

"Ben," diyerek söze girdim.
"Ada korkuyorum, kötü bir şey mi söyleyeceksin?" Asaf sözümü kesince anlayışla gülümsedim.
"Dinle," Cevap vermeden tedirgince başını salladı.
"Bu, tümörü öğrendiğim gün hastanede bayılmıştım. Birlikte staj yaptığım arkadaşımda hamile misin yoksa, diye beni heyecanlandırdı. Sonuçlar çıkana kadar sana nasıl söylesem, nasıl sürpriz yapsam diye düşündüm." O gün aklıma geldi. Çok sevinmiştim ihtimal vermesem de.
"Bizim bebeğimiz olacaktı nasıl heyecanlanmayayım ki? Bir günde binlerce hayal kurdum. Her hayalimde sen ve bebeğimiz vardı. Çok güzeldi Asaf. Gerçek olmasa bile heyecandan uyuyamamıştım. İhtimali bile beni göklere çıkarmıştı. Düşüşüm de sert oldu."
Başını eğip "Sen bunları yaşarken hiçbirinden haberim olmadı. Hamile olduğunu sandın, sevindin ama bana söylemedin. Hayal kırıklığına uğradın tüm kırıklarını sakladın benden. Tüm zorlukları beraber aşmak varken tek başına göğüsledin." Gözlerime baktığında dolduğunu gördüm.
"Ada bundan sonra benden başka bir şey saklarsan, sıkıntılarla tek başına yüzleşmeye çalışırsan ben kendimi affetmem." Sonunda birbirimize dönünce yanağına elimi yasladım "Hayır Asaf olmayacak bir daha. Özür dilerim."
"Dileme," dedi "Özür falan dileme. Neden ayrılmak istediğini düşünmek yerine seni görmeliydim. Çektiğin sıkıntıları anlamalıydım. O sözlerinden sonra yıkılan enkaz altında kalan benim sanıyordum. Asıl senmişsin. Görememek benim hatam. İnsan karısının derdini anlamaz mı hiç? Hepsi benim suçum."
"Canım," dedim ağlamak üzereydi. Ben ağlamaya başlamıştım "Kendini suçla diye anlatmadım. Bak sana derdimi anlattım işte. Üzül diye değil ki. Bil diye sadece. Ben o kırgınlığın çok güzel telafi olacağına inanıyorum. Allah'a güveniyorum, sınadığı gibi mükâfatını da verecektir. Üzülecek misin daha?" Tatlı sesimle sordum. Biraz yatışmıştı.
Başını salladı "Üzüleceğim, hâlâ beni teselli etmeye çalışıyorsun." dedi.
"Yok öyle bir şey! Olması gerekeni söylüyorum. Kötü günler geride kalmışken üzülme istiyorum. Canımsın sen, canını sıkma istiyorum."
"Sende benim canımsın, en değerli varlığımsın." Gülümseyip göğsüne başımı yasladım.
"Daha iyi misin?" dedim belini kastederek.
"Olmaya çalışıyorum."
"İyileştirme işlemim işe yaramadı mı?"
"Belimden bahsetmiyorum güzelim, o önemli değil şu an." Anlattıklarımdan bahsediyordu.
"Önemli," dedim "İyi olman her şeyden önemli Asaf'ım."
"Ben seninle ne yapacağım?" diyerek saçlarıma öpücük kondurdu.
"Seveceksin."
"Seviyorum, çok seviyorum." Kıkırdayıp daha çok sokuldum göğsüne. Huzurum burasıydı, sevdiğim adamın, kocamın kollarının arası.
Bir süre hayattan soyutlanıp soluk seslerimizi dinledik. Asaf geri çekilip uzanmak için beni de kendine çekti. Üzerinde hâlâ takımı vardı. Böyle rahat edemez ki.
"Üzerini değiştirmeden buraya gelmişsin Asaf. Bu kıyafetlerle nasıl uyuyacaksın?"
"Küçük sinirli karımın hasretinden kıyafet mi düşünebildim?"
"Ben sinirli değilim."
"Değilsin." Yeniden kollarının arasına çekti bedenimi "Karımsın." Sinirimi anında yatıştırmayı başarmıştı.
"Sen yanımda olduktan sonra dünyanın en rahatsız kıyafetiyle bile rahat ederim, dert etme güzelim."
"Terlersin bunlarla, hava sıcak zaten."
"Terlersem çıkarırım."
"İyi," Gözlerimi kapatıp "Uyu hadi." dedim.
"Gerçekten mi?"
"Evet canım uyu. Allah rahatlık versin. İyi geceler."
"Sana da güzelim sana da."
(...)
Omzundan dürttüğüm kocam kış uykusuna yatmış gibi uyanmıyordu. Kaçıncı seslenişim bilmiyordum bile.
"Asaf, uyan artık. Kış uykusuna mı yattın mübarek?!" Birden kendimi Asaf'ın altında bulunca neye uğradığımı şaşırdım.
"Kocaya ayı demek ha!"
"Ödümü patlattın! Uyanıktın değil mi? Benimle oynuyordun."
"Yo, kış uykusu deyince ayıldım."
"İnanayım mı?"
"İnan." İttirip geri çekilmesini sağlamaya çalıştım ama nafile.
"Tamam inandım, çekil hadi."
"Sabah öpücüğümü almadan olmaz."
"Asaf fırsatçılığın sırası değil. Gitmen lazım, bugün tekrar evleniyoruz hatırltırım. Hazırlanıp beni alman lazım."
"Sen zaten benimsin."
"Of tekrar evlenmeyi çıkaranda sendin!" Dudaklarıyla gerginliğimi alıp geri çekildi.
"Sakin ol gelin hanım! Stresin üzerinde."
"Evet az önce üzerimdeydi." dedim onu kastederek.
"Oh ne güzel streste olduk tekrar evlenemeden! Ama ben biliyorum bunlar hep heyecandan güzelim." Doğru söylüyordu.
"Evet, şimdiden heyecandan elim ayağım titriyor. Seninle tekrar evlenmek mükemmel olacak." Elimi hafif sakallı yanağına yasladım. İki dakika kavga dahi edemiyorduk. Hamd olsun.
"Seninle evli olmak başlı başına mükemmel." Gülümsedim "Bence biz çılgınız!" dedim heyecanla "Kaç kişi evli olduğu halde eşiyle tekrar evlenir ki?" Asaf'ta elini yanağımdan saçlarıma uzattı.
"Bizim gibi birbirine aşık olanlar." Başımı salladım.
"Şimdi bu aşık adam gidiyor, namazdan sonra biraz daha uyuyor, beline krem sürüyor ve damat olup gelinini almaya geliyor. Tamam mı?"
"Ne dersen o gelinim." dedi "Ama sensiz uyuyamam ve belime nasıl uzanayım?" Gayette uzanırdı aslında.
"Tamam annene söyle o sürsün." dedim düz ifademle, gülmemek için kendimi zor tutuyordum.
"Beline ne oldu oğlum derse ne diyeceğim? Anne gelinin oğlunu yataktan attı, sakatladı mı?"
"Gülizar annem bana hak verir. Dert etme sen." Artık gülüyordum gizlemeden.
"Haklısın annem beni ikinci plana attı. Neyse ben kremi getiririm sen sürersin." Tamam dedim, sürerdim. "Ve gözleri şiş damat istemiyorum, uyuyacaksın."
"Bak sen! Beğendiremedik kendimizi."
"Beğendirememek değil, uykunu almanı istiyorum. Kimse görmesin diye erken uyandırdım."
"Demek öyle."
"Öyle."
"Gideyim o zaman."
"Git madem." Pencereye yönelince kısık bir kahkaha attım. "Geldiğin yerden mi gitmek istiyorsun?"
"Evet." Evet diyor birde canım ya! Elinden tutup "Gel kocacığım ben seni kapıdan çıkaracağım. Kimse uyanmamıştır bu saatte." Önce uzun sabahlığımı giydim sonra da yazmamla saçlarımı örttüm. Asaf sitemle "Ayı dediğin kocanı pencereden göndermek istersin diye düşündüm." dedi.
"Ben hiçbir zaman kocama ayı demedim demem de beyefendi!"
"Kast ettin ama." Ciddi miydi? Bu kadar kırılacağını düşünmemiştim. Kapıdan çıkmadan ona döndüm. Eli elimdeyken "Özür dilerim kast etmekte istememiştim." dedim dudaklarımı büzerek.
Halime gülüp "Şaka yapıyorum güzelim. Özür dileme." dedi.
"Bana böyle şakalar yapma ciddiye alıyorum!"
"Nasıl şakalar yapayım?"
"Başka şakalar yap güldürenlerden."
"Tamam bir tanem, mesaj alındı."
"İyi," dedim kapıyı açıp dışarıyı kontrol ettim, Asaf'ı arkamda bırakıp "Gel," diyerek elinden çektim.
Dibimde biten kocam "Küçükcük bedeninle beni mi kapatmaya çalışıyorsun sen?" dedi keyifle. Boynumu kaldırıp yüzüne bir bakış attım "Pek işe yaramıyor gibi. Biri çıkarsa ilk hedef sensin. Tüh!"
"Basılacak gibi davranma güzelim. Kocanım senin, yanında olacağım tabii ki!"
"Tamam hadi oyalanma!" Odaların kapılarını kontrol ettim hiçbirinin ışığı yansımıyordu alttan. Asaf'ı çekiştirip "Hadi!" dedim. Bana uyup geldi arkamdan.
Dış kapıya ulaştığımızda parmak ucumda yükselip boynuna sarıldım. "Seni çok seviyorum. Buraya gelip benimle uyuduğun içinde çok teşekkür ederim." dedim.
Kolları yabancı olmadığı belimi sararken sıkıca sarıldı. "Bende seni çok seviyorum ve beni odana kabul ettiğin içinde teşekkür ederim." Ayrıldığımızda kapıyı açıp "Dikkat et, eve vardığında yaz bana. Allah'a emanet ol." dedim üzgün sesimle. Umarım son ayrılmamız olurdu bu. Başımdan öpüp "Tamam, sende Allah'a emanet ol güzelim." dedi ve arkasına bakarak gitti. Kapıyı kapatıp derin bir nefes aldım. Heyecandan kalbim küt küt atıyordu.
Kimselere görünmeden tekrar odama gittim. İçerideki banyodan abdest alıp namaza uygun kıyafetler giydim. Gece vakti olduğu için Teheccüd ve şükür namazı kılacaktım. Keşke Asaf'a da söyleseydim sabah ezanından önce kılardı. Akıl edememiştim.
Namazları bitirip telefonuma gelen mesaja baktım. Kocam eve sağ salim vardım yazmış ve yakışıklı yüzünün fotoğrafını göndermişti. Altına da "Şimdi de şükür namazı kılacağım, sonra da gelinimin sözünü dinleyip biraz uyuyacağım.🤍" Notunu düşmüş.
"Allah'ım bu kadar birbirini tamamlayan eş olabilirdik. Sana çok teşekkür ederim, şükürler olsun." dedim mesajı tekrar tekrar okuyup fotoğrafına bakarak.
Siz: Allah kabul etsin damat bey. Yazıp gönderdim.
"Amin güzelim seninde."
Siz: Nereden biliyorsun benimde kıldığımı?
"Karımı tanıyorum. Uyu hadi."
Siz: Sende uyu. Cevap olarak tamam yazıp kalp koymuştu. Bende mesajını beğenip yatağa geçtim. Asaf'ın yattığı tarafa uzanıp kokusunu içime çektim. Gözlerimi onsuz son uykuma kapattım, inşaAllah.
(...)
Önceki çok güzel ve eğlendiğim kınam olduğu için bir kez daha istememiştim. Onun yerine mezuniyetim için yaptığımız gibi yetiştirme yurtlarına yardımda bulunmuştuk. Elimizden geldiği kadar bağış yapmıştık.
Gelinliğimi Asaf'la birlikte seçmiştik. Ben ayrı gitmek istememiş, içime sinen gelinliği aldığımı ve heyecanımı kocamında görmesini istemiştim. Çok özel bir andı ikimiz içinde. Asaf denediğim bütün gelinliklere en güzeli bu, hepsi çok yakıştı, demişti. Hatta denediğim bütün gelinlikleri alalım deyip kartını dahi uzatmıştı. Bende gülerek 'Hepsini birlikte mi giyeceğim' diye sormuştum. O da 'Belki bir düğün daha yaparız' diyerek beni şaşırtmıştı. Neyseki bir gelinlik alıp çıkarmayı başarmıştım.
Deli kocam ya!
Şimdi ise heyecanla seçtiğimiz gelinliği giymiş şalımın yapılmasını bekliyordum. Kapı tıklatılınca "Kim o?" diye seslendim kapıya doğru. Başım açık olduğu için yazma arıyordum. Kızlardan başkası girmezdi ama yine de önlemimi alayım.
Sonunda bulduğumda yarım yamalak saçlarımı kapatmışken kapı açıldı. Kim olduğunu da söylememişti ama gerek kalmadı. Ömer Asaf beyaz tişörtü ve siyah kumaş pantolonuyla elinde beyaz güllerle bana bakıyordu büyülenmiş gibi. Çiçeğimi getirmişti, kendisi ise daha hazırlanmamıştı.
O gelmeyince ben yazmayı bırakıp gelinliğimin eteğinden tutarak ona doğru yürüdüm. Yanına vardığımda gözlerinin dolduğuna şahit oldum. Benimde gözlerim doldu.
Dillerimiz sustu ama gözlerimiz konuştu. Beni ilk gelinlikle gördüğü gün gibi çok güzelsin diyordu kahveleriyle. Gözünden akan bir damla yaşı yere düşmeden sildim parmağımla. Başımı iki yana sallayarak "Ağlama," dedim "Beni de ağlatacaksın."
"Seni kaderime yazan Rabbime ne kadar şükretsem az. İyi ki benimsin. Seni çok seviyorum cennet kokulum."
"Çok şükür Asaf'ım. Bende seni çok seviyorum." Önce alnımdan öptü sonra saçlarımı. Boynuma gelip kokumu içine çekti ve sıkıca sarıldı, sarıldım.
Geri çekildiğimizde elimden tutup döndürdü beni. Gelinliğim ve saçlarım dalgalandı. Yine ikimize özel bir an yaşandı. Yüz yüze geldiğimizde çiçeğimi verdi.
"Al bakalım çiçeğini gelinim."
"Teşekkür ederim damat bey."
"Rica ederim güzelim." Etrafımda bir kez daha döndürüp kendine çekti. Bedenlerimiz birbirine yaslanınca yerimizde sallanmaya başladık. Dans ediyorduk.
"Şarkı olmadan mı dans edeceğiz?" diye sordum ilk günlere atıfta bulunarak. Gülümseyerek Mustafa Ceceli'den Aşkım Benim şarkısını söylemeye başladı. Gözlerine bakarak eşlik ettim.
Kapı açılmış Esma ve Eda odaya girmiş bizi izliyordu ama farkında değildik. Sadece birbirimizi görüyorduk. Kızlar bizi coşkuyla alkışladığında kendimize geldik. Ayrılmıştık ama Asaf uzaklaşmama izin vermeden kolunun altına aldı beni.
Eda "MaşaAllah." dedi dolan gözleriyle. Beni mutlu gördüğü için çok sevinçliydi canım kardeşim.
Esma da "Allah'ım çok güzelsiniz!" dedi heyecanla.
Asaf "Sağ olun kızlar. Karım şimdilik size emanet, görüşürüz." diyerek alnımı öptü.
Sadece benim duyabileceğim şekilde de "Kendini çok yorma tamam mı?" dedi.
"Tamam," diyerek sarıldım. Kısacık sarılmamızdan sonra odadan çıktı.
Kızlar yanıma gelip sağ elimden Eda sol elimden de Esma tutarak gelinliğimi incelediler.
"Abla," dedi Eda'm "Çok güzel olmuşsun."
"Teşekkür ederim canım kardeşim."
"MaşaAllah kuzum Allah nazarlardan saklasın."
"Amin canım sizi de. Prenses gibi olmuşsunuz sizde."
"Senin kadar olamaz güzeller güzeli ablam." Gülümsedim. İkisiyle de sarıldıktan sonra şalımı yapmak için kuaför geldi. Başörtümü güzelce yaptıktan sonra duvağı taktı. Şimdi tamamlanmıştı. Aynadaki aksime bakınca gülümsedim. Çok güzel olmuştu.
Kuaföre "Elinize sağlık, bayıldım." dedim.
"Beğenmenize çok sevindim. Benden istediğiniz başka bir şey var mı?"
"Hayır tekrar teşekkür ediyorum."
"Rica ederim. Ömür boyu mutluluklar."
"Sağ olun." Kuaför kadın odadan çıkınca kızlar tekrardan beni övgülere boğdu. Pelerinimi de giyince rahat ettim. Gelinliğin güzelliğini sadece Asaf görecekti.
Saate baktığımda Asaf'ın gelme vaktinin geldiğini gördüm. Eş zamanlı kapı tıklatıldı. Esma kapıya koşup hafif araladı.
"Kapı açılmıyor enişte." Asaf gülerek "Şimdi açıldı mı?" diye sordu. Esma uzattığı parayı beğenmemiş olacak ki "Bakayım, yok hâlâ açılmıyor." dedi. Herkes gülerken en çok Hazar'ın gülmesi duyuluyordu. Sevdiği kızın arkadaşına davranışı hoşuna gitmişti.
"Gülme lan! Senin düğününde de benim karım tutacak kapıyı az parayla açmasına izin vermeyeyim de gör." dedi keyifle.
Hazar "İnşaAllah o günlerde gelir kardeşim." Yüksek sesle konuştuğu için sadece Esma değil Hazar'a talip olabilecek diğer kızlarda duymuştu. Henüz aralarında birbirlerine itiraf ettikleri aşklarını onlar ve biz biliyorduk. Hazar'ın bu sözleri başına bela olacaktı.
Esma duysa da tepki vermedi, yüzünü görmüyordum ama kızardığına eminim.
Asaf biraz daha para uzatınca bu sefer kabul etti Esma. Kapıyı açıp "Heh şimdi açıldı." dedi.
Ömer Asaf yine kapıda bekleyip baştan aşağı izledi beni. Bu sefer kendine gelmesi uzun sürmedi. Yanıma yürüyüp duyacağım şekilde yutkundu.
"Bu kadar güzel olacağını bilseydim düğünü ikimize özel yapardım." diye homurdandı. Gülüp uzattığı koluna girdim. Yerinde kıskançlıklarını çok seviyordum.
"Sende çok yakışıklı olmuşsun Ömer'im, her zamanki gibi." dedim. Göz kırpıp gülümsedi.
"Gözleri şiş damat istemediğin için uyudum ondandır." dedi keyifle.
"Benim kocam her zaman yakışıklı her haliyle."
"Niye öyle dedin o zaman?"
"Uyu dinlen diye."
"Anladım."
"Güzel."
"Sensin güzel olan, seninle her şey güzel." Cevap veremedim, o da anladı beni.
Odadan çıktığımızda büyüklerin elini öptük, duasını aldık. Arabaya binmeme Asaf yardım etti sonra da yanıma oturdu. Sağdıç olarak Hazar, benim nedimem olarakta Esma ön koltuklara oturdular öncekinde olduğu gibi. Tek fark bu sefer kavga etmiyor, kaçamak bakışlar atıyorlardı birbirlerine.
Kır düğünü olduğu için alana varınca hemen giriş yaptık. Geniş alanda herkes bize bakıyordu. Gelenlerin dilinde Ömer Ağa'nın berdeli bozup karısıyla tekrar evlenmesi vardı. Duymuyordum ama biliyorum. Belki de ilk yapan kişi o'ydu. Dünyada yârim, ahirette yoldaşım olacak Ömer Asaf'ım.
Ona bakıp gülümsedim. Minnet dolu, mutluluk dolu, sevgi ve sevda dolusu... Ben bu adamı çok seviyorum. O adam da beni çok seviyor.
Aşık olduğum gülümsemesini bana sunduktan sonra başını biraz eğdi. Kolundaki elimi okşayıp yürümeye başladık. Misafirlerin alkışları arasında yerimize geçtik. Çalgı olmayacaktı, yemekler dağıtıldıktan sonra hediye vermek isteyenler verecekti.
Düğün boyunca heyecanlaydım, sanki ilk kez evleniyor gibi hissetmiştim. Ömer Asaf'ta benimle aynı duygular içindeydi.
Son misafirler de hediyelerini verdikten sonra kalabalık dağılmış aile ve yakın akrabalar kalmıştı. Teyzemlerde hediyesini verince vedalaştık. Bu gece yola çıkacaklardı. Gülizar annem biraz daha misafirimiz olun diye ısrar etse de işleri olduğunu söyleyip kabul etmemişlerdi. Başka bir gün buluşmak üzere söz almışlardı.
Diğer akrabalar da ayrılınca Abdullah baba ve Gülizar annede eve gittiler. Biz gençler olarak kalmıştık. Buradan sahil kenarında bir restoranda yemek yemeye gidecek ardından da evimize gidecektik.
Restorana gittiğimizde heyecandan bir şey yiyemediğim için açlığımı fark ettim. Büyük bir masaya oturduğumuzda siparişler verildi yemekler yendi. Asaf kendi elleriyle beni beslemişti. Çok tatlıydı.
Ayakkabılarımızı çıkarıp sahilde çıplak ayak yürüdük. Eda bizim fotoğraflarımızı çekmişti. Anı kalsın diye hep birlikte de çekilmiştik.
Biz Asaf'la yan yana, Esma Hazar'la, Gül ve Azad ağabey birlikteydi. Eda ve Arda da kendi hallerindeydi.
Asaf kolumu sıvazlayıp "Üşüyor musun güzelim?" diye sordu.
"Hayır canım senin yanında içim sıcacık oluyor soğuğu hissetmiyorum bile ki yaz ayındayız." dedim keyifle. Sahil kenarında olduğumuz için denizin dalgası geçti ayaklarımızın altından. Hava biraz serin olduğu için üşümemi istemiyordu kocam.
"Bak sen!" dedi bende olan aynı keyifle "Evet," dedim "Buyrun ikinci kez tüm hür irademle evlendiğim kocam bey?"
"Senin kocam bey diyen ağzını yerim canım karım." Gülerek kaçtım ondan "Hayır!" diye itiraz ediyordum gülüşlerimin arasından. Çok geçmeden yakaladı ve beni denize atmakla tehdit etti. Sonra kıyamayıp sarıldı.
Biz uzun bir süre sarılı kalırken Hazar ve Esma cephesinde bir şeyler oluyordu. Hazar Esma'nın önünde diz çökmüş elinde de yüzük kutusu vardı. Ne?! Gördüklerime inanamadım, ne ara nasıl bu hale gelmişlerdi?!
Arkadaşım evlilik teklifi alıyordu şu an. Asaf'tan ayrılıp heyecanla yanlarına koştum. Çok hızlı bir karar değil miydi bu? Ne konuşmuşlardı da bu duruma gelmişlerdi?
Esma'nın ağzı açık kalmış kapatamıyordu şaşkınlıktan. Asaf'a dönüp "Senin haberin var mıydı?" diye sordum. Gülerek arkadaşını izlerken gözlerini bana çevirdi "Vardı." dedi.
"Neden bana söylemedin?"
Omuz silkerek "Sürpriz." dedi.
"Bana mı sürpriz hayatım? Niye söylemedin?"
"Heyecanlanıp arkadaşına belli etme diye."
"Ya benimde haberim olmalıydı. En yakın arkadaşım evlilik teklifi alıyor şu an!"
"Evet ama yüz ifadesinden hiçbir şey anlamıyorum. Sen anladın mı?" Esma çok kararsız duruyordu. Beş dakika kadar Hazar diz çökmüş Esma'nın cevap vermesini bekliyordu. Ama arkadaşımdan çıt çıkmıyordu. Yeni kabul ettiği hislerinden sonra asla beklemediği aşikardı ve benim gibi çok hızlı olduğunu düşünüyor olmalı.
"Şaşkın ve kararsız şu an. Hazar'ı seviyor ama ani geliştiği için ne cevap vereceğini bilemiyor."
"Gerçekten çok yakın arkadaşlarsınız siz." Gülümsedim, öyleydik.
Hazar bir şeyler söyleyince Esma'nın dudaklarından 'Konuşalım,' dediğini anladım. Hazar ayağa kalktığında Esma onu beklemeden yürümeye başladı ve bizden uzaklaştılar. En iyisi yalnız kalıp konuşmalarıydı. İkisinin de kalbi kırılmadan dönerlerdi inşaAllah yanımıza.
Yazarın anlatımı ile-
Esma ve Hazar yan yana aralarındaki tuhaf olmayan sessizlikle yürüyorlardı kumsalda. Düğün boyunca da yan yana olmuşlardı ama Hazar'dan etkilenen kızların umrunda değildi. Sonuçta adam bekardı ve Asaf'a 'İnşaAllah o günlerde gelir kardeşim' derken Esma'yla evlenmek istediğini kastettiğini düşünmemişlerdi. Ortada bir şey yoktu çünkü. Hazar'ın evlenmek istediğini anlamışlardı sadece.
Esma gerginlikle "Kızlar yanından ayrılmadı düğün boyunca." dedi. Bu durumdan hoşnut olmadığı belliydi.
"Ben senin yanındaydım ama." Hazar sevdiği kızın onu kıskanmasından memnundu.
"Takan olmadı." dedi Esma mutluluktan uzak tebessümüyle.
"Senden başka kimse umrumda değil benim. Bunu taksınlar."
"İyi, öyle olsun."
"Ama illaki beraber olduğumuzu göstermek istersen ben yüzük takarım. Hiç sıkıntı değil yani!" Esma'nın bozguna uğramış ifadesine baktıktan sonra gözlerini çekti Hazar "Sende takmak istersen çok mutlu olurum. Başkalarıyla da uğraşmak zorunda kalmayız."
Esma boğazını temizleyerek "Başkaları yani "Kızlarla" uğraşmamak için mi yüzük takmak istiyorsun?" diye sordu.
"Hayır seninle evlenmek istediğim için." Bu noktada Hazar Esma'yı gerçekten şaşırtan şeyi yaptı: dizlerinin üzerine çöküp cebinden küçük kadife bir kutu çıkardı. Yüzük kutusu!
Esma şaşkınlıktan ağzı açık kalmış önünde eğilen adama bakıyordu. Ciddi miydi? Gerçekten evlenme teklifi mi ediyordu bu aksi komiser?!
Hazar az önce gizleyebildiği heyecanını gün yüzüne çıkarıp "Esma," dedi "Şu dünyada en çok yapmak istediğim şey seninle evlenmek, bir dakika yanından ayrılmamak, gözlerinin içine hiçbir engel olmadan bakmak... Aynı çatı altında yuva kurmak istiyorum. Sende benimle olmak ister misin? Seninle evlenmeme izin verir misin hırçın kız?" Esma'ya sorulabilecek en güzel şekilde sormuş, isteğini dile getirmişti.
Esma belli belirsiz "Ben," dedi sonra onu işaret edip "Sen?" dedi. Ne diyeceğini bilmiyordu. Hayatında hiçbir şeye bu kadar şaşırmamıştı belki de. Aşkını yeni kabul ettiği adam evlenme teklifi ediyordu? Çok hızlı, çok aniydi. Her şey çok yeniyken bu kadar çok varken ne cevap verebilirdi ki?! Evet istiyordu, Hazar'ı çok seviyor onunla yuva kurmak için çıldırıyordu. Ama fakatlar vardı işte!
Hazar "Esma," dedi "Cevap verecek misin?" Suskunluk devam ettikçe korku sarıyordu kalbini.
"Konuşalım," dedi kız ve onu beklemeden uzaklaştı oradan. Herkesin onları izlediğinin farkında değildi Esma. Hazar sevdiği kızın peşine düşüp dua etti içinden Allah'ım lütfen evlenmek istediğini söylesin, diye geçirdi.
İkili aralarında belli bir mesafe varken karşı karşıya durdular. Esma hâlâ anlam veremiyordu. Hazar'ın şaka yaptım demesini bekliyordu. Genç adam ise tedirginlikle izliyordu onu. Şaka değildi, hisleri gibi onunla hemen evlenmek istemesi de gerçekti.
Esma konuşmadan Hazar söze girdi.
"Burada arkadaşlarımızın düğününden sonra yapmam mı hoşuna gitmedi? Sorun ne Esma?" diye sordu "İstersen başka bir zaman yine haberin olmadan yapabilirim. Ben hep birlikteyken güzel olur diye düşünmüştüm." Esma elini kaldırarak susturdu Hazar'ı.
"Sorun nerede yaptığın değil! Neden yaptığın?"
"Ne?" Yine konuşturmadı Hazar'ı Esma.
"Birbirimizi tam tanımazken evlenmekteki acelen ne Hazar?!"
"Ben seni tanıyorum Esma."
"Nasıl tanıyorsun ya? Ne kadar tanıyorsun beni?"
"Çayı tek şekerli içtiğini, türk kahvesine aşık olduğunu, öfkelendiğinde gözünün hiçbir şeyi görmediğini, sevdiklerini kıskandığını, kalbinin ne kadar güzel olduğunu, çok iyi bir insan olduğunu, haksızlıklara göz yummayan, çok güçlü bir kadın olduğunu bilecek kadar tanıyorum seni." Esma duyduklarıyla donakaldı.
"Ama," devam edemedi. Onun yerine Hazar tamamladı cümlesini "Ama çok hızlı olduğunu düşünüyorsun. Beni sevdiğini yeni kabul etmişken evlilik nereden çıktı diyorsun. Hatta bu adama ne oluyor da diyebilirsin." Cevap vermedi, söyleyeceklerini söylemişti Hazar.
"Ben seni gerçekten çok seviyorum Esma." dedi içi gider gibi "Bu yüzden zaman kaybetmek istemiyorum, dedim ya senden ayrı bir dakikam olsun istemiyorum artık. Hızlı olduğunu düşünmekte sonuna kadar haklısın. Zaten hemen evlenelim demiyorum ki. Bekleriz, birbirimizi yakından tanırız. Aramızdaki sevginin adını koymuş olur, bir yola çıktığımızı gösteririz. Olmaz mı be güzelim?" Esma sakin kalmaya çalışırken güzelim demesiyle kalbinin ritmini kontrol edemez oldu.
Bu adam nasıl başarıyordu bunu? İki dakikada tüm sinirini nasıl almıştı?
Esma ifadesini korumaya çalışarak "Yine de bana sormalıydın, daha öncesinde konuşmalıydık."
"O zaman sürpriz mi olurdu hırçın kız?" dedi Hazar biraz keyfi yerine geliyordu. Esma gözlerini kaçırıp "Doğru," dedi "Sürpriz olmazdı." Bir süre suskunluk devam etti sonra Hazar "Hemen cevap vermek zorunda değilsin, düşün kararını ver." dedi evlilik teklifine.
"Hazar bende seni seviyorum tabii ki evlenmek istiyorum sadece çok ani oldu. Teklifin bu kadar erken geleceğini asla tahmin etmezdim. Çok şaşırdım."
"Esma ben yedi aylık doğmuşum benden her şeyi bekle sen!" Bu sözlerle ikisi de güldü. Tüm gerginlikte gitmiş oldu.
"Gerçekten mi?" diye sordu merakla.
"Evet gerçekten. Ondandır bu acelem."
"Hazar ya!" Gülüşleri kahkahaya döndü. Hazar kızın gülüşüne bakarken "Doya doya gülmeni izlemek için evlenmek istiyorum işte." dedi yoğun sesiyle.
Esma yutkunup başını eğdi. "Ben düşüneyim o zaman ama yüzükte bende kalsın." Hazar yüzüğü uzatıp "Seve seve." dedi.
"Yüzüğü parmağımda gördüğünde kararımı vermiş olurum." diyerek gülümsedi. Hazar'da gülümseyip "Sabırsızlıkla bekliyorum." dedi.
Diğerlerinin yanlarına döndüklerinde herkes onlara baktı. Esma Hazar'a bir bakış atıp "Az önce olanları herkesin gördüğünü söyleme bana." dedi.
Hazar "Az önce olanları yani sana evlilik teklifi ettiğimi herkes gördü." dedi memnun sesiyle.
"Ne yapacağız?"
"Hiçbir şey, sadece sorun olmadığını görsünler yeter."
"Tamam." İkisinin güler yüzle dönmesinden iyi şeyler olduğunu anlamıştı herkes.
Elif Ada Ömer Asaf'a "Ben bir yanına gideyim. Ne olmuş?" dedi. Eda'yla Esma'nın yanına giderken Ömer Asaf'ta arkadaşının yanına gitti.
"Ayy!" dedi Elif Ada heyecanla "Esma'm evlilik teklifi aldın az önce! İnanamıyorum." dedi.
Esma "Bende inanamıyorum Ada!" Şaşkınlığını hâlâ atlatamamıştı.
"Ne oldu şimdi Esma abla, yüzük nerede?" Yüzüğü Esma'nın parmağında göremediği için merak ediyordu.
"Henüz kabul etmedim, o yüzden yok yüzük. Yani bende de kararımı verince takacağım."
"Ne konuştunuz?"
"Ben çok hızlı olduğunu asla beklemediğimi söyledim. O da ben seninle hemen evlenmek istiyorum, dedi."
"Hazar'a bak sen!" dedi Elif Ada.
"Senin haberin var mıydı?" diye sordu Esma Ada'ya.
"Yoktu, Asaf'ın varmış ama belli ederim diye söylememiş." Esma başını sallayarak onayladı arkadaşını.
"Kızlar hâlâ ellerim titriyor bacaklarım tutmuyor. Çok başka bir duyguymuş bu." Elif Ada iki evlilik teklifi aldığı için anlıyordu arkadaşını. Gülümseyerek elini tuttu.
"Seni çok iyi anlıyorum arkadaşım. En doğru kararı vereceğini de biliyorum."
Eda "Tebrik ederim Esma abla. Çok mutlu olun inşaAllah." dedi.
"Amin, teşekkür ederim canım benim." Sarıldılar.
Elif Ada'nın anlatımı ile-
Arkadaşımla sarıldıktan sonra vedalaşıp arabalara bindik. Ömer Asaf'ın dört yıl önce yaptırdığı evimizde her şey tamamdı. Tüm eşyaları birlikte seçmiş evimizi düzmüştük. Her şey bizim isteğimize uygun yapılmıştı.
Kocam elimden tutup direksiyonu çevirdi. Evimize gidiyorduk, yuvamıza. Uzun geçen yolculuktan sonra eve vardık. Uykum yoktu ama gözlerimi kapadım. İlk evlendiğimiz gün gerçekten uyuyakalmıştım. Şimdi ise küçük bir oyun oynamak istemiştim.
Araba durduğunda Asaf bana bakıp uyuduğumu görmüş olmalı ki küçük bir kıkırtı kaçtı dudaklarından.
"Benim güzelim uyumuş." dedi tatlı sesiyle. Uyumadığımı anlamıştı muhtemelen. Arabadan indikten sonra kapıyı kapattı. Bir gözümü açtığımda arabanın önünden yürüyüp benim tarafıma geldiğini gördüm.
Kapımı açtıktan sonra alnımdan öpüp beni kucağına aldı. Arabadan çıkarıp kapıyı ayağıyla kapattı. Düşmemek için yakasına tutundum.
"Uyumadığını biliyorum karıcığım." dedi. Gözlerimi açıp ona bakıp güldüm.
Evin anahtarını çıkarıp bir eliyle kapıyı açmayı başardı. Odamıza giderken "Yarın öğle balayına gidiyoruz inşaAllah." Bundan haberim yoktu.
"Ne? Nereye gidiyoruz?" diye sordum.
"Maldivler'e."
"Gerçekten mi?" Daha önceki bir sohbetimizde Maldivler'i merak ettiğimden bahsetmiştim ama çok kısaydı aklında tutmuş ve şimdi sürpriz yapıyordu.
"Gerçekten," dedi tebessümle.
"Çok sevindim, teşekkür ederim Asaf'ım." dedim.
"Rica ederim güzelim."
Sabah olduğunda valizlerimizi hazırlamış konağa uğradıktan sonra uçağa binmiştik. Asaf uçak korkusunu yanında ben olduğum için yenmeyi başarmıştı. Yalnızken de korkmuyordu eskisi gibi.
(...)
1 Hafta Sonra...
1 hafta süren hayallerimin ötesinde balayından sonra yorgun argın eve dönmüştük akşam vakti. Ailemizin haberi vardı yarın görüşecektik inşaAllah.
Asaf beni uyutmadan yemek yiyelim demişti, sonra da yatsıyı kılıp uyumuştuk.
Gece susadığım için uyandım. Komodindeki sürahi boştu. Onu da alıp aşağı indim. Merdivenlerden inerken başım döndü ve ayağımın kaymasıyla kendimi yerde buldum. Bilincim yerindeydi, çığlığım evde yankı yapmıştı.
Asaf'ın odadan çıktığını gördüm. Merdivenlerin başında durdu bir saniye sonra "Ada!" diyerek yanıma geldi.
"Ah," dedim acıyla "Asaf cam var dikkat et." Düşünce sürahide kırılmıştı.
"Ne oldu? İyi misin?" diye sordu telaşla. Yanıma eğilip omzuma dokundu.
Bacaklarımın arasında ıslaklık hissedince korkuyla Asaf'a baktım.
"Ada?" diye sordu bakışlarıma "Ne oldu?"
"Bacağımın arasında ıslaklık var Asaf!"
"Ne?" Geceliğin eteğini kaldırıp baktı. Gördüğüyle kaşları çatıldı korkuyla.
"Kan var!" dedikten sonra beni kucağına aldı "Hastaneye gidiyoruz."
(...)
Bölüm Sonu...
Selamün aleyküm herkese.;))
Nasılsınız?
Umarım beğenmişsinizdir bölümü... Yazım yanlışım varsa affola...
Size haber vermiştim sonunda bir şey yapacağımı. 👉🏻👈🏻
En sevdiğiniz sahne 👉🏻
En şaşırdığınız sahne 👉🏻
Bölümü hangi emojilerle anlatırdınız 👉🏻
Hazar'dan evlilik teklifini bekliyor muydunuz? (Evlilik teklifini bende beklemiyordum. Karakterlerim bana da sürpriz yapmayı seviyor😁💥)
Düğün ve balayı kısmı bilerek üstü kapalı geçildi! Daha güzel bölümlerde buluşalım inşaAllah.🤍(Bu bölümde güzeldi değil mi?:))
FİNALE SON 5 BÖLÜM🥺🥺
OY VERİP YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN LÜTFEN!!!
SATIR ARALARI BOŞ KALMASIN!!!
SİZİ ÇOK SEVİYORUM💙🫂...
Beni buradan ve instagramdan takip etmeyi unutmayın lütfen.
İnstagram: gizemli_yazardemir0
Selam ve dua ile...
Hepinizi Allah'a emanet ediyorum❤️🌼...
Gizemliyazardemir0
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 96.18k Okunma |
8.76k Oy |
0 Takip |
39 Bölümlü Kitap |