Belirsiz konuşan bu adama yaklaşmak istememişti.
Tekrar bir araya gelişlerinde ise bu mevzu hiç açılmamıştı. Esma Hazar'la tartışmaya devam etmiş aralarındaki kavga sürmüştü. Hazar'ın ona karşı hislerini fark ettiğinde bilmiyor gibi yapmıştı. Sanki Hazar sadece onu iki kez karakoldan kurtarmış eniştesinin arkadaşı ve görevini yerine getiren bir komiser gibi davranmıştı.
Hazar söylemese de Esma'nın aksine hislerini belli etmekten çekinmiyordu. Genç kızı korkutanda buydu. Gelecek bir aşk itirafı ve şans isteği. Bize bir şans ver, seni seviyorum, deneyelim, denmesi. Esma çok korkuyordu bu sözleri duymaktan, anne babasının yaşadıklarını yaşamaktan. İstemiyordu bu yüzden, ne acı çekmek ne de Hazar'ın üzülmesini. Bunu isterken ona kıyamadığını bilmek yüzüne tokat gibi çarpıyordu.
Ada'nın sözleri yankılandı kulağında 'Sen annen değilsin, Hazar da baban değil" demişti 'Güvenmeyi dene, kalbini dinle.' Esma kalbini dinleyecekti. Hayatında ilk defa yapacaktı bunu Hazar için, sadece onun için...
Kalbini dinlemeye başladığında Hazar'ı düşündüğünden beri pırpır attığını hissetti. Garsonun ne zaman getirip önüne koyduğunu bilmediği baklavasından bir dilim aldı. Şu hayatta damağına dağılan lezzet kadar onu mutlu eden sayılı şey vardı.
Bir yandan baklavasını yerken aşkını tarttı kalbinde. Kendini ne ara kaptırdığını, fark etmeden Hazar'ın her hareketinde güven aşıladığını gördü. Zamanla Hazar onun için sadece bir polis veya eniştesinin arkadaşı olmaktan çıktı. Karşı tarafın belli ettiği hisler yıllarca kaçtığı duygulardı. Artık kaçmayı değil yüzleşmeyi seçmenin vaktiydi.
Güvensizlikle yaşayan bir kadını, kendine güvenme derecesine getiren bir adam vardı. Aşk bazen aniden gelebilirdi belki fakat güven için aynı şeyi söyleyemeyiz. Birinin güvenini kazanmak zaman ister, yaşanmışlık, görmek, görülmek ister. Esma bununla savaşırken önce Hazar'ın sevgisi düştü kalbine. Hasta olduğunu duyan bir insanın ilk tepkisi gibi inkar etti başta. Zamanla kabul etti, güvensizlik ise hâlâ onunla duruyordu. Bunu aşmakta Hazar'a düşen görevlerden biriydi ve genç adam başardı. Sevdiği kadının güvenini kazanmayı, kalbini açmasını başardı.
Esma tatlısı bitince koca bir yudum su içti. Kabul etmişti. Hazar'ı seviyor, güveniyordu. Sevdiğinin farkına geç varmışken onu derinden kırmış olması yüreğine oturdu. İçtiği su boğazında kaldı, yutkunamadı.
Genç kız öksürürken yanına biri geldi. Onu buraya geldiğinden beri izleyen biri. Esma çok kötü öksürürken Hazar ne yapacağını şaşırmıştı. Sakince su içen kıza birden ne olduğunu anlamamış, korkmuş ve endişe etmişti.
"Esma iyi misin? Su, su iç." Hazar endişeyle su bardağını kıza uzatırken suyun boğazında kaldığını da unutmuştu. Çünkü karşısında az önce aşkını kabul ettiği adam vardı.
Öksürmeye devam ederken Hazar daha çok korkmaya başlamıştı.
"Ne yapayım ben? Lütfen öksür, bi şey yap, kendine gel!" dedi onun kadar kötüyken.
Esma sonunda yutkunmayı başarıp sudan bir yudum aldı sadece. Hazar'ın uzattığı peçeteyi alıp ağzını sildi. Küçük öksürükleri devam etse de daha iyiydi.
Hazar tekrar "İyi misin?" diye sordu endişesi geçmemişti. Başını salladı Esma kısık sesle "İyiyim." dedi.
"Emin misin? Hastaneye gidebiliriz." Esma ne söylediğini algılamakta zorlanıyordu. Şu an beyni az önce kabul ettiği gerçeği düşünüyordu sadece. Hazar'ın ne dediğini algıladığında başını iki yana salladı küçük öksürüklerinin arasında.
"Gerek yok hastaneye." Genzine su kaçtığı için hastaneye gitmekten bahsediyordu karşısındaki adam.
"Emin misin?" diye sordu tekrar "Çok kötü öksürüyordun belki ciğerine kaçtı su." Esma bir süre baktı Hazar'a sonra da gülmeye başladı.
Hazar kızın gülüşünü izlerken dediğinin farkında değildi, manzarası güzeldi çünkü, çok güzel. Esma Hazar'ın bakışlarıyla kendine gelip gözlerini kaçırdı. Hazar'da kendine geldi hemen, yaptığı çok yanlıştı. Seviyor olsa da helali olmayan bir kadını böyle izleyemezdi.
"Özür dilerim." dedi ne söyleyeceğini bilemeyerek ama hatasının farkında olarak. Esma az önce sevdiğini kabul ettiği adamın aşık bakışlarına şahit olmuştu hemen sonra yaptığının farkına varmasına da. Elleri titredi daha bir heyecan bastı kıza. Cevap veremedi. Hem Hazar'ın burada ne işi vardı ki?
Bir süre konuşmayan ikiliden sonra Hazar yine "İyi misin?" diye sorma gereği duydu.
"Gerçekten iyiyim." dedi Esma. "Sen ne yapıyorsun burada?"
"Ben yani biz görev için gelmiştik sonra da seni görünce girdim buraya. Yanlış anlama takip falan etmiyordum. Hatta iyiysen gideyim ben kusura bakma." Hazar Esma'nın 'benden uzak dur' dediğini hatırlayınca yüzü düştü gitmek için döndüğünde Esma durdurdu.
"Bekle lütfen Hazar," dedi. Geri döndüğünde "Bende seninle konuşmak istiyordum iyi oldu karşılaştığımız ve takip ettiğini düşünmedim. Otur lütfen." dedi karşısındaki sandalyeyi işaret ederek.
Hazar şaşkınlıkla kızı dinledikten sonra oturdu sandalyeye. Ne söyleyeceğini merak ediyordu. İnşaAllah yine benden uzak dur, demez diye dua etti içinden. Gerçi otur demezdi herhalde öyle diyecek olsa.
Esma söze nasıl gireceğini düşünürken Hazar'da kötü bir şey söylemesin diye dua ediyordu. Sonunda genç kız kısık bir öksürükle karşısındaki adamın dikkatini çekti.
Hazar ona baktığında "Öncelikle özür dilerim senden." dedi. Sözünü kesmeden dinledi adam. "Öyle şeyler söylememeliydim, hatamın farkındayım. Kalbini kırdığım için çok üzgünüm." Burada araya girdi Hazar "Üzülme lütfen haklıydın."
"Hayır haklı falan değildim!" diye çıkıştı Esma "Ne olursa olsun kalbini kırdım, yapmamalıydım. Gerçekten özür dilerim."
"Tamam, çok dilemek istiyorsan özrünü kabul ediyorum. Bunu mu söyleyecektin?"
"Hayır," dedi Esma sonra "Yani evet özür dileyecektim." Seni sevdiğim için ve kimseye güvenemediğim için böyledavrandım diyemezdi. Şu an hazır değildi.
Aralarında yine sessizlik oluşunca ikisi de aslında birbirini özlediğini fark etti. Hazar Esma öyle dedikten sonra gerçekten uzak durmuş, kızın olduğu yerlerde bulunmamıştı. Bu süre zarfında onunla kavga etmeyi dahi özlemişti. Esma ise pişmanlıkla kıvranırken nasıl özür dileyeceğiyle ilgili bir sürü senaryo kurmuştu kafasında. Ve o fırsat ayağına gelmişti sonunda. Hazar'ı kendi için endişeli görmesi, hayranlıkla bakışını yakalaması da sevgisini gözler önüne seriyordu.
Yine sessizliği bozan Hazar oldu. "Esma," dedi sesindeki gizleyemediği özlemle "Bunu şimdi söylemem ne kadar doğru bilmiyorum ama artık içimde tutmak istemiyorum ki belli ettiğimi de düşünüyorum." Esma yutkundu, tahmin ettiği şeyi mi söyleyecekti?
"İnsan sevdiğine kırılır. Bende seni sevdiğim için 'benden uzak dur' demene kırıldım... Anlamışsındır seni sadece yengemin arkadaşı olarak görmüyorum ben. Böyle bir anda itiraf etmek istemezdim ama seni gerçekten seviyorum. Hayatımda ol, hep yanımda ol istiyorum." Esma yanakları al al dudakları aralık dinledi Hazar'ı. "O gün bana sormuştun ya 'neden beni düşünüyorsun' diye bende 'öylesine' demiştim ama öylesine değil ben seni sevdiğim için seni düşünüyorum başkası yok sadece sen. Öylesine değil hiçbir yaptığım hepsi senin için. Bu zamana kadar içimde yaşadım belli de ettim ama dile getirmek gibi olmuyor elbette." Gözlerinin içine baktı "Hırçın kız ben seni sen olduğun için seviyorum başka bir şey aramadan sensin diye, her şeyinle seviyorum." Esma şu an beklemediği sözlerle savunmasız kaldı.
Hazar bir cevap alamayınca devam etme gereği duydu. Her kelimesinde Esma'yı ne hale getirdiğini görmüyordu çünkü kendi de aynı durumdaydı.
"Dürüst olacağım senin Elif'le olan konuşmana kulak misafiri oldum. Benden hoşlandığını zaten anlamıştım fakat orada güvensizliğini duydum Esma. Ve kendime söz verdim güvenini kazanmak için o hoşlantının sevgiye dönmesi için çabalayacağıma. Benden uzak dur, dediğinde de gerçekten yaptım bunu her ne kadar zor olsa da. Biliyordum ki seninde düşünmeye ihtiyacın vardı. Senden veya sevgimden vazgeçtiğim için değil senin için uzak durdum... Bana cevap vermek zorunda değilsin, cevap beklemiyorum zaten. Sadece seni sevdiğimi bil yeter." Hazar biraz daha oturduktan sonra kalkmak için sandalyesini geri itti. O sırada onu durduran yine hırçın kız'ın sesi oldu.
"Konuştun, konuştun ve gerçekten benim cevabımı merak etmiyor musun?"
"Ediyorum," dedi aynı zamanda korkuyordu da.
"Annemle babam," diyerek devam etti Esma "Severek evlenmişler ablamla ben doğduktan sonra ise sevgi, aşk bitti yerini hüzne, kavgaya bıraktı boşandılar. Ayrılmalarına rağmen güvensizlikleri devam etti. Kırıp döktüler bizi görmeden, onlara muhtaç iki evlatları yokmuş gibi kendi kavgalarındalardı. Aralarındaki geçinmezlik, anlaşmazlık, güvensizlik çok etkiledi bizi. Ablam bu aileden(!) uzaklaşmak için evlenmeyi seçti Allah var iyi adama denk geldi. Bense kendimi kapattım tamamen ablamdan sonra güvendiğim tek insan Ada oldu canım arkadaşım. Herhangi bir erkekle alakam olmadı, istemedim, kimseyi sevmedim." Burada hayal kırıklığılıyla Esma'ya baktı Hazar. "Sana kadar," deyince ikisi de kalakaldı.
Esma utanmasına rağmen devam etti "Aksi komiser," dedi muziplikle "Sen çoktan benim güvenimi kazanmışsın yeni fark ediyorum seni sevdiğimi yeni anladığım gibi."
Bölüm Sonu...
Selamün aleyküm herkese...
Beklemiyordunuz dimii!?🤭
Uyku tutmadı bende bölümü bitirip okurlarıma sürpriz yapayım dedim.♡
Nasılsınız?
Bölümü beğendiniz mi?
Yazım yanlışım varsa affola.
En sevdiğiniz sahne 👉🏻
Bölümü hangi emojilerle anlatırdınız 👉🏻
Ömer Asaf Elif Ada?
Hazar Esma?
İtiraflar nasıldı? Yerinde miydi? Devamı sonraki bölümde inşaAllah.
Beni buradan ve Instagramdan takip etmeyi unutmayın canlar.:)
İnstagram: gizemli_yazardemir01
OY VERMEYİ VE YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN.
SATIR ARALARI BOŞ KALMASIN!
SİZİ ÇOK SEVİYORUM.💙
...
Bölümü 5 Şubat'ı 6 Şubat'a bağlayan gece atıyorum. Üç yıl önce olan depremde kaybettiğimiz insanlarımıza Allah rahmet eylesin. Yakınlarına sabır versin. Bende yaşayanlardan biriyim, evimiz yıkılmadı, ailem sağ çok şükür ama acısı çok büyük. Rabbim beterinden saklasın. Duygularımı ifade edecek kelime bulamıyorum. Üç günlük dünyada birbirimizi kırmadan, Allah'a layık kullar olarak ölelim inşaAllah.
Selam ve dua ile.
Hepinizi Allah'a emanet ediyorum.❤️🩹
Gizemliyazardemir0
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 96.18k Okunma |
8.76k Oy |
0 Takip |
39 Bölümlü Kitap |