
Barış'tan...
Sabahın köründe kıza istek attım. Ya yanlış anlarsa? Neyse bununla kafamı dolduramam.
Tesislere girmiştim. Sanırım bugün ilk ben gelmiştim. Soyunma odasına çantamı bırakıp antrenman sahasına gittim. Etrafa bakıyordum taa ki onu görene kadar. Bu Selindi. Ona karşı kendimi nedensizce suçlu ve mahcup hissediyorum. Onu gerçekten özlemiştim. Geçen sene yaşananlara rağmen bana kötü davranmıyorum. Bu beni daha çok suçlu hissettiriyor.
Yanına gitmek istedim ancak o diğer kapıdan içeri girdi. Muhtemelen geldiğimide gördü. Bana geçen sene dediği şey aklıma geldi. "Benim için sihirli bir isimsin. Her duyduğumda mutlu olduğum, ister istemez tebessüm ettiren bir isim." Şuan aynı şey benim içinde geçerli. Selin benim için sihirli. Ama ben farklı şeylerde hissediyorum. Suçluluk duygusu gibi...
Selinden..
Barışı gördüğüm gibi içeri girdim. Tam onu düşünürken gelmesi garip hissettirdi. Tesadüflerin arkası kesilmiyor.
Odama geçtim. Levent Bey henüz gelmemişti. Bu aralar sürekli konuşuyorduk. Sürekli mesaj atıyordu. Masamın yanındaki camdan dışarı baktığımda diğer oyuncularında yavaştan geldiğini gördüm. Fazla oyalanmadan çevirilecek belgelerle ilgilendim.
Öğle Arasında...
Levent Beyle öğle yemeğine iniyorduk. Masaya oturduğumda yanıma oturdu. Hem sohbet edip hemde yemek yiyorduk.
Yemek bittikten sonra Osimhenle fotoğraf çektiren biri vardı. Biraz yaklaşıp baktığımda onun eski sevgilim olduğunu gördüm. Tipine tükürdüğüm! Buraya nasıl geldi bu ya. Beni farkedince iğrenç gülümsemesiyle yanıma doğru geldiğini gördüm. Hızla arkamı dönüp odama çıktım. Gerçekten inanmıyorum nasıl girdi buraya. Beni en yakın arkadaşımla aldatan pislik herif. Kapım çaldı.
"Kim o?" Dedim
"Sizi ziyarete gelen biri var Selin hanım." Dedi görevli. Kapıyı açtığımda karşımda Fırat yani eski sevgilim vardı.
"Selin-"
"Fırat lütfen git" dedim dişlerimi sıkarak.
"Sadece konuşmaya çalışıyorum" dedi. İçeri girdi.
"Ağzımı bozdurmadan git Fırat"
"Gitmezsem küfür mü edeceksin? Umurumda değil. Sadece konuşacağım"
"Ne diyeceksen de ve git"
"Seni aldattığını için çok pişmanım" Dedi. 1 yıl oldu dediği şeye bak. Kafayı yemiş galiba. Daha geçen gün Buseyle birlikteydi.
"Fırat. Aptal mısın sen? Ayrılalı bir yıldı oldu yüzsüz!"
"Ah, Selin. Pişman oldum diyorum kızım!" Diye bağırdı. Geri adım attım. Ama üstüme doğru yürüyordu. Beni duvarın arasına sıkıştırdığı gibi kapı açılmıştı. Gelen kişi... Gelen kişiler Barış ve Levent Beydi. Fırat tekmeyi bastığım gibi yanlarına koştum.
"PİSLİK HERİF!"Diye bağırdım.
Barış ve Levet bey sinirle fıratın yanına gitti. Asıl kaos şimdi başlıyordu.
"Oğlun sen hayırdır lan!?" Dedi Barış. Hiç beklemediğim bir anda üstüne yürüdü.
"Defol git aptal or-" devamını getirmedi Barış. Leventte yanında bekliyordu. Fırat hızlıca gitti. Benden Barış ve Leventin yanına gittim.
"Size ne kadar teşekkür etsem az"
"Önemli değil." Dedi ikisi aynı anda. Tamam bu şoku atlattım. Ama anlamadığım şey şu. Barış neden burada?
"Şey Selin. Bu akşam yemeğe gidelim mi?" Dedi Levent Bey.
Barış'tan...
Selin'i bu akşam evimdeki partiye davet edecektim ama Levent daha hızlı davrandı. Aslında bu partiyi Selinle eskisi gibi olmak için davet edecektim ama o gelemeyecek muhtemelen.
Hızlıca odadan çıktım. Levente fena uyuz oldum.
Selinden...
"Tabii benim için uygun" dedim. Bunu derken Barışın hızla çıktığını farkettim.
Antrenman bitişi Barışın yanına gittim.
"Barış?"
"Efendim Selin"
"Bugün neden odaya gelmiştin? Yani genelde oyuncular gelmez ondan sordum."
"Ben şey diyecektim. Bu akşam parti veriyordum. Senide davet edecektim. Ama levent Bey daha hızlı davrandı" diyip güldü. Bende güldüm.
"Başka zaman" dedim.
Akşam Yemeğinde...
Geleli yarım saati geçti ama hala Levent Bey yoktu. Tam bunları düşünürken masaya geldi.
"Beklettim için üzgünüm."
"Sorun değil"
"Çok güzel olmuşsun" dedi.
"Teşekkürler. Sizde iyi gözüküyorsunuz" dedim. Ne diyeceğimi bilemedim. Biraz sohbetten sonra yiyecekler geldi.
"Artık sizli bizli konuşmayalım."
"Ne? Ah peki"
"Asıl buraya seni davet etme amacıma geleyim. Biliyorum her şey çok hızlı ama..."
"Ama?"
"Ben seninle evlenmek istiyorum." Dedi. Yemek boğazımda kaldı. Ve gülmemek için zor tutuyorum kendimi.
"Pardon?"
"Evet benimle evlenir misin"
"Hayır" dedim. Baya net konuştum. Ama levente karşı arkadaşlık bile hissetmiyorum. İş arkadaşımız sadece.
"Lütfen. Yeterince yakışıklıy-"
"Sence önemli olan bu mu? Kusura bakma ben evliliği bırak seninle sevgili bile olmam." Dedim
"Çok şey kaybedeceksin"
"Ne kaybediyorsam kaybedeyim ama sana karşı küçücük bile bir hissim yok."dediğim gibi kalktım. Hesabıda BEN ödeyip mekandan çıktım. Güle güle gidiyordum. Kusura bakmayın komik bir olay. Kimseye muhtaç değilim. Yunusu arayıp Barışın evinin konumunu istedim. Ayrıca ona haber verme dedim.
Barıştan...
Parti güzeldi ancak ben mutlu sayılmazdım. O levent yüzündendi hepsi. Kapı çaldı. Kimin geldiğini bilmiyorum. Kapıyı açtığımda onunla göz göze geldim. Donup kalmıştım resmen. Onu burda beklemiyordum. Ya yemek erken bitti ya da onunla yemeğe gitmedi.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |