

Yeni Başlangıçlar 🌿
"Sende ailenle mi konuşuyorsun ne yapıyorsan yap!" Bu ne demek şimdi? Kabul edildik mi? Eğer öyleyse çok şükür.
Ağabeyim elimden tutup beni götürürken arkamı dönüp yavru kedi gibi bakıyordum Ali'ye. Daha yeni buluşmuştuk ve hemen ayrılıyor muyduk yani?
Çok geçmeden şoku atlatan Ali'de peşimizden geldi. Bize yetişince "Yusuf bi konuşalım hemen nereye götürüyorsun Yüsra'yı?" Bende gitmek istemiyorum ama az önce gelen cesaretim şu an yoktu. Ağabeyime nasıl söyledim diye düşünüyordum ve utanıyorum.
"Lan ben sizi ayrı tutmaya çalışıyorum sen konuşalım diyorsun!" dedi ağabeyim dişlerinin arasından sinirle.
"Alışsan iyi edersin Yusuf. Daha çok göreceksin." Ağabeyimin damarına basmaktan zevk alıyor bu çocuk ya!
Ağabeyim sinirinden hiçbir şey kaybetmeden "Sen iyileş alışmayı göstereceğim ben sana!" dedi. "Yüsra gidene kadar sizde kalsın bizde Yiğitte kalalım. Aramızda konuşuruz o zaman." Yine gitmeye yeltenince ağabeyimin kolundan tutan Ali oldu.
"Beraber gidelim o zaman."
"Bilerek yapıyorsun değil mi?" Ağabeyimin sorusuna anlamaz gözlerle baktık ikimizde. Ali'nin gözleri bana çevrilince ağabeyim hemen aramıza girdi.
"Bakma lan kardeşime! Biz gidiyoruz sende dikkatli gel Yiğit'in evine." Beni çekip "Yürü Yüsra." dedi.
Ağabeyim önden gittiği için Ali'ye bakıp el salladım. Dudaklarımı oynatarak "Yarana dikkat et." dedim. Beni anlayıp tebessüm ederek başını salladı. Ağabeyim fark edene kadar Ali'ye baktım. Arkmazıdan geliyordu ama yarasından dolayı turbo modunda olan ağabeyime yetişemiyordu.
Sonunda biz arabaya yetişmiş Ali de görüş alanımızdan çıkmıştı maalesef.
Ağabeyim sürücü koltuğuna oturunca başını direksiyona yaslayıp duyamadığım şeyler söyledi. Başını kaldırdığında ateş saçan gözleri bendeydi.
"Yüsra... Yüsra." dedi sitemle. Neden yaptın bunu kardeşim? Der gibi. Oysa aşık olmak bilerek yapılan bir şey değil ki.
Omuz silktim verecek cevabım yoktu. "O gün gerçekten Poyraz için mi ağladın göğsümde?" Bunun başıma dert olacağını biliyordum. Ağabeyim cevabı almadan bırakmazdı beni asla.
Usulca başımı salladım mecbur. Ama arabadan inip Ali'nin yanına gideceğini kestiremedim. Bende arkasından aynı hızla inip önüne geçtim.
"Ağabey dur Allah aşkına! Nereye gidiyorsun?!"
"Benim kardeşimi kimse ağlatamaz Yüsra! O kişi sevdiğinde olsa!" Gücüm yettiği kadar itip "Bi dinle ağabey, durup bir dinle ya!"
"Sen onun yüzünden ağladın mı ağlamadın mı? Az önce söyledin ağlamışsın, dinleyecek bir şey yok."
Dinlemeyeceğini anlayınca bağırarak konuştum "O gün Ali bana beni sevdiğini söyledi. Bende aptallık edip kendime güvenmedim, cesaret edemedim, kabul etmedim. Olmaz dedim, ağabeyim var, ailelerimiz var, dostluğunuza zarar gelir dedim... Ben o gün Ali'yi çok kırdım ağabey, kalbini paramparça ettim. Onun yüzünden değil kendi saçma düşüncelerime ağladım. Onu tamamen kaybetmekten çok korktum." Ağabeyim sessizce dinlerken gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüyordu.
"Hakkari'ye gittiğimde doktor çıkıp başınız sağ olsun dedi. Ben orada öldüğümü hissettim ağabey. Geç kalmıştım her şeye, ona geç kalmıştım." Ben hıçkırarak ağlarken ağabeyim o gün olduğu gibi göğsünde sakladı beni.
"Şşt geçti güzelim. Ali iyi çok şükür, geçti. Ağlama." Ben sakinleşene kadar konuştu, rahatlatmaya çalıştı ağabeyim. Nerede olduğumuzu düşünmüyordu. Düşündüğü tek şey bendim.
"Tamam," diyerek geri çekildim ve yanaklarımı sildim. Ağabeyim alnımdan öperek "Ne dersin iyileşince vurulup seni üzdüğü içinde pataklayayım mı Poyraz'ı?" Hemen hain planlar kurmuştu.
"Ağabey ya! Yapma öyle bir şey!" Omuz silkince "Sakın!" diye uyardım.
"Vurmazsın değil mi?"
"Sen böyle deyince daha fazla şeyler yapasım geliyor. Alışamadım, damarıma basma canım kardeşim. Hadi arabaya."
"Tamam ya." dedim masumca. Ağabeyim ya sabır çekip az önce hışımla indiği yerine oturdu.
"Daha iyi misin?"
"İyiyim." Başka bir şey konuşmadan Ali'nin evinin yolunu tuttuk. Gittiğim yer bile ona aitti. Acaba odasında kalır mıydım yine? Yok ya komşu teyzem misafir odasını verir bu sefer. Neyse evindeyim sonuçta.
Ağabeyimin aklından neler geçiyordu acaba? Umarım kötü şeyler değildir, Amin Allah'ım. Ali'me bir şey yapmasın lütfen.
Eve geldiğimizde arabayı durdurup "İn hadi." dedi ağabeyim.
"Sen gelmiyor musun?"
"Yok, Yiğit'lere geçeceğim."
"Peki, Allah'a emanet ol."
"Sende kardeşim. Selam söyle."
"Tamam ağabey." Arabadan inip bahçe kapısını açtım. Ağabeyimin gittiğini sesten anlayınca telefonumu aldım hemen elime.
Ali'yle olan sohbetimize girip "İyi misin? Ağabeyim biraz sakinleşti ama hâlâ sinirli. Üzerine gitme n'olur. Dikkat et kendine." Yazıp gönderdim. İnşaAllah benim sözümü dinlerdi.
Ali: İyiyim sen nasılsın? Merak etme beni başımın çaresine bakarım.
"Merak ediyorum etmeye de devam edeceğim."
Ali: Neden? Çok mu seviyorsun beni?
"Evet çok seviyorum ama anlatamıyorum galiba?"
Ali: Ben seni hep anlarım be Yüsra'm. Bende seni çok seviyorum.
"İyi." Seviyorum itirafına en güzel(!) karşılık.
Ali: İyi.
Mesajını beğenip çıktım sohbetten. Kalbim hızlı hızlı çarpıyordu. Yüsra'm yazmıştı, küçük baş belası değil. Mesajda bu hale geldiysem gerçekte söylese erir giderdim herhalde. Bende ona içimden Ali'm diyorum. Acaba duysa ne tepki verir?
Telefona sarıldığımı fark etmemiştim bile. Kendi kendime gülüp kapının ziline bastım. Kapıyı Zeynep ablam açınca sarıldık. İçeri geçtim. Banyoda işlerimi hallettikten sonra Zeynep ablam odasına çağırdı.
"Hadi Yüsra anlat her şeyi!" dedi heyecanla "Yusuf ne dedi? Nasıl tepki verdi?" Ellerini ağzına götürüp "Ayy, yoksa abime bir şey yaptı mı?" diye sordu.
"Hayır Zeynep abla sakin ol ya! Kimse kimseye bir şey yapmadı. Ağabeyim çok şaşırdı, dinlemedi önce ama ben devreye girdim. Mecbur dinledi ve Ali'ye "Ailenle mi konuşuyorsun ne yapıyorsan yap!" dedi." Hayatım boyunca ağabeyimin bu sözlerini unutmayacaktım.
"Yaşasın! Düğünümüz var!" Zeynep ablam sevinç nidaları atarken onu susturmaya çalıştım. Sevda teyzem duysa ne yapardım?
"Zeynep abla, bağırmasana Sevda teyze duyacak." Sesini alçaltıp "Eninde sonunda duyacak zaten güzelim. Hem teyze değil anne diyeceksin." diyerek yanağımdan makas aldı. Ben kızarırken kendi gülüyordu.
"Zeynep abla ya!"
"Alışsan iyi olur. Neyse başka ne oldu anlat." Beni utandırmaya devam edeceğini bile bile anlatmaya devam ettim.
(...)
Yazarın anlatımı ile-
Yusuf duyduklarının şoku hâlâ onunlayken arabayı park etti Yiğit'in evinin önünde. İnmeden bekledi bir süre, kendine zaman tanıdı. Ne kadar vakti olsa da idrak edemeyeceğini hissetti.
Kardeşim dediği arkadaşı kardeşine sevdalanmıştı! Olacak iş değildi genç adam için. Ama olmuştu işte. Kardeşi de gönlünü kaptırmıştı Poyraz'a.
Yusuf kardeşlerini çok severdi. Bugüne kadar onları başka bir erkekle düşünmemişti. Sanki hep yanında kalacak gibilerdi. Ama küçük kardeşi aşık olmuştu bile. İki kız kardeşi daha vardı. Bu durumu onlarda da yaşayacak olmak üzdü ve daha da öfkelendirdi Yusuf'u. Olmuyor muydu kardeşleri yanında kalsa? Olmuyordu.
Yüsra'nın ağlayışı geldi gözünün önüne. O günde çok kötü ağlamıştı ama bu daha kötüydü. Yaşadıklarını düşününce neler hissettiğini anladı Yusuf. Sevdiğini kaybetmek... Kardeşi gerçekten kolay şeyler yaşamamıştı. Şimdi aşkına sımsıkı sarılıp ona bile karşı gelmesi bu yüzdendi. Bir kere kaybetmiş olmasındandı. Yüsra, kaybetme korkusunu yaşadıktan sonra asla bırakmazdı Poyraz Ali'yi.
Kaldı ki o da çok korkmuştu arkadaşı için. Kalbinin durduğunu Yiğit'ten öğrenmişti ve çok kötü olmuştu. Bir süre daha düşünerek bekledi. Onlara karşı duramazdı. Yüsra'yı hayatında hiç olmadığı kadar kendinen emin görmüştü Yusuf. Kardeşinin mutluluğu arkadaşındaysa birazcık hırparlardı Poyraz'ı o kadar.
Poyraz Ali giden ağabey-kardeş'in arkasından bakakaldıktan sonra "Hah," dedi hayretle "Gerçekten götürdü kızı." Tek isteği onların karşısında değil yanlarında durmasıydı. Ailenle konuş dediğine göre kabullenmeye başlamıştı Yusuf. Bu kadar çabuk olmasını beklemese de çok şükür dedi.
Küçük baş belasının sözünü dinleyerek yarasına dikkat etti. Ana yola çıktığında taksi çevirdi. Yiğit'in evinin adresini verip yolu izledi.
Vurulmuştu, ölümden dönmüştü. Sevdiği kız aşkını kabul edip gelmişti ona. Şu birkaç günde ne kadar çok şey yaşamıştı. Yusuf'a söylediği için içi rahattı sırada ailelerine anlatmak vardı. Babası çok tepki vermezdi belki ama annesinin tepkisi korkutuyordu Poyraz Ali'yi.
Taksi Yiğit'in evinin önünde durunca ödemeyi yapıp indi. Kapının ziline basıp açılmasını bekledi. Çok geçmeden açıldı kapı.
"Poyraz yaşıyorsun dostum." diyerek sarıldı Yiğit arkadaşına. Poyraz Ali Yiğit'in alaycı tavrıyla sırtına vurarak karşılık verdi.
Ayrıldıklarında eve girdiler. Yiğit içeri geçmeden "Benim bildiğimi söylemedin değil mi Yusuf'a? Şimdilik seni dövemez ama beni pataklar."
"Sen nasıl arkadaşsın Yiğit! Birazda beni düşün be oğlum!"
"Seni düşünüyorum ama kendimide düşünmem lazım."
"Söylemedim ama söyleyeceğim bu saatten sonra Yiğit efendi!"
"Lan söyleme, sakın!" Yüksek sesle arkadaşını uyarırken kapı zili tekrar çaldı. Yiğit kapıyı açınca Yusuf'u gördü.
Arkadaşını "Hoş geldin." diyerek içeri aldı.
Yusuf "Hoş buldum mu göreceğiz Yiğit. Neyi sakın söylemiyorsunuz?"
"Yüsra'yı sevdiğimi Yiğit'in de bildiğini sana söylemiyoruz." Poyraz Ali bombayı attıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi salona geçip koltuğa oturdu. Yiğit başını iki yana salladı öfkeyle bakan arkadaşına karşı "Bende yeni öğrendim sayılır Yusuf'um." Yusuf tabii ki inanmamıştı.
Yiğit kaçacak delik ararken Yusuf gelmeden salona gitti ve koltukların arkasında durdu. Bir yandan da Poyraz Ali'ye söyleniyordu.
"Ulan Poyraz sen bittin! İyileştiken sonra Yusuf'la bende döveceğim seni."
"Aynen kardeşim." Takmadı Yiğit'i.
Yusuf salona koşar adımlarla girdiğinde "Bende Poyraz'a bir şey yapamadığım için üzülüyordum. Birde baktım sen çıktın Yiğit." Genç adam bu sözlerden sonra kaçmaya başladı.
Poyraz Ali evin içinde kovalamaca oynayan arkadaşlarına "Koskoca adamlar oldunuz, yaptığınıza bakın!" diyerek payladı. Çocuk gibi davranıyorlardı. Diğer yandan ise arkadaşlarıyla bir arada olmayı özlemişti üçü de.
Kovalamaca bitip Yusuf Yiğit'i yakalayınca olanlar olmuştu. Sonunda durulan iki arkadaşta soluk soluğa koltuklara attılar bedenlerini. Yiğit Poyraz Ali'ye söyleniyordu hâlâ.
"Arkadaş satmakta bir numara olmayı başardın Poyraz."
"Sende iki numara mısın?" diye sordu Yusuf. Poyraz Ali onu sattıysa Yiğit'te Yusuf'u satmıştı ona göre.
"Ben seni satmadım Yusuf."
"Ama arkamdan iş çevirdiniz."
"Bak Yusuf," diye araya giren Poyraz Ali oldu "Daha öncesinde hiçbir şey olmadı. Ben Yiğit'e söyledim sadece o da bana tepki verdi ama gerçekten sevdiğimi görünce yanımda oldu. Yüsra buraya geldiğinde de ona söyledim ve reddedildim."
"İyi yapmış kardeşim!"
"Öyle değil işte. Fransa'dan Hakkari'ye geldi kardeşin benim için, hatırlatırım."
"Geldi de ne oldu? Travma yaşattın kıza."
"Bilerek mi yaptım?"
"Hayır ama daha dikkatli olmalıydın!"
"Ne yapsaydım lan?! Ben ister miydim Yüsra'nın beni o halde görmesini, acı çekmesini ister miydim hiç? Canımdan çok seviyorum onu." Poyraz Ali arkadaşlarına bunu tüm benliyle hissettirmişti.
"Ne zaman sevdin, ne ara oldu? İnanmak istemiyorum hâlâ." Poyraz Ali Yüsra'ya aşık olduğu günü hatırladı. Çok garip bir andı aynı zamanda da hiç olmadığı kadar huzurlu hissetmişti kendini.
"Fransa'ya seni görmeye gitmiştim."
"Evet."
"O gün siz Yüsra'yı kurstan almayı unutmuştunuz ben geldim diye. Eve geldiğinde dışarıda yağmur yağmıştı. Yüsra'da ıslanmaktan nefret ettiği için sinirle salona girmişti ve size söylenmekle meşguldü. Ben orada aşık oldum işte." Yusuf sorduğuna pişman oldu.
"Birde anlatıyorsun ya! Ağabeyiyim ben o kızın az utanman olsun."
"Sordun anlattım."
"Anlatma Poyraz anlatma."
"Tamam." Sessizlik oluşunca "Ne olacak şimdi?" diye sordu Yiğit.
"Bir şey olmayacak." dedi Yusuf.
"Ailelerle konuşacağız." dedi Poyraz Ali de.
"Konuşun ama çokta umutlanma."
"O ne demek şimdi?"
"Babamın kabul edeceğini mi sanıyorsun?"
"Erdem amca beni çok sever. Neden kabul etmesin ki?" Poyraz Ali kabul edeceğini düşünüyordu.
"Kızını sevdiğini duyunca seni sevmeye devam edecek mi acaba? Hem Yüsra küçük daha, konuşulur kapanır."
"Kapanacak bir şey yok Yusuf. Seninde anladığın üzere biz birbirimizi seviyoruz. Allah'ın izniyle ailelerimizde yanımızda olacak. Sende." Kimseyi karşısına almak istemiyordu.
"Bakacağız."
"İyi." Konuşma bitince Poyraz Ali'den nasıl yaralandığını anlatmasını istediler. Başta sussa da iki inatçı arkadaşı konuşturdu onu.
(...)
Uzun zamandan sonra selamün aleyküm herkese...
Nasılsınız?
Umarım beğenmişsinizdir. Yazım yanlışım varsa affola.
Bölüm kısaydı biliyorum, geçiş bölümü olarak düşünün lütfen. Söz verdiğim için geldi bu bölümde. Devamı BEDEL kitabımı final verince gelecek. O zaman tamamen odaklanacağım ve daha güzel bölümler çıkarıp final vereceğim inşaAllah. Sabrınız için teşekkür ederim.
En sevdiğiniz sahne 👉🏻
Bölümü hangi emojilerle anlatırdınız 👉🏻
Yüsra?
Poyraz Ali?
Yusuf?
Yiğit?
Zeynep?
OY VERİP YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN LÜTFEN!!!
SATIR ARALARI BOŞ KALMASIN!!!
SEVİLİYORSUNUZ💙...
İnstagram: gizemli_yazardemir0
Bölümü P.A.T sözleriyle kapatmak istiyorum. 'Yüsra'yı sevdiğimi bildiğini sana söylemiyoruz.' Tekerleme yaptı adam. Yazarken çok hoşuma gitti de:))
Selam ve dua ile...
Hepinizi Allah'a emanet ediyorum❤️🌼...
Gizemliyazardemir0
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |