40. Bölüm
Gizemliyazardemir01 / BEDEL / 36.Bölüm

36.Bölüm

Gizemliyazardemir01
gizemliyazardemir0

"Anneciğim, geliyor musun?" Yine aynı ses. Daha önce de rüyama giren küçük kızın sesi. Bana anne demekten vazgeçmeden bekleyen minik.

"Neredesin?" diye seslendim boşluğa. Üzerimde bembeyaz bir elbise vardı, beyaz bir şalla. Ne olduğunu anlamadan koşuyordum.

"Anne, babamda gelsin." Babasını da istiyordu. Koridorda çıplak ayakla koşarken hiç kimseyi görmüyordum. Beyaz aydınlık sönmüyordu.

"Anne baban kim?" diye sordum boşluğa. "Hiçbir şey anlamıyorum, sen gel."

"Annem sensin," dedi "Babamı da getir."

"Benim kızım mısın sen?"

"Evet anne artık gel lütfen."

"Benim kızım yok, nasıl kızım olabilirsin?"

"Anne." Cılız sesiyle ağlamaya başladı "Annem sensin, gel artık." Rüyalarımda 'gel artık' diyen kız çocuğu benim kızım mıydı gerçekten? Nasıl olur?

(...)

"Kan var, hastaneye gidiyoruz."

Asaf korkuyla beni koltuğa yavaşça bırakıp yukarı çıktı. Kendi kendine "Kan var," diye söylenmesi beni de korkutuyordu. Odada bir şeyleri düşürdüğünün sesi geldi. Panikten eli ayağı birbirine dolaşmıştı.

Kasıklarımdaki ağrıyla "Asaf," diye mırıldandım. Niye gelmiyordu hâlâ?! Sonunda feracem ve yazmayla gelip beni giydirdi yavaşça.

"İyi misin?" diye sorunca başımı iki yana salladım.

"Kasıklarım ağrıyor, korkuyorum." dedim.

"Tamam, geçecek güzelim korkma hastaneye gidiyoruz." Kapıya gidip açık bıraktı geri geldiğinde beni yavaşça kucağına alıp arabaya götürdü. Arka koltuklara geçtiğimde bacaklarımı uzattım. Ağrı hâlâ devam ediyordu.

Asaf aynadan beni kontrol etmekten yola odaklanamıyordu.

"Annem," dedi "Arayayım gelsin mi? Ya da kızlar hangisinde rahat edersin?" Hastanede kalacaktım muhtemelen bu yüzden kimin benimle ilgililenmesini istediğimi soruyordu.

"Kendi annemi istiyorum." dedim ağlayarak. Kollarımı kendime sardım. Annesizliği derinden hissettiğim bir andı. Her çocuk kaç yaşında olursa olsun annesine koşardı acı çektiğinde. Bende annemi istiyorum.

Asaf cevap vermedi, veremedi. Annem yok çünkü, istesekte gelemez.

Burnumu çekerek "Sen varsın," dedim "gerekirse Gülizar anne de gelir. Lütfen hızlı ol!" Ağrıyla kıvrıldım.

"Evi bu kadar uzağa yapan aklımı!" Susup "Allah'ım yardım et, bir şey olmasın." diye dua etti.

Hastaneye geldiğimizde bilincim açıktı halen. Asaf arka kapıyı açmadan "Sedye!" diye bağırdı içeri. Beni kucağına aldığında getirdikleri sedyeye uzandırdı.

"Kanaması var, bir şeyler yapın! Karıma bir şey olmasın lütfen." Asaf elimi tutup endişeli sesiyle "İyi olacaksın güzelim, iyi olacaksın inşaAllah." diyerek benim korkumu geçirmeye çalıştı.

Acilden sedyeyle götürdükten sonra yatağa aldılar beni. Asaf'ın girmesine izin vermemişlerdi. Ellerimiz ayrıldığı için bir turda ona ağladım.

Doktor gelip muayene etti, kanamayı durdurdular. Bana hiçbir şey yapmıyorlarmış gibi dışarıdan bir göz olarak izlemişim gibi hissettim olanları. Sadece annemi istiyordum şu an. Saçlarımı okşasın, geçti kızım desin istiyorum.

Kasıklarımdaki ağrı da geçmişti. Kanamanın sebebini öğrenmek vardı sırada. Güler yüzlü kadın doktor benim olduğum bölüme girip "Nasılız bakalım?" diye sordu.

"Bilmiyorum," dedim kısık sesle. Anlayışla tebessüm edip "Dışarıdaki adam eşiniz mi?" Gece bizden başka gelen olmadıysa benim eşimdi. Doktor hemşireye bakıp "Elif Ada hanımın yakınını çağır canım." dedi.

Hemşire odadan çıktığında doktor karnımı açıp peçete koydu önce sonra da jel sıkıp ultrasonun önündeki sandalyeye oturdu. Başlıkla jeli yayarak ekrana baktı.

Bu sırada hemşireyle birlikte odaya Asaf girdi. Onu görünce yine ağlayasım geldi. Benim yanıma koşar adımlarla gelip elimi tuttu, alnımı öptü.

"İyi misin?" Sorusuna başımı salladım sadece.

Doktor ultrasonu bırakmadan bize döndü ve çok şaşıracağımız sözleri dile getirdi.

"Düşük tehlikesi atlattınız, şu an siz ve bebeğiniz gayet iyi. Minik hayata sımsıkı tutunuyor."

"Bebek mi?" dedik Asaf'la aynı anda. Minik hayata sımsıkı tutunuyor. Bizim miniğimiz, bebeğimiz.

"Ben hamile miyim?" Cümlesi döküldü dudaklarımdan.

"Evet, dört haftalık hamilesiniz. Haberiniz yok muydu?" Dört hafta yani bir aydır hamileydim. Bizimleydi, bebeğimizle tanışmadan kaybetme korkusu yaşamıştık.

Elimi sımsıkı tutup karnıma bakan kocama çevirdim gözlerimi. "Asaf," dedim gözyaşlarımı artık istesemde tutamıyordum.

"Ben hamileymişim?" Soru soran ifademde kocaman bir tebessüm yer etti. Ben hamileyim, ikimizden bir parça doğacak. Aylar önce hayal kırıklığıyla yüzleştiğim şeyin gerçeğini yaşıyordum. Hamileydim.

"Hamilesin," dedi gülmekle ağlamak arasında "Anne olacaksın." Ağlayarak sarıldı, kollarımı omzuna yaslayıp "Baba olacaksın." dedim. "Bebeğimiz olacak Asaf'ım." İkimizde ağlıyorduk.

Geri çekildiğinde alnımdan öpüp elini yanağıma yasladı "Teşekkür ederim Elif'im, teşekkür ederim karım." dedi. "Beni dünyanın en mutlu insanı yaptın." Yanağından dudaklarına ulaşan gözyaşını sildim. Mutluluktan, uzun zamandır beklediğimiz haberin gelmesiyle ağlıyorduk.

"Çok şükür." dedim. Asaf geri çekildiğinde doktor hanım'ın gülerek bize zaman verdiğini gördüm.

"Bizim haberimiz yoktu. Şu an iyi değil mi, bir sıkıntı yok?" diye sordum.

"Merak etmeyin ikinizde gayet iyisiniz."

"Hiçbir belirti olmadı bende sadece düşmeden önce başım dönmüştü."

"Gebelikte bulantı, kusma 6. haftada başlar genelde. Başınızın dönmeside bir belirti aslında."

"Ben atlattığım hastalıktan dolayı başımın döndüğünü zannetmiştim." dedim kendi kendime. Nüks etti diye de çok korkmuştum.

Asaf "Eşim iki riskli ameliyat geçirmişti, doktor ertelememizi söylemişti. Ona bir şey olur mu?" Her zamanki gibi beni düşünüyordu.

"Bazen korunsanız dahi, ilacı unutursunuz vesaire gebelik oluşabilir." dedi "Hastanın dosyasını incelediğimde de gördüm. Hamilelik riskli geçebilir fakat anneye iyi baktıktan sonra ikisi de iyi olacaktır. Görev eşi olarak size düşüyor." Asaf başını sallayarak "İkisine de gözüm gibi bakacağım." dedi.

Doktor gülümseyerek "Bu gece müşahede altında tutalım. Sabah taburcu olursunuz. Size vereceğim reçetedeki ilaçları alın. Haberiniz olmadığı için folik asit kullanmadığınızı tahmin ediyorum."

Benden önce Asaf "Kullanmıyor." dedi. Kadın gülerek "Tamam ona da başlarız." Ultrason ekranında bir noktayı gösterip "Bebeğinizle tanışmak ister misiniz?" dedi "Orada." Asaf'la önce birbirimize bakıp dolu gözlerle gülümsedik. Bakışlarımızı ekrana çevirdiğimizde küçücük bir karartı vardı, bebeğimiz.

"Şimdilik nohut kadar ama çok güçlü olacak belli."

Asaf bana bakarak "Annesine benziyor." dedi "Onun gibi güçlü."

Doktor ultrasonda bir düğmeye bastıktan sonra bebeğimizin ilk fotoğrafını çıkardı. Karnımda gezdirdiği başlığı çekerek jeli silmem için peçete uzattı. Ömer Asaf bana izin vermeden karnımı temizleyip örtüyü üzerime çekti.

Doktor hanım fotoğrafı uzatıp "Buyrun," dedi. Titreyen ellerimle miniğimin fotoğrafını aldım. Parmağımı az önce doktorun gösterdiği noktada gezdirdim. Asaf saçlarımı okşuyordu. İkimizde bebeğimizin fotoğrafına baktık dolu gözlerle, yüzümüzdeki kocaman tebessümle.

Elimi Asaf'ın karnımdan çekmediği elinin üzerine götürdüm. Ellerimizin altında bebeğimiz vardı, canımız. İnanmakta zorluk çekiyordum ama orada olduğunada emindim.

Buraya gelirken anne diye ağlayan kız çocuğuyken, anne olacağımı öğrendim. Hayat sürprizlerle dolu.

İçimde büyüyen, hayata sımsıkı tutunan miniğim için daha dikkatli olacaktım. Onu yeni öğrenmişken tüm kötülüklerden korumak istiyorum. Annesinin bir tanesi. Anne olacağım değil mi?

"Asaf," dedim duygu yüklü sesimle "Efendim dünyanın en güzel annesi." Sözleriyle hüngür hüngür ağlamaya başladım. Şimdiden bana böyle şeyler derse daha çok ağlatırdı beni.

"Şşt," Gözyaşlarımı sildi "Bu kadar ağlamak yeter güzelim." Kendi de ağlıyordu hâlâ.

"Sende ağlıyorsun."

"Neyse boş ver biraz daha ağlayarak şükredelim." Bakışlarımı karnıma indirdim "Miniğim, dünyanın en iyi babası ağlamamıza izin verdi."

"Ama azıcık babam, birazcık izin verdim." Babam... Babası, eşim, can yoldaşım. Bu adama olan hayranlığımı, aşkımı anlatacak kelime bulamıyorum ki. Çok seviyorum çok.

"Onu hemen hissetmemiz garip değil mi? Sanki hep bizimleymiş gibi." diye sordum. Çabuk kabullenmiştik bebişimizi.

"Garip değil çok güzel bir his güzelim. İçten içe hep bu anı beklemiyor muyduk? Şahsen ben bekliyordum."

"Bende bekliyordum," dedim "O kadar mutluyum ki ağlamaktan, şükretmekten başka bir şey yapamıyorum."

"Sen gerçekten çok iyi bir anne olacaksın." Alnımdan öptü. Böyle demesi o kadar iyi hissettiriyor ki. Onun deyimiyle dünyanın en iyi annesi olacakmışım gibi düşünüyordum. Her anne evladı için en iyisidir çoğu zaman. Bende bebeğim için iyi bir anne olmak istiyorum.

"Sende çok iyi bir baba olacaksın." Bana güzel hissettirdiği gibi ona da çok iyi geliyordur böyle söylemem eminim.

İkimizde konuşmadan şu an karnımda minicik olan bebeğimizin gerçekliğini kabul ettik, benimsedik. Aklıma gelenlerle yüzüm düştü.

"Eğer," dedim, hafif bir öksürükle sesimi düzelttim "Onu daha öğrenmemişken kaybetseydik kendimi affetmezdim." Düşük tehlikesi atlatmıştım. Böyle somut bir gerçek vardı elimizde. O merdivenleri niye daha dikkatli inmedim, neden o trabzana sıkıca tutunamadım ve düştüm, bebeğimizi de kaybetmiş olsaydık affedemezdim kendimi. Dikkatsizliğim yüzünden bebeğim gidebilirdi. Onu tanımdan kaybedebilirdik.

Ömer Asaf kaşlarını çatarak çenemden tutup göz göze getirdi bizi.

"Bir daha böyle bir şey duymak istemiyorum, düşünmeyeceksin bile. Bebeğimiz bizimle, sen iyisin çok şükür. Ötesi mi var güzelim? Olmamış şeylerle sıkma canını." Alnını alnıma yasladı "Hem nereden biliyorsun belki bebeğimiz onu böyle öğrenmemizi istedi." Güldüm "Senin gibi yaramaz mı olacak dersin?" Gülüşümden öptü "Öyle görünüyor."

"Gülizar anneden taktik almalıyım o zaman." Gözlerime bakıp "Neden?" diye sordu.

"Senin gibi yaramaz bir çocuk olursa nasıl başa çıkacağımla ilgili."

"Demek öyle," Sesindeki eğlenen tınıyla keyfim yerine geldi.

"Evet."

"İyi güzelim, öyle olsun. Ama şunu unutma kocan zamanında yaramaz bir çocukluk geçirmiş olsa da şu an aklı başında bir eş ve aklı başında bir baba olacak inşaAllah." Şüphem yoktu.

"Sadece çocukluk mu?" dedim muzırlıkla.

"Ne?"

"Sadece çocukluğunda değil gençken de başına belalar açarmışsın."

"Ah anne..." dedi başını eğip "Sana anlatmadığı bir şey kaldı mı merak ediyorum! Ayrıca hani beni genç görüyordun hâlâ?" Tek kaşını karizmatik bir şekilde kaldırdı.

"Hâlâ öyle görüyorum." Gülümsedik.

"Güzel," dedi "Bir daha az önce söylediklerini düşünmek yok aklının ucundan bile geçirmeyeceksin tamam mı?"

"Tamam," diyerek başımı salladım. Asaf haklıydı olmayan şeylerle ne onu, ne bebeğimizi ne de kendimi üzmeyecektim. Artık üç kişilik bir aile olacaktık inşaAllah. Bunu düşünerek mutlu olup o günlerin gelmesini heyecanla bekleyeceğim.

Yatakta biraz kayıp "Yanıma gel." dedim boşluğa vurarak. Ömer Asaf bunun iyi bir fikir olmadığını düşünüyor gibi bakıyordu. Gelmeyince tekrar işaret ettim.

"Sığmayız güzelim, size zarar vermek istemiyorum."

"Saçmalama Ömer Asaf! Ne zararı? Gel işte." Başını iki yana sallayarak "Olmaz," dedi.

Elimi çekip karnıma koydum "Hamile bir kadını üzüyorsun, üstelik o kadın senin karın, bebeğinin annesi." Duygu sömürüsü yapmıştım biraz. Göz ucuyla ona baktığımda yüzündeki sırıtmayla karnıma bakıyordu.

"Kurban olurum ben size." Açtığım boşluğun az bir kısmına oturup elini omzumdan geçirip kendine çekti. Başımı göğsüne yasladığımda kokusunu içime çektim. Kolumu beline sardım. Konuşmadan anın tadını çıkardık. Gözlerimden mutluluk gözyaşları damlıyordu.

Asaf'ın telefonunun zil sesi yankılandı sessiz odada. Cebinden çıkarıp kim olduğuna baktı.

"Babam arıyor, onlara haber vermiştim gelmiş olmalılar." Bir şey söylemeden telefonu açmasını bekledim. Kim bilir ne kadar korkmuşlardır.

"Alo baba." Dibinde olduğum için karşı tarafıda duyuyordum.

"Oğlum biz geldik neredesiniz? Elif Ada iyi mi?" diye sordu telaşlı sesiyle.

"İyi çok şükür baba. Ben geliyorum yanınıza."

"Tamam oğlum." Telefonu kapatınca bana baktı "Yanında Güzide annenin olmasını çok isterdim," dedi "Onun yerini tutmaz ama kendi annemi getirdim Elif'im." Zaten ağlıyordum sözleriyle biraz daha artmıştı.

"Gerçek annem gibi oldu o. Teşekkür ederim." Alnımdan öpüp dolan gözlerini gizlemeye çalıştı. "Hemen geliyorum." diyerek odadan çıktı.

(...)

Bir saat önce...

Yazarın anlatımı ile-

Ömer Asaf sedyeyle götürülen karısının ardından bakakaldı. Gitmek istiyordu yanında olmak istiyordu ama aralarına kapı girmişti. İstese de yapamıyordu.

Başını ellerinin arasına alıp karısının yerdeki bedenini zihninden silmek istedi. Çok korkuyordu ona bir şey olacak diye. Hastalığının tekrar etmiş olmasından, başka bir sorundan çok korkuyordu. En basitinden canı yandı diye çok üzülüyordu.

Kapının önünde öylece dururken işlemler için hemşire geldi yanına.

"Hasta kaydı için gelin lütfen." Ömer Asaf ne dediğini algılamakta zorlansada hemşireyi takip etti. Hasta kayıt alanına gittiğinde hemşire yerine geçmişti. Ömer Asaf'ta karşıda kaldı.

"Hastanın kimliği lütfen." diyerek elini uzattı. Ömer Asaf cebini kontrol ettiğinde sadece kendi kimliğini buldu. Panikten karısının kimliğini almamıştı.

"Aceleyle çıkınca evde unutmuşum." dedi "Ama TC'sini biliyorum olur mu?"

"Öyle yapacağız mecbur, söyleyin." TC'yi söyledi. Elif Ada ile ilgili her şeyi biliyordu, TC'sini de ezberlemişti.

Hemşire bilgisayardan bir şeyler yaparken dirseğini yasladığı masaya bakıyordu. Aklında ise yanında olamadığı karısı vardı.

"Kan grubu nedir?"

"Ne?" Hemşireye baktı.

"Hastanın kan grubu nedir?"

"B Rh pozitif." Bilgiyi bilgisayara geçirdi.

"Tamamdır teşekkürler. Geçmiş olsun." Hemşireyi başıyla onayladıktan sonra az önce olduğu yere gitti tekrar. Elif Ada'yı görmek istiyordu, karısının iyi olduğunu bilmek istiyordu.

İçerden kimse çıkmayınca daha da korkmaya başladı. Neden ona bir şey söylemiyorlardı?

Telefonunu cebinden çıkarıp babasının numarasına tıkladı. Tek başına üstesinden gelemeyeceğini hissediyordu. Annesi yanında olursa çok güzel olacaktı her şey. Elif Ada kendi annesini istiyordu ama böyle bir şeyin imkanı yoktu maalesef. O yüzden onun annesi karısının yanında olmalıydı.

Annesinin aşırı panik yapacağını bildiği için babasına söyleyecek hastaneye gelmelerini isteyecekti. Babası onu sakinleştirirdi. Telefon geç açılınca babasını da korkutmamak için sesini sakin tutmaya çabalayarak konuştu. Durumu anlattıktan sonra telefonu kapattı. Dua etmeye devam etti.

Anne babası gelmeden önce hemşire içeriden çıkıp Elif Ada'nın yakınını sorunca koşar adımlarla yanına varıp benim dedi. Hemşireyle karısının olduğu bölüme girince korku dört bir tarafını sarmıştı. İyi misin, sorusuna cevap vermeyen karısı, hiçbir şey söylemeyen doktor daha da korkutuyordu onu.

Daha sonra doktorun sözleriyle ne yapacağını şaşırdı. Doğru mu duymuştu? Karısı hamileydi, içinde hayata sımsıkı tutunan bir can vardı, bebekleri. Ömer Asaf baba oluyordu. Güzel karısı anne olacaktı. Dünyanın en güzel annesi.

(...)

Ömer Asaf karısının yanından ayrılınca anne babasını buldu. İlacı oradaydı hem onun hemde en değerlisinin. Onların yanına gidince hiçbir şey söylemeden annesine sarıldı. Onu çok güzel yetiştiren kadına.

"Oğlum," dedi Gülizar hanım "Kızıma bir şey mi oldu?" Ömer Asaf'ın halini kötüye yormuştu. Yol boyu ayılıp bayılmıştı zaten, eşi birde onunla ilgilenmek zorunda kalmıştı.

Babası omzuna dokunup "Ömer," dedi "cevap versene gelinimiz iyi mi?" Ömer Asaf kendine gelince anne babasının yanlış anladığını gördü.

"İyi," dedi "Gerçekten iyi merak etmeyin." Bebeklerinin olacağını karısının söylemesini istiyordu. Elif Ada ne annesine ne de babasına veremeyecekti bu haberi. Ondan bunu almak istemiyordu. Anne babası olarak gördüğü insanlara söyleyip mutlu olmasını istiyordu karısının.

"Bu halin ne o zaman? Oğlum korkuyorum üzülmeyelim diye yalan söylemiyorsun değil mi?" Annesinin ellerini öptü "Doğruyu söylüyorum annem, hadi gidelim kendi gözünüzle görün kızınızı." Abdullah bey ve Gülizar hanım geçmeyen endişleriyle oğullarını takip ettiler.

Elif Ada'nın yatağının olduğu yere girdiklerinde Ömer Asaf gördü ilk onu. Karısıyla göz göze geldiler. Elif Ada arkadan gelen anne babayı görünce yeni duran gözyaşlarını tekrar akıttı.

"Anne," dedi sadece, öz annesine seslenir gibi. Gülizar hanım onu anlayıp yanına gitti hemen. Kızı gibi gördüğü gelininin elinden tutup "Kızım," dedi "İyi misin?" Elif Ada da kadının elini sıkıp "İyiyiz," dedi. Bebeği bildiklerini varsayıyordu ama kocası söylememişti.

"Ne oldu, nasıl oldu?" diye sordu Gülizar hanım.

Elif Ada anlatmaya başladı "Gece su içmek için kalkmıştım, başım dönünce ayağım kaydı merdivenlerden düştüm sonra da hastaneye geldik." O anları hatırlamak istemiyordu.

"Çok şükür bebeğimiz de iyi." Gülizar hanım ve Abdullah bey "Bebek mi?" diye sordu. İlk duyduklarında Elif Ada ve Ömer Asaf'ta aynı tepkiyi vermişti.

"Sen hamile misin?" diye sordu annesi. Elif Ada başını sallayarak Ömer Asaf'a baktı. Kocası gülümseyerek omuz silkince onun söylemediğini anladı.

"Evet anne, bizde yeni öğrendik." dedi. Gülizar hanım ağlayarak sarıldı gelinine. Böyle bir şey duymayı beklemiyorlardı. Korkuyla geldikleri hastaneden sevindirici haberle dönmek akıllarının ucundan geçmemişti.

"Canım kızım, Allah razı olsun senden." Kocası da ilk ona teşekkür etmişti. Gülizar annenin yetiştirdiği çok belli diye geçirdi içinden Elif Ada.

"Sizden de annem." dedi. Anne şefkatini hissederek sarıldı ona. Abdullah bey karısı ve gelinini izleyerek dolan gözlerini gizlemeye çalıştı. Oğlu baba olacaktı. Ömer Asaf'ın yanına gidip sarıldı.

"Allah analı babalı büyütsün." diyerek tebrik etti.

"Sağ ol babam. Senin gibi bir baba olabilirim inşaAllah." Omzuna vurup "Daha iyi olursun oğlum." dedi. Gurur duyuyordu evlatlarıyla. Binlerce kez şükrediyordu Allah'a iyi evlatlar yetiştirebildikleri için. Nur onları hayal kırıklığına uğratmış olsa da...

Gelinini de tebrik etti. Gülizar hanım oğluna da sarıldı.

Ömer Asaf "Bu gece müşahede altında tutalım dedi doktor. Yarın taburcu olacak inşaAllah." dedi.

Gülizar hanım "Ben kalırım yanında." dedi hemen "Her şeyiyle ilgilenirim." Elif Ada daha şiddetli ağlamaya başladı kadının sözleriyle.

"Ağlama kızım." Yanaklarını sildi "Kalmamı istemiyor musun?" diyerek şakaya vurdu.

"Hayır," dedi Elif Ada "Olur mu hiç?! Kal tabii ki, çok isterim." Gülizar hanım tekrar sarıldı şefkata ihtiyacı olan kıza. Ömer Asaf ve Abdullah bey tebessümle izliyordu onları.

"Pabucum dama atıldı bakıyorum da." diyerek takıldı annesi ve karısına.

"Torunum doğsun görürsün sen pabucu." dedi annesi. Hep birlikte güldüler. Mutluydular Elhamdülillah.

O gece sabaha kadar Gülizar hanım ve Ömer Asaf Elif Ada'nın yanındaydı. Abdullah bey eve dönmüştü. Bebeği şimdilik sadece aile üyelerine söyleyeceklerdi. Yeni düşük tehlikesi atlatmışken nazar olmasından korkuyorlardı.

Annesi karısının yanındayken mescide şükür namazı kılmaya gitti Ömer Asaf. Ne kadar şükretse azdı, ona nasip olanlar için.

Elif Ada Gülizar hanımdan gerçekten anne sevgisi görüyordu. Kadın söylediği gibi her şeyiyle seve seve ilgileniyor, annelik tecrübelerinden bahsediyordu Elif Ada'ya. Bir kızın anne olduğunda annesinden öğrenmesi gereken her şeyi anlatıyordu. Elif Ada'yı gerçekten kızı olarak görüyordu. Onun yaşadığı şeyleri bildiği için daha çok üzerine titriyordu. Kırılmasın, incinmesin istiyordu.

Elif Ada bu ilgiden çok memnundu. Annesi yanında değildi ama kocasının annesi kendi kanındanmış gibi sahip çıkıyordu ona.

(...)

Elif Ada'nın anlatımı ile-

Ömer Asaf anne babasıyla odaya dönünce bebek haberini vermemesi beni şaşırtmıştı. Ben söyleyeyim, mutlu olayım diye yapmıştı. Çokta mutlu olmuştum gerçekten. Her zaman olduğu gibi kendine hayran bırakmayı başarmıştı kocam.

Sabaha kadar Gülizar anne ve Asaf yanımdaydı. Her şeyimle ilgilendi Gülizar anne. Saçlarımı okşadı, öptü, anne şefkati gösterdi. Annemden görmek istediğim tüm ilgiyi gösterdi. Kızı gibi davrandı.

Gece hastanede kaldığımız için Asaf rahat edelim diye vip bir odaya aldırmıştı beni. Gülizar annenin de uyuyabileceği bir yatak vardı. Ömer Asaf ise çok az uyumuş başımda beklemişti. Uyandığım aralıklarda yanımda görmüştüm hep.

Doktor Işık hanım odaya geldiğinde "Nasılız bakalım?" diye sordu ilk kontrole geldiği zaman gibi.

"Annem ve eşim çok güzel baktılar bize." dedim gülümseyerek. Gülizar anne tuttuğu elimi sıktı. Çok mutlu olmuştu sözlerimle.

"Hiç şüphem yok," dedi doktor hanım "Şimdi bir haftalık yatak istirahati veriyorum. İlaçlarınızı düzenli kullanıp hiçbir şey yapmayacaksınız. Gebelik boyunca dikkatli olmalısınız. Yalnız kalmamalısınız."

"Ben bakarım kızıma inşaAllah doktor hanım." Ömer Asaf bir şey söylemeden doktoru dinliyordu. Annesi gibi o da bana çok iyi bakardı.

Doktor odadan çıktığında Gülizar anne beni hazırladı. Tekerlekli sandalyeyle hastaneden çıktık. Asaf önceki yaşadığımıza atıfta bulunarak beni kucağında çıkarmayı teklif etmişti annem görmeden. Tabii ki kabul etmedim. Önce de utanmıştım kızlar vardı Gülizar anne buradayken asla olmazdı.

Hamileliğim boyunca yalnız kalmamak için konakta kalacaktık. Ailecek olacağımız için çok sevinmiştim. Kardeşlerimde yanımda olacaktı. Asaf'ın da içi rahat edecekti.

Konağa ulaştığımızda Gülizar anne önceden odamızı hazırlatmıştı. Asaf beni odaya götürüp yatağa bıraktı yavaşça. Başörtümü çıkardıktan sonra rahat kıyafetler giydirdi.

"Rahat mısın bir tanem?" Başımı salladım "Rahatım canım merak etme. Sen tüm gece uyumadın, biraz dinlen." Yanıma oturup "Hiç uykusuzluk hissetmiyorum güzelim. Çünkü çok mutluyum. Sen yanımdasın bebeğimiz iyi. Anne baba oluyoruz daha ne isteyeyim?" Gülümseyerek yanağını okşadım.

"Elhamdülillah." dedim "Çok seviyorum seni."

"Ben daha çok."

(...)

Eda, Esma ve Seda odama gelmiş beni gördükleri için çok sevinçliydiler, keza bende öyle. Az sonra vereceğim haber ise onları havalara uçuracaktı.

"Yüzüne ayrı bir güzellik gelmiş Ada." dedi Esma. Gülümseyerek "Sende çok güzelsin arkadaşım. Bakıyorum da yüzüğü takmışsın. Bir haftada kararını vermişsin." Yanakları kızardı.

"Öyle oldu." dedi "Zaten emindim daha fazla bekletmek istemedim."

"İyi yapmışsın canım. Çok sevindim sizin adınıza." Koltukta oyuncaklarıyla oynayan kardeşimi çağırıp yanıma oturmasını söyledim. Üçünün de elini tutarak "Size bir şey söylemem gerek," diyerek gülümsedim.

"Ne söyleyeceksin abla?" dedi Eda'm. Meraklı gözlerle bana bakıyorlardı. Ellerini bırakıp yastığın altına sakladığım miniğimin fotoğrafını çıkardım. Kızlara gösterip "Teyze oluyorsunuz!" dedim coşkulu sesimle "Hamileyim."

Hep birlikte "Ne?!" diye bağırdılar. Başımı salladım.

Eda'm "Abla, anne mi oluyorsun sen?" diye sordu titreyen sesiyle. Üçü de ultrason fotoğrafına bakıyordu.

"Evet kardeşim anne oluyorum."

"Sen çok güzel bir annesin, bu yaşıma kadar bana annelik yaptın şimdi kendi evladına anne olacaksın." Ağlayarak sarıldım kardeşime. Verecek cevap bulamadım. Benim ilk göz ağrım da en kıymetlimde oydu.

Esma "Arkadaşım çok mutlu oldum. Teyze oluyorum!" diyerek Seda'yı kucağına alıp döndürdü etrafında.

"Teyze oluyoruz Sedoşum!" diyordu gülerek.

Eda'nın yanaklarını silerek "Ağlama Eda'm." dedim.

"Ben çok mutlu oldum canım ablam. Mutluluktan ağlıyorum. Yeğenimin gelmesini heyecanla bekleyeceğim. Çok iyi anlaşayacağız onunla."

"Eminim çok güzel teyzeler olacaksınız üçünüzde canım benim." diyerek yanaklarını öptüm kardeşimin.

Esma durup Seda'yı kucağından indirdi. Onlarla da sarıldım.

"Ne zaman, nasıl öğrendiniz? Kaç aylık? Anlat Ada." dedi Esma heyecanla.

"Bir aylık daha dün gece öğrendik bizde." Olanları anlattım kızlara. Daha çok üzerime titrediler.

Seda'm küçük elini karnıma koyarak "Abla bebek karnında mı?" diye sordu merakla.

"Evet Seda'm karnımda."

"Ne zaman çıkacak?" Güldük.

"Sekiz ay sonra inşaAllah güzelim."

"Çok varmış şimdi çıksa olmaz mı?"

"Çok küçük daha, karnımda büyümesi gerekiyor sonra doğacak inşaAllah Seda'm." Küçük ellerini boynuma dolayıp "Oyun oynarız değil mi?" diye sordu.

"En güzel oyunları oynarsınız tabii ki bitanem."

"Yaşasın! Arkadaşım olacak, oyunlar oynayacağız. Kız olursa evcilik oynarız abla, olur değil mi?"

"Olur güzelim benim." Geri çekildiğinde ellerini omzuma koyup yanağımdan öptü "Canım ablam." diyerek diğer yanağımdan da öptü. Bende onu öpüp "Canım kardeşim." dedim.

Güzellerim benim, iyi ki varlar.

(...)

Bölüm Sonu...

Selamün aleyküm herkese.

Nasılız bakalımm??

Bayram şekeri gibi bölümümüzü beğendiniz mii??

Umarım beğenmişsinizdir. Yazım yanlışım varsa affola...

BEBİŞİMİZ GELİYOORRR!!🥳🐣 Elif Ada bir kez hayal kırıklığına uğramışken bir de bebeğini kaybetmesine kıyamazdım. :⁠')

Çoğu duyguyu yaşadığım bir bölümdü. Umarım sizlerede geçirebilmişimdir.

En sevdiğiniz sahne 👉🏻

Bölümü hangi emojilerle anlatırdınız 👉🏻

Yeni anne-baba adaylarımıza neler söylemek istersiniz?

Bebeğin cinsiyeti ne olacak sizce?

Elif Ada Ömer Asaf?

Eda, Esma, Seda?

Gülizar hanım ve Abdullah bey?

OY VE YORUMLARINIZI EKSİK ETMEYİN LÜTFEN!!

SATIR ARALARI BOŞ KALMASIN!!!

SİZİ SEVİYORUM💙😚

RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN ŞEKERLERİM. ❤️🍬

FİNALE SON 4 BÖLÜM 🥺

Beni buradan ve instagramdan takip etmeyi unutmayın lütfen.

İnstagram: gizemli_yazardemir0

Selam ve dua ile...

Hepinizi Allah'a emanet ediyorum❤️🌼...

Gizemliyazardemir0

Bölüm : 20.03.2026 00:06 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...