18. Bölüm
Gülçin Yıldırım / TUTSAK / BİR ÇİFT GÖZ

BİR ÇİFT GÖZ

Gülçin Yıldırım
gulcinyildirim06

Kader ne tuhaf birşey değil mi ? Cefasını çeker sonra sefasını sürerim dediğiniz hayat sizi ne noktalara getiriyor oysa bir noktadan sonra mutlu olmamız gerekiyor öyle değil mi ?

Ama bizler sanki acı çekmek için yaratılmış gibiydik,yanlışlarımız yalnızlığımıza neden oldu ve çektiğimiz cefa yıllar süren mücadelemizin sonunda mutlu olmamıza yetmedi.

Gökyüzünde yaşayan milyonlarca varlıktan sadece binlercesiydik ama sayımızın az olması günahlarımız olduğu gerçeğini değiştirmedi..Yaptıklarımızın,hatalarımızın,en büyük günahlarımızın bedelini ödemek için gönderildik Yeryüzüne..

Her günahımız için farklı bir kehanet vardı..Vampirlerin,Meleklerin,Cadıların ve Perilerin hatta Melezlerin bile her günahı için ayrı ayrı kehanetleri vardır. Biz hangi hagi günahımızın bedelini ödüyorduk peki ? Kim ne yapmıştı bu denli acı çekicek ? Kim ne yapmıştı da hepimiz okadar bedel ödemek zorunda kalıyorduk ? Neden ? Diye haykırmak istediğiniz oldu mu hiç ? Bizim haykırışlarımız hiç duyulmadı..

Ne zaman gülsem bedelini ödüyorum dediğiniz oldu mu hiç ? Bizim oldu.Acı çekerken bitsin artık diye yalvardığınız oldu mu hiç ? Biz her günü böyle geçirdik ve en kötü yanı ne biliyormusun ?

Geçmedi..

Deniz'den..

Gözlerim açtığımda gördüğüm tek şey normal olan hayatımdı sanki hiçbirşey yaşanmamış ben onca acıyı hiç çekmemiştim..

Arey gözlerime dolu dolu gözlerle bakarken sebebini anlamıyordum ama hiçbirşey hissetmiyordum...

Öfke dışında.

"İyimisin Deniz ?"

"Mükemmelim.."

"Öfkeyi hissediyormusun ? Nefreti ? Kini ?"

"Dibine kadar"

"Mutluluk ?"

"Çocukluğumda kaldı"

"Huzur ?"

"Geçmişte kaldı."

"Neşe ?"

"Kaybettim"

"Arzu ?"

"Sadece intikam için."

"Korktuğum başıma geldi Tanrılar Aşkına bu günahımın bedeli ?" Diye bağırıyordu Arey. Neolduğunu anlamıyordum ben çok iyi hissediyordum evet daha doğrusu düzeltmem gerekirse birşey hissetmiyordum.

Ama ne önemi vardı ki ?

Arey'e göz kırptıktan sonra gözünün önünden kaybolup gittim..

Pelin'lerin evinin kapısına gittim ve kapıyı çaldım. Pelin kapıyı açtığında beni gördüğüne şaşırmış bir ifadeyle bakıyordu. "İçeri davet etmeyecekmisin ?" Gözlerine bakarken tek gördüğüm ihanetti ama ben sustum. "Tabi,geç" dedi ve beni içeri davet etti..Yapmaması gereken yanlışı tamda beklediğim gibi yapmıştı. Odasına geçtim gecenin bir vakti olduğu için evde ki herkes uyuyordu. Yatağına uzandım ve onun yanıma uzanmasını bekledim. Önce karanlıkta duvara yaslandı ve beni izledi. Sustu,öylece durdu,beyninin içinde neden diye bağırdığına yemin edebilirdim..

"Gelecek misin ?" Dememle gözlerime baktı ve kapıyı kapatıp yanıma uzandı. Tek bir kelime etmedi,tekmelemedi,tokat atmadı..İşine geliyordu susmak birinin ona ilgi göstermesi yetiyordu tabi ki..O buydu..Bu bir kabus değildi..Gözlerime bir kez baktı ve bana sırtını döndü..

Bana ilk sırtını dönüşü değildi ama bu kadını vicdanı affetmeliydi ben değil.

Ben affedemezdim..

Belinden sarıldım,kollarımın arasına aldım Pelin'i ve sustum nefes alışverişini duyduğum an nefretim artıyordu sanki..

Ama nefret değildi bu içimden

"Seni Tanrı Affetsin,Cezanı bulucaksın." Dedim ve gözlerimi kapattım. O an ona değil de bir başkasına sarılıyormuşçasına sarıldım. Aksi takdir de ona sarılmak iyi hissettirmezdi ve benim şuan birine sarılmaya ihtiyacım vardı. Hislerim sadece olumsuz değil ihtiyaçlarım üzerine de kuruluydu..

Gece'den..

Gözlerimi açtığımda karşımda elinde bir silahlı bir adam karşımda duruyordu.Gözleri kan çanağı gibiydi,korkutucu görünüyordu..

"Ne istiyorsun ?" Dedim fısıltıyla. Kaya karşımda ki kanepede uyuyordu. Uyanmaması gerekiyordu. Karşımda duran adam gülümseyerek bir el ateş etti ve kurşun tavandan yere sekti. Kulaklarımı kapattım önce ve ben kulaklarımı kapatırken bana arkasını dönüp Kaya'ya adım adım yaklaştı.

"Sakın" dememle Kaya'nın önüne geçmem an meselesi olmuştu.

"Aptal olma o seni bin kez öldürür" dedi karşımda duran adam. Umrumda değildi benim olduğum yerde kimse bir zamanlar aşık olduğum birine zarar veremezdi,Kaya'nın mırıldanmasını duymuştum.

Uyanıyordu..

"Seni vurayım ozaman,benim işim tetikçilik sonuçta,sen veya o benim için fark etmez. İkinizden biri burda geberip gidiceksiniz."

Bir el ateş etmesiyle kurşun sağ göğsüme isabet etmiş ve adam kaybolmuştu. Gözlerimin önünde kaybolmuştu evet işte bukadar basitti. Acıdan yere çöküp dişlerimi sıktım. Kaya gözlerime ne halt ettin sen der gibi bakıyordu.

Evet işte bukadar aptaldım ! Lanet olsun ki bukadar aptaldım ben onu kurşuna dizebilecek kadar öfkeliydim ama bu öfke ona atılan kurşunun önüne geçmeme engel olmuyordu bukadar aptaldım evet !

"Niye her atılan kurşunun önüne geçiyorsun sen aptalmısın ?"gözlerime yeşil gözleriyle bakarken bu insani davranışı gözlerimi yaşartıyordu.. Gülmemeliydim ama gülüyordum..

"Ağlanacak haline gülüyorsun ? Neyapacağız biz şimdi ?" Dedi ve öfkeli bakışlarını gözlerimden kaçırmadan yerden kaldırıp kanepeye uzanmamı sağladı.

"Üstüne kan bulaşmış."

"Delirmişsin sen ya yemin ederim aptalsın bak şerefsizim aptalsın sen !"

Neye bukadar öfkelenmişti ? Aklını okumalıydım ama okuyamıyordum.Burda insan formundayken güçlerimiz işe yaramıyordu..

"Küçük bir mermi sadece" dedim gülümseyerek ve ekledim " Ölmemi istiyordun senin elinden olmadı ama senin için olur en fazla sende Yeryüzüne döndüğünde beni böyle yad eder sevinirsin fena mı ?"

"Aklını mı kaçırdın ? Sınavmısın sen bana ?"

"Kurşunu çıkarmayacaksan birşey söylemek istiyorum İblis."

Sustu,gözlerime baktı. Kan bulaşmıştı üstünde ki cekete,öfkeli hallerini biliyordum ve bu onlardan biri değildi bu yüzünde gördüğüm saf çaresizlik di..

"Çıkarmayacaksın anlaşılan. Söyleyeyim ozaman."

"Sus Gece" dedi ve evin içini aramaya başladı. Birkaç şey bulunca yanıma oturup kolumda ki kurşunu çıkarmak için gerekli malzemeleri masaya dizdi ve "Sık dişini.." derken gözlerime bakıp kurşunu çıkarmak için işlem yapmaya başladı..

"Ölmemi istemiyormuydun ?"

"Böyle değil,böylesi adil değil." Acıdan ne diyeceğimi ve neyapacağımı bilmiyorken sustum. Gözlerine baktım ve gerçekten o an ölmeyi diledim..Bir insandan hem nefret edip hemde o insana hem zaaflı kalmak..

Evet bu en kötüsüydü.İblis bile olsa birine zaaf'lı kalınmamalıydı yada kalın en fazla ne olabilir ki diye sormayın..

Bedenen ölmesenizde ruhen ölürsünüz..

Birini sevmek bazen yaşatmaz,öldürür..

Kurşunu çıkartıp gözüme sokmak istercesine bana bana gösteriyordu.

"Dalga geçme vaktin gelmiş." Dedim gülerek. "Bu mermi biraz daha büyük olsaydı en azından benimki kadar filan kesin ölmüştün." Gözlerime bakıp kahkaha atarak söylüyordu evet bu adamın asla bir ayarı yoktu. Adam mı demiştim ben pardon İBLİS !

"Pis insan." Gülerek söylediğim kelimeye ben bile şaşırmıştım normalde küfür etmem gerekiyordu.

"Kaka insan da diycen mi ?" Dedi gülümseyip burnunu burnuma sürterek. Bir elinde hala mermiyi tutuyordu. Daha traji komik bir durumda olamazdık sanırım.

"Senin canın küfür mü istiyor ?" Dedim istemsiz gülerek ama canımın yandığı yüz ifademden belli oluyordu. "Bak dikiş atmam he." Derken hala geçiyordu benimle. "Bayılıcam acıdan zaten narkozlu işlem yapmıyorsun sonuçta abartmasan mı ?" Ciddi bir ifadeyle söylediğim cümleye gülümseyip dikiş atmak için materyalleri alıp devam etti. Gözlerime bakamıyordu çünkü acı çektiğim fazlasıyla belli oluyordu.. Nezaman canımın yandığını anlasa gözlerini kaçırırdı..

Hep öyle yapardı..

Arey'den..

Gece ve Kaya'yı oturup izlerken Gece'nin saflığına mı üzülmeliydim yoksa bu bakışların canımı sıkmasına rağmen hala kinimin geçmemesine mi ?

"Sen hala onları neden çıkartmıyorsun ?" Fikret'in sesi kulaklarımda yankılanır gibi olmuştu. Arkamı döndüğümde Fikret karşımdaydı,aynayı örtüp gözlerine baktım. "Eğer onları şuan çıkartmayı denersem sadece birini çıkarabilirim ve şuan birbirlerine ihtiyaçları var. En azından Gece'in birinin onun yanında olmasına ihtiyacı var ha illede çıkart diyorsan birini önce birinide on saat sonra çıkartabilirim." Dedim ve Fikret'in tepki vermesini bekledim. "Çıkart !" Ege yükselmese gıkımı çıkarmayacaktım ama madem öyle istiyorlardı..Kimse yalnızlıktan ölmezdi..

Ayna'nın üstünde ki örtüyü açtım ve sözcükleri söylemeye başladım. Evren kapıları açılıyordu önce sesimi duyurmam gerekiyordu.

"Kaya!"

"Gece !"

Sesimi duymuşlar etrafa bakınıyorlardı. Gece Kanepede uzanmış etrafa bakıyordu öylece bayılmak üzereydi..

"İkinizden birisi acilen Ayna'dan geçsin şuan sadece birinizi alabilirmiyim bir dakikanız var !"

"Kalkıp gitmen gerekiyor Gece" Gözlerine bakıp omzunu sıvazladı ve " Git" der gibi gözlerine bakıp gözlerini kapattı.. "Dikişler bitti bak hadi çıkman gerekiyor !" Kaya hüzünle bağırırken Gece bayılmıştı.

Kaya Gece'nin üstünü örttü ve kapıyı kapatıp çıktı. Ayna'dan geçmeden arkasına dönüp baktı sanki evine bakar gibi ve aynadan geçti..

"Nasıl oldu da önce sen çıktın ?" Ege'nin sözlerine takılmadı ve bana baktı. "Lütfen o orda kalmayacak de bana ?" Gözlerime okadar çaresiz bakıyordu ki bu soruyu sorarken..

"Kalmayacak,gidebilirsin." Dedim ve omzuma elini koyup bir anda gitti..

Öylece gitti..

"Nasıl oldu bu ?"

"Bilmiyorum." Dedim Fikret'e bilseydi şuan kafayı yerdi..

Büyü okadar zorlayıcı oluyordu ki bazen,öyle zorluyordu ki..Aynalar,Ritüeller,Dolunay Geceleri,Cadı Ain'leri ve saçma sapan Kehanetler..Cadılar için hayat bazen daha zorlayıcı olabiliyordu..

Eğer bir cadıysanız bilmeniz gerekir..

Aynalar lanetlidir..

Herkesi gönderdim ve odaklanmaya çalıştım. Saatlerce oturdum aynanın karşısında her saat başı aynı büyüyü deniyordum Gece'yi çıkartmam gerekiyordu ve Ayılmak üzereydi o acıyla yalnız kalması iyi olmazdı.

Denedim,denedim,denedim.. Defalarca denedim ama olmadı. Gece'nin uyandığını görebiliyordum kanepede doğruldu ve gözlerini etrafta gezdirdi..

Kendi kendine birşeyler mırıldandı önce,gözlerinden bir damla yaş süzülürken kendine sarıldı..

Evet insan bazen kendine sarılacak kadar çaresiz olabiliyordu..

Bazen kimseye sarılamadığınız da yada sarılacak kimseniz olmadığında kendinize sarılırsınız..

Onu öyle görünce gözlerim dolmuş,görüntü bulanıklaşmıştı.

Denedim..Sözcükleri söyledim tekrar tekrar ama bu sefer daha büyük bir haykırışla söyler gibi tekrar ettim mumlar eşliğinde gereken her sözcüğü 13.000 kez tekrar ettim ve sonunda olmuştu.. Seslendim,ona çıkmasını söyledim ! Önce ağır ağır kanepeden doğruldu emin olamıyordu belki rüya gördüğünü zannediyordu. Beklediği her saniye aleyhine işliyordu..

Aslında gerçek hayatta da böyledir bazen bir saniye fazla düşünmek bile hayatınıza mahal olabilir..

Ayna'nın karşına gelirken okadar ağır adımlarla geliyordu ki bayılmak üzereydi acıdan. Ben burda çaresizlikten geberip gidicektim oda orda acıdan geberip gidecekti ! Hayat böyleydi işte hepimiz bir köşede geberip gidiyorduk !

Aynaya dokundu sağ eliyle..

 

 

 

 

 

Bölüm : 20.11.2025 09:00 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...