
Esma utanmasına rağmen devam etti "Aksi komiser," dedi muziplikle "Sen çoktan benim güvenimi kazanmışsın yeni fark ediyorum, seni sevdiğimi yeni anladığım gibi."
Hazar akıl tutulması yaşıyordu. O konuşurken Esma'nın ağzının açık kalması gibi şimdi o dudaklarını kapatamıyordu. Doğru duyduğundan emin olması gerekiyordu.
"Ne?" dedi kısık sesle "Sen... Beni, sende beni seviyorsun yani? Doğru mu duydum?" Esma başını aşağı yukarı sallayarak onayladı.
"Esma ciddi misin? Gerçek duyguların değil mi?"
"İnsanı söylediğine pişman etme Hazar!" Gerçek duyguların mı? Ne demek ya! Sinirlendi Esma "İnanmak bu kadar güç mü senin için?" Zaten utanıyordu birde üzerine geliyordu bu aksi komiser!
"Güçtü ama imkansız değil." dedi heyecanla Hazar "Şu an karşımda duruyorsun ve inanılmaz mutluyum." Hazar içindeki coşku, heyecan ve mutlulukla ayağa kalktı.
"ALLAH!" diyerek bağırdı "Esma da beni seviyor! Şükürler olsun." Kafedeki insanların dikkatini çekerken Esma duyduklarıyla ayağa fırladı. Delirmişti bu adam!
"Hazar!" Onu duymuyordu daha yüksek sesle "Hazar ne yapıyorsun sen?!" diye dişlerinin arasından konuştu.
"Şey, sevincimi fazla belli ettim galiba?" dedi Hazar ensesini kaşırken.
"Fazladan da çok belli ettin sağ ol!" İnsanları işaret edip "Herkes bize bakıyor." dedi.
Hazar insanlara bakıp "Kusura bakmayın." dedi. Esma eşyalarını toplayıp hesabı öderken ondan da özür diledi.
"Birden kendime engel olamadım. Kusura bakma Esma."
"Tamam sorun yok. Şimdi ben gidiyorum, güle güle." Esma yüzüne bakamıyordu Hazar'ın. Gitmekten başka bir şeyde yapamazdı ne söyleyeceğini de bilmiyordu. Hazar'da kendine gelip Esma'nın arkasından gitti.
"Bekle ben bırakırım seni." deyince arkasına döndü Esma.
"Kendim giderim teşekkürler." Gitmek için tekrar dönünce yine durduruldu Hazar tarafından.
"Esma ben bırakayım."
"Hazar gerçekten teşekkürler. Bana zaman ver lütfen, yalnız kalayım olur mu?" Kendinden beklenmeyecek şekilde açılmıştı zaten. Hâlâ Hazar'la aynı ortamda olması hem mutlu ediyor hemde utandırıyordu onu.
Hazar'da ona hak verdi. "Peki dikkat et kendine. Allah'a emanet ol." Esma'da gülümseyerek "Sende." diyebildi.
Hazar şimdi biz neyiz? dememek için kendini zor tutuyordu ve dayanamayıp Esma'ya tekrar seslendi.
Karşı karşıya dururlarken "Bir şansımız var değil mi?" diye sordu umutla. Bu soruyu beklemeyen kız ilk şoku atlatıp güven veren gülümsemesiyle "Var," dedi "Bir şansımız var." Hazar aşık aşık bakarak bir süre kaldı. Esma tekrar "Görüşürüz," diyerek elini salladı. Hazar'da elini kaldırıp "Görüşürüz." dedi. Esma arkasını dönüp gidince arkasından baktı. Sonra da kendi kendine gülerek kafeden çıktı.
(...)
Elif Ada'nın anlatımı ile-
Telefonlarımızı aynı anda kapatıp birbirimize döndük. Ben Esma'yla konuşmuştum Asaf'ta Hazar'la. İkimizde mutluyduk arkadaşlarımız adına. Direkt ayrı ayrı bizi arayıp onlarda mutluluğunu paylaşmıştı.
Esma sesi titreyerek anlattı olanları. Hazar'ın gelmesini, özür dilemesini, onu sevdiğini söylemesinden sonra Esma'nın itirafı... Beni Esma'nın da söylemesi şaşırtmıştı. Gün içerisinde aşkını kabul etmiş ve itiraf etmişti. Şu an heyecandan uyuyamadığına eminim. Yarın mutlaka yanında olmalı ve konuşmalıydık.
Kocama bakıp "Çok mutlu oldum! Sonunda itiraf ettiler." dedim sevinçle. O da sevincini gizlemden beni kolunun altına çekip saçlarımın üzerinden öptü.
"Bende güzelim. Akılları başlarına geldi şükür."
"İnşaAllah çok mutlu olurlar."
"Amin." İçten dua ettik hayatımızda bizim için çok kıymetli olan arkadaşlarımız adına.
(...)
Ertesi gün olduğunda Esma'yla her şeyi en ince ayrıntısına kadar konuşmuştuk. Heyecandan sesi titresede anlatmayı başarmıştı arkadaşım. Sonra ise sınavlara çalışmıştık. Bölümümüz aynı olmadığı için ayrı ayrı derslere kafa yorduk. Bir şeylere fazla odaklanınca başım ağrıyordu. Tümörün ve ameliyatın etkisinden olduğunu söylemişti doktor. Bu yüzden ilacımı yanımda taşıyordum her zaman. Ben unutsam bile Asaf önce kızıyor sonra da hatırlatıyordu. Zaten ne olur ne olmaz diyerek kendi cebinde de taşıyordu ilaçlarımı. Tabii yine ben aşık oluyordum ona bir kademe daha...
Derse odaklanmak yerine Asaf'ı düşündüğüm için telefonumu alıp mesaj gönderdim.
Senin yüzünden dersime odaklanamıyorum. Aklımdan çıkar mısın?
Yazıp gönderdim. Beklememe gerek kalmadan cevap geldi.
Tüh! Aynı durumdayız, bende işime odaklanamıyorum. Ama sen aklımdan çıkma, kalbimden de.
Mesajı üst üste okuyup kendi kendime güldüm. Çok tatlıydı.
Bir süreliğine çıksan aklımdan çok güzel olacak. Mezun olabilmek için dersimi geçebileceğim. Süper değil mi!
Yazıyordu.
Aklında ben varken daha kolay geçersin dersinden güzel gözlüm.
Eminsin yani?
Hiç olmadığım kadar.
Güzel o zaman. İyi çalışmalar hayatım!
Sana da hayatım sana da!
Sitemli mesajıyla dudağımı ısırdım.
Hayatın eve gelince sana kocaman sarılacakmış.
Etrafı kontrol edip kendimi çekip gönderdim. Günü güzelleşsin! Mesajı gördükten sonra yenisi gelmedi hemen. O da kendini çekip atmıştı. Karanlık odada çalışıyordu. Neden karanlık olduğunu anlamadım.
Karanlığıma güneş gibi doğdun bir tanem.
Yazmıştı altına da. Kütüphanede olmasam çığlık atardım ki ağzımdan ufak bir ses kaçmasına engel olamadım. Liseli aşıklar gibiydik. Bunu daha önce yaşamadığım için kocamla olması, böyle mesajlaşmak çok hoşuma gitmişti.
Sende benim karanlığıma güneş oldun Asaf'ım.
Cevap hemen gelmeyince yeni bir tane gönderdim.
Bu arada odan niye karanlık? Aydınlıkta çalışsana canım.
Şimdi mesajları görmüştü ve cevap yazıyordu.
Sen yazmadan önce elektrik kesildi. Jeneratörün devreye girmesi uzun sürünce karım aydınlatmış oldu.
Aferin karına o zaman.
Aferin sana o zaman.
Görüşürüz güzelim daha fazla meşgul etmeyeyim seni. Dersine odaklan.
Meşgul etmiyorsun hayatım ara vermiştim zaten.
Görüntülü arayayım mı peki? Çok özledim seni.
Yazarken ki yüz ifadesini hayal edince gülümsedim. Çok tatlıydı eminim. Müsait bir yere geçip ben aradım görüntülü. Anında açmıştı.
"Elif'im, karım, hayatım, canım, orman gözlüm..." diye diye tüm iltifatlarını döktü. "Biz ne yapsak beraber mi çalışsak ben senden ayrı kalamıyorum." demesiyle güldüm. İltifatlarını zor durdurmuştum.
Bense "Kocam," diyerek tüm iltifatlarına tek bir yanıt verdim. "Bende senden ayrı kalamıyorum fakat mecburuz." Dudaklarımı büktüm.
"Yapma şöyle," demesiyle düzelttim dudaklarımı. "Hayatım eve gelince sarılmaktan başka bir şey yapacakmıymış?" diye sordu tatlı tatlı.
"Bilmem hayatına sorman lazım."
"Soruyorum ya!" dedi hemen. Gülüp üstten gelen bildirimi okudum. Kütüphanede olduğumu unutup eşyalarımın olduğu masaya gittim. Allah'tan uzak bir masadaydım da diğer insanları rahatsız etmiyordum.
Asaf benim hareketlenmemle "Ada n'oldu, iyi misin?" diye sordu.
"Asaf hoca sınavı şimdiki derse almış. Gitmem lazım. Anlamıyorum ki derdi ne bu hocanın, dediği saate yapmıyor!" Söylenerek kitaplarımı çantaya koymaya çalıştım.
"Güzelim sakin ol yaparsın sen Allah'ın izniyle. İnanıyorum sana."
"İnşaAllah hayatım teşekkür ederim. Öptüm." Telefonu kapatacakken "Öpmedin ki!" dedi. Tatlı surat ifadesiyle gerginliğimi unuttum bi an. Uzaktan öpücük gönderip "Söz veriyorum eve gelince öpeceğim." dedim "Seni seviyorum."
"Bende seni seviyorum güzelim. Sakin ol ve iyi not al." dedi. Gülümseyerek telefonu kapattık. Çantamı koluma taktığımda gerginliğimin geçtiğini hissettim. Asaf beni sakinleştirmeyi başarmıştı.
Esma'ya mesaj atıp sınavın olacağı dersliğe gittim. Çalıştığım için biraz da olsa rahattım. İkinci sıralardan birine oturup hoca gelene kadar üzerinden geçtim konuların.
Sonunda sınav bitmişti. Hoca yine şaşırtmamış zor sormuştu fakat geçer not alacağıma inanıyorum. İnşaAllah beklediğimden daha yüksek not alırım. Sınavdan sonra kızlarla da konuşmuştuk onlarda benim gibi zorlanmıştı. Kahve içmeyi teklif ettiklerinde reddettim Esma'yla buluştuktan sonra eve gitmek istiyordum.
Derslerim bittiği için Esma'nın fakültesine gittim. Onun daha girmesi gereken ders olduğu için vedalaşıp evin yolunu tuttum. Asaf gelemediği zamanlarda veya benim bugün olduğu gibi az dersim olduğunda özel şoförle dönüyordum eve, yine öyle oldu.
Eve girmeden önce markete uğrayıp eksikleri aldım. Asaf bugün beni sakinleştirdiği için sevdiği yemeği yapacaktım. Sağ olsun şoförümüz Sedat ağabey poşetleri taşımama izin vermeyip kapıya kadar taşıdı. İşinde gücünde çok iyi bir adamdır. Asaf güvendiği için bende güveniyorum.
Poşetleri bıraktıktan sonra gitti bende eve girdim. Aldıklarımı tezgaha koydum sonra yerleştirmek için. Üzerimi değiştirip önce öğle namazını kıldım. Mutfağa geçtiğimde Asaf'ın sevdiği yemeği yapmaya başladım. Yanına da yine en sevdiği tatlıyı yapıyordum yemek pişerken.
Mutfakta işim bittiğinde Eda'yı görüntülü aradım. Sınavı yaklaştığı için çok stresliydi. Telefon açıldığında tavanla karşılaştım önce. Sonra Seda'mın güzel yüzüyle.
"Ablacığım," dedim gözlerim dolmuştu kardeşlerimi çok özledim. "Nasılsın bir tanem?" Telefonu yüzüne çok yakın tutuyordu. İki eliyle zor kavrarken bir eliyle ekrana dokundu.
"Abla, abla!" dedi heyecanla.
"Efendim ablasının prensesi." Telefonu düşürecekken Eda tuttu ve kadraja girdi. Seda'yı kucağına alıp yatağa oturdu. İkisini de rahatça görüyordum.
"Abla bak ablam aradı." dedi Seda heyecanını kaybetmeden. Küçücük parmağıyla ekrandan beni gösteriyordu birde.
"Gördüm kuzum. Şimdi ablamızla konuşalım değil mi?" Başını salladı hızlıca "Konuşalım, abla seni çok özledik. Annem gibi sende gelmeyecek misin?" Sorusuyla yüzüm düştü, yutkundum. Annesinin nasıl biri olduğunu bilmemesi iyiydi onun için.
Kendimi toparlayıp gülümsedim "Ablacığım bende sizi çok özledim, geleceğim tabii ki. Çok az kaldı kavuşmamıza sonra hiç ayrılmayacağız." Seda ellerini birbirine vurarak güldü.
"Oleyy ablam gelecek!" diyerek Eda'nın yanağından öpüp, kucağından atladı ve odadan çıktı.
Eda'yla baş başa kalınca "Nasılsın canım?" diye sordum.
"Stresliyim abla, istediğim yer gelmez diye çok korkuyorum."
"Eda'm korkmana hiç gerek yok ki. Deneme sonuçların çok güzel maşaAllah. Asıl sınavda da daha iyi yapacaksın ve hedefine ulaşacaksın Allah'ın izniyle. Sen çalıştın, elinden geleni yaptın."
"İnşaAllah ablam. Sen nasılsın? Ağrın oluyor mu?"
"İyiyim canım merak etme. Arada ağrılar oluyor ama ilacımı alınca geçiyor."
"Dikkat et abla canını sıkma asla, tamam mı?"
"Tamam," dedim gülerek "Ee anlat bakalım eve alışabildin mi, bi sıkıntınız var mı?" Eda bir süre düşündükten sonra cevap verdi. "Evdeki herkes çok iyi, eniştemin ailesi bizi kendi kızları gibi görüyor. Babamın varlığıyla yokluğu bir olduğu için şu an olmamasının hiçbir anlamı yok." Asaf'ın ailesinin iyi davranacağını biliyordum, Eda'dan da duyunca içim daha rahat etmişti. Babam konusunda çok haklıydı ama yine de ne kadar üzüldüğünü bilmek beni de üzüyordu. Bende açtığı yaralar değil kardeşimde bıraktığı izler beni bitiriyordu işte.
Eda, baba derken sesi titreyen bir kızdı. Ona bunu yaşatmaya hakkı yoktu. Neden bize babalık yapmamıştı ki? Neden bizi korumamıştı? Bir kere saçımızı okşamamıştı... Hiçbir zaman anlamayacağım.
"Eda'm başka bir sıkıntın var gibi hissediyorum. Doğru mu?" Dalıp dalıp gidiyordu. Vücudu burada olsa da aklı değildi kesinlikle.
"Sıkıntı mı değil mi emin değilim abla."
"Nasıl yani?"
"Bilmiyorum... Kalbimi sıkan aynı zamanda nefes veren bir şey yaşıyorum son günlerde. Ne olduğunu bilmiyorum."
"Eda? Sen aşık mu oldun?" dedim pat diye. Söylediklerinden çıkardığım buydu. Telaşla "Ne? Ben mi? Ben aşık olmak! Ne alakası var abla? Ben niye ona aşık olayım hıh?!" Ona derken ağzından kaçırmıştı. Yani biri vardı! Kardeşimin sevdiği biri vardı!
"Ablacığım itiraf ettin 'Ona niye aşık olayım?' dedin yani biri var? Neden bana anlatmadın?"
"Ne? Hayır abla yok öyle bir şey! Hep sınav stresinden ne söylüyorsam."
"Benden saklayacak mısın yani?"
"Olmayan bir şeyi nasıl saklayayım abla?!"
"Edacığım hal ve hareketlerin olan her şeyi gösterdi zaten. Kimmiş o şanslı kişi anlat."
"Abla-"
"Canım kardeşim, biliyorum çok stresli bir dönemden geçiyorsun bu süreçte sana iyi gelen, kalbini hızlandıran biri olabilir bu çok doğal. İnsansın seveceksin, aşık olacaksın. Ben senin harama bulaşmadan yaşayacağını bildiğim için soruyorum, yanında oluyorum. Canımsın sen."
"Canım ablam, hep yanımda olduğunu biliyorum elbette. İyi ki varsın."
"Sende güzelim. Anlatacak mısın peki?" diye sordum tatlı tatlı. Güzeller güzeli kardeşimin kalbini kim kazanmış merak ediyorum.
"Anlatacağım ama sen buraya gelince olur mu? Hem şu sınavdan da kurtulayım hayırlısıyla."
"Tamam canım nasıl istersen. Fazla strese sokma kendini. Seda'yı benim için öp, evdekilere de selam söyle."
"Tamam ablacığım Allah'a emanet ol."
"Sende canım, seviyorum seni." diyerek öpücük gönderdim.
"Bende seni seviyorum canım ablam." Eda'da öpücük gönderince gülümseyerek kapattım telefonu.
Benim kardeşim aşık olmuştu. Basit bir hoşlanma olamayacağını hissettirmişti. Eda'm büyümüş ve ablasına birinden hoşlandığını anlatacaktı. Zaman ne kadar hızlı geçiyor değil mi?
Asaf gelene kadar çalışma odasına geçip ders çalıştım. Tüm dersleri geçip mezun olmam lazımdı bu sene. Antep'i, kardeşlerimi özledim. Orada Asaf'la kuracağımız evimizde yaşamak istiyorum. Mezun olunca olacaktı inşaAllah.
İkindi okununca namazı kıldım. Asaf'ın gelmesine 2 saat vardı, arayıp haber vermişti kaçta geleceğini. Namazdan sonra derslerime döndüm. Güzel çalışmıştım bayağı.
Saçlarıma kondurulan öpücükle, yüzümde bir el hissettim. Gözlerimi açtığımda Asaf masanın kenarında diz çökmüş bana bakıyordu. Başımı kaldırmadan gülüşünü izledim, gülümseyerek.
"Günaydın." dedim uykulu sesimle. İkimizde hareket etmiyorduk hâlâ.
"Günüm aydı."
"Hımm," dedim "İyi." Asaf daha fazla beklemeden beni kucağına alıp odaya götürdü.
"Hayatımın bana verdiği sözleri vardı. Gerçekleştirsin mi artık?" Ayılmaya başlamıştım, gülümseyip başımı salladım. Önce sıkıca sarıldım. Sonra da diğer isteğini yaptım.
(...)
-Haziran 25-
Bir ay önce zaman çok hızlı geçiyor, demiştim. Hayır ışık hızında olmalıydı. Takvim yaprakları Haziran'ın 25'ini gösterirken artık üniversiteden mezun bir kadındım. Az sonra eve gelecek olan kocam ve ailesi ilk kez beni isteyecekti, ilk kez nişanlanan evli çift olacaktık. Ona istediği kahveyi yapıp ertesi gün evlenecektim tekrar. Tüm kalbimle isteyerek, severek.
Esma ve Eda etrafımda bilmem kaçıncı turlarını atarken bende etekleri tutuyordum. Az sonra ilk kez istenecektim! Gül bugün kız tarafında olmak istediğini söyleyip buraya gelmişti. Yarın ise kocasının yanında erkek tarafı olacaktı. Bu isteğiyle hem çok şaşırmış hemde çok mutlu olmuştum. Bir abla gibi yanımda oluyordu. Büyümüş göbeğiyle, hormonlar yüzünden ağlayarak izliyordu bizi.
Yanına gidip yatağa oturdum. Elimi karnına koyup kızını hissettim. Benim de böyle karnım büyür müydü acaba? İçimde bebeğimi taşır mıydım? Yaşadığım o hüsrandan sonra korksamda istiyordum. Ömer Asaf'tan bebeğim olsun istiyordum. İnşaAllah.
"Canım sen neden ağlıyorsun şimdi?" Akan yaşı silip gözlerindeki ışıltıyla gülümsedi. Annelik ona daha çok güzellik katmıştı.
"Önce bunların hiçbirini yaşayamadığın için çok üzülüyordum Elif ama şimdi gözyaşlarım mutluluktan. Sende hak ettiklerini yaşıyorsun sonunda." Bende duygulanmıştım sözleriyle. Hak ettiğini yaşamak iyi anlamda kullanılmıştı benim için. Sarılıp akmak için fırsat kollayan gözyaşlarımı engelledim. Gül ise benim aksime sarılarak ağlıyordu.
"İyi ki varsın Gül. Bir abla gibi yanımda olduğun çok teşekkür ederim." Hafifçe omzuma vurup "O ne demekmiş öyle yanında olacağım tabii ki." Biraz daha sarıldım.
Ayrıldıktan sonra kızlara baktım onların da gözleri dolmuştu. Eda Gül'e peçete verdi. Peçeteyle yanaklarını silip "Hadi hadi artık ağlamak yok." dedi kaç saattir ağlayan kendisi değilmiş gibi. Kızlarla birbimize bakıp güldük. O da neye güldüğümüzü anlayınca bize katıldı.
Seda "Geldiler, geldiler!" diye odaya dalınca aldı beni bir panik. Sanki hiç onlarla bir arada değilmişim gibi heyecanlandım.
"Gelmişler," dedim "Ne yapacağım? Neredeler, kapıda mı?" Ne dediğimi bilmiyordum. Kızlar şaşkınlıkla beni izlerken Gül "Sakin ol canım, birazdan zile basarlar. Derin nefes al bakalım." Onu dileyip derin bir nefes aldım ama pek işe yaradığını söyleyemem.
Zil sesi duyulduğunda teyzem odaya girdi. "Elif Ada hadi kızım, açsana kapıyı ailen ya onlar." Ailemdi tabii ama birde heyecandan küt küt atan kalbime anlatın.
"Evet teyze ama çok heyecanlıyım. Bayılacak gibiyim."
"Aman Ada eniştem bizi mahveder bayılma sakın!" Esma'nın sözleriyle kocamı düşündüm. Gerçekten çon çok üzülürdü.
"Doğru üzülmesin o, bayılmayayım." Teyzemde dahil güldüler bana. Sonra teyzem yanıma gelip "Hadi kızım bayılma kocan için. Kapıda kaldılar farkındaysan?"
"Ay doğru teyze!" Gerçekten ayıp oldu insanlara.
Kapıya gidip derin bir nefes aldım ve açtım kapıyı. Abdullah babam ve Gülizar annem önde duruyorlardı. İçeri buyur ettikten sonra "Hoş geldiniz." dedim. Ellerini öptükten sonra salona geçtiler. Azad ağabey ve Arda'ya da hoş geldin dedim. Azad ağabey yanımda bekleyen eşine sarıldı hemen. Kapının diğer tarafında da Esma ve Eda duruyordu.
Ömer Asaf gözlerini benden alamazken Hazar kısık sesle gülüp bakışlarını kaldırdı ve Esma'yı gördü. O da Asaf gibi kalakaldı. Kendine gelmesi uzun sürmedi. Elindeki kırmızı gülden birini Esma'ya verdi, diğerini de Eda'ya. Esma yanakları elbisesiyle aynı renk olurken teşekkür edip mutfağa kaçtı. Eda da "Teşekkür ederim Hazar ağabey." dedi.
"Rica ederim abim ne demek." Hepsi salona gidince tek kaldık Asaf'la. Baştan aşağı gözlerini gezdirdi üstümde. Bende onun beyaz gömlek, siyah kumaş pantolon ve siyah ceketiyle duruşunu izledim. Yakışıklı suratına bakarken onun da durduğu son nokta gözlerim oldu. Birbirimize bakarken konuşmuyorduk. Asaf daha fazla dayanamamış olacak ki kollarının arasına aldı beni.
"Bu ne güzellik aklımı başımdan aldın!" dedi aşkla.
"Sende benim aklımı başımdan aldın!" Çok fazla yakışıklı olmuştu. Geri çekildiğinde aramızda çok az mesafe kalmıştı. "Elbisende çok güzel, çok yakışmış." Heyecanla etrafımda döndüm. "Yaa beğenmene çok sevindim kocam." dedim. Sesim biraz yüksek çıkınca Asaf beni tutup durdurdu "Kocan sana kurban olsun." deyip daha sıkı sarıldı.
Biri gelmeden ayrıldık ve unuttuğumuz çiçekleri verdi Asaf bana. Teşekkür ettikten sonra onu salona gönderdim zorla. Arkasından mutfağa gidip hâlâ orada saklanan arkadaşımı kolundan tutup peşime taktım. Bizde salona girdiğimizde herkese tekrardan hoş geldiniz dedim. Asaf'la bizim için hazırlanmış yere geçip oturdum.
Büyükler konuşurken sıra kahvelere gelmişti. Mutfağa kahve yapmak için gittim. Kızlarda arkamdan yardıma geldi. Gül'ün de geldiğini görünce omuzlarından tutup sandalyeye oturttum.
"Canım sen iki canlısın asla yardım etmene izin vermiyorum. Geldin, yanımda ol ve keyfine bak."
"Ama-"
"Aması falan yok," Çoktan kahveleri hazırlamaya başlayan Eda ve Esma'ya baktım "Kızlar yapmaya başladı bile, dinlen." Sonunda kabul ettirdikten sonra bende Asaf'ın damat kahvesi için fincanını hazırladım. Sevdiği gibi kahveyi yaptıktan sonra bal koydum.
Esma hemen "Ada ne yapıyorsun tuz atacaksın?!" Tuza uzanınca elini tuttum.
"Hayır arkadaşım tuz falan atmayacağım. Kocamın istediği gibi olacak."
Bu sefer de Gül "Bari suyuna köy." dedi.
"Hayır, lütfen ısrar etmeyin." Onların ısrarından kurtulmuşken kapıyı tıklatarak Arda girdi mutfağa "Yenge tuz koydun ağabeyimin kahvesine değil mi?" diye sorunca şaşkınlıkla güldüm.
"Koymadım yengeciğim ısrar etsende tuzlu kahve yapmayacağım."
"Ama yenge ağabeyimin o halini kayıt altına almam lazım nolur tuz ekle."
"Senin bu planının için kahveye tuz eklemeyeceğim Ardacım."
"Gül yengemde tuz koymamıştı. Son şansım sensin yalvarırım yenge bu fırsatı alma elimden."
"Arda sen ağabeylerini sevmiyor musun?"
"Seviyorum tabii neden sordun?"
"Bu ısrarın neden o zaman?"
"Sevmek ayrı bu ayrı. Birazcık kıyın be kocalarınıza!"
"Sen sana kıyacak birini bul o zaman yengeciğim." Gül'ün sözleriyle Arda hariç hepimiz güldük.
Elini göğsüne vurup "Eyvallah yengelerim öyle olsun." dedi acitasyonla. Arda mutfaktan çıktığında beni heyecan bastı. Biraz gerginliğim geçmişti geri geldi.
"Kızlar çok heyecanlandım ben."
Yanıma gelip "Sakin ol canım yabancı değiliz sonuçta." dedi Gül. Yine de heyecan yapıyordum. İlk kez isteniyorum sonuçta. Eda'm yanağımdan öpüp "Her şey çok güzel olacak canım ablam. Heyecanda işin parçası sadece biraz sakin ol." Elimde kahve tepsisi olduğu için sarılamadım. Uzaktan öpücük atıp "Teşekkür ederim güzel kardeşim." Gülümseyip ne demek dedi.
"Huh," diyerek derin bir nefes aldım ve mutfaktan çıktım.
Titreyen ellerimle kahve tepsisini Asaf'ın önündeki sehpaya koymak için götürdüm. Benden daha heyecanlı olan kocam ayağa kalkıp tepsiyi aldı ve sehpaya koydu yavaşça. Gülümseyerek benim oturmamı bekledi, benden sonra da kendi oturdu yerine.
Kızlarda arkamdan diğerlerine kahvelerini vermişti.
Tüm gözler Asaf'ta ve içeceği kahvedeyken Arda telefonuyla çekim yapıyordu. Ağabeyine tuzlu kahve yapmam için kızlardan bile daha baskı yapan kendisi olduğu için pür dikkat telefonun kamerasından ağabeyindeydi gözleri.
Sonunda Asaf kahvesinden bir yudum alıp bana baktı. Memnun tebessümüyle hepsini tekte içti. Suyuna dokunmayıp iç cebinden beyaz gül çıkardı önce, benim önüme bırakıp yüzük kutusu çıkardı onu da açarak sehpaya bıraktı. Bana daha önce göstermediği için yüzüğün güzelliğiyle mest olmuştum. Yine zevkliydi kocam.
Sadece onun duyacağı şekilde yaklaştım biraz "Çok güzel, teşekkür ederim." dedim. O da yaklaşarak "Senden güzel değil," diyerek göz kırptı. Ailelerimiz varken yaptığı için utandım. Yanaklarım kızarırken "Sayende yüzük koleksiyonum olacak." diyerek takıldım.
"Olsun istediğin kadar alırım."
"Biliyorum." Bir süre gözlerimizde takılı kalınca flaş sesi yükseldi. Kendimize geldiğimizde sesin geldiği yöne baktım. Esma o halimizin fotoğrafını çekmişti.
Abdullah baba boğazını temizleyerek dikkatleri üzerine çekti. Beni isteme vakitleri gelmişti.
"Sebebi ziyaretimiz belli," diyerek sözüne başladı. "Elif bizim gelinimizden çok kızımız oldu. Ailemize girmesi istemediğimiz şekilde olduğu için yapamamıştık tüm bunları. Şimdi nasip oldu çok şükür... Allah'ın emri Peygamber Efendimizin kavliyle Elif Ada kızımızı oğlum Ömer Asaf'a istiyorum." Asaf'ın derin bir nefes almasıyla ona döndüm. Çok heyecanlıydı, sanki evli değildik ve teyzem vermeyecek gibi bakıyordu.
Teyzem "Tatsız şeyler geride kaldı." derken hem gözleri dolmuştu hemde tebessüm ediyordu. Annem gibi çok duygusaldı o da. "Gençler birbirini kırmadan aile olmayı başardılar." Asaf bana bakıp elimi tuttu kimsenin göremeyeceği şekilde. Gülümsedik birbirimize, teyzem doğru söylemişti. Aile olmayı başardık.
"Bize de her daim yanlarında olmak düşer ama yine de sormalıyım. Kızım istiyor musun?" deyince herkes bana baktı. Ben tüm kalbimle inanıyorum elimi sımsıkı tutan adama.
Kocamın gözlerine bakarak "Evet," dedim "İstiyorum." Asaf elimi tutup öptü. Teyzem sözlerine devam etti cevabımla "Allah mutlu etsin, kızım sana emanet damat." diyerek gülümsedi, ağlamaya da başlamıştı.
Asaf "O benim baş tacım." dedi.
İstenme olduktan sonra yüzükler takıldı. Kurdele kesildi. Teyzemin kocası makas kesmiyor dedi önce, tepsiyi Eda tutuyordu. Para koydular küçük tepsiye sonra da Bismillahirrahmanirrahim diyerek kurdeleyi kesti.
Gülizar annem altın set taktı. Gerek yoktu desemde beni konuşturmadan takmıştı. Asaf'ta bilezik takmıştı hiç haberim yoktu aldığından.
Şaşkınlıkla "Asaf?" dedim "Ne gerek vardı? Teşekkür ederim."
"Karıma alamaz mıyım?"
"Alırsın." diyerek gülümsedim. Asaf'ta yüzümde güller açtıran gülümsemesiyle karşılık verdi.
Fotoğraflar çekildi, tebrikler edildi. Sıra ailelerin gitmesine geldi. Abdullah baba ve Gülizar anneden başlayarak herkesle vedalaştım. Sona Asaf kalmıştı.
"Hadi hazırlan sende geliyorsun." deyince teyzem araya girdi.
"Düğün olana kadar kızım burada kalacak damat anlaşmıştık."
"Ben şaka yaptığınızı düşünmüştüm Güler teyze. Sonuçta evliyiz zaten."
"Yok canım şaka değildi. Yarından sonra gidersiniz birlikte."
"Ama, olmaz ki."
"Olur olur damat. Hayde!" Asaf bana baktı bir şey söylemem için. Dudaklarımı büzüp omzumu silktim. Bu teyzem ne derse o, demekti. Bende gitmek istesem de karşı gelemiyordum.
Ömer Asaf sonunda kabullenince bu kadar çabuk gitmesine şaşırdım. İçimde kocama sonsuz güvenen tarafım ise başka bir planı olduğunu düşündürüyordu.
Kızlarla ortalığı toparladıktan sonra odalarımıza çekildik. Şalımı daha önce çıkardığım için elbiseden kurtuldum. Güzelce dolabımın kapağına astım. Muhtemelen bu gece heyecandan ve Asafsızlıktan uyuyamayacaktım. Bende elbisemi izleyip uyumaya çalışırdım. Namazımı kıldığım için yatağa geçip telefonumu elime aldım. Asaf'tan ne bir arama ne de mesaj vardı. Bensiz uyuyabilecek miydi gerçekten?
Camıma vurulmasıyla yataktan sıçradım korkuyla, ne oluyordu?! Kalkıp ışıkları açtığımda başıma yazma alıp perdeyi araladım yavaşça. Asaf'ı görünce bir nefes aldım başka bir şey değildi. Bir dakika Asaf benim penceremde ne arıyordu?!
Pencerenin kolunu çevirip açtım.
"Asaf?"
"Karım."
"Ne yapıyorsun?"
"Cennet kokulu karım olmadan uyuyamayacağım için kaynağına geldim bir tanem. Sen ne yapıyorsun?"
"Şaşırıyorum."
"Güzel beni içeri alda birlikte şaşıralım."
"Sen- sen gerçekten delisin!"
"Karımın delisiyim." Koca cüssesiyle camdan geçmekte zorlandı. Odaya adımını attığında pencere ve perdeyi kapattı. Kapıya gidip arkasındaki anahtarla kilitledi. Hâlâ olduğum yerde durup onu izliyordum tepkisizce.
Benim şaşkın suratıma bakıp burnumun ucunu öptü ve yazmamı çıkarıp onu kokladı. Bir adımıyla dibimde bitip sarıldı. Başını boyun girintime sokup "İşte cennetim." dedi boğuk sesiyle. Bende her şeyi boş verip dünyadaki cennetim olan adama sıkıca sarıldım.
Beş dakika boyunca sarıldı, öptü, kokladı. Yatağa dipdibe oturduğumuzda el ele, göz gözeydik. Saçımı geri ittirip "Sensiz uyuyacağımı düşünmedin değil mi?" diye sordu. Başımı salladım iki yana "Düşünmedim." Asaf iyice yaklaşıp öpecekken kapı tıklatıldı. Panikle kapının kilitli olduğunu unutup Asaf'ı omuzlarından ittirdim boş bulunduğu için yere düştü. Ona bakamadan ayağa kalkıp ışığı kapattım.
Kapıya doğru "Kim o?" diye sordum.
"Benim abla." dedi Seda'mın sesi. Üzerimi düzelttim bir şey varmış gibi. Kocamı yataktan attığımı hatırlayınca yanına gittim.
"Asaf," dedim kısık sesle "İyi misin?"
"Tekrar evlenemeden belimi kırdın karıcığım sağ ol." Belini tutarak kalkmaya çalıştı.
"Dur," dedim elimle işaret ederek "Orada kal lütfen, Seda'yı göndereyim geleceğim." Cevap vermesini beklemedim.
"Ya sabır! Sanki basılmış gibi tövbe tövbe! Karımsın kızım sen!" Kendi kendine söylense de dinlemedim. Kapıyı açıp Seda'nın boyuna gelmek için eğildim.
"Canım, n'oldu bu saatte?" dedim sakinleşmeye çalışarak.
Bebeğini kucağında biraz daha sıkıp uykulu gözleriyle baktı "Abla korkunçlu rüya gördüm. Yanında uyuabilir miyim?" Hemen sesim yumuşadı. Saçlarını okşayıp "Oyy sen korktun mu? Rüya o canım gerçek değil ki. Ablan hep yanında korkmana hiiç gerek yok." Başını salladı uykulu uykulu.
"Seda'm odanda sana masal okumamı ister misin?" Yine başını salladı.
"Peki tek başına gidebilir misin odana? Ben hemen geleceğim yanına." Aynı baş sallamasıyla onayladı. Çok uysal ve akıllı bir çocuktu kardeşim. Saçlarından öpüp "Hemen geliyorum," deyip gidişini izledim.
Asaf'ın tepkisinden korkarak odaya döndüm. Yatakta oturmuş acı çeken yüz ifadesiyle bana bakıyordu. Hemen yanına gidip "Çok özür dilerim, iyi misin?" diye sordum telaşla.
"Korkunçlu rüya görmüş kardeşin." demesiyle az önce Seda'nın yaptığı gibi başımı salladım evet anlamında.
"Bizim çocuğumuz da aniden kapıyı çalarsa beni yataktan atacaksın galiba?"
"Hayır, özür dilerim gerçekten ben şey olunca teyzem falan sandım." Eliyle yanağımı okşayıp "Hadi kardeşinin yanına git, geldiğinde konuşuruz."
"İyi misin Asaf'ım? Hastaneye gidelim." Gerçekten çok üzgündüm nasıl ittirdim öyle. Resmen yataktan attım adamı!
"Sakin ol güzelim çok bir şey yok. Hadi git sen."
"Eminsin?"
"Eminim."
"Tamam." deyip yanağından öptüm. Odadan çıkarken gözüm ondaydı. Hemen Seda'nın odasına gittim. Yatağına uzanmış bebeğiyle bekliyordu beni. Yanına gidip oturdum, saçlarını okşarken "Buradayım güzelim, korkma." dedim. Kendi uydurduğum masallardan anlattım. Kısa sürede uyuyunca hafifçe üzerini örtüp anlına küçük bir öpücük kondurup odadan çıktım. Kapıyı aralık bıraktım yine korkmasın diye.
Mutfaktan buz alıp odama döndüm. Asaf gözleri kapıda beni bekliyordu. Buzu gösterip "Arkanı dön." dedim yatıştırıcı sesle. İkiletmeden döndü. Ceketini çıkarıp gömleğini yukarı çektim. Kızarıklığın üzerine dokundum parmaklarımla. Çok acımış mıydı acaba?
Buz yanığı olmaması için peçete sarmıştım. Asaf'a söyleyip buzu bastırdım. Başta irkilince omzundan öptüm acısı geçer diye.
"Özür dilerim. Benim yüzümden ne hale geldin." Çenemi omzuna yasladım.
"Kendini suçlama güzelim boş yere panik oldun sadece. Acımıyor merak etme." dedi üzülmeyeyim diye.
"Doğruyu mu söylüyorsun?"
"Ben sana asla yalan söylemedim."
"Biliyorum, teşekkür ederim."
"Şu teşekkür meselesini de halledemedik."
"Ya Asaf ne var teşekkür ettiysem."
"Yaralıyım ben! Yaralı bir kocaya asla ya denmez!"
"Hmm tamam, iyileştirelim yaralı kocamızı."
"İyileştir bakalım." Bir elimle buzu tutmaya devam edip diğerini beline sardım.
"Asaf'ım." Elimi tutup "Elif'im." dedi.
"Seni çok seviyorum iyileş hemen, canın yanmasın benim yüzümden."
"Bende seni çok seviyorum Elif'im. Senin yüzünden de canım yanmıyor. Canımı asla yakmazsın sen."
"Ama yakmıştım... Sana çok haksızlık ettim ben."
"Şimdi bunu mu konuşalım güzelim?"
"Sana anlatmam gereken bir şey var." Elimin altında gerilen tenini hissettim. Az sonra anlatacaklarım gerçekten canını yakacaktı. Sakin kalması için uzaklaşmadım.
"Senden sadece hastalığımı sakladım bugüne kadar. Bundan sonra eskiden olduğu gibi aramızda sır kalmaması için anlatmam gereken bir şey var."
"Ada korkutuyorsun beni. Hastalık tekrar mı etti?"
"Hayır," dedim hemen "O dönem bitti artık, inşaAllah ta tekrar etmeyecek." İnşaAllah diye mırıldandı. Anlayatcağım şey çok germişti onu.
Bende o günleri anımsayınca hüzünlendim. Kötü şeyler yaşamıştım ve geride kaldı. Elhamdülillah Rabbim beni aileme bağışladı.
"Ben," diyerek söze girdim.
(...)
Bölüm Sonu...
Selamün aleyküm herkese.
Nasılsınız?
Upuzun bir bölümle geldimm. Umarım beğenmişsinizdir.
Yazım yanlışım varsa affola...
Sonundan hoşlanmadığınızı tahmin edebiliyorum:) ama ne yapayım heyecanlı bitirmeyi seviyorum bölüm sonralarını. Ne anlatacağıyla ilgili tahminleriniz👉🏻
En sevdiğiniz sahne 👉🏻
Bölümü hangi emojilerle anlatırdınız 👉🏻
Ada Asaf'ı nasıl ittirdi ama gülerek yazdım o sahneyi. Birde kıyamaz diyoruz kıydı işte kocasına. Jsjsjsjd.
SİZDEN RİCAM LÜTFEN OY VERİP YORUM YAPIN. YORUM YAPMAK İSTEMİYORSANIZ BİLE YILDIZA BASMAK ZOR DEĞİL. OKUYAN SAYISIYLA OY VEREN SAYISININ ARASINDA ÇOK FARK VAR. EMEĞİMİN KARŞILIĞINDA BİR YILDIZA BASMAMANIZ ÇOK ÜZÜCÜ. UMARIM ANLARSINIZ.
SİZİ SEVİYORUM💙
Selam ve dua ile...
Herkesin Ramazan ayı mübarek olsunn.🤍🌙
Instagram: gizemli_yazardemir0
Hepinizi Allah'a emanet ediyorum❤️🌼...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 96.18k Okunma |
8.76k Oy |
0 Takip |
39 Bölümlü Kitap |